TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SİBEL ÇAPRAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/19418)
Karar Tarihi: 12/1/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Murat İlter DEVECİ
Başvurucu
:
Sibel ÇAPRAZ
Vekilleri
:
Av. Banu GÜVEREN ASLAN
Av. Ömer ÇAKIRGÖZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; silahla yaralanma olayı hakkında cezasoruşturması başlatılmaması nedeniyle yaşam hakkının; tutuklunun sağlıkdurumunun ceza infaz kurumunda tutulmasına kesin olarak uygun olmamasına rağmentutukluluğun devam ettirilmesi, sağlanan tıbbi bakımların yetersiz olması veceza infaz kurumundaki tutma koşullarının tutuklunun sağlık durumuna uygunolmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 30/3/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi vebelgelere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka PlanBilgisi
9. Türkiye 2015 yılı Haziran ayından itibaren yoğun birşekilde terör saldırılarına maruz kalmıştır. Bu kapsamda ilk olarak 5/6/2015tarihinde Diyarbakır'da Halkların Demokratik Partisi (HDP) tarafından yapılanseçim mitingi sırasında gerçekleştirilen bombalı saldırı sonucunda -CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından yapılan açıklamaya göre- 2 kişi hayatını kaybederken100'den fazla kişi de yaralanmıştır. 20/7/2015 tarihinde ise Suruç'ta(Şanlıurfa) Suriye'deki çatışmalara ilişkin basın açıklaması sırasında DAEŞtarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen bombalı intihar saldırısında 34kişi hayatını kaybederken 73 kişi yaralanmıştır. Bu saldırının iki günsonrasında Ceylanpınar'da (Şanlıurfa) 2 polis memuru evlerinde başlarındanvurulmuş hâlde ölü olarak bulunmuş, saldırıyı PKK üstlenmiştir.
10. Bu olaylardan sonra PKK tarafından Şırnak il merkeziile Cizre, Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde,Diyarbakır'ın Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit, Nusaybinve Derik ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara hendeklerkazılıp barikatlar kurularak, bu barikatlara bomba ve patlayıcılaryerleştirilerek teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında özyönetim adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Bu bağlamda çoksayıda terörist, halkın bu yerlere giriş ve bu yerlerden çıkışını engellemekistemiştir. Güvenlik güçleri, hendeklerin kapatılması ve barikatlarınkaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlaryapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir. Aylarca devam eden bu operasyon veçatışmalar sırasında yaklaşık 200 güvenlik görevlisi hayatını kaybetmiş,tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir.
11. 2015 yılının Ağustos ayından itibarenvalilikler/kaymakamlıklar tarafından Doğu Anadolu ve Güneydoğu AnadoluBölgelerindeki bazı il ve ilçelerde sokağa çıkma yasakları uygulanmıştır.Sokağa çıkma yasaklarının amacı terör örgüt üyeleri tarafından kazılanhendeklerin ve yerleştirilen patlayıcıların temizlenmesi, sivil vatandaşlarınşiddetten korunması olarak belirtilmiştir.
B. BaşvurucununYaralanması
12. Başvurucu 28/11/2015 tarihinde sabaha karşı silahlayaralanmış ve yaralanması nedeniyle Yüksekova Devlet Hastanesinde (Hastane),Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaş Tıp Merkezinde (ÜniversiteHastanesi) ve Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve AraştırmaHastanesinde (Baltalimanı Hastanesi) bir dizi operasyon geçirmiştir.
13. Olay tarihinde Hakkâri İl Genel Meclisi üyesi olanbaşvurucu; kız kardeşinin Hakkâri'nin Yüksekova ilçesindeki evindeyken saat 03.00sıralarında yoğun patlama ve silah sesler duyduğunu, çevredeki insanlarıntencere ve tava çalmak suretiyle yaptıkları protestolara istinaden sokağaçıktığını ve ateşli silahla yaralandığını iddia etmektedir. Başvurucuya göreyaralanması, güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu meydana gelmiştir.
C. 28/11/2015Tarihinde Yüksekova'da Meydana Gelen Olaylar ve Bunlarla İlgili SoruşturmaSüreci
14. 28/11/2015 tarihinde saat 01.50 sıralarındaHakkâri'nin Yüksekova ilçesi Dize Mahallesi 323. Sokak'taki barikatları zırhlıbir kepçe yardımıyla kaldıran güvenlik güçleri Değirmen Caddesi üzerindekibarikatları da kaldırmak istemiş ancak 02.18-03.44 saatleri arasında uzunnamlulu ve ağır makineli silahlarla yapılan saldırılara maruz kalmıştır.Barikatların kaldırılmasından sonra da farklı mahallerde güvenlik güçlerineuzun namlulu silahlar ve roketatarlarla yapılan saldırılar devam etmiştir.Güvenlik güçleri bu saldırılara karşılık vermiştir. Meydana gelen olaylarlailgili kolluk tutanaklarında başvurucunun nasıl yaralandığına ilişkin bir bilgiyer almamaktadır.
15. Kolluk görevlilerince düzenlenen tutanaklara görebaşvurucu saat 06.00 sıralarında 112 Acil Servis aracılığıyla Hastaneyegötürülmüştür. Hastanede düzenlenen genel adli muayene raporunda başvurucunun hayatitehlikesinin bulunduğu belirtilmiştir.
16. Kolluk görevlileri gece yaşanan saldırıları vebaşvurucunun yaralandığını Yüksekova Cumhuriyet savcısına bildirmiştir.Cumhuriyet savcısı başvurucunun el ve yüz svaplarının alınarak incelenmesi,başvurucunun sevk edildiği ildeki kolluk birimiyle irtibata geçilerekbaşvurucunun gözetim altında tutulması, başvurucunun nerede ve nasılyaralandığının tespit edilmesi ve olay hakkında bilgisi olan kişilerinifadelerinin alınması yönünde talimat vermiştir. Cumhuriyet savcısınınbaşvurucunun ifadesinin alınmasına yönelik bir talimatı bulunmamaktadır.
17. Bir internet sitesinde başvurucunun sözde Gever HalkMeclisinin eş başkanı olduğu ve güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucuyaralandığı iddia edilmiştir.
18. Başvurucunun sağ elinin svabı, elinin tamamen sarılıolması nedeniyle alınamamış; başvurucunun sol elinin svabı ise eline tıbbimalzeme takılı olması nedeniyle kısmen alınabilmiştir.
19. Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı (CumhuriyetBaşsavcılığı) 16/6/2016 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçunu işlediği iddiası yönünden ayırma kararı vermiş, 28/11/2015 tarihindemeydana gelen olaylarla ilgili soruşturmayı da S.T. isimli bir kişinin silahlıterör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına ve olay tarihinde güvenlikgüçlerine yapılan saldırılara özgülemiştir. Daha sonra S.T. hakkındakovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş, güvenlik güçlerine yöneliksaldırılar yönünden de 21/8/2017 tarihinde daimî arama kararı verilmiştir.Başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiası yönündenverilen ayırma kararı nedeniyle açılan yeni soruşturma da başvurucu aleyhindeyürütülmekte olan bir başka soruşturma -bu soruşturmayla ilgili süreç aşağıdayer almaktadır- ile birleştirilmiştir.
20. Cumhuriyet Başsavcılığıyla yapılan yazışmadan28/11/2015 tarihinde Yüksekova'da meydana gelen olaylarla ilgili soruşturmanınbaşvurucunun yaralanmasına neden olan kişileri kapsamadığı, bir başka ifadeylebaşvurucunun yaralanmasına neden olan kişiler hakkında soruşturma yürütülmediğianlaşılmıştır.
D. BaşvurucuAleyhinde Yürütülen Soruşturmaya İlişkin Süreç
21. Başvurucu, sözde Gever Demokratik Toplum Meclisi EşBaşkanı Ş.D. tarafından 12/8/2015 tarihinde yapılan “Kürt özgürlükhareketini ve halkının meşruiyetini tanımayan bir devletin kurumlarını,yasalarını, hukukunu ve sistemini tanımıyoruz. Tüm bu işkenceci, inkarcı vefaşizan devlete karşı özsavunmamızı sağlayacağız. Bu temelde özgür yaşamı inşaaedeceğiz.” şeklindeki sözde özerklik ilanına ilişkin basınaçıklaması sırasında Ş.D.nin yanında yer almıştır.
22. Cumhuriyet Başsavcılığı halkı kin ve düşmanlığaalenen tahrik etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçları yönündenbaşvurucu hakkında soruşturma başlatmıştır.
23. İfadesi alınmak istenen başvurucuya ulaşılamamasıüzerine Cumhuriyet Başsavcılığı, Yüksekova Sulh Ceza Hâkimliğinden (Hâkimlik)başvurucu hakkında yakalama emri düzenlenmesini istemiştir. Hâkimlik 15/8/2015tarihinde talep doğrultusunda karar vermiştir.
24. Soruşturma kapsamında ifadeleri alınan;
i. Tanık Ş.Ş. başvurucunun güvenlik güçlerinin yaptığıoperasyon sırasında barikat arkasında beklerken yaralandığını beyan etmiş,
ii. Tanık D.B. başvurucunun insanları canlı kalkan olmayaikna etmek için ev ev gezdiği esnada nereden geldiği belli olmayan bir mermiile yaralandığını söylemiş,
iii. Tanık Y.Ş. ise duyduğu kadarıyla başvurucununpolisle girdiği çatışmada yaralandığını ifade etmiştir.
25. Cumhuriyet Başsavcılığı 2/3/2016 tarihinde Ses veGörüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla başvurucunun ifadesini almıştır.Başvurucunun şüpheli sıfatıyla verdiği ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
“...Yaralandığım tarihte eski Kışlamahallesinde ikamet eden kız kardeşim [G.Ç.] ile oturmaktaydım. Gece saat 03.00 sularında Yüksekovailçesinde yoğun silah ve patlama sesleri geldi. Bende bu seslerden dolayıuyandım ve ikametten ayrılarak sokağa çıktım ve bu esnada nerden geldiğinianlayamadığım bir şekilde vücuduma kurşun isabet etti ve bu sebeple yaralandım.Yaklaşık 3 aydır gerek Van ilinde gerekse İstanbul ilinde bir dizi operasyongeçirdim, ameliyat oldum. Aldığım narkozun etkisiyle olay gününü de tam olarakhatırlamıyorum. Fakat üzerimde ne bir silah ne de başka birşey vardı. Ben buzamana kadar elime silah almış bir insan değilim. Sadece yasal olarak faaliyetyürüten DBP partisinde görev yapmaktayım. Olay anında nasıl vurulduğumuhatırlamıyorum... Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum. Yaralanmamasebep olan şahısların tespiti halinde bu şahıslardan şikayetçiyim...”
26. Hâkimlik, Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine2/3/2016 tarihinde SEGBİS aracılığıyla yaptığı sorgu sonrasında başvurucununtutuklanmasına karar vermiştir. Hâkimlik anılan kararı verirken silahlı terörörgütüne üye olma suçu yönünden somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesialtında bulunduğunu, olay tarihi ile yakalama tarihi arasında geçen süreyi,yüklenen suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırını, bölgenin ikiülkeye sınır konumunda olması nedeniyle başvurucunun kaçabileceği yönünde şüphebulunmasını dikkate almıştır.
27. Sorgu sırasında hazır bulunan başvurucununmüdafileri, başvurucunun kalın bağırsağının dışarıda olması nedeniyle VanEğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından ameliyat günü verildiğini veBaltalimanı Hastanesinin raporuna göre tutuklanması durumunda başvurucununyaşamının tehlikeye gireceğini ileri sürmüştür.
28. Başvurucunun tutuklama kararına yönelik itirazı yineHâkimlikçe 10/3/2016 tarihinde reddedilmiş ve söz konusu karar başvurucuya21/3/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
29. Başvurucunun müdafii ile ağabeyinin talebi üzerineTürkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Başkanı ile bu vakıfta görevli bir doktor,başvurucu hakkında tanzim edilen tıbbi belgeler çerçevesinde bir rapor (TİHVraporu) hazırlamıştır. 26/4/2016 tarihli bu raporda;
- Kolostomi (kalınbağırsak ağızlaması) bakımı vedeğişiminin kişinin fiziksel ve mental yeterliliğine göre kendisine veyabakımını sağlayan kişiye eğitimli bir kişi tarafından öğretilmesi, sürecinsağlıklı işleyip işlemediğinin takip edilmesi, eğitimlerin düzenli ve yapılandırılmışolarak tekrarlanması gerektiği, ayrıca başvurucuya psikolojik ve sosyaldesteğin de sağlanmasının zorunluluk olduğu,
- Başvurucunun kolundaki mevcut yaralanma, tedavi sürecive kolunun etkili bir şekilde kullanmasını engelleyecek mevcut doku hasarı, buhasarın giderilmesi için daha sonra gerçekleştirilecek ek cerrahi girişimlerede ihtiyaç duyulduğu, dolayısıyla kolostomi bakımını başvurucununyapmasının mümkün olmadığı, bu bakımın uygun ve eğitimli kişilercegerçekleştirilebilecek koşulların sağlanmasının mümkün olmadığı,
- Başvurucunun sağlık durumunun tutukluluk hâline engelteşkil ettiği ileri sürülmüştür. Sözü edilen raporda ceza infaz kurumlarındakihangi koşulların kolostomi bakımına engel olacağı, kolostomibakımının sağlanmasının ceza infaz kurumlarında neden sağlanamayacağı ya dabaşvurucunun kolundaki doku hasarının başvurucunun hareket kabiliyetini neölçüde etkilediği açıklanmamıştır.
30. TİV raporunda ayrıca başvurucu hakkında düzenlenentıbbi belgelerin içeriğine de yer verilmiştir. Anılan rapora göre Hastane veÜniversite Hastanesince düzenlenen tıbbi belgelerde başka hususlar yanındabaşvurucuda ateşli silah yaralanmasına bağlı kemik kırığı oluştuğundan sözedilmiştir.
31. Y.Ş. Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 16/6/2016tarihli ifadesinde önceki ifadesini kolluğun baskısı sonucu verdiğini vebaşvurucuyu tanımadığını iddia etmiştir.
32. Cumhuriyet Başsavcılığı 16/6/2016 tarihinde, halkıkin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarındancezalandırılması için başvurucu hakkında Yüksekova Ağır Ceza Mahkemesi (CezaMahkemesi) nezdinde kamu davası açmıştır. İddianamede başvurucunun PKK/KCKYüksekova eş başkanı olduğuna, terör örgütü mensuplarını evinde barındırdığına,vatandaşları canlı kalkan olmaları için ikna etmeye çalıştığına ilişkin tanıkbeyanlarına yer verilmiştir.
33. Ceza Mahkemesince yapılan 29/7/2016 tarihli sorgudabaşvurucu; başka hususlar yanında yaralandığı sırada Kışla Mahallesi'ndeolduğunu, olması gereken dört ameliyat daha bulunduğunu ve ceza infaz kurumuşartlarının buna uygun olmadığını belirterek tahliyesini istemiştir. Sorgununyapıldığı celsede hazır bulunan başvurucu müdafilerince başvurucunun tek başınahayatını devam ettiremediği öne sürülerek başvurucunun tahliyesi istenmiş vebaşvurucunun yaralanmasıyla ilgili herhangi bir soruşturmanın mevcut olupolmadığı hususunda Yüksekova Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılması talepedilmiştir. Ceza Mahkemesi, yargılamanın esasına etki etmeyeceği gerekçesiyle müzekkereyazılmasına ilişkin talebi reddetmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir.
34. 25/10/2016 tarihinde yapılan ikinci celsedebaşvurucunun müdafileri, başvurucunun bağırsaklarının vücudunun dışındaolduğunu ve başvurucunun olması gereken ameliyatın on aydır geciktirildiğiniiddia ederek başvurucunun tahliyesini ve başvurucunun yaralanması hakkındasoruşturma yürütülüp yürütülmediği hususunda Cumhuriyet Başsavcılığınamüzekkere yazılmasını talep etmiştir. Ceza Mahkemesi anılan celsede;
i. Başvurucunu tutukluluk hâlinin devamına,
ii. Başvurucu müdafilerinin talebi doğrultusundaCumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına,
iii. Başvurucunun ceza infaz kurumunda kalmasında sağlığıyönünden bir sakınca olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundanrapor aldırılması için ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına kararvermiştir.
35. 29/11/2016 tarihinde yapılan üçüncü celsedebaşvurucu; doktorlardan duyduğuna göre bağırsaklarının birbirine yapıştığını,çok acı çektiğini ve celse nedeniyle hastaneye gidemediğini iddia etmiştir.Başvurucu ve müdafilerinin tahliye talebi Ceza Mahkemesince reddedilmiştir.
36. Ceza Mahkemesinin bilgi talebi üzerine CumhuriyetBaşsavcılığı 9/12/2016 tarihli yazıyla başvurucunun yaralaması ile ilgili birsoruşturma olmadığını bildirmiştir. Bu yazı 28/2/2017 tarihli celse sırasındaokunmuştur.
37. Başvurucu, müdafii aracılığıyla Ceza Mahkemesinegönderdiği 9/2/2017 tarihli dilekçesinde sağlık durumuna işaret edip hayatınıtek başına devam ettiremediğini, aynı koğuştaki arkadaşlarının insafınakaldığını, bağırsaklarına takılan ve uzmanlarca günde beş altı kezdeğiştirilmesi gereken torbanın diğer tutuklu ve hükümlülerce değiştirildiğinibelirterek tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Bu talep CezaMahkemesinin 17/2/2017 tarihli kararıyla reddedilmiş olup karar başvurucuya23/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir (Ceza Mahkemesinin kararın tebliğ içingönderdiği yazının tarihinin tebliğ evrakına 21/2/2017 yerine 22/1/2017 olarakyazıldığı görülmüştür.). Başvurucu formunda tahliye talebinin reddedildiğininmüdafii tarafından 28/2/2017 tarihli celsede öğrenildiği belirtilmiştir.
38. Başvurucu 28/2/2017 tarihinde yapılan dördüncücelsede; ameliyat olmak için yaklaşık bir aydır sıra beklediğini, olacağı ameliyatınriskli olması nedeniyle doktorun tereddüt ettiğini, doktorun söylediğine göredonanımlı bir hastanede ameliyat edilmesi gerektiğini, olması gereken dörtameliyatın daha bulunduğunu, arkadaşlarının yardımıyla hayatta kaldığınıbelirterek tahliyesini talep etmiştir. Ceza Mahkemesi bazı adli kontroltedbirlerine tabi tuttuğu başvurucunun tahliyesine ve başvurucununyaralanmasıyla ilgili soruşturma başlatması için Cumhuriyet Başsavcılığınamüzekkere yazılmasına karar vermiştir. Ceza Mahkemesince verilen tahliyekararının gerekçesi; suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tanıklarınalınan beyanları ve başvurucunun delil karartma şüphesinin ortadan kalkmışolmasıdır.
39. Yaptığı yargılama sonunda Ceza Mahkemesi 11/5/2017tarihinde, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunu işlemediğigerekçesiyle sanığın beraatine ve silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeniylebaşvurucunun 7 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.
40. Başvurucunun anılan karara yönelik istinaf başvurusunuinceleyen Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (İstinaf Dairesi)eksik kovuşturma yürütüldüğü gerekçesiyle Ceza Mahkemesince verilen kararıbozmuş ve bozma kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılması için davadosyasını Ceza Mahkemesine göndermiştir.
41. Bu sırada Cumhuriyet Başsavcılığı; başvurucununbarikat kurarak nöbet tuttuğu, kamu görevlilerinin ve/veya sivil vatandaşlarınistedikleri yere gitmek-kalmak hürriyetlerini engellediği, terör örgütü mensubuolarak bazı faaliyetler yürüttüğü iddiasıyla başvurucu hakkında devletinbirliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, silahlı terör örgütü üyesi olma ve kişiyihürriyetinden yoksun kılma suçlarından kamu davası açmıştır. Ceza Mahkemesi, budavaları mevcut dava ile birleştirmiştir.
42. Bozma sonrasındaki yargılama sonunda cebir, tehditveya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan başvurucununberaatine karar veren Ceza Mahkemesi, başvurucu hakkında daha önce verilenkararın sadece başvurucunun müdafii tarafından temyiz edildiğini de gözeterekbaşvurucunun devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundanneticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Sözüedilen karar henüz kesinleşmemiştir.
43. Ceza Mahkemesince yapılan bütün yargılama süresincebaşvurucunun tutukluk hâlinin devamına ilişkin kararlara yapılan 2/8/2016 ve29/10/2016 tarihli itirazlar, Hakkâri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 8/8/2016 ve11/11/2016 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir. Başvurucunun Ceza Mahkemesinin29/11/2016 tarihinde verdiği tutukluluk hâlinin devamına ilişkin verdiği kararamüdafii aracılığıyla yaptığı 3/12/2016 tarihli itiraz hakkında bir kararverilip verilmediği tespit edilememiştir.
E. BaşvurucununCeza İnfaz Kurumunda Tutulmasına İlişkin Süreç
44. Başvurucu 2/3/2016 tarihinde tutuklanmasının ardındanBakırköy Kapalı Kadın Ceza İnfaz Kurumuna (Kadın Ceza İnfaz Kurumu) alınmıştır.
45. İlk kabul muayenesiyle ilgili evraka BaltalimanıHastanesince düzenlenen epikriz formuna göre başvurucunun 4/3/2016 tarihinde kontroleçağrıldığının yazılı olduğuna ilişkin not düşülmüştür.
46. Başvurucu 4/3/2016 tarihinde kontrol muayenesi içinBaltalimanı Hastanesine götürülmüştür. Aynı gün başvurucu, EnfeksiyonHastalıkları Polikliniği ile Genel Cerrahi Polikliniğinde de muayene olmuştur.Genel Cerrahi Polikliniğinde yapılan muayenede kolostominin çalıştığıgörülmüş ve kapatılması açısından başvurucunun Şişli Etfal Eğitim AraştırmaHastanesine (Etfal Hastanesi) sevk edilmesinin uygun olduğudeğerlendirilmiştir.
47. Başvurucu, kolostominin kapatılması açısından9/3/2016 tarihinde götürülmek istendiği Etfal Hastanesine gitmemiştir.
48. Etfal Hastanesi 7/4/2016 tarihinde başvurucuyuBakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Araştırma Hastanesi)sevk etmiştir.
49. Araştırma Hastanesinde yapılan muayene sonundadoktor, sağ koldaki yaranın tedavisi tamamlandıktan sonra kolostominin kapatılmasıiçin başvurucunun mahkûm koğuşu olan bir hastaneye sevk edilmesinin uygunolacağını değerlendirmiştir.
50. Araştırma Hastanesince düzenlenen 19/4/2016 tarihlisağlık kurulu raporunda kolostominin mevcut olup ve iyileşme sürecindeolduğu, altı ay sonra yeniden değerlendirme yapılmasının uygun bulunduğubelirtilmiştir.
51. Başvurucunun hayatını yalnız idame ettirip ettiremeyeceği,toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturup oluşturmayacağı,infazın ertelenmesi ile ilgili hükümlerin başvurucu hakkında uygulanıpuygulanamayacağı hususunda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulundan (İhtisasKurulu) rapor alınmıştır. 29/4/2016 tarihinde başvurucuyu muayene eden vebaşvurucu hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri inceleyen İhtisas Kurulu sorulanhususlar hakkında değerlendirme yapılabilmesi için başvurucuya fizik tedavi verehabilitasyon merkezi olan bir ceza infaz kurumunda üç ay süreyle fizik tedavive rehabilitasyon sağlanması, ardından son durumunu gösteren sağlık kuruluraporu ile birlikte muayene edilmek üzere gönderilmesi gerektiğini 4/5/2016tarihli raporunda belirtmiştir.
52. Başvurucu, 10/3/2016-9/6/2016 tarihleri arasındabirçok kez Baltalimanı Hastanesinde muayene edilmiştir. 23/5/2016 tarihindebaşvurucuyu muayene eden Baltalimanı Hastanesi El Cerrahi Polikliniğidoktorları, üç ay sonrası için kontrol muayenesi önermiştir.
53. Bakanlık Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (GenelMüdürlük) 3/6/2016 tarihli yazıyla tedavi ve rehabilitasyon için başvurucununMenemen R Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Rehabilatasyon Ceza İnfaz Kurumu)nakledilmesini istemiştir.
54. Başvurucu, sağlık sorunları nedeniyle bir başka cezainfaz kurumuna nakledilmesine hazır olmadığını belirterek naklinin ertelenmesiiçin 10/6/2016 tarihinde Kadın Ceza İnfaz Kurumuna bir dilekçe vermiştir.
55. Başvurucu, 27/6/2016 tarihinde hava yolu ileRehabilatasyon Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.
56. Başvurucu, 28/7/2016 tarihli dilekçesiyle tedavisiiçin Kadın Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmesini talep etmiştir.
57. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim veAraştırma Hastanesi (Atatürk Hastanesi) tarafından düzenlenen 14/7/2016 ve28/7/2016 tarihli raporlarda başvurucunun tedavisinin Baltalimanı Hastanesindedevam edilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir.
58. Genel Müdürlük İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınagönderdiği 3/8/2016 tarihli yazıda infazın ertelenmesi ile ilgili hükümlerinbaşvurucu hakkında uygulanıp uygulanamayacağının tespiti yönünden başlatılanusulün devam ettiğine ve İhtisas Kurulunun 4/5/2016 tarihli raporuna dikkatçekerek fizik tedaviye devam edilmesini ancak başvurucunun sağlık durumunda birdeğişiklik olması hâlinde başvurucu hakkında sağlık raporu aldırılarak durumunbildirilmesini istemiştir.
59. Atatürk Hastanesince düzenlenen 31/8/2016 tarihliraporda fizik tedavinin ameliyat sonrasında yapılmasının uygun olduğubelirtilmiştir.
60. Başvurucunun kolostomi torbası sızdırması sebebiyle7/9/2016 tarihinde yeniden takılmıştır.
61. Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen23/9/2016 tarihli raporda fizik tedavi ve rehabilitasyon programına devamedilmemesinin uygun olduğu bildirilmiştir.
62. Atatürk Hastanesince düzenlenen 30/9/2016 tarihlisağlık kurulu raporunda başvurucu hakkında tanzim edilen sağlık raporlarındakitespitlere işaret edilerek başvurucunun tedavisine Baltalimanı Hastanesindedevam edilmesinin uygun olduğu belirtilmiştir.
63. Ceza Mahkemesi Rehabilitasyon Ceza İnfaz Kurumunayazdığı 30/9/2016 tarihli yazı ile başvurucunun sağlık durumu itibarıyla cezainfaz kurumu koşullarında kalıp kalamayacağı hususunda Adli Tıp Kurumundanrapor aldırılmasını talep etmiştir.
64. Rehabilitasyon Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğu sürezarfında fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmeti alan başvurucu 1/7/2016 ve11/8/2016 tarihlerinde Menemen Devlet Hastanesinden; 14/7/2016, 28/7/2016,31/8/2016, 7/9/2016 ve 30/9/2016 tarihlerinde ise Atatürk Hastanesinden sağlıkhizmeti almıştır. Rehabilaston Merkezi, Rehabilitasyon Ceza İnfaz KurumuMüdürlüğüne yazdığı 28/6/2016, 12/7/2016, 8/8/2016, 15/8/2016, 29/8/2016 ve16/9/2016 tarihli yazılarla başvurucunun sağlık kuruluşlarına Rehabilitasyon Cezaİnfaz Kurumuna ait ring aracıyla götürülebileceğini bildirmiştir.
65. Başvurucu, tutma koşullarıyla ilgili olarak İzmirValiliği İnsan Hakları Kurulu Cezaevi ve Gözaltı Birimleri İzleme Komisyonuna(Komisyon) başvuru yapmıştır. Komisyon üyeleriyle görüşmesi sırasındabaşvurucu; başka hususlar yanında tutuklu olması nedeniyle yapılması gerekenameliyatların yapılamadığını, tek başına ihtiyaçlarını karşılayamadığını,enfeksiyon kaptığını ve tek kişilik bir odada kaldığını iddia etmiştir.
66. Atatürk Hastanesinin 30/9/2016 tarihli raporunaistinaden başvurucunun fizik tedavisi sonlandırılmış ve başvurucu 10/10/2016tarihinde hava yolu ile Kadın Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir.
67. Başvurucu 14/10/2016 tarihinde BaltalimanıHastanesinde muayene edilmiştir. Muayene sonrasında kolostomisinin kapatılmasındatıbbi açıdan sakınca olmadığı belirtilerek altı ay sonrası için kontrolmuayenesi önerilmiştir.
68. Başvurucu 17/10/2016 tarihli dilekçesi ile kolostomisinin25/10/2016 tarihli celse sonrasında kapatılmasını istemiştir.
69. 20/10/2016 tarihinde Baltalimanı Hastanesine sevkedilmek istenen başvurucu gitmek istememiştir.
70. Ok Meydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi GenelCerrahi Polikliniğinde yapılan muayene sonrasında kolonoskopi(kalınbağırsağın teknik araçlar yardımıyla incelenmesi) ve batın BT(karnın bilgisayarlı tomografi ile görüntülenmesi) tetkikleri istenmiş ancakrandevu alınmasındaki yoğunluk nedeniyle randevu alınamamıştır.
71. Ceza Mahkemesi Kadın Ceza İnfaz Kurumuna gönderdiği25/10/2016 tarihli yazı ile İhtisas Kurulu raporunda belirtilen üç aylıksürenin geçtiğine işaret ederek İhtisas Kurulundan başvurucunun durumu ileilgili yeniden rapor aldırılmasını istemiştir.
72. Araştırma Hastanesinden batın BT için 8/11/2016tarihine, kolonoskopi için 29/11/2016 tarihine randevu alınmıştır.
73. Başvurucu 4/11/2016 tarihinde İstanbul Bakırköy Prof.Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve AraştırmaHastanesinde (Ruh Sağlığı Hastanesi) muayene edilmiştir. Muayene sonrasında başvurucuyabirkaç ilaç reçete edilmiştir.
74. 8/11/2016 tarihinde batın BT çekimi yapılmıştır.
75. Araştırma Hastanesi 22/11/2016 tarihli sağlık kuruluraporu ile başvurucunun Ruh Sağlığı Hastanesinin Adli Psikiyatri Bölümünesevkini uygun bulmuştur.
76. Başvurucu, yargılandığı davanın 29/11/2016 tarihlicelsesini gerekçe göstererek aynı tarihte kolonoskopi işlemi yaptırmakistememiştir.
77. Başvurucu 30/11/2016 ve 23/12/2016 tarihlerinde RuhSağlığı Hastanesinde muayene edilmiştir.
78. Başvurucuyu 2/12/2016 ve 12/12/2016 tarihlerindeyeniden muayene eden ve başvurucu hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri inceleyenİhtisas Kurulu 19/12/2016 tarihli raporunda fizik tedavi ve rehabilitasyonprogramı, tedavi ve önerilen aralıklarla kontroller sağlanırsa başvurucununceza infaz kurumu şartlarında kalmasında sağlığı yönünden herhangi bir sakıncaolmadığını belirtmiştir.
79. Başvurucu kolonoskopi randevusuna gitmek istemediğiiçin Araştırma Hastanesinden 30/12/2016 tarihi için yeni bir randevualınmıştır.
80. 30/12/2016 tarihinde kolonoskopi işlemi yapılmış veişlem sonucuna göre kontrastlı kolon grafisi çekilmesi önerilmiştir.
81. Başvurucu 3/1/2017 tarihinde Araştırma Hastanesindemuayene edilmiş vekontrastlı kolon grafisi için 2/2/2017 tarihinerandevu verilmiştir.
82. Kadın Ceza İnfaz Kurumunda görevli doktor tarafındanhazırlandığı değerlendirilen 23/1/2017 tarihli tıbbi kanaat raporundabaşvurucunun daha önce geçirdiği ameliyatlar nedeniyle günlük yaşamınısürdürmesine engel herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığı belirtilmiştir.
83. Bağcılar Toplum Sağlığı Merkezinden geçici görevlegelen doktor A.A. kolonoskopi çekimi yapılması ve kolostomisinin kapatılmasıiçin başvurucuyu 24/1/2017 tarihinde Ok Meydanı Eğitim ve Araştırma HastanesiGenel Cerrahi Servisine sevk etmiştir.
84. Başvurucu 25/1/2017 tarihinde Ok Meydanı Eğitim veAraştırma Hastanesinde muayene edilmiş ve kolonoskopi yapılmak üzerebaşvurucuya 27/1/2017 tarihi için randevu verilmiştir.
85. 27/1/2017 tarihinde kolonoskopi işlemi yapılmıştır.
86. Başvurucu 2/2/2017 tarihli çift kontrastlı kolongrafisi randevusuna kendi isteğiyle gitmemiştir.
87. 9/2/2017 tarihinde Ok Meydanı Eğitim ve AraştırmaHastanesi Genel Cerrahi Polikliniğinde yapılan muayene sonucunda başvurucuyaameliyat önerilmiş fakat başvurucu kabul etmemiştir.
88. Başvurucuya tutuklu kaldığı süre zarfında bellizamanlarda onar günlük kolostomi pansumanı için yirmi eldiven ve on spançverilmiştir.
89. Rehabilitasyon Ceza İnfaz Kurumunun yaptığı bazıyazışmalardan anılan ceza infaz kurumunun kapalı kısmının rehabilitasyonhizmeti vermekte olduğu, tam teşekküllü bir fiziyoterapi odasının bulunduğu,sağlık durumu nedeniyle öz bakım becerilerini yerine getiremeyen tümhükümlü/tutukluların bu ihtiyaçlarının hasta bakıcılar tarafından yerinegetirildiği ve başvurucunun Rehabilitasyon Ceza İnfaz Kurumundaki bir ünitedeiki tutuklu/hükümlü ile birlikte kaldığı öğrenilmiştir.
90. Başvurucunun tutuklu kaldığı süre zarfında başvurucutarafından veya başvurucu adına başvurucunun sağlık sorunlarıyla ilgili birçokkamu ve özel tüzel hukuk tüzel kişilerine müracaatlarda bulunulmuştur.
91. Kadın Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı,çağrılmasına rağmen 23/11/2016 ve 28/11/2016 tarihlerinde sayım için ortakalana gelmediği gerekçesiyle başvurucuya -sağlık sebeplerinden dolayı sayımakalkamadığını ve herhangi bir art niyetinin de bulunmadığını gözeterek- aynıolayın tekrarlanmaması için kınama cezası vermiştir. 28/11/2016 tarihli eylemleilgili disiplin cezasının 17/1/2017 tarihi itibarıyla kaldırılmasına 20/2/2017tarihinde karar verilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
92. İlgili hukuk için bkz. Ahmet Şenol ve diğerleri,B. No: 2014/16947, 22/2/2018, §§ 44, 47-49; Temur Eskibağ ve Mehmet RızaEskibağ, B. No: 2014/5098, 20/12/2017, § 45; Mehmet Mustafa Ekinci,B. No: 2014/17113, 9/11/2017, §§ 45-47; Civan Boltan, B. No: 2014/5324,30/10/2018, §§ 33-40.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
93. Mahkemenin 12/1/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. YaşamHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
94. Başvurucu; güvenlik güçlerinin yerleşim birimindevatandaşların üzerine ağır silahlarla rastgele ateş ettiğini, güvenlikgüçlerince icra edilen operasyon sırasında üçüncü kişilerin zarar görmemesiiçin gerekli önlemlerin alınmadığını, operasyonun kamera kaydına alınmadığını,olay yerinde cankurtaran bulundurulmadığını, bu nedenle sağlık bilgisi olmayankişiler tarafından hastaneye götürüldüğünü, Cumhuriyet Başsavcılığınca alınanifadesinde ve Hâkimlikçe yapılan sorgusunda yaralanmasıyla ilgili şikâyetiniaçıkça dile getirmesine rağmen konuyla ilgili bir soruşturma yürütülmediğini,Cumhuriyet savcısının ön yargılı olarak sadece kolluk görevlilerinintutanaklarına göre hareket ettiğini (Yaralanma hakkında bir soruşturmayürütülmediği iddiası karşısında burada neyin kastedildiği anlaşılamamıştır.),güvenlik güçlerince gerçekleştirilecek operasyonlar sırasında üçüncü kişilerinzarar görmesini önleyecek ve operasyonların kamera kaydına alınmasını zorunlukılacak hukuki düzenlemeler bulunmadığını belirterek yaşam hakkının maddi veusul boyutlarının ihlal edildiğini öne sürmüştür.
95. Başvurucu, yaşam hakkının usul boyutunun ihlaledildiğine yönelik iddiaları dile getirirken yürütülmesi gereken cezasoruşturması kapsamında yaralanmasının ardında ırkçı ve ayrımcı bir amacınbulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiğine işaret etmiştir. Anılaniddiasını desteklemek amacıyla başvurucu; siyasal aidiyeti nedeniyle, kendisinitanımayan kişilerin işkence altında alındığını öne sürdüğü ifadelerineistinaden ve sağlık durumu gözetilmeden tutuklandığını; mensup olduğu siyasipartinin düzenlemiş olduğu etkinliklere katılması, barış girişimleri veözerklik açıklaması sırasında hazır bulunması gibi hususların tutuklamagerekçesi yapıldığını iddia etmiştir.
96. Başvurucu ayrıca; yaralanması hakkında soruşturmayürütülmemesi, yargılandığı kamu davasında da olayı aydınlatacak herhangi birdelil toplanmaması ve güç kullanan güvenlik güçlerinin soruşturmaya hâkimolması nedenleriyle yaşam hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
97. Başvurucu son olarak; yaralanması hakkında soruşturmayürütülmemesi, siyasal aidiyetine istinaden âdeta suçlu ilan edilmesi ve kollukgörevlilerince düzenlenen tutanakların sorgusuz sualsiz doğru kabul edilmesinedeniyle yaşam hakkıyla bağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
98. Bakanlık görüşünde; hakkında yürütülen cezasoruşturması kapsamında yaralandığını başvurucunun dile getirdiği, ayrıca veaçıkça Cumhuriyet Başsavcılığına yaralanma olayıyla ilgili başvuru yapılmadığı,Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan ifadesi sırasında başvurucunun nasılyaralandığını hatırlamadığını beyan ettiği belirtilmiştir.
99. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında;yaralanması hakkında soruşturma makamlarının kendiliğinden soruşturmabaşlatmakla yükümlü olduğunu, mağdurlara suç duyurusunda bulunma yükümlülüğününyüklenemeyeceğini, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında yaralanmasıylailgili şikâyetini açıkça dile getirdiğini, Cumhuriyet Başsavcılığının CezaMahkemesine gönderdiği yazıyla ortada bir soruşturma bulunmadığınıbildirdiğini, bunun üzerine Ceza Mahkemesinin soruşturma başlatılması içinCumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazdığını, hakkında yürütülen cezayargılamasının devam ettiğini, aleyhe bozma yasağı olmasına rağmen İstinafDairesinin Ceza Mahkemesince verilen kararı aleyhine bozduğunu ve hakkındayürütülen yargılama sürecinin ayrımcı tutum ve ön yargının ifadesi olduğunubelirtip başvuru formunda dile getirdiği iddiaları tekrar etmiştir.
2. Değerlendirme
a. Uygulanabilirlikve İncelemenin Kapsamı Yönünden
100. Bir başvurunun yaşam hakkı kapsamındaincelenebilmesi için gerekli şartlardan biri de doğal olmayan bir ölümüngerçekleşmesidir ancak ölümün gerçekleşmediği bazı durumlarda yaşam hakkıçerçevesinde inceleme yapmak mümkündür (Mehmet Karadağ, B. No:2013/2030, 26/6/2014, § 20). Gerçekten Anayasa Mahkemesi başvurucunun ölmediğibirçok başvuruyu başvurulara konu olayın koşullarını da dikkate alarakyaşam hakkı kapsamında incelemiştir. İncelenen başvurular arasında güvenlikgüçlerinin silahlı güç kullanması sonucu meydana gelen yaralanma olayı (MustafaÇelik ve Siyahmet Şeran, B. No: 2014/7227, 12/1/2017) bulunduğu gibibaşvurucunun hayati tehlike geçirmesiyle sonuçlanan ve üçüncü kişi tarafındangerçekleştirilen silahlı saldırı olayı (Yasin Ağca, B. No: 2014/13163,11/5/2017) da bulunmaktadır.
101. Somut olayda başvurucunun nasıl yaralandığını ortayakoyan somut bir bilgi ve belge bulunmaktadır fakat başvurucunun silahlayaralandığı ve olay nedeniyle hayati tehlike geçirdiği sabittir. Bu nedenleAnayasa'nın yaşam hakkını güvence altına alan 17. maddesinin somut başvuruyauygulanabilir olduğu değerlendirilmiştir.
102. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Yaşam hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın özü, başvurucunun yaralanması olayı hakkında cezasoruşturması başlatılmadığına ve böylelikle yaşam hakkının etkili soruşturmayürütme yükümlülüğüne ilişkin usul boyutunun ihlal edildiğine ilişkindir. Bunedenle etkili başvuru hakkı yönünden ayrı bir inceleme yapılmamıştır. Ayrıcabaşvurucu, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine yönelik şikâyetlerinidile getirirken hakkında verilen tutuklama kararından da söz edipyaralanmasının ardında ırkçı ve ayrımcı bir amacın bulunup bulunmadığınınaraştırılması gerektiğini öne sürse de anılan iddiaların dile getirilme biçimigözetilerek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı yönünden herhangi birdeğerlendirme yapılmamıştır. Son olarak ifade etmek gerekir ki başvurudosyasında başvurucunun yaralanması olayı hakkında soruşturma başlatılmamasınınsebebini ortaya koyan bilgi ve belge bulunmadığından yaşam hakkıyla bağlantılıolarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasını incelemek mümkün olmamıştır.
103. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenarbaşlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, yaşama... hakkına sahiptir.”
104. Anayasa’nın “Devletin temel amaç ve görevleri”kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri...kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.”
105. Daha önce de ifade edildiği gibi başvurucunun nasılyaralandığını ortaya koyan somut bilgi ve belge bulunmamaktadır. NitekimCumhuriyet Başsavcılığında verdiği ifadesinde güvenlik güçlerincegerçekleştirilen herhangi bir operasyondan söz etmeyen ve nasıl yaralandığınıhatırlamadığını beyan eden başvurucu, yaptığı başvuruda güvenlik güçlerinceaçılan ateş sonucu yaralandığını düşündüğünü söylemiş ve yaralanmasına nedenolan kişiler hakkında soruşturma başlatılmamasından yakınmıştır. Bu bakımdanyaşam hakkı kapsamında yapılacak inceleme, zorunlu olarak yaşam hakkının usulboyutuyla sınırlı olacaktır.
b. KabulEdilebilirlik Yönünden
106. Bakanlık görüşünde ileri sürülen görüşler dikkatealındığında öncelikle başvuruda başvuru yollarının tüketilmesine ilişkin kabuledilebilirlik kriteri yönünden eksiklik bulunup bulunmadığıdeğerlendirilmelidir.
107. Somut olayda başvurucunun yaralanması olayı hakkındaherhangi bir ceza soruşturması yürütülmemiştir (bkz. §§ 20, 36) ancak konuylailgili ayrı bir suç duyurusunda bulunmasa da başvurucu, Türk hukukuna göreihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâliöğrenir öğrenmez kamu davası açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzerehemen işin gerçeğini araştırmakla yükümlü olan Cumhuriyet Başsavcılığıncaalınan ifadesi sırasında yaralanmasına neden olan kişiler hakkındaki şikâyetiniaçıkça dile getirmiştir. Bu bakımdan başvurucunun yarasının niteliği degözetildiğinde mevcut başvuru, başvurucunun isnat olunan suçları işlemediğinikanıtlamak için işkence ve kötü muameleye maruz kaldığını bir savunma argümanıolarak kullanması ve soruşturma makamlarını harekete geçirmek ayrı bir başvuruyapmaması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının kabuledilemez bulunduğu Mehmet Sedat Aban (B. No: 2014/12912, 12/1/2017, §§23-32) başvurusu ile sulh ceza hâkimliğine ve Cumhuriyet savcılığına verilendilekçelerde kötü muamele iddialarının tutukluluk hâlinin sona ermesinigerektiren nedenlerden biri olarak açıklanması, kötü muameleye ilişkinifadelerin yeterince somutlaştırılmaması, kötü muamele iddialarını destekleyenherhangi bir verinin başvuru dosyasına yansımaması ve başvuranın bireyselbaşvurudan önce şikâyetlerini usulüne uygun şekilde yetkili mercilereiletmemesi nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasının kabuledilemez bulunduğu Bayram Öz (B. No:2016/41871, 3/6/2020, §§ 22-32)başvurusundan bariz bir şekilde farklıdır. Bu sebeple başvurucunun CumhuriyetBaşsavcılığına yaralanmasına neden olan kişiler hakkında soruşturma yürütülmesiiçin ayrı bir başvuru yapması gerekmediği sonucuna varılmıştır.
108. Öte yandan başvurucunun, yaralanmasına ilişkinşikâyetini Cumhuriyet Başsavcılığında verdiği 2/3/2016 tarihli ifadesinde dilegetirmesine rağmen yaralanmasına neden olanlar hakkında soruşturmayürütülmediğine ilişkin başvuruyu 30/3/2017 tarihinde yaptığı dikkatealındığında başvurunun süresinde olup olmadığının da incelenmesi gerekir.
109. Tıpkı soruşturmada ilerlemenin olmadığı veyasoruşturmanın artık etkisiz bir hâl aldığı durumlarda yapılması gerektiği gibibaşvurucunun yetkili makamlara müracaat etmesine rağmen kasten ya da saldırıveya kötü muameleler sonucu meydana gelen ölüm olayları -veya somut başvurudaolduğu gibi yaşam hakkı kapsamında incelenmesi mümkün olaylar- hakkındasoruşturmanın başlatılmadığı durumlarda da gerekli özeni göstererek ihlaliddiaları çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunmalıdır (RahilDink ve diğerleri, B. No: 2012/848, 17/7/2014, § 77). Zira zaman geçtikçedelillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta, gerçeklerin ortaya çıkmasızorlaşmaktadır.
110. Bununla birlikte şikâyeti yetkili makamlarailetmenin imkânsız veya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumlarınneler olduğu her başvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazaraalınarak ayrıca değerlendirilmelidir- mevcutsa başvurucuların özenyükümlülüğünün ancak bahse konu durumların sona ermesinden itibaren başlayacağıkabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, B. No: 2014/15732,24/1/2018, § 85) .
111. Başvuruya konu olayda şikâyetini dile getirmesindensonra yaralanmasına neden olan kişiler hakkında soruşturma başlatılıpbaşlatılmadığı konusunda bilgisi olmayan başvurucu, müdafileri aracılığıylakendisini yargılayan Ceza Mahkemesinden bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığınamüzekkere yazılmasını talep etmiştir (bkz. § 34). Anılan talebe istinadenyazılan müzekkereye Cumhuriyet Başsavcılığı, böyle bir soruşturma olmadığıyönünde bilgi vermiştir. Başvurucu sözü edilen bilgiyi 28/2/2017 tarihli celsedeöğrenmiştir. Bu nedenle başvurucunun, yaralanmasına neden kişiler hakkındasoruşturma yapılıp yapılmadığını öğrenmek için gerekli özeni gösterdiği vebaşvurunun süresinde olduğu kanaatine varılmıştır.
112. Açıklanan gerekçelerle, açıkça dayanaktan yoksunolmayan ve başka bir kabul edilemezlik nedeni tespit edilemeyen yaşam hakkınınusul boyutunun ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
c. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
113. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitifyükümlülüklerinin usule ilişkin yönü, doğal olmayan her ölüm olayınınsorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabileceketkili bir soruşturma yürütülmesini gerektirir. Yürütülecek bu soruşturmanıntemel amacı yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını,kamu görevlilerinin müdahalesiyle veya onların sorumlulukları altında meydanagelen ya da diğer bireylerin fiilleriyle gerçekleşen ölümler nedeniyleilgililerin hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B.No: 2012/752, 17/9/2013, § 54).
114. Yaşam hakkının usul boyutunun yani etkili soruşturmayükümlülüğünün gerektiği gibi yerine getirilmemesi durumunda devletin negatifve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyup uymadığının tam olarak tespitedilmesi mümkün değildir. Bu nedenle soruşturma yükümlülüğü, devletinAnayasa'nın 17. maddesi kapsamındaki negatif ve pozitif yükümlülükleriningüvencesini oluşturmaktadır (Salih Akkuş, B. No: 2012/1017, 18/9/2013, §29).
115. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucuölüm meydana gelmiş ise yürütülmesi gereken soruşturma şüphesiz cezasoruşturmasıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 55).
116. Şüpheli bir ölüm olayı hakkında yürütülen cezasoruşturmasının Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği etkinlikte olduğununkabul edilebilmesi için soruşturma makamlarının olaydan haberdar olur olmazresen harekete geçerek ölüm olayını aydınlatabilecek ve sorumlularınbelirlenmesini sağlayabilecek bütün delilleri tespit etmeleri gerekir. (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 57),
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
117. Başvuru konusu olayda başvurucunun yaralanmasındanaynı gün haberdar olan Cumhuriyet Başsavcılığı, bu konuda herhangi birsoruşturma başlatmamıştır. Başvurucunun, aleyhinde yürütülen soruşturmakapsamında verdiği 2/3/2016 tarihli ifadesinde yaralanmasına neden kişilerhakkında şikâyetçi olduğunu açıkça belirtmesi de sonucu değiştirmemiştir. Oysabaşvurucunun yaralanmasını çevreleyen koşulların ve negatif yükümlülüğün ihlaledilip edilmediğinin tespiti için soruşturma yürütülmesi anayasal birzorunluluktur.
118. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 17. maddesindegüvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
B. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
119. Başvurucu, sağlık durumuna rağmen tutuklanması veceza infaz kurumlarındaki tutma koşulları nedeniyle kötü muamele yasağınınihlal edildiğini öne sürmüştür. Bu iddiasıyla bağlantılı olarak başvurucu;
i. Doktor tarafından verilen istirahat raporuna vetedavisinin devam etmesine rağmen sedye üzerinde katıldığı sorgu sonrasındatutuklandığını, bu hususun sorgu tutanağına yazılmadığını, tutuklama yerineadli kontrol tedbirlerinin uygulanması yoluna da gidilmediğini,
ii. İhtisas Kurulunun 4/5/2016 tarihli raporundabelirttiği üç aylık süreye riayet edilmediğini, İhtisas Kuruluna zamanında sevkedilmediğini,
iii. TİHV raporunda sağlık durumunun tutuklu kalmasınakesin engel teşkil ettiği belirtilmesine rağmen söz konusu raporun tutukluluğunsonlandırılması için dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumunun yürütmeye bağlıbir kurum olduğunu ve bağımsız olmadığı gibi tarafsız da olmadığını, İhtisasKurulunda kendisinin sağlık problemlerini kavrayabilecek uzmanlığa sahipyalnızca bir iki doktor bulunduğunu, Adli Tıp Kurumu üyeleri arasındaFetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasına (PDY) üyeolduğu iddiasıyla görevden uzaklaştırılan kişiler olduğunu,
iv. Baltalimanı Hastanesinde tedavi görmesi gerektiğineilişkin raporlara rağmen tedavi altına alınmadığını ve tutukluluk durumunundevam ettirildiğini,
v. Tutuklu kaldığı süre zarfında tekerlekli sandalyekullandığını, bir kolunu kullanamadığı için ihtiyaçlarını tek başınagideremediğini, sürekli başkalarına muhtaç kaldığını, kendisine yardımcıolabilecek bir sağlık görevlisi veya infaz koruma memuru görevlendirilmediğigibi ailesinden birinin de kendisine refakat etmesine icazet verilmediğini,
vi. Tedavi sürecinin geciktirildiğini,
vii. Soğuk ve sağlıksız koşullarının düzeltilmesine,bağırsaklarının dışarıda olması sebebiyle kendisine bulaşabilecek virüslerekarşı önlem alınmasına ve sıcak tutulmasına ilişkin taleplerine ceza infazkurumunca yanıt verilmediğini,
viii. Bağırsak torbasını kapatması için sargı bezikullanmasına rağmen kendisine makas verilmediğini, makasın her seferindesaatlerce bekletilerek kendisine verildiğini,
ix. Duş almasına yardımcı olunmadığını, başkatutukluların yardımıyla duş alabildiğini,
x. Yakınmalarına ceza infaz kurumunda görevli doktorlarıngereken önemi vermediğini,
xi. Sağlık kuruluşlarına sevk edildiğinde hasta nakilaracı yerine ring aracıyla getirilip götürüldüğünü,
xii. Doktorlar tarafından dile getirilen bir an önceameliyat olması gerektiğine, ameliyat sonrasında tekrar ceza infaz kurumunagönderilmesi durumunda enfeksiyon kapabileceğine ve yaşamsal tehlikesininbulunduğuna ilişkin hususları Ceza Mahkemesine bildirmesine rağmen herhangi birtedbire başvurulmadığını,
xiii. Ayağa kalkamadığı bilinmesine rağmen sayımda ayağakalkmadığı gerekçesiyle hücre hapsi cezası verildiğini ancak cezanın daha sonrageri çekildiğini,
xiv. Hayatını tek başına sürdürememesine ve tutmakoşulları nedeniyle ameliyatının yapılmamasına rağmen tahliye taleplerinin vetutukluluğunun devamına ilişkin kararlara yaptığı itirazların reddedildiğini,
xv. Ceza infaz kurumunda sağlığı açısından yeterli veetkili beslenemediği,
xvi. İnfazın ertelenmesiyle ilgili hükümlerin kendisihakkında uygulanmadığını,
xvii. Sağlık durumu nedeniyle tutuklamayı engelleyen veyaböyle durumlarda adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını önceleyen hukuki birdüzenlemenin bulunmadığını iddia etmiştir.
120. Bakanlık görüşünde; tıbbi yardım sağlamayükümlülüğünün yerine getirildiği, rahatsızlığının ceza infaz kurumuyetkililerinin kasıtlı uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle kötüleştiğine vebu nedenlerle doğal olarak özgürlükten yoksun bırakılma nedeniyle ortaya çıkanızdırap ve acının ötesinde bir ızdırap ve acıya maruz kaldığı yönündebaşvurucunun bir delil ortaya koymadığı, tedavi veya kontrollerinin ihmaledilmesi nedeniyle hastalığının ilerlediği yönünde bir tespit bulunmadığı,gerekli tıbbi tedavilerin yapılmasının yanı sıra tedavi gereksinimlerigözönünde bulundurularak farklı ceza infaz kurumlarına naklinin sağlandığı vehastalığı nedeniyle ceza infaz kurumunda tutulmasının başvurucunun sağlığı vefiziksel bütünlüğü üzerinde olumsuz bir etki yaratması ihtimaline karşı kamuotoritelerinin gerekli özeni göstererek tüm tedbirleri aldığı belirtilerek kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolduğu ifade edilmiştir. Ayrıca Bakanlık görüşünde ağır seyreden sağlıkdurumuna rağmen siyasi aidiyeti nedeniyle tutuklandığını iddia edenbaşvurucunun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141vd. maddelerine istinaden tazminat davası açtığına dair bilgi ve belge sunmadığıbelirtilmiştir.
121. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında;Bakanlık görüşünde ifade edilen hususların bağırsaklarının vücut içinealınmasıyla veya tekerlekli sandalyede ve kolunu kullanamayacak durumdaolmasıyla ilgili olmadığını, ceza infaz kurumunda tutulması nedeniyle bağırsakameliyatının yapılamadığını, yapılan tüm tedavilerin parçalanan koluyla ilgiliolduğunu ve tahliye olmasından sonra ameliyat olduğunu öne sürmüştür.
2. Değerlendirme
122. Tutuklu veya hükümlü olan başvurucuların sağlıkdurumlarının tahliyeyi/infazın durdurulmasını gerektirdiğine, ceza infazkurumlarının koşullarının sağlık durumlarına uygun olmadığına ya datutuldukları süre zarfında kendilerine sunulan sağlık hizmetlerinin yeterliolmadığına yönelik şikâyetlerinin kötü muamele yasağı kapsamında incelenmesigerekir. Anılan şikâyetlerin incelenmesi sırasında yararlanılan genel ilkelerpek çok kararda belirtilmiştir (birçok karar arasından bkz. Murat Karabulut,B. No: 2013/2754, 18/2/2016, §§ 56-66; Sabri Kaya, B. No: 2014/8482,29/6/2016, §§ 49-62; Ergin Aktaş, B. No: 2014/14810, 21/9/2016, §§68-80; Hayati Kaytan, B. No: 2014/19527, 16/11/2016, §§36-45).
123. Sözü edilen genel ilkeler uyarınca başvurucunun kötümuamele yasağının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri üç başlık altındaincelenmiştir.
a. SağlıkDurumunun Ceza İnfaz Kurumunda Tutulmasına Kesin Olarak Uygun Olmamasına RağmenBaşvurucunun Tutukluluğunun Devam Ettirildiğine İlişkin İddia Yönünden
124. Anayasa, tutuklu bir kimsenin sağlık gerekçesiyleserbest bırakılması için devlete genel bir zorunluluk getirmemektedir.Bununla birlikte tutukluların var olan rahatsızlıklarından kaynaklananacılarının yetkililerin sorumlu tutulabileceği tutukluluk koşullarından dolayıartması ya da artma yönünden bir risk doğması hâlinde Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının ihlali söz konusu olabilir (Fatih Hilmioğlu,B. No: 2014/648, 18/9/2014, § 66).
125. Tutuklu başvurucuların sağlık durumlarının cezainfaz kurumlarında tutulmalarına kesin olarak uygun olmadığına yönelikiddialarının incelenebilmesi için tutukluluk durumunun sona erdirilmesiamacıyla hukuk sisteminde mevcut yargısal yolların tüketilmesi ve anılanyargısal yollar kapsamında verilen nihai kararların öğrenilmesinden itibarenotuz içinde bireysel başvuru yapılması gerekir (Bu değerlendirmeler tutmakoşulları yönünden geçerli değildir.) zira başvurunun yapılmasındaki temel amaçtahliyenin sağlanmasıdır.
126. Başvuru konusu olayda 28/2/2017 tarihinde tahliyeedilen başvurucu, tutukluluğunun sona erdirilmesi amacıyla en son 9/2/2017tarihinde tahliye talep etmiştir. Başvurucunun müdafii aracılığıyla yaptığı butalep Ceza Mahkemesinin 17/2/2017 tarihli kararıyla reddedilmiş, anılan kararda başvurucuya 23/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir (bkz. § 35). Tahliyetalebinin reddine ilişkin karar başvurucunun müdafii tarafından 28/2/2017tarihli celsede öğrenilse de bireysel başvuruda başvuru süresinin başlangıcı,ihlalin -başvurucu ve/veya vekili olması fark etmeksizin hangisi tarafındanöğrenilirse öğrenilsin- ilk öğrenilme tarihinden itibaren başlamaktadır (KadirTurgut, B. No: 2014/4985, 6/7/2017, § 25).
127. Ceza Mahkemesinin 17/2/2017 tarihli kararınınbaşvurucuya 23/2/2017 tarihinde tebliğ edildiği dikkate alındığından otuzgünlük başvuru süresinin son günü, araya hafta sonunun girmesi nedeniyle27/3/2017'dir. Bu nedenle 30/3/2017 tarihinde dile getirilen ihlal iddiasının süreaşımı nedeniyle incelenemeyeceği sonucuna varılmıştır.
128. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun sağlık durumununceza infaz kurumunda tutulmasına kesin olarak uygun olmaması nedeniyle kötümuamele yasağının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. SağlananTıbbi Bakımların Yetersiz Olduğuna İlişkin İddia Yönünden
129. Başvurucu; Baltalimanı Hastanesinde tedavi görmesigerektiğine ilişkin raporlara rağmen tedavi altına alınmadığını, ceza infazkurumunda görevli doktorların yakınmalarına gereken önemi vermediklerini,tedavi sürecinin geciktirildiğini, bağırsak torbasını kapatması için sargı bezikullanmasına rağmen kendisine makas verilmediğini ya da makasın her seferindesaatlerce bekletilerek kendisine verildiğini iddia etmiştir.
130. Gerek Kadın Hastanesinde gerek Rehabilitasyon Cezaİnfaz Kurumunda kaldığı süre zarfında başta Baltalimanı Hastanesi olmak üzerebirçok sağlık merkezinde tedavi gören başvurucu, kolostomisi kapatılacakolmasına rağmen 9/3/2016 tarihinde Etfal Hastanesinde yapılacak muayeneye vedaha sonraki bir tarihte kontrastlı kolon grafisi randevusuna gitmemiş; OkMeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Polikliniğince yapılanameliyat önerisini de kabul etmemiştir.
131. Bundan başka başvurucu, tutukluların tıbbi muayeneve tedavileri ile ilgili işlem ve ihmallerine yönelik şikâyetleri incelemeklegörevli infaz hâkimliğine yakındığı hususlarla ilgili başvuru yaptığına ilişkinbir bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır.
132. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bumakamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
133. Somut olayda başvurucu, hukuk sisteminde mevcutyargısal yolları tüketmeksizin bireysel başvuru yapmıştır.
134. Açıklanan gerekçelerle sağlanan tıbbi bakımlarınyetersiz olması nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddiasınındiğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
c. Ceza İnfaz Kurumlarındaki Tutma KoşullarınınBaşvurucunun Sağlık Durumuna Uygun Olmadığına İlişkin İddia Yönünden
135. Başvurucu, ayağa kalkamadığı bilinmesine rağmensayımda ayağa kalkmadığı gerekçesiyle hücre hapsi cezası verildiğini ancakcezanın daha sonra geri çekildiğini ileri sürse de başvurucuya verilen vesonradan geri çekilen herhangi bir hücre cezası tespit edilememiş; başvurucu daiddiasını doğrulayıcı herhangi bir belge sunmamıştır.
136. Başvurucunun sağlanan tıbbi bakımların yetersizolduğuna ilişkin şikâyetinin incelenmesindeki değerlendirmeler başvurucununtutulduğu ceza infaz kurumlarında tutma koşullarıyla ilgili yakınmaları için degeçerlidir. Çünkü başvurucu, infaz hâkimliğine yakındığı hususlarla ilgilibaşvuru yaptığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmamıştır.
137. Açıklanan gerekçelerle ceza infaz kurumlarındakitutma koşullarının başvurucunun sağlığına uygun olmaması nedeniyle kötü muameleyasağının ihlal edildiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Kötü MuameleYasağıyla Bağlantılı Olarak Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
138. Başvurucu, sağlık koşulları nedeniyle infazınertelenmesi yönünden hükümlü ve tutuklular arasında bir ayrım olduğunu belirtipAİHM'in Gülay Çetin/Türkiye (B. No: 44084/10, 5/3/2013) kararındakikonuya ilgili tespitlerin mevcut başvuru için de geçerli olduğunu belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ve kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarakeşitlik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
139. Bakanlık görüşünde başvurucunun anılan ihlaliddiaları yönünden görüş bildirilmemiştir.
2. Değerlendirme
140. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun ihlal iddialarının kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarakeşitlik ilkesi kapsamında incelenmesinin yeterli olduğu değerlendirilmiştir.
141. Başvurucunun sağlık durumunun ceza infaz kurumundatutulmasına kesin olarak uygun olmamasına rağmen tutukluluk hâlinin devamettirildiği iddiası yönünden başvuruda süre aşımı olduğu sonucunavarılmıştır. Bu nedenle anılan ihlal iddiasıyla bağlantılı olarak eşitlikilkesinin ihlal edildiği iddiasının ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
D. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
142. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
143. Başvurucu ihlalin tespit edilmesini istemiş ve400.000 TL maddi tazminat ile 1.000.000 TL manevi tazminat talebindebulunmuştur.
144. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
145. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
146. İncelenen başvuruda başvurucunun yaralanması olayıhakkında ceza soruşturması başlatılmaması nedeniyle yaşam hakkının usulboyutunun ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin CumhuriyetBaşsavcılığının başvurucunun yaralanması karşısında hareketsiz kalmasındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
147. Bu durumda yaşam hakkının usul boyutunun ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1)numaralı fıkrasına göre yapılması gerekenlere hükmedilmelidir. Bu sebeplekararın bir örneğinin başvurucunun yaralanması olayı hakkında ceza soruşturmasıbaşlatılması için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
148. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için yaşam hakkının usul boyutunun ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 54.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
149. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesiiçin başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
150. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harçve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Başvurucunun sağlık durumunun ceza infaz kurumundatutulmasına kesin olarak uygun olmamasından dolayı kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Sağlanan tıbbi bakımların yetersiz olmasından dolayıkötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Ceza infaz kurumlarındaki tutma koşullarının başvurucununsağlık durumuna uygun olmamasından dolayı kötü muamele yasağının ihlaledildiğine ilişki iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Kötü muamele yasağıyla bağlantılı olarak eşitlikilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın İNCELENMESİNE GEREK OLMADIĞINA,
C. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşamhakkının usul boyutunun İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının usul boyutununihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için başvurucunun yaralanması olayıhakkında ceza soruşturması başlatılmak üzere Yüksekova CumhuriyetBaşsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucuya net 54.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
F. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
G. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
H. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 12/1/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.