TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SAY İNŞAAT SAN. PAZ. VE TİC. A.Ş BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/3538)
Karar Tarihi: 1/2/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Say İnşaat San. Paz. ve Tic. A.Ş.
Temsilcisi
:
Sabri YİĞİT
Vekili
:
Av. Önder YİĞİT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sermaye şirketi olan başvurucuya ait taşınmazpayının kamulaştırma bedelinin Katma Değer Vergisi (KDV) dikkate alınmadanbelirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 14/3/2014 tarihinde İstanbul 16. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 29/12/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/1/2016 tarihli yazısında, AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdaki görüşlerine atfen başvuruhakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. İstanbul ili Pendik ilçesi Kurtdoğmuşköyü 1035 parsel sayılı taşınmazın 761/2400 payı tapuda başvurucu adına kayıtlıiken İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresince (İSKİ) bu taşınmazın Ömerli Barajımutlak koruma alanı ve su havzasında kalması nedeniyle 22/12/2010 tarihindekamulaştırılmasına karar verilmiştir.
8. İSKİ tarafından uzlaşma amacıyla başvurucuya 19/1/2011tarihinde taahhütlü olarak ihtarname gönderilmiş, başvurucu tarafındanihtarnameye herhangi bir cevap verilmemesi üzerine İSKİ, başvurucu aleyhinePendik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 13/1/2012 tarihindekamulaştırmabedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır.
9. Mahkemece dava konusu taşınmazın başında uzman bilirkişikuruluyla birlikte 24/5/2012 tarihinde keşif yapılmış, bilirkişi kurulundan6/6/2012 tarihli rapor ve 3/7/2012 tarihli ek rapor aldırılmıştır. Bilirkişikurulu; arazi niteliğinde kabul edilmesi gerektiği belirtilen dava konusutaşınmazın kamulaştırma bedelinin, net gelir yöntemine göre 36.385.761,47 TLolarak hesaplandığını bildirmiştir. Başvurucu vekili 10/7/2012 tarihli üçüncüoturumda başvurucu davalı şirketin KDV yükümlülüğünün olduğunu belirterek buyükümlülüğün dikkate alınarak %18 KDV ilavesi ile kamulaştırma bedelinintespitine karar verilmesini talep etmiştir.
10. Mahkeme 12/10/2012 tarihli ve E.2012/24, K.2012/630 sayılıkararıyla kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasının kabulüne; KDV'yeilişkin talep dikkate alınmadan kamulaştırma bedelinin 36.385.761,47 TL olaraktespitine, bloke edilen bu bedelin davalıya ödenmesi için banka müdürlüğüne,dava konusu taşınmazdaki davalı payının iptali ile davacı adına tescili için detapu müdürlüğüne yazı yazılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgilikısımları şöyledir:
"... Gerekli ilanlar yapılmış,yapılan keşifte Kurtdoğmuş köyü sınırlarıiçeresinde kalan taşınmazın İBB mücavir alanı kapsamında kalmasına rağmen,yerleşim yerlerine olan uzaklığı, çevresi dahilyapılaşmanın bulunmayışı,ulaşım ve alt yapıhizmetleri ve fiili kullanım şekli dikkate alındığında tarım arazisi olduğu anlaşılmıştır.Bu nedenle ekilebilir ürün geleri yöntemi uygulanarak değer tespiti yolunagidilmiştir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun11.maddesinin üçüncü fıkrasında(f) bendi uyarınca;tarımarazisi niteliğindeki taşınmazın mevki ve şartlarına göre ve olduğu gibikullanılması halinde ekilecek ürünler ve münavebeye alınan bu ürünlerin eldeedilmesi için yapılacak harcamalar gözönünde tutularak,net gelirin hesaplanması ve bilimsel yolladeğerinin bulunması ,bedel tespitinde etkisi olan diğer objektif ölçülerdedikkate alınarak maddesinin (i) bendi uyarınca her unsurun gerekçeleri vedeğere katkı oranları ayrı ayrı belirtilip gösterilmek suretiyle kamulaştırmakarşılığının tespit edilmesi gerekir.
Yapılan keşifte taşınmazın fiilen sulanmadığı,bu şekli ile susuzarazi vasfında olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan keşif sonrası sunulan bilirkişiraporuna göre; kamulaştırılan yerin metrekare değeri 85,90 TL; kamulaştırmanedeniyle toplam ödenmesi gereken miktar ise 36.385.761,47 TL olup bilirkişikurulunun tespit ettiği bu bedel hakkaniyete uygun kabul edilerek tespit edilenkamulaştırma bedelinin ilanda yazılı bankaya depo edilerek makbuzunu ibrazetmesi için davacı vekiline yasadaön görülen süreler verilmiş,davacı vekili de tespit edilen kamulaştırmabedelini depo ederek banka dekontunu dosyaya ibraz etmiştir.
Hal böyle olunca 2942 sayılı [Kanun'un] 10.maddesinde ön görülen koşullar davacı yararına gerçekleşmiş olduğundan davanınkabulü ile dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin 36.385.761,47 TL olarak tespitine ve dava konusu taşınmazın tapu kaydınıniptali ile davacı kurum adına tesciline karar verilmesi gerekmiştir."
11. Başvurucu 7/12/2012 tarihinde, İSKİ adına alacak miktarıolarak 30.835.391,08 TL ve bu alacak üzerinden % 18KDV olarak hesaplanan 5.550.370,39 TL olmak üzere toplam 36.385.761,49 TLtutarında bir fatura düzenlemiştir. Başvurucu ayrıca bu faturaya dayalı olarak24/1/2013 tarihinde Halkalı Vergi Dairesine verilmek üzere KDV beyannamesidüzenlemiştir. Bununla birlikte başvuru formu ve eklerinde, bu KDV tutarınınödendiğine dair herhangi bir belge ise ibraz edilmemiştir.
12. Taraflarca temyiz edilen hüküm Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin13/5/2013 tarihli ve E.2013/4266, K.2013/9254 sayılı ilamıyla faiz yönündendüzeltilerek onanmıştır. İlamın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Arazi niteliğindeki taşınmaza gelirmetodu esas alınarak değer biçilmesinde ve tespit edilen bedelin blokeettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine kararverilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu nedenledavacı idare vekilinin tüm, davalının ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalansair temyiz itirazları yerinde değildir...
Gerekçelikararın hüküm fıkrasının 2. bendinin sonuna (tespit edilenbedele14.05.2012 tarihinden ilk karar tarihi olan 12.10.2012 gününe kadar yasal faizişletilmesine) ibaresinin eklenmesine,
Hükmünböylece düzeltilerek onanmasına [karar verildi.]"
13. Taraflar karar düzeltme talebinde bulunmuşlar, aynı Dairenin14/1/2014 tarihli ve E.2013/17776, K.2014/303 sayılı ilamıyla; "dosyada bulunan kanıt ve belgelere, Yargıtaykararında yazılı gerekçelere göre karar düzeltme [isteklerinin] HUMK'un 440.maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirineuymadığı" gerekçesiyle karar düzeltme taleplerinin reddinekarar verilmiştir.
14. Nihai karar başvurucu vekiline 17/2/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 14/3/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun "Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti vetaşınmaz malın idare adına tescili" kenar başlıklı 10.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare,7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8inci madde uyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgive belgeleri bir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukukmahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle,bu bedelin, peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göreyapılmış ise taksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline kararverilmesini ister."
17. 2942 sayılı Kanun'un"Kamulaştırma bedelinin tespiti esasları" kenar başlıklı11. maddesi şöyledir:
“15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu,kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ilebirlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz malveya kaynağın;
a)Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü.
c) Kıymetini ektileyebilecekbütün nitelik ve unsarlarını ve her unsurun ayrı ayrıdeğerini,
d)Varsa vergi beyanını,
e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağınmevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılması halinde getireceği netgelirini.
g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden öncekiözel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, resmi birim fiyatları ve yapımaliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı) Bedelin tespitinde etkili olacak diğerobjektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün buunsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını dadikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmazmalın değerini tespit ederler.
...”
18. 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer VergisiKanunu'nun "Verginin konusunu teşkileden işlemler" kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Türkiye'de yapılan aşağıdaki işlemlerkatma değer vergisine tabidir:
1.Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslimve hizmetler,
..."
19. 3065 sayılı Kanun'un"Teslim" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"1. Teslim, bir mal üzerindeki tasarrufhakkının malik veya onun adına hareket edenlerce, alıcıya veya adına hareketedenlere devredilmesidir. Bir malın alıcı veya onun adına hareket edenleringösterdiği yere veya kişilere tevdii teslim hükmündedir. Malın alıcıya veyaonun adına hareket edenlere gönderilmesi halinde, malın nakliyesininbaşlatılması veya nakliyeci veya sürücüye tevdi edilmesi de mal teslimidir.
..."
20. 3065 sayılı Kanun'un "Mükellef"kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
"1. Katma Değer Vergisinin Mükellefi:
a) Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde buişleri yapanlar,
..."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, sermaye şirketi olarak KDV yükümlüsü olduğu hâldeKDV tutarının eklenmemesi suretiyle kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiğiniifade ederek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Başvurucu ayrıca, kamulaştırılan taşınmazın gerçek kişiniteliğindeki diğer paydaşından KDV alınmadığı hâlde şirket olması nedeniylefarklı muamele yapılarak tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden KDV ödemekzorunda kalması nedeniyle eşitlik ile vergi yükünün adaletli ve dengelidağılımı ilkelerinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
24. Başvurucunun diğer bir ihlal iddiası ise kamulaştırmabedeline KDV tutarının eklenmesine yönelik itirazlarının derece mahkemelerincegerekçesiz olarak reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkindir.
25. Başvurucu, ihlallerin tespitini ve yapılan kamulaştırmaneticesinde KDV bedeli olarak eksik ödendiğini belirttiği 6.549.437 TLtutarındaki tazminatın kamulaştırma kararı tarihinden itibaren işleyecek enyüksek reeskont faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi taleplerindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
26. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B.No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
27. Başvurucu her ne kadar eşitlik ile vergi yükünün adaletli vedengeli dağılımı ilkelerinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmekte ise de kamulaştırma bedeline KDV tutarının eklenmemesine yönelikşikâyeti esas itibarıyla mülkiyet hakkının ihlali iddiası ile ilgili olduğundanbaşvurucunun belirtilen şikâyetleri mülkiyet hakkı kapsamında incelenecektir.
28. Başvurucu, sermaye şirketi olması nedeniyle mal alım vesatımlarında KDV ödemekle yükümlü olduğunu, ancak kamulaştırma bedelinintespiti ve tescil davasında hükmedilen kamulaştırma bedelinin KDV tutarıeklenmeden belirlendiğini ifade etmiştir. Başvurucuya göre taşınmazın gerçekkişi olan diğer paydaşının KDV tutarından sorumlu tutulmamasına karşınkendilerinin, KDV ödemek zorunda kalması önemli ölçüde zarara uğramalarınaneden olmuştur. Başvurucu bu nedenle taşınmazdaki payının kamulaştırılmasıüzerine tarafına ödenmesi gereken taşınmazın gerçek değerine kavuşamadığınıbelirterek, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Bakanlık tarafından benzer şikâyetlerde daha önce görüşbildirilmiş olduğu ve somut başvuru bakımından farklı bir durumun olmadığıgerekçesiyle başvuru hakkında bir görüş bildirmemiştir.
30. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmışöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
31. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
32. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadanönce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanundaöngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmişolması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derecemahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunuzorunlu kılar (Necati Gündüz ve RecepGündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, § 26).
33. Ancak, belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru yollarıibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansısunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkilibaşvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarınıtüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kuralauyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınmasıesastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarınınvarlığının değil, aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucununkişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bunedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasındabeklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleridikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).
34. Başvuru konusu olayda, başvurucu adına kayıtlı taşınmazpayının kamulaştırılması kapsamında, 2942 sayılı Kanun'un 8. maddesinde öngörülensatın alma usulünün başarılı olmaması nedeniyle İSKİ tarafından Pendik 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde 13/1/2012 tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti vetescil davası açılmıştır. Mahkemenin 12/10/2012 tarihli kararı ile dava kabuledilmiş ve davaya konu taşınmazın başında yapılan keşif sonucu uzman bilirkişikurulunca verilen raporlar hükme esas alınarak kamulaştırma bedeli36.385.761,47 TL olarak belirlenmiştir. Temyiz edilen karar Yargıtay 5. HukukDairesince 13/5/2013 tarihinde onanmış ve karar düzeltme istemleri de aynıDairenin 14/1/2014 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.
35. 2942 sayılı Kanun'un 10. ve 11. maddelerinde bir taşınmazınkamulaştırılması ve bu kamulaştırmanın satın alma usulü ilegerçekleştirilememesi hâlinde uyuşmazlığın yargıya taşınacağı hüküm altınaalınmış, asliye hukuk mahkemelerinin görevli kılındığı bu yargılama sürecindeuygulanacak usule ilişkin kurallar ile kamulaştırmaya konu taşınmazın bedelininbelirlenmesine yönelik yöntem ve işlemler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kamulaştırmabedeli, miktar itibariyla belirli bir tatminsağladığı ve taşınmazın kabul edilen durumuna göre makul seviyede olduğusürece, Anayasa Mahkemesinin tazminat miktarlarının belirlenmesi konusundayerel mahkemenin takdir yetkisine müdahalesinin söz konusu olamayacağısabittir.
36. Başvurucu ise söz konusu yargılamanın çeşitli aşamalarında,KDV yükümlüsü olduğunu belirterek bilirkişi raporlarıyla belirlenenkamulaştırma bedeline KDV tutarının hesaplanarak eklenmesi gerektiğini ilerisürmüştür. Ancak, derece mahkemelerince başvurucunun bu itirazına itibaredilmemiş ve yapılan yargılama neticesinde KDV tutarı eklenmeden belirlenenkamulaştırma bedeline hükmedilmiş ve hüküm bu şekilde kesinleşmiştir. Başvurucukesinleşen kamulaştırma bedelinin bir kısmı yönünden ilgili vergi dairesineverilmek üzere 24/1/2013 tarihinde KDV beyannamesi düzenlemiştir.
37. KDV, üretim ve tüketim zincirinin her aşamasında, mallarınve hizmetlerin satışından alınan ve vergi indirimine imkân tanınmak suretiylede her aşamada katılan değer artışını temel alan, çok aşamalı, genel bir satışvergisidir. Katma değer, bir malın satış değeri ile bunun yapılması içingerekli olan girdilerin alış fiyatı arasındaki farktan oluşmakta, ödenecek KDVde, satış tutarı üzerinden hesaplanacak KDV'den alışlar üzerinden ödenenKDV'nin mahsup edilmesi suretiyle bulunmaktadır. KDV sisteminde, mal vehizmetin üretim aşamasından nihai tüketiciye kadar olan bütün aşamalarındavergi alınmakta ve her bir aşamada tahsil edilen vergiden bir önceki aşamada ödenenvergi indirilmek suretiyle kalan vergi, Hazineye intikal ettirilmektedir (AYM,17/11/2011, E.2010/11, K.2011/153).
38. 3065 sayılı Kanun'un 1. maddesinin birinci fıkrasının (1)numaralı bendine göre Türkiye'de yapılan ticari, sınai, zirai faaliyet veserbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler KDV'yetabidir. Bu Kanun'un 2. maddesinde ise teslim, birmal üzerindeki tasarruf hakkının malik veya onun adına hareket edenlerce,alıcıya veya adına hareket edenlere devredilmesi olarak tanımlanmıştır.
39. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayanakoluşturan temel itirazı, kamulaştırma bedelinin belirlenme yöntemine veyataşınmazın değerinin derece mahkemelerince hatalı olarak belirlendiğine ilişkinolmayıp söz konusu kamulaştırma bedeline KDV tutarının eklenmemesi nedeniyletaşınmazın gerçek değerine kavuşamadığı şikâyetine yöneliktir.
40. Başvurucu, Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 20/3/2003 tarihlive E.2001/894, K.2003/926 sayılı ilamına göre kamulaştırma bedeli ile birlikte KDVödemesi yapılmaması durumunda ödenmeyen KDV'nin kamulaştırılan taşınmazınmalikinden tahsil edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
41. Öte yandan çeşitli Danıştay kararlarında da,kamulaştırma işlemleri nedeniyle yapılan teslimlerin 3065 sayılı Kanun'un 1. maddesindetanımlanan ticari, zirai, sınai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamındayapılan teslimler kapsamında olmadığı gerekçesiyle katma değer vergisininkonusunu oluşturmadığı belirtilmiştir. (Danıştay Dördüncü Dairesinin 17/3/2010tarihli ve E.2008/8044, K.2010/1330 sayılı; 20/9/2012 tarihli ve E.2010/3124,K.2012/4389 sayılı kararları).
42. Başvuru konusu olayda vergi dairesince re'senyapılmış bir tarhiyat işlemi bulunmamaktadır. Kamulaştırma bedelinin tespitineilişkin yargılamanın konusu da doğrudan KDV ile ilgili olmayıp bu yargılamaneticesinde, dava konusu taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle davalıbaşvurucuya ödenmesi gereken tazminat miktarı belirlenmiştir. Diğer birdeyişle, adli yargı yerinde görülen ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiaedilen dava sonucu derece mahkemelerince, yalnızca taşınmazın kamulaştırmabedeline esas değeri belirlenmiştir. Başvurucunun ise belirlenen bu bedelyönünden KDV eklenmemesi dışında bir şikâyeti bulunmamaktadır. Bu kamulaştırmabedelinin KDV'ye tabi olup olmadığı veya KDV bedelinden hangi tarafın sorumluolduğu hususları ise başvuru konusu yargılama ile açıklığa kavuşmuş değildir.Ayrıca taşınmazının kamulaştırılması üzerine açılan bedel tespiti ve tescildavası sonucu hükmedilerek ödenen bedel nedeniyle KDV tahakkuk ettirilipettirilmemesi hususunda tereddüt yaşayan başvurucunun, verdiği beyannameye ihtirazi kayıt koyarak bu hususu idari bir davaya konuetmesi de mümkündü. Başvurucunun da belirttiği Danıştay içtihatlarına göre buyolun etkili ve başarılı olma olanağının mevcut olduğu da görülmektedir.
43.Başvurucu ayrıca, kamulaştırma bedeline KDV tutarınıneklenmesine yönelik itirazının derece mahkemelerince karşılanmadığındanyakınmaktadır. Ancak kamulaştırma bedelinin KDV'ye tabi olup olmadığı hususu,idari uygulamalara bağlı olarak vergi yargısı önünde tartışılabilecektir.Dolayısıyla yalnızca kamulaştırılan taşınmazın değerinin belirlenmesine ilişkinolarak adli yargı yerinde görülen söz konusu davada başvurucunun bu itirazıylailgili olarak ayrı ve açık bir yanıt verilmesi gerekli görülmeyebilir.
44. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında da değinildiğiüzere etkin ve erişilebilir bir çözüm imkânı sunan hukuk yoluna başvurmaksızınyapılan bireysel başvuruların incelenmesi, bireysel başvuru yolunun ikincilliğiilkesi gereği mümkün değildir (bkz. §§ 32, 33). Sonuç olarak başvurucununmülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkinolarak bütün idari ve yargısal başvuru yolları usulünce tüketilmemiştir.
45. Açıklanan nedenlerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasına yönelik başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA1/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.