TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Ş.Ç. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/1061)
Karar Tarihi: 21/11/2013
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Mehmet ERTEN
Zehra Ayla PERKTAŞ
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Cüneyt DURMAZ
Başvurucu
:
Ş. Ç.
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Bulunduğu şehirden başka bir yerdetoplam 12 ay geçici olarak görevlendirilen başvurucu, kendisine altı aydansonra harcırah ödenmediğini, oysa 6245 sayılı Harcırah Kanunu’na göre farklıişlerde görevlendirildiği için harcıraha hak kazandığını, Askeri Yüksek İdareMahkemesine (AYİM) başvurmasına rağmen sonuç alamadığını belirterek Anayasa'dagüvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, başvurucu tarafından 7/12/2012tarihinde Mersin 2. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 4/3/2013tarihinde, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
5. TCG Heybeliada gemi inşası kapsamında, Gölcük DonanmaKomutanlığında deniz astsubayı olarak çalışan başvurucu, 28/7/2010–21/7/2011tarihleri arasında altı ayrı mesaj emriyle İstanbul Tersane Komutanlığındatoplam 12 ay görevlendirilmiştir.
6. Söz konusu görevlendirme ile ilgili olarak 10/2/1954 tarih ve 6245 sayılı Harcırah Kanunu’nun 42.maddesi uyarınca ilk altı aylık süre için kendisine harcırah ödemesiyapılmasına rağmen sonraki altı aylık süre için bir ödeme yapılmamıştır.
7. Başvurucu, 9/1/2012 tarihinde,Askeri Yüksek İdare Mahkemesine açtığı davada, çeşitli tarihlerde ayrı ayrıyapılan görevlendirmelerin aynı iş için olmadığını, buna rağmen kendisineikinci altı aylık dönem için harcırah ödemesi yapılmadığını, oysa benzerkonumda olan Aydın sınıfı mayın avlama gemilerinde görevli olanlara ikinci altıaylık dönem için de ödeme yapıldığını belirterek, toplam 185 güne ilişkinharcırah ödemesinin kendisine yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
8. AYİM Üçüncü Dairesinin 12/7/2012tarih ve E.2012/272, K.2012/1488 sayılı kararında, 6245 sayılı Kanun’un 42.maddesi hükmüne göre yurtiçinde geçici bir görevle başka bir yere gönderilmehalinde bir yıllık dönem zarfında aynı yerde aynı iş için aynı şahsa 180 gündenfazla harcırah ödenmesinin mümkün olmadığı, davacının bir yıllık dönem zarfındayurt içinde aynı yerde (İstanbul Tersanesi Komutanlığı) geçici olarakgörevlendirildiği, bu geçici görevlendirmenin MİLGEM projesinin birinci gemisiHeybeliada’nın inşa, donatım, test ve tecrübe faaliyetlerine İstanbul TersanesiKomutanlığında devam edilmesi nedeniyle bu komutanlık emrine atanan Heybeliadapersonelinin katıldıkları tarihten itibaren geminin geçici teslimine kadarolmak üzere altı ayrı mesaj emri ile aralıksız olarak birbirini takip eden altıdönem halinde aynı asıl amaca yönelik olarak yapıldığı, her dönemdeki geçicigörevlendirmenin bir bütünün parçası olduğu, her dönemdeki geçicigörevlendirmede icra edilen faaliyetlerin geminin inşa sürecinin tamamlanmasıiçin bir bütün olarak ele alınması gereken bir sistemin ayrılmaz parçalarıolduğu, bu nedenlerle davacının 28/7/2010 ila 27/7/2011 tarihleri arasındayapılan görevlendirmesinin “aynı iş”için olduğu, bu geçici görevlendirmenin ayrı geçici görevlendirme emirleri ilearalıksız olarak birbirini takip eden birden fazla dönem halinde ve değişikgörev isimleri vermek suretiyle yapılmış olmasının “ayrı iş” için olduğu anlamına gelmeyeceği belirtilerek,davanın reddine hükmedilmiştir.
9. Başvurucunun, karar düzeltme talebi, aynı Mahkemece 8/11/2012 tarih ve E.2012/1697, K.2012/2192 sayılı karar ilereddedilmiştir. Ret kararı 21/11/2012 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
B. İlgili Hukuk
10. 6245 sayılı Kanun’un 42. maddesi şöyledir:
“Geçici bir görev ile başka bir yeregönderilenlere, görev mahalline varış tarihinden itibaren bu Kanuna göreverilen gündelikler:
a. Yurtiçinde bir yıllık dönem zarfında aynı yerde, aynı işiçin ve aynı şahsa 180 günden fazla verilemez. İlk 90 gün için tam, takibeden 90 gün için 2/3 oranında ödenir.
b. Yurtdışında ilk 180 gün tam ve müteakip günler için 2/3oranında ödenir.
Geçicigörevlendirmelerde meydana gelecek ara vermeler bu müddetleri veya gündelikmiktarını artırmaya neden olamaz.”
11. 26/9/2011 tarih ve 659 sayılı Genel BütçeKapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk HizmetlerininYürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi vedağıtımı” kenar başlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Tahkim usulüne tabi olanlar dahiladli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukukbirimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukukmüşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, budavaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil vetakip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutarüzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.”
12. 21/12/2011 tarih ve 28149 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2011–2012 AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi’nin “Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu ParaOlmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret”başlıklı ikinci bölümünün 17. maddesi şöyledir:
17.
Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için
a) Duruşmasız ise
1.200,00 TL
b) Duruşmalı ise
2.400,00 TL
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
13. Mahkemenin 21/11/2013 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 7/12/2012 tarih ve 2012/1061 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
14. Başvurucu, benzer konumdaki kişilere harcırah ödemesiyapılırken kendisine ikinci altı aylık dönem için harcırah ödemesiyapılmamasının Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırıolduğunu, görevlendirme emri ile çalışmasına rağmen hak ettiği ücretialamamasının Anayasa’nın 18. maddesinde düzenlenen angarya yasağına aykırıolduğunu, hakkında karar veren mahkemenin iki üyesinin hâkim sınıfından olmayansubay üye olmasının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanmahakkına aykırılık oluşturduğunu, toplu davalarda avukatlık vekâlet ücretininYargıtay 10. Dairesinin 7/6/2012 tarih ve E.2012/1795, K.2012/10684 sayılı kararıyla yeniden düzenlenmesine rağmen AYİM’in kendisi ile beraber diğer 40 arkadaşına da vekâletücretine hükmetmesinin ve devletin kazandığı davalardan 1200 TL almasına rağmenkaybettiği davalarda 200 TL ödemesinin hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunuileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. HarcırahÖdemesi Yapılmaması Nedeniyle Eşitlik İlkesinin ve Angarya Yasağının İhlalEdildiği İddiası
15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki tavsifi ile bağlı değildir. Başvurucu, her ne kadareşitlik ilkesi ve angarya yasağına aykırılığa ilişkin iddialar ileri sürmüş isede başvurucunun temel olarak benzer konumda olduğunu iddia ettiği kişilereharcırah ödemesi yapılırken kendisine ikinci altı aylık dönem için harcırahödemesi yapılmamasından ve bu işleminin iptali talebiyle AYİM’eaçtığı davada verilen kararın sonucundan şikâyetçi olduğu görülmektedir. Bunedenle, başvurucunun eşitlik ilkesi ve angarya yasağı ile bağlantı kurarakileri sürdüğü iddialar adil yargılanma hakkının ihlali iddiası kapsamında değerlendirilmiştir.
16. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesigereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
17. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
18. 6216 sayılı Kanun’un “Esashakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin (6) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşıyapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlaledilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ilesınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda incelemeyapılamaz.”
19. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncüfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilenkanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireyselbaşvuruda incelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
20. Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdaaçık bir keyfilik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede, kanunyolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfilik bulunmadıkça AnayasaMahkemesince esas yönünden incelenemez (B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 26).
21. Başvuru konusu olayda başvurucununiddiaları ve mahkemenin gerekçesi incelendiğinde, iddiaların özünün 6245 sayılıKanun’un 42. maddesinde yer alan “Yurtiçindebir yıllık dönem zarfında aynı yerde, aynı iş için ve aynı şahsa 180 gündenfazla (harcırah) verilemez.”kuralındaki “aynı iş” ifadesininAYİM tarafından yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıylayargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Yargılama kapsamında başvurucununbu konudaki iddialarını ileri sürdüğü ve AYİM Üçüncü Dairesinin, başvurucununiddialarına karşı, hangi gerekçelerle 6 ayrı mesaj emri ile yapılan toplam 12aylık görevlendirmenin aynı iş kapsamında değerlendirdiğini kararında ayrıntılıolarak açıkladığı görülmektedir (§ 8).
22. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilenkararın değil, yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletmeimkânı verir. Bu nedenle, bireysel başvuruda adilyargılanmaya ilişkin şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılamasürecinde haklarına saygı gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecindekarşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veyabunlara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini veiddialarını sunamadığı ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgiliiddialarının derece mahkemesi tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesizolduğu gibi, mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeyealınmamış eksiklik, ihmal ya da açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belgesunmuş olması gerekir. Somut olayda başvurucunun, yargılama sürecininhakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmadığı, aksine davadauygulanan kuralın yanlış yorumlanması sonucu mahkemece verilen kararıniçeriğinin adil olmadığı şikâyetini dile getirdiği anlaşılmaktadır.
23. Açıklanan nedenlerle, başvurucutarafından ileri sürülen, kendisine altı ay sonrasında harcırah ödemesiyapılmamasının eşitlik ilkesine ve angarya yasağına aykırılık oluşturduğuiddialarının kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, derece mahkemesi kararınınaçık bir keyfilik de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının, diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. AskeriYüksek İdare Mahkemesinin Bağımsız Olmadığı İddiası
24. Başvurucu, ek olarak, AYİM’degörev alan hâkim sınıfından olmayan üyeler nedeniyle bağımsız ve tarafsızmahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ancak başvurucubu iddiası ile ilgili olarak sadece askeri mahkemelerde görev alan subayüyelerle ilgili yasal düzenleme yapıldığını ve bu konudaki aykırılığıngiderildiğini ancak AYİM uygulamasında aykırılığın halen devam ettiğini ifadeetmiştir.
25. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, temelhaklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açıkolan başvurular ile karmaşık veya zorlama şikâyetlerden ibaret başvurularaçıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (B. No: 2012/1334, 17/9/2013,§ 24).
26. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu dahaönce incelenirken belirtildiği üzere, AYİM’inoluşumu, statüsü ve görevleri Anayasa ve ilgili Kanun’da hüküm altınaalınmıştır. AYİM’e atanan askeri hâkimlerinbağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,atanma ve çalışma usulleri yönünden, askeri hâkimlerin bağımsızlıklarınızedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı idareye hesap vermedurumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM Yüksek DisiplinKurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir (B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 29).
27. Bu karardan ayrılmayı gerektirecek herhangi bir yönübulunmayan başvurucunun bu bölümdeki iddialarının, açıklanan nedenlerle, derecemahkemelerinin kararlarında açık bir ihlal tespit edilmediğinden “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. HükmedilenVekâlet Ücretinin Hukuk Devleti İlkesini İhlal Ettiği İddiası
28. Başvurucu son olarak, başvuru konusu olayda harcırahödemesi yapılması talebinin reddine yönelik işlemin iptali talebiyle açtığıdavanın reddi sonucu aleyhine hükmedilen 1.200 TL vekâlet ücretinin hukukdevleti ilkesini ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Ancak bu iddia dava açmanınzorlaştırılması ve hakkaniyete aykırı olması yönü nedeniyle adil yargılanmahakkının bir unsuru olan mahkemeye erişim hakkı kapsamındadeğerlendirilebilecektir.
29. Nitekim aynı konuya ilişkin benzer gerekçelerle ilerisürülmüş olan ihlal iddiaları, 2/10/2013 tarih ve2013/1613 başvuru numaralı kararda incelenmiştir. Söz konusu kararda, biryasama işlemi veya düzenleyici idari işlemin, temel hak ve özgürlüğün ihlalineneden olması durumunda, bireysel başvuru yoluyla doğrudan bu işlemlere değilancak yasama veya düzenleyici idari işlemin uygulanması mahiyetindeki işlem,eylem ve ihmallere karşı başvuru yapılabileceği, başvuruya konu davada, 659sayılı KHK ile getirilen düzenleme gereğince idare lehine vekâlet ücretinehükmedildiği, dolayısıyla bu düzenleyici idari işlemin öngördüğü hükümlerindavaya uygulandığının anlaşıldığı, somut başvurunun da bu açıdandeğerlendirilmesi gerektiği öncelikle ifade edilmiş ve iddialar mahkemeyeerişim hakkı kapsamında incelenmiştir.(B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 37, 39).
30. Başvurucunun, “devletinkazandığı davalardan 1.200 TL almasına rağmen kaybettiği davalarda 200 TLödemesi” iddiası ise başvuru konusu olayda gerçekleşmiş bir durumolmayıp başvurucunun örnek olarak verdiği, Yargıtay 10. Dairesinin “aynı avukat tarafından açılan seri davalarda”her bir dava yönünden dilekçe yazım ücreti yerine avukatlık vekalet ücretininhüküm altına alınmasının isabetsiz olduğuna hükmeden 7/6/2012tarih ve E.2012/1795, K.2012/10684 sayılı kararına konu yargılamadagerçekleşmiş bir durumdur. Başvuru konusu olayda başvurucu tek başına davacıolarak yargılamaya taraf olmuş ve davanın reddi kararı ile aleyhine 21/12/2011 tarih, 28149 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren "2011–2012Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi" uyarınca maktu olarak tespitedilmiş 1.200 TL vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Bu durumda, başvurucununsoyut bir şekilde idari bir düzenlemenin Anayasa’da düzenlenmiş bir ilkeyeaykırılığı ileri süremeyeceği ve sadece kendisi aleyhine hükmedilen vekâletücreti açısından iddialar ileri sürebileceğinin kabulü gerekir.
31. Başvuru konusu davanın açılmasından önce 2/11/2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılıKHK ile idarede görevli vekillere taraf sıfatı verilmiş, davanın reddi halindeidare lehine vekalet ücretine hükmedilmesi düzenleme altına alınmıştır. Vekâletücreti davaya hukuki katkıda bulunan ve davası kabul edilen lehine hükmedilenbir ücrettir. Dava aşamasında kimin leh ya da aleyhine olacağı önceden belliolmayan bu ücret yükümlülüğü bir usul kuralı olup, mahkemeye erişim hakkı ilede ilişkilidir. Yükletilen ücretin, bu hakkın özünü zedeleyecek şekildekısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi, açık ve ölçülü olması ve başvurucuüzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 38).
32. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup, kural olarak butür giderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak, gereksizbaşvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemelerinfuzuli yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesiamacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerinkapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülenyükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derecezorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez.Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan vekâletücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir (B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 39).
33. Vekâlet ücretinin orantılılık incelemesi yapılırken,öngörülen miktarın ülke şartlarında ne anlam ifade ettiği, başvurucunun ödemegücü ve davanın özel şartları gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Somut olaydabaşvurucu aleyhine 1.200 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Başvurucu,yaklaşık 1,5 aylık asgari ücrete tekabül eden bu ücreti ödeme gücüne sahipolmadığına dair hiçbir bilgi ve belge sunmamıştır. Kamu görevlisi olanbaşvurucunun sürekli nitelikte elde ettiği aylık geliri de dikkate alındığındaöngörülen vekâlet ücretinin başvurucuya dava açmasını imkânsız kılacak veyaaşırı derecede zorlaştıracak ağır bir ekonomik yük getirdiğinden ve bu suretlemahkemeye erişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturduğundan sözedilemez.
34. Açıklanan nedenlerle, başvurunun bu kısmının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
A. Açıklanan nedenlerle;
1.Başvurucunun harcırah ödemesi yapılmaması suretiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin“açıkça dayanaktan yoksun olması”,
2. BaşvurucununAskeri Yüksek İdare Mahkemesinin bağımsız olmadığı iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
3.Başvurucunun vekâlet ücretine ilişkin iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”,
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
21/11/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.