TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SELAHATTİN KAYAALP BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/77848)
Karar Tarihi: 26/9/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Selahattin KAYAALP
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; hâkim olan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapılması, sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkimilkelerine aykırı olması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının,gözaltı ve tutukluluk süreçlerindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötü muameleyasağının, arama ve elkoyma kararı nedeniyle özelhayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının, mal varlığına tedbir konulmasınedeniyle mülkiyet hakkının; savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle adilyargılanma hakkının, ihraç kararı nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/11/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Danıştay tetkik hâkimi olarak görev yapmıştır.
9. Darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başvurucu hakkında FETÖ/PDY'nin hiyerarşikyapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır.
10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 19/7/2016tarihli kararı ile başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiş ve24/8/2016 tarihinde başvurucu meslekten ihraç edilmiştir.
11. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ankara 1.Sulh Ceza Hâkimliği 19/7/2016 tarihinde, başvurucu hakkında yürütülensoruşturmaya ilişkin olarak müdafinin ve tarafların dosya içeriğiniincelemesinin veya belgelerden örnek almasının soruşturmanın amacını tehlikeyedüşürebileceği gerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 153. maddesi uyarınca kısıtlanmasına,yakalanan kişinin veya şüphelilerin ifadelerini içeren tutanak ile bilirkişiraporları ve adı geçenlerin hazır bulunmaya yetkili oldukları diğer adliişlemlere ilişkin tutanakların kısıtlama kararından ayrı tutulmasına kararvermiştir.
12. 21/7/2016 tarihinde evinde yapılan arama sonundabaşvurucunun bilgisayarlarına, cep telefonuna, SİM kartına ve elektronik imzakartına el konulmuştur. Başvurucu aynı gün gözaltına alınmıştır.
13.Savcılık 22/7/2016 tarihinde müdafiihuzurunda başvurucunun ifadesini almıştır. İfade sırasında, başvurucuyasuçlamalar bildirilmiş ve FETÖ/PDY ile bağlantısı olup olmadığını aydınlatmayayönelik sorular yöneltilmiştir. Bu kapsamda FETÖ/PDY'yeait evlerde ve yurtlarda kalıp kalmadığı, himmet verip vermediği, Bank Asyaya para yatırıp yatırmadığı, bu yapıya ait gazete,dergi vb. yayın aboneliğinin bulunup bulunmadığı, yurt dışı gezilerine katılıpkatılmadığı, Adalet Akademisinde sınıf temsilciliği, Albüm Kurulu üyeliği yapıpyapmadığı, HSYK seçimlerinde görev alıp almadığı, darbe girişimi ile bağlantısıolup olmadığı şeklinde sorular sorulmuştur. Başvurucu, ifadesinde; bu yapıyaait dershanelerin başarılı olduğunu düşündüğü için buralara gittiğini, herhangibir yönlendirme yapılmadığını, üniversitede okurken dayısının oğlu ile birliktekaldığını, hukuk fakültesini ve hâkimliği kendi iradesi doğrultusunda tercihettiğini, hâkimlik sınavına okul arkadaşı olan A.D. ile birlikte bir evdeçalıştığını, evlenince bu evden ayrıldığını, staj döneminde herhangi birsohbete, toplantıya katılmadığını, Adalet Akademisinde bir görevininolmadığını, sınıf arkadaşı olması münasebetiyle eşiyle tanıştığını, Danıştaydaki konum tercih edilen bir konum olmadığından Danıştaya gitmek için ayrı bir çaba göstermediğini,herhangi bir referansa da ihtiyaç duymadığını, Danıştaydagörev yaptığı sürece yurt içi veya yurt dışında herhangi bir geziyekatılmadığını, bu yapıyla bağlantılı bir banka ya da finans kuruluşu ile işlemyapmadığını, bu yapıya herhangi bir yardımda bulunmadığını, HSYK seçimlerindeherhangi bir görev almadığını, darbe teşebbüsüyle herhangi bir bağlantısınınolmadığını beyan etmiştir.
14. Başvurucu 22/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Ankara6. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Tutuklamaya sevk yazısında,başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu belirtilmiştir.
15. Başvurucu, Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/7/2016tarihli kararıyla silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır.Tutuklama kararının gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelilerin (başvurucuyla birliktetoplam beş şüpheli) üzerlerine atılı bulunan silahlı terör örgütüne üye olmasuçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerinbulunması, gelinen soruşturma aşaması itibariyle delillerin henüz tamamentoplanmamış bulunması, şüphelilerin eylemlerinin sabit olması halinde kanundaöngörülen cezanın alt ve üst sınırları dikkate alındığında şüphelilerin kaçmave delilleri karartma ihtimallerinin mevcut olması veaçıklanannedenlerle adli kontrol uygulamasının da yetersiz kalacağı, şüphelilerinüzerlerine atılı suçun CMK 100/3 maddesi hükmündeki suçlardan olması dadeğerlendirilerek CMK’nun 100. maddesi ile ilgilidüzenlemeler ile AİHS 5. maddesindeki tutuklama şartları kapsamında isnatolunan suç ile orantılı olarak tedbir kapsamında şüphelilerin CMK.nun 101 maddeleri uyarınca ayrı ayrıtutuklanmalarına... [karar verildi.]"
16. Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliği 10/10/2016 tarihindebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Bu karar başvurucuya31/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucu, anılan karara itiraz etmesine rağmen itirazınacevap verilmediğini belirterek 18/11/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 6/3/2018 tarihliiddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır.
19. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yeraldığı ileri sürülmüştür. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular şöyleözetlenebilir:
- HTS analiz raporunda, başvurucunun FETÖ/PDY'yeüye oldukları isnadı ile soruşturulan diğer şüpheliler, terör örgütü ileirtibatlı kurum ve kuruluşlar, yabancı şahıslar ile görüşmeler yaptığıbelirtilmiştir.
-Emniyet Genel Müdürlüğünce düzenlenen 15/5/2017 tarihli ByLock tespitve değerlendirme tutanağında, başvurucunun 28/8/2014 tarihinde ByLockuygulamasını kullandığı belirtilmiş; UYAP kayıtlarına göre de hattınbaşvurucuya ait olduğu ifade edilmiştir.
- R.Ü. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2016/104109sayılı soruşturma kapsamında şüpheli sıfatı ile alınan 9/9/2016 tarihliifadesinde; başvurucunun örgüt mensubu olduğunu, Çankaya bölgesi grubunda yeraldığını, bu grupta yer alan kişilerin yargı mensuplarının çocuklarının FETÖ/PDY'ye ait evlerdeki eğitimleriyle ilgilendiğinibelirtmiştir.
- U.E. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2016/104109sayılı soruşturma kapsamında şüpheli sıfatı ile alınan 18/10/2016 tarihliifadesinde, başvurucunun örgüt mensubu olduğunubeyanetmiştir.
- H.E. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2016/103606sayılı soruşturma kapsamında şüpheli sıfatı ile alınan 8/12/2016 tarihli ifadesinde,başvurucunun örgütmensubu olduğunubeyan etmiştir.
-M.A. HSYK müfettişlerince tanık sıfatı ile alınan 26/7/2016tarihli beyanında; başvurucunun örgüt mensubu olduğunu, adli hâkimlikmülakatında referans olması için başvurucunun yanına gittiğini, konuşmalarısırasında başvurucunun Yargıtay üyelerinin çocuklarının eğitim takibini yapankişilerden sorumlu olduğunu söylediğini ileri sürmüştür.
20. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi 22/3/2018 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve başvurucu hakkındaki yargılama,Mahkemenin E.2018/221 sayılı dosyası üzerinden başlamıştır.
21. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 25/4/2018 tarihinde,başvurucunun Kamu Personeli Seçme Sınavı sorularını önceden temin ettiğiiddiasıyla silahlı terör örgütüne üye olma, resmî belgede sahtecilik, kamukurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçlarından cezalandırılmasıistemiyle Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır. Bu dava,Mahkemenin E.2018/56 sayılı dosyasında görülmeye başlanmıştır.
22. Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi 13/9/2018 tarihli kararıylaE.2018/221 sayılı dava dosyasının Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2018/56sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir.
23. Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi de 26/9/2018 tarihlikararıyla E.2018/56 sayılı dava dosyasının Ankara 13. Ağır Ceza MahkemesininE.2018/221 sayılı dava dosyasıyla birleştirilmesine karar vermiştir.
24. Birleştirme konusunda uyuşmazlık çıkması üzerine AnkaraBölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi 7/11/2018 tarihli kararıyla Ankara 29.Ağır Ceza Mahkemesinin 26/9/2018 tarihli kararının kaldırılmasına ve yargılamanın Ankara 29. Ağır CezaMahkemesinin E.2018/56 sayılı dosyası üzerinden yürütülmesine kesin olarakkarar vermiştir. Bu dava daha sonra Mahkemenin E.2018/1484 sayılı dosyasınakaydedilmiştir.
25. Ankara 29. Ağır Ceza Mahkemesi 27/3/2019 tarihindebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 hapis cezası ilecezalandırılmasına diğer suçlardan beraatine kararvermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucunun hükümle birlikte tahliyesine kararvermiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Mahkememizce yapılan yargılama neticesindede, her ne kadar sanığın, kendisini alacağı cezadan kurtarmaya matuf olarakaşamalarda inkar etse de, silahlı terör örgütü üyelerinin kendi aralarındailetişim amaçlı kullandıkları Bylock isimli şifrelive gizli mesajlaşma ve iletişim yazılımını28/8/2014 tarihinden itibaren ...Numaralı, ... IMEİ numaralı cihaz üzerinden 28/8/2014 tarihinden itibarenkullandığının tespit edildiği, sanığın getirtilen CGNAT kayıtlarından Bylock programının kullandığı hedef IP numaralarına 725 kezbağlantı kayıtlarının tespit edildiği, ID numarasının..., kullanıcı adının ..., şifresinin ... olduğu ,ayrıca sanığın yapıya aityüksek yargı mensuplarının çocuklarıyla ilgilenen eğitim biriminden sorumlukişilerden biri olduğu yönündeki tanık beyanlarının duyum ve kanaatlerdenibaret olmadığı sanığın faaliyetlerine ilişkinolarakyer zaman somut olay şeklinde birbirleriyle uyumlu beyanlar içerdiği,dolayısıyla örgütün amaçları doğrultusunda örgüt lehine faaliyetlerdebulunduğu, bu yöndeki tespit edilen eylemlerin sanığın silahlı örgütün kuruluşamaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek ve örgütün kullanmış olduğuşifreli haberleşme programını da bu doğrultuda kullanarak gönüllü olarak örgüthiyerarşisi içerisinde olmayı tercih etmek suretiyle, örgütün yapısına dahil olduğuna,FETÖ/PDY nin amaç ve ilkelerini gerçekleştirebilmekamacıyla örgüt stratejisini benimsendiğine dair kesin delil teşkil ettiği ve buyöndeki iddia ile tereddütsüz olarak örtüştüğü, bu haliyle sanığın eylemininsübut bulduğu, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre sanığın üzerineatılı eylemi gerçekleştirdiği kanaatine varılmakla, sanığın bu eylem nedeniylekendisini alacağı cezadan kurtarmaya matuf bulunan savunmasına itibaredilmeyerek, suçun işleniş biçimi, sanığın kusurunun ağırlığı, güttüğü amaç vesaik ve eylem yoğunluğu dikkate alındığında alt hadden ayrılınmasıgerektiği anlaşılmış sabit olan eylemine uyan TCK nın314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK nın 58/9, 53, 63.maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir."
26. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup istinafincelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
27. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
28. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
29. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenarbaşlıklı 314. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır.
(2)Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapiscezası verilir."
30. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Terör tanımı" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Terör; cebir ve şiddet kullanarak;baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerinden biriyle,Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik,ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünübozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devletotoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak vehürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veyagenel sağlığı bozmak amacıyla bir örgüte mensup kişi veya kişiler tarafındangirişilecek her türlü suç teşkil eden eylemlerdir."
31.3713 sayılı Kanun'un "Terörsuçlusu" kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:
"Birinci maddede belirlenen amaçlaraulaşmak için meydana getirilmiş örgütlerin mensubu olup da,bu amaçlar doğrultusunda diğerleri ile beraber veya tek başına suç işleyen veyaamaçlanan suçu işlemese dahi örgütlerin mensubu olan kişi terör suçlusudur.
Terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adınasuç işleyenler de terör suçlusu sayılır."
32. 3713 sayılı Kanun'un "Terörsuçları" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birincifıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."
33. 3713 sayılı Kanun'un "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncümaddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarakhükmolunur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın tutuklandığını,tutuklama kararında herhangi bir delil ortaya konulamadığını, tutuklamanedenlerinin bulunmadığını, adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağınınaçıklanmadığını, bu şekildeki bir tutuklama tedbirinin masumiyet karinesineaykırı olduğunu, tutuklama ve tutukluluğun devamı kararlarının gerekçesizolduğunu, tutuklama dolayısıyla maaşının yarısının kesildiğini, tutuklamayakonu suçlamanın manevi varlığına zarar verdiğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği, adil yargılanma, mülkiyet, maddi, manevi varlığın korunması vegeliştirilmesi haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
36.Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin görüş bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
37. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
38. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013 § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarınıntutuklamanın hukukiliğine ilişkin olduğu değerlendirilmiştir. Bu nedenle anılanşikâyetlerin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişihürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
40. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması" kenarbaşlıklı 15. maddesi şöyledir:
"Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veyaolağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâledilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerinkullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasadaöngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelenölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğünedokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamazve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğumahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz."
41. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme, Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 187-191). Mahkeme ayrıca 15 Temmuz darbeteşebbüsü sonrasında olağanüstü hâl ilanına dair usule ilişkin süreçlertamamlanıncaya kadar kamu otoritelerinin aldığı tedbir ve önlemlerin temel hakve özgürlükler üzerindeki etkisinin de Anayasa'nın 15. maddesi kapsamındaincelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 241).
42. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır (bkz. §§ 16, 23).Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılanolaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
43. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genel İlkeler
44.Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacakgenel ilkeler için bkz. Özcan Güney(B. No: 2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62) başvurusu hakkında verilen karar.
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
45.Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
46. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
47. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
48. Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında suçşüphesinin varlığına ilişkin olarak dosyada somut delillerin olduğubelirtilmiştir.
49. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede başvurucununFETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir. İddianamede ayrıcabaşvurucunun FETÖ/PDY üyesi olduğuna yönelik tanık ifadelerine de yerverilmiştir.
50. Anayasa Mahkemesi AydınYavuz ve diğerleri kararında ByLock uygulamasının soruşturma vekovuşturma mercilerince tespit edilen kurumsalve ticari mahiyetinin olmaması, uygulama üzerinden yapılan iletişiminçözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ/PDY unsurlarına ait örgütseltemas ve faaliyetlere ilişkin olması, uygulamayla ilişkili İnternet kaynaklıyayınların çoğunlukla sahte hesaplar üzerinden yapılması ve burada FETÖ/PDYlehine paylaşımlarda bulunulması, büyük bir kullanıcı kitlesine sahipuygulamanın 15 Temmuz darbe teşebbüsü öncesinde diğer kişilerce bilinmemesi,kullanıcılarının belirlenmesini önlemeye yönelik olağan dışı işleyişinin veşifreleme sisteminin bulunması, kullanımın ancak diğer bir kullanıcınınonaylamasıyla mümkün hâle gelmesi ve bu yönüyle hücre tipi örgütlenmeyeelverişli olması, haberleşme içeriğinin belirli bir süre sonra otomatik olarakkendiliğinden silinmesi gibi özellikleri (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 106) gözönünealındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzereelektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDYile olan ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğinibelirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 267). Buna göre soruşturma makamlarınca veya tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınve/veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlara yüklemesinin somut olayınkoşullarına göre suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleriitibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez.
51. Öte yandan soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ifadelerialınan tanıkların başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve buyapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarda bulundukları görülmektedir. Buitibarla başvurucu yönünden suç şüphesini doğrulayan tanık beyanlarınınkuvvetli belirti olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim AnayasaMahkemesi, Selçuk Özdemirkararında; FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan bazı şüphelilerin ifadelerinde hâkimolarak görev yapmakta olan başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatının olduğuna ve buyapılanmaya mensup olduğuna yönelik anlatımlarını başvurucu yönünden suçşüphesini doğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (Selçuk Özdemir, § 75; benzer niteliktekitanık beyanlarının kuvvetli belirti olarak kabul edildiği bir diğer karar içinbkz. Metin Evecen, B. No:2017/744, 4/4/2018, § 58).
52. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar göz ardıedilmemelidir.
53. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arzettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 15-19, 26), darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelindebinlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki onbinlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerdekamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkiliolmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivediliklesoruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusuolaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (aynı yöndeki değerlendirmeleriçin bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 271; Selçuk Özdemir,§ 78).
54. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum vekuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi veciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgiliolarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurtdışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndekideğerlendirmeler için Aydın Yavuz vediğerleri, § 272; Selçuk Özdemir,§79).
55. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup (bkz. §§ 28, 31) isnat edilen suça ilişkinolarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret edendurumlardan biridir (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 29; Gülser Yıldırım (2), [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
56. Somut olayda Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan katalog suçlar arasında olmasına, soruşturma aşaması itibarıyladelillerin henüz tamamen toplanmamış bulunmasına, kanunda öngörülen cezanın altve üst sınırları dikkate alındığında kaçma ve delilleri karartma ihtimalininmevcut olmasınadayanıldığı görülmektedir (bkz. § 15).
57. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 6. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesine yönelen tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.
58. Öte yandan başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
59. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiylebağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı veniteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik,hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallıkatfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkatealındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor vekarmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 350).
60. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarakgerekli olmadığı sonucunavarılması için herhangi bir nedenin bulunmadığı değerlendirilmiştir.
61. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
62. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
63. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin bu hakka dair Anayasa'da (13. ve 19. maddelerde)yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden Anayasa'nın 15.maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerekbulunmamaktadır.
2. Sulh CezaHâkimliklerinin Doğal Hâkim, Bağımsız ve Tarafsız Hâkim İlkelerine AykırıOlduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
64. Başvurucu; tutukluluğuna ilişkin karar veren sulh cezahâkimliklerinin doğal hâkimilkesine aykırı olduğunu ve tarafsız ve bağımsız bir mahkeme niteliğinde bulunmadığını,bu hâkimliklerin kapalı devre sistemiyle çalıştıklarını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
65. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
66. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkimgüvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları vetutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (diğerleri arasından bkz. Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§64-78, 94-97).
67. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun sulh cezahâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsız hâkim ilkelerine aykırıolduğu iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
69. Başvurucu; soruşturma süresince tüm tutuklulukincelemelerinin dosya üzerinden yapıldığını, bu incelemelerde duruşmayapılmadığını ve dinlenilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. ve 36.maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
70. Bakanlık, görüşünü sunduğu tarih itibarıyla tutukluluğunduruşmasız olarak incelendiği sürenin (2 ay 18 gün) olağanüstü hâlin şartlarıda dikkate alındığında makul olduğunu belirtmiştir.
b. Değerlendirme
71. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§16, 17).
72. Anayasa Mahkemesi, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin başvurular bakımından bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla kişi hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış ise-ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkilibir hukuk yolu olduğunu kabul etmiştir (SalihSönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 166-177).
73. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 7/6/2018tarihinde mahkeme önüne çıkarılan başvurucunun tutukluluk incelemelerininhâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası, 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyiaştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillikniteliği ile bağdaşmamaktadır.
74. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketmeden bireysel başvuru yaptığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
75. Başvurucu; yeterli havalandırma bulunmayan bir ortamda çoksayıda kişiyle birlikte gözaltında tutulduğunu, bu sürede yeterli beslenmeimkânının kendisine verilmediğini, beton üzerinde yatmak zorunda bırakıldığını,hakaretlere maruz kaldığını, ters kelepçe takılarak adliyeye getirildiğini veuzun süre aç, susuz ve yorgun bir şekilde adliyede bekletildiğini, bu şekildesorgusunun yapıldığını belirterek kötü muamele yasağının ve masumiyetkarinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
76.Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
77. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, gözaltı ve devamında bazı uygulamalarnedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıylabaşvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 17. maddesi çerçevesindekötü muamele yasağı kapsamında incelenmesi gerekir.
78. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
79. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
80. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
81. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele iddialarınailişkin olarak başvurucu, genel olarak gözaltında iken kamu görevlileritarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltıkoşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdekiiddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andanitibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçiolduğu görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 249).
82. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini,çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
83. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
84. Başvurucu; tarafına atanan müdafinin 5 ay boyunca kendisiylegörüşmeye gelmediğini, etkili bir hukuki yardım alamadığını, hapishanede kitapsınırlamasının bulunması ile kendisine bilgisayar verilmemesinin savunmasınıyapmasını zorlaştırdığını, gizlilik kararı nedeniyle dosyaya sunulan kanıtlarhakkında bilgi sahibi olamadığını, bu durumun silahların eşitliği ve çelişmeliyargılama ilkesine aykırı olduğunu, savunma yapma imkânının kısıtlandığınıbelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
85.Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
86. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
87. Somut olayda başvurucu, soruşturma süreci devam ederkenbireysel başvuruda bulunmuş; sonrasında hakkında kamu davası açılmıştır.Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıylabaşvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir. Başvurucununbaşvuru formunda dile getirdiği bu tür şikâyetlerini yargılamada ve sonrasındaistinaf, temyiz aşamalarında ileri sürebilme, bu aşamalarda inceletme imkânıbulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama ve istinaf, temyizsüreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerininbaşvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
88. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. İhraç Kararına İlişkinŞikâyetler
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
89. Başvurucu; kanun hükmünde kararname ile ihraç edilirkenadının internet sitelerinde ve Resmî Gazete'deyayımlanması nedeniyle hakkında bir yargılama yapılmaksızın terör örgütümensubu olarak gösterildiğini, ihraç edilmesi nedeniyle maaşının tamamenkesildiğini belirterek masumiyet karinesine ve mülkiyet hakkına aykırı hareketedildiğini ileri sürmüştür.
90. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
91. Başvurucunun 9/1/2017 tarihinde, aynı konuya ilişkin ilerisürdüğü ihlal iddiaları ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu, Birinci Bölüm Birinci Komisyonun 24/7/2017 tarihli ve2017/8558 başvuru numaralı kararıyla başvurunun bu yönüyle kabul edilemezolduğuna kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
92. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrer başvuru niteliğinde olmasınedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
E. Özel Hayata Saygı veKonut Dokunulmazlığı Haklarının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Arama Kararı Yönünden
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
93. Başvurucu; savcı olmaksızın evinde, işyerinde aramayapıldığını, bu şekilde yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğunu belirtereközel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
94.Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin görüş bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
95. Anayasa Mahkemesi HülyaKar (B. No: 2015/20360, 27/2/2019) kararında, koruma tedbirlerininmaddi hakları ihlal ettiği iddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılmasıgereken denetimin sınırlarını çizmiştir. Koruma tedbirine karar verenmakamların tedbir uygulanmasının gerekliliğine dair daha iyi değerlendirmeyapabilecek konumda olmaları nedeniyle geniş takdir yetkisine sahip olduklarıkabul edilmiştir. Bu doğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılanzararın kaçınılmaz olandan ağır sonuçlara yol açtığının veya keyfîuygulandığının ilk bakışta anlaşılacak kadar açık olduğu hâllerde esas yönündendaha ileri bir değerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler içinbkz. Hülya Kar, §§21-46).
96. Somut olayda soruşturma mercii tarafından verilmiş aramakararına dayanılarak başvurucunun konutunda ve işyerinde arama yapılmıştır.Başvurucu bu tedbir nedeniyle özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin, suçdelillerini elde etme amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
97. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir ve kesin birhukuki düzenlemeye dayanmakta olup başvurucuya da itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır. Süregelen koruma tedbirinindurumun gerektirdiğinden daha uzun sürdüğü veya hedeflenen amaca ulaşmakbakımından açıkça elverişsiz olduğu değerlendirilmemiştir.
98. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
99. Başvurunun özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığıhaklarına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olması nedeniyle diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun bulunması gerektiğideğerlendirilmiştir.
2. Elkoyma Kararı Yönünden
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
100. Başvurucu; hukuka aykırı bir şekilde elkoymaişlemi yapıldığını, elkoyma işlemi sırasında dijitalmateryallerden imaj alma işlemi yapılmadığını, kopyasının kendisineverilmediğini ileri sürmüştür.
101. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin görüşbildirmemiştir.
b. Değerlendirme
102. Somut olayda başvurucunun dijital materyallerine 5271sayılı Kanun'un 134. maddesi kapsamında el konulmuştur. Bu elkoymaişleminin hukukiliği ve kesin sonuçları derece mahkemeleri tarafından yapılacakyargılama sonucunda ortaya çıkacaktır. Öte yandan el konulan dijitalmateryaller ve cep telefonlarının incelenmesi tamamlandıktan başvurucuya iadeedilmesi mümkün olacaktır. Son olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (j) bendinde "Eşyasınaveya diğer malvarlığı değerlerine, koşulları oluşmadığı halde elkonulan veya korunması için gerekli tedbirler alınmayanya da eşyası veya diğer malvarlığı değerleri amaç dışı kullanılan veyazamanında geri verilmeyen" kişilerin uğramış olduğu maddizararları isteyebileceği belirtilmiştir. Başvurucunun yargılama sonunda elkoyma nedeniyle uğradığı zararları bu tazminat yolunabaşvurmak suretiyle tazmin edebilmesi de mümkün olacaktır. Dolayısıyla başvurununhukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yollar tüketilmeksizin yapıldığıanlaşılmaktadır.
103. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
F. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
104. Başvurucu, soruşturma kapsamında mal varlığına tedbirkonulduğunu belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
105. Bakanlık, başvurunun bu kısmına ilişkin görüşbildirmemiştir.
2. Değerlendirme
106. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
107. Başvurucu, mal varlığına tedbir konulduğunu ileri sürmüşancak buna ilişkin herhangi bir belge sunmamıştır. Dolayısıyla söz konusuiddianın temellendirilememiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.
108. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkim, bağımsız ve tarafsızhâkim ilkelerine aykırı olduğuna ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. İhraç kararına ilişkin iddiaların mükerrer başvuruniteliğinde olması nedeniyle REDDİNE,
7. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlaledildiğine ilişkin iddianın arama kararı yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
8. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarının ihlaledildiğine ilişkin iddianın elkoyma kararı yönünden başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.