TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SELDA DEMİR TAZE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7668)
Karar Tarihi: 10/6/2015
R.G. Tarih- Sayı: 18/09//2015-29479
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
Selda DEMİR TAZE
Vekilleri
:
Av. Mustafa ERDOĞDU
Av. Havva AKDOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, üye olunan sendikanın aldığı karar doğrultusundaiki gün işe gelinmemesi nedeniyle verilen kınama cezasının, toplantı veörgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 28/5/2014 tarihinde Mersin 1. İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurununKomisyona sunulmasına engel bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 24/9/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 13/3/2015 tarihinde başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği,görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 23/3/2015tarihli yazısında, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Mersin ili Tarsus ilçesi Pakize Bayraktarİlkokulunda öğretmen olarak görev yapan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası(EĞİTİM-SEN) üyesi bir kamu görevlisidir.
8. EĞİTİM-SEN Yönetim Kurulunca, İlköğretim ve Eğitim KanunuTasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kuruluna sevk edildiğinde,ülke genelinde, 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde iki günlük iş bırakma eylemiyapılması kararı alınmıştır.
9. Başvurucu hakkında, bahsi geçen tarihlerde işegelmediğinden bahisle disiplin soruşturması açılmıştır.
10. Başvurucu, "28-29Mart 2012 tarihlerinde mazeretsiz olarak göreve gelmediği"gerekçesiyle, Tarsus Kaymakamlığı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından geçmişhizmetleri ve sicil durumları dikkate alınarak aylıktan kesmenin bir alt cezasıolan kınama cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucunun kınama cezasına karşıyaptığı itiraz, Mersin Valiliğince reddedilmiştir.
11. Başvurucunun söz konusu disiplin cezasının iptaliistemiyle açtığı davada, Mersin 2. İdare Mahkemesi, 29/5/2013 tarihli kararıyladisiplin cezası verilmesine ve başvurucunun itirazının reddine dair işlemleriniptaline hükmetmiştir. Mahkeme, anılan Sendikanın kararı doğrultusundabaşvurucunun iş bırakma eylemine katıldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin(AİHM) bu konuda verilmiş ihlal ve tazminat kararları bulunduğunu ve sendikalfaaliyetin mazeret olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek "özürsüz olarak bir veya iki gün görevegelmemek" fiilinin sübuta ermediği sonucuna varmıştır.
12. Davalı idarece itiraz kanun yoluna gidilmesi üzerine,Adana Bölge İdare Mahkemesi 2/12/2013 tarihli kararıyla İlk Derece Mahkemesikararının bozularak kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir. Bölgeİdare Mahkemesinin kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Budurumda, kamu görevlilerinin, ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerininve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması,iyileştirilmesi, geliştirilmesi, bu konulara dikkat çekilmesinin ve kamuoyuoluşturulmasının sağlanması amacıyla ve başka seçeneklerinin bulunmamasıdurumunda üyesi bulundukları sendikaların aldıkları kararlar uyarınca işbırakma eylemlerine katılmaları nedeniyle disiplin cezaları ilecezalandırılmalarının demokratik bir toplumda gerekli olduğundan sözedilemeyeceği anlaşılmakta ise de; uyuşmazlık konusu olayda davacının görevinegelmemesi nedeninin, İlköğretim ve Eğitim Kanunu teklifinin geri çekilmesinisağlamak, TBMM Genel Kurulunda görüşülerek yasalaşmasını engellemek olduğununçekişmesiz olması karşısında dava konusu işlemde hukuka aykırılıkbulunmamaktadır."
13. Başvurucunun karar düzeltme talebi, Adana Bölge İdareMahkemesinin 17/4/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
14. Nihai karar başvurucuya 21/5/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 28/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu’nun “Toplu eylem ve hareketlerdebulunma yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Devletmemurlarının kamu hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarakbirlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipte Devlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılmasıveya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmalarıyasaktır.”
17. 657 sayılı Kanun’un “Disiplincezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenarbaşlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devlet memurlarına verilecek disiplincezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
C - Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesintiyapılmasıdır.
Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil vehaller şunlardır:
…
b) Özürsüz olarak bir veya iki gün görevegelmemek,
…”
18. 657 sayılı Kanun’un 135. maddesi şöyledir:
“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademeilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itirazedilebilir.
İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliğitarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplincezaları kesinleşir.
İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile kararve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarınıvermek zorundadır.
İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirlerikararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamenkaldırabilirler.
Disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunabaşvurulabilir.”
19. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/5/2013 tarihlive E.2009/63, K.2013/1998 sayılı ilâmının ilgili kısmı şöyledir:
“…
Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğusendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003 tarihinde 1 güngöreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesikapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti önem taşımaktadır.
2709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrasında;“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalarkanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile AnayasaMahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkinmilletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konudafarklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Dernekkurma ve toplantı özgürlüğü”nün düzenlendiği 11.maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıcaçıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalarakatılmak haklarına sahip olduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratiktoplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamuemniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi,sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasıamaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu haklarınkullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idaremekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engelolmadığı kuralına yer verilmiştir.
Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009 tarihli, Kaya ve Seyhan - Türkiye kararında(application no. 30946/04);Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, 11/12/2003 tarihinde KESK’inçağrısına uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısınıprotesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle11/12/2003 tarihinde göreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, herne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak içinmeşru grev ya da eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı,öğretmenlere verilen disiplin cezasının “acil bir sosyal ihtiyaca” tekâbül etmediği ve bu nedenle “demokratik bir toplumdagerekli” olmadığı sonucuna varmış, bunun sonucu olarak, bu davada, başvuranlarınAİHS’in 11. maddesi anlamında gösteri yapmaözgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarının orantısız olarak çiğnendiğigerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 11. maddesinin ihlaledildiğine karar vermiştir.
Budurumda, davacının, sendikal faaliyet gereği, 11/12/2003 tarihinde görevegelmeme eyleminin özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiilikapsamında değerlendirilemeyeceği ve sendikal faaliyet kapsamında bir güngöreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulü gerektiğinden, disiplin suçuteşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanun’un 125/C-b maddesiuyarınca aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukukauyarlık bulunmamıştır.
…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 28/5/2014 tarihli ve 2014/7668 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu, üyesi olduğu Sendikanın tüm Türkiye’de yaptığıgöreve gelmeme çağrısına katıldığını, ancak mazeretsiz olarak göreve gelmediğigerekçesiyle hakkında kınama cezası verilmesinin Anayasa’nın 36. maddesinde yeralan hak arama hürriyetine, Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlikhakkına, Anayasa’nın 40. maddesinde yer alan etkili başvuru hakkına ve toplantıve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin diğer anayasal haklara aykırı olduğunu iddiaetmiştir. Başvurucu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11.maddesine ve Avrupa Birliği Temel Hakları Şartı’nın 28. maddesine aykırı olarakcezalandırılması nedeniyle Anayasa’nın 90. maddesinin de ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
22. Başvurucu, Anayasa’nın10., 36., 40. ve 90. maddeleri ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkinanayasal haklarının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
23. Başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerinidile getirme biçimi dikkate alındığında bu şikâyetlerin Anayasa’nın 51. maddesibağlamında incelenmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
24. Başvurucunun, sendikal faaliyete katıldığı gerekçesiylecezalandırılması nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleriaçıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni debulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
25. Başvurucu, olay tarihinde TBMM’de devam etmekte olan İlköğretimve Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması ve Tasarı’nın geriçekilmesini sağlamak amacıyla, üyesi olduğu EĞİTİM-SEN Yönetim Kurulunun 28-29Mart 2012 tarihlerinde tüm Türkiye’de iki günlük işe gelmeme eylemi yapılmasınakarar verdiğini, söz konusu eyleme katılması nedeniyle hakkında disiplin cezasıverilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, AİHM’in daha önce benzer başvurularda ihlal kararıverdiğini, ayrıca Danıştayın da istikrar kazanmışiçtihatlarında sendikal faaliyet kapsamında göreve gelinmemesi fiilinin mazeretolarak kabul edildiğini hatırlatmıştır. Bunlardan başka başvurucu, sendikalfaaliyet çerçevesinde işe gelmeyen sendika üyeleri hakkında disiplin cezasıverilmemesi gerektiğini belirten 1999 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile Milli Eğitim Bakanlığının 2012 tarihli yazısına dadayanmıştır.
26. Başvurucu, iç hukuk ve uluslararası hukukta tanınanhaklara dayanarak, demokratik tepkisini göstermek amacıyla söz konusu etkinliğekatıldığını, kamu görevlilerinin toplu eylem hakkının insan haklarısözleşmeleri, Anayasa ve mahkeme kararları ile kesin biçimde tanındığınıbelirtmiştir. Başvurucu ayrıca Anayasa’nın 2. maddesinde devletin sosyal birhukuk devleti olduğunun, 51. maddesinde çalışanların ve işverenlerin,üyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerinikorumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendika ve üst kuruluşlarkurma ve bu sendikalara üye olarak bu doğrultuda etkinlik yapma hakkınınbulunduğunun, 55. maddesinde çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli birücret elde etmeleri için gerekli tedbirlerin alınacağının ve 65. maddesinde dedevletin sosyal ve ekonomik alanlardaki görevlerini yerine getireceğininvurgulandığına işaret etmiştir.
27. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler ilk olarak18/9/2014 tarihli ve 2013/8463 numaralı TayfunCengiz kararında ortaya konulmuştur. Mahkememiz söz konusuiçtihadında ortaya koyduğu ilkeleri daha sonra istikrarlı olarak devamettirmiştir (bkz. Hasan Çakar, B.No: 2013/8758, 6/1/2015; Elif Kızıl,B. No: 2013/8812, 6/1/2015; Semihat Karakaya, B. No: 2014/941, 6/1/2015; Dilek Kaya Çakır, B. No: 2014/1949,6/1/2015).
28. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerinikorumak için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek biraraya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. “Örgütlenme”kavramının, Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlıolarak ve eşgüdüm içerisinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenmeolarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunluolarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (TayfunCengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30).
29. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı, sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Demokrasilerde böyle bir “örgüt”,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasınıamaçlayan örgütler olan sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak içinkolektif oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olanörgütlenme özgürlüğünün önemli bir parçasıdır (TayfunCengiz, § 31).
30. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendikahakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir arayagelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsızbir hak değil, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarakgörülmektedir (Belçika Ulusal PolisSendikası/Belçika, B.No: 4464/70, 27/10/1975 § 38).
31. Sendika hakkı ve sendikal faaliyetler Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler”bölümünde, 51 ilâ 54. maddelerinde düzenlenmiştir. Sendika kurma veyasendikalara üye olma hakkı ise Anayasa’nın 51. maddesinde yer almaktadır.
32. Anayasa’nın “Sendikakurma hakkı” başlıklı 51. maddesi şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
…
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bualandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğineuygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasiesaslarına aykırı olamaz.”
33. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hakve özgürlükler, benzer güvenceler getiren başta Örgütlenme Özgürlüğü Sözleşmesiile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgili UluslararasıÇalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı ile tamamlanmaktadır.Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak ve özgürlüklerinkapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgili organlar tarafındanyorumlanan güvencelerin de göz önüne alınması gerekir.
34. Anayasa’nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem depozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde,bireylerin ve sendikanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yöneliknegatif yükümlülüğü, 51. maddenin ikinci ilâ altıncı fıkralarında yer alangerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Öte yandan herne kadar sendika hakkının asıl amacı, “bireyi,korunan hakkın kullanılmasında kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşıkorumak ise de, bundan başka, korunan haklardan etkili bir şekilde yararlanmayıgüvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükler de olabilir”(bkz. Wilson, Ulusal Gazeteciler Sendikasıve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve 30678/96, 2/10/2002, § 41).
35. Aslında, devletin pozitif ve negatif yükümlülükleriarasında kesin ayrımlar yapmak her zaman olanaklı değildir. Buna karşındevletin bu iki yükümlülüğüne ilişkin olarak uygulanacak ölçütlerde de birdeğişiklik olmamaktadır. Devletin ister pozitif, isterse de negatif yükümlülüğüsöz konusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışan menfaatleriarasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (bkz. Sorensen ve Rasmussen/Danimarka, B. No: 52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006 § 58). Anayasa Mahkemesi bu adildengenin kurulup kurulmadığına karar verirken, kamu gücünü kullanan organlarınbu alanda belirli bir takdir marjına sahip olduğunu göz önünde bulunduracaktır.
36. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı, Anayasa’da yeralan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 51.maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlamasebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların dabir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmakzorundadır. Bu sebeple sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetimininAnayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa’nın 51.maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (TayfunCengiz, § 38).
37. Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında, başvuru konusuolayda, sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesindeöncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığı ve daha sonra da müdahalenin haklısebeplere dayanıp dayanmadığı değerlendirilecektir.
a. Müdahalenin Mevcudiyeti
38. Başvurucu, ülke çapında yapılan bir sendika eyleminekatıldığı için kendisi hakkında kınama cezası verilmesinin sendika hakkınamüdahale teşkil ettiğini iddia etmektedir. Başvurucunun sendikal faaliyetkapsamında ülke çapında yapılan bir eyleme katılması nedeniyle cezalandırılmasıile başvurucunun sendika hakkına yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
39. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinciilâ altıncı fıkralarında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 13. ve 51. maddelerinin ihlalini teşkiledecektir. Bu nedenle müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen özedokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
40. Yapılan müdahalede, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci,üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan müdahalenin “kanun”la yapılması şartınaaykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılandeğerlendirmeler neticesinde, 657 sayılı Kanun’un “Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı26. maddesi ile “Disiplin cezalarınınçeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı 125.maddesinin “kanunilik” ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
41. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesiiçin bu müdahalenin Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenmillî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genelahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle ve kanunlayapılmış olması gerekir.
42. Başvurucunun mazeretsiz işe gelmemesi nedeniyle verilendisiplin cezasının Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan meşruamaçları hedeflemediği söylenemez.
iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olmave Ölçülülük
43. Başvurucu, AİHM’in, Danıştayın ve derece mahkemelerinin benzer davalardakiiçtihatları ile sendika faaliyetleri çerçevesinde yapılan eylemlere disiplincezası verilmemesine ilişkin 1999 tarihli Başbakanlık Genelgesini ve sendikakararı ile yapılan iş bırakma eyleminin sendikal faaliyet olarak kabul edilmesigerektiği yönündeki Milli Eğitim Bakanlığı HukukMüşavirliğinin görüşünü hatırlatmıştır. Başvurucu, söz konusu kurallar ilemahkeme içtihatları karşısında sendikal faaliyet çerçevesinde iş bırakmaeylemine disiplin cezası uygulanmasının örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğunubelirtmiştir.
44. Sendika hakkı mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalaratabi tutulabilir. Sendika hakkına ilişkin olarak Anayasa’nın 51. maddesininikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların (bkz. § 41), Anayasa’nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir.
45. Anayasa’nın 13. maddesinin ilk hâlinin gerekçesinde, hakve özgürlüklere getirilecek sınırlandırmaların demokratik rejim anlayışınaaykırı olmaması gerektiği hatırlatılmış; Anayasa’nın 3/10/2001 tarihli ve 4709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinin DeğiştirilmesiHakkında Kanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik gerekçesinde iseAnayasa’nın 13. maddesinin Sözleşme’deki ilkelerdoğrultusunda düzenlendiği belirtilmiştir (AbdullahÖcalan, B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 92).
46. 1982 Anayasası’nda belirtilen “demokratik toplum” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratiktoplum” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin bu ölçütünkullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleri arasındaki paralelliği açıkçayansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü veaçık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (benzer yöndeki AİHM kararları için bkz.Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,7/12/1976, § 49; Başkaya veOkçuoğlu/Türkiye, B. No: 23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).
47. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarındademokrasilerin, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimler olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerinözüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplumdüzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak veözgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratiktoplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasaylasınırlandırılabilir (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008). Başka birifadeyle, yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasınıdurduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz hale getiriyorsa veyaölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındaki dengebozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (Abdullah Öcalan, § 94).
48. Genel olarak örgütlenme özgürlüğü ve özel olarak dasendika hakkı Anayasa’da benimsenen temel değerlerden biri olan siyasaldemokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır ve demokratik toplumuntemel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını, meselelerin halkaaçık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesidaha önceki kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirlilik olduğunu vurgulamıştır (AbdullahÖcalan, § 95).
49. Buna göre sendika hakkını kullanan bireyler, çoğulculuk,hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerininkorumasından yararlanırlar. Başka bir deyişle şiddete teşvik etme veyademokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece, sendika hakkıçerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimiyetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi, ifade, örgütlenme vesendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler demokrasiye hizmet edemezve hatta tehlikeye düşürür. Hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik birtoplumda, farklı düşüncelerin sendikal özgürlükler veya başka yollarla dilegetirilmesine imkan tanınmalıdır (Abdullah Öcalan, § 52).
50. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamadadevreye girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır. NitekimAnayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunupbulunmadığını inceler (Abdullah Öcalan,§ 96).
51. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (SebahatTuncel, B. No: 2012/1051, 20/2/2014, § 84; Abdullah Öcalan, § 97). Bu sebeple sendikahakkına yapılan müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilenmüdahalenin elverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
52. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, derece mahkemelerinin müdahaleye ilişkinkararlarında dayandıkları gerekçelerin, sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğunuinandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Abdullah Öcalan, § 98).
53. AİHM, konuyla ilgili ilk kararlarından itibaren,Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinin ikinci fıkralarında geçen “gerekli” kavramının ne anlama geldiğiniaçıklamıştır. AİHM’e göre “gerekli” kavramı, “zorlayıcıbir toplumsal ihtiyacı” (pressing social need) ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, § 48). O haldeörgütlenme özgürlüğüne ve sendika hakkına yargısal veya idari bir müdahalenin,toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıp karşılamadığına bakılmasıgerekecektir. Bu çerçevede bir müdahale, meşru amaçla orantılı; ikinci olarakda müdahalenin haklılığı için kamu makamlarının gösterdikleri gerekçelerkonuyla ilgili ve yeterli olmalıdır (Stankov ve Ilinden Birleşik Makedonyalılar Örgütü/Bulgaristan, B. No: 29221/95, 29225/95, 2/10/2001, § 87).
54. Dolayısıyla, başvurucunun sendika faaliyetleriçerçevesinde işe gelmemek şeklindeki eylemine verilen disiplin cezası nedeniylemüdahale edilen sendika hakkı ile disiplin cezası ile ulaşılmak istenen kamuyararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezasıverilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkingerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucunavarılabilir (bkz. Tayfun Cengiz, §57).
55. Dava konusu disiplin cezasının, olayların tamamı ışığındaincelenmesi gerekir. Olay tarihinde TBMM’de devam eden İlköğretim ve EğitimKanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması ve Tasarı’nın geri çekilmesinisağlamak amacıyla, EĞİTİM-SEN Yönetim Kurulunun 6/3/2012 tarihli kararı ile 28ve 29 Mart 2012 tarihlerinde tüm ülke çapında işe gelmeme eylemi yapılmasınakarar verilmiştir. Her ne kadar adı geçen Sendika, söz konusu eylemi “uyarı grevi” olarak isimlendirmişse de bueylem, Anayasa’nın “Grev hakkı ve lokavt”kenar başlıklı 54. maddesinde yer alan ve toplu iş sözleşmesinin yapılmasısırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin sahip olduğu grev hakkı ile birilgisi olmayan, sendika üyesi kamu görevlilerinin toplumsal meselelerdeseslerini duyurmayı hedefleyen bir sendikal faaliyettir.
56. Dava konusu eylem günü, tüm ülkede, öncedenbildirilmiştir. Söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafındankarşı çıkıldığı da ileri sürülmemiştir. Başvurucu bu eyleme katılarak sendikahakkını kullanmıştır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Tayfun Cengiz, § 58).
57. Başvurucu, EĞİTİM SEN’indüzenlediği söz konusu işe gelmeme eylemine katılması nedeniyle kınama cezasıile cezalandırılmıştır. Gerek idarenin olağan uygulamasında ve gerekse de idariyargının yerleşmiş içtihatlarında, başvuru konusu olayda olduğu gibi sendikalfaaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini kullandığıkabul edilmekte ve disiplin soruşturması açılmamaktadır. Ne var ki sendikaüyelerinin sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinlisayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına rağmen,idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacakmevzuat düzenlemeleri bulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudaki gibidurumlarda sendika hakkını kullanan kişilerin disiplin soruşturması tehdidialtında kaldıklarını belirtmek gerekir (TayfunCengiz, § 59).
58. Öte yandan bir sendikal eylemin tümüyle yasaklanması veyagerçekleştirilmesinin ağır koşullara bağlanması, hakkın özüne zarar vermesimuhtemel olmakla birlikte mevcut başvurudaki gibi sendika üyelerinin iş bırakmatürü eylemlere katılmasına ilişkin yasal düzenlemeler ve yasal düzenlemelerebağlı olarak genel düzenleyici işlemler yapmak, yasama ve yürütme organlarınıntakdirindedir (Tayfun Cengiz, §60).
59. Başvurucunun bir devlet okulunda öğretmen olduğu gözönüne alındığında, devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrumbırakılamayacaklarını da belirtmek gerekir. Bununla birlikte, demokratik birtoplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazısektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesi mümkündür (Tayfun Cengiz, § 61). Başvurucunun butürden sınırlamalara tabi tutulmasını gerektirecek bir görevde bulunduğu daileri sürülmemiştir.
60. Tüm bunlara karşın verilen ceza hafif olsa da, başvurucugibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan meşrusendikal faaliyetlere veya eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek birniteliğe sahiptir (bkz. Tayfun Cengiz, §62; aynı yöndeki AİHM kararları için bkz. Kayave Seyhan/Türkiye, B.No: 30946/04, 15/12/2009, § 30; Karaçay/Türkiye, B. No: 6615/03, 27/6/2007, § 37; Ezelin/Fransa, B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 53).
61. Açıklanan nedenlerle, hafif bir ceza olsa da sendikalfaaliyet karşılığı uygulanan kınama cezasının “zorlayıcıbir toplumsal ihtiyaçtan” kaynaklanmaması nedeniyle “demokratik toplumda gerekli olmadığı”sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesindegüvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
62. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceğibelirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
63. Başvurucu hakkında verilen kınama cezasının sendikahakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezasıişleminin iptali istemine ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere kararın ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
64. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Başvurucu, 1.076,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca, avukatlık ücretlerini veödenen harç ile yapılan diğer masrafların ödenmesini de talep etmiştir.
65. Başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezası işlemininiptali istemine ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasına kararverildiğinden ve başvurucunun derece mahkemelerinde yaptığı muhakeme giderleriile avukatlık ücretinden ibaret maddi zararını yeniden yargılama sırasındaisteyebileceğinden maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
66. Başvurucunun sendika hakkına yönelik başvuru açısındanihlalin tespiti ile yeniden yargılama yapmak üzere kararın ilgili Mahkemesinegönderilmesinin yeterli tatmini sağladığı değerlendirildiğinden, sendikahakkına yapılan müdahale nedeniyle manevi tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
67. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Sendikahakkının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Sendika hakkınayapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Tespit edilen ihlal yönünden,ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılamayapılmak üzere kararın Adana Bölge İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucunun tazminata ilişkintaleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
10/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.