TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞEHDAVUT DEMİRCAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/12014)
Karar Tarihi: 11/12/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör Yrd.
:
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
Şehdavut DEMİRCAN
Vekili
:
Av. Şerafettin ÖZCAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, hukuka aykırı delillere dayanılarak mahkûmiyetkararı verilmesi ve yargılamanın makul sürede tamamlanmaması nedenleriyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 22/7/2014 tarihindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Mardin Cumhuriyet Başsavcılığının 12/6/2003tarihli iddianamesi ile başvurucunun da aralarında yer aldığı bazı şüphelilerhakkında teşekkül hâlinde kaçakçılık, nası ızrar venitelikli hırsızlık suçlarından cezalandırılmaları talebiyle kamu davasıaçılmıştır.
8. Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 10/4/2013tarihli kararı ile başvurucunun hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından hapiscezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Gerekçenin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanıklarher ne kadar üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmemişlerse de gerek sanık [H.B.nin] 26.04.2003tarihinde jandarma karakolunda vermiş olduğu ifadesi gerekse de 28.04.2003tarihinde Cumhuriyet savcısına vermiş olduğu ifadesi incelendiğinde her ikiifadesinin de birbiriyle örtüştüğü, sanığın jandarmada verdiği ifadeyi herhangibir baskı, tehdit olmaksızın özgür iradesi ile verdiğini belirttiği ve C.Savcısına da jandarmada verdiği ifadeye benzer bir ifadeverdiği, sanığın soruşturma aşamasındaki bu ifadelerinin, o tarihte yürürlükteolan 1412 sayılı yasanın 135 ve devamı maddelerinde belirtilen usule uygunşekilde alındığı;
...
Sanık [H.nin] soruşturmaaşamasında verdiği ifadelerin usulüne uygun şekilde alındığı, bu ifadelerin yerve zaman belirtecek şekilde ayrıntılar içerdiği, sanığın ifadelerinin telefonarama kayıtları ile de örtüştüğü, ayrıca sanıklar hakkındaki teşekkül halindekaçakçılık eyleminden verilen mahkumiyet hükümlerininde Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiği birlikte değerlendirildiğindesanıkların suçlamadan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemesigerektiği ve Botaş Petrol Boru hattını delip vanatakarak tankerle 4 seferde toplam 74 ton ham Petrolü hırsızladıklarıkanaatine varılmıştır.
...
(…) sanıkların bueylemleri nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Yasanın142/3 maddesinde 6352 sayılı yasanın 82. maddesi ile yapılan değişiklik sonrası142/3 maddesi 1. cümle gereğince üst sınırdan 12 yıl hapis cezasınınverilebileceği, 142/3 maddesi 2. cümle gereğince cezanın yarı orandaarttırıldığında 18 yıl hapis cezası verilebileceği, 143. madde gereğince ceza1/3 oranında arttırıldığında 24 yıl hapis cezası verilebileceği, 43. maddegereğince ceza 3/4 oranında arttırıldığında 42 yıl hapis cezası verilebileceği,(…) 765 sayılı Yasanın 493. maddesi son fıkra gereğince 8 yıl hapis cezasıverilebileceği, sanıkların eylemlerini aynı suç işleme kararı ile birbirineyakın zaman dilimlerinde birden fazla (tankerle 4 sefer yapmak suretiyle)gerçekleştirdiklerinden zincirleme suç hükümleri gereğince 80. maddeye göreceza 1/2 oranında arttırıldığında 12 yıl hapis cezası verilebileceği, (…)dikkate alındığında 765 sayılı yasa hükümlerinin sanıklar lehine olduğuanlaşıldığından, sanıkların lehine olan yasa hükümleri gereğincecezalandırılmalarına karar vermek gerekmiştir."
9. Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 25/6/2014tarihli kararı ile başvurucu hakkında hırsızlık suçu yönünden kurulan hükmünonanmasına, mala zara verme suçu yönünden kurulan hükmün ise bozulmasına kararverilmiştir.
10. Başvurucu hükmün onanan kısmından 25/6/2014tarihinde haberdar olduğunu beyan etmiştir.
11. Başvurucu 22/7/2014 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
12. Mahkemenin 11/12/2018 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
13. Başvurucu, atılı suçu işlediğine dair hiçbir somut delilbulunmadığı hâlde hukuka aykırı bir şekilde elde edilen tanık beyanına dayalıolarak hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğunu ve lehe yasanın takdirinde hatayapıldığını belirterek eşitlik ilkesinin, masumiyet karinesinin ve adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
14. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucununiddialarının adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
15. Anayasa Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü Orhan Kılıç ([G.K.], B. No: 2014/4704, 1/2/2018) kararında kanuni bir temele dayanmadan veya hukukaaykırı şekilde elde edilen delillerin yargılamada kullanılmasıyla ilgili olarakileri sürülen iddiaların adil yargılanma hakkının güvencelerinden olanhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğinibelirterek konuyla ilgili ilkeleri belirlemiştir.
16. Buna göre belirli bir davaya ilişkin olarak delillerideğerlendirme ve gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığınakarar verme yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Bununla birlikte kanunibir temeli olmadan elde edildiği veya elde ediliş yöntemi bakımından hukukaaykırı olduğu ilk bakışta anlaşılabilen ya da derece mahkemelerince hukukaaykırı olduğu tespit edilen delillerin yargılamada tek veya belirleyici delilolarak kullanılmasının hakkaniyete uygun yargılanma hakkı bakımından sorunoluşturabileceği dikkate alınmalıdır. Ceza muhakemesinde delillerin elde edilişşekli ve mahkûmiyete dayanak alınma düzeyleri, yargılamanın bütününühakkaniyete aykırı hâle getirebilir (OrhanKılıç, §§ 44-46).
17. Bu yönüyle Anayasa Mahkemesinin görevi, belirli delilunsurlarının hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğini tespit etmekdeğildir. Anayasa Mahkemesinin görevi, hukuka aykırı olduğu ilk bakıştaanlaşılabilen veya derece mahkemelerince hukuka aykırı olduğu tespit edilendelillerin yargılamada tek veya belirleyici delil olarak kullanılıpkullanılmadığını ve bu hukuka aykırılığınbir bütün olarak yargılamanın adil olup olmamasına etkisini incelemektir(benzer yöndeki bir karar için bkz. YaşarYılmaz, B. No: 2013/6183, 19/11/2014, §46).
18. Somut olayda başvurucu; aleyhinedelil olarak mahkûmiyete esas alınan tanık beyanının hukuka aykırı bir şekildeelde edildiğini zira beyanına başvurulan bu tanığın aynı davada sanık sıfatıylayargılandığını, ilgili içtihat uyarınca atfı cürüm niteliğindeki tanıkbeyanlarının tek başına hükme esas alınmaması gerektiğini, ayrıca bahsi geçentanık tarafından yapılan teşhis işleminin de usulüne uygun olarakyaptırılmadığını ileri sürmektedir.
19. Aynı davada yargılanan H.B. isimli sanığın soruşturmaaşamasında ilgili usul hükümlerine uygun olarak alınan ifadelerinin delilolarak değerlendirildiği Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararıngerekçesinden anlaşılmaktadır (bkz. § 8). Mahkeme; dava dosyasında yer alansanık savunmalarını, teşhis ve yüzleştirme tutanaklarını, telefon kayıtlarınıve tüm dosya kapsamını birlikte değerlendirmek suretiyle bir sonuca ulaşmıştır.Öte yandan bu delillerin kanuni düzenlemelere uygun şekilde elde edilmediği veelde ediliş yöntemi açısından hukuka aykırı mahiyette olduğu hususunda derecemahkemelerince bir tespitte bulunulmadığı görülmektedir.
20. Bu durumda -belirli bir davaya ilişkin olarak delillerideğerlendirme yetkisi kural olarak yargılamayı yapan mahkemeye ait olmaklabirlikte- somut olayda elde edilen delillerin ceza davasında kullanılmasınınbir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemediği sonucuna ulaşılmıştır.Ayrıca delillerin değerlendirilmesinde bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir bulguya rastlanmamıştır. Diğertaraftan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olarakbaşvurucuya delillerini sunma, inceletme ve itiraz etme hususlarında uygunolanakların sağlanmadığına ilişkin bir delil de bulunmamaktadır. Tüm buhususlar birlikte değerlendirildiğinde, yargılamanın bütünü yönünden adilyargılanma hakkını ihlal eder nitelikte bir durumun bulunmadığı açıktır.
21. Öte yandan başvurucu, lehe kanunun değerlendirilmesinde hatayapılarak fazla ceza verildiğini ileri sürmüş ise de Mahkemece lehe kanuntespitinin önceki ve sonraki kanun bir bütün olarak ele alınmak suretiylebelirlendiği anlaşılmaktadır (bkz. § 8). Söz konusu yargılamada, lehe kanununhangisi olduğunun belirlenmesi, mevzuat hükümlerinin yorumu ve uygulanmasınoktasındaki takdir esasen derece mahkemelerine aittir. Derece mahkemelerinintespit ve sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçerdiğine ilişkin bir bulguya da rastlanmamıştır.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
24. Bireysel başvuru sonrasında, 25/7/2018tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılıAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat ÖdenmekSuretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
25. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçicimaddeye göre yargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksikicra edilmesi ya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan vebu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdestolan bireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilenkabul edilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacakmüracaat üzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
26. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makulsürede sonuçlandırılmadığı ya da yargı kararlarının geç veya eksik icraedildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla 31/7/2018 tarihinden öncegerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarak Tazminat Komisyonunabaşvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu ulaşılabilir olma, başarı şansısunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerindeninceleyerek bu yolun etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).
27. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuru yolunun kişilerimali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyleulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul birbaşarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkântanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunmasınedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğuhususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda AnayasaMahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarışansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen TazminatKomisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesininbireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararakbaşvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir(Ferat Yüksel, §§ 35, 36).
28. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA11/12/2018tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.