TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SEFER KURNAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/819)
Karar Tarihi: 16/10/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Sefer KURNAZ
Vekili
:
Av. Ali Fahir KAYACAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, hükümle birlikteverilen tutuklama kararına istinaden çıkarılan yakalama emri doğrultusunda cezainfaz kurumuna konulduğunu, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti olmadığı halde 27/9/2012 tarihinden beri tutuklu olması nedeniyleAnayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen özgürlük ve güvenlik hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 28/11/2012tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmışve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinciKomisyonunca 31/3/2014 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
5. İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığı, başvurucunun da aralarında bulunduğu 143 kişi hakkında 11/11/2011 tarihli iddianame ile dava açmıştır.
6. İddianamede başvurucunun, “Sakal” ve “Çarşaf” eylem planları hazırlanmadan önce uygun hedefbelirlemek amacı ile görevlendirilen gruplar içerisinde görev aldığı, görevinedeni ile gözlem ve keşif çalışmaları icra ettiği, rapor tanzim ettiği, buşekilde “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinicebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs”ettiği iddiası ile cezalandırılması talep edilmiştir.
7. İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesinin 21/9/2012 tarihli kararıyla başvurucunun765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 147. ve 61. maddeleri gereğince 16 yılhapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkında yakalama emri çıkartılmasınakarar verilmiştir.
8. Başvurucu, hakkındaçıkarılan yakalama emri doğrultusunda 27/9/2012tarihinde tutuklanarak ceza infaz kurumuna konulmuştur.
9. Başvurucu bu karara 27/9/2012 tarihinde itiraz etmiş, ancak 11. Ağır CezaMahkemesi 23/10/2012 tarihinde itirazı reddetmiştir. Karar, başvurucutarafından 16/11/2012 tarihinde öğrenilmiştir.
10. Redde ilişkin gerekçede,başvurucunun sabit görülen eylemi sebebiyle verilen cezanın miktarı, mahkûmolunan suçun tutuklama nedeni var olduğu kabul edilen katalog suçlardan olması,bir kısım sanıkların yargılama aşamasında olduğu gibi karar sonrasında kaçmayayönelik eylemlerde bulunması nedeniyle tutukluluk halinin devamını gerektirenşartların geçerliliğini sürdürdüğü ve adli kontrol uygulamasının yetersizkalacağı vurgulanmıştır.
11. Başvurucu hakkında verilenmahkûmiyet kararı, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 9/10/2013tarih ve E.2013/9110, K.2013/12351 sayılı ilamıyla onanmıştır.
B. İlgiliHukuk
12. İsnat olunan suçun işlendiğitarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı mülga Kanun’un 147. maddesi şöyledir:
“Türkiye Cumhuriyeti İcra VekilleriHeyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebrenmenedenlerle bunları teşvik eyliyenlereağırlaştırılmış müebbet ağır hapis cezası hükmolunur …”
13. Aynı Kanun’un 61. maddesi,işlendiği zamanda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçunteşebbüs aşamasında kalması halinde failin on beş yıldan yirmi yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılmasını öngörmektedir.
14. 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 100. maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde,şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheliveya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somutolgular varsa.
b) Şüpheliveya sanığın davranışları;
1.Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık,mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa,
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a)26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; (1)
…
9. Suçişlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizinci fıkralar hariç, madde220),
10.Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304, 307, 308),
11. AnayasalDüzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313,314, 315),
…
(4) Sadeceadlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazlaolmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.”
15. 5271 sayılı Kanun’un 260.maddesi şöyledir:
“(1) Hâkim ve mahkeme kararlarınakarşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatınıalmış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılansıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yollarıaçıktır.
(2) Asliyeceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemenin yargı çevresindekisulh ceza mahkemelerinin; ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyetsavcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ve sulh cezamahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölgeadliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.
(3)Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 16/10/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun28/11/2012 tarih ve 2012/819 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, Derece Mahkemesince hakkında verilen mahkûmiyet kararı ilebirlikte, isnat edilen suçun 5271 sayılı Kanun’un 100. maddesinde sayılansuçlardan olduğu gerekçesiyle tutuklanmasına karar verildiğini, kaçma şüphesibulunmamasına rağmen tutuklanmasının yasal olmadığını, genel ve soyutvarsayımlara dayanılarak tutuklanmasının özgürlük ve güvenlik hakkını ihlalettiğini ileri sürerek Anayasa’nın 19. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(AİHS) 5. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
18. Başvurucunun iddialarınınözü, mahkûmiyet kararıyla birlikte verilen tutukluluk kararı nedeniyle özgürlükve güvenlik hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenle incelemeninözgürlük ve güvenlik hakkı kapsamında yapılması gerekir.
19. Anayasa’nın 19. maddesininikinci fıkrası şöyledir:
“Şekil ve şartları kanundagösterilen:
Mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi; … halleri dışında kimse hürriyetindenyoksun bırakılamaz.”
20. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkçadayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
21. Anayasa’nın19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkınasahip olduğu, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise bireylerin bu haktan şekil veşartları kanunda gösterilen bazı istisnai durumlarda mahrum edilebileceğikuralı yer almaktadır (B. No:2012/338, 2/7/2013, § 38). Buna göre, hürriyettenyoksun bırakılma ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenendurumlardan birinin varlığı halinde söz konusu olabilir. (B. No: 2012/348, 4/12/2013, § 39). “Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezalarınyerine getirilmesi” amacıyla kişilerin hürriyetinden yoksunbırakılması maddenin ikinci fıkrasında sayılan hallerden biridir.
22. Somut olayda İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesinin 21/9/2012 tarihinde açıklanankararıyla başvurucunun 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hakkındayakalama emri çıkartılmasına karar verilmiştir. Yakalama emri doğrultusundabaşvurucu 27/9/2012 tarihinde tutuklanarak ceza infazkurumuna konulmuştur. Mahkemenin vermiş olduğu mahkûmiyet kararı sonrasındakibu tutma hali, Anayasa’nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındaki “mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezalarınyerine getirilmesi” kapsamındadır.
23. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle başvurunun kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle başvurunun, “açıkça dayanaktanyoksun olması” nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerindebırakılmasına, 16/10/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.