TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SEFER YILMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/14380)
Karar Tarihi: 6/12/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 10/1/2018-30297
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Recep KAPLAN
Başvurucu
:
Sefer YILMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hukuka aykırılıklar konusunda yetkili makamlarcauyarı yapılmaması ve dernek tüzüğünün resmîleşmemesi nedenleriyle suçoluşmamasına rağmen dernek tüzüğünün Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyleverilen hapis cezasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 12/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1948 doğumlu olup olaylar tarihinde İstanbul'daikamet etmektedir.
10. Başvurucu tarafından 17/2/2009 tarihinde İstanbul Valiliğiİl Dernekler Müdürlüğüne "Dünya Ülkeleri Barış ve Yaptırım Derneği"nin (Dernek) kuruluş bildirimi sunulmuştur.Söz konusu başvuru evrakında başvurucunun geçici yönetim kurulu başkanı olduğubelirtilmiştir.
11. İl Dernekler Müdürlüğü 6/4/2009 tarihli yazı ile DernekTüzüğü'nün (Tüzük) Anayasa'nın 3., 5., 6., 7., 8., 9., 24. ve 42. maddeleri ile22/11/2011 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 60. maddesine aykırıolduğunu belirterek düzeltmelerin yapılması, eksikliklerin giderilmesi ve yenitüzüğün hazırlanması gerektiğini, aksi takdirde yasal işlem yapılacağını Dernekyönetimine bildirmiştir.
12. Dernek yetkilileri tarafından birtakım değişiklikleryapıldıktan sonra yeni Tüzük 22/4/2009 tarihinde İl Dernekler Müdürlüğünesunulmuştur.
13. İl Dernekler Müdürlüğü, yeni Tüzük'üniçerik bakımından ilk Tüzük ile aynı olduğu ve mevzuata aykırı olan hususlarıngiderilmemiş olduğu gerekçeleriyle 4/11/2004 tarihli ve 5253 sayılı DerneklerKanunu'nun 30. maddesine göre işlem yapılması için Küçükçekmece CumhuriyetBaşsavcılığına 26/6/2009 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur.
14. Öte yandan başvurucu, Derneğin amaç ve faaliyetlerininaslında öneri niteliğinde olduğunu belirterek İl Dernekler Müdürlüğüne 8/7/2009tarihli bir başvuru yapmış, Tüzük'te istenen ilavedeğişiklikler varsa bu değişiklikleri yapabileceklerini belirtmiş ve Dernekhakkında yapılan suç duyurusunun bir örneğinin taraflarına verilmesiniistemiştir. Başvurucu ayrıca İl Dernekler Müdürlüğü görevlileri hakkında görevikötüye kullanma iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştur. Bu konuda yapılansoruşturma, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla sonuçlanmış; başvurucununbu karara itirazı da reddedilmiştir.
15. Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılansoruşturma neticesinde başvurucunun kurucusu ve başkanı olduğu Derneğinkuruluşu, amacı ve faaliyetlerinin düzenlendiği Tüzük'ünAnayasa ve kanunlara aykırı olması nedeniyle başvurucunun 5253 sayılı Kanun'amuhalefet suçunu işlediği iddiasıyla 15/9/2009 tarihli iddianamedüzenlenmiştir.
16. Yargılamayı yapan Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesi, davakonusu Tüzük hakkında bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilirkişi tarafındanhazırlanan raporda Tüzük'ün amaç ve faaliyetlerbaşlığı altında yer alan bazı amaçlarının Anayasa'nın 5., 6., 7., 8., 9. ve 24.maddeleri ile 5253 sayılı Kanun'un ilgili maddelerine aykırı olduğu kanaatibelirtilmiştir.
17. İlk derece mahkemesi 21/3/2011 tarihinde, anılan rapora atıfyaparak başvurucu hakkında 10 ay hapis ve 375 TL adli para cezasınahükmetmiştir. Kararda ayrıca başvurucu hakkında verilen 10 ay hapis cezasınınertelenmesine ve Derneğin feshine de hükmedilmiştir.
18. Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtayca17/4/2014 tarihinde onanmıştır.
19. Başvurucu, onama kararından 15/7/2014 tarihinde haberdarolduğunu belirtmiştir.
20. Başvurucu 12/8/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 6/12/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucu, resmî makamların Tüzük'üinceleyerek mevzuata uygunluk bakımından kendisine bildirim yapılacağınısöylemelerine rağmen böyle bir inceleme yapılmadan suç duyurusundabulunulduğunu ileri sürmüştür. Başvurucuya göre Tüzük henüz resmîleşmemiş vedolayısıyla üzerine atılı suç oluşmamıştır. Başvurucu buna rağmencezalandırıldığını ve Tüzük maddelerinde istenen değişiklikleri yapabileceğinibelirtmesine rağmen bu talebinin dikkate alınmadığını belirtmiştir. Başvurucu;bu nedenlerle eşitlik ilkesi, düşünce ve kanaat hürriyeti, ifade özgürlüğü veadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Bakanlık görüşünde;
i. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM)toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin kararları hatırlatılmıştır.
ii. 4721 sayılı Kanun'un 59. maddesine göre derneklerin kuruluşbildirimini, dernek tüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğuyerin en büyük mülki amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazandıkları,17/2/2009 tarihinde başvurucunun Tüzük'ü ve kuruluşbildirimini mülki amire bizzat sunduğu, bu nedenle başvurucunun Tüzükresmîleşmediği için suçun oluşmadığına yönelik iddialarının açıkça dayanaktanyoksun olduğu belirtilmiştir.
iii. Başvurucunun Tüzük'te suç teşkileden unsurlarla ilgili uyarılmadığı iddiasına ilişkin olarak ise İl DerneklerMüdürlüğünün 6/4/2009 tarihli yazısı içeriğinde Tüzük'ünhangi kısımlarının Anayasa'nın hangi maddelerine aykırılık teşkil ettiğihususlarının açıkça yazılmış olması karşısında bu iddianın da açıkça dayanaktanyoksun olduğu ifade edilmiştir.
iv. Anılan gerekçelerle başvurunun kabul edilemez bulunmasıgerektiği belirtilmiştir.
24. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında öncekigörüşlerini tekrar etmiştir.
B. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru konusu olayın bir derneğin kuruluşuesnasında kanunlara aykırı davranılması gerekçesiyle başvurucununcezalandırılmış olmasından dolayı örgütlenme özgürlüğü ile bir ilişkisi varsada başvurucu iddialarını örgütlenme özgürlüğü temelinde ileri sürmemiştir.Başvurucunun iddialarının özü, hukuka aykırılıklar konusunda kendisinin yetkilimakamlarca uyarılmaması ve Tüzük'ün resmîleşmemesinedenleriyle suç oluşmamasına rağmen derece mahkemelerince suç oluşmuş gibideğerlendirme yapılarak adil olmayan bir karar verildiğine ilişkindir. Bunedenle anılan iddiaların adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde davakonusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile uyuşmazlıklailgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu olamaz. Ancakbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariztakdir hatası veya açık bir keyfîlik içeren yorum,uygulama ve sonuçlar Anayasa Mahkemesinin denetim yetkisi kapsamındadır (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013,§ 42).
27. Somut olayda başvurucunun Tüzük'tekihukuka aykırılıklar açısından uyarılmadığı yönündeki iddiası bakımından-Bakanlık görüşünde de belirtildiği üzere- İl Dernekler Müdürlüğünün 6/4/2009tarihli yazısı ile Tüzük'ün Anayasa'nın ve 4721sayılı Kanun'un bazı maddelerine aykırı olduğunu belirterek düzeltmelerinyapılması, eksikliklerin giderilmesi ve yeni tüzüğün hazırlanması gerektiğini,aksi takdirde yasal işlem yapılacağını Dernek yönetimine bildirdiğigörülmektedir (bkz. § 11). Bu kapsamda başvurucunun Tüzük'tekihukuka aykırılıklar açısından uyarılmadığı yönündeki iddiasının yerindeolmadığı görülmektedir.
28. Tüzük resmîleşmediğinden suç oluşmadığı yönündeki iddiabakımından ise Bakanlık görüşünde de işaret edilen 4721 sayılı Kanun'un 59.maddesinin birinci fıkrasındaki derneklerin kuruluş bildirimini, dernektüzüğünü ve gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkiamirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanacakları şeklindeki hükümgözetildiğinde bu iddianın da yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
29. Başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar, mahkemelercedelillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olupmahkeme kararlarında bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlikoluşturan bir hususun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarınınkanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
Engin YILDIRIM ve Osman AlifeyyazPAKSÜT bu görüşe katılmamışlardır.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA EnginYILDIRIM ve Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ünkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA6/12/2017 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvuru, yetkili makamlara verilen dernek tüzüğünün suçoluşturduğu gerekçesiyle dernek kurucusu ve geçici genel başkanı olan başvurucuhakkında hapis ve para cezasına hükmedilmesinin, başvurucunun adil yargılanmahakkını ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Olayda Başvurucunun aldığı ceza mahkumiyetinin yanı sıra,başvuru konusu derneğin feshine de karar verilmiştir. Bu nedenle konu,örgütlenme özgürlüğünü de ilgilendirmektedir.
3. Suç teşkil ettiğine mahkemece hükmedilen dernek tüzüğününincelenmesinden, dernek amaçlarının ütopya niteliğinde, uzak bir gelecekte dahigerçekleştirilebilir olmaktan uzak, soyut ve her hangi bir ülkeyi doğrudanhedef almayıp, başvurucu ve dernek kurucularının kendilerince ideal bir dünyadüzeni şeklinde tasavvur ettikleri hususlara ilişkin görüş açıklamalarındanibaret olduğu anlaşılmaktadır.
4. Başvurucunun temel hak ihlali iddiaları aşağıda iki başlıkaltında incelenecektir.
I- Adil Yargılanma Hakkı Kapsamında GerekçeliKarar Hakkı Yönünden:
5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 56. maddesinin ikincifıkrasında, hukuka veya ahlaka aykırı amaçlarla dernek kurulamayacağıbelirtilmiştir. Hukuka aykırı olarak kurulacak derneklere ilişkin yapılacakişlemler, Kanun’un 60. maddesinde yer almaktadır. Kanun’un 60. maddesininbirinci ve ikinci fıkrası şöyledir:
“Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucularınhukuki durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edildiği takdirdebunların giderilmesi veya tamamlanması derhal kuruculardan istenir. Bu istemintebliğinden başlayarak otuz gün içinde belirtilen noksanlık tamamlanmaz vekanuna aykırılık giderilmezse; en büyük mülki amir, yetkili asliye hukukmahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açması için durumu Cumhuriyetsavcılığına bildirir. Cumhuriyet savcısı mahkemeden derneğin faaliyetinindurdurulmasına karar verilmesini de isteyebilir.”
6. 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 30. maddesinin (b) bendindederneklerin “Anayasa ve kanunlarla açıkça yasaklanan amaçları veyakonusu suç teşkil eden fiillerigerçekleştirmek amacıyla” kurulamayacağı belirtilmiştir. Bu yasağınyaptırımı olarak, Kanun’un 32. maddesinin birinci fıkrasının (p) bendinde şöyledenilmiştir:
“30 uncu maddenin (b) bendinde belirtilenkurulması yasak dernekleri kuranlar ile bu bende aykırı harekette bulunandernek yöneticileri fiilleri daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde biryıldan üç yıla kadar hapis ve elli günden az olmamak üzere adli para cezası ilecezalandırılırlar ve derneğin feshine de karar verilir”.
7. Yukarıdaki düzenlemelerden, gerek hukuka aykırılıkhallerinin, gerek Anayasa ve kanunlarla yasaklanan amaçların veya konusu suçteşkil eden fiillerin neler olduğunun, kanunda açıkça sayılmadığı ve bu yöndeidari makamlarca bir değerlendirme yapıldığında, Cumhuriyet savcılıklarıncayetkili hukuk veya ceza mahkemelerinde dava açılacağı anlaşılmaktadır.
8. Olayda, Cumhuriyet savcılığınca derneğin sadece hukukmahkemesi kararı ile feshinin istenmesi yerine, dernek başkanınıncezalandırılması ve aynı zamanda derneğin feshi istemiyle ceza mahkemesine davaaçılmıştır. Başka bir ifadeyle, kanunlarda mevcut olan yollardan daha ağırolanı tercih edilmiştir. Olayda kişi hürriyetini bağlayıcı ceza verilmesi sözkonusu olduğundan,başvurucunun suç işlemediğiyolundaki iddialarının ve mahkumiyet kararının, ceza hukuku ilkeleri olayauygulanmak suretiyle değerlendirilmesi gerekir. Bu bağlamda, AnayasaMahkemesinin gerekçeli karar hakkı konusunda önceki içtihatları dikkatealınmalıdır.
9. Hakkaniyete uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçelikarar hakkı, Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkemelerinuyması gereken bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Bir muhakemede usuleilişkin koruma sağlayan adil yargılanma hakkının önemli unsurlarından biri olangerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı vedenetlemeyi amaçlamaktadır (Sencer Başat vediğerleri [GK], B. No: 2013/7800,18/6/2014, § 31).
10. AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımının,anılan mahkemenin başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve başvurucularıntemel şikâyetlerini incelemekten kaçınmasına neden olması hâlinde Sözleşme'nin6. maddesi, davanın hakkaniyete uygun bir biçimde incelenmesi hakkı bakımındanihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§84-85).
11. Mahkemeler, “kararlarınıhangi temele dayandırdıklarını yeterince açık olarak belirtme”yükümlülüğü altındadırlar. Bu yükümlülük, tarafların temyiz hakkınıkullanabilmeleri için gerekli olmasının yanı sıra (Aynı yöndeki AİHM kararıiçin bkz. Hadjıanastassıou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992,§ 33) tarafların, muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallarauygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik birtoplumda, toplumun kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmelerininsağlanması için de gereklidir (Sencer Başatve diğerleri, § 34).
12. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
13. İnsan haklarına ilişkin güvenceler soyut ve teorik olarakdeğil, uygulamada ve etkili bir şekilde sağlanmalıdır. Buna göre mahkemelerin,ileri sürülen iddia ve savunmalara şeklen cevap vermiş olmaları yeterli olmayıpiddia ve savunmalara verilen cevapların dayanaksız olmaması, mantıklı vetutarlı olması da gerekir. Diğer bir ifadeyle mahkemelerce belirtilengerekçeler, davanın şartları dikkate alındığında makul olmalıdır (Sencer Başat ve diğerleri, § 36).
14. Makul gerekçe, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasılnitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemeleredayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındakibağlantıyı gösterecek nitelikte olmalıdır (İbrahimAtaş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 24). Gerekçelendirme, davanınsonucuna etkili olay, olgu ve kanıtları açıklamak yükümlülüğü olmakla birliktebu şekildeki gerekçelendirmenin mutlaka detaylı olması gerekmez. Ancakgerekçelendirmenin, iddia ve savunmadan birinin diğerine üstün tutulma sebebininve bu kapsamda davanın taraflarınca gösterilen delillerden karara dayanakolarak alınanların mahkemelerce kabul edilme ve diğerlerinin reddedilmesihususunda, makul dayanakları olan bir bilgilendirmeyi sağlayacak ölçü ve özenesahip olması beklenir (Sencer Başat vediğerleri, § 37). Zira bir davada tarafların, hukuk düzenince hanginedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri içinusulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün içerik ve kapsamı ile bu hükmevarılırken mahkemenin neleri dikkate aldığı ya da almadığını gösteren,ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçebölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması "gerekçeli karar hakkı" yönündenzorunludur (Sencer Başat ve diğerleri,§ 38).
Aksi bir tutumlamahkemenin, davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesiveya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsızbırakılmış olması, hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
15. Kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerininayrıntılı olmaması, ilk derece mahkemesi kararlarında yer verilen gerekçelerinonama kararlarında kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanmalıdır (Aynı yöndekiAİHM kararı için bkz. García Ruiz/İspanya,B. No: 30544/96, 21/1/1999, § 26). Ancak başvurucuların dile getirmesine rağmenilk derece mahkemesinin de tartışmadığı esaslı hususlara ilişkin temyizbaşvuruları ile başvurucuların usule ilişkin haklarının ihlal edildiğineyönelik somut şikâyetlerinin, temyiz incelemesinde tartışılmaması, gerekçelikarar hakkının ihlali olarak görülebilir (FaikGümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 49).
16. Gerekçeli karar hakkı kapsamında, başvurucunun, dernek tüzüğününhangi ibare veya cümlelerinin hangi kanunlarla suç olarak belirlenmiş olanfiilleri oluşturduğunu bilme hakkı bulunmaktadır. Zira soyut olarak “Anayasaya aykırılık” diye bir suçun cezakanunlarımızda karşılığı bulunmamaktadır. 5271 sayılı Türk Ceza Kanununda yeralan ve Anayasayı korumayı amaçlayan yaptırımlar, bu meyanda 309. maddedeki “Anayasayı ihlal” suçu, cebir ve şiddetyoluyla veya ilgili maddelerinde açıkça belirtilen maddi unsurungerçekleşmesiyle oluşan suçlardır.
17. Bu nedenle anayasa hükümlerinin öngördüklerinden farklıgörüş ve amaçları sadece belirtmek, “yasak” ve “suç” olarak kabul edilemez.Aksi halde bizzat anayasanın koruması altında olan ifade özgürlüğünün etkilikullanılması mümkün olmaz. Bu nedenle dernek tüzüğündeki Anayasaya aykırılık,soyut değil somut olarak, dernek tüzüğünün Anayasanın hangi şekilde uygulanamazhale getirilmesini amaçladığını ortaya koymalıdır. Zira, Anayasaya aykırı olanher durum veya davranış, yasak ve suç değildir. Aksi takdirde anayasadeğişikliği önermenin veya savunmanın yasak olduğu, hatta anayasaya aykırılığınedeniyle Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanunu uygulamış olan herkesinsuç işlemiş olduğu şeklinde, kabulü mümkün olmayan bir sonuca varılmış olur.
18. Mahkemenin, Anayasaya aykırılık konusunda bilirkişiincelemesi yaptırdığı gerekçeli karardan anlaşılmaktadır. 5271 sayılı Cezamuhakemesi Kanunu’nun 63. maddesine göre, “çözümü uzmanlığı, özel veya teknikbilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına …” kararverilebilir. Temel hukuk bilgisine dahi ihtiyaç bulunmadan, ortalamavatandaşlık bilgisiyle bile Anayasaya uymadığı ilk bakışta görülebilen dernektüzüğündeki ifadelerin, Anayasa maddeleri ile uygum halinde olmadıklarının tesbiti yeterli olmayıp, Dernekler Kanunu’nun 32. maddesikapsamında suçun maddi unsurunun nasıloluşmuşolduğunun açıklamasının mahkemece yapılması zorunludur.
19. Başvuru konusu olayda Mahkemece, dernek tüzüğündekiifadelerden hangilerinin varsa, Anayasaya uymama ve uygulattırmama amacıylaçağrı, tavsiye veya teşvikte bulunduğu açıklanmadan ve bu ifadelerin anayasaldüzene nasıl bir zarar verebileceği gerekçeleriyle ortaya konmadan, bilirkişiraporuna genel bir atıfla hürriyeti bağlayıcı cezaya ve para cezasınahükmedilmesi, gerekçeli karar hakkının ihlalidir.
II- İfade ve Örgütlenme Özgürlüğü Yönünden:
20. Başvurucunun cezaya çarptırılması ve derneğinin feshinekarar verilmesi nedeniyle, başvurunun ifade ve örgütlenme özgürlükleri yönündende incelenmesi gerekmektedir.
21. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında ifade özgürlüğüneilişkin temel ilkeler ayrıntılı olarak belirtilmiştir (Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461,12/11/2014, §§ 57-67, 80, 94; Bekir Coşkun[GK],B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 30-38; AliRıza Üçer (2) [GK], B. No: 2013/8598, 2/7/2015, §§ 30-33; Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,27/10/2015, §§ 33-39; Medya Gündem DijitalYayıncılık Ticaret A.Ş. [GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, § 44).
22. İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun temel taşlarından vetoplumun ilerlemesinin ve bireylerin gelişmesinin temel şartlarından biridir.İfade özgürlüğü sadece hoşa giden ya da insanları incitmeyen veya önemsenmeyen“bilgi” ve “düşünceler” için değil, Devleti veya toplumun herhangi bir kesiminiinciten, şoke eden veya rahatsız eden bilgi ve düşünceler için de geçerlidir.Demokratik toplumun olmazsa olmaz koşullarını oluşturan çoğulculuk, hoşgörü veaçık görüşlülük bunu gerektirmektedir (Handyside/BirleşikKrallık, B. No: 5493/72, 24/9/1976, § 49). Toplumsal ve siyasal çoğulculuğunvarlığı, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadeedilebilmesine bağlıdır (Emin Aydın, B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 41).
23. İfade özgürlüğüne getirilecek sınırlamaların Anayasa'nın 13.maddesinde düzenlenen genel sınırlama ölçütlerinden "demokratik toplumdüzeninde gerekli olma" ve "ölçülülük" ilkeleriyle uyumlu olmasıgerekir. Demokratik toplumda gerekli olma ilkesi çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirlilik temelinde yorumlanmalıdır. Ölçülülük ilkesi ise sınırlanma amaçlarıile bu amaca ulaşmak için kullanılan araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu nedenle ifade ve basın özgürlüklerineyapılan müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen aracın"elverişli", "gerekli" ve "orantılı" olupolmadığı değerlendirilmelidir (Fatih Taş, §§90, 92, 96).
24. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında demokrasilerin,temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvence altına alındığırejimler olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunuptümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzenigerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler,istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratik toplum düzenininsürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilir(AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).
25. Örgütlenme özgürlüğü Anayasa'da benimsenen temel değerlerdenbiri olan siyasal demokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır vedemokratik toplumun temel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını,meselelerin halka açık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur.Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında demokrasinin temellerininçoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik olduğunu vurgulamıştır (Hayati Aktop, § 50).
26. Anayasa mahkemesinin sendika hakkı bağlamında örgütlenmeözgürlüğüne ilişkin kararlarına göre sendika hakkını kullanan bireyler, çoğulculuk,hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerininkorumasından yararlanırlar. Başka bir deyişle şiddete teşvik etme veyademokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece, sendika hakkıçerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimiyetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi, ifade, örgütlenme vesendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler demokrasiye hizmetedemez ve hatta tehlikeye düşürür. Hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik birtoplumda, farklı düşüncelerin sendikal özgürlükler veya başka yollarla dilegetirilmesine imkan tanınmalıdır (Hayati Aktop, § 51).
27. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada devreyegirecek bir başka güvence de Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen "ölçülülük ilkesi"dir. Bu ilke, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa'nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. NitekimAnayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunupbulunmadığını inceler (Hayati Aktop, § 52).
28. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hakve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (SebahatTuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Abdullah Öcalan, § 97). Bu sebeple sendikahakkına yapılan müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilenmüdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Hayati Aktop,p.53)
29. Başvuruya konu olayda, başvurucunun temel haklarına müdahalemeşru bir amaçla yapılmış ve kanuni dayanağa sahip olsa da ölçülülük yönündenyukarıda belirtilen içtihatlarda yer alan ilkeler karşısında yapılandeğerlendirmede, ölçülülük ilkesine aykırı davranıldığı anlaşılmaktadır. Zira,dernek tüzüğünün içerik yönünden sakıncalı ise asliye hukuk mahkemesinde davaaçılarak dernek feshedilebilecekken, en ağır yaptırım tercih edilerek, dernekbaşkanına hapis ve para cezası verilip, ayrıca derneğin feshine hükmedilmiştir.
30. Bu nedenlerle, dernek başkanı olan başvurucunun, Anayasanın26. maddesinde yer alan ifade hürriyeti ile 33. maddesinde yer alan dernekkurma hürriyetine ağır ve ölçüsüz bir müdahalede bulunularak, ifade veörgütlenme özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE karar verilmesi gerekeceğidüşüncesiyle Bölüm çoğunluğuna katılmamaktayız.
Başkan
Engin YILDIRIM
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT