TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
SEDEF URAL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5876)
Karar Tarihi: 4/6/2015
R.G.Tarih- Sayı: 9/7/2015-29411
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Alparslan ALTAN
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Erdal TERCAN
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Akif YILDIRIM
Başvurucu
:
Sedef URAL
Vekili
:
Av. Dinçer TOMRUK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Anayasa Mahkemesince iptal edilen ancak yasamaorganına süre verilmesi nedeniyle hukuken yürürlükte bulunan kanun maddesinedayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesinin adil yargılanma hakkı ile suç vecezaların kanuniliği ilkesini ihlal ettiği iddiası hakkındadır.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru,26/7/2013 tarihinde Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede, başvurudaKomisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci BölümÜçüncü Komisyonunca, 6/1/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. Birinci Bölüm tarafından21/5/2014 tarihinde yapılan toplantıda, başvurunun, niteliği itibarıyla GenelKurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarıncagörüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
6. Ayvalık Cumhuriyet Başsavcılığının 8/5/2012 tarihli veE.2012/329 sayılı iddianamesiyle başvurucunun “izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapma veyayaptırma” suçundan cezalandırılması için Ayvalık Asliye CezaMahkemesine kamu davası açılmıştır.
7. Ayvalık Asliye Ceza Mahkemesi, 26/2/2013 tarihli veE.2012/149, K.2013/64 sayılı kararı ile başvurucunun atılı suçtan 1 yıl 8 ayhapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmünaçıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.
8. Başvurucu Ayvalık Asliye Ceza Mahkemesinin hükmünaçıklanmasının geri bırakılması kararına karşı Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesineitiraz etmiştir.
9. Burhaniye Ağır Ceza Mahkemesi, 20/5/2013 tarihlikararında, “sanık müdafiininesasa yönelik (mahkumiyet hükmü kurulmaması yönündeki) itirazlarının hükmünaçıklanmasının geri bırakılması uygulanan dosyalarda itiraz merciinin CMK 231/6maddesindeki şartların varlığı ile sınırlı bir denetim yetkisine sahipolduğundan, katılan vekilinin CMK 231/6 maddesindeki şartların bulunmadığınayönelik itirazlarının ise dosya kapsamına göre sanığın sabıkasız oluşu velehinde takdir edilen olumlu özellikleri gözetilerek vaki itirazların reddine”karar vermiştir.
10. Karar başvurucuya 26/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Bireysel başvuru 26/7/2013 tarihinde yapılmıştır.
B. İlgili Hukuk
12. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 231. maddesinin (5), (6), (8), (10), (11) ve (12) numaralı fıkralarışöyledir:
"(5) Hükmün açıklanmasının geribırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifadeeder.
(6) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilebilmesi için;
a)Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b)Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarıgöz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c)Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtanönceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi gerekir. Sanığınkabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmez.
…
(8) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıkararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbitutulur.
…
Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(10) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suçişlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygundavranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak,davanın düşmesi kararı verilir.
(11) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suçişlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırıdavranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. .
(12) Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıkararına itiraz edilebilir."
13. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesinin (1) numaralı fıkralarışöyledir:
“Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veyaçektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamenyerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehindeolursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesiiçin hükmü veren mahkemeden karar istenir.”
14. 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kanunu'nun 65. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilen(b) bendi şöyledir:
“ Sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanmaşartlarına, koruma amaçlı imar plânlarına ve koruma bölge kurullarıncabelirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapanlar veya yaptıranlar, ikiyıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlîpara cezasıyla cezalandırılır.”
15. Aynı Kanun’un, 8/10/2013 tarihli ve 6498 sayılı Kanun iledeğişik 65. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Tescil edilen sit alanları ve korunmasıgerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu Kanunagöre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına,tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kastensebebiyet verenler ile koruma bölge kurullarından izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar, ikiyıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıylacezalandırılır.
…
Bünyesinde koruma, uygulama ve denetimbüroları kurulan idarelerden 57 ncimaddenin yedinci fıkrası uyarınca izin almaksızın veya izne aykırı olaraktamirat ve tadilat yapanlar ile izinsiz inşaî vefiziki müdahale yapanlar veya yaptıranlar altı aydan üç yıla kadar hapis veyaadli para cezası ile cezalandırılırlar.”
16. Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E.2011/18,K.2012/53 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“…İtiraz konusu Kanun'un 65. maddesinin (a) ve(b) bentlerinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarına zararverenler ile sit alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanmaşartlarına, koruma amaçlı imar plânlarına ve koruma bölge kurullarıncabelirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikî müdahale yapanlar veya yaptıranlarıncezalandırılması öngörülmektedir.
Kanun'un tespit ve tescil başlıklı 7.maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğalsit alanlarının tespitinin Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğündeyapılacağı ve bu tespitlerin koruma bölge kurulu kararı ile tescil edileceğiöngörülmüştür. Ancak bu tespit ve tescilin maliklere tebliği öngörülmemiştir.Maddenin ilk halinde maliklere tebliğ de öngörülmüşken 17. 6. 1987 tarih ve3386 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle tebliğ zorunluluğu ortadankaldırılmıştır.
…
Hem tescil kararının tebliğ edilmemesi hem dekoruma bölge kurulu kararlarının ilgililere duyurulmasını güvence altına alacakbir yasal hükmün bulunmaması karşısında itiraz konusu kurallarda belirtilencezai yaptırımların bireyler açısından öngörülebilir olmadığı ve suçlarınkanuniliği ilkesine uymadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa'nın 2. ve38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir…”
17. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 13/6/2013 tarihli ve E.2013/11049,K.2013/16111 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
“…Anayasa Mahkemesi'nin 11/04/2012 tarih ve2011/18 Esas, 2012/53 sayılı kararı ile 2863 sayılı Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kanunu'nun 23/01/2008 tarih ve 5728 sayılı Kanunun 408. maddesiile değişik 65. maddesinin (a) ve (b) fıkralarının Anayasa'ya aykırı olduğunave iptaline karar verildiği, Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrası ile 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 66.maddesinin 3. fıkrası gereğince iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonrayürürlüğe girmesinin de karar altına alındığı, 13/10/2012 tarih ve 28440 sayılıResmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesikararının, 13/10/2013 tarihi itibariyle yürürlüğe gireceği, halen yürürlüktebulunan kanun maddesine dayanılarak tesis edilip kesinleşen mahkumiyet hükmününaynen infaz edilmesi gerektiği, zira Anayasa Mahkemesince iptaline kararverilen fıkralar ile düzenlenen suçlar için kanun koyucunun ne tür bir yaklaşımsergileyeceği, daha lehe bir uygulama getirip getirmeyeceği hususununöngörülmesinin bu aşamada mümkün olmadığı, dolayısıylamevcut durum itibariyle yürürlükte olup tatbik edilmesi gereken kanunmaddesinin, henüz iptal hükmü yürürlüğe girmediği halde yok sayılmasının veanılan madde uyarınca verilen mahkumiyet kararının infaz edilme kabiliyetinihaiz olmadığı sonucuna varılmasının, Anayasa Mahkemesincegerçekleştirilen “somut norm denetimi” uygulamasının amacına aykırı olduğuanlaşıl(mıştır.)”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 4/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 26/7/2013 tarihli ve 2013/5876 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, hakkındaki cezaya dayanak olan 2863 sayılıKanun’un 65. maddesinde yer alan “Sitalanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına, koruma amaçlıimar plânlarına ve koruma bölge kurullarınca belirlenen koruma alanlarındaöngörülen şartlara aykırı izinsiz inşaî ve fizikîmüdahale yapanlar veya yaptıranlar… cezalandırılırlar.” hükmünün,Anayasa Mahkemesinin 11/4/2012 tarihli ve E.2011/18, K.2012/53 sayılı kararıile iptal edildiğini; iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete’de(R.G.) yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesinin de hükümaltına alındığını, 13/10/2012 tarihli ve 28440 sayılı R.G.’deyayımlanan Anayasa Mahkemesi kararının, 13/10/2013 tarihi itibarıyla yürürlüğegirdiğini; kanun koyucu tarafından, 8/10/2013 tarihli ve 6498 sayılı Kanun ilemadde metninin yeniden düzenlendiğini, iptal edilen maddeye görecezalandırıldığını ve derece mahkemelerinin bu hususu dikkate almadan kararverdiklerini belirterek, Anayasa'nın 2., 11., 36., 38. ve 141. maddelerindegüvence altına alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve anılan cezayailişkin işlemin iptaline karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
20. Başvurucu Anayasa’nın 2., 11., 36. ve 141. maddelerininde ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de, başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurucununiddialarının özünün, iptal edilen bir hükme dayanılarak mahkûmiyet hükmükurulması hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucutarafından yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple başvurucununbütün iddiaları aşağıda Anayasa’nın 38. maddesinde güvence altına alınan “suç ve cezaların kanuniliği ilkesi”çerçevesinde değerlendirilmiştir.
21. Suç ve cezaların kanuniliği ilkesi, Anayasa ve Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nde (Sözleşme) güvence altına alınmış temel birilkedir (Karlis A. Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 28).
22. Anayasa’nın “Suç vecezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçuişlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemez.”
23. Sözleşme’nin “Kanunsuzceza olmaz” kenar başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veyauluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlubulunamaz. Aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan dahaağır bir ceza verilemez.”
24. Anayasa’nın temel hak ve özgürlüklerle ilgilibölümlerinde kanunla düzenleme ilkesine pek çok maddede ayrı ayrı yer verildiğigibi, 13. maddede ifade edilen temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasınailişkin genel ilkelerde de sınırlamaların “ancakkanunla” yapılabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa’nın suç vecezaları düzenleyen 38. maddesinde de “suçve cezaların kanuniliği ilkesi” özel olarak güvence altınaalınmıştır. (Karlis A. Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 31).
25. Kanunilik ilkesi, genel olarak bütün hak ve özgürlüklerindüzenlenmesinde temel bir güvence oluşturmanın yanı sıra, suç ve cezalarınbelirlenmesi bakımından özel bir anlam ve öneme sahip olup, bu kapsamdakişilerin kanunen yasaklanmamış veya yaptırıma bağlanmamış fiillerden dolayıkeyfi bir şekilde suçlanmaları ve cezalandırılmaları önlenmektedir (Karlis A. Ş., B. No: 2013/849, 15/4/2014, § 32).
26. Başvurucunun eylemine temas eden hükmü iptal eden AnayasaMahkemesi kararının, 13/10/2012 tarihli ve 28440 sayılı R.G.’deyayımlandığı ve 13/10/2013 tarihi itibarıyla yürürlüğe girdiği görülmektedir.Başvurucu, Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş bir hükme dayanılarak hakkındamahkûmiyet kararı verilmesinin, “suç vecezaların kanuniliği ilkesi”niihlal ettiğini iddia etmiştir.
27. Bu durumda, sözü geçen kanun hükmünü iptal eden AnayasaMahkemesinin kararı 13/10/2013 tarihinde, iptal edilen hükmün yerine ihdasedilen yeni kanun hükmünün ise 8/10/2013 tarihinde yürürlüğe girdiğigörülmektedir. Başvuruya konu mahkumiyet kararı,26/2/2013 tarihinde verilmiştir. Dolayısıyla isnat edilen eylemgerçekleştiğinde ve ‘hükmün açıklanmasınıngeri bırakılması’ kararı verildiğinde iptal edilen kanunyürürlüktedir. Bu bakımdan İlk Derece Mahkemesi, henüz iptal hükmü yürürlüğe girmediğiiçin yürürlükte bulunan kanun maddesine dayanarak karar vermiştir.
28. Diğer yandan, 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (5)numaralı fıkrasına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kurulanhükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade eder. Denetim süresiiçinde kasten yeni bir suç işlenmesi halinde ise, Mahkeme hükmüaçıklayacağından, başvuru kapsamındaki iddiaların kanun yolu incelemesindedeğerlendirilmesi mümkündür. Kaldı ki, sonradan yürürlüğe giren kanun, başvurucununlehinde olursa 5275 sayılı Kanun’un 98. maddesine göre hükmün açıklanmasınıngeri bırakılması kararı veren mahkemeden bu hususun değerlendirilmesi içinkarar istenebilecektir (§ 13).
29. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru kapsamında verdiği birkararında; 3713 sayılı Kanun’un 10. maddesinin beşinci fıkrasının AnayasaMahkemesi tarafından 4/7/2013 tarihinde iptal edildiği, iptal kararının derhaluygulanmasının kamu düzenini ihlal edeceği değerlendirilerek iptal hükmünün,kararın R. G.’de yayımlanmasından başlayarak bir yılsonra yürürlüğe girmesine karar verildiği ve başvurucunun Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunduğu 2/8/2013 tarihi itibarıyla söz konusu iptalhükmünün yürürlüğe girmediği gerekçeleriyle, başvurucununtutuklu kaldığı sürenin 3713 sayılı Kanun'un 10. maddesinin beşincifıkrasında öngörülen on yıllık azami süreyiaşmadığına karar vermiştir. (VeliKüçük, B. No: 2013/6099, 16/7/2014, § 41).
30. Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesince başvurucu hakkındaverilen kararın Anayasa’nın 38. maddesini ihlal etmediği açıktır.
31. Açıklanan nedenlerle,başvurunun, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkçadayanaktan yoksunluk” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşekatılmamıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun "açıkçadayanaktan yoksun olması" nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Osman AlifeyyazPAKSÜT’ün karşı oyları ve OY ÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına OY BİRLİĞİYLE,
4/6/2015 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvuru, Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir yasa kuralınadayanarak mahkumiyet hükmü verilmesine ilişkindir.Başvurucu, hakkındaki cezaya dayanak olan 2863 sayılı Kanun’un 65. maddesindeyer alan “Sit alanlarında geçiş dönemikoruma esasları ve kullanma şartlarına, koruma amaçlı imar planlarına ve korumabölge kurullarınca belirlenen koruma alanlarında öngörülen şartlara aykırıizinsiz inşai ve fiziki müdahale yapanlar veyayaptıranlar… cezalandırılırlar.” hükmünün Anayasa Mahkemesinin11/4/2012 tarihli ve E.2011/18, K.2012/53 karar sayılı kararı ile iptaledildiğini; ancak iptal hükmünün kararın Resmi Gazete’deyayımlanmasından bir yıl sonra yürürlüğe girmesinin öngörüldüğünü, buna göre13/10/2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanankararın13/10/2013 tarihinde yürürlüğe girdiğini, kendisinin iptal edilen hükmegöre cezalandırıldığını ileri sürerek Anayasa’nın 2, 11., 36., 38. ve 141.maddelerinde yer alan haklarının ihlal edildiğine hükmedilmesini istemiştir.
2. Anayasa Mahkemesi, konuyu Anayasa’nın, suç ve cezalarınkanuniliği ilkesine ilişkin 38. maddesi çerçevesinde değerlendirerek,başvurucuya isnat edilen eylem gerçekleştiğinde ve “hükmün açıklanmasının geribırakılması” kararı verildiğinde, iptal edilen kanun hükmünün yürürlüktebulunduğundan, verilen mahkumiyet hükmünün Anayasa’nın38. maddesini ihlal etmediğine hükmetmiştir.
3. Anayasa Mahkemesi bu hususta 2013/6099 numaralı başvuruyailişkin kararını emsal olarak almışsa da, emsal karar kabul edilen dosyada 3713sayılı kanun’un azami tutukluluk süresini 10 yılolarak düzenleyen hükmün iptal edilmesi nedeniyle genel hükümlere göretutukluluk süresi beş yılı geçen, bazı çok ağır suçların failleri de dahilbirtakım sanıkların derhal tahliye edilmesine yol açılmaması düşüncesiyle iptalhükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasındanbir yıl sonra yürürlüğe girmesinin öngörüldüğü durumla, başvurucunun durumuarasında benzerlik bulunmamaktadır.
4. Anayasa Mahkemesi’nin, başvurucunun da cezalandırıldığı 2863sayılı Kanun’un 6498 sayılı Kanunla değişik 65. maddesinin iptaliyle ilgiliverdiği kararda şöyle denilmiştir:
“Kanun’untespit ve tescil başlıklı 7. maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür vetabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespitinin Kültür ve TurizmBakanlığının koordinatörlüğünde yapılacağı ve bu tespitlerin koruma bölgekurulu kararı ile tescil edileceği öngörülmüştür. Ancak bu tespit ve tescilinmaliklere tebliği öngörülmemiştir. Maddenin ilk halinde maliklere tebliğ deöngörülmüşken 17.6.1987 tarih ve 3386 sayılı Kanunla yapılan değişiklikletebliğ zorunluluğu ortadan kaldırılmıştır.
…
Hem tescil kararının tebliğ edilmemesi hem dekoruma bölge kurulu kararlarının ilgililere duyurulmasını güvence altına alacakbir yasal hükmün bulunmaması karşısında itiraz konusu kurallarda belirtilen cezai yaptırımların bireyleraçısından öngörülebilir olmadığı ve suçların kanuniliği ilkesine uymadığıaçıktır.
Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 2. ve38. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.”
5. Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı karşısında, yasa koyucuyayeni bir düzenleme yapması için verilen sürenin, başvurucuya verilen hürriyetibağlayıcı cezanın yapılacak her türlü yeni düzenleme karşısında da haklı vemeşru hale gelmeyeceği açıktır. Diğer bir ifadeyle, fiilin işlendiği sırada öngörülemez olması nedeniyle suçların kanuniliğiilkesine uymayan cezanın, daha sonra yapılacak yasal düzenleme ile geriye dönükolarak “öngörülebilir” ve “kanuni” hale getirilmesi olanaksızdır.
6. Bu nedenle, iptal edilen bir yasa hükmünün yenidendüzenlenmesi amacıyla bir yıl daha yürürlükte kalmaya devam etmesinin,“suçların kanuniliği” ilkesine açıkça aykırı olarak cezaya çarptırılanbaşvurucu ve benzerlerinin cezalarının infazına devam edilmesi için adil vemakul bir sebep teşkil edemeyeceği anlaşılmaktadır. Emsal karar olarakgösterilen 10 yıllık tutukluluk süresi ile ilgili kararla bu başvuru arasındabenzerlik bulunmadığından, iki konu arasında karşılaştırma da yapılamaz. Zira10 yıllık tutukluluk süresinin çok uzun olması nedeniyle temel haklara aykırıbulunarak iptal edilmesi halinde yasa koyucunun bu kadar uzun olmasa bile başkabir tutukluluk süresi öngörmesi söz konusu olabilecektir. Öte yandan,öngörülemez olması nedeniyle suçların kanuniliği ilkesine aykırı bulunan bircezanın, sonradan yapılacak yasal düzenleme ile kanuni hale getirilmesi sözkonusu değildir. Bu nedenle başvurucunun durumunun, Anayasa’ya aykırı yasahükmünün yürürlükte kalmaya devam etmesi ile sağlanmak istenen üstün kamuyararı ile bireyin temel hakkına yönelik ihlalin sürdürülmesinin sakıncalarıarasında adil bir denge kurulup kurulmadığı noktasından incelenmesigerekmekteydi. Ancak konu bu yönden değerlendirilmemiştir.
7. Başvurucu hakkında hükmedilen cezanın dayanağı olankuralların iptal gerekçesi gözetildiğinde, iptal hükmünün Resmi Gazete’de yayımından bir yıl sonra yürürlüğe gireceğihükmünün otomatik olarak uygulanması suretiyle varılan hukuki sonuçların adilve hakkaniyetli olmayacağı, kamu düzenini korumak amacıyla uygulanması gereken“iptal kararının yayımından bir süre sonra yürürlüğe girmesi” müessesesinin, Anayasayaaçıkça aykırı cezaların infazına devam edilmesi için tek başına yeterli makulbir dayanak oluşturamayacağı, dolayısıyla başvurucunun Anayasa’nın 38.maddesinde güvence altına alınmış temel hakkının ihlal edildiği düşüncesiyleçoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT