TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
ŞEHMUS ÖZSUBAŞI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2582)
Karar Tarihi: 3/3/2016
RG Tarih ve Sayı: 14/7/2016 - 29770
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Burhan ÜSTÜN
Başkanvekili
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Erdal TERCAN
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Murat ŞEN
Başvurucu
:
Şehmus ÖZSUBAŞI
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, vejetaryen olan bir hükümlünün proteinihtiyacının cezaevi koşullarında karşılanmamasının insan haysiyeti ile bağdaşmayanmuamele yasağını, vejetaryen olup olmadığının tespiti için devlet hastanesinegönderilmesinin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması hakkı ileayrımcılık yasağını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/4/2013 tarihindeKırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığı vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılama imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
4. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 21/11/2014tarihinde, adli yardım talebinin kabulü ile başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 26/12/2014tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 26/12/2014 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlık,tanınan ek süre sonunda görüşünü 26/2/2015 tarihindeAnayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 10/3/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
8. İkinci Bölümün 7/1/2016tarihinde yaptığı toplantıda, başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurultarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarıncaGenel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
9. Başvuru formu, ekleri ve Bakanlık görüşünde ifadeedildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Başvurucu, başvuru tarihinde Kırıkkale F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır.
11. Başvurucu, cezası infaz edilirken Cezaevi idaresinebaşvurarak et ve türevlerinden oluşan besin maddelerinden hiçbirini yemediğinibelirtmiş ve protein ihtiyacının dış kantin aracılığıyla karşılanmasını talepetmiştir.
12. Başvurucunun talebi, Kırıkkale F Tipi Yüksek GüvenlikliKapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü İdare ve Gözlem Kurulunun 15/1/2013tarihli ve 2013/16 sayılı kararı ile 17/6/2015 tarihli ve 25848 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ceza İnfaz KurumlarındaBulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesi gerekçegösterilerek reddedilmiştir. Gerekçede şu hususlar belirtilmiştir:
“… kantinde yumurta satışıyapılmadığından, ayrıca et ve et ürünleri yemeyenler için kurum mutfağında ayrıyemek çıkarıldığından ve haftada 2 kez kahvaltıda yumurta verildiğindenhükümlünün talebi yerinde görülmemiştir.”
13. Başvurucu, İdare ve Gözlem Kurulunun ret kararına karşıKırıkkale İnfaz Hâkimliğine itirazda bulunmuştur. Başvurucunun 28/1/2013 tarihli itiraz dilekçesi şöyledir:
“Ben et ve türevleri olan hiçbir şey yemiyorum. Bunu cezaevive doktoru da bilmektedir. Zaten bundan dolayı defalarca protein ihtiyacınınkarşılanması için mantar ve yumurtanın getirilip kantinde satılmasını istedim.Bu talebim kabul görmeyince dış kantin aracığıyla kendi paramla almakistediğimi bildirdim. Bu istemim de haftada iki kez tüm mahkumlaraverilenin yeterli olduğu ve kantinde satılmadığından kabul edilmemiştir.
Mevcut haliyle hiçbir şekilde protein ihtiyacımıkarşılayamıyorum. Bu durum sağlığımı da bozmaktadır. Yönetmelikte dinidüşüncesi ya da sağlığının el verdiği yiyeceklerin verilmesini öngörmektedir.
Sırf cezaevi kantininde satılmadığı için yumurta almamaengel olunuyor. Oysa domates, biber vb. şeyler de cezaevi kantininde satılmıyor,ama her hafta sebzelerimizi müdürlük nezaretinde dışarıdan alıyoruz. Özellikleyumurtaya engel konulmasının hiçbir mantıklı açıklaması olamaz.
Özel ya da lüks bir talepte bulunmuyorum. Sadece vücut vesağlık ihtiyacı olan proteinin temini için yumurta alınmasını istiyorum.Talebin kabul edilmemesi hukuka da aykırıdır. Beslenme ihtiyacım engelleniyordolayısıyla sağlığımın bozulmasına neden olunuyor.
Sonuç-Talep
Protein ihtiyacımı karşılayabilmem için ya iç kantineyumurta getirilip satılması ya da dış kantinden alınması için idare gözlemkurulunun kararlarının iptal edilmesini istiyorum.”
14. İtirazı inceleyen İnfaz Hâkimliği 4/2/2013tarihli kararıyla İdare ve Gözlem Kurulu kararının kanuna uygun olduğunudeğerlendirerek itirazı reddetmiştir.
15. Başvurucu anılan karara Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesineitirazda bulunmuştur. 21/2/2013 tarihli itirazdilekçesi şöyledir:
“Hem cezaevi müdürlüğüne hem de infaz hakimliğineyazdığım dilekçede yeterli düzeyde beslenemediğimi belirtmiş ve gerekçelerimiizah etmiştim.
Oysa infaz hakimliği sadece cezaevimüdürlüğünün belirttiği maddeye bile baksaydı talebimin yasalara aykırıolmadığını görürdü. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un(5275) “Hükümlünün Beslenmesi” altında yapılan düzenlemede “… dini ve kültürel gerekleri göz önünde tutularak besinverilir ve içme suyu sağlanır” denmekte.
Yine “Hasta hükümlüye kurum hekiminin belirleyeceği besinlerverilir” hükmü bulunmaktadır.
Ben et ve hiçbir türevini yemiyorum. Dolayısıyla yeterli birbesin alma durumum da yok. Sağlık açısından protein alımı zorunludur. Bundandolayı kantinden yumurta, mantar vb. satılmasını istedim. Kabul edilmeyince dışkantin aracılığıyla kendi paramla almayı talep ettim. Bu da kabul edilmedi.
Cezaevi müdürlüğü haftada iki kez yumurtayı tüm mahkumlara veriyor. Diğer alınan besinlerle bu öteki mahkumlar için yeterli olabilir. Ama yukarıda belirttiğimgibi ben et ve hiçbir türevini yemiyorum. Bir şekilde ihtiyacımı karşılamakdurumundayım. Cezaevi bu ihtiyacımı karşılamadığı için ücretini ödeyerek kendimkarşılamak istiyorum. Talebim budur.
İnfaz hakimliği 5275 sayılı kanunun“yeterli beslenme” hükmüne dahi uymadan karar vermiştir. Herkesi et yemeyezorlamak kültürel gerekleri göz önünde bulundurmamak bir insan haklarıihlalidir. Bu uygulama kanunların tanımadığı keyfi bir cezalandırma veeziyettir.”
16. İtirazı değerlendiren Mahkeme 6/3/2013tarihli ve 2013/245 Değişik İş sayılı kararıyla başvurucunun itirazını kabuletmiş ve başvurucunun “tam teşekküllü birdevlet hastanesine sevk edilerek et ve türevlerini yiyip yiyemediği hususundarapor aldırılarak et ve türevlerini yiyemediğinin raporla tespit edilmesihalinde hükümlünün protein ihtiyacının karşılanması amacıyla parasının hükümlütarafından karşılanmak üzere iç ya da dış kantin aracılığıyla hükümlüye yumurtatemin edilip verilmesine” karar vermiştir. Karar başvurucuya 11/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Mahkemenin anılan kararı gereğince başvurucu, KırıkkaleYüksek İhtisas Hastanesine sevk edilmiş ve hazırlanan 12/3/2013tarihli raporda başvurucunun et ve et ürünleri yemesinde tıbben sakıncaolmadığı belirtilmiştir.
18. Başvurucu 10/4/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Ceza İnfaz Kurumu tarafından Bakanlık görüşü içinhazırlanan 19/2/2015 tarihli ve 1727 sayılı bilginotunda başvurucunun durumuna ilişkin verilen bilgi şöyledir:
“Kurumumuzda hükümlü olarak bulunan ŞehmusÖzsubaşı içerisinde kırmızı et bulunan yemekleriyemediğini beyan etmiş, bu nedenle içerisinde kırmızı et bulunan yemekçıktığında yemeğin etsiz olarak verildiği (Örn: Etlipatates yemeği yerine patates yemeğinin etsiz olarak verildiği), sadece etyemeği yerine ise haşlanmış yumurta, haşlanmış patates, domates, biber gibigıda maddeleri verildiği (Örn: Köfte yerine haşlanmışyumurta, biber, domates vb.) tavuk ve balık yemeklerini yediği tespitedilmiştir.
Hükümlüye 15/1/2013 tarihinden öncediyet ve vejetaryen yemekleri haftalık tabelasına göre verilmektedir, ayrıcatutanak tanzim edilmemektedir.”
20. Ceza İnfaz Kurumunun Bakanlık aracılığıyla Mahkememizesunduğu 8/1/2013 ile 14/1/2013 tarihleri arasındakihaftalık yemek listesinde “vegan”ve “vejetaryen” hükümlülereyönelik ayrı bir menü belirlendiği görülmüştür.
B. İlgili Hukuk
21. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfazHâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“İnfaz hakimliklerinin görevlerişunlardır:
1. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumları vetutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, barındırılmaları,ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerinin sağlanması,bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene ve tedavilerininyaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlem veyafaaliyetlere ilişkin şikayetleri incelemek ve kararabağlamak.”
22. 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesinin ikinci, beşinci ve sonfıkraları şöyledir:
“…
Şikayet başvurusu üzerine infaz hakimi,duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerekgördüğünde karar vermeden önce şikayet konusu işlem veya faaliyet hakkındaresen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıcaceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılıgörüşünü alır. (Ek cümle: 22/07/2010-6008 S.K/5.md.)Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veyatutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıpdeğerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/07/2010-6008S.K/5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve vekaletnamesiniibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı aracılığıyla yapabilir.(Ek cümle: 22/07/2010-6008 S.K/5.md.) İnfaz hâkimigerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun savunmasını ceza infazkurumunda da alabilir.
…
İnfaz hakiminin kararlarına karşışikayetçi veya ilgili Cumhuriyet savcısı tarafından, tebliğden itibaren birhafta içinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre acele itiraz yolunagidilebilir.
…
İtiraz, infaz hakimliğininkurulduğu yer ağır ceza mahkemesine, ağır ceza mahkemesinin birden fazladairesinin bulunması halinde (2) numaralı daireye yapılır. İnfaz hakimi aynı zamanda bu mahkemenin üyesi olduğu takdirdeitirazla ilgili karara katılamaz.”
23. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu'nun 268. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanununayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci Maddeye göre ilgililerin kararıöğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek birdilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmaksuretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanıveya hâkim onaylar. 263 üncü Madde hükmü saklıdır.
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazıyerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde,itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
24. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un “Hükümlünün beslenmesi” başlıklı 72. maddesi şöyledir:
“(1) Hükümlüye Adalet ve Sağlık Bakanlıklarınca birliktebelirlenecek kalori esasına göre, sağlıklı ve güçlü kalması için nitelik venicelik olarak besleyici, sağlık koşullarına uygun, makul çeşitlilikte, yaş,sağlık, çalıştığı işin özelliği, dinî ve kültürel gerekleri göz önündetutularak besin verilir ve içme suyu sağlanır.
(2) Hükümlü, kendisine verilen günlük besin ve ihtiyaçmaddeleri dışındaki ihtiyaçlarını kurum kantininden sağlayabilir. Kantinibulunmayan kurumlarda, bu maddeler, idarenin izin ve kontrolü altında dışarıdansağlanabilir.
(3) Hasta hükümlüye, kurum hekiminin belirleyeceği besinlerverilir.”
25. 20/3/2006 tarihli ve 10218 sayılı Ceza İnfazKurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün (Tüzük) 77. maddesi şöyledir:
“(1) Hükümlülerin beslenmesinde, 5275 sayılı Kanunun 72’ncimaddesinde belirtilen hükümler uygulanır.
(2) Hükümlülerin beslenmesine ilişkin esas ve usulleryönetmelikle gösterilir.”
26. 26/10/2005 tarihli ve 25978 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Hükümlü veTutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliği’nin (Yönetmelik)9. maddesi şöyledir:
“(1) Hasta hükümlü ve tutukluya, diyetisyen veya hekimlerinbelirleyeceği besinler verilir.
(2) İnancı gereği veya vegan,vejetaryen türü özel bir beslenme şekline sahip hükümlü ve tutuklularıntalepleri, iaşe miktarı ile sınırlı kalmak üzere karşılanır.
(3) Eğitim merkezlerinde de bu uygulama yapılır.”
27. 17/6/2005 tarihli ve 25848 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfazKurumlarında Bulundurulabilecek Eşya ve Maddeler Hakkında Yönetmelik'in 4.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Koğuş, oda ve eklentilerinde kantinden temin edilebilensebze, meyve ve diğer gıda maddeleri bulunabilir.”
C. Uluslararası Belgeler
28. 11/1/2006 tarihli Avrupa Konseyi BakanlarKomitesinin Üye Devletlere Avrupa Cezaevi Kuralları Hakkında Rec (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararı’nın (Avrupa CezaeviKuralları) “Beslenme” başlıklıbölümü şöyledir:
“1. Mahpuslara, yaşlarını, sağlıklarını, fiziki koşullarını,dinlerini, kültürlerini ve çalıştıkları işin özelliğini hesaba katan besleyicigıdalar temin edilmelidir.
2. Asgari enerji ve protein miktarı da dâhil olmak üzerebesleyici bir gıdanın gerekleri ulusal mevzuatta düzenlenmelidir.
3. Yiyecekler hijyenik olarakhazırlanmalı ve dağıtılmalıdır.
4. Mahpuslara makul aralıklarla günde üç öğün yemekverilmelidir.
5. Mahpuslar temiz içme suyuna her zaman ulaşabilmelidir.
6. Pratisyen hekim veya nitelikli bir hemşire tıbbisebeplerle özel bir mahpusun beslenmesinde değişiklik yapmalıdır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
29. Mahkemenin 3/3/2016 tarihindeyapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
30. Başvurucu; vejetaryen olmasından dolayı et vetürevlerinden oluşan besin maddelerinden hiçbirini yiyemediğini, proteinihtiyacının cezaevi koşullarında karşılanmadığından bu ihtiyacının karşılanmasıiçin cezaevi idaresine başvurduğunu, başvurusunun reddedildiğini, buna ilişkinitirazın Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesine rağmen kendisinin onurkırıcı bir şekilde vejetaryen olmasının hastalık olarak değerlendirilmeksuretiyle vejetaryen olup olmadığının tespiti için hastaneye sevk edildiğini,et yiyenler için uygulanmayan bir usulün kendisine uygulandığını belirterekAnayasa'nın 10., 17. ile 25. maddelerinde düzenleneneşitlik ilkesi, insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağı ile düşünce vekanaat hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
31. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucununşikâyetleri insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağı ve din ve vicdanhürriyetine ilişkindir. Başvurucunun yeterli protein alamadığına ve kendisineek besin verilmesinin reddedilmesine yönelik iddialarının cezaevinde uygunsağlık şartlarının sağlanması bakımından insan haysiyeti ile bağdaşmayanmuamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği açıktır. Öte yandanbaşvurucunun vejetaryen olup olmadığının tespiti için Mahkeme kararıylahastaneye gönderilmesinin din ve vicdan hürriyeti kapsamında olup olmadığınınbelirlenmesi gerekmektedir.
32. Bakanlık görüşünde başvurucunun din ve vicdan hürriyetitemelindeki iddialarının kabul edilebilirliğine ilişkin olarak değerlendirmeyapılmamıştır. Bakanlık tarafından esasa ilişkin görüş sunulmuştur.
33. Anayasa'nın 24. maddesinin birinci fıkrasında yer alan"vicdan", "dinî inanç" ve "kanaat" kavramlarının tanımlanmasınınzor olduğu açıktır. Bu zorluk sebebiyle kapsamlı bir tanım yapmak yerine birdavranışın Anayasa'nın 24. maddesinin koruma alanında kalıp kalmadığı her somutolayın koşullarına göre değerlendirilmelidir. Bununla birlikte bir inanç veyakanaatin anılan koruma kapsamında olabilmesi için mutlak olarak dinî nitelikteolması gerektiği söylenemez. Anayasa’nın 24. maddesi, dinî nitelikte olsun yada olmasın bir inancın ve bu inancın bir tezahürü olan kanaatin sonucu ortayakonan değerleri koruma altına alır.
34. Ancak bu kabul; bir din, inanç ya da kanaattenkaynaklanan veya esinlenilen her türlü davranışı koruma gerekliliği olarakdeğerlendirilemez. Bu korumadan yararlanabilmek için ortayakonulan din, inanç veya kanaatin yeterli derecede ikna ediciliğe, ciddiyete,tutarlılığa ve etkiye ulaşan bir inanç olması gerekmektedir (Benzer yöndeAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. Campbell ve Cosans/BirleşikKrallık, B. No: 7511/76;7743/76, 25/2/1982, § 36; Pretty/Birleşik Krallık, B. No: 2346/02, 29/4/2002, § 82; Das Universelle Leben Aller KulturenWeltweit E.V./Almanya (k.k.),B. No: 60369/11, 17/10/2015, § 33).
35. Bu bağlamda bir inanç veya kanaatin din ve vicdanhürriyeti kapsamında kabul edilebilmesi için ilk olarak bireyin vicdani birmesele veya dinî bir itikat olarak korunan bir inanç veya kanaat temelindehareket edip etmediğinin, ikinci olarak ise başvurucunun asıl davranışınınkorunması gereken inanç veya kanaatlerinin bir dışa vurumu olup olmadığınındeğerlendirilmesi gerekir (Skugar ve diğerleri/Rusya (k.k.),B. No: 40010/04, 3/12/2009). Öte yandan inançözgürlüğü, kişinin inançlarını veya kanaatlerini içinde yaşamasını değil; buinanç ve kanaatlerinin dışa vurumu olan yaşam tarzını da koruma altına alır. Bukoruma mutlak olmamakla birlikte ibadet olarak kabul edilecek durumlarda dahageniş yorumlanmalıdır.
36. Öteyandan bir yaşam tarzının veya davranışın din ve vicdan hürriyeti kapsamındadeğerlendirilebilmesi için bahse konu davranışın din, inanç veya kanaatlesamimi bir bağlantısı olması gerekir. Davranış, din veya inancın genel kabulgörmüş pratik uygulaması şeklinde belirlenen ibadet veya dinî vecibelerin biryansıması olmalıdır. Ancak din veya inancın dışa vurumu, belirli bazıdavranışlarla sınırlanamaz. Davranış ve bahse konu inanç arasındaki yeterliyakınlığın ve bağlantının varlığı, her olayın kendi şartları içindebelirlenmesini zorunlu kılar.
37. Somut olayda başvurucu, başvuru formunda ve itirazdilekçelerinde vejetaryen olmasının neden kaynaklandığına yönelik ayrı birbeyanda bulunmamış ve herhangi bir inanç temelinde de bir açıklamagetirmemiştir. Bununla birlikte başvurucunun herhangi bir beslenme tercihi veyasağlık sorunları dışında dinî inancı veya dinî olmayan nedenlerlevejetaryenliği benimsediğini belirleyebilecek bir hususa da rastlanmamıştır.Başvurucunun vejetaryen olduğunu beyan ederek et ve türevlerini yememesinin, içdünyasının bir dışa vurumu olarak kabul etmek mümkün ise de vejetaryenliğininAnayasa’nın 24. maddesi kapsamında korunması gereken bir dinî veya din dışıinanç veya kanaate dayalı olup olmadığı başvurusundan anlaşılamamaktadır.Vejetaryenlik dinsel, ahlaki ve beslenmeye ilişkin nedenlere dayanan bir durumolabilir. Ancak vejetaryenliğin Anayasa’nın 24. maddesi kapsamında ilerisürülebilmesi ve korunabilmesi için en azından bir inancın motivesi veya etkisiile yapılmasının ortaya konması gereklidir. Başvurucunun, cezaevi idaresineyaptığı başvuru ve daha sonrasında yargı mercilerinde dile getirdiğiitirazlarında vejetaryenlik tercihinin neden kaynaklandığını ortaya koymamasınedeniyle herhangi bir dine veya din dışı bir inanca dayalı referans ortayakonmadan korunması talep edilen vejetaryenliğin Anayasa’nın 24. maddesikapsamında ele alınabilmesi mümkün değildir.
Zühtü ARSLAN, EnginYILDIRIM, Recep KÖMÜRCÜ, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, HasanTahsin GÖKCAN ve Rıdvan GÜLEÇ bu görüşe katılmamışlardır.
38. Öte yandan başvurucu, İdare ve Gözlem Kurulu kararınakarşı İnfaz Hâkimliğine yaptığı itirazda “Mevcuthaliyle hiçbir şekilde protein ihtiyacımı karşılayamıyorum. Bu durum sağlığımıda bozmaktadır. Yönetmelikte dini düşüncesi ya da sağlığının el verdiğiyiyeceklerin verilmesini öngörmektedir.” şeklinde şikâyetinibelirtmiştir. Ayrıca Ağır Ceza Mahkemesine yaptığı itirazda ise “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun’un (5275) “Hükümlünün Beslenmesi” altında yapılan düzenlemede “… dini ve kültürel gerekleri göz önüne tutularak besin verilirve içme suyu sağlanır.” şeklinde hüküm olduğunu hatırlatmıştır.Başvurucunun ileri sürdüğü mevzuat hükümleri ile vejetaryenliğin bir yaşamtarzı olarak kişinin kendini tanımlamadaki önemi bir bütün olarak dikkatealındığında vejetaryenliğin korunması gereken bir yaşam tarzı olduğuyadsınamaz. Bu kapsamda başvurucunun beslenmeye ilişkin bir tercihiniyansıttığı kabul edilen vejetaryenliğin Anayasa’nın 17. maddesinin birincifıkrası kapsamında kişinin maddi ve manevi varlığın korunması hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir.
39. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddialarının Anayasa’nın17. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen insan haysiyeti ile bağdaşmayanmuamele yasağı, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kişininmaddi ve manevi varlığının korunması hakkı ile Anayasa’nın 10. maddesindekorunan eşitlik ilkesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. İnsan Haysiyeti İle Bağdaşmayan MuameleYasağı Yönünden
40. Başvurucu, vejetaryen olmasından dolayı proteinihtiyacının karşılanması için ek besin maddeleri verilmesi isteğininreddedilmesinin insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağını ihlal ettiğiniileri sürmüştür.
41. Bakanlık görüş yazısında, AİHMkararlarına atıfta bulunarak cezaevi sistemindeki kaynakların ilke olaraksınırlı olduğunu ve cezaevinde verilen diyet yiyeceklerin her zaman başvuranınhoşuna gidecek türden olmayabileceğinin kabul edildiğini, bu tür meselelerdeesas olanın başvurucu açısından sağlık durumunu önemli ölçüde ve doğal seyrininötesinde kötüleştiren bir beslenmenin veya sağlık hizmetinin yeterli olupolmadığının olduğu belirtmiştir. Bu bağlamda Bakanlık, somut olayda başvurucunun KırıkkaleF Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutulduğu sırada protein ihtiyacınıkarşılayamaması nedeniyle sağlık durumunun kötüye gittiğine ilişkin bir sağlıkraporu bulunmadığını hatırlatmıştır.
42. Anayasa'nın 17. maddesi şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insanhaysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.
..."
43. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İşkence yasağı" başlıklı 3. maddesişöyledir:
"Hiç kimse işkenceye veya insanlık dışıya da aşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz."
44. Demokratik toplumların en temel değerlerinden biri olarakherkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı Anayasa'nın 17.maddesinde güvence altına alınmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında insanonurunun korunması amaçlanmıştır. Üçüncü fıkrasında da kimseye "işkence" ve "eziyet" yapılamayacağı,kimsenin "insan haysiyetiylebağdaşmayan" ceza veya muameleye tabi tutulamayacağı yasağınayer verilmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri,B. No: 2013/293, 17/7/2014, § 80).
45. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veyamuameleye tabi tutulamaz." şeklindeki kural, hükümlü vetutuklulara yönelik uygulamalar için de geçerlidir. Bu husus,5275 sayılı Kanun'un "İnfazda temelilke" başlıklı 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında "Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazındazalimane, insanlık dışı, aşağılayıcı ve onur kırıcı davranışlardabulunulamaz." ve yine Kanun'un 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (b) bendinde "Hürriyetibağlayıcı cezanın zorunlu kıldığı hürriyetten yoksunluk, insan onuruna saygınınkorunmasını sağlayan maddî ve manevî koşullar altında çektirilir."şeklinde düzenleme ile açıkça vurgulanmıştır. Dolayısıyla verilen birmahkûmiyet veya tutuklama kararının infazında mahkûmlar için sağlanacak şartlarinsan onuruna saygıyı koruyacak nitelikte olmalıdır (Turan Günana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 36).
46. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesi çerçevesinde cezaevindetutulma koşullarını değerlendirirken başvurucular tarafından yapılan somutolaylara ilişkin iddialarla birlikte koşulların bir bütün olarak gözetilmesigerektiğini belirtmiştir (Dougoz/Yunanistan, B.No: 40907/98, 6/3/2001,§ 46). Bu kapsamda, cezaevinde alınan önlemlerin şiddeti,amacı ve bireyler için sonuçları birlikte değerlendirilmelidir (Van der Ven/Hollanda,B. No: 50901/99, 4/2/2003, §51).
47. Anayasa'nın 17. maddesi, cezaevinde tutulan bir hükümlüveya tutuklunun içinde bulunduğu şartların insan onuruna yakışır bir şekildeolmasını koruma altına alır. İnfazın yöntemi ve infaz sürecindekidavranışların, mahkûmları özgürlükten mahrum kalmanın doğal sonucu olankaçınılmaz elem seviyesinden daha fazla sıkıntılı veya eziyetli bir durumasokmaması gerekir. Cezaevinde tutulmanın pratik gerekleri çerçevesindemahkûmların sağlık ve esenlikleri gibi hususların yeterli bir şekilde güvencealtına alınması ve mahkûmlara gerekli tıbbi yardım sağlanması da insan onurunayakışır şartların sağlanması için gereklidir (Piechowicz/Polonya, B. No: 20071/07, 17/4/2012, § 162). Dolayısıyla uygun sağlık hizmetininsağlanmayışı veya daha genel olarak hasta bir hükümlü veya tutuklunun uygunolmayan şartlarda tutulması Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muameleteşkil edebilir (Benzer yönde AİHM kararları için bkz. Gülay Çetin/Türkiye, B. No: 44084/10, 5/3/2013, § 101). Bu bağlamda hükümlü ve tutuklularınsağlığı göz önünde bulundurmak suretiyle cezaevlerinde uygun beslenmeninsağlanmasının da Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kamu otoritelerinin pozitifbir yükümlülüğü olduğu kabul edilmelidir (Benzer yöndeAİHM kararları için bkz. Moisejevs/Litvanya,B. No: 64846/01, 15/6/2006, § 78). Nitekim 5275 sayılıKanun’un 72. maddesi, Tüzük’ün 77. maddesi ve Hükümlüve Tutuklular ile Yönetmelik’in 9. maddesinin hükümlü ve tutuklularınbeslenmesi kapsamında ilgili kamu otoritelerine pozitif yükümlülük yüklediğiaçıktır (§ 22-25).
48. Öte yandan bir muamelenin Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasının kapsamına girebilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmışolması gerekmektedir. Bu asgari eşik göreceli olup her olayda asgari eşiğinaşılıp aşılmadığı somut olayın özellikleri dikkate alınarakdeğerlendirilmelidir. Bu bağlamda muamelenin süresi, fiziksel ve ruhsaletkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörler önemtaşımaktadır (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 23). Değerlendirmeye alınacakbu unsurlara muamelenin amacı ve kastı ile ardındaki saik de eklenebilir(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Aksoy/Türkiye,B. No: 21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs, B. No: 30873/96, 21/12/2000,§ 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004,§ 53).
49. Başvuru konusu olaya ilişkin olarak başvurucu, et vetürevlerinden oluşan besin maddelerinden hiçbirini yiyemediğinden proteinihtiyacını yeterli düzeyde karşılayamadığı gerekçesi ile cezaevi kantinindeyumurta veya mantar gibi besin maddelerinin temin edilmesini talep etmiştir.Başvurucunun talepleri cezaevi idaresi tarafından reddedilmiştir. Cezaeviidaresi, başvurucu için ayrı yemek çıkarıldığını, ayrıca başvurucuya haftadaiki gün yumurta verildiğini belirtmiştir (§ 11). Başvurucu, karara yaptığıitirazda kendisine ayrı bir menü verilmediğini ileri sürmemiş ve sebzeihtiyaçlarının da kantin vasıtasıyla temin edildiğini belirtmiştir. Dolayısıylabaşvurucunun beslenmesi değerlendirilirken tercihleri dikkate alınmıştır.Bununla birlikte başvurucu, protein yetersizliğinden kaynaklanan bir sağlıksıkıntısından da bahsetmemiştir. Protein yetersizliği başvurucunun kendideğerlendirmesine dayanmaktadır ve başvurucu, bu değerlendirme dışında yaşadığıbir rahatsızlıktan veya buna ilişkin bir tedavi talebinden bahsetmemiştir (§§12, 14).
50. Başvurucunun protein yetersizliği nedeniyle sağlıksıkıntıları yaşadığına dair iddiaları değerlendirilirken başvurucu, sağlığınınkötüleşmesine neden olan bir durum veya kendisinde büyük sıkıntı ya da endişeyeyol açtığını gösteren herhangi bir delil ortaya koymamıştır. Bakanlığın sunduğubelgeler kapsamında başvurucu gibi vejetaryen olan hükümlü ve tutuklular içinayrı bir menü hazırlandığı da açıktır. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun cezaevindetutulduğu sırada başvurucuya tıbbi yardımın sağlanmadığı, bu dönemde sağlıkdurumunun önemli ölçüde ve doğal seyrinin ötesinde kötüleştiği veya sağlıkhizmetinin yetersizliği nedeniyle başvurucunun büyük sıkıntı çektiği sonucunavarmak için hiçbir dayanak bulunamamıştır.
51. Öte yandan başvurucunun bulunduğu Kırıkkale F Tipi YüksekGüvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda vejetaryenler için özel bir menü deçıkarılmaktadır. Nitekim başvurucunun protein ihtiyacının karşılanması içinkantinde yumurta bulunması talebi de kendisine vejetaryen menü ve haftada ikikez yumurta verilmesi sebebiyle reddedilmiştir. Başvurucunun proteinyetersizliğinden sağlık sorunları yaşadığına dair somut bir veri debulunmamaktadır. Cezaevi idaresi, vejetaryen olan hükümlü ve tutuklularaçısından ayrıca kantinde de alternatifler sunmaktadır. Nitekim cezaevi,kantininde sebze ve meyve satarak vejetaryenler için imkân da tanımaktadır.Dolayısıyla vejetaryen başvurucunun beslenme tercihi çerçevesinde gerekli olanmenü cezaevi tarafından sağlanmaktadır.
52. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun insan haysiyeti ilebağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine dair iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Maddi ve Manevi Varlığın Korunması HakkıYönünden
53. Başvurucunun, vejetaryen olup olmadığının tespiti içinMahkeme kararıyla hastaneye sevki sebebiyle maddi ve manevi varlığın korunmasıhakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksundeğildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığı içinbaşvurunun bu şikâyetlere ilişkin kısmının kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Eşitlik İlkesiYönünden
54. Başvuru konusu olayda başvurucunun kendine ayrımcılıkyapıldığına dair iddiaları, vejetaryen olup olmadığına yönelik raporaldırılması ile ilgili iddialarının incelenmesi neticesinde yeterli bir şekildedeğerlendirilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun eşitlik ilkesine yönelikiddialarının ayrı olarak incelenmesi gerekli görülmemiştir.
2. EsasYönünden
55. Başvurucu, vejetaryen olup olmadığına dair Mahkemekararıyla rapor aldırılmasının maddi ve manevi varlığın korunması hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
56. Bakanlık görüşünde, AİHM’invejetaryenlik hususunda verdiği kararlara atıfta bulunulmuş ve başvuru konusuolayda içinde et bulunan yemeklerin vejetaryen olduğunu beyan edenhükümlü/tutuklulara özel olarak etsiz hazırlanıp Cezaevi yönetimi tarafındansunulduğunu, ayrıca et yemekleri yerine iaşe miktarı sınırları içinde kendibeslenmelerine uygun yiyecekler verildiği belirtilmiştir.
57. Anayasa'nın "Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı" kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahiptir."
58. Sözleşme’nin "Özelve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesişöyledir:
"(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna veyazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi,ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusalgüvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suçişlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusuolabilir."
59. Kişinin bireyselliğinin yani bir kişiyi diğerlerindenayıran ve onu bireyselleştiren niteliklerin hukuken tanınması ve bu unsurlarıngüvence altına alınması son derece önemlidir. Birçok uluslararası insan haklarıbelgesinde "kişiliğin serbestçe geliştirilmesi" kavramına yerverilmekle beraber Sözleşme kapsamında bu kavrama açıkça işaret edilmediğigörülmektedir (Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013,§ 27).
60. Anayasa'nın 17. maddesinin birincifıkrasında, herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkınasahip olduğu belirtilmekte olup bu düzenlemede yer verilen maddi ve manevivarlığı koruma ve geliştirme hakkı, Sözleşme'nin 8. maddesi çerçevesinde özelyaşama saygı hakkı kapsamında güvence altına alınan fiziksel ve zihinselbütünlük hakkı ile bireyin kendisini gerçekleştirme ve kendisine ilişkinkararlar alabilme hakkına karşılık gelmektedir (Sevim Akat Eşki, § 28). Somut olay açısından bireyinyaşamıyla özdeşleşen ve kişiliğinin ayrılmaz bir unsuru hâline gelenvejetaryenliğin bir yaşam tarzı olarak kişinin kendini tanımlamada ortayakoyduğu önem bir bütün olarak dikkate alındığında vejetaryenliğin kişininmanevi varlığı kapsamında olduğu açıktır.
61. Öte yandan hükümlü ve tutuklular, Anayasa'nın veSözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamınakural olarak sahiptir (Mehmet Reşit Arslanve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014,§ 65; aynı yöndeki AİHM kararları için bkz. Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, §69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların maddi ve manevi varlığının korunmasıhakkı, cezaevinde tutulmanın doğal sonuçları çerçevesinde Anayasa ve Sözleşmekapsamında koruma altındadır.
62. Anayasa'nın 17. maddesinde manevi varlığın korunması vegeliştirilmesi hakkı açısından herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemişolmakla birlikte bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlakbir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların da hakkındoğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıcahakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa daAnayasa’nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu haklarınsınırlandırılması da mümkün olabilir. Bu noktada Anayasa'nın 13. maddesinde yeralan güvence ölçütleri işlevsel niteliği haizdir (Sevim Akat Eşki, § 33).
63. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olamaz."
64. Belirtilen Anayasa hükmü,hak ve özgürlükleri sınırlama ve güvence rejimi bakımından temelöneme sahip olup Anayasa’da yer alan bütün hak ve özgürlüklerin yasa koyucutarafından hangi ölçütler göz önünde bulundurularak sınırlandırılabileceğiniortaya koymaktadır. Anayasa’nın bütünselliği ilkesi çerçevesinde Anayasakurallarının bir arada ve hukukun genel kuralları göz önünde tutularakuygulanması zorunlu olduğundan belirtilen düzenlemede yer alan başta yasa ilesınırlama kaydı olmak üzere tüm güvence ölçütlerinin, Anayasa'nın 17.maddesinde yer verilen hakkın kapsamının belirlenmesinde de gözetilmesigerektiği açıktır (Sevim Akat Eşki, § 35).
65. Hak ve özgürlüklerin yasayla sınırlanması ölçütü anayasahukukunda önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale sözolduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren bir kanunhükmünün, yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır.
66. Bu genel açıklamalardan sonra ilk olarak başvurucununhakkına yönelik bir müdahalenin bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.Başvurucunun Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrası tarafından korunan birhakkına müdahalenin varlığının tespit edilmesi hâlinde bu müdahaleninAnayasa'nın 13. maddesi kapsamında kanunla öngörülme, meşru bir amaca matufolma ve demokratik toplumda gerekli olma şartlarını sağlayıp sağlamadığıdeğerlendirilmelidir.
a. Müdahalenin Varlığı
67. Somut olayda başvurucu vejetaryendir ve bu bağlamdaprotein eksikliği olduğunu iddia etmektedir. Protein eksikliğini tamamlamak içinbaşvurucunun kantinde yumurta bulundurulması talebi reddedilmiştir. Bu karara yapılanitiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucuyu et ve türevlerini yiyebilipyiyemediği hususunda sağlık raporu almaya zorlamıştır. Dolayısıyla başvurucununvejetaryen olmasına rağmen sağlık raporu almaya zorlanması ile manevi varlığınınkorunması arasında doğrudan bir bağ vardır. Bu sebeple başvurucunun maddi vemanevi varlığın korunması hakkına müdahale edildiğini kabul etmek gerekir.
b. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
68. Anılan müdahale Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilenkoşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa'nın 13. maddesinin ve 17.maddesinin birinci fıkrasının ihlalini teşkil edecektir.
69. Bu sebeple bir temel hak ve özgürlüğe yönelik müdahaleninAnayasa'nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laikCumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir. Bu denetim sırasında önceliklemüdahalenin kanunilik şartına uyup uymadığı incelenecektir. Daha sonramüdahalenin Anayasa'da öngörülen sebeple yapılıp yapılmadığı ve diğer ölçütleryönünden denetim yapılmalıdır.
i. Kanunilik
70. Başvurucu, Anayasa'nın 13. maddesinde yer alanmüdahalenin “kanun”la yapılması şartına aykırılıkbulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunmamıştır. Bununla birlikte hükümlü olanbaşvurucunun beslenmesine ilişkin olarak 5275 sayılı Kanun’un 72. maddesinin(1) numaralı fıkrasında açık bir düzenleme yapılmıştır. Bununla birlikte anılanKanun maddesi, Tüzük (§ 25) ve Yönetmelik (§ 26) kapsamında hükümlü vetutukluların beslenmesinde dikkat edilecek hususlar ayrıntılı olarakdüzenlenmiştir.
71. Dolayısıyla hem kişiler hem de idare yönünden hukukgüvenliğini sağlayacak nitelikte “öngörülebilir” ve Ceza İnfaz Kurumuidaresinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu nitelikte “belirli” bir hukukidüzenleme olmadığı söylenemez. Sonuç olarak başvurucunun inanç özgürlüğüneyapılan müdahalelerin yasal dayanağının olduğu açıktır.
ii. Meşru Amaç
72. Anayasa'nın 17. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenenkişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının hangi amaçlarlasınırlanabileceği belirtilmemiştir. Buna mukabil Anayasa'nın14. maddesinin “Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere,Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasadabelirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyettebulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.” şeklindeki ikincifıkrası, temel hakların Anayasa'nın bütünlüğü içerisinde ele alınmasına ilişkinçok önemli bir yorum kuralı getirmektedir. “Temel hak ve hürriyetlerin Anayasada belirtilenden daha geniş şekildesınırlandırılması” biçimindeki ifade, kişinin maddi ve manevivarlığını koruma hakkı da dâhil olmak üzere bütün temel hakların birbirleriyleve diğer anayasal ilkelerle birlikte yorumlanması ve sınırlandırma ilişkisiiçinde kavranması zorunluluğunu doğurmaktadır (EsraNur Özbey, B. No: 2013/7443 , 20/5/2015, §70).
73. Bu kavrayış, hakların haklarla sınırlandırılması türündenbir sonuca işaret etmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesi daha öncekikararlarında, Anayasa’nın tüm maddelerinin aynı etki ve değerde olduğu vearalarında bir üstünlük sıralamasının bulunmadığı, uygulamada bunlardan birineöncelik tanımanın olanaklı olmadığı, kimi zaman zorunlu olarak birlikteuygulanan iki Anayasa kuralından birinin diğerinin sınırını oluşturabildiğibelirtilmiştir (AYM, E.2011/134, K.2012/83, 24/5/2012).Başka bir deyişle hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama nedenine yerverilmemiş olsa da Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanarakbu hakların sınırlandırılması mümkün olabilir (AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012).
74. Bu bağlamda Anayasa'nın 17. maddesinde garanti altınaalınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı, sınırlarını toplumuoluşturan diğer bireylerin haklarında bulmaktadır (§ 64). Öte yandan buhakkının sınırlandırılmasında somut olay açısından Anayasa’nın 19. maddesindegüvence altına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı bağlamında hükümlü olanbaşvurucunun verilmiş bir mahkeme kararı ile özgürlüğünden alıkonulduğunun dadikkate alınması gereklidir. Bu durumda Anayasa'nın 19. maddesi gereğincehükümlü ve tutukluların hukuka uygun olarak cezaevinde tutulmanın kaçınılmaz vedoğal bir sonucu olarak cezaevinde düzenin ve disiplinin sağlanması başvurucununmaddi ve manevi varlığını korunması hakkına yönelik müdahalenin meşru amacıolarak değerlendirilmelidir.
iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olmave Ölçülülük
75. Son olarak başvuruya konu olan başvurucunun et vetürevlerini yiyebilip yiyemediği hususunda sağlık raporu aldırmaya zorlanmasışeklinde yapılan müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli" olupolmadığı hususu değerlendirilmelidir.
76. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamadadevreye girecek bir başka güvence de Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen"ölçülülük ilkesi"dir. Anayasa'nın 13.maddesinde demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmiş olmaklabirlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. Nitekim AnayasaMahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunupbulunmadığını (Esra Nur Özbey, §77), başka bir deyişle kamu gücü eylem ve işlemlerini haklılaştırmakiçin kullanılan gerekçelerin uygun ve yeterli görünüp görünmediklerini veizlenen meşru amaçla orantılı olup olmadıklarını inceler.
77. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre ölçülülük, temel hakve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (SebahatTuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84).Bu sebeple kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkına yapılanmüdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli,gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu son hususta kararverebilmek için demokratik bir toplumda başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasınıngerekleri ile başvurucunun maddi ve manevi varlığını koruma hakkına yapılanmüdahale ölçülüp değerlendirme işlemi yapılırken kamu gücü eylem ve işlemleriile yargı makamlarının kararları, olayın arka planı ile birlikte bir bütünolarak değerlendirilmelidir.
78. Somut olayda ek besin verilmesi talebini reddeden İnfazHâkimliği kararına itirazı değerlendiren Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi,başvurucunun itirazının kabulüne karar vermiştir. Ancak bu kabulü belirli birön şarta bağlamıştır. Mahkeme, kararında başvurucunun tam teşekküllü bir devlethastanesine sevk edilerek et ve türevlerinden oluşan besin maddelerindenhiçbirini yiyemediği hususunun tespitine hükmetmiştir. Mahkemenin bu tespiteneden ihtiyaç duyduğu kararda belirtilmemiştir. Bununla birlikte Mahkeme,başvurucunun et yemediğinin rapor ile tespit edilmesi hâlinde proteinihtiyacının karşılanması amacıyla parası başvurucu tarafından karşılanmak üzereiç ya da dış kantin aracılığıyla yumurta temin edilmesine karar vermiştir.
79. 5275 sayılı Kanun’un 72. maddesinin (1) numaralıfıkrasında hükümlü ve tutukluların beslenmesinde dinî ve kültürel gerekleringöz önünde bulundurularak hükümlü ve tutuklulara besin verileceği hükmebağlanmıştır. Bunun da ötesinde Yönetmelik’in 9. maddesinde açık bir şekildevejetaryen türü özel bir beslenme şekline sahip hükümlü ve tutuklularıntaleplerinin, iaşe miktarı ile sınırlı kalmak üzere karşılanacağıbelirtilmiştir. Bu kapsamda Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaİnfaz Kurumunda vejetaryenler için özel bir menü de çıkarılmaktadır (§ 19).Anılan mevzuatta vejetaryenliğin belirli bir inanca bağlı olup olmadığı şartıda aranmamıştır.
80. Mahkemenin itirazı değerlendirirken anılan açık hükümlerkarşısında sadece beyanı ile kendisine vejetaryen menü verilmesi gerekenbaşvurucunun et ve türevlerini yiyip yemediğinin raporla tespit edilmesininhangi amaçla yapıldığı gerekçeden anlaşılamamıştır. Böyle bir raporaldırılmasının gerekçeden bağımsız olarak da vejetaryen olduğunu beyan edenbaşvurucunun talepleri açısından demokratik toplum düzeninde neden gerekliolduğu belirlenememiştir.
81. Sonuç olarak başvurucunun vejetaryen olduğunu beyanetmesine ve talepleri açısından vejetaryen olup olmadığını tespit edilmesinigerekli kılan herhangi bir gerekçe olmamasına rağmen Mahkeme kararı ilehastaneye sevk edilmesinin kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkınıihlal ettiği sonucuna varılmıştır.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
82. Başvurucu ihlal nedeniyle 1.000 TL maddi ve 15.000 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
83. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
84. Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgiliolarak Anayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa Mahkemesininmaddi tazminata hükmedebilmesi için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddizarar ile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir. DolayısıylaAnayasa Mahkemesine herhangi bir belge sunmayan başvurucunun maddi tazminattalebinin reddedilmesi gerekir.
85. Başvurucunun inanç özgürlüğünün ihlal edilmesi nedeniyleyalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvurucuya net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
86. Adli yardım talebinin kabulü ile muaf tutulan yargılamagiderlerinin tahsilinin başvurucunun mağduriyetine neden olacağıanlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanun’un 339. maddesi uyarınca başvurucunun yargılama giderleriniödemeden tamamen muaf tutulması ve kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığınagönderilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,vejetaryenliğinin tespit edilmesine yönelik şikâyetlerinin Anayasa’nın 24.maddesi kapsamında değil 17. maddesinin birinci fıkrası kapsamındaİNCELENMESİNE, Zühtü ARSLAN, Engin YILDIRIM, Recep KÖMÜRCÜ, Celal MümtazAKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Hasan Tahsin GÖKCAN ve Rıdvan GÜLEÇ’in karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA,
B. 1.İnsan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
2. Kişininmaddi ve manevi varlığının korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
C. Anayasa’nın17. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınan kişinin maddi ve manevivarlığının korunması hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D. Anayasa’nın10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesinin ayrıca incelenmesineGEREK OLMADIĞINA, OYBİRLİĞİYLE,
E. Başvurucuyanet 3.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerinREDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
F. Ödemenin,kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihindenitibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu süreninsona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZUYGULANMASINA,
G. Kararınbir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
H. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA
3/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucu, et ve türevlerini yemediğini belirterekprotein ihtiyacını karşılamak amacıyla cezaevi kantininde yumurta ve mantarsatılmasını talep etmiş, ancak kantinde yumurta satılmadığı ve haftada iki günkahvaltıda yumurta verildiği gerekçesiyle bu talep reddedilmiştir. Bu işlemekarşı başvurucunun yaptığı itirazı inceleyen İnfaz Hâkimliği, 4/2/2013 tarihli kararıyla İdare ve Gözlem Kurulu kararınınkanuna uygun olduğunu değerlendirerek itirazı reddetmiştir.
2. Başvurucu İnfaz Hâkimliğinin kararına karşı KırıkkaleAğır Ceza Mahkemesi’ne itiraz etmiştir. Mahkeme başvurucunun tam teşekküllü birdevlet hastanesine sevk edilerek et ve türevlerinden oluşan besin maddelerindenhiçbirini yiyemediği hususunun tespitine ve bu durumun rapor ile tespitedilmesi halinde protein ihtiyacının karşılanması amacıyla parasının başvurucutarafından karşılanmak üzere iç ya da dış kantin aracılığıyla yumurta teminedilmesine karar vermiştir. Bunun üzerine başvurucu, Kırıkkale Yüksek İhtisasHastanesine sevk edilmiş ve hazırlanan 12/3/2013tarihli raporda başvurucunun et ve et ürünleri yemesinde tıbben sakıncaolmadığı belirtilmiştir.
3. Mahkememiz çoğunluğu, başvurucunun vejetaryen olupolmadığının tespiti için Mahkeme kararıyla hastaneye gönderilmesi ve kendisinevejetaryen olmasına rağmen protein içeren ek besin maddeleri verilmesininreddedilmesinin din ve vicdan hürriyeti kapsamında değerlendirilemeyeceğigörüşündedir. Çoğunluk görüşüne göre vejetaryenliğe ilişkin bir başvurununAnayasa’nın 24. maddesi kapsamında incelenebilmesi için başvurucunun sadece vejetaryenolduğunu, et ve türevlerini yemediğini söylemesi yeterli olmayıp bu tercihininhangi dini veya din dışı bir inanca dayandığını da göstermesi zorunludur. Somutolayda başvurucu vejetaryenlik tercihinin neden kaynaklandığını ortayakoymadığı için başvurunun 24. madde kapsamında incelenmesi mümkün değildir (§ 37).
4. Başvurunun 24. madde kapsamında değerlendirilebilmesiiçin vejetaryen olduğunu söyleyen bir kişinin vejetaryenliğinin kaynağını daaçıklamak zorunda olduğunu söylemek, başvuruculara aslında hiç de gerekliolmayan bir yük yüklemek anlamına gelmektedir. Bilindiği üzere, vejetaryenliğinkendisi bir inancın, vicdani kanaatin ya da düşüncenin yansımasıdır. Buradaönemli olan husus, başvurucunun hangi inanç temelinde vejetaryen olduğunun değil,tutarlı bir şekilde vicdani kanaatinin sonucu olarak gerçekten vejetaryen olupolmadığının tespitidir. Bunu da başvurucunun tutumundan, cezaevi idaresinintalebini reddetmesi karşısında İnfaz Hâkimliğine, sonrasında Ağır CezaMahkemesine yaptığı itirazlarda ortaya koyduğu gerekçelerden ve son olarakbireysel başvuru formundaki ifadelerinden anlayabiliriz.
5. Başvurucu, İdare ve Gözlem Kurulu kararına karşı İnfazHâkimliğine yaptığı itirazda “mevcut haliylehiçbir şekilde protein ihtiyacımı karşılayamıyorum. Bu durum sağlığımı dabozmaktadır. Yönetmelikte dini düşüncesi ya da sağlığının el verdiğiyiyeceklerin verilmesini öngörmektedir” şeklinde şikâyetinibelirtmiştir. Ağır Ceza Mahkemesine yaptığı itirazda ise “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı HakkındaKanun’un (5275) “Hükümlünün Beslenmesi” altında yapılan düzenlemede ‘… dini ve kültürel gerekleri göz önüne tutularak besin verilirve içme suyu sağlanır’” şeklinde hüküm olduğunu hatırlatmıştır.
6. Başvurucu, bireysel başvuru formunda “Vejeteryanlık vicdani, inançsal, felsefi bir tutumdur ve kişiözgürlüğüne dahildir. Oysa mahkeme kararıyla bu hakkımgasp edilmiştir, tanınmamıştır. Bu tercihimden dolayı adeta cezalandırıldım.Özgürlüğüm hastalık olarak görülüp yok sayıldı, çiğnendi.” demeksuretiyle din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
7. Dahası, cezaevinde beslenmeye dair mevzuat da kişilerin vegan ya da vejetaryen olmalarını belli tür beslenmetalepleri için yeterli saymakta, vejetaryenliğin belirli bir inanca bağlıolması gibi bir şartı da aramamaktadır. 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un “Hükümlününbeslenmesi” başlıklı 72. maddesinin (1) numaralı fıkrasındahükümlüye “... dinî ve kültürel gerekleri göz önünde tutularak besinverilir” denmektedir. Hükümlüve Tutuklular ile Ceza İnfaz Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliği’nin 9.maddesinin ikinci fıkrasına göre de “İnancıgereği veya vegan, vejetaryen türü özel bir beslenmeşekline sahip hükümlü ve tutukluların talepleri, iaşe miktarı ile sınırlıkalmak üzere karşılanır.”
8. Başvurucunun vejetaryen beslenmeye ilişkin mevzuatadayanarak cezaevi yönetiminden ek protein ihtiyacını karşılamaya yöneliktalepte bulunması, talebinin karşılanmaması üzerine yaptığı itirazlarda da aynıhükümlere atıf yapması ve nihayet Anayasa Mahkemesi’ne başvurusundavejetaryenliğin “vicdani, inançsal, felsefi bir tutum” olduğunu belirtmesi onunvejetaryenlik tercihini vicdani ve felsefi kanaatlere dayandırdığınıgöstermektedir. Bu nedenle başvurunun, Anayasa’nın 24. maddesi kapsamında dinve vicdan hürriyetinin ihlal edilip edilmediği bakımından incelenmesiniengelleyen bir husus bulunmamaktadır.
9. Anayasa'nın "Dinve vicdan hürriyeti" başlıklı 24. maddesinin birinci fıkrasıuyarınca "Herkes, vicdan, dinî inanç vekanaat hürriyetine sahiptir”. Burada yer alan "vicdan", "dini inanç" ve "kanaat" kavramlarının tanımlanmasızordur. Bu zorluk sebebiyle kapsamlı ve tüketici bir tanım yapmak yerine birdavranışın Anayasa'nın 24. maddesinin koruma alanında kalıp kalmadığı somutolayın koşullarına göre değerlendirilmelidir (TuğbaArslan [GK], B.No: 2014/256, 25/6/2014, § 62). Bununla birlikte bir inanç veya kanaatedayanan tutumun anılan korumadan faydalanabilmesi için mutlaka dini nitelikteolmasının gerektiği söylenemez.
10. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9. maddesi bağlamındabir din, inanç veya kanaatin dışa vurumunda "uygulama, ibadet, öğretim ve ayin"gibi birçok yöntem kabul edilebilir. Ancak bu kabul, bir din, inanç ya dakanaatten kaynaklanan veya esinlenilen her türlü davranışı koruma gerekliliğiolarak değerlendirilemez. Bu korumadan yararlanabilmek için ortaya konulan din, inanç veya kanaatin, yeterli derecede iknaediciliğe, ciddiyete, tutarlılığa ve öneme ulaşan bir inanç oluşturmasıgerekmektedir (bkz, Jakóbski/Polonya, B.No. 18429/06, 07/12/2010, § 44).Bu anlamda bir inanca dayanan veya inançtan esinlenen veganlık ve vejetaryenlik hükümlü ve tutukluların inançözgürlüğü kapsamında görülmektedir (bkz. AİHK, W/BirleşikKrallık (k.k), B.No:18187/91, 10/02/1993; Jakóbski /Polonya, § 46; Vartic/Romanya, B. No. 14150/08,17/12/2013, § 36).
11. Yukarıda ifade edildiği üzere, vejetaryenlik dinî, ahlakive beslenmeye ilişkin nedenlere dayanan bir uygulamadır. Bu uygulamanın dinî nitelikteolması Anayasa’nın 24. maddesinin korumasından yararlanabilmesi için gereklibir ön şart olarak değerlendirilmemelidir. Bununla birlikte vejetaryenliğin enazından bir inancın motivasyonu veya etkisi ileyapılması inanç özgürlüğü kapsamında incelenebilmesi için gereklidir.Vejetaryenlik toplum içinde yaygınlaşan ve belirli bir inanç temeline dayanangenel kabul görmüş bir olgudur. Bunun yanında Hükümlü ve Tutuklular ile Cezaİnfaz Kurumları Personelinin İaşe Yönetmeliği’nin 9. maddesinde vejetaryenliğingenel kabul gördüğünü teyit eder nitelikte belirli bir inanca dayanmasa bilehükümlü veya tutukluların vejetaryenliklerine bağlı taleplerinin iaşe miktarıile sınırlı olmak üzere karşılanacağı kabul edilmiştir. Bu bağlamda somutolayda vejetaryenliğin yeterli düzeyde ikna ediciliğe, ciddiyete, tutarlılığave öneme sahip bir kanaatin dışa vurumu olarak kabul edilmesi gerekir. Buniteliği gözetildiğinde vejetaryenliğin hangi inanca veya felsefi kökenedayandığının ortaya konulması zorunluluğundan da söz edilemez.
12. Somut olayda başvurucunun, vejetaryen olup olmadığınıntespiti için mahkeme kararıyla hastaneye gönderilmesi ve kendisine vejetaryenolmasına rağmen, protein içeren ek besin maddeleri verilmesinin reddedilmesi,Anayasa’nın 24. maddesinde korunan din ve vicdan hürriyetine yönelik birmüdahale niteliğindedir.
13. Açıklanan gerekçelerle, başvurunun Anayasa’nın 24.maddesi kapsamında incelenmesi ve ihlal kararı verilmesi gerekirdi.
Başkan
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
Engin YILDIRIM
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Muammer TOPAL
Üye
M. Emin KUZ
Üye
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üye
Rıdvan GÜLEÇ