TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SELÇUK ÖZKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/19395)
Karar Tarihi: 26/2/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 21/4/2020-31106
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Selçuk ÖZKAN
Başvurucular Vekili
:
Av. Zeki AKARSU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 6/4/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca 2/9/2019 tarihinde tutuklamanın hukuki olmadığışikâyeti dışındaki iddialar yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş,başvurunun tutuklamanın hukukiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve başvurucunun adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelindeolağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir(Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
10. Yargıtay tetkik hâkimi olarak görev yapmakta olan başvurucu,Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin 10/8/2016 tarihlikararı ile görevden uzaklaştırılmış ve 31/8/2016 tarihinde meslekten ihraçedilmiştir.
11. Görevden uzaklaştırma kararı üzerine başvurucu, FETÖ/PDY'yeyönelik soruşturmalar kapsamında 12/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
12. Başvurucu 16/8/2016 tarihinde Ankara CumhuriyetBaşsavcılığında ifade vermiştir. Başvurucu ifadesinde atılı suçlamayı kabuletmediğini belirtmiştir.
13. Başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terörörgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 16/8/2016 tarihinde başkaşüphelilerle birlikte Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.Tutuklamaya sevk yazısında, başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dairkuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedenininbulunduğu belirtilmiştir.
14. Başvurucunun sorgusu Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince16/8/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazırbulunmuştur. Başvurucu, sorgu sırasındaki ifadesinde kendisine suçlamayailişkin herhangi bir somut delil bildirilmediğini belirtmiş ve tutuksuzyargılanma talebinde bulunmuştur.
15. Başvurucu, Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılansorgusunun ardından 16/8/2016 tarihinde üzerine atılı suçlardan tutuklanmıştır.Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelilerin üzerilerine atılı bulunanterör örgütü üyeliği suçunu işlediklerine dair kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut delillerin bulunması, şüphelilerin akçam ve delillerikarartma ihtimallerinin bulunduğu, bu nedenlerle adli kontrol uygulamasınınyetersiz kalacağı şüphelilere isnat edilen suçun ağır cezayı gerektiren suçüstühalleri gerektiren suç olması nedeni ileCMK 2/1-j ve 2802 sayılı Kanun'un 94.Maddesi ve CMK'nun 100. Maddesi ile ilgili düzenlemelerile AİHS 5. Maddesindekitutuklama şartları kapsamında isnat olunan suç ile orantılı olarak tedbirkapsamında şüphelilerin CMK'nın 101. Maddeleri uyarınca ayrı ayrıtutuklanmasına... [karar verildi.]"
16. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 8/3/2017 tarihinde başvurucu vediğer şüphelilerin sabit ikametgâh sahibi olduğunu, soruşturmanın geldiği aşamave mevcut delil durumu itibarıyla tutuklama tedbirinin devamının artık gereksizolacağını belirterek sulh ceza hâkimliğinden tahliyeleri ile birlikteşüphelilerin yurt dışına çıkışının yasaklanması suretiyle adli kontrol altınaalınmasına karar verilmesi talebinde bulunmuştur.
17. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 8/3/2017 tarihli kararıylaSavcılığın talebi doğrultusunda başvurucu tahliye edilmiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı AnayasalDüzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu'nun talebinin kabulü ileincelenen dosya kapsamına göre şüphelilerin sabit ikametgah sahibi olduğu,soruşturmanın geldiği aşama ve mevcut delil durumu itibariyle tutuklamatedbirinin devamının artık gereksiz olduğu kanaatine varılmakla,şüpheliler...Selçuk Özkan Ankara 9. Sulh Ceza Hakimliği'nin 16/8/2016 tarihlive 2016/122 sorgu sayılı ... tutuklama kararlarının kaldırılmasına,şüphelilerin tahliyesine başka bir suçtan hükümlü veya tutuklu değiller isederhal salıverilmelerine, ancak şüphelilerin üzerine atılı suçun niteliği,hakkında kuvvetli suç süphesinin varlığını gösteren olgular, delillerintamamının toplanmamış olması nazara alındığında şüpheliler hakkında CMK.nun109. maddesi gereğince adli kontrol altına alınmalarına, CMK 109/3-a maddesigereğince şüphelilerin soruşturma sonuçlanıncaya kadar yurt dışına çıkışlarınınyasaklanmasına ... [karar verildi.]"
18. Başvurucu, tahliye edildikten sonra 6/4/2017 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
19. Başvurucu hakkındaki soruşturma bireysel başvurununincelendiği tarih itibarıyla derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
20. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632,23/1/2019, §§ 24-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 26/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
22. Başvurucu; somut bir delil olmaksızın, gerekçesiz birkararla tutuklanmasına karar verildiğini, tutuklama kararında tutuklamanedenlerinin bulunduğunun ve adli kontrol tedbirlerinin neden yetersizkalacağının somut gerekçelerle açıklanmadığını, bu nedenle tutuklanmasınınhukuka aykırı olduğunu belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucuayrıca görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığınıiddia etmiştir.
23. Bakanlık görüşünde, öncelikle 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeki tazminat yolununtüketilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde ayrıca; başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığının Anayasa'nın 15.maddesi kapsamında incelenmesi ve başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı değerlendirilirken tutuklamakararının verildiği andaki genel koşulların gözardı edilmemesi gerektiği, darbeteşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu olabileceği, tutuklama kararınıngerekçesinden başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kuvvetli suçşüphesini gösteren somut delillere dayanıldığının anlaşıldığı, tutuklamaya dairkararlara ilişkin gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfîolduğunun savunulamayacağı belirtilmiştir.
24. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; tazminatyolunun etkili bir yol olmadığını ve tüketilmesi gerekmediğini, Bakanlıkgörüşünün aksine dosyada tutuklanmasını gerektiren bir suç şüphesinin vetutuklama nedenin mevcut olmadığını, dolayısıyla tutuklanmasının hukuka aykırıolduğunu ifade etmiştir.
B. Değerlendirme
25. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
26. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği" kenarbaşlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesişöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun, tutuklamanınhukuki olmadığına yönelik iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerekir.
1. UygulanabilirlikYönünden
28. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 187-191).
29. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyeliği iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi,anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgiliolduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
30. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgilimaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan bubölümdeki iddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
32. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacakgenel ilkeler için bkz. Zafer Özer, B.No: 2016/65239, 9/1/2020, §§ 38-45.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
33. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır.
34. Başvurucu, 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler veSavcılar Kanunu'nda hâkimlerle ilgili olarak öngörülen usule ilişkingüvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayanmahkemece tutuklandığını iddia etmektedir.
35. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsünden sonraki dönemde buteşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu kabul edilen FETÖ/PDY ile bağlantılısuçlardan yürütülen soruşturmalar kapsamında yargı mensupları hakkındauygulanan tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine ilişkin bireysel başvurularıincelediği birçok kararında, başvurucu yargı mensuplarının mesleklerinden veyagörevlerinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandıkları ve bunedenle tutuklamanın kanuni dayanağının bulunmadığı iddialarını incelemiştir.Bu inceleme sonucunda gerek yüksek mahkeme üyeleri gerekse diğer yargımensupları bakımından tutuklamaya konu olaylara ilişkin olarak soruşturmamercilerince veya tutuklamaya karar veren yargı organlarınca isnat edilen vetutuklamaya konu olan suçların kişisel suç olduğu, ayrıca ağır cezayıgerektiren suçüstü hâlinin bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin olgusal vehukuki temellerinin bulunduğu, dolayısıyla tutuklama tedbirlerinin kanunidayanaktan yoksun olduğunun söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır (örnek olarakbkz. Adem Türkel, §§ 52-59; Erdem Doğan, B. No: 2017/25955, 7/3/2019§§ 50-57). Kaldı ki -yüksek mahkeme üyelerinden farklı olarak- hâkim veCumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstühâli bulunmasa da kişisel suçlarına ilişkin olarak soruşturma yürütülmesi içinbir izin şartı bulunmadığı yargısal içtihatlarda belirtilmiştir (Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597,31/10/2019, § 93). Somut başvuruda anılan kararlardan yer alandeğerlendirmelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
36. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun hâkimolması nedeniyle Anayasa veya 2802 sayılı Kanun'dan kaynaklanan güvenceleruygulanmaksızın, kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Buitibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
37. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
38. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının tutuklamaya sevk yazısındave Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında başvurucu yönündenkuvvetli suç şüphesini oluşturan somut olguların bulunduğuna değinilmiş ancakbu somut olguların neler olduğu açıklanmamıştır.
39. Tutuklama kararından anlaşılamamakla birlikte Bakanlıkgörüşünde, başvurucu hakkındaki soruşturmanın HSYK tarafından verilen açığaalma kararı üzerine başladığı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi daha önceverdiği birçok kararda görevden uzaklaştırma veya kamu görevinden ya dameslekten çıkarma şeklindeki idari kararların niteliğini dikkate alarak bukararların verilmesinin karara muhatap olan kişilerin suç işlediklerine dairkuvvetli belirtinin bulunduğu anlamına gelmediği sonucuna varmıştır (örnekolarak bkz. Zafer Özer, §§ 53-57;Mustafa Baldır, B. No:2016/29354, 4/4/2018, § 70; Mustafa Açay,B. No: 2016/66638, 3/7/2019, § 54; E.A.,B. No: 2016/78293, 3/7/2019, § 57; Ali Aktaş,B. No: 2016/14178, 17/7/2019, § 53; MustafaÖzterzi, § 104). Başvurucu hakkındaki görevden uzaklaştırma veyameslekten çıkarma tedbirlerine ilişkin kararlarda başvurucuyla ilgili kişiselbir tespit ve değerlendirme bulunmadığından bunların -tek başına- suçişlendiğine dair kuvvetli bir belirti olarak kabulü mümkün değildir.
40. Ayrıca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 24/1/2019tarihinde gönderilen belgelerde de başvurucunun isnat edilen suçu işlediğinedair kuvvetli belirti niteliğinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
41. Bu itibarla soruşturma belgelerinde yer alan tespit vedeğerlendirmeler kapsamında somut olayda tutuklama için gerekli olan yargımakamlarının denetimini yapabilecek suçişlendiğine dair kuvvetli belirtinin yeterince ortaya konulamadığısonucuna varılmıştır.
42. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunupbulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
43. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetlibelirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirininuygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağandönemde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelereaykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
44. Bununla birlikte anılan tedbirin Anayasa'nın olağanüstüdönemlerde temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını vesınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
4. Anayasa'nın 15.Maddesi Yönünden
45. Anayasa Mahkemesi daha önceki pek çok kararında olağanüstü hâl döneminde Anayasa'nın temelhak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasınıdüzenleyen 15. maddesinin suç işlendiğine dair belirtilerin varlığı ortayakonulmadan gerçekleştirilen tutuklamaları meşru kılmadığına, suç işlendiğinedair belirti olduğu ortaya konulmadan tutuklama tedbirinin uygulanmasınındurumun gerektirdiği ölçüde bir müdahale olmadığına karar vermiştir (Şahin Alpay, GK], B. No: 2016/16092,11/1/2018, §§ 105-110; Mehmet Hasan Altan(2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, §§ 152-157; Turhan Günay [GK], B. No: 2016/50972,11/1/2018, §§ 83-89; Mustafa Baldır,§§ 83-88).
46. Somut olayda bu kararlardan ayrılmayı gerektiren bir yönbulunmamaktadır. Bu nedenle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte değerlendirildiğindede- Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
47. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
5. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
48. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
49. Başvurucu 500.000 TL maddi, 2.500.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
50. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucunavarıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkelerbelirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi, diğer bir kararında ise bu ilkelerlebirlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve budurumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlaledilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
51. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
52. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyleAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmiştir. Başvurucunun 8/3/2017 tarihinde tahliyesine karar verilmiş vebaşvurucunun tutukluluk hâli sona ermiştir.
53. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucunun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahalenedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
54. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi içinbaşvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlalarasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belgesunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.000 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara CumhuriyetBaşsavcılığına (2019/96827 soruşturma sayılı) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE26/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.