TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SEDAT DEMİR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/9646)
Karar Tarihi: 31/3/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Sedat DEMİR
Vekili
:
Av. Güray GÜNEŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sözleşmenin feshi üzerine Askeri Yüksek İdareMahkemesinde (AYİM) açılan davada, sözleşmenin feshine dayanak disiplincezalarının hukuka aykırı olduğu iddialarının dikkate alınmaması nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru26/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/5/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 29/6/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 30/10/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş7/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu1998 yılında imzaladığı sözleşme ile uzman erbaşolarak Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK) başladığı görevini sürdürmekte iken sonbir yıl içinde en az iki disiplin amirinden toplam otuz günden fazla hürriyetibağlayıcı disiplin cezası alması nedeniyle 12/10/2012 tarihinde başvurucununsözleşmesi feshedilmiştir.
9. Başvurucuyla ilgili disiplin safahatı dosya kapsamındananlaşıldığı kadarıyla şöyledir:
i. 25/12/2011 tarihinde vardiya görevi esnasında çevre yolunagiren araç hakkında bilgi vermemesi nedeniyle 28/12/2011 tarihinde beş gün gözhapsi cezası verilmiştir.
ii. Beş günlük sağlık raporunun 13/5/2012 tarihinde bitmesinerağmen ertesi gün saat 08.00’de mesaiye gelmediği gerekçesiyle 6/6/2012tarihinde üç gün göz hapsi disiplin cezasıyla cezalandırılmıştır.
iii. 5/4/2012 tarihinde cep telefonu bulundurmak suretiyle yasakedilen cihaz ve aletleri bulundurduğu veya kullandığı gerekçesiyle DisiplinMahkemesinin 3/7/2012 tarihli ve E.2012/105, K.2012/110 sayılı kararı ile ongün göz hapsi disiplin cezası ile cezalandırılmıştır.
iv. 15/8/2012 tarihinde amir ve üste saygısızlık ettiği gerekçesiyle14/9/2012 tarihinde yedi gün göz hapsi disiplin cezası ile cezalandırılmıştır.
v. 12/9/2012 tarihinde izinsiz garnizonu terk ettiğigerekçesiyle 24/9/2012 tarihinde üç gün göz hapsi disiplin cezası ilecezalandırılmıştır.
vi. 12/9/2012 tarihinde mesaiye gelmediği gerekçesiyle 24/9/2012tarihinde üç gün göz hapsi disiplin cezası ile cezalandırılmıştır.
vii. 12/9/2012 tarihinde amir ve üste saygısızlık ettiğigerekçesiyle 24/9/2012 tarihinde üç gün göz hapsi disiplin cezası ilecezalandırılmıştır.
10. Başvurucu hakkında ayrıca “üstefiilen taarruz” suçunun işlendiği gerekçesiyle 6. Mekanize TümenKomutanlığı Askerî Mahkemesinin 13/2/2013 tarihinde verdiği kararla müsnet suçtan dolayı mahkûmiyetine ve hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına karar verildiği, ayrıca başvurucunun en son istirahat raporualdığı 7/10/2012 tarihinden geriye doğru bir yıllık süre içinde 89 gün süreyleistirahat raporu aldığı anlaşılmaktadır.
11. Yukarıda belirtilen disiplin cezaları sonucunda son disiplincezası aldığı tarihten geriye doğru bir yıl içinde toplam otuz günden fazlahürriyeti bağlayıcı disiplin cezası aldığı gerekçesiyle 24/9/2012 tarihindenitibaren etkili olmak üzere 12/10/2012 tarihinde başvurucunun sözleşmesifeshedilmiş ve aynı gün tebligat yapılarak başvurucu terhis edilmiştir.
12. Başvurucu bu işleme karşı AYİM'de16/11/2012 tarihinde iptal davası açmıştır.
13. AYİM Birinci Dairesinin 25/6/2013 tarihli ve E.2012/1463,K.2013/755 sayılı kararıyla dava oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... Davacının28/12/2011 ile 24/9/2012 tarihleri arasında toplam 34 gün hürriyeti bağlayıcıdisiplin cezası aldığı; dava konusu fesih işlemine esas teşkil eden tümdisiplin cezalarının As. Ceza Kanunun 168 ve müteakip maddelerindeki hükümlereuygun şekilde verildikleri isnat edilen disiplin suçlarının yazılı olarakbildirildiği ve yazılı savunmalarının alındığı, davacının yazılı olarak savunmavermekten imtina etmesi veya istirahat alması nedeniyle birlikte bulunamamasınedeniyle yazılı savunmasının alınamadığı tarihlerde ise savunmalarının telefonedilmek ve kendisiyle görüşülmek suretiyle sözlü olarak alınmış olduğu ve buşekilde savunmalarının alınmış olduğunun da bu konuda tanzim edilmiş olan savunmatutanakları ile ispat edildiği, verilen cezaların As. C. K.nu 171’nci maddedekimerbut cetvele uygun yetkiler dâhilinde olduğu, davacı hakkında 24/9/2012tarihinde verilmiş olan 3 ayrı disiplin cezasının da her birinin “izinsizgarnizonu terk etmek”, “amir ve üste saygısızlık”,“mesaiyegelmemek” şeklinde ayrı ayrı işlenen disiplin suçlarından dolayı verilmişolduğu) görülmekte olup; davacı vekilinin iddialarının aksine bahse konudisiplin cezalarında bu cezaların keyfi tutum ve davranışlar ile husumet nedeniylesıkıştırılarak verildiğine ve yok hükmündeliknitelemesine tabi tutulabilecek bir hukuki sakatlık bulunmadığı, bu itibarlageriye doğru son bir yıl içerisinde disiplin mahkemesi ile farklı ve yetkiliiki disiplin amiri tarafından verilen bu disiplin cezalarının toplamının otuzgünden fazla olduğu dikkate alınarak davacı hakkında idarece bağlı yetkidenhareketle tesis edilen 12/10/2012 tarihli sözleşme feshine dair işlemde hukukave ilgili yasal düzenlemelere aykırı bir husus bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”
14. Karşı oy gerekçesi ise şöyledir:
“Davacı hakkında verilen disiplin cezalarınınbir kısmında davacının telefon üzerinden “savunmasının” alındığı, aynı gündedavacıya üç ayrı disiplin cezası verildiği anlaşılmakla; davacının telefonüzerinden “savunmasının” alınması (cezaların geriye doğru bir yıl içindebırakılma çabası), aynı günde üç ayrı disiplin cezasının verilmesi gibihususlar göz önüne alındığında, anılan cezaların sıkılaştırılmış cezalarolduğu, ayrıca davacının telefon üzerinden ifadesi alınarak disiplin hukukundaifade almada “vicahilik” ilkesine uyulmadığı, bütünbu olguların sözleşme fesih işlemi tesis etmeye yönelik olduğu izlenimiyarattığı, dolayısıyla dava konusu işlemin sebep unsuru açısından iptalinekarar verilmesi…”
15. Başvurucunun karar düzeltme istemi AYİM Birinci Dairesinin13/11/2013 tarihli ve E.2013/1133, K.2013/1048 sayılı kararı reddedilmiştir. Bukarar başvurucuya 26/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 26/12/2013 tarihinde, süresi içinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun,başvuruya konu cezaların verildiği tarihte yürürlükte bulunan “Cezanın kat’ileşmesi”kenar başlıklı mülga 181. maddesi şöyledir:
“Bir disiplin cezasıresmi surette mahkuma tebliğ edildiği vakit kat’ileşir. Ve bu cezayı veren tarafından kaldırılamaz vedeğiştirilemez. Bu cezanın kaldırılması veya değiştirilmesi ancak şikayet yoluyla veya ceza veren âmirin mahkum lehineyapacağı müracaat üzerine veyahut affı âli ile kabildir.”
18. Aynı Kanun’un, başvuruya konu cezaların verildiği tarihteyürürlükte bulunan “Şikâyet”kenar başlıklı mülga 188. maddesi şöyledir:
“1- Bir disiplincezasından şikâyet, cezalı tarafından veya kendisinin mafevkleri tarafındandoğrudan doğruya yapılır.
2- Cezalı tarafından yapılacak şikâyet ancaktebliğinden bir gece sonra yapılabilir.
3- Şikâyet cezanın infazını geri bırakmaz.
4- Disiplin cezaları hakkında cezalıtarafından yapılacak şikâyet üzerine karar vermeğe salâhiyetliâmir, bu kararın verileceği zamanda cezayı vermiş olan âmirin bir derecemafevki olan disiplin amiridir.
5- Şikâyetler hemen tetkik edilerek bir kararabağlanır.”
19. Disiplin cezalarının verildiği tarih itibarıyla yürürlüktebulunan hâliyle 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare MahkemesiKanunu’nun 21. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Cumhurbaşkanının,Yüksek Askeri Şüranın tasarrufları ve SıkıyönetimKomutanlarının 1402 sayılı Kanunda yazılı tasarrufları ile disiplin suç ve t(e)cavüzlerinden ötürü disiplin amirlerince verilen cezalaryargı denet(i)mi dışındadır.”
20. Başvurucunun ilişiğinin kesildiği tarihte yürürlükte bulunanhâliyle 18/3/1986 tarihli ve 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu’nun 3269 sayılıKanun’un 12. maddesi şöyledir:
“Ayrıca;
…
d) Disiplin mahkemeleri veya en az ikidisiplin amirinden disiplin cezası aldığı tarihten geriye doğru son bir yıliçerisinde toplam otuz günden daha fazla hürriyeti bağlayıcı disiplin cezasıalanların,
…
Sözleşmeleri feshedilmek suretiyle Türk Silâhlı Kuvvetleri ile ilişikleri kesilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; on dört yıl boyunca TSK'ya hizmet ettiğini, busüre boyunca TSK'nın disiplinini vahim derecede bozacak disiplin zafiyeti içinegirmediğini, kişisel husumetle çok kısa bir sürede disiplin cezaları verilerekhizmetten el çektirilmeye zorlandığını, söz konusu cezaların yargı mercileritarafından verilmediğini, ayrıca telefonla savunma alınarak savunma hakkınınihlal edildiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) oda hapsi cezası ileilgili verdiği ihlal kararları olduğunu, bu disiplin cezaları yok hükmündeolduğundan bu cezalara dayanılarak sözleşmesinin feshedilmesinin hukuka aykırıolduğunu, bu şekilde savunma ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüş; dava konusu fesih işleminin iptaliyle maddi ve manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru konusu olayda, başvurucuya göz hapsidisiplin cezaları uygulanmış ve bu cezaların son bir yıl içinde otuz günlüksüreyi aşması nedeniyle başvurucunun sözleşmesi feshedilmiştir. Başvurucununiddiaları ağırlıklı olarak göz hapsi disiplin cezalarının hukuka aykırı olarakverildiğine ve hukuka aykırı bu cezalara dayalı olarak sözleşmesininfeshedilmesi işlemine karşı açtığı davanın reddedilmesine ilişkin olduğundanbaşvuru bu iddialar kapsamında aşağıdaki başlıklar altındadeğerlendirilmiştir:
a. Göz Hapsi Disiplin Cezalarına İlişkin İddia
24. Başvurucu; disiplin cezalarının hukuka aykırı olarakverildiğini, disiplin cezalarında telefonla savunma alınarak usuleuyulmadığını, disiplin cezalarının keyfî olarak ve husumet nedeniylesıkılaştırılarak verildiğini, söz konusu cezaların yok hükmünde olduğunu, AİHMtarafından oda hapsiyle ilgili Türkiye aleyhine verilen ihlal kararlarıolduğunu ileri sürmüştür.
25. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun,başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinöğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı birmazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihtenitibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyendelillerle birlikte başvurabilirler. Mahkeme, öncelikle başvurucununmazeretinin geçerli görülüp görülmediğini inceleyerek talebi kabul veyareddeder.”
26. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 64.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Başvurucu mücbir sebepveya ağır hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvurusunuyapamadığı takdirde, mazeretinin kalktığı tarihten itibaren onbeşgün içinde ve mazeretini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir.Komisyonlar raportörlüğünce mazeretin kabulünün gerekip gerekmediği yönündekarar taslağı hazırlanır. Komisyon, öncelikle başvurucunun mazeretinin geçerligörülüp görülmediğini inceleyerek mazereti kabul veya reddeder.”
27. Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olanbaşvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin heraşamasında resen nazara alınması gereken bir başvuru koşuludur (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013,§ 19).
28. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin(5) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuruyolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içindeAnayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışıtemsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.
29. 1632 sayılı Kanun’un başvuruya konu göz hapsi cezalarınınverildiği tarihlerde yürürlükte olan mülga 181. maddesi gereğince anılan Kanunkapsamında verilen disiplin cezalarının “cezalıyatebliğ edildiği tarihte” kesinleşeceği hususunda duraksamaya yerbulunmamaktadır (bkz. § 17).
30. Başvurucu 28/12/2011 tarihinde beş gün, 6/6/2012 tarihindeüç gün, 3/7/2012 tarihinde on gün, 14/9/2012 tarihinde yedi gün 24/9/2012tarihinde dokuz gün göz hapsi disiplin cezası ile cezalandırılmıştır.
31. Başvuru dilekçesi içeriği, ekleri ve başvurucunun iddialarıkapsamından başvurucuya verilen disiplin cezalarının başvurucuya tebliğine veyabu cezaların uygulandığına dair herhangi bir bilgi veya belge sunulmamıştır. Buçerçevede disiplin cezalarının başvurucu tarafından en geç sözleşmeninfeshedildiğine dair yazının kendisine tebliğ edildiği 12/10/2012 tarihindeöğrenildiğinin ve bu tarihte kesinleştiğinin kabulü gerekir.
32. 12/10/2012 tarihi itibarıyla 1602 sayılı Kanun'un 21.maddesine göre disiplin suç ve tecavüzlerinden ötürü disiplin amirlerinceverilen cezaların yargı denetimi dışında olduğu dikkate alındığındabaşvurulacak ve tüketilmesi gereken bir hukuk yolu bulunmamaktadır.
33. Bu durumda disiplin cezalarıyla ilgili şikâyetleri içerenbireysel başvurunun 12/10/2012 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılmasıgerekirken 26/12/2013 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından başvuruda süre aşımıbulunduğu sonucuna varılmıştır.
34. Açıklanan nedenlerleotuz güniçinde yapılmayan başvurunun bu kısmının süreaşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. AYİM Kararının Adil Olmadığına İlişkin İddia
35. Başvurucu, sözleşmenin feshi işlemine karşı açtığı iptaldavasında, işleme esas teşkil eden disiplin cezalarının usulsüz ve yok hükmündeolmasının dikkate alınmadığını ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
36. Bakanlık görüşünde, başvurucunun yargılama sürecinin hakkaniyeteaykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmadığı, aksine yargılamasonucunda verilen kararın adil olmadığı şikâyetini dile getirdiğininanlaşıldığı, AYİM tarafından dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde yapılandeğerlendirmede ve ulaşılan sonuçta bariz takdir hatası veya açık keyfîliğe rastlanmadığının değerlendirildiğibelirtilmiştir.
37. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda,kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”
38. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
39. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,belirtilen istisnai hâller dışında Anayasa Mahkemesince esas yönündenincelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz,B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §26).
40. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki bu iddiası,sözleşmenin feshi işleminin sebep unsurunu teşkil eden disiplin cezalarınınusulsüz ve yok hükmünde olduğu, bu işleme karşı açtığı iptal davasında disiplincezalarına ilişkin usule ilişkin sakatlıkların dikkate alınmadığı noktasındadüğümlenmektedir (Uğur Özdemir,B. No: 2013/2600, 23/1/2014, § 38).
41. AYİM kararında, idarenin bağlı yetki içinde bulunmasınınbaşvurucunun sözleşmesinin feshedilmesi sonucunu doğurduğu, fesih işlemininsebep unsurunu teşkil eden disiplin cezalarının yok hükmünde olduğunun kabuledilmesini gerektirecek herhangi bir hukuki gerekçe bulunmaması nedeniyleiddianın temelsiz olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
42. Adil yargılanma hakkı, bireylere dava sonucunda verilenkararın değil; yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletmeimkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkinşikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarınasaygı gösterilmediğine; bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekildeitiraz etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı yada uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesitarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararınınoluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış eksiklik, ihmal yada açık keyfiliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,§ 22).
43. Somut olayda başvurucunun davasına esas teşkil eden disiplincezalarındaki var olduğu ileri sürülen hukuka aykırılıklardan özelliklesavunmasının telefonla alınması ve sıkılaştırılmış ceza uygulanmasına ilişkiniddiaları AYİM tarafından tartışılarak değerlendirilmiş ve oyçokluğuyla tüm buhususların bağlı yetki çerçevesinde tesis edilen sözleşmenin feshi işleminisakatlamadığı sonucuna varılmıştır. Sonuç olarak başvurucunun, yargılamasürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna dair bir bilgi ya da belge sunmadığı, aksineyargılama sonucunda verilen kararın adil olmadığı şikâyetini dile getirdiğianlaşılmakta olup AYİM tarafından dosya kapsamındaki deliller çerçevesindeyapılan değerlendirmede ve ulaşılan sonuçta bariz bir takdir hatası veya açıkkeyfiliğe rastlanmadığından, bu noktada Anayasa Mahkemesinin, Yüksek Mahkemenintakdirine müdahalesi söz konusu olamaz.
44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun davanın reddine dairkararın adil olmadığı iddiasının temyiz mercii şikâyeti niteliğinde olduğu vekararın açık bir keyfîlik de içermediğianlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Göz hapsi disiplin cezalarına ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi kararının adil olmadığınailişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.