TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SELÇUK EMİROĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/5660)
Karar Tarihi: 20/3/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör
:
Abdullah TEKBAŞ
Başvurucu
:
Selçuk EMİROĞLU
Vekili
:
Av.Öztürk TÜRKDOĞAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, ücretli olarakçalıştığı 2006-2009 yılları arasında ücret gelirinden olması gerekenden fazlagelir vergisi tevkifatı yapıldığını belirterek mülkiyet hakkı ve etkili birhukuk yoluna başvurma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 30/7/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış veKomisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, başvurunun karara bağlanması için Bölüm tarafından Bölüm kararıalınması gerekli görüldüğünden, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifadeedildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. 30/3/2006 tarih ve 5479 sayılıGelir Vergisi Kanunu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun, ÖzelTüketim Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanununda Değişiklik Yapılması HakkındaKanun'un 1. maddesiyle 31/12/1960 tarih ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun103. maddesinde yapılan değişiklikle, 1/1/2006 tarihinden itibaren ücretgelirleri ve diğer gelirler bakımından ücret gelirleri lehine farklı vergitarifesi uygulamasından vazgeçilerek, bütün gelirlerin aynı tarifeye tabitutulması uygulamasına geçilmiş ve Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının(1) numaralı bendinde bu değişiklik hükmünün 1/1/2006 tarihinden itibarenyürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
6. 193 sayılı Kanun'un 103.maddesinin kısmen iptali için yapılan başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi,15/10/2009 tarih ve E.2006/95, K.2009/144 sayılı kararıyla 193 sayılı Kanun'un103. maddesinde yer alan "...40.000YTL’den fazlasının 40.000 YTL’si için 9190 YTL..." ifadesindensonra gelen “… fazlası % 35 oranında …”ibaresinin, ücret gelirleri yönünden Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline,iptal hükmünün kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak 6 ay sonrayürürlüğe girmesine karar vermiştir. Karar 8/1/2010 tarihinde Resmî Gazete'deyayımlanmıştır.
7. Bu karar üzerine TBMM, 23/7/2010tarih ve 6009 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun HükmündeKararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesiyle 193 sayılıKanun'un 103. maddesini değiştirerek, ücret gelirleri lehine farklı birtarifeyi kabul etmiş, Kanun'un 62. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindebu değişiklik hükmünün 1/1/2010 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceğibelirtilmiştir.
8. Bu süreçte ücretli olarakçalışmakta olan başvurucu, bu gelişmeler üzerine, 30/12/2011 tarihinde İstanbulBüyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığına hata düzeltme dilekçesi vererek,2007-2009 yılları arasında ücretinden fazladan kesilen gelir vergisinindüzeltme işlemi yapılarak iadesini talep etmiştir.
9. Başvurucu, dilekçesinin süresiiçinde cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine 22/2/2012 tarihli şikâyetdilekçesiyle Maliye Bakanlığına başvurmuş, bu başvuru da süresinde cevapverilmeyerek zımnen reddedilmiştir.
10. Başvurucunun zımnen ret kararınakarşı açtığı dava, İstanbul 4. Vergi Mahkemesinin, 22/10/2012 tarih veE.2012/1141, K.2012/2734 sayılı kararında, düzeltme ve şikâyet yolunabaşvurulabilmesi için Vergi Usul Kanunu'nda tanımlanan türden bir vergi hatasıbulunması gerektiği, uyuşmazlığın, vergi hatası dışında maddi olaylarındeğerlendirilmesi ve irdelenmesini gerektiren bir sorun olarak ortaya çıktığıve yorumu gerektirdiği, davaya ilişkin iddiaların yapılan kesintinin[mükellefin] bilgisine girdiği ödeme üzerine [süresinde] vergi mahkemesindeaçılacak bir davada incelenebilecek nitelikte olduğu gerekçeleriylereddedilmiştir.
11. Başvurucu tarafından temyizedilen bu karar, Danıştay 4. Dairesinin 11/4/2013 tarih ve E.2013/822,K.2013/2265 sayılı kararıyla onanmıştır.
12. Bu karar 8/7/2013 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
B. İlgili Hukuk
13. Anayasa'nın 153. maddesininikinci ve dördüncü fıkraları şöyledir:
"...
Kanun, kanunhükmünde kararname ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunlarınhükümleri iptal kararlarının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğitarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete'de yayımlandığıgünden başlayarak bir yılıgeçemez.
...
İptal kararlarıgeriye yürümez."
14. 193 Sayılı Kanun'un 31/12/2005tarihine kadar uygulanmış olan 103. maddesi şöyledir:
"Gelir vergisine tabi gelirler;
5,000,000,000 liraya kadar %20
12,000,000,000 liranın 5,000,000,000lirası için 1,000,000,000 lira, fazlası %25
24,000,000,000 liranın 12,000,000,000lirası için 2,750,000,000 lira, fazlası %30
60,000,000,000 liranın 24,000,000,000lirası için 6,350,000,000 lira, fazlası %35
120,000,000,000 liranın 60,000,000,000lirası için 18,950,000,000 lira, fazlası %40
120,000,000,000 liradan fazlasının120,000,000,000 lirası için 42,950,000,000 lira, fazlası %45 Oranındavergilendirilir.
Ücret gelirlerininvergilendirilmesinde, yukarıdaki tarifede yer alan vergi oranları beş puanindirilmek suretiyle uygulanır."
15. 193 Sayılı Kanun'un 5479Kanun'un 1. maddesiyle değişik ve 1/1/2006 - 31/12/2009 tarihleri arasındauygulanmış olan 103. maddesi şöyledir:
"Gelir vergisine tabi gelirler;
7.000 YTL'ye kadar % 15
18.000 YTL'nin 7.000 YTL'si için 1.050 YTL,fazlası % 20
40.000 YTL'nin 18.000 YTL'si için 3.250YTL, fazlası % 27
40.000 YTL'den fazlasının 40.000 YTL'siiçin 9.190 YTL, fazlası % 35 oranında vergilendirilir."
16. 193 Sayılı Kanun'un 6009 sayılıKanun'un 3. maddesiyle değişik 1/1/2010 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş vehalen uygulanmakta olan 103. maddesi şöyledir:
"Gelir vergisine tabi gelirler;
8.800 TL’ye kadar % 15
22.000 TL’nin 8.800 TL’si için 1.320TL, fazlası % 20
50.000 TL’nin 22.000 TL’si için 3.960TL (ücret gelirlerinde 76.200 TL'nin 22.000 TL’si için 3.960 TL), fazlası % 27
50.000 TL’den fazlasının 50.000 TL'siiçin 11.520 TL (ücret gelirlerinde 76.200 TL’den fazlasının 76.200 TL’si için18.594 TL), fazlası % 35 oranında vergilendirilir."
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 20/3/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 30/7/2013 tarih ve 2012/5660 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
18. Başvurucu, 2006-2009 yıllarıarasında ücretli olarak çalıştığını, gelir vergisi uygulamasında ücretgelirleri ve diğer gelirlerin vergilendirilmesinde önceden farklı tarifeuygulanmakta iken 1/1/2006 tarihinden itibaren aynı tarifeye geçildiğini, AnayasaMahkemesi tarafından aynı tarife uygulamasının Anayasa'ya aykırı bulunarak 2009yılında ücret gelirlerinin vergilendirilmesi bakımından tarifenin en yüksekoranının iptal edilmesi dolayısıyla kendisinden fazla vergi alındığının ortayaçıktığını, bunun üzerine fazla alınan verginin iadesiiçin tek yol olan hatadüzeltme - şikâyet yoluna başvurduğunu, cevap verilmeyerek zımnen ret kararlarıüzerine açtığı davanın reddedildiğini, gerek idare ve gerekse yargı organlarıtarafından kendisine etkili bir başvuru yolu gösterilmemesi sebebiyle fazlaödediği vergi dolayısıyla ortaya çıkanvergi iadesi alacağına kavuşamadığınıbelirterek, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin, 36.maddesinde tanımlanan hak arama hürriyetinin, 40. maddesinde yer alan devletinişlemlerine karşı başvuru yolları ve sürelerini göstermesi yükümlülüğünün, 73.maddesinde yer alan vergi yükünün adaletli olması gerektiği yönündeki ilkeninve vergi iadesi alacağı doğduğu halde buna kavuşamadığı yönündeki iddialarıbakımından 35. maddede tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş, mahkeme kararlarındaki Anayasa'ya ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine(AİHS) aykırılığın tespit edilmesi, vergi alacağı olarak hesapladığı miktarınfaiziyle birlikte ödenmesi, manevi tazminat ve yargılama giderlerinehükmedilmesi taleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
19. Başvuru formununincelenmesinden, başvurucunun 2006-2009 yılları arasında ücret gelirinden fazlavergi alındığını iddia ettiği görülse de, önceki başvuru yollarında 2007-2009yılları bakımından uyuşmazlık çıkardığı anlaşılmaktadır. Ancak varılansonuçlara etkili olmayacağı anlaşıldığından 2006 yılı bakımından ayrıdeğerlendirme yapılmayacaktır.
20. Bunun yanı sıra başvurucu,başvuru formunda Anayasa'nın 2., 35., 36., 40. ve 73. maddelerinin ihlaledildiğini ileri sürmüşse de, Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki tavsifiile bağlı değildir (B. No: 2013/1586, 18/9/2013, § 17).Başvurucunun idari başvuru ve yargılama sürecine ilişkin iddialarının özü,etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkının ihlali iddiası niteliğindedir. Vergiiadesi alacağına kavuşamadığı yönündeki iddialarının özü ise, açıkçabelirtilmemiş olsa da mülkiyet hakkının ihlali iddiası niteliğinde olup,başvurubu iki hak yönünden değerlendirilmiştir.
1. Mülkiyet HakkıYönünden
21. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“Herkes, Anayasadagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiğiiddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
22. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireyselbaşvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Herkes,Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir.”
23. Belirtilen hükümler uyarınca,bir anayasal hak ihlali iddiasının Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetkisidâhilinde olabilmesi için, başvurucu tarafından dayanılan hakkın Anayasa'dagüvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden olması ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındayer alması, ayrıca başvurucunun ihlal iddiasına temel alınan hakkın kapsamınagiren korunmaya değer bir menfaatinin bulunması gerekir (B. No: 2013/3351,18/9/2013, § 31).
24. Anayasa’nın 35. maddesişöyledir:
“Herkes, mülkiyetve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancakkamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkınınkullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
25. Anayasa’nın 35. maddesikapsamındaki mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri süren başvurucu, böylebir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır(B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26).Bu nedenle, öncelikle başvurucunun, Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca korunmasıgereken mülkiyet hakkı kapsamında bir menfaate sahip olup olmadığı hususunundeğerlendirilmesi gerekir.
26. Bireysel başvuru yolundamülkiyet hakkının ihlali iddiasının ileri sürülebilmesiiçin mülkiyet konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlalsonucunu doğuracak bir müdahalenin bulunması gerekmektedir (Benzer yöndekiAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları için bkz. J.A. Pye (Oxford) Ltd ve J.A. Pye (Oxford) LandLtd/Birleşik Krallık, B. No: 44302/02, 30/8/2007, § 61; Von Maltzan ve Diğerleri/Almanya (k.k.),B. No: 71916/01, 71917/01, 10260/02, 2/3/2005, § 74(c); Kopecký/Slovakya, B. No: 44/912/98,28/9/2004, § 35(c)).
27. Sahip olunan şey kavramı, AİHSve Anayasadaki düzenlenmeler açısından özerk bir kavram olarak ele alınıpdeğerlendirilmektedir. Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmeler gerek AİHM vegerekse Anayasa Mahkemesi tarafından mevzuattan bağımsız olarakdeğerlendirilmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Depalle/Fransa, B. No: 34044/02,29/3/2010, § 62; Anheuser-BuschInc./Portekiz, B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye, B. No: 48939/99,30/11/2004, § 124; Beyeler/İtalya,B. No: 33202/96, 5/1/2000, § 100).
28. Mülkiyet hakkı kapsamında sahipolunan şey, "mevcut bir şey" olabileceğigibi, "malvarlığına ilişkindeğerler" de olabilir. Bu kapsamda alacak hakları da mülkiyethakkı kapsamında değerlendirilebilecektir. Ancak alacak haklarının mülkiyethakkı kapsamında korunabilmesi için, ya bir mahkeme hükmü, hakem kararı, idarikarar gibi bir işlemle "yeterliderecede icra edilebilir kılınmış olması" (Benzer yöndeki AİHMkararları için bkz. Burdov/Rusya,B. No: 59498/00, 7/5/2002, § 28; Moskal/Polonya, B. No: 10373/05, 15/9/2009, §45) ya da en azından bunlarla bağlantılı olarak "meşru bir beklenti"nin bulunması gerekmektedir.Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklenti olmayıp, bir kanun hükmü,yerleşik bir yargısal içtihat veya ayni menfaatle ilgili hukuki bir işlemedayalı beklentidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Kopecký/Slovakya, B. No: 44/912/98,28/9/2004, §§ 45-52; Saghinadze veDiğerleri/Gürcistan, B. No: 18768/05, 27/5/2010, § 103).
29. Yukarıda belirtilen Mahkemeiçtihatları gereği, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürenbaşvurucunun, öncelikle böyle bir hakkının var olduğunu, en azından meşru birbeklenti içinde olduğunu kanıtlaması gerekmektedir.
30. Somut olayda başvurucu,2006-2009 yılları arasında ücret gelirleri ile diğer gelirlerinvergilendirilmesinde aynı tarifenin uygulanmasının Anayasa Mahkemesi tarafındanAnayasa'ya aykırı bulunması ve tarifenin "...40.000YTL’den fazlasının 40.000 YTL’si için 9190 YTL..." ifadesindensonra gelen “… fazlası % 35 oranında …” ibaresinin,ücret gelirleri bakımından iptal edilmesi dolayısıyla, 2006-2009 yıllarıarasındaki ücret gelirlerine uygulanan tarifenin hukuka aykırılığının ortayaçıktığını ve kendisinden fazla vergi alınması suretiyle mülkiyet hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
31. Başvurucunun iddialarının,kendisinden fazla vergi alınması suretiylemülkiyet hakkının ihlal edildiği,fazladan alınan kısmın iade edilmesi gerektiği, dolayısıyla bir alacak hakkınınbulunduğu yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mülkiyet hakkı ihlaliiddiasının değerlendirilebilmesi için öncelikle mülkiyet hakkı kapsamındadeğerlendirilebilecek bir alacak hakkının mevcudiyetinin tartışılmasıgerekmektedir.
32. 193 sayılı Kanun'un 103.maddesini değiştirerek ücret gelirleriyle diğer gelirlerin aynı tarifeye tabitutulması uygulamasını getiren 5479 sayılı Kanun'un 1. maddesi 1/1/2006 tarihindeyürürlüğe girmiş, Anayasa Mahkemesi tarafından 15/10/2009 tarihinde iptaledilmiş, iptal kararı Resmî Gazete'de 8/1/2010 tarihinde yayımlanmış ve8/7/2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir. İptal üzerine TBMM tarafından çıkarılan6009 sayılı Kanun'un 3. maddesiyle 193 sayılı Kanun'un 103. maddesideğiştirilerek, ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde farklı bir tarifeyegeçilmiş, en yüksek oran olan % 35 oranına tabi ücretler bakımından matrahdilimi tutarı artırılmıştır. Her ne kadar Anayasa Mahkemesi iptal kararınınyürürlük tarihi 8/7/2010 tarihi olsa da, 6009 sayılı Kanun'un 3. maddesiylegetirilen düzenlemenin yürürlük tarihi, vergiye tabi gelirin "yıllık olması ilkesi"ne uygun olarak1/1/2010 tarihi olarak belirlenmiş ve böylelikle Anayasa'ya aykırılık durumu2010 yılı başından itibaren giderilmiştir.
33. Anayasa'nın 153. maddesininikinci fıkrası gereği, Anayasa Mahkemesince iptal edilen kanun hükmü, iptalkararının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte, Anayasa Mahkemesince daha ileribir tarih belirlenmiş ise o tarihte yürürlükten kalkacaktır. Aynı maddenindördüncü fıkrası gereği ise Anayasa Mahkemesi iptal kararları geriyeyürümeyecektir. Dolayısıyla, Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir kanun hükmü,iptal kararının yürürlüğe girdiği tarih itibariyle yürürlükten kalkacak veiptal kararları geriye yürümeyeceği için de, bu kanun hükmüne göre tesisedilmiş işlemler geçerliliklerini sürdüreceklerdir. Nitekim AİHM de, hukukikesinlik ilkesi gereği Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye dönük olarakhaklar tesis etmeyeceğini belirtmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz.H.R./Almanya, B. No: 17750/91,30/6/1992; J.R./Almanya, B. No:22651/93, 18/10/1995; Mika/Avusturya,B. No: 26560/95, 26/6/1996).
34. Bu durumda başvurucunun,2006-2009 yılları arasında kendisinden fazla vergi alındığı ve bunların iadeedilmesi gerektiği yönündeki iddialarına dayanak olarak ileri sürdüğü AnayasaMahkemesi iptal kararı, geçmişe dönük olarak vergi iadesi şeklinde alacak hakkıdoğurucu bir etkiye sahip olmadığı gibi, bu konuda meşru beklenti oluşturmakbakımından da elverişli değildir. Dolayısıyla başvurucuyu, iddia ettiği hakkıelde etme konusunda meşru bir beklentiye sevkedecek bir kanun hükmü veyayerleşik yargısal bir içtihat bulunmadığından, başvurucunun, Anayasa'nın 35.maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlandırılmasımümkün değildir.
35. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesi kapsamına giren korunmaya değer birmenfaatinin bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “konu bakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Etkili Bir HukukYoluna Başvurma Hakkı Yönünden
36. AİHS ve Anayasa'da güvence altınaalınmış etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkının korunabilmesi için, bireyselbaşvuru kapsamında korunan haklardan birinin ihlal edildiğine dair "savunulabilir bir iddia"nın bulunmasıgerekmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Lithgow ve Diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 9006/80; 9262/81; 9263/81; 9265/81; 9266/81; 9313/81; 9405/8, 8/7/1986, §205; Leander/İsveç, B. No:9248/81, 26/3/1987, § 77).
37. Somut olayda başvurucunun,mülkiyet hakkına ilişkin korumadan yararlanabilecek bir menfaatinin bulunmadığı(§ 34), dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin savunulabilirbir iddiasının olmadığı açıktır. Bu durumda başvurucunun Anayasa'nın 40.maddesine düzenlenen etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkı ile ilgilikorumadan yararlandırılması da mümkün değildir.
38. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun bireysel başvuru kapsamında korunan haklarından birinin ihlaledildiğine dair savunulabilir bir iddiasının bulunmadığı anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönündenincelenmeksizin “konu bakımındanyetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle başvurucunun,mülkiyet hakkının ve etkili bir hukuk yoluna başvurma hakkının ihlaliiddialarının "konu bakımından yetkisizlik" nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 20/3/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.