TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞEHAP KORKMAZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8975)
Karar Tarihi: 23/7/2014
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Raportör
:
Muharrem İlhan KOÇ
Başvurucu
:
Şehap KORKMAZ
Vekili
:
Av. Heval YILDIZ KARASU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, oğlunun yaşamını yitirmesiyleilgili ceza davasının olayın meydana geldiği yerden başka bir yere nakli ileilgili hukuki düzenlemelerin ve bu kapsamdaki yargısal sürecin adil yargılamave etkili başvuru haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 12/12/2013 tarihinde Eskişehir 2. İdare Mahkemesiaracılığıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. Başvuru konusu olay ve olgular 16/5/2014 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 26/6/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
5. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvurucuya 7/7/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünekarşı beyanlarını 16/7/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucunun oğlu Ali İsmail Korkmaz Eskişehir’de AnadoluÜniversitesi Eğitim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği 1. sınıf öğrencisi olup,2/6/2013 tarihinde Eskişehir’de kamuoyunda “GeziParkı eylemleri” olarak bilinen eylemlere katılmıştır.
8. Ali İsmail Korkmaz anılan tarihte aralarında kollukgörevlilerinin de olduğu iddia edilen bir grup tarafından darp edildikten 37gün sonra 10/7/2013 tarihinde bulunduğu hastanenin yoğun bakım ünitesindeyaşamını yitirmiştir.
9. Bu olayla ilgili Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülensoruşturma sonunda 9/9/2013 tarihli iddianameyle dördü polis memuru olmak üzeresekiz sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
10. Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/340 Esas sayılıdosyasında yürütülen davada Mahkeme 29/9/2013 tarihinde “Kamu oyunda "Gezi Parkı Olayları" olarakbilinen olaylar süresince ilimizde yoğun olayların meydana gelmesi, dava konusuolayın bu eylemler sırasında olmuş olması, davanın soruşturma aşamasında geçensüreçte eylemlerin adliye çevresinde ve Eskişehir ilinde de devam etmiş vedevam ediyor olması nazara alındığında, yargılama ve duruşmalar sürecindeolayların yaşanma ihtimali, bu olaylar sırasında kamu güvenliğininsağlanmasında zorluklar yaşanabileceği dikkate alınarak, a) EskişehirValiliği'ne müzekkere yazılarak davanın yargılama sırasında kamu güvenliğininsağlanmasında sıkıntı yaşanıp yaşanmayacağı hususunda görüş sorulmasına, b)Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına da aynı mahiyette müzekkere yazılarak kamugüvenliğinin sağlanmasında sıkıntı yaşanıp yaşanmayacağı ve davanın başka yerenaklinin gerekip gerekmediği konusunda görüşlerinin sorulmasına” tensiben karar vermiştir.
11. Kamu davasının nakline karar verilmesi amacıyla dosya AdaletBakanlığına gönderilmiş ve Adalet Bakanlığı davanın nakline karar verilmesiniYargıtay’dan talep etmiştir.
12. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 7/11/2013 tarih ve E.2013/15890,K.2013/10549 sayılı kararıyla, davanın başka bir yere naklinin uygun olacağıyönündeki görüş ve Adalet Bakanlığının bu husustaki istemini dikkate alarakkamu güvenliği gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 19. maddesinin ikinci fıkrasıgereğince Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/340 Esasında kayıtlı kamudavasının Kayseri Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar vermiştir.
13. Bu karar üzerine Eskişehir 2. Ağır Ceza Mahkemesi 13/11/2013tarih ve E.2013/340, K.2013/393 sayılı kararıyla dosyayı Kayseri Nöbetçi AğırCeza Mahkemesine göndermiştir.
14. Başvurucunun, davanın nakli kararına yönelik itirazlarınınkarara bağlanması için dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesiamacıyla yaptığı başvuru, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29/11/2013 tarihlikararıyla kamu davasının nakli kararına itirazın mümkün olmadığı belirtilerekincelenmeksizin reddedilmiştir.
15. Kamu davası Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/212 Esassayılı dosyasında derdesttir.
16. Başvurucu 12/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
17. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 19.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(2)Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemenin bulunduğu yerde yapılması kamugüvenliği için tehlikeli olursa, davanın naklini Adalet Bakanı Yargıtaydan ister.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 23/7/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 12/12/2013 tarihli ve 2013/8975 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu oğlunun ölümüyle ilgili kamudavasının Eskişehir ilinden Kayseri iline nakli nedeniyle yargılamanın adil veetkili biçimde yürütülemeyeceğini, kamu görevlileriyle ilgili bir davanınnakline ilişkin kararın Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine verilmesininyargılama makamının tarafsızlığına ve bağımsızlığına gölge düşürdüğünü, davanınnakli kararına yapılan itirazın incelenmeksizin reddedildiğini belirterek adilyargılama ile etkili başvuru haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, ihlalin giderilmesi amacıyla yeniden kararverilmek üzere dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
20. Adalet Bakanlığı görüşünde, başvurunun yaşam hakkı çerçevesindeincelenmesi gerektiğini, aynı olaya ilişkin başvurucu tarafından AİHM’e yapılan başvurunun, iç hukuk yollarınıntüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez olduğuna karar verildiğinibelirtmektedir (Şehap Korkmaz ve diğerleri / Türkiye (K.K),64200/13, 25/3/2014).
21. Bakanlık ayrıca Anayasa Mahkemesine bireysel başvurunun ikincilnitelikte bir kanun yolu olduğunu, ihlal iddialarının öncelikle genel yargımercilerinde olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması gerektiğini ifadeetmektedir.
22. Başvurucu Adalet Bakanlığı görüşüne karşı, yapılan başvurununkamu davasının nakline ilişkin olduğunu, bu konunun AİHM önündetartışılmadığını, başvurunun adil yargılama hakkı kapsamında incelenmesigerektiğini ve karara dayanak olan kamu güvenliği kavramının açık olmadığınıbelirterek önceki beyanlarını tekrarlamıştır.
23. Başvuru kapsamında yaşam hakkının korunmasıyla ilgili birşikâyet ileri sürülmemiş ise de, Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir. Doğal olmayan bir ölümolayının sorumlularının belirlenmesi amacına yönelik bir yargılama nedeniyleyapılan başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi gerekir (B. No: 2012/695, 12/2/2013, § 15).
24. Nakline karar verilen kamu davasının başvurucunun oğlunun yaşamınıyitirmesine neden olan fiillerle ilgili olduğu ve bu nedenle başvurucununşikâyetçi/katılan sıfatıyla davada yer aldığı dikkate alındığında, başvurununadil yargılama hakkı kapsamında incelenmesi uygun değildir.
25. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahiptir.”
26. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma hakkı,birbirleriyle sıkı bağlantıları olan, devredilmez ve vazgeçilmez haklardan olupdevletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır. Devletin, yetkialanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak sonvermeme, bunun yanı sıra bireylerin yaşam hakkını, kamusal makamların, diğerbireylerin ve kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşıkoruma yükümlülüğü bulunmaktadır (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50-51)
27. Anayasa’nın 17. maddesi, Devletin sorumluluğunu gerektirebilecekşartlar altında can kaybının gerçekleştiği durumlarda Devlete, öncelikleelindeki tüm imkânları kullanarak, yaşam hakkını koruma esas yükümlülüğünüvermektedir (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 52, 53).
28. Devletin yaşam hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerin ayrıcausuli yönü bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğüçerçevesinde devlet, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularınınbelirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmalarını sağlayacak etkili birsoruşturma yürütmek durumundadır. Bu kapsamada yapılan soruşturmanın temelamacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceyealmak ve sorumluların, yaşam hakkının ihlali nedeniyle hesap vermelerinisağlamaktır (B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 54).
29. Aralarında kolluk görevlilerinin de olduğu iddia edilen bir gruptarafından başvurucunun oğlunun darp edilmesinden sonra hayatını kaybetmesiüzerine, Devletin sorumluların belirlenmesi ve cezalandırılmalarınısağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütme sorumluluğunun doğduğu açıktır.
30. Başvurucu, davanın kamu güvenliği gerekçesiyle yetkilimahkemenin bulunduğu yerden başka bir yere nakline karar verilmesi nedeniyle, yargılamanın adil ve etkili biçimdeyürütülemeyeceğini, kamu görevlileriyle ilgili bir davanın nakline ilişkinkararın Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine verilmesinin yargılama makamınıntarafsızlığına ve bağımsızlığına gölge düşürdüğünü belirtmektedir.
31. Bu kapsamda yargılamanın adilve etkili bir biçimde yürütülemeyeceği, yargılama makamının tarafsızlığının vebağımsızlığının zedelendiği yönündeki iddiaların adil ve etkili bir yargılamayapılamayacağına ilişkin endişeleri yansıttığı görülmektedir. Devletinyaşam hakkı kapsamındaki yükümlülüğünün usuli yönüneilişkin davada, yargılamanın adil, etkili ve tarafların katılımına açık birbiçimde yürütülüp yürütülmediğinin değerlendirilebilmesi için öncelikle vekural olarak yargılama sürecinin sonuçlanması gerekir.
32. Başvuru konusu olayla ilgili AİHM kararında, AİHS’de yer alantemel hak ve hürriyetlere saygının ve korumanın taraf devletlere ait olduğu,temel hak ve hürriyetlerle ilgili ulusal hukuk sisteminin korumamekanizmalarının öncelikle işletilmesi gerektiği belirtilerek, olayla ilgiliyürütülen soruşturmanın ulusal makamlarca durdurulmadığı, geçen süre ve yargılamanınseyrinin, soruşturmanın etkisiz kabul edilmesine neden olacak belirtilergöstermediği ifade edilmektedir (Şehap Korkmaz vediğerleri/Türkiye, § 25-27) AİHM’nin anılan kararından itibarenyaklaşık dört aylık bir sürenin geçtiği görülmektedir. Bu süre zarfında davaşartlarında AİHM kararında ulaşılan sonuçtan farklı bir sonuca ulaşılmasınıgerektirecek bir değişiklik olmamıştır.
33. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birhukuk yoludur. Bu nedenle, ihlal iddialarına ilişkin olarak öncelikle olağankanun yollarının tüketilmesi gerekmekte olup, ancak somut koşullar itibarıylabaşvuru yollarının tüketilmesinin yarar sağlamayacağı veya etkili olmadığınınanlaşılması halinde başvuru incelenebilir.
34. Başvurucunun oğlunun 10/7/2013 tarihinde yaşamını yitirmesisonrasında yürütülen soruşturma sonunda 9/9/2013tarihli iddianameyle sanıklarhakkında kamu davasının açıldığı, kamu güvenliği gerekçesiyle davanın naklinekarar verilmesi üzerine 13/11/2013 tarihinde dosyanın Kayseri Ağır CezaMahkemesine gönderildiği, bazı sanıkların tutuklu olduğu davanın ilk derecemahkemesinde derdest olduğu anlaşılmaktadır.
35. Bu aşamaya kadar geçen süre ve bu sürede soruşturma ve yargılamamakamlarınca yapılan işlemler dikkate alındığında, kamu davasının naklineilişkin süreç de dahil olmak üzere yaşam hakkını koruyan hukukun etkisizolduğunu ve olağan başvuru yollarının tüketilmesinin yarar sağlamayacağınıkabul etmek mümkün değildir.
36. Açıklanan nedenlerle, “başvuruyollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle başvurunun kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir. Üye Osman AlifeyyazPAKSÜT bu görüşe katılmamıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurunun “başvuruyollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Osman Alifeyyaz PAKSÜT’ün karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına OY BİRLİĞİYLE,
23/7/2014tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1.Başvurucu, oğlunun bir kısım polisler ve sivil şahıslar tarafından dövülereköldürülmesi üzerine açılan ceza davasının olayın meydana geldiği yerden başkabir yere nakli ile ilgili hukuki düzenlemelerin ve yargısal kararın adilyargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
2.Davaların yasa ile belirlenmiş olan mahkemesi dışında başka bir mahkemedegörülmesi, ceza yargılamasının temel kurumları arasında yer alan, “tabii hakim”ilkesinin zorunlu nedenlere dayanan bir istisnasıdır. Anayasa Mahkemesinin 24Şubat 1978 günlü ve 16210 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Esas:1977/36, Karar: 1977/130 sayılı Kararında, bir mahkemece yapılanitiraz başvurusu üzerine, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 14.maddesinin son fıkrasındaki “Amme emniyetibakımından davanın naklini istemek Adliye Vekiline aittir” kuralınınAnayasaya uygunluğu incelenmiştir. Anayasa mahkemesince “Davaya, suçun işlendiği yerdeki görevli mahkemedebakılması bir yasa kuralı ise de, davaya suçun işlendiği yerdeki görevlimahkemede bakılması kamu güvenliği bakımından tehlikeli görüldüğünde yüksekgörevli mahkemece başka yerdeki görevli bir mahkemeye nakledilmesi yöntemi deyine önceden yasa ile öngörülmüş bir kuraldır” tespitine yerverildikten sonra, konu, itiraz konusu kuralın Adalet Bakanınca mahkemelere,yargı yetkisinin kullanılmasında emir ve talimat verme veya tavsiye ve telkindebulunma niteliğini taşıyıp taşımadığı yönünden değerlendirilmiştir. AnayasaMahkemesi, sonuç olarak, itiraz konusu kuralın Adalet Bakanına yargı yetkisininkullanılması ile ilgili bir hak tanımadığına, olayda Adalet Bakanının isteğiüzerine karar vermek yetkisinin Yargıtay’a ait olduğuna işaret etmiş ve şuyönde bir “yorumlu ret” hükmü kurmuştur:
“Bu yüksek mahkeme(Yargıtay) gerektiğinde araştırma yaparak,davanın nakli için yasal bir neden bulunup bulunmadığını, varsa nereyenakledilmesinin uygun olacağını serbestçe takdir edecektir. Yüksek Mahkeme Adalet bakanlığınca gösterilennedenlerle bağlı değildir”.
3.Anayasanın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır”denilmiştir. Davanın nakline ilişkin kararların da bu anayasal kuralınistisnasını oluşturmayacağı ve gerek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin,gerek Anayasa Mahkemesinin içtihatlarında standardı konulan “ilgili ve yeterli gerekçe” içermesinin zorunlu olduğu hususundatereddüt bulunmamaktadır.
4.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 19. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, “Kovuşturmanın görevli ve yetkili olan mahkemeninbulunduğu yerde yapılması kamu güvenliği için tehlikeli olursa, davanın nakliniAdalet Bakanı Yargıtaydan ister” hükmü yeralmaktadır. 1412 sayılı CMUK’nundakine benzer birdüzenleme olan bu kural yönünden de, yukarıdabelirtilen Anayasa Mahkemesi kararının aynen geçerli olduğu açıktır.
5.Başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamında şikayettebulunmuş ise de bir insan öldürme olayının sorumlularının bulunarakcezalandırılması amacına yönelik bir yargılama nedeniyle yapıldığından,başvurunun yaşam hakkı çerçevesinde incelenmesi gerekir. Bu nedenle olayda,yaşam hakkının usuli boyutunun ihlal edilipedilmediği incelenmeli ve yaşam hakkının korunması bağlamında davanın naklininyeterli güvenceler taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir. Bu bağlamda davanınnaklinin ilgili ve yeterli gerekçeye dayanıp dayanmadığı hususu önemtaşımaktadır.
6. Olaydakamu görevlilerinin de sanık olması dolayısıyla davanın naklinin, yaşamhakkının usuli boyutu üzerinde olumsuz bir etkiyaratıp yaratmayacağı hususunda bir değerlendirme yapmak için bu aşamadayeterli somut veri bulunmamaktadır. Ancak, başvurucunun iddiası bu etkininolumsuz olacağı yönündedir. Bu kaygı ve kuşkunun, davanın naklini zorunlu kılannedenlerin ve yeni yargılanma yerinin nasıl belirlendiğinin gerekçeleriylebirlikte açıklanması suretiyle giderilmesi gerekir.
7.Yargıtay’ın, davanın nakli istemi üzerine vereceği karar, Anayasa Mahkemesininyukarıda belirtilen kararında da ifade edildiği üzere, idari bir makam olanAdalet bakanlığının istemini otomatik olarak sonuca bağlamaktan ibaretdeğildir. Nakil konusundaki kararın da diğer yargı kararları gibi gerekçeliolması gerekir. Ancak başvuru konusu olayda Yargıtay kararında davanın nedendolayı Eskişehir’de görülemeyeceği konusunda bir değerlendirmeye yerverilmediği gibi niçin Kayseri’ye nakledildiği konusunda da bir gerekçebelirtilmemiştir. Bu durumda katılan tarafın gerekçeli karar hakkınıngözetilmediği açıktır. Kaldı ki karar verilmeden önce Yargıtay Başsavcılığınında görüşü alınmamıştır.
8.Olayda, Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine Yargıtay, davanın Eskişehir’denKayseri’ye nakline karar vermiştir. Karar sürecinde davaya bakacak Mahkemeninistemi üzerine Eskişehir Valiliğinin, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığının veAdalet Bakanlığının görüşleri alınmış ise de katılan tarafın (başvurucunun) görüşüalınmamış, bu konudaki görüşlerini, itirazlarını ve varsa delillerini ortayakoyma fırsatı verilmemiştir. Yaşam hakkının usuligüvenceleri, bu noktada silahların eşitliği ilkesiningözetilmesini gerektirir. Mağdur tarafın görüş ve itirazlarının dinlenmemesi,silahların eşitliği ilkesine aykırıdır. Devletin yaşam hakkının usuli boyutunda gözetmesi gereken silahların eşitliğiilkesini göz ardı ederek soruşturma ve kovuşturma yürütmesi, hak ihlaline yolaçar.
9. Yargıtay’ınkararına karşı itiraz edecek başka bir merci bulunmaktadır. Davanın naklikonusu nihai hükümle birlikte de temyiz incelemesine tabi tutulamayacaktır.Öldürme olayına ilişkin dava nihai kararla sonuçlandığında yaşam hakkınınyeterince gözetilip gözetilmediği konusunda yapılabilecek sonraki birdeğerlendirme, bu safhada meydana gelen ihlali ortadan kaldırmayacaktır. Bunedenle Yargıtay’ın davanın nakline ilişkin kararına karşı başvuru yollarınıntüketilmediğinden söz edilemez.
Açıklanannedenlerle başvurunun KABUL EDİLEBİLİR olduğuna ve Anayasa’nın 17. maddesindekiyaşam hakkının usuli boyutunun İHLAL edildiğine kararverilmesi gerekir.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT