TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
GENEL KURUL
KARAR
ŞEHRİVAN ÇOBAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/22672)
Karar Tarihi: 6/2/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 23/6/2020-31164
GENEL KURUL
KARAR
Başkan
:
Zühtü ARSLAN
Başkanvekili
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Başkanvekili
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Engin YILDIRIM
Hicabi DURSUN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Selahaddin MENTEŞ
Raportörler
:
Akif YILDIRIM
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
Şehrivan ÇOBAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın) duruşmadahazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmayakatılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/5/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
8. Birinci Bölüm tarafından 29/1/2020 tarihinde yapılantoplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanmasıgerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 28. maddesinin(3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
10. 1991 doğumlu olan başvurucu, bireysel başvuru konusuolayların geçtiği tarihte Mersin'de ikamet etmektedir.
11. 30/7/2015 tarihinde açık kimliği belirtilmeyen bir şahıstarafından Van İl EmniyetMüdürlüğü Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğüne yapılan bir ihbarda PKK/KCKterör örgütüne eleman kazandırmak için "Mersin'denotobüsle Van'a gelen Şehrivan [başvurucu] isimli bir kişinin yanındaki kişiyi örgüte teslim edeceği"iddia edilmiştir.
12. İhbar üzerine Van Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık)başlatılan soruşturma kapsamında Mersin'den Van'a yolcu taşıyan özel birfirmaya ait yolcu otobüsü takibe alınmıştır.
13. Bahse konu otobüsün Van Şehirler Arası Otobüs Terminali'neulaşmasından sonra otobüsten inen iki kadının çevreyi kontrol etmesi veYüksekova'ya giden arabaların hareket noktasını sorması üzerine bu iki kadınınihbar edilen şahıslar olabileceği değerlendirilerek kimlik kontrolüyapılmıştır.
14. Yapılan kimlik kontrolünde kadınlardan birinin başvurucuŞehrivan Çoban olduğu, diğer kadının S.D. adına düzenlenmiş bir kimliktaşıdığı, asıl isminin ise R.T. olduğu tespit edilmiştir.
15. 30/7/2015 tarihli Olay Tutanağında, kimlik kontrolüsonucunda R.T.nin 28/7/2015 tarihinden itibaren kayıp şahıs olarak aranmaktaolduğunun anlaşıldığı belirtilmiştir.
16. Soruşturma kapsamında 30/7/2015 tarihinde gözaltına alınanbaşvurucu 31/7/2015 tarihinde tutuklanmıştır.
17. Mağdur sıfatıyla 31/7/2015 tarihinde beyanına başvurulanR.T.; Mersin'de ailesi ile birlikte ikamet ettiğini, akrabalarından bazılarınınPKK terör örgütüne katıldığını, kendisinin de örgüte katılmaya karar verdiğiniifade etmiştir. Bu amaçla siyasi bir partinin Mersin'de bulunan il binasınagiderek burada ismini örgüte katılmak isteyenler listesine yazdırdığınıbelirten R.T., daha sonra kendisinin telefonla aranarak partiye çağrıldığını veörgüte katılımının sağlanması amacıyla başvurucuya teslim edildiğini beyan etmiştir.R.T.nin avukat eşliğinde alınan 31/7/2015 tarihli beyanının ilgili kısımlarışöyledir:
"Mersin ilinde ailemle birliktekalıyorum. İfademde de belirttiğim gibi yakın akrabamdan bir kaç kişi PKK'yakatılmıştı. Ben de teyzemin çocukları [B.] ve[K.]ile birlikte katılmaya karar verdim. Mersinde bulunan [...] il binasına gittik. Tarifini ifademde verdiğimşekilde isimlerimizi PKK'ya katılmak üzere orada bulunan kişiye yazdırdık. Dahasonra bizi partiden arayarak partiye çağırdılar. Beni orada ismini Şehrivanolarak tanıdığım kişiye teslim ettiler. Şehrivan benim üstümdeki tişörtüdeğiştirdi. Belki önceki tişörtümle beni tanıyan olabilir diye değiştirmiştim.Şehrivanın bana anlattığına göre önce Van'a gidecektik oradan da Hakkariyegidecektik. Beni orada erkek bir arkadaşına teslim edecekti. Kendisi de geridönecekti. Şehrivan ile Mersin'de bir gün kaldıktan sonra Van'a aynı otobüslegeldik. Otobüse binmeden önce benim de çalıştığım yerden arkadaşım olan [S.D.nin] kimliğini Şehrivan bana verdi."
18. Başvurucu, Savcılıktaki 31/7/2015 tarihli sorgusundasuçlamaları reddetmiştir. Başvurucu sorgusunda özetle Mersin'de ikametettiğini, akrabalarını ziyaret etmek için Van'a geldiğini, daha öncedentanımadığı R.T. ile yöneticisi olduğu YakınlarınıKaybeden Aileler Derneğinin (YAKAY-DER) bir organizasyonu sırasındatanıştıklarını ve birlikte yolculuk yaptıklarını ileri sürmüştür. Başvurucunun31/7/2015 tarihli Savcılık sorgusunun ilgili kısımları şöyledir:
"Aslen Bitlisliyim. Ancak Mersin ilindeailemle birlikte ikamet ediyorum. Bir basın kuruluşunda çalışıyordum ancakşuanda işsizim Van'a akrabalarımı ziyaret amacıyla gelmiştim. [R.T.yi.] daha önceden tanımıyordum.
...
[R.T.nin.] İfadelerini kabuletmiyorum. Beni ağabeyimin evinde arama yapıldığını söylüyor. Öyle bir aramayapılsaydı birimiz gözaltına alınırdı. Bu şekilde bir arama yapılmamıştır. Benkendisine acıdığım için evime aldım. PKK'ya götürdüğüm doğru değildir. [...] il binasının önünde bir kamera vardır. Kamerayabakılırsa benim onunla orada görüşmediğim anlaşılır. Üzerimden çıkan telefonnumaraları ile ilgili olarak daha önce ifademde belirtmiştim aynen tekrarederim. Üzerimden çıkan mektup ağabeyim göndermiş olabilir. Ben kimseyi PKK'yakatılmak için götürmüyordum. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum."
19. Başsavcılığın 18/1/2016 tarihli iddianamesi ile başvurucuhakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır.İddianamede başvurucunun terör örgütünün emir ve komuta zinciri içinde hareketederek örgütün kırsal alanına katılmak üzere mağdur R.T.yi Mersin'den Van'agetirme eyleminin örgüt faaliyeti çerçevesinde görev dağılımı gereğinceyürütülen örgütsel bir faaliyet olduğu iddia edilmiştir.
20. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılamanın15/3/2016 tarihli celsesinde başvurucu hazır bulunarak müdafii eşliğindetercüman aracılığı ile savunma yapmıştır. Başvurucu; soruşturma aşamasındakisavunmasını tekrar ederek özetle R.T.yi daha önceden tanımadığını, Van'dabulunan akrabalarını ziyaret etmek için Van'a gitmeyi planladığını, R.T.nin deYüksekova'da bulunan akrabalarının yanına gitmek istediğini beyan etmesiüzerine R.T. ile birlikte yolculuk yaptıklarını, R.T.ye başkasına ait birkimlik kartı vermediğini savunmuştur.
21. Mahkemece istinabe suretiyle 2/3/2016 tarihinde dinlenenR.T., soruşturma aşamasında verdiği beyandan farklı bir beyanda bulunarakbaşvurucuyu önceden tanımadığını, Van'da bulunan teyzesini ziyaret etmek içinotobüse binerek Van'a geldiğini, başvurucunun da aynı otobüste yolculukettiğini ve otogara vardıklarında gözaltına alındıklarını ifade etmiştir.R.T.nin 2/3/2016 tarihli beyanının ilgili kısımları şöyledir:
"[B]en Mersin'de oturmaktayım, bahçe işlerindeçalışıyorum, Van'da teyzem bulunmaktadır, ismi [F.Y.dir], kocasının ismi de [S.Y.dir], daha önce hiç yanına gitmemiştim ilk defa ziyaretetmek istedim ve otobüse binip Van'a geldim, sanık Şehriban Çobanı ne Mersindene Vanda tanımıyordum o da aynı otobüsteymiş, otobüsten iner inmez otogardabizi yakaladılar, benim kesinlikle iddia edilen konu ile ilgim yoktur benakraba ziyaretine gitmiştim örgüte katılma amacım söz konusu değildir bu konudakimseden yardım alma durumumda söz konusu değildir ...
...
Mağdurun savcılıkdaki müdafii eşliğindekiifadesi okundu soruldu, kabul etmiyorum ben çok yorgundum ve korkmuştum bunedenle o şekilde ifade verdim şimdiki ifadem doğrudur, ben sanıkdan şikayetçideğilim davaya katılmak istemiyorum, zira kendisini tanımıyorum"
22. Mağdur R.T.nin istinabe suretiyle alınan beyanı başvurucununbizzat hazır bulunduğu 15/3/2016 tarihli celsede okunmuştur. Başvurucununmüdafii aynı tarihli celsede mağdurun soruşturma aşamasındaki soyut beyanıdışında aleyhe bir delil bulunmadığını ve mağdurun bu beyanının çelişkiliolduğunu belirterek olayın aydınlatılması için tahkikatın genişletilmesitalebinde bulunmuştur. Mahkeme bu taleple ilgili herhangi bir değerlendirmedebulunmamıştır.
23. Öte yandan terör suçlarından yargılanmakta olan tutuklu veyahükümlülerin ceza infaz kurumlarında 2016 yılı Mart ayı itibarıyla ses getirecek firar, ayaklanma veya rehin alma gibieylemlerde bulunacaklarına dair istihbarata dayalı bir bilgi elde edilmesiüzerine ceza infaz kurumlarının bağlı bulunduğu idareler, meydana gelebilecekolaylara karşı tedbir almaları hususunda Bakanlık tarafından bilgilendirilmiştir.Bu kapsamda başvurucunun tutuklu olarak bulunduğu Van M Tipi Kapalı Ceza İnfazKurumunun şehir merkezinde terör olaylarının sıklıkla yaşanmakta olduğumahallelere yakın bir mevkide yer aldığı, İnfaz Kurumunda meydana gelebilecekherhangi bir toplu eylemde civardaki terörist unsurların ve Kurumdaki diğerhükümlü veya tutukluların eylemlere destek verme riskinin yüksek olduğu, koğuşkapasitesinin aşılması sonucu asayişe konu olaylarda artış yaşandığıgözetilerek aralarında başvurucunun da yer aldığı, terör örgütü üyeliğisuçundan yargılanan bazı tutukluların başka bir ceza infaz kurumunanakledilmesi talep edilmiştir.
24. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce (Genel Müdürlük)nakil talebinin uygun görülmesi üzerine başvurucu 28/3/2016 tarihinde AnkaraSincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) sevk edilmiştir. Sevkinuygun görüldüğüne dair yazıda, sevk edilen tutukluların yargılandıklarımahkemelerden duruşmalarda bulundurulmalarına ilişkin müzekkere gelmesi hâlindebu duruşmaların Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile yapılması, SEGBİSile duruşma yapılamadığı takdirde ilgili yer Cumhuriyet başsavcılıklarıncagerekli güvenlik önlemleri alınarak tutukluların duruşmalara götürülmeleriistenmiştir.
25. Mahkeme, başvurucunun 14/4/2016 tarihinde yapılmasıplanlanan duruşmaya SEGBİS aracılığı ile katılımının sağlanmasını temin etmeküzere İnfaz Kurumuna müzekkere yazmıştır.
26. Anılan müzekkereye istinaden başvurucu; Mahkemeye sunduğudilekçede SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılmak istemediğini, duruşmada hazırbulunarak savunma yapmak istediğini beyan etmiştir.
27. 14/4/2016 tarihli celsede başvurucunun SEGBİS aracılığı ileduruşmaya katılmak istemediğine dair dilekçesi okunmuştur. Başvurucunun SEGBİSodasında bulunmayı reddetmesi nedeniyle SEGBİS bağlantısı kurulmaksızınbaşvurucunun yokluğunda duruşmaya devam edilmiştir. Bu duruşmada başvurucununmüdafiine, mağdur R.T.nin talimatla alınan beyanı ile üst araması sırasındabaşvurucunun üzerinde ele geçirilen bir mektubun tercümesine ilişkin bilirkişiraporu okunmuş ve bu belgelere karşı beyanı sorulmuştur.
28. Duruşmada hazır bulunan başvurucu müdafii; mağdur R.T.ninbaşvurucu aleyhindeki beyanlarını geri aldığını, başvurucunun aleyhinde başkabir delil de bulunmadığını belirterek tahliye kararı verilmesini talepetmiştir.
29. Aynı celsede Savcılık makamı esas hakkındaki mütalaasınıMahkemeye sunmuştur. Mütalaada; iddianameden farklı herhangi bir olaya ya daolguya yer verilmemiştir. Başvurucu müdafiinin mütalaya karşı savunma yapmakiçin süre talebinde bulunması üzerine Mahkemece talep kabul edilerek duruşma12/5/2016 tarihine ertelenmiştir.
30. Mahkeme duruşma tarihinde başvurucunun SEGBİS odasında hazıredilmesi için İnfaz Kurumuna müzekkere yazmış; bunun üzerine İnfaz Kurumu,SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılımının sağlanması için SEGBİS odasındahazır edilmesinin istendiği hususunda başvurucuyu bilgilendirmiştir.
31. Başvurucu, Mahkemeye sunduğu 26/4/2016 tarihli dilekçesindeçeşitli Yargıtay kararlarına atıf yapmak suretiyle savunma hakkınınkısıtlanmaması için duruşmada hazır bulundurulmasının gerekli olduğunu ve videokonferans yöntemi ile kendisini etkin bir şekilde savunmasının mümkünolmadığını belirterek SEGBİS odasında hazır bulunmayacağını, duruşmaya bizzat katılmakistediğini beyan etmiştir.
32. Yargılamanın 12/5/2016 tarihli son celsesinde Mahkeme,başvurucunun bizzat duruşmada hazır bulunma talebini değerlendirmiştir. Bunagöre başvurucunun savunmasının esaslı bölümünü oluşturan sorgusunun birincicelsede Mahkeme huzurunda yapıldığı, yargılamanın gerçekleştirildiği Van ilmerkezinde ve çevresinde meydana gelen terör olayları nedeniyle hembaşvurucunun hem de kamu görevlilerinin güvenliğinin tehlikeye düşmesi ihtimalibulunduğundan Ankara'daki Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun builden Mahkemeye transferi sırasında güvenlik sorunu yaşanabileceği ve videokonferans yöntemi ile savunma alınmasının ilgili mevzuata uygun olduğugerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş ve başvurucunun yokluğundaduruşmaya devam edilmiştir.
33. Başvurucunun yokluğunda yapılan son celsede başvurucununmüdafii esas hakkındaki mütalaaya karşı savunma yapmış ve savunmasında özetle;mütalaaya katılmadıklarını, örgüt üyeliği suçunun işlendiğine dair somut birdelil bulunmadığını, başvurucunun aleyhinde beyanda bulunan R.T.nin söz konusubeyanlarının çelişkili olduğunu belirtmiştir.
34. Mahkeme 12/5/2016 tarihli kararı ile başvurucunun silahlıterör örgütü üyesi olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınahükmetmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Mağdur [R.T.] soruşturma aşamasında özetle terör örgütünün kırsalkadrosuna katılım yapmak üzere Mersin ilinden Van iline kendisinin ŞehrivanÇOBAN' ın getirdiğini beyan etmiş iken kovuşturma aşamasında özetle kendisininŞehrivan ÇOBAN' ın hiç bir şekilde tanımadığını beyan etmiştir. Oysa sanık dahikendisi ile Mersin ilinde tanıştığını, birlikte yolculuk yaptıklarını, otobüsbiletini kendisinin aldığını yolda tişörtünü verdiğini beyan etmiş iken soruşturmaaşamasında ayrıntılı bir anlatımda bulunan mağdurun kovuşturma aşamasında bubeyanlarından dönmesi sanığı suç ve cezadan kurtarma amacına yönelik olduğukabul edilerek mağdurun dosya kapsamı ile uyumlu görülen soruşturmaaşamasındaki beyanları kovuşturma aşamasındaki beyanlarına üstün tutulmuştur.
Zira [R.T.nin.] kimlik tespiti sonrası yapılan GBT sorgulamasında28/7/2015 tarihinden itibaren ailesinin başvurusu üzerine kayıp şahıs olarakarandığı dosyada mevcut Dz. 4 de bulunan GBT sorgu tutanağından anlaşılmıştır.Dolayısıyla akraba ziyaretine giden bir kimse hakkında ailesinin kayıp şahısmüracaatı yapması düşünülemeyecektir.
Yine Mağdur [R.T.] kovuşturma aşamasındaki beyanlarında Şehrivan ÇOBAN'ıtanımadığını otobüsten iner inmez yakalandıklarını beyan etmiş ise de gerekŞehrivan ÇOBAN' ın ikrara dayalı anlatımları ile Mersin ilinden birliktegelmeleri hatta Şehrivan ÇOBAN' ın evinde mağduru bir gece misafir ettiğine,biletini birlikte aldığına, kendisine tişört verdiğine dair anlatımları, mağdurve sanığın otobüsten indikten sonra birlikte tuvalete gittikleri, daha sonraservis aracına birlikte bindiklerinin tespitine dair tutanak ile deörtüşmemektedir.
Bu nedenlerle sanığın inkara dayalısavunmasına da itibar etmek mümkün olmamıştır.
Sanığın mahkememizce itibar edilmeyensavunması, mağdurun kovuşturma aşamasındaki beyanlarında üstün tutulansoruşturma aşamasındaki beyanları, ihbar tutanağı, yakalama tutanağı, ilebirlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanık Şehrivan ÇOBAN'ın silahlı terör örgütü PKK/KCK nın kamplarına katılmak isteyen mağdur [R.T.nin.] Mersin ilinden önce Van iline getirdiği ihbarüzerine yakalandığı maddi olayın bu şekilde geliştiği kabul ve vicdanikanaatine varılmıştır. "
35. Başvurucu; çelişkili tanık beyanının hükme esas alındığını,SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılmayı reddederek duruşmada bizzat hazırbulunmayı talep ettiği hâlde usule aykırı bir şekilde yokluğunda duruşmayapıldığını belirterek hükmü temyiz etmiştir.
36. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 1/2/2017 tarihli kararı ile hükmüonamıştır. Kararda; başvurucunun yaşı küçükolan mağdurun kimliğini gizlemek amacıyla mağdura kıyafet vermesi, başkasınaait nüfus cüzdanı temin etmesi ve sahte otobüs bileti alması şeklindekieyleminin silahlı terör örgütüne eleman kazandırma organizasyonu içinde yeraldığını gösterdiği, dolayısıyla Mahkemenin başvurucunun silahlı terör örgütüüyesi olduğu yönündeki kabulünün yerinde olduğu sonucuna varıldığıbelirtilmiştir.
37. Başvurucu 2/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Mevzuat
38. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "İfade ve sorgunun tarzı" kenarbaşlıklı 147. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendi şöyledir:
"İfade ve sorgu işlemlerinin kaydında,teknik imkânlardan yararlanılır."
39. 5271 sayılı Kanun'un "Sanığınduruşmadan bağışık tutulması" kenar başlıklı 196. maddesinin(4) numaralı fıkrası "Yukarıdakifıkralar içeriğine göre sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişimtekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığıhâlinde bu yöntem uygulanarak sorgu yapılır." şeklinde iken15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) 147. maddesiile "Hâkim veya mahkemenin zorunlugördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğininkullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veyaduruşmalara katılmasına karar verilebilir." şeklindedeğiştirilmiştir. Bu KHK hükmü 1/2/2018 tarihli ve 7078 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 142. maddesi ile aynen kabuledilmiştir
40. 5271 sayılı Kanun'un 196. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
"Hastalık veya disiplin önlemi ya dazorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki birhastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmakkoşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar içingetirilmemesine mahkemece karar verilebilir."
41. 13/12/2004 tarihli 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Nakiller"kenar başlıklı 53. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Hükümlüler, kendi istekleri veya toplusevk, disiplin, asayiş ve güvenlik, hastalık, eğitim, öğretim, suç ve yargılamayeri nedenleriyle başka bir kuruma nakledilebilirler."
42. 5275 sayılı Kanun'un "Zorunlunedenlerle nakil" kenar başlıklı 56. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"Kurumların elverişsiz ve yetersizkalması, kapsama gücünün aşılması, kullanılamaz hâle gelmesi, asayiş, güvenlik,doğal afet, yangın ve büyük onarım gibi zorunlu nedenlerle başka kurumlaranakledilmeleri gerekli görülen hükümlüler, yargı çevresi dışında Adalet Bakanlığıncabelirlenen ve konumlarına uygun olan diğer kurumlara nakledilebilirler."
43. 20/9/2011 tarihli ve 28060 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananCeza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması HakkındaYönetmelik'in (Yönetmelik) "Ceza infazkurumunda bulunanlar" kenar başlıklı 14. maddesi şöyledir:
"(1) Teknik altyapının hazır olmasıdurumunda ceza infaz kurumunda bulunan kişi SEGBİS ile dinlenebileceği gibi,SEGBİS üzerinden duruşmalara da katılabilir.
(2) Talep eden makam, dinleme yapacağıkişinin kimlik bilgilerini, dinleme zamanını ve dinleme için yapılması gerekenhazırlıkları ilgili ceza infaz kurumu yönetimine bildirir.
(3) İlgili ceza infaz kurumu görevlisi,ikinci fıkrada belirtilen talimatlar doğrultusunda, dinlenecek kişiyi, dinlemeodasında hazır eder.
(4) Talep eden makam ayrıca belirtmediğisürece, dinlenecek kişinin dinleme talebinde belirtilen kişi olduğuna dair birtutanak, ceza infaz kurumu görevlisince düzenlenir ve imzalanır."
44. Genel Müdürlüğün 5/6/2015 tarihli ve Ceza infaz KurumlarınınTahsisi, Nakil İşlemleri ve Diğer Hükümler konulu Genelgesi'nin "5275 sayılı kanunun 9'uncu maddesindebelirtilenler ile 3713 sayılı kanuna muhalefet suçlarından hükümlü vetutukluların nakilleri" kenar başlıklı 18. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
"Tutuklular, öncelikle yargılandıklarımahkemenin bulunduğu yerdeki kapalı ceza infaz kuramlarında, bu yerde kapalıceza infaz kurumu bulunmuyor ise suçları itibariyle konumlarına uygun en yakınkapalı ceza infaz kurumlarında barındırılacaktır."
45. Aynı Genelge'nin 22. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Ceza infaz kurumlarından yapılacak tümnakillerde varsa, nakli yapılacak kişinin devam eden yargılamasına ilişkinduruşma tarihi dikkate alınacak, duruşma tarihinin yakın olması durumundanaklin bu tarihten sonra yapılması için gerekli tedbirler alınacaktır."
2. Yargıtay Kararları
46. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/6/2017 tarihli veE.2016/16-639, K.2017/339 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Özel Daire ile Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gerekenuyuşmazlık; alt sınırı beş yıl hapis cezasını gerektiren 5237 sayılı TCK'nun314/2. maddesi uyarınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan,yargı çevresi dışında tutuklu bulunan ve ses ve görüntü bilişim sistemi(SEGBİS) ile savunma yapma imkânı tanınan sanığın, Cumhuriyet savcısının esashakkındaki görüşünü bildirdiği oturumlar ile hükmün açıklandığı son oturumagetirtilmeden karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olupolmadığı, bu bağlamda 'adil yargılanma' ilkesinin ihlal edilip edilmediğininbelirlenmesine ilişkindir.
...
Böylece Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde konu edilen 'adil yargılanma hakkı' ilkesi gözetilerek, hâkimlerinhüküm vermeden önce sanığı bizzat görmeleri sağlanmaya çalışılmış,
...
Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi,yükümlülük yönü olmakla birlikte öncelikle kendisi açısından bir hak olup, buhak 'adil yargılanma hakkı'nın temel unsurlarından birini oluşturmaktadır.Tarafı olduğumuz ve onaylamakla iç hukuk mevzuatına dahil ettiğimiz Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesinin 'adil yargılanma hakkı' başlıklı 6. maddesininüçüncü fıkrasının (c) bendinde, sanığın en azından kendi kendini savunmak hakkıbulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesiiçin duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir.
Kendisi yönünden hak olarak düzenlendiği kabuledilen bir hususta sanığın, bu hakkı ne şekilde kullanacağı konusunda hiçbirinsiyatifinin olmadığının kabulü hâlinde hakkın varlığından da sözedilemeyecektir.
Sanığın duruşmada hazır bulunma hakkınısanıktan kaynaklanan herhangi bir olumsuzluk olmaksızın, onun istemi dışındaortadan kaldıran ve zorunlu varesteliği öngören 1412 sayılı CMUK'nun 226.maddesinin dördüncü fıkrasındaki; 'Duruşmadan vareste tutulmasını talep etmesebile, davanın görüldüğü yer mahkemesinin yargı çevresi dışında başka bir suçtantutuklu veya cezası infaz edilmekte olan sanığın sorgusu bulunduğu yerdekimahkeme aracılığı ile yaptırılabilir' şeklindeki düzenlemeye 01.06.2005tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'da yer verilmemiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 12Şubat 1985 tarihli Colozza ve Rubinat/İtalya ve 25 Kasım 1997 tarihliZana/Türkiye kararlarında; 'Sözleşmeyle garanti altına alınan bir hakkınkullanılmasından vazgeçilmesi, bunun açıkça söylenmesiyle mümkün olabilir'denilmek suretiyle, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkından feragat etmesininmümkün olduğu belirtilmiştir. Aynı prensip Ceza Genel Kurulunun 22.11.2011 günve 192-241 ile 12.11.2013 gün ve 1442-451 sayılı kararlarında davurgulanmıştır.
Bu manada, tutuklu sanığın duruşmada hazırbulundurulması mahkeme kararı ile sınırlandırılabilecek, sorgusunun yapıldığı,esasa ilişkin delillerin toplandığı oturumlarda duruşma salonuna gelme yönündebir talebi olmayan tutuklu sanığın katılımı SEGBİS ile sağlanabilecektir.SEGBİS ile savunma alınması hâlinde ise talep edildiğinde sanığın yanındamüdafiinin veya bir başka avukatın bulunması sağlanacaktır.
...
23.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 667sayılı KHK'nın 6. maddesinin 1. fıkrasının [...] (i) bendinde ise; hâkim veya mahkemenin uygungördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılmasısuretiyle şüpheli veya sanığın sorgusunu yapabileceği veya duruşmalarakatılmasına karar verebileceği hüküm altına alınmıştır. ... Buna göre; derhaluygulanma ilkesi çerçevesinde geçmişe yürümeyecek olan usul hükümleriniteliğindeki 667 sayılı KHK'nın 6. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin ve676 sayılı KHK'nın 6. maddesinin uyuşmazlık konusu olaya uygulanma olanağıbulunmamaktadır.
Sanığın duruşmaya uzaktan katılmasını kamugüvenliği, kaçma şüphesi veya tanıkların güvenliği gibi haklı sebeplerlesağlamlaştıran SEGBİS yönteminin, somut olaydaki dava şartları ve yargılamasahafahatı itibarıyla meşru zeminde karşılığı bulunup bulunmadığınıngözetilmesi gerekmektedir. ... Buna göre, SEGBİS yönteminin savunma hakkınıkısıtlayıp kısıtlamadığı, yargılama şartları ve meşru amaç kriterleriçerçevesinde her bir somut olay bakımından bağımsız bir değerlendirmeye tabitutulmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusudeğerlendirildiğinde;
Yargılandığı suçtan dolayı mahkemenin yargıçevresi dışındaki bir cezaevinde tutuklu olup 27.11.2013, 22.01.2014 ve26.02.2014 tarihli oturumlarda bizzat hazır bulundurulan ve 08.05.2014 tarihlioturumda SEGBİS vasıtasıyla savunması alınan sanığın, sorgu sırasında vedeğişik tarihli dilekçelerinde duruşmalara bizzat katılmak istediğinibelirtmesine karşın, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünü bildirdiğioturumlar ile hükmün açıklandığı son oturumda duruşma salonunda hazırbulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mâhkumiyetine karar verilmesininsavunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğunun kabulü gerekmektedir."
47. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12/2/2019 tarihli veE.2017/6-423, K.2019/93 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"Bu aşamada ses ve görüntü bilişimsistemi (SEGBİS) üzeride durulması faydalı olacaktır.
Şüpheli veya sanığın ifadesinin alınmasındaveya sorguya çekilmesinde uyulacak hususları belirleyen 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu'nun 'İfade ve sorgunun tarzı' başlıklı 147. maddesinin 1.fıkrasının (h) bendinde ifade ve sorgu işlemlerinin kaydında, teknikimkânlardan yararlanılacağı düzenlenmiş,
20.09.2011 tarihinde yürürlüğe giren CezaMuhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminin Kullanılması HakkındaYönetmeliğin;
3. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde;SEGBİS: 'UYAP Bilişim Sisteminde ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamdailetildiği, kaydedildiği ve saklandığı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi' olaraktanımlanmış,
14. maddesinin 1. fıkrasında; 'Teknikaltyapının hazır olması durumunda ceza infaz kurumunda bulunan kişi SEGBİS iledinlenebileceği gibi, SEGBİS üzerinden duruşmalara da katılabilir.' hükmügetirilmiştir. Böylelikle, ceza infaz kurumunda, tedavi kurumunda veya yargıçevresi dışında bulunan kişilerin dinlenilmesinde SEGBİS'in kullanılmasına ilişkinusul ve esaslar belirlenmiştir.
Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağıkuralını düzenleyen CMK’nın 'Sanığın duruşmada hazır bulunmaması' başlıklı 193.maddesinin birinci fıkrası, 'Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere,hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeniolmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.' hükmünü amirdir. Bu kuralınistisnaları da aynı maddenin 2. fıkrasında 'Sanık hakkında, toplanan delilleregöre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa,sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.'
...
Uyuşmazlık konusunun çözümüne ışık tutacakolan 'Sanığın duruşmadan bağışık tutulması' başlıklı CMK’nın 196. maddesi isesuç ve karar tarihi itibarıyla;
'(1) Mahkemece sorgusu yapılmış olan sanıkveya bu hususta sanık tarafından yetkili kılındığı hâllerde müdafii isterse,mahkeme sanığı duruşmada hazır bulunmaktan bağışık tutabilir.
(2) Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazlahapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguyaçekilebilir. Sorgu için belirlenen gün, Cumhuriyet savcısı ile sanık vemüdafiine bildirilir. Cumhuriyet savcısı ile müdafiin sorgu sırasında hazırbulunması zorunlu değildir. Sorgusundan önce sanığa, ifadesini esas mahkemesihuzurunda vermek isteyip istemediği sorulur.
(3) Sorgu tutanağı duruşmada okunur.
(4) Yukarıdaki fıkralar içeriğine göresanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiylesorgusunun yapılabilmesi olanağının varlığı hâlinde bu yöntem uygulanarak sorguyapılır.
(5) Hastalık veya disiplin önlemi ya dazorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki birhastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla,hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesinemahkemece karar verilebilir.
(6) Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenenduruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu hâlinde, bu tarihten önce duruşmaaçılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir.' şeklinde iken 25.08.2017tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 694 sayılı KHK'nın 147.maddesi ile anılan maddenin dördüncü fıkrası; 'Hâkim veya mahkemenin zorunlugördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğininkullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusu yapılabilir veyaduruşmalara katılmasına karar verilebilir.' biçiminde değiştirilmiş, 08.03.2018tarihli ve 30354 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren7078 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması HakkındaKanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 142.maddesiyle de anılan fıkra kanunlaşmıştır.
Görüldüğü üzere, 694 sayılı KHK'nın 147.maddesi ile CMK’nın 196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan birincideğişiklik 'yukarıdaki fıkralar içeriğine göre' ibaresinin madde metnindençıkarılmasıdır. Bu halde alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasınıgerektiren suçlarda sanığın huzurda dinlenilmesine ilişkin gereklilik, sanığınistinabe suretiyle sorguya çekilmesini düzenleyen aynı maddenin ikinci fıkrasıbakımından devam etmekte iken, sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusununyapılmasını düzenleyen dördüncü fıkrası bakımından aranmamıştır. Böylelikle, altsınır ayrımı yapılmaksızın tüm suçlar yönünden sanığın SEGBİS yöntemiuygulanarak sorgusu yapılabilecektir.
694 sayılı KHK'nın 147. maddesi ile CMK’nın196. maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan ikinci değişiklik ise 'Hâkim veyamahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda' ibaresinin madde metnine eklenmesidir.Bu manada, somut yargılamanın şartlarına göre bir değerlendirme yapacak olanYerel Mahkeme, zorunlu gördüğü durumlarda, sanığın SEGBİS yöntemi ile sorgusunuyapabilecek veya sorgusu yapılan sanığın bu sistem vasıtasıyla oturumlarakatılmasına karar verebilecektir."
48. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 15/2/2016 tarihli veE.2015/8703, K.2016/749 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Yargılandığı suçtan dolayı mahkemeninyargı çevresi dışındaki bir cezaevinde tutuklu olup 27.02.2014 tarihli oturumdabizzat duruşmada hazır bulundurularak, 05.09.2014 tarihli oturumda da sesli vegörüntülü iletişim tekniği kullanılarak sorgusu yapılan, ancak SEGBİS ilealınan sorgusu sırasında ve değişik tarihlerde sunduğu yazılı dilekçeleri ile,duruşmalara bizzat katılmak istediğini belirten sanığın, CMK'nın 196/5. maddesihükmü gereğince; duruşmada hazır bulundurulmamasının dayanağı olan zorunlunedenler karar yerinde gösterilmeden yokluğunda yargılama yapılarak hükmün tefhimedilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Kanuna aykırı[dır.]"
49. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 26/5/2016 tarihli veE.2016/1697, K.2016/3295 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"CMK’nın genel ilkeleri ve 196. maddedekidüzenleme Dairemizce benimsenen Y.C.G.K.'nın 10.06.2008 tarih ve 9-148-169sayılı kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihatları göz önündebulundurulduğunda; duruşmada hazır bulunma hakkı adil yargılama kapsamındadeğerlendirilmekte olup, bu hakkın sınırlanması ancak ciddi şekilde gerekliolması halinde istisna olarak uygulanmalıdır. A.İ.H.M.'nin Marcello Viola v.İtalya kararı temyiz duruşmasına ilişkindir. Bu nedenlerle kovuşturmaaşamasında;
1-) Genel kural sanığın duruşmada hazırbulundurulmasıdır. Bu hak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ilesınırlandırılabilir.
2-) İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasailişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması,açık kabulüne dayalı olmalıdır.
3-) Sesli ve görüntülü yöntemle savunmaalınması halinde sanık müdafiinin talebi durumunda sanığın yanında bulunmaolanağının sağlanması; koşulları gerçekleştiğinde savunma hakkınınkısıtlanmadığı kabul edilebilecektir.
Tüm bu açıklamalar karşısında; duruşmalardanönce SEGBİS sistemiyle savunma yapmak istemediklerini ve mahkemede hazırbulunarak savunma yapmak istediklerini beyan eden sanığın müdafiinin de aynıyöndeki talebine rağmen duruşmada hazır bulundurulmayarak SGBİS sistemiylealınan savunma ile hüküm kurularak CMK 196/2 maddesine muhalefet etmeksuretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
...
Kanuna aykırı[dır.]"
50. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 28/6/2016 tarihli veE.2016/3392, K.2016/4533 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:
"1-Ceza yargılamasının temel ilkelerindenbiri 'doğrudan doğruyalık-vasıtasızlıktır.' Bu nedenle CMK’nın 193/1.maddesinde 'sanık olmaksızın yargılama olmaz' genel kuralına yer verildiktensonra istisnalar aynı Kanunun 193/2, 194/2, 195, 196, 200/1 ve 204.maddelerinde gösterilmiştir. Sanığın kabulüne bağlı olarak alt sınırı 5 yıl vedaha fazla hapis cezası gerektiren suçlar hariç olmak üzere istinabe yoluylasorguya çekilebilecektir. Görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılaraksorgu yapma yöntemi CMK'nın 196/4. maddesi hükmüne göre mümkün kılınmıştır.
CMK'nın genel ilkeleri ve 196. maddedekidüzenleme Dairemizce benimsenen Y.C.G.K.'nın 10.06.2008 tarih ve 9-148-169sayılı kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin İçtihatları göz önündebulundurulduğunda; duruşmada hazır bulunma hakkı adil yargılama kapsamındadeğerlendirilmekte olup, bu hakkın sınırlanması ancak ciddi şekilde gerekliolması halinde istisna olarak uygulanmalıdır.
Bu açıklamalar karşısında; yargılandıklarısuçtan tutuklu olan sanıkların duruşmada hazır edilerek savunmalarının tespitiyerine, SEGBİS sistemi aracılığıyla ifadeleri alınarak haklarında mahkumiyetkararı verilmesi,
...
Kanuna aykırı[dır.]"
51. Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 19/12/2017 tarihli veE.2016/16369, K.2017/16223 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Duruşmada hazır bulunmak isteyensanığın, duruşmada hazır bulundurulması sadece ödev değil aynı zamanda birhaktır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10.06.2008, 9-148/169 sayılı kararı)
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/1.maddesine göre; cezai bir suç ile itham edilen herkesin, kendini savunma, iddiatanıklarını sorguya çekme veya çektirme, duruşmada kullanılan dili anlamadığıveya konuşamadığı takdirde bir tercüman yardımından para ödenmeksizinyararlanması haklarını güvence altına almıştır. Duruşmada hazır bulunmaksızınbu hakları nasıl kullanabileceğinin anlaşılması zordur. (Colozza v. İtalya 12Şubat 1985)
Adil bir ceza yargılaması sürecinin oluşumundasanığın mahkeme nezdinde hazır bulunmasının büyük önemi bulunmaktadır. (Lala v.Hollanda 22 Eylül 1994) Bunun sebebi hem adil yargılama hakkının mevcudiyetihem de beyanların doğruluğunun anlaşılması ve mağdur ile tanıklarınbeyanlarıyla karşılaştırılmasıdır. (Sedoviç v. İtalya)
Temyiz aşamasında davalının duruşma salonundaşahsen hazır bulunması ilk derece mahkemesinde görülmekte olan duruşmalardahazır bulunmasına nispeten daha az önem arzetmektedir. (Kamasinsıki v.Avusturya, 19 Aralık 1989)
Adaletin gerçekten adil bir şekildesağlanmasının demokratik bir toplumda tuttuğu yer göz önünde bulundurularaksavunma hakkının kısıtlanmasına yönelik her bir tedbirin ciddi şekilde gerekliolmasına işaret edilmiştir. Daha az kısıtlayıcı bir tedbirin bulunması halindeo uygulanmalıdır. (Van Mechelen ve diğerleri)
Sözleşme ile garantiye alınan hakkınkullanılmasından vazgeçilmesi, bunun açıkçasöylenmesi ile mümkünolabilir.(Zana/Türkiye)
CMK'nın genel ilkeleri ve 196. maddedekidüzenleme Y.C.G.K.'nın 10.06.2008 tarih ve 9-148-169 sayılı kararı ile Avrupaİnsan Hakları Mahkemesinin İçtihadları göz önünde bulundurulduğunda; duruşmadahazır bulunma hakkı adil yargılama kapsamında değerlendirilmekte olup, buhakkın sınırlanması ancak ciddi şekilde gerekli olması halinde istisna olarakuygulanmalıdır. A.İ.H.M.'nin Marcello Viola v. İtalya kararı temyiz duruşmasınailişkindir. Bu nedenlerle kovuşturma aşamasında;
1-) Genel kural sanığın duruşmada hazırbulundurulmasıdır. Bu hak ciddi nedenlere dayalı olarak mahkeme kararı ilesınırlandırılabilir.
2-) İlk ve son savunmanın yapıldığı, esasailişkin delillerin toplandığı oturumlara sanığın SEGBİS yolu ile katılması,açık kabulüne dayalı olmalıdır.
Tüm bu açıklamalar karşısında; bozma sonrasıyapılan yargılamada SEGBİS sistemiyle kendisine bağlanan sanığın, savunmayapmak istemediğini ve mahkemede hazır bulunarak savunma yapmak istediğinibeyan etmesine rağmen duruşmalarda hazır bulundurulmayıp SEGBİS sistemiaracılığıyla yargılaması yapılarak mahkumiyetine karar verilmesi suretiylesavunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş[tir.]"
52. Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 8/10/2019 tarihli veE.2019/8212, K.2019/12041 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
15/8/2017 tarihinde yürürlüğe giren 694 sayılıKHK'nın 147. maddesiyle CMK'nun 196. maddesinde yapılan ve 1/2/2018 tarihli7078 sayılı Yasa'nın 142. maddesiyle aynen kabul edilen değişiklikle;
Hakim veya mahkemenin zorunlu gördüğüdurumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılmasısuretiyle yurt içinde bulunan sanığın sorgusunun yapılabilmesine veyaduruşmalara katılabileceğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
Anılan kanun gerekçesinde de; düzenlemeylesanığın duruşmada hazır bulunmasının tarafların güvenliklerini tehlikeyedüşürmesine veya davanın makul sürede sonuçlandırılmasına engel olması ya dabuna benzer başka sebeplerin varlığı ile mahkemece zorunlu görülmesi halinde,yurt içinde bulunan sanığın sorgusunun SEGBİS kullanılmak suretiyleyapılabilmesi veya duruşmalara katılabilmesinin öngörüldüğü, Nitekim YGGK'nın13/2/2018 tarihli, 2016/16-814 Esas ve 2018/42 Karar sayılı ve 27/2/2018tarihli, 2017/16-33 Esas ve 2018/74 Karar sayılı ilamlarında da, yukarıdabelirtilen kanun değişikliği itibarıyla hakim veya mahkemenin zorunlu gördüğüdurumlarda alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlardanyargılanan ve mahkeme huzuruna getirilme talebi bulunan sanığın SEGBİS yöntemiile sorgusunun yapılmasına ve duruşmalara katılımına karar verilmesinin bozmasebebi oluşturmayacağına karar verilmiştir.
Bozma sonrasında SEGBİS sistemi aracılığıylaifade vermek istemeyen sanığın sorgusunun kanun gerekçesinde de belirtildiğigibi zorunlu görülen tarafların güvenliklerinin tehlikeye düşmesi veya davanınmakul sürede sonuçlandırılmasına engel olması gibi hangi durumların gözönündebulundurulduğu açıklanıp belirtilmeden duruşmada hazır bulundurulmayıp, SEGBİSaracılığıyla sorgusu yapılarak mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle savunmahakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş[tir.]"
B. Uluslararası Hukuk
1. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
53. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadı
54. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında,Sözleşme'de açıkça düzenlenmemiş olmasına rağmen Sözleşme'nin 6. maddesininamaç ve hedefleri bir bütün olarak gözetildiğinde suç isnadı altında olan birkimsenin yargılamaya katılma hakkının bulunduğu kabul edilmektedir (Hermi/İtalya [BD], B. No:18114/02,18/10/2006, § 59). Buna göre bir bütün olarak değerlendirildiğinde Sözleşme'nin6. maddesi sanığa duruşmaya fiilen katılma hakkı tanımaktadır. Söz konusumadde, ilke gereği diğerlerinin yanı sıra yalnızca duruşmalara katılma hakkınıdeğil aynı zamanda duruşmaları dinleme ve izleme hakkını da kapsamaktadır (Stanford/Birleşik Krallık, 23/2/1994, §26).
55. AİHM, ceza davalarında video konferans sistemi aracılığı ileduruşma yapılmasının savunma açısından güçlüklere sebep olduğu ve duruşmadahazır bulunma hakkını ihlal ettiği yönündeki şikâyeti Asciutto/İtalya (B. No: 35795/02,27/11/2007) kararında incelemiştir.
56. Anılan karara konu olayda, üyesi olduğu mafya örgütününfaaliyetleri çerçevesinde işlediği suçlar nedeniyle hapis cezasına mahkûmedilen başvurucu bu cezaya karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Hakkındaki hapiscezasının infazı kapsamında özel bir tutukluluk rejimine tabi olarak ceza infazkurumunda tutulan başvurucu, dışarıyla olan ilişkilerinin kısıtlanmasısebebiyle ağır ceza mahkemesi ve istinaf mahkemesinde görülen duruşmalardahazır bulundurulmamıştır. Başvurucunun bu duruşmalara katılımı video konferanssistemi aracılığı ile sağlanmıştır (Asciutto/İtalya,§§ 5-21).
57. AİHM, Asciutto/İtalya kararındabaşvurucunun hâkim önüneçıkarılmamasının ve duruşmalara video konferans sistemi aracılığı ile katılmakzorunda bırakılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiği şikâyetini kabuledilemez bulmuştur. AİHM, yaptığı değerlendirmede öncelikle hakkaniyete uygunbir ceza yargılaması için sanığın mahkeme huzuruna çıkarılmasının büyük önemarz ettiğine ilişkin içtihadını hatırlatmıştır (Asciutto/İtalya, § 57). Bu içtihada göre sanık duruşmadahazır bulunmadan Sözleşme'nin 6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında özel olarakdüzenlenen "bizzat savunma","tanık sorgulama veya sorgulatma"ve "ücretsiz tercüman yardımındanyararlanma" haklarının kullanılması zordur. Dolayısıyla sanığınduruşmada hazır bulunma hakkını güvence altına alma yükümlülüğü Sözleşme'nin 6.maddesinin temel gerekliliklerindendir (Hermi/İtalya,§§ 58, 59). Dahası duruşmada hazır bulunma hakkı sanığın savunmasınındoğruluğunu kanıtlama, onu tanık ve mağdur ifadeleriyle karşılaştırma olanağısunar (Medenica/İsviçre, B. No:20491/92, 12/12/200, § 54).
58. AİHM; sanığın video konferans yöntemi ile duruşmalara katılmasınıntek başına Sözleşme'ye aykırı olmadığını, ancak her bir davanın kendine özgükoşulları dikkate alındığında bu yöntemin uygulanmasının meşru bir amaçtaşıması ve uygulamaya ilişkin koşulların Sözleşme'nin 6. maddesindeöngörüldüğü şekliyle savunma haklarına ilişkin gerekliliklerle uyumlu olmasıgerektiğini belirtmiştir (Asciutto/İtalya, §64).
59. Video konferans uygulaması, diğer hususların yanında tutukluveya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonuna transferleri nedeniyleoluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamaların hızlandırılması amacınıtaşımaktadır (Marcello Viola/İtalya,B. No: 45106/04, 5/1/2007, § 70). Bu nitelikteki imkânlara başvurmak bizzatduruşmada hazır bulunma hakkının amaçlarıyla çelişmemektedir. Fakat tutuklununveya hükümlünün yargılama sürecini takip edebilmesi, duruşmada dinleneninsanları görebilmesi ve sarf edilen ifadelerden haberdar olabilmesi, ayrıcakendisinin de mahkeme, tanıklar ve diğer ilgililer tarafından görülmesinin vedinlenilmesinin teknik engeller bulunmaksızın garanti edilmesi gerekir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03,2/10/2010, § 98; Marcello Viola, §§72-74).
60. Bu ilkelere göre Asciutto/İtalyakararında somut olayı değerlendiren AİHM başvurucunun farklı birceza infaz rejimine tabi tutulan bir tutuklu olması nedeniyle ilgili cezamevzuatında öngörülen hükümler çerçevesinde video konferans yöntemi ile ağırceza mahkemesi ve istinaf mahkemesinde görülen duruşmalara katılımınınsağlandığına dikkat çekmiş, bu yöntemin uygulanmasının meşru bir amaç taşıyıptaşımadığını ve yöntemin uygulandığı koşulların savunma haklarına riayet edipetmediğini incelemiştir. Bu incelemede öncelikle başvurucunun mafya üyesi olmasuçundan yargılandığı gözönüne alınarak kaçma veya suikasta uğrama riskininmevcut olması nedeniyle duruşma salonuna transferinin ağır güvenlik tedbirlerialınmasını gerektirdiğini ve davanın duruşma salonunda hazır bulunan diğertarafları ile tanıklara baskı uygulama gücünün bulunduğunu belirtmiştir. Budurumda başvurucunun duruşma salonuna transferinin zorluğuna vurgu yapan AİHMvideo konferans yönteminin uygulanmasının kamu düzenini koruma, tanıkların vemağdurların güvenliğini ve özgürlüğünü sağlama, aynı zamanda yargılamayı makulsürede tamamlama gibi meşru amaçlar taşıdığı kanaatine varmıştır. Videokonferans yönteminin uygulanmasına ilişkin koşulların savunma haklarına uyupuymadığı hususunda yapılan incelemede ise başvurucunun duruşmada hazır bulunankişileri görme ve söylenenleri duyma imkânına sahip olduğunu, yargılamadateknik nitelikte sorunlar yaşandığı hususunda bir şikâyetin dilegetirilmediğini ve ilgili mevzuata göre başvurucu müdafiinin video konferansbağlantısı kurulan odada hazır bulunma hakkına sahip olduğunu gözeterekbaşvurucunun video konferans yöntemi ile ağır ceza mahkemesi ve istinafmahkemesindeki duruşmalara katılımının davanın diğer tarafına göre savunmaaçısından başvurucuyu dezavantajlı duruma düşürmediği ve sonuç olarakSözleşme'nin 6. maddesinde öngörüldüğü şekliyle savunma hakkının kullanıldığısonucuna ulaşmıştır (Asciutto/İtalya, §§63-69)
V. İNCELEME VE GEREKÇE
61. Mahkemenin 6/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
62. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarınıkarşılayacak geliri olmadığını beyan ederek adli yardım talebinde bulunmuştur.
63. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılamagiderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkçadayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesigerekir.
B. Duruşmada HazırBulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
64. Başvurucu; SEGBİS aracılığı ile duruşma yapılmasının savunmaaçısından kendisini zor duruma düşürmesi nedeniyle bu şekilde duruşmayakatılmayı reddettiğini, ilgili mevzuat hükümlerine ve yerleşik içtihada göreesas hakkındaki mütalaanın yüzüne karşı okunması gerektiği hâlde gıyabındaduruşma yapıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
65. Bakanlık görüşünde; SEGBİS ile ilgili mevzuat hakkındaaçıklamalarda bulunularak SEGBİS yönteminin hangi durumlarda uygulanabileceğinin,hangi merciin bu yöntemin kullanılmasına karar verme yetkisine sahip olduğununve ses-görüntü bağlantısı için gerekli olan teknik altyapıya ilişkin koşullarınilgili mevzuatta açık bir şekilde düzenlendiği belirtilmiştir. Görüş yazısında;SEGBİS ile ifadesi alınanların duruşma salonundakileri görebilme vesöylenenleri duyabilme imkânı bulunduğu, yargılama makamının ve duruşmada hazırbulunan diğer kişilerin de aynı şekilde ifade alma, beyanda bulunma ve soruyöneltme gibi yargısal işlemleri karşılıklı olarak gerçekleştirebilme imkânınasahip oldukları, başka bir ifadeyle SEGBİS'in içerdiği bu özellikler sayesindeyargılamanın unsurlarından biri olan yüz yüzelik ilkesinin gerçekleştiğibelirtilmiştir. Ayrıca somut olayda SEGBİS aracılığı ile alınan bir ifade ya dasavunma bulunmadığına dikkat çekilmiş; başvurucunun ilk duruşmada yargılamayıyapan mahkeme önünde avukatının katılımıyla ve tercüman aracılığıyla savunmayaptığı belirtilmiştir.
66. Bakanlık görüşünde ayrıca; yargılama devam ederken başka birildeki ceza infaz kurumuna nakledilen başvurucunun transferi sırasında güvenliksorunu yaşanabileceği gözetilerek duruşmalara SEGBİS bağlantısı kurulmaksuretiyle katılımının kararlaştırıldığı, SEGBİS ile duruşmalara katılmayıreddetmesi nedeniyle başvurucunun yokluğunda fakat müdafiinin katılımıylayargılamanın sürdürüldüğü, bu şekildeki bir yargılamanın adil yargılanmahakkının görünümlerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılamailkelerine aykırılık teşkil etmediği belirtilmiştir.
2. Değerlendirme
67. Anayasa’nın “Hak aramahürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
68. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkıkapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkı yönünden incelenmiştir.
69. Anayasa Mahkemesi SEGBİS'in kullanılmasını daha önce Erdal Korkmaz ve diğerleri (B. No:2013/2653, 18/11/2015, §§ 98-105)başvurusuna ilişkin kararında kişi hürriyetive güvenliği hakkı yönünden ele almıştır. Karara konu olayda silahlıterör örgütüne üye olma suçuna ilişkin olarak başlatılan soruşturma kapsamındatutuklanan başvurucular, tutukluluk incelemesini yapan hâkim huzurunaçıkarılmadıklarını ve incelemenin SEGBİS vasıtasıyla yapıldığını belirterekanayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir (Erdal Korkmaz ve diğerleri, § 98). Anılankararda, SEGBİS'in duruşma salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilmeimkânı sağladığı ve bu sistemde yargılamanın taraflarının yargısal işlemlerikarşılıklı olarak gerçekleştirilebildikleri vurgulandıktan sonra SEGBİSvasıtasıyla yapılan yargılamada yüz yüzelik ilkesinin sağlandığı ifadeedilmiştir (Erdal Korkmaz ve diğerleri, §103).
70. Anayasa Mahkemesi daha önce başvurucuların ses ve görüntüaktarımı suretiyle duruşmaya katılımlarının sağlanmasını, adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkı yönündenkapsamlı bir şekilde değerlendirmemiştir. Dolayısıyla suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklarda adilyargılanma hakkı kapsamındaki duruşmadahazır bulunma hakkına yönelik müdahalelerle ilgili ilk esaslıdeğerlendirme bu kararda yapılacaktır.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
71. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Hakkın Kapsamı veMüdahalenin Varlığı
72. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma veadil yargılanma hakkına sahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanmahakkından ayrı olarak iddia ve savunma hakkına birlikte yer verilmesi,taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme fırsatı tanınmasıgerektiği anlamını da içermektedir (MehmetFidan, B. No: 2014/14673, 20/9/2017, § 37).
73. Anayasa'nın 36. maddesine "...ile adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkingerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılama kavramından hareket ederek adil yargılanma hakkınıngereklerini saptamıştır. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasıkapsamında adil yargılanma hakkının gereklerinden birinin de duruşmada hazırbulunma hakkı olduğu AİHM'in birçok kararında vurgulanmıştır. DolayısıylaAnayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının duruşmada hazırbulunma hakkını da kapsadığının kabul edilmesi gerekir.
74. Sanığın duruşmada hazır bulunması hem savunma hakkının etkinbir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Ceza adaletinin hakkaniyete uygunşekilde gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılması büyükönem arz etmektedir. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinedayalı bir yargılama sisteminin benimsenmesi, sanığın duruşmada hazırbulunmasını gerektirmektedir. Anılan hak, sadece duruşmada hazır bulunmayıdeğil duruşma sürecini takip etmeyi, iddiaları ve tanık ifadelerini dinlemeyi,iddia/savunmaları destekleyecek şeyleri ileri sürmeyi de içerir. Dolayısıyladuruşmada hazır bulunma hakkı, sanığın yargılamaya etkili katılım hakkıyla dadoğrudan ilişkilidir. Suç isnadı altındaki bir kimse duruşmada hazır bulunarakyargılamaya etkin olarak katılmakta, hakkında kurulacak hükmün inşasına ortakolmakta ve yargılamaya yön verme imkânına kavuşmaktadır. Hâkimler de bu hak vesilesiylesanığın tutum ve davranışları ile kişisel özelliklerini gözlemleme imkânı eldeetmektedir.
75. Duruşmada hazır bulunma hakkı, hakkaniyete uygun yargılanmahakkının özel bir görünümü olan savunma hakkıyla da sıkı bağlantılıdır. Cezayargılamasında hakkaniyete uygun bir yargılamanın en önemli unsuru olan bizzat savunma hakkının sağlanabilmesiiçin sanığın duruşmada hazır bulunma olanağına sahip olması gerekir. Özelliklemahkemenin vereceği hükmü etkileyebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veyabaşka esaslı işlemlerin yapıldığı kritikaşamalarda sanığın duruşmada hazır bulunması büyük önemtaşımaktadır. Duruşmada hazır bulunma hakkı, kişinin kendi davasınınduruşmasına bizzat veya müdafii ile birlikte katılması anlamına gelmektedir.Böylelikle olayı en iyi bilebilecek durumda olan sanık, delillerintartışılmasını sağlayarak aleyhinde olan delilleri çürütme ve mahkemeninvereceği kararı etkileme imkânı bulacak ve böylelikle savunmasının doğruluğunuispatlayabilecektir.
76. Duruşmada hazır bulunma hakkı tanık sorgulama veyasorgulatma ve tercüman yardımından yararlanma haklarıyla da yakındanbağlantılıdır. Duruşmada hazır bulunmayan sanığın anılan haklarını etkilişekilde kullanması zordur. Duruşmada hazır bulunma hakkı, anılan haklarınkullanılmasını gerektiren durumlarda sanığa savunmasını planlayarak mahkemeönünde en uygun ve etkili şekilde yapabilme, tanıklara soru sormak suretiyleonların beyanlarının zayıf/itibar edilemez noktalarını ortaya koyabilme veböylece yargılamanın sonucunu etkileyebilme imkânı vermektedir. Dolayısıyla-görüntü ve ses kalitesi yüksek olan araçlardan yararlanılsa bile- uzaktakisanığın ses ve görüntüsünün duruşma salonuna aktarılmasının sağladığı menfaatile onun duruşma salonunda fiziksel olarak yer almasının sağladığı menfaat aynıdeğildir. Bunun için anılan hak sadece istisnai hâllerde sınırlandırılabilir.
77. Duruşmada hazır bulunma hakkı, ilgili usul kanunlarında dadüzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 193. maddesinin (1) numaralı fıkrasındasanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralı hükme bağlanmıştır. Bunagöre Kanun'un ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere hazır bulunmayan sanıkhakkında duruşma yapılmaz. Kanun'un ayrık tuttuğu hâllerden biri aynı maddenin(2) numaralı fıkrasında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir kararverilmesi gerektiği kanısına varılırsa sorgusu yapılmamış olsa da davanınsanığın yokluğunda bitirilebileceği şeklinde düzenlenmiştir. Diğerleri de aynıKanun'un 194., 195., 196., 200. ve 204. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancakbireysel başvuru incelemelerinde ölçü norm Anayasa'dır; kanuna uygunlukdenetimi yapılmamaktadır. Bu nedenle yapılan müdahalenin anayasal koşullara dauygun olması gerekir.
78. Somut olayda başvurucunun duruşma salonunda bizzat hazırbulunma talebinin Mahkemece reddedilmesi ve SEGBİS aracılığı ile katılımınınsağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik birmüdahalenin bulunduğu görülmektedir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
79. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan duruşmadahazır bulunma hakkı mutlak olmayıp -istisnai olarak- sınırlamalara konuolabilir. Ancak yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenkoşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 36. maddesinin ihlalini teşkiledecektir.
80. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
81. Bu sebeple müdahalenin somut başvuruya ilişkin olarakAnayasa’nın 13. maddesinde düzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, haklıbir sebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
82. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunmakta olanbaşvurucunun duruşmada bizzat hazır bulunma talebinin Mahkemece reddedilmesi5271 sayılı Kanun'un 196. maddesinin (4) numaralı fıkrasına dayanmaktadır.Dolayısıyla anılan müdahalenin kanunilikölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
(2) Meşru Amaç
83. Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasını ilgili hak ve özgürlüğe ilişkin Anayasa maddesindegösterilen özel sınırlandırma sebeplerinin bulunmasına bağlı kılmıştır.
84. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özelsınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklananbazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alankurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Bunagöre Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak ve özgürlükler ile devleteyüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemiş hak ve özgürlükleresınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM, E.2014/87, K.2015/112,8/12/2015; E.2016/37, K.2016/135, 14/7/2016, § 9; E.2013/130, K.2014/18,29/1/2014; Sevim Akat Eşki, B.No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33).
85. Anayasa’nın 36. maddesinde özel sınırlama nedenidüzenlenmemiştir. Bu durumda Anayasa'nın diğer maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin somut olay bakımından sınırlandırmasebebi olarak kabul edilip edilemeyeceği araştırılmalıdır.
86. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yaşamile maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme haklarına sahip olduğubelirtilmektedir. Anılan hüküm ile devlete verilen yaşam hakkını korumaödevinin suç isnadı altındaki kişilerin Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenenadil yargılanma hakkının bir unsuru olan duruşmada hazır bulunma hakkınınsınırlanmasında dikkate alınması gerekmektedir.
87. Somut olayda başvurucunun duruşmaya bizzat katılma talebi,transfer esnasında kendisinin ve kamu görevlilerinin yaşamı yönünden riskoluşturduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Buna göre müdahalenin kamu düzeni vegüvenliğinin sağlanması, bunun yanı sıra gerek tutuklu kişinin gereksetutukluya refakat edecek güvenlik görevlilerinin yaşamının ve vücutbütünlüğünün korunması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın 17. maddesi kapsamındameşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.
88. Diğer taraftan Anayasa'nın 141. maddesinde yargıya davalarınen az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevi de verilmiştir.Bu görevin ağır iş yükü altında yerine getirilmesi zorlaştıkça uyuşmazlıklarınçözümü için alternatif yöntemlerin yaşama geçirilmesi, yargıya ilişkin anayasalkuralların etkililiğinin sağlanması bakımından gerekli görülebilir (AYM,E.2013/85, K.2013/95, 22/9/2010). Somut olayda başvurucunun duruşmaya bizzat katılmatalebi, daha önce huzurda savunma yaptığı gerekçesiyle reddedilmiştir.Dolayısıyla tutuklu veya hükümlülerin ceza infaz kurumundan duruşma salonunatransferleri nedeniyle oluşan gecikmelerin azaltılması ve yargılamalarınhızlandırılması sebebiyle duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahaleninusul ekonomisinin gerçekleştirilmesine yönelik olarak da meşru bir amacadayandığı sonucuna ulaşılmıştır.
(3)Ölçülülük
(a) Genel İlkeler
89. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılıkolmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeyeelverişli olmasını, gereklilikamaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif birmüdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılıkise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 38).
90. Buna göre duruşmada hazır bulunma hakkına yapılanmüdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasının yanında gerekli olması da gerekir. Gereklilik yukarıda da ifade edildiğiüzere hakka müdahale teşkil eden birden fazla araç arasından hakkı en azzedeleyen aracın seçilmesini ifade etmektedir. Buna göre hak ve özgürlüğüsınırlayan tedbirlerden hangisi diğerlerine nazaran hakkın norm alanına daha azmüdahale edilmesi sonucunu doğuruyorsa o tedbirin tercih edilmesi gerekir.Bununla birlikte hakka müdahale oluşturacak aracın seçiminde kamuotoritelerinin belli ölçüde takdir payının bulunduğu da kabul edilmelidir. Zirayetkili kamu makamları, öngörülen amaca ulaşılması bakımından hangi aracınetkili ve verimli sonuçlar doğuracağına ilişkin olarak isabetli karar vermenoktasında daha iyi bir konumdadır. Özellikle alternatif aracın bulunmadığıveya mevcut alternatiflerin öngörülen meşru amaca ulaşılması bakımından etkiliolmadığı ya da daha az etkili olduğu durumlarda kamu makamlarının araç seçimihususundaki tercih yetkisinin gereklilikkriterini sağlamadığının söylenebilmesi için çok güçlü nedenlerin bulunmasıgerekir.
91. Duruşmada hazır bulunma hakkının -doğası gereği- cezahukukunun çekirdeğini oluşturan konularda daha katı bir biçimde uygulanmasıgerekmektedir. Özellikle hürriyeti bağlayıcı ceza gerektiren suçlara ilişkinyargılamalarda, hükmü değiştirebilecek nitelikteki değerlendirmelerin veyabaşka esaslı işlemlerin yapıldığı kritikaşamalarda suç isnadı altındaki kişinin duruşmada hazır bulunmasınınoluşturacağı menfaatin boyutu önem taşımaktadır. Suç isnadına ilişkinyargılamalarda esaslı işlemlerin yapıldığı bir aşamada sanığın duruşmada hazırbulunması asıldır, istisnai hâllerde gıyapta yargılama yapılabilir. Dolayısıylagereklilik ilkesi yönündenduruşmada hazır bulunma hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlardasınırlanabilecektir. Bu bakımdan duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayanherhangi bir tedbirin öncelikle gerekliolduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın duruşmada hazırbulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece mahkemelerince somut veolaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır.
92. Bilindiği üzere SEGBİS; Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi'nde(UYAP) ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği,saklandığı ses ve görüntü bilişim sistemi olarak tanımlanmaktadır (Erdal Korkmaz ve diğerleri, § 99). EsasenSEGBİS'in suç isnadına ilişkin uyuşmazlıklar ile medeni hak ve yükümlülüklere-ve bu bağlamda cezaların infazına- ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanmasıkategorik olarak Anayasa'ya aykırı bir durum değildir. Aksine kişilerinduruşmalara sesli ve görüntülü bir bilişim sistemi kullanılarak katılmalarınaimkân tanınması veya adli merciler önünde kendilerini sözlü olarak ifadeedebilmeleri bizatihi bu kişilerin adli süreçlere katılımlarını büyük ölçüdekolaylaştıran bir işleve sahiptir. Bu itibarla Türk hukuk uygulamasında yakındönemde gerçekleştirilen en önemli projelerden biri olan UYAP'ın ve bunun birparçası olan SEGBİS'in adil yargılanma hakkı bağlamında sağladığı yararlar vebu sistemlerin geliştirilerek uygulanmaya devam edilmesinin önemi inkâredilemez.
93. Bununla birlikte SEGBİS'in kullanılması yoluyla duruşmayakatılmanın duruşmada bizzat hazır bulunmaya göre kişilere kendilerini yargımakamları önünde sözlü olarak ifade etme ve yargılama sürecine aktif olarakkatılım sağlama yönünden daha sınırlı bir menfaat sağladığı da gözardı edilmemelidir.Bu durumda kişinin duruşmada bizzat hazır bulunma hakkına belirli ölçüdesınırlama getiren bir uygulama olan SEGBİS vasıtasıyla duruşmaya katılımınınneden gerekli olduğu derece mahkemelerince gösterilmelidir. Bu gerekliliğinortaya konulması bağlamında, kişilerin duruşmada bizzat hazır bulunmayı talepetmelerine rağmen SEGBİS yoluyla katılımlarının neden yeterli görüldüğünün veduruşmada bizzat hazır bulunmayı imkânsız hâle getiren veya büyük ölçüdezorlaştıran koşulların neler olduğunun ifade edilmesi gerekir. Bu çerçevedetalepte bulunan kişilerin duruşmada bizzat hazır bulunmasına imkân sağlayanalternatif tedbirlerin uygulanabilirliğinin hatırda tutulması önemlidir.Duruşmada bizzat hazır bulunmanın önemine istinaden kanun koyucu da 5271 sayılıKanun'un uygulandığı durumlarda hâkim veya mahkemenin ancak zorunlu gördüğü durumlarda görüntülü vesesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle duruşmalara katılıma kararverilebileceğini düzenlemiştir.
94. Müdahalenin gerekliolduğunun ortaya konulduğu hâllerde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasınınyargılamanın adilliğine bir bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülükilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılıkaçısından gözönüne alınmalıdır. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayantarafın diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibiolup olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı durumadüşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahipolup olmadığı hususları detaylı bir incelemeye tabi tutulmalıdır. Orantılılık açısından yapılacakdeğerlendirmede, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin sanığın duruşmada fizikenhazır bulunmasını gerektiren (esaslı) nitelikte bir işlem olup olmadığına dabakılmalıdır.
95. Diğer taraftan duruşmada hazır bulunma hakkından açıkça veyaörtülü şekilde feragat edilmesi mümkündür. Her iki durumda da feragatintereddüde yer vermeyecek şekilde açık olması ve aynı zamanda kamu yararınaaykırılık taşımaması gerekir. Duruşmada hazır bulunma hakkından feragat,savunma tarafına bu haktan vazgeçmesiyle orantılı asgari güvencelersağlanmadıkça kamu yararına uygunluk taşımayabilir. Ayrıca örtülü feragatingeçerli olabilmesi için sanığın söz konusu eylemlerinin sonuçlarını makulolarak öngörebileceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Dolayısıyla yetkiliyargı organlarının bu konuda varsayıma dayalı bir değerlendirme yapmamalarıgerekir.
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
96. Yargılamaya, başvurucunun Van M Tipi Kapalı Ceza İnfazKurumunda tutukluluğu devam ederken başlanmıştır. Başvurucu 15/3/2016 tarihlioturuma müdafii ile katılarak ve resen atanan bir tercümanın yardımındanyararlanarak savunma yapmıştır. Bu arada başvurucunun Sincan Kadın Kapalı Cezaİnfaz Kurumuna sevki yapılmış vealınan ara kararı gereğince başvurucunun SEGBİSodasında hazır edilerek sonraki celseye video konferans yöntemiyle katılmasıkararlaştırılmıştır. Sonraki (14/4/2016 tarihli) celsede İnfaz Kurumu idaresitarafından başvurucunun SEGBİS vasıtasıyla duruşmaya katılmak istemediğibildirilmiştir. Aynı celsede Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünüaçıklamış, sanık müdafiinin esasa ilişkin savunma yapmak için süre talep etmesinedeniyle hüküm verilmesi sonraki celseye ertelenmiştir.
97. 12/5/2016 tarihli son celsede de başvurucunun müdafii hazırbulunmuş, İnfaz Kurumu idaresi tarafından başvurucunun SEGBİS vasıtasıyladuruşmaya katılmak istemediği bildirilmiştir. Bunun üzerine Mahkeme;başvurucunun savunmasının esaslı bölümünü huzurda yaptığını, Van il merkezinde veçevresinde meydana gelen terör olayları nedeni ile başvurucunun Ankara'danduruşmaya bizzat getirilmesi esnasında kendisinin ve kamu görevlilerininyaşamının tehlikeye düşebileceğini ve SEGBİS yöntemiyle duruşmaya katılımınsağlanmasının da yasal olduğunu belirterek yargılamaya devam etmiştir. Aynıcelsede Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü yinelemiş; başvurucumüdafiinin esas hakkındaki savunmasını yapmasından sonra yargılama bitirilerekhüküm tefhim edilmiştir.
98. Başvurucu, aşamalarda ibraz ettiği dilekçelerinde videokonferans yönteminin rızaya bağlı olduğuna dair Yargıtay kararlarınınbulunduğunu belirtmiş; ısrarla duruşmalara bizzat katılmak istediğini dilegetirmiştir.
99. Ölçülülük ilkesi açısından ilk olarak müdahalenin elverişli olup olmadığı incelenmelidir.Somut olayda başvurucunun SEGBİS yoluyla duruşmaya katılımının sağlanmakistenmesinin amacı Mahkemenin bulunduğu il merkezinde ve çevresinde meydanagelen terör olayları nedeniyle duruşma salonuna transfer sırasında başvurucununve görevlilerin güvenliği açısından zorluk yaşanmaması ve makul süredeyargılama yapılmasıdır. Buna göre başvurucunun transferinin güvenlik sorunu oluşturabileceğikaygısı ve yargılamanın uzun sürmemesi gibi meşru amaçlara ağırlık verilerekduruşmada hazır bulunma hakkına sınırlama getirilmesi anlaşılabilir birdurumdur. Başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahaleninbaşvurucunun ve kamu görevlilerinin yaşam haklarının korunması ve makul süredeyargılama yapılması amaçlarına ulaşılması bakımından elverişli bir araç olduğu söylenebilir.
100. İkinci olarak müdahalenin gerekliolup olmadığı incelenmelidir. Ölçülülük denetiminde gereklilik ölçütü, müdahalede bulunulurken en hafif aracınseçilmesi anlamına gelmektedir. Terör örgütü üyeliği gibi nitelikli bir suçtanyargılanan başvurucu, yargılama sürerken ceza infaz kurumunun kapasitesininaşılması ve güvenlik gibi diğer nedenlerle Mahkemenin yargı çevresi dışındakibir ceza infaz kurumuna sevk edilmiştir (bkz § 23). Bununla birlikte anılannedenler kararda gösterilmemiştir. Dahası yargı organları ile Ceza İnfaz Kurumuidaresinin başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkının gerekliliklerininsağlanmasına uygun şekilde planlama yaptığına (sevk kararından öncebaşvurucunun devam eden yargılamasına ilişkin duruşma tarihinin dikkate alınıpalınmadığına ve sevkten sonra başvurucunun duruşma tarihinde Mahkemeye transferedilmesi için gerekli güvenlik önlemlerinin alınması noktasında makul bir çabagösterildiğine) dair bir veriye de ulaşılamamıştır. Somut olayda ilk derecemahkemesi başvurucunun duruşmada hazır bulunma talebini genel olarak birgüvenlik sorununun varlığına işaret ederek reddetmiş, duruşmaya katılmasıyönünde bir çaba içine girmemiştir.
101. İlk oturumda bizzat hazır bulundurularak sonrakioturumlarda sesli ve görüntülü iletişim tekniği kullanılmak suretiyle duruşmayakatılımı sağlanmaya çalışılan, ancak değişik tarihlerde yazılı dilekçelerleduruşmalara bizzat katılmak istediğini ısrarla belirten başvurucunun yokluğundaCumhuriyet savcısı esas hakkındaki görüşünü bildirmiş ve Mahkemece hükümverilmiştir. Diğer bir ifadeyle Mahkeme esas hakkındaki mütalaanın okunduğu vebaşvurucu hakkında hüküm verildiği, yani esaslı işlemlerin yapıldığı oturumlarabaşvurucunun katılma taleplerini reddetmiştir. İlk derece mahkemesinin güvenlikgerekçesi makul görülmekle birlikte örneğin duruşmanın daha uygun başka birgünde yapılabilmesi önünde herhangi bir engel olup olmadığı araştırılmamıştır.Başvurucunun duruşmaya katılmasını mümkün kılmayan olaya özgü koşullarınvarlığı gösterilmemiş ve yeni bir duruşma günü verilmesi dâhil başkaalternatiflerin de sonuçsuz kaldığı ortaya konulmamıştır. Başvurucu anılanhakkından feragat de etmemiştir. Mahkemenin, başvurucunun duruşmaya katılmasınısağlamak için herhangi bir alternatif yöntemi denemeden ve bunun mümkün olmayıpSEGBİS yönteminin kullanılmasının zorunlu olduğunu göstermeden başvurucununtalebini reddettiği görülmektedir.
102. Bu çerçevede derece mahkemelerince diğer alternatiflerdeğerlendirilmeden ve olaya özgü somut gerekçeler sunulmadan doğrudanbaşvurucunun duruşmada hazır bulunma talebinin reddedilmesi, en uygun aracınseçilmemesi sebebiyle müdahalenin gerekli olmadığı sonucuna yol açmaktadır.Dolayısıyla başvurucunun esas hakkında işlemlerin yapıldığı duruşmada hazırbulunma talebinin reddedilmesinin zorunluolduğu derece mahkemelerince somut bir biçimde ortaya konulamadığı içinmüdahalenin gerekli olmadığısonucuna varılmıştır.
103. Müdahalenin gerekliolmadığı sonucuna varıldığından ölçülülük açısından ayrıca orantılılık incelemesi yapılmamıştır.
104. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunmahakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Selahaddin MENTEŞ bu sonuca farklı gerekçeyle katılmıştır.
Hicabi DURSUN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve YıldızSEFERİNOĞLU bu görüşe katılmamışlardır.
C. Bağımsız ve TarafsızBir Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
105. Başvurucu; yargılamada görev alan Cumhuriyet savcısınınFetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturmalarıkapsamında terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla mesleğinden ihraç edilerektutuklandığını, bu hususun da yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına zararverdiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
106. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3), 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları uyarınca bireysel başvuruda, kamugücünün neden olduğu iddia edilen ihlale dair olayların tarih sırasına göreözeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hakların ne şekilde ihlaledildiği, buna ilişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014,§§ 19, 20).
107. Somut olayda başvurucu tarafından, bu iddianın başvuruyakonu yargılamayı yapan mahkemenin bağımsızlığını ve tarafsızlığını ihlal edenhususlara ya da kendisine isnat edilen ve derece mahkemesince sabit görülenfiilleri, bu fiillere dayanılarak yapılan işlemlerin sıhhatini ne şekildeetkilediğine ilişkin somut ve hukuken kabul edilebilir herhangi bir açıklamayapılmamıştır. Bu itibarla başvurucu, ihlal iddiasına ilişkin delillerinisunma, temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmayönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir. Dolayısıyla başvurucu tarafındanileri sürülen bu iddianın temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
108. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
109. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
110. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesi talebinde bulunmuştur.
111. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B. No: 2014/8875,7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğerbir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
112. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
113. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§57-59, 66, 67).
114. İncelenen başvuruda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmıştır.
115. Bu durumda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Van 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNAOYBİRLİĞİYLE,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNEHicabi DURSUN, Kadir ÖZKAYA, Rıdvan GÜLEÇ, Recai AKYEL ve Yıldız SEFERİNOĞLU'nunkarşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
D. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Van 2. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/41, K.2016/328) GÖNDERİLMESİNE,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE6/2/2020tarihindekarar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında kamu davasıaçılan başvurucu; yargılama sürecindeki tüm itirazlarına rağmen Sesli veGörüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla beyanlarının tespit edilmekistenmesi nedeniyle mahkeme salonunda savunma yapma hakkının elinden alındığınıve esas hakkındaki mütalaaya karşı itirazlarını bu nedenle yapamadığını ve buuygulama sonucu adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
Başvurucu Van Ağır Ceza Mahkemesindeki 15/03/2016 tarihli ilkduruşmaya tutuklu bulunduğu Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan getirilmiş,mahkeme önünde avukatı hazır olduğu halde iddianame okunduktan sonra tercümanıaracılığıyla savunmada bulunmuştur. Daha sonra terör suçlarından yargılanmaktaolan tutuklu ve hükümlülerin ceza infaz kurumlarında 2016 yılı Mart ayıitibariyle ses getirecek firar, ayaklanma veya rehin alma gibi eylemlerdebulunacaklarına dair istihbarata dayalı bilgiler edinilmesi üzerine ceza infazkurumlarının bağlı bulunduğu idareler, meydana gelebilecek olaylara karşıtedbir almaları hususunda bakanlık tarafından bilgilendirilmiştir. Bu kapsamdabaşvurucunun tutuklu bulunduğu Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun şehirmerkezinde terör olaylarının sıklıkla yaşandığı mahallelere yakın olmasısebebiyle infaz kurumunda meydana gelebilecek herhangi bir toplu eylemdemahalle sakinlerinin ve kurumdaki diğer hükümlü veya tutukluların eylemleredestek verme riskinin yüksek olduğu, koğuş kapasitesinin aşılması sonucuasayişe konu olaylarda artış yaşandığı gözetilerek terör suçundan yargılananaralarında başvurucunun da bulunduğu bazı tutukluların başka ceza infazkurumlarına nakledilmesi talep edilmiştir. Bunun üzerine başvurucu 28/03/2016tarihinde Ankara Sincan Ceza İnfaz Kurumuna sevk edilmiş, mahkeme tarafındanbaşvurucunun duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katılımının sağlanması için cezainfaz kurumuna müzekkere yazılmıştır.
SEGBİS, ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamdailetildiği ve kaydedildiği bir bilişim sistemidir. Bu sistemle ilgili gereklidüzenlemelere mevzuatta yer verilmiş, sistemin nasıl işleyeceği ayrıntılı birşekilde açıklığa kavuşturulmuştur. SEGBİS sistemi ile Cumhuriyetbaşsavcılıkları ve mahkemelerin yargı çevresi dışında bulunan veya mahkemedehazır bulunmayan kişilerin video konferans yoluyla dinlenilmesi ve savunmalarıile ifadelerinin alınması imkanı sağlanmıştır.
Davacının duruşmada hazır bulunma hakkı hem; savunma hakkınınetkin bir şekilde kullanılmasını sağlamakta hem de, silahların eşitliğiilkesine ve çelişmeli yargılama ilkelerine işlerlik kazandırmaktadır. Anılanhak, sadece duruşmada hazır bulunmayı değil, duruşma sürecini dinlemeyi, takipetmeyi, iddialarını ve savunmalarını ileri sürmeyi de içerir. SEGBİS ileifadesi alınanların duruşma salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilmeimkânı bulunduğu gibi yargılama makamı ve duruşmada hazır bulunan diğerkişilerin de aynı şekilde ifade alma, beyanda bulunma ve soru yöneltme gibiyargısal işlemleri karşılıklı olarak gerçekleştirebilme imkânları vardır. Başkabir ifadeyle SEGBİS sisteminin içerdiği bu özellikler sayesinde yargılamanınunsurlarından biri olan yüz yüzelik ilkesinin gerçekleşmesi önemli ölçüdesağlanmaktadır.
Anayasa'nın 141. maddesinde davaların en az giderle ve mümkünolan süratle sonuçlandırılması görevi yargıya verilmiştir. SEGBİS sayesindeceza infaz kurumuna veya yargılama makamının yargı çevresi dışında bulunan kişilerinbir an önce hâkim önüne çıkarılması ve haklarında makul sürede kararverilebilmesi olanağı sağlanmaktadır. Ayrıca SEGBİS sisteminin kullanılmasısuretiyle, ceza infaz kurumunda bulunan kişilerin araç ile yargılamayı yürütenmahkeme huzuruna getirilmesine gerek kalmamakta, bu suretle nakiller sırasındameydana gelebilecek kaza veya terör saldırısı gibi ihtimaller bertaraf edilerekmeydana gelebilecek zararlar önlenmektedir.
Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edilip edilmediğinindeğerlendirilmesinde, yargılamanın bütünlüğü içinde somut davanın kendine özgükoşulları dikkate alınmalıdır. Somut olaya bakıldığında başvurucu 15/03/2016tarihinde yapılan ilk duruşmada tutuklu olarak hazır bulunmuş, duruşmasalonunda mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla savunma yapmış,savunmasında atılı suçları reddeden başvurucuya, dosyadaki tüm bilgi vebelgeler okunarak, bunlara karşı beyanları da sorulmuştur. Daha sonra güvenlikgerekçesiyle başvurucu Ankara Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiş,mahkeme tarafından SEGBİS yoluyla duruşmalara katılması sağlanmayaçalışılmıştır. Başvurucunun, etkin bir savunma yapamayacağından bahisle SEGBİSodasında hazır bulunmayacağı ve duruşmaya bizzat katılmak istediği yönündekitalebini mahkeme değerlendirerek, başvurucunun birinci celse mahkemede hazırbulunarak savunmasını yaptığı, Van il merkezinde ve çevresinde meydana gelenterör olayları nedeniyle hem başvurucunun hem de kamu görevlileriningüvenliğinin tehlikeye düşmesi ihtimali bulunduğu, başvurucunun bulunduğu ildenVan iline transferi sırasında güvenlik sorunları yaşanabileceği gerekçeleriyle,başvurucunun talebini reddetmiştir. 5271 Sayılı Kanun’un 196.maddesinin (5)numaralı fıkrası; “Hastalık veya disiplinönlemi ya da zorunlu diğer nedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresidışındaki bir hastahane veya tutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusuyapılmış olmak koşuluyla, hazır bulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlariçin getirilmemesine mahkemece karar verilebilir.” şeklinde olup,görüldüğü üzere CMK 196. maddesinde belirtilen zorunlu nedenlerin gerçekleştiğimahkeme tarafından ortaya konulmuştur. Ayrıca, başvurucunun bulunmadığı ikincive üçüncü celselerde yalnızca mağdurun talimatla alınan ve soruşturmaaşamasındaki ifadesinden farklı olarak sanık lehine verdiği beyan vebaşvurucunun üzerinde ele geçirilen mektubun tercümesine ilişkin bilirkişiraporları okunarak, bu belgelere karşı hazır olan müdafiiye beyanları sorulmuşve Cumhuriyet savcısı esas hakkında mütalaada bulunmuştur. Cumhuriyetsavcısının esas hakkındaki mütalaası iddianameden farklı herhangi bir olgu veolay içermediği gibi iddianame ile de tutarlılık taşımaktadır. İddianameyekarşı da mağdur zaten bizzat duruşma salonunda, birinci celsede savunmadabulunmuş, sanık müdafii de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasınakarşı ayrıntılı savunma yapmıştır.
Sonuç olarak, yargılamanın bütünlüğü içerisinde somut davanınkendine özgü koşulları değerlendirildiğinde başvurucunun ilk celse duruşmayakatıldığı, üzerine atılı suçlamalarla ilgili olarak ayrıntılı savunmalardabulunduğu, güvenlik gerekçesiyle başka bir cezaevine nakledilmesi üzerine,mahkemenin başvurucunun SEGBİS sistemiyle duruşmalara katılmasını sağlamayaçalıştığı, Anayasa'nın 141. maddesi uyarınca da davaların en az giderle vemümkün olan süratle sonuçlandırılması ilkesine de hizmet eden SEGBİS sistemiile başvurucunu beyanlarının alınmasına karar verildiği, bu sistemdedezavantajlı konumda olmayacak şekilde kendisini savunma, duruşma sürecineetkin bir şekilde dahil olma, duruşma salonundakileri net bir biçimdegörebilme, söylenenleri duyabilme, herhangi bir sınırlamaya maruz kalmadansavunmasını yapma ve karşı tarafa soru yöneltebilme ve varsa müdafiiyardımından da yararlanma imkanı sağlandığı, başvurucunun bizzat hazırbulunmadığı celselerde müşteki, mağdur yada tanığın dinlenmediği, esasa ilişkinbir işlem yapılmadığı, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasınıniddianameden farkı olmadığı, sanığın bizzat ilk celse hazır olduğu duruşmadaiddianameye karşı ayrıntılı savunmada bulunduğu, mahkemenin 5271 sayılı CMK’nın196. maddesinde belirtilen zorunlu nedenleri gerekçeleriyle birlikte ortayakoyduğu, bu nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edilmediğikanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmadım.
Üye
Hicabi DURSUN
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Mahkememiz çoğunluğunca, birtakım eylemlerinin silahlı terörörgütüne eleman kazandırma organizasyonu içinde yer aldığını gösterdiğinden, bunedenle de silahlı terör örgütü üyesi olduğundan bahisle cezalandırılmasıistemiyle açılan kamu davasının görülmesi (karara bağlanması) sürecinde,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanmahakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine kararverilmiştir.
2. Kararda; başvurucunun duruşma salonunda bizzat hazır bulunmatalebinin Mahkemece reddedilmesi ve SEGBİS aracılığı ile katılımının sağlanmayaçalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik bir müdahaledebulunulduğu, başvurucu tarafından yargılamanın çeşitli aşamalarında ibrazedilen dilekçelerle video konferans yönteminin rızaya bağlı olduğuna dairYargıtay kararları bulunduğu belirtilerek ısrarla duruşmalara bizzat katılmakistendiği dile getirilmesine karşın Mahkemece, Mahkemenin bulunduğu ilmerkezinde ve çevresinde meydana gelen terör olayları nedeniyle duruşmasalonuna transfer sırasında başvurucunun ve görevlilerin güvenliği açısındansorunlar yaşanabileceği, dolayısıyla başvurucunun ve kamu görevlilerinin yaşamhaklarının korunması ve makul sürede yargılama yapılması amaçlarıylabaşvurucunun duruşma salonunda duruşmada hazır bulunma hakkına SEGBİSyönteminin tercih edilmesi suretiyle müdahalede bulunulmasının elverişli biraraç olduğu, bununla birlikte terör örgütü üyeliği gibi nitelikli bir suçtanyargılanan başvurucu yargılamanın devamı esnasında ceza infaz kurumununkapasitesinin aşılması ve güvenlik gibi diğer nedenlerle Mahkemenin yargıçevresi dışındaki bir ceza infaz kurumuna sevk edilmiş olmasına karşın, bunedenlerin mahkeme kararında gösterilmediği, dahası yargı organları ile Cezaİnfaz Kurumu idaresi tarafından, sevk kararından önce, başvurucunun devam edenyargılamasına ilişkin duruşma tarihinin dikkate alınıp alınmadığına ve sevktensonra başvurucunun duruşma tarihinde Mahkemeye transfer edilmesi için gerekligüvenlik önlemlerinin alınması noktasında makul bir çaba gösterildiğine dairbir veriye de ulaşılamadığı; ayrıca ilk derece mahkemesince, başvurucununduruşmaya katılmasını mümkün kılmayan olaya özgü koşulların varlığıgösterilmeden duruşmada hazır bulunma talebinin genel olarak ve bir güvenliksorununun varlığına işaret edilerek reddedildiği, duruşmanın daha uygun başkabir günde yapılabilmesi gibi başvurucunun duruşmaya katılımının sağlanmasıyönünde bir çaba içine girilmediği, alternatif yöntemler bakımından SEGBİSyönteminin kullanılmasının zorunlu olduğu gösterilmeden başvurucunun talebininreddedildiği, hal böyle olunca da başvurucunun esas hakkında işlemlerinyapıldığı duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin gerekli olmadığı sonucunavarılarak, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır.
3. Aşağıda açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne dayalı kararakatılmadık.
4. 30.07.2015 tarihinde açık kimliği belirtilmeyen bir şahıstarafından Van İl Emniyet Müdürlüğü'ne, PKK/KCK terör örgütüne elemankazandırmak için "Mersin'den otobüsle Van'a gelen Şehrivan (başvurucu)isimli bir kişinin yanındaki kişiyi örgüte teslim edeceği" ihbarındabulunulur. (İhbarın yapıldığı tarihte başvurucu Mersin'de ikamet etmektedir.)
5. İhbar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, Mersin'denVan'a yolcu taşıyan ve güvenlik görevlilerince başvurucuyla birlikte yanındakikişinin Mersin'den Van'a gitmek için bindikleri değerlendirilen özel birfirmaya ait yolcu otobüsü takibe alınır.
6. Söz konusu otobüsün Van Otobüs Terminali'ne ulaşıpyolcularını indirmesinin ardından, otobüsten inen iki kadının çevreyi kontroletmesi ve Yüksekova'ya giden arabaların hareket noktasını sorması üzerine,ilgili güvenlik görevlilerince, bu iki kadının ihbar edilen şahıslarolabileceği değerlendirilerek kimlik kontrolü yapılır.
7. 30.07.2015 tarihli olay tutanağına göre, yapılan kimlikkontrolünde, kadınlardan birinin başvurucu, diğerinin de 28.07.2015 tarihindenitibaren kayıp şahıs olarak aranmakta olan ve asıl adı R.T. olmakla birlikteS.D. adına düzenlenmiş kimlik belgesi taşıyan bir kadın olduğu tespit edilir.
8. 31.07.2015 tarihinde, mağdur sıfatıyla avukat eşliğindebeyanına başvurulan R.T.; Mersin'de ailesi ile birlikte ikamet ettiğini,akrabalarından bazılarının PKK terör örgütüne katıldığını, kendisinin de örgütekatılmaya karar verdiğini, bu amaçla bir siyasi partinin Mersin'de bulunan ilbinasına giderek burada ismini örgüte katılmak isteyenler listesineyazdırdığını, daha sonra kendisinin telefonla aranarak partiye çağrıldığını veörgüte katılımının sağlanması amacıyla ismini Şehrivan olarak bildiğinibelirttiği kişiye (başvurucuya) teslim edildiğini, Şehrivan'ın öncelikleüzerindeki tişörtü değiştirdiğini, sonra da önce Van'a oradan da Hakkari'yegideceklerini, orada kendisini (R.T.yi) bir erkek arkadaşına teslim edeceğini,ardından kendisinin (Şehrivan'ın - başvurucunun) geri döneceğini anlattığını,partide buluşmalarının ardından Şehrivan ile Mersin'de bir gün kaldıktan sonraaynı otobüsle Van'a geldiklerini, otobüse binmeden önce kendisinin de çalıştığıyerden arkadaşı olan S.D.nin kimliğini Şehrivan'ın kendisine verdiğini beyanetmiştir.
9. Aynı tarihte (31.07.2015 tarihinde) savcılık sorgusugerçekleştirilen başvurucu, kendisine yöneltilen suçlamaları reddederek, aslenBitlis'li olduğunu ancak ailesi ile birlikte Mersin'de ikamet ettiğini, işsizolduğunu, akrabalarını ziyaret etmek amacıyla Van'a geldiğini, daha öncedentanımadığı R.T'yi, yöneticisi olduğu "Yakınlarını Kaybeden Aileler Derneği"nin(YAKAY-DER) bir organizasyonu sırasında tanıdığını ve birlikte yolculukyaptıklarını, R.T.'nin. İfadelerini kabul etmediğini, ona acıdığı için evinealdığını, PKK'ya götürdüğünün doğru olmadığını, ... il binasının önünde kamerabulunduğunu, kameraya bakıldığında kendisinin onunla orada görüşmediğininanlaşılacağını, üzerimden çıkan telefon numaraları ile ilgili olarak daha önceifadesinde belirttiklerini aynen tekrar ettiğini, üzerinden çıkan mektubunağabeyi tarafından gönderilmiş bir mektup olabileceğini, kimseyi PKK'yakatılmak için götürmediğini, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini ifadeetmiştir.
10. Soruşturma kapsamında 30.07.2015 tarihinde gözaltına alınıp,31.07.2015 tarihinde tutuklanan başvurucu hakkında 18.01.2016 tarihli iddianameile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmıştır.İddianamede başvurucunun terör örgütünün emir ve komuta zinciri içinde hareketederek örgütün kırsal alanına katılmak üzere mağdur R.T.yi Mersin'den Van'agetirdiği, bu eyleminin, örgüt faaliyeti çerçevesinde yapılan görev dağılımıgereğince yürütülen örgütsel bir faaliyet olduğu iddia edilmiştir.
11. Mahkeme 02.03.2016 tarihinde, istinabe suretiyle R.T.'yidinlemiştir., R.T., bu sefer soruşturma aşamasında verdiği beyanından farklı birbeyanda bulunarak, Mersin'de oturmakta olduğunu, bahçe işlerinde çalıştığını,Van'da teyzesi bulunduğunu, daha önce hiç yanına gitmediği teyzesini ilk defaziyaret etmek için otobüse binip Van'a gittiğini, sanık Şehriban Çobanı(başvurucuyu ) ne Mersin'de ne Van'da önceden tanımadığını, anılan kişinin dekendisi ile birlikte aynı otobüste yolculuk ettiğini ve otogara vardıklarındagözaltına alındıklarını, örgüte katılma ve bu konuda kimseden yardım alma gibibir durumunun söz konusu olmadığını ifade etmiştir.
12. Mağdur sıfatını haiz R.T., müdafi eşliğinde savcılık sorgususırasında verdiği ifadesinin okunup sorulması üzerine, bu ifadeyi kabuletmediğini, çok yorgun ve korkmuş olması nedeniyle o şekilde ifade verdiğini,şimdi (yeni) verdiği ifadesinin doğru olduğunu, tanımadığı sanıktan şikayetçiolmadığını ve davaya katılmak istemediğini ifade etmiştir.
13. Van 2. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen yargılamanın15.03.2016 tarihli celsesinde müdafisi ile birlikte hazır bulunan başvurucuya,mağdur R.T.nin istinabe suretiyle alınan beyanı okunmuş, başvurucu müdafieşliğinde savunma yapmıştır. Başvurucu; soruşturma aşamasındaki savunmasınıtekrar ederek, özetle R.T.yi daha önceden tanımadığını, Van'da bulunanakrabalarını ziyaret etmek için Van'a gitmeyi planladığını, R.T.nin deYüksekova'da bulunan akrabalarının yanına gitmek istediğini beyan etmesiüzerine R.T. ile birlikte yolculuk yaptıklarını, R.T.ye başkasına ait birkimlik kartı vermediğini ifade etmiştir. Başvurucunun müdafi de aynı celsede mağdurunsoruşturma aşamasındaki soyut beyanı dışında aleyhe bir delil bulunmadığını vemağdurun bu beyanının çelişkili olduğunu belirterek olayın aydınlatılması içintahkikatın genişletilmesi talebinde bulunmuştur.
14. Bu arada, terör suçlarından yargılanmakta olan tutuklu veyahükümlülerin ceza infaz kurumlarında 2016 yılı Mart ayı itibarıyla, sesgetirecek firar, ayaklanma veya rehin alma gibi eylemlerde bulunacaklarına dairistihbarata dayalı bir bilgi elde edilmesi üzerine, ceza infaz kurumlarının bağlıbulunduğu idareler, meydana gelebilecek olaylara karşı tedbir almalarıhususunda Bakanlık tarafından bilgilendirilmiştir. Bu kapsamda başvurucununtutuklu olarak bulunduğu Van M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun şehirmerkezinde terör olaylarının sıklıkla yaşanmakta olduğu mahallelere yakın birmevkide yer aldığı, İnfaz Kurumunda meydana gelebilecek herhangi bir toplueylemde civardaki terörist unsurların ve Kurumdaki diğer hükümlü veyatutukluların eylemlere destek verme riskinin yüksek olduğu, koğuş kapasitesininaşılması sonucu asayişe konu olaylarda artış yaşandığı gözetilerek aralarındabaşvurucunun da yer aldığı, terör örgütü üyeliği suçundan yargılanan bazıtutukluların başka bir ceza infaz kurumuna nakledilmesi talep edilmiştir.
15. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce (Genel Müdürlük)nakil talebinin uygun görülmesi üzerine başvurucu 28.03.2016 tarihinde AnkaraSincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (İnfaz Kurumu) sevk edilmiştir. Sevkinuygun görüldüğüne dair yazıda, sevk edilen tutukluların yargılandıklarımahkemelerden duruşmalarda bulundurulmalarına ilişkin müzekkere gelmesi hâlindebu duruşmaların Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile yapılması, SEGBİSile duruşma yapılamadığı takdirde ilgili yer Cumhuriyet başsavcılıklarıncagerekli güvenlik önlemleri alınarak tutukluların duruşmalara götürülmeleriistenmiştir.
16. Mahkeme, başvurucunun 14.04.2016 tarihinde yapılmasıplanlanan duruşmaya SEGBİS aracılığı ile katılımının sağlanmasını temin etmeküzere İnfaz Kurumuna müzekkere yazmıştır.
17. Anılan müzekkereye istinaden başvurucu; Mahkemeye sunduğudilekçede SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılmak istemediğini, duruşmada hazırbulunarak savunma yapmak istediğini beyan etmiştir.
18. Başvurucunun müdafisinin hazır bulunduğu 14.04.2016 tarihlicelsede başvurucunun SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılmak istemediğine dairdilekçesi okunmuştur. SEGBİS odasında bulunmayı reddetmesi nedeniyle SEGBİSbağlantısı kurulmaksızın başvurucunun yokluğunda duruşmaya devam edilmiştir.Duruşmada başvurucunun müdafine, mağdur R.T.nin talimatla alınan beyanı ile üstaraması sırasında başvurucunun üzerinde ele geçirilen bir mektubun tercümesineilişkin bilirkişi raporu okunmuş ve bu belgelere karşı beyanı sorulmuştur.
19. Başvurucu müdafi; mağdur R.T.nin başvurucu aleyhindekibeyanlarını geri aldığını, başvurucunun aleyhinde başka bir delil debulunmadığını belirterek tahliye kararı verilmesini talep etmiştir.
20. Aynı celsede Savcılık da esas hakkındaki mütalaasınısunmuştur. Mütalaada, iddianameden farklı herhangi bir olaya ya da olguya yerverilmemiştir. Başvurucu müdafisinin mütalaaya karşı savunma yapmak için süretalebinde bulunması üzerine Mahkemece talep kabul edilerek duruşma 12.05.2016tarihine ertelenmiştir.
21. Mahkeme duruşma tarihinde başvurucunun SEGBİS odasında hazıredilmesi için İnfaz Kurumuna müzekkere yazmış; bunun üzerine İnfaz Kurumu,SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılımının sağlanması için SEGBİS odasındahazır edilmesinin istendiği hususunda başvurucuyu bilgilendirmiştir.
22. Başvurucu, Mahkemeye sunduğu 26.04.2016 tarihli dilekçesindeçeşitli Yargıtay kararlarına atıf yapmak suretiyle savunma hakkınınkısıtlanmaması için duruşmada hazır bulundurulmasının gerekli olduğunu ve videokonferans yöntemi ile kendisini etkin bir şekilde savunmasının mümkünolmadığını belirterek SEGBİS odasında hazır bulunmayacağını, duruşmaya bizzatkatılmak istediğini beyan etmiştir.
23. Yargılamanın 12.05.2016 tarihli son celsesinde başvurucununbizzat duruşmada hazır bulunma talebini değerlendiren Mahkeme, başvurucununsavunmasının esaslı bölümünü oluşturan kısmının (sorgusunun) birinci celsedeMahkeme huzurunda yapıldığı, yargılamanın gerçekleştirildiği Van il merkezindeve çevresinde meydana gelen terör olayları nedeniyle hem başvurucunun hem dekamu görevlilerinin güvenliğinin tehlikeye düşmesi ihtimali bulunduğundanAnkara'daki Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun bu ildenMahkemeye transferi sırasında güvenlik sorunu yaşanabileceği ve video konferansyöntemi ile savunma alınmasının ilgili mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle arakarar ile talebin reddine karar verilmiş ve başvurucunun yokluğunda duruşmayadevam edilmiştir.
24. Duruşma esnasında başvurucunun müdafi esas hakkındakimütalaaya karşı savunma yapmış ve savunmasında özetle; mütalaayakatılmadıklarını, örgüt üyeliği suçunun işlendiğine dair somut bir delilbulunmadığını, başlangıçta başvurucunun aleyhinde beyanda bulunan R.T.nin sözkonusu beyanlarının çelişkili olduğunu belirtmiştir.
25. Mahkeme, 12.05.2016 tarihli kararı ile başvurucunun “silahlıterör örgütü üyesi olma” suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezası ilecezalandırılmasına hükmetmiştir.
26. Anılan kararda:
- Soruşturma aşamasında terör örgütünün kırsal kadrosuna katılımyapmak üzere Mersin ilinden Van iline kendisini Şehrivan ÇOBAN' ın getirdiğinibeyan eden Mağdur R.T.'nin kovuşturma aşamasında Şehrivan ÇOBAN'ı hiç birşekilde tanımadığını beyan etmesinin kabul edilemeyeceği, zira sanık ŞehrivanÇOBAN'ın dahi ikrara dayalı anlatımlarında R.T. ile Mersin ilinde tanıştığını,Mersin'deki evinde bir gece misafir ettiğini, birlikte yolculuk yaptıklarını,otobüs biletini kendisinin aldığını, yolda tişörtünü verdiğini beyan ettiği,ayrıca 30.07.2015 tarihli olay tutanağında, mağdur ve sanığın otobüstenindikten sonra birlikte tuvalete gittiklerinin ve daha sonra da servis aracınabirlikte bindiklerinin tespitli olduğu,
- 30. 07.2015 tarihli olay tutanağına göre, kimlik tespitisonrası yapılan GBT sorgulamasında R.T.nin, ailesinin başvurusu üzerine28.07.2015 tarihinden itibaren kayıp şahıs olarak arandığının anlaşıldığı,dolayısıyla akraba ziyaretine giden bir kimse hakkında ailesinin kayıp şahısmüracaatı yapmasının düşünülemeyeceği,
- Belirtilen nedenlerle soruşturma aşamasında ayrıntılı biranlatımda bulunan mağdurun kovuşturma aşamasında anılan beyanlarındandönmesinin sanığı suç ve cezadan kurtarma amacına yönelik olduğu sonucunavarıldığı, hal böyle olunca da mağdurun dosya kapsamı ile uyumluluk gösterensoruşturma aşamasındaki beyanlarının kovuşturma aşamasındaki beyanlarına üstüntutulduğu, aynı nedenlerle sanığın inkâra dayalı savunmasına da itibaredilemeyeceği,
belirtilmiştir.
27. Başvurucu; çelişkili tanık beyanının hükme esas alındığını,SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katılmayı reddederek duruşmada bizzat hazırbulunmayı talep ettiği hâlde usule aykırı bir şekilde yokluğunda duruşmayapıldığını belirterek hükmü temyiz etmiştir.
28. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 01.02.2017 tarihli kararı ilehükmü onamıştır. Kararda; başvurucunun, yaşı küçük olan mağdurun kimliğinigizlemek amacıyla mağdura kıyafet vermesi, başkasına ait nüfus cüzdanı teminetmesi ve sahte otobüs bileti alması şeklindeki eyleminin silahlı terörörgütüne eleman kazandırma organizasyonu içinde yer aldığını gösterdiği,dolayısıyla Mahkemenin başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönündekikabulünün yerinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
29. 02.05.2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
30. Başvurucu, SEGBİS aracılığı ile duruşma yapılmasının savunmaaçısından kendisini zor duruma düşürdüğünü, bu nedenle bu şekilde duruşmayakatılmayı reddettiğini, ilgili mevzuat hükümlerine ve yerleşik içtihada göreesas hakkındaki mütalaanın yüzüne karşı okunması gerektiği hâlde gıyabındaduruşma yapıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
31. Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ninbirçok kararında da belirtildiği üzere sanık olarak yargılanan kişinin hemdinlenme hakkı hem de hakkındaki iddiaların doğruluğunu denetleme ve kendiifadesini herhangi bir şekilde olaya dâhil edilen (mağdur ve tanık gibi) diğerkişilerin ifadeleriyle karşılaştırabilme ihtiyacı dikkate alındığında, adil vehakkaniyete uygun bir ceza yargılamasından bahsedebilmek için sanığın mahkemehuzuruna çıkarılması büyük bir önem taşımaktadır. Zira sanığın duruşmada hazırbulunmaması halinde "bizzat savunma", "tanık sorgulama veyasorgulatma" gibi haklarını kullanması zorlaşmaktadır. Hal böyle olunca dasanığın duruşmada hazır bulunma hakkının güvence altına alınması gerekmektedir.Bu itibarla çoğunluk görüşüne dayalı kararda sanığın duruşmada hazır bulunmasıhakkına ilişkin olarak yapılan ilkesel açıklamalara katılmamak mümkün değildir.
32. Bununla birlikte, kararda da belirtildiği üzere, Anayasa’nın36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamında bulunan duruşmadahazır bulunma hakkı, mutlak olmayıp, durumun gerektirdiği hallerde vekoşullarının varlığı halinde sınırlamalara tabi tutulabilecek nitelikte birhaktır.
33. Bu bağlamda, bir sanığın, hakkındaki yargılamadagerçekleştirilen duruşmalara bizzat mahkemenin duruşma salonuna gelmeksuretiyle katılımı yerine SEGBİS yöntemiyle katılımının öngörülmesi durumunda,bu durumun, “duruşmada hazır bulunma hakkına” yapılmış bir sınırlama olupolmadığının ve sınırlama ise bu sınırlamanın olay bazında Anayasa’ya uygun olupolmadığının tartışılması gerekmektedir.
34. Belirtilen durum, çoğunluk görüşüne dayalı kararda sınırlamaolarak nitelendirilmiştir. Kanaatimizce de bu bir sınırlamadır. Zira duruşmadahazır bulunma hakkının anlam, kapsam ve kişilere sağladığı olanakların önemineilişkin olarak çoğunluk görüşüne dayalı kararda yer verilen ve bizimkatıldığımız gerekçeler nedeniyle, “duruşmada hazır bulunma hakkı” nda olmasıgereken (asıl kural), bir suç isnadı ile yargılanan bir kişinin hakkındakiyargılamada gerçekleştirilen duruşmalara bizzat mahkemenin duruşma salonunagelerek katılımının sağlanmasıdır. Bununla birlikte SEGBİS ve benzeriyöntemlere başvurulması her durumda “duruşmada hazır bulunma hakkı” nın ihlaliolarak yorumlanmamalı, bir başka söyleyişle konuya kategorik olarakyaklaşılmamalı, konu her bir olay bazında, her olayın kendine özgü koşullarınındikkate alınması suretiyle değerlendirilmelidir.
35. AİHM de, sanığın, video konferans yöntemi ile duruşmalarakatılmasının tek başına Sözleşme’ye aykırı olmadığını, ancak her bir davanınkendine özgü koşullarında, bu yöntemin uygulanmasının meşru bir amaçtaşımasının ve uygulanmasına ilişkin koşulların (Sözleşme'nin 6. maddesindeöngörüldüğü şekliyle) savunma hakkına ilişkin gerekliliklerle uyumlu olmasınıngerektiğini belirtmektedir. (Asciutto/İtalya B. No: 35795/02, 27/11/2007)
36. Somut olayda başvurucu, Van 2. Ağır Ceza Mahkemesindegörülen hakkındaki yargılamanın 15.03.2016 tarihli duruşmasına bizzatmahkemenin duruşma salonuna gelerek müdafisi ile birlikte katılmış, aynışekilde katılmak istediğini belirten dilekçeler göndererek, Mahkemece SEGBİSaracılığı ile katılması istenilen ve SEGBİS aracılığı ile gerçekleştirilen(müdafisinin hazır bulunduğu) 14.04.2016 tarihli duruşma ile 12.05.2016 tarihlison duruşmaya ise katılmamış, duruşmalar başvurucunun katılımı olmaksızıngerçekleştirilmiştir.
37. İlgili mevzuatta SEGBİS yönteminin ne olduğu, alt yapısınınnasıl oluşturulduğu, hangi durumlarda uygulanabileceği, bu yönteminkullanılmasına hangi merciin karar vereceği açık bir şekilde düzenlenmiştir.Anılan düzenlemelerde yer alan hükümlere göre, SEGBİS, Ulusal Yargı Ağı BilişimSisteminde (UYAP) ses ve görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği,kaydedildiği ve saklandığı bir bilişim sistemidir. Bu sistem ile ifadesialınanların duruşma salonundakileri görebilme ve söylenenleri duyabilme imkânıbulunduğu gibi yargılama makamı ve duruşmada hazır bulunan diğer kişiler deaynı şekilde ifade alma, beyanda bulunma ve soru yöneltme gibi yargısalişlemleri karşılıklı olarak gerçekleştirebilme imkânına sahip bulunmaktadırlar.
38. SEGBİS yöntemiyle ceza infaz kurumuna veya yargılamamakamının yargı çevresi dışında bulunan kişilerin bir an önce hâkim önüneçıkarılması ve haklarında makul sürede karar verilebilmesi olanağısağlanmaktadır. Ayrıca SEGBİS sisteminin kullanılması suretiyle, ceza infazkurumunda bulunan kişilerin araç ile yargılamayı yürüten mahkeme huzurunagetirilmesine gerek kalmamakta, bu suretle nakiller sırasında meydanagelebilecek kaza veya terör saldırısı gibi ihtimaller bertaraf edilerek meydanagelebilecek zararlar önlenmektedir.
39. Diğer taraftan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göreHâkim veya Mahkeme, zorunlu gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesliiletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurt içinde bulunan sanığınsorgusunu yapabilme veya duruşmalara katılmasına karar verebilme yetkisinesahip bulunmaktadır.
40. Somut olayda başvurucu 15.03.2016 tarihinde yapılan ilkduruşmada tutuklu olarak Mahkeme’nin duruşma salonunda hazır bulunmuş,dosyadaki tüm bilgi ve belgeler yüzüne karşı okunarak, bunlara karşı beyanlarısorulmuş, Mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla savunmasını yapmış, savunmasındakendisine yöneltilen suçlamaları reddetmiştir.
41. Bu arada Adalet Bakanlığı tarafından yapılan birbilgilendirmeye bağlı olarak, başvurucunun barındırılmakta olduğu Ceza İnfazKurumu tarafından aralarında başvurucunun da bulunduğu terör örgütü üyeliğisuçundan yargılanan bazı tutukluların başka bir ceza infaz kurumunanakledilmeleri talep edilmiş, başvurucu da bu kapsamda Ankara Sincan KadınKapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilmiştir. Bir başka söyleyişle başvurucu somutbir güvenlik gerekçesiyle Ankara Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunanakledilmiştir.
42. Başvurucu hakkındaki yargılamanın nakil işleminingerçekleşmesinin ardından yaşanan sürecinde, yargılamayı yapan Mahkemece hemnakil olayının gerekçesini oluşturan güvenlik sorunları (Van il merkezinde veçevresinde meydana gelen terör olayları nedeniyle hem başvurucunun hem de kamugörevlilerinin güvenliğinin tehlikeye düşmesi ihtimali ile Ankara'daki Cezaİnfaz Kurumunda tutuklu bulunan başvurucunun bu ilden Mahkemeye transferi sırasındayaşanabilecek güvenlik sorunları), hem yöneltilen suçlamalara karşı savunmasınıMahkeme’nin duruşma salonunda bizzat yaptığı, hem de dosyada savunma yaptığıkonu dışında başka bir husus bulunmadığı hususları ile sanıkların SEGBİSyöntemi ile duruşmalara katılımlarının sağlanıp savunmalarının alınmasınınilgili mevzuata uygun olduğu gerekçeleriyle, başvurucunun duruşmalara SEGBİSyöntemi ile katılımının sağlanmasına karar verilmiş ve aynı nedenlerlebaşvurucunun bizzat mahkeme salonuna gelerek duruşmalara katılma talebireddedilerek duruşmalara başvurucunun yokluğunda devam edilmiştir.
43. Öte yandan başvurucunun bizzat hazır bulunmadığı ikinci veüçüncü celselerde, müştekinin veya herhangi bir tanığın dinlenmediği,başvurucunun aleyhinde delil olabilecek veya aleyhinde değerlendirilebileceksavunması yapılmamış herhangi bir bilgi veya belge dosyaya girmemiş,duruşmalarda mağdurun talimatla alınan ve soruşturma aşamasındaki ifadesinintersine tamamen sanık (başvurucu) lehine olan ifadesi ile güvenlik kuvvetlerincebaşvurucunun üzerinde ele geçirilen mektubun tercümesine ilişkin bilirkişiraporları okunup, bu belgelere karşı, duruşma salonunda hazır olan başvurucumüdafisine beyanları sorulmuş, Cumhuriyet Savcısı’nın esas hakkındaki mütalaasıalınmıştır. Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, başvurucununbizzat savunmasını yaptığı iddianameden farklı herhangi bir olay ve olguyuiçermediği anlaşılmaktadır. Ayrıca iddianame ile de tutarlılık taşıdığıgörülmektedir. İddianameye karşı da biraz önce belirtildiği üzere başvurucutarafından bizzat duruşma salonunda, birinci celsede savunmada bulunulmuş,Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı ise başvurucu müdafitarafından bizzat Mahkeme salonunda ayrıntılı olarak savunma yapılmıştır.
44. 5271 Sayılı Kanun’un 196.maddesinin (5) numaralı fıkrasında “Hastalık veya disiplin önlemi ya da zorunlu diğernedenlerle yargılamanın yapıldığı yargı çevresi dışındaki bir hastahane veyatutukevine nakledilmiş olan sanığın, sorgusu yapılmış olmak koşuluyla, hazırbulundurulmasına gerek görülmeyen oturumlar için getirilmemesine mahkemecekarar verilebilir.” hükmü yer almaktadır.
45. Somut olayda, başvurucu hakkında gerçekleştirilen veayrıntılarına yukarıda yer verilen yargılama, kendine özgü koşulları dikkatealınarak bir bütünlük içerisinde değerlendirildiğinde, olayda SEGBİS yönteminebaşvurma konusunda ilgili kanun maddesinde belirtilen “zorunlu nedenler”ingerçekleştiğinin mahkeme tarafından yeterli gerekçelerle ortaya konulduğu vebaşvurucuya, dezavantajlı konumda olmayacak şekilde kendisini savunma, duruşmasürecine etkin bir şekilde dâhil olma, duruşma salonundakileri net bir biçimdegörebilme, söylenenleri duyabilme, herhangi bir sınırlamaya maruz kalmadansavunmasını yapabilme ve karşı tarafa soru yöneltebilme ve varsa müdafiyardımından da yararlanma imkânlarının sunulduğu, sunulan bu imkânlarınyargılamanın belli bir aşamasından itibaren başvurucunun kendisi tarafındankullanılmadığı anlaşılmaktadır.
46. Hal böyle olunca olayda başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmadahazır bulunma hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmaktadır.
47. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmadahazır bulunma hakkının ihlal edilmediği kanaatiyle çoğunluk görüşünekatılmadık.
Üye
Kadir ÖZKAYA
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
Üye
Recai AKYEL
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
FARKLI GEREKÇE
1. Mahkemenin Sayın çoğunluğu tarafından başvurucunun adilyargılama kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkını ihlal edildiğine kararverilmiştir. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiçoğunluk kararına duruşmada hazır bulunma güvencesi yönünden değil, esashakkındaki mütalaa tebliğ edilmeden ve esas hakkındaki savunmaya ilişkin haklarhatırlatılmadan sorgudaki savunmaya itibar edilerek karar verilmesi dolayısıylasavunma için yeterli zaman ve kolaylıklardan yararlandırılma güvencesi yönündenihlal kararı verilmesi gerektiği düşüncesiyle farklı gerekçe ile katılıyorum.
2. Olay ve olgular mahkememizin gerekçeli kararında ayrıntılıolarak özetlenmiştir. Bu bağlamda başvurucunun yargılandığı davada ilksavunmasının mahkeme heyeti önünde müdafii ile birlikte yaptıktan sonrabulunduğu Van yargı çevresinden, Van merkezde ve civar illerde terör olaylarınınartması ile Mart ayı itibarıyla ses getirecek firar, ayaklanma ve rehin almagibi eylemlere ilişkin istihbarat bilgilerinin bulunması gerekçesiyle AnkaraSincan Kadın Kapalı Cezaevine nakledildiği anlaşılmaktadır.
3. Bunun üzerine Mahkeme, başvurucunun duruşmaya SEGBİS yoluylakatılımının sağlanmasına karar vermiş ancak başvurucu SEGBİS ile duruşmayakatılmak istemediğine ve bizzat duruşmada hazır bulunmayı talep ettiğine dairdilekçe sunmuştur.
4. Mahkeme 14/4/2016 tarihinde yapılan ikinci duruşma içinbaşvurucunun tutuklu olduğu ceza infaz kurumundaki SEGBİS odasında hazıredilmesi şeklinde bir yönteme başvurmaksızın duruşmayı başvurucunun yokluğundave fakat müdafisinin katılımıyla gerçekleştirmiştir. Başvurucunun hazırbulunmadığı bu duruşmada Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasınısunmuştur. Başvurucu müdafiinin esas hakkındaki savunma yönünden süre talepetmesi üzerine duruşma 12/5/2016 tarihine ertelenmiştir.
5. Mahkemenin anılan duruşma için başvurucunun SEGBİS odasındahazır edilmesi yönündeki talimatına rağmen başvurucu Mahkemeye sunduğu26/4/2016 tarihli dilekçesinde SEGBİS odasında hazır bulunmayacağını veduruşmaya bizzat katılmak istediğini beyan etmiştir.
6. Başvurucunun yargılandığı davadaki 12/5/2016 tarihli bu son duruşmadaMahkeme başvurucunun duruşmada bizzat hazır bulunma talebinin reddine kararvermiştir. Mahkeme bu kararı verirken başvurucunun savunmasının esaslı bölümünüoluşturan sorgusunun birinci celsede Mahkeme huzurunda yapıldığı ve ayrıcabaşvurucunun bizzat duruşmaya getirilmesinin güvenlik sorununa yol açabileceğigerekçelerine dayanmıştır.
7. Mahkeme duruşmada başvurucunun müdafiinin esas hakkındakisavunmasını alarak mahkûmiyet hükmü tesis etmiştir. Böylelikle, yokluğundayapılan bu karar duruşmasında başvurucunun esas hakkındaki savunması alınmadanhüküm verilmiştir.
8. UYAP; teknolojik gelişmeleri kullanarak Adalet Bakanlığımerkez ve taşra teşkilatının, bağlı ve ilgili kuruluşların, adli ve idari tümyargı veya yargı destek birimlerinin donanım veya yazılım olarak içotomasyonunu benzer şekilde bilgi otomasyonun sistemlerini kurmuş kamu kurum vekuruluşları ile dış entegrasyonu sağlayan bir bilişim sistemidir. Elektronikimza alt yapısına uygun olarak geliştirilmiş merkezi bir bilgi sistemi kurulmuşbu sistemde yargı ve yargı destek birimleri arasında fonksiyonel tamentegrasyon sağlanmıştır. Sistemde elektronik imza rolleri bulunan hâkim,savcı, avukat, zabıt kâtibi, vatandaş yetkileri çerçevesinde her türlü bilgibelge sisteme aktarmakta sistemde aktif ve güvenli işleyişi sağlamaktadır. Dahaönce yazışma ve ara kararı gerektiren bilgi ve belgeler e devlet sistemindengüvenli olarak doğrudan temin edilebilmektedir.
9. UYAP ile ilgili kanuni alt yapı başta 5271 sayılı Kanun (CMK)olmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili bütün kanunlara veyönetmeliklere düzenlemeler konularak sağlanmıştır. Bu bağlamda CMK’nın “Elektronik işlemler” kenar başlıklı 38/Amaddesinde UYAP ile ilgili olarak (ayrıntılı hükümler içeren) şu düzenlemeyeyer verilmiştir.
“(1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerindeUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin hertürlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir vesaklanır.
(2) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmaküzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir veher türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.
(3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarakhazırlanması öngörülen her türlü belge ve karar elektronik ortamdadüzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ileimzalanabilir.
(4) Güvenli elektronik imza ile imzalananbelge ve kararlar diğer kişi veya kurumlara elektronik ortamda gönderilir.Güvenli elektronik imza ile imzalanarak gönderilen belge veya kararlar,gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişileregönderilmez.
(5) Elektronik imzalı belgenin elle atılanimzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronikimzalı belge geçerli kabul edilir.
(6) Güvenli elektronik imza ile imzalananbelge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile kanunlarda birden fazla nüshanındüzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz.
(7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarakdüzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili kişilerce taranarak UYAP’a aktarılırve gerektiğinde ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir.
(8) Elektronik ortamdan fiziki örnekçıkartılması gereken hallerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğubelirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişitarafından imzalanır ve mühürlenir.
(9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süregün sonunda biter.
(10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus,tapu, adlî sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla teminedilen bilgi, belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarakistenilmez. UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgelerayrıca zorunlu olmadıkça fiziki ortamda gönderilmez.
(11) Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’tayapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacakyönetmelikle düzenlenir.”
10. CMK’nın 147. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h) bendindeise ifade alma ve sorgu işlemlerinde kaydında teknik imkanlardanyararlanılacağı hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 196. maddesinde de “Sanığın duruşmadan bağışık tutulması”kenar başlığı altında sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğininkullanılması suretiyle sorgusunun ve savunmasının yapılabileceğibelirtilmiştir.
11. SEGBİS ise sistemi ulusal ağı yargı sisteminde ses vegörüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği bir bilişimsistemidir. SEGBİS teknik özellikleri ve donanımı itibariyle UYAP’ta görüntülükayıt yapıldığı takdirde duruşma salonunun bir parçası olarak işlev görmektedir.Sistemde ifade alınırken SEGBİS ile duruşma salonuna bağlanan kişiler duruşmasalonundakileri görmekte duruşmada yapılanları takip edebilmekte konuşulanlarıduyabilmektedir.
12. SEGBİS sistemine ilişkin esas ve usulleri düzenlemekamacıyla çıkarılan ve 29/9/2011 tarihli ve 28060 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü BilişimSisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik’in 9. maddesinde görüntülü ve sesliiletişim tekniğinin kullanılması imkânın varlığı halinde kanunlardaki usulesaslar dairesinde soruşturma veya kovuşturma aşamasındaki yapılan her türlüişlemin SEGBİS ile kayda alınacağı belirtilmiştir. Aynı Yönetmeliğin ceza infazkurumunda bulunanlar başlığı altında ceza infaz kurumunda bulunan kişinin SEGBİSile dinlenebileceği ve bu sistem ile duruşmaya katılabileceği düzenlenmiştir.
13. Öte yandan Anayasa’nın 141. maddesinde son fıkrasında “Davaların az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırması yargının görevidir.” denmektedir. Bunun biryansıması olarak CMK’nın temel yaklaşımı duruşmanın tekliği (tek bir celsedetamamlanması) ilkesidir. UYAP ve SEGBİS sistemi teknik alt yapısı ve sağladığıimkanlar ile bilgi ve belgeye ulaşım kolaylığı göz önüne alındığında tümüyle busistemi sağlamaya yönelik olarak tasarlandığı söylenebilir. Dolayısıyla SEGBİSsistem olarak Anayasa’nın bu kuralına uygun ve kuralla öngörülen meşru amacısağlamaya yönelik olarak işlemektedir.
14. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğindebaşvurucunun duruşmaya SEGBİS yoluyla katılımın sağlanması başlı başına adilyargılanma hakkına aykırı bir durum değildir.
15. Bununla birlikte başvurucunun yargılandığı davada Mahkemebaşvurucunun hazır bulunmadığı duruşmada veya SEGBİS yoluyla da katılımsağlamadığı duruşmada Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasınıalmıştır. Bu mütalaanın duruşmaya katılmamış olan başvurucuya tebliği yoluna dagidilmemiştir. Mahkeme gerek mütalaanın sunulduğu gerekse hükmün verildiğiduruşmalar için başvurucunun ceza infaz kurumundaki SEGBİS odasındaduruşmaların yapıldığı sırada hazır edilmesini sağlamamıştır. Böyleliklebaşvurucunun yokluğunda başvurucu müdafinin yaptığı savunma ve başvurucunun ilksavunması esas alınarak hüküm kurulmuştur.
16. Adil yargılanma hakkının en temel güvencelerinden birikişilerin mahkeme önünde savunmalarını dile getirebilmeleri için zaman vekolaylıklardan yararlanmalarının sağlanmasıdır. Bu çerçevede CMK’nın 147.maddesinde ifade ve sorgunun nasıl yapılacağı ayrıntılı olarak düzenlenmiş;ayrıca susma hakkı yönünden de hükümlere yer verilmiştir. Yine aynı Kanun’un216. maddesinde delillerin tartışılması sırasında esas hakkındaki mütalaayakarşı sanığa savunma yapması için söz verileceği belirtilmiştir.
17. Somut olayda başvurucunun, Mahkemenin kendisini SEGBİSyoluyla duruşmada hazır etme talebini kabul etmediği ve SEGBİS odasınaçıkmadığı, bunun üzerine Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasıbaşvurucuya tebliğ edilmeden, başvurucunun ilk savunmasını Mahkeme önündeyapması yeterli görülerek ve yalnızca müdafiinin esas hakkındaki savunmasıalınarak hüküm verildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda Mahkemenin esashakkındaki mütalaayı başvurucuya tebliğ etme, sonrasında CMK’nın 147. vedevamındaki maddelerinde yer alan hakları da hatırlatılarak savunma için süreverme, buna rağmen savunma yapmadığı takdirde anılan maddedeki susma hakkınıhatırlatarak savunma yapmadığı taktirde bu hakkını kullanmış varsayacağınıbaşvurucuya tebliğ etme gibi alternatif bazı yolları kullanmayıdeğerlendirmeden başvurucunun esas hakkındaki savunmasını almaksızın hükümtesis etmesi savunma hakkı bağlamında önemli bir kısıtlamaya sebebiyetvermiştir.
18. Bu bağlamda CMK’nın 147. ve 216. maddelerinde düzenlenenhakları kullanma yetkisinin ceza yargılamalarında bizzat yargılanan kişiye(sanığa) ait olduğu göz ardı edilmemelidir. Bu durumda başvurucunun duruşmadabizzat hazır bulunma talebi Mahkemece reddedildikten sonra SEGBİS odasındahazır edilmesinin sağlanması veya en azından bu durumun ve davanınbitirileceğinin başvurucuya bildirilmesi de Mahkemece uygulanabilecekyöntemlerden biri iken bu yönde bir girişimde de bulunulmamıştır. Böyle biryöntemden sarfınazar edilmesi başvurucunun duruşma günü mahkemede bizzat hazıredilme talebinin reddedildiğinden haberdar olmaksızın ve esas hakkındakisavunmasını SEGBİS yoluyla da olsa Mahkemeye sunmasına imkân tanımaksızındavanın hükme bağlanmasına neden olmuştur.
19. Bu nedenlerle somut olayın koşullarında başvurucunun adilyargılanma hakkının esas hakkındaki savunma yönünden savunma için yeterli zamanve kolaylıklardan yararlandırılmaması nedeniyle ihlal edildiği görüşündeyim.Dolayısıyla sayın çoğunluğun adil yargılanma hakkının başvurucunun SEGBİSyoluyla dinlenilmeye çalışılmasından kaynaklı olarak duruşmada hazır bulunmagüvencesi bağlamında ihlal edildiği yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Üye
Selahaddin MENTEŞ