TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SELMA ELMA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/24902)
Karar Tarihi: 4/7/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 1/10/2019 - 30905
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportörler
:
Yücel ARSLAN
Hilmi Can TURAN
Başvurucu
:
Selma ELMA
Vekili
:
Av. Nusret GÜRGÖZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, izinsiz düzenlenen basın açıklamasına katılanbaşvurucunun idari para cezası ile cezalandırılmasının toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 22/5/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Arka Plan Bilgisi
8. Türkiye 15Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış veBakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde 21/7/2016 tarihinden itibarenolağanüstü hâl (OHAL) ilan edilmesine karar verilmiştir. 19/10/2016 tarihindenitibaren geçerli olmak üzere OHAL dönemi doksan gün uzatılmıştır (darbeteşebbüsüne ilişkin bilgiler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-20).
9. 15 Temmuz darbe teşebbüsünün başarısız olmasından sonraçıkarılan bazı kanun hükmünde kararnameler (KHK) ile bazı kamu çalışanlarıgörevlerinden ihraç edilmiştir.
10. 4/11/2016 tarihinde Antalya Valiliği (Valilik), il genelindeve OHAL süresi boyunca düzenlenecek olan tüm kapalı/açık toplantıları, gösterive yürüyüşleri, stant açılmasını, oturma eylemlerini, çadır kurulmasını, basınaçıklamalarını ve benzeri bildirimli veya bildirimsiz her türlü eylem veetkinlikleri Valiliğin ve kaymakamlıkların iznine bağlamış; izinsiz yapılacakolan faaliyetlerin tümünü yasaklamıştır.
11. Valiliğin internet sitesinde yer alan söz konusu kararı şuşekildedir:
" İlgi :İçişleri Bakanlığı OHAL Koordinasyon Bürosunun 18.10.2016 tarih ve E.384 sayılıEmir yazısı.
İlgi’de kayıtlı emir yazı ile terör örgütlerinin ülkemizin birlik vebütünlüğüne kast eden eylemlerini çok farklı yol ve yöntemlere başvurarak (yollarael yapımı patlayıcı madde döşemek, güvenlik kuvvetlerimize ve masumvatandaşlarımıza yönelik silahlı ve bombalı araç düzeneği ile) saldırıdabulunduğu, öte yandan Anayasa ve yasalarla güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşleri gibi temel hak ve hürriyetleri de istismar ettikleri,
Özellikle son günlerde PKK/KCK terör örgütütarafından bomba yüklü araçlarla düzenlenen saldırılarda bir çok şehit veyaralının olduğu, DEAŞ terör örgütü tarafından daha önce düzenlenen terörsaldırıları nedeniyle çok sayıda vatandaşımızın hayatını kaybettiği ve çoksayıda vatandaşımızın da yaralandığı, yine DEAŞ terör örgütünün ülkemizdeki soltandanslı grupların gerçekleştirebilecekleri toplantı, miting, yürüyüşfaaliyetleri olmak üzere düzenlenecek muhtemel etkinliklerde sansasyonel eylemgirişiminde bulunabilecekleri,
Dolayısıyla son dönemde darbe girişimi ve Doğuve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde yaşanan gelişmeler dikkate alındığındaülkemiz genelinde olduğu gibi ilimiz genelinde de milli hassasiyetin üstseviyeye ulaştığı, terör örgütlerinin bu durumu kötüye kullanıp ilimizdekargaşa ve kaos ortamı oluşturacağı değerlendirilmektedir.
Bu kapsamda, terör örgütlerine ait planlarınınbertaraf edilmesi, özellikle açık alanlarda yapılacak gösteri yürüyüşleri, stand açma, oturma eylemi, çadır kurma, basın açıklamalarıvb. etkinliklerde karşıt görüşlü grupların karşı karşıya gelmemesi, tesisolunan huzur ortamı ile milli güvenlik ve kamu düzeninin bozulmaması,Cumhuriyetin temel nitelikleri, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmezbütünlüğü, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla,
2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri YürüyüşleriKanunu’nun 'Toplantının Ertelenmesi veya Bazı Hallerde Yasaklanması' başlıklı17. maddesinde yer alan 'Bölge Valisi, Vali veya Kaymakam milli güvenlik, kamudüzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla belirli bir toplantıyıbir ayı aşmamak üzere engelleyebilir veya suç işleneceğine dair açık ve yakıntehlike olması halinde yasaklayabilir,'
5442 Sayılı İller İdaresi Kanunu’nun 11/Cmaddesinde yer alan 'İl sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin, kişidokunulmazlığının, tasarrufa müteaallik emniyetin,kamu esenliğinin sağlanması ve önleyici kolluk yetkisi Valinin ödev vegörevlerindendir. Bunları sağlamak için Vali gereken karar ve tedbirleri alır,bu hususta alınan ve ilan olunan karar ve tedbirlere uymayanlar hakkında66.madde hükmü uygulanır.'
Anayasanın 121. maddesinin 2.bendinde yer alan'119. madde uyarınca ilan edilen Olağanüstü Hallerde vatandaşlar içingetirilecek, para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile Olağanüstü hallerin hertürü için ayrı ayrı geçerli olmak üzere, Anayasanın 15. maddesindeki ilkelerdoğrultusunda temel hak ve hürriyetlerin nasıl sınırlanacağı veya nasıldurdurulacağı, halin gerektirdiği tedbirlerin nasıl ve ne suretle alınacağı,kamu hizmeti görevlilerine ne gibi yetkiler verileceği, görevlilerindurumlarında ne gibi değişiklikler yapılacağı ve olağanüstü yönetim usulleri,Olağanüstü Hal Kanununda düzenlenir.'
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun'Tedbirler' başlıklı 11. maddesinin (m) bendinde yer alan 'Kapalı ve açıkyerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak, ertelemek,izne bağlamak veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yapılacağı yer ve zamanıtayin, tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü toplantıyı izletmek, gözetimaltında tutmak veya gerekiyorsa dağıtmak' amir hükümleri uyarınca;
İlimiz merkez ve ilçelerinde yapılacak ve 2911sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 'İstisnalar' başlıklı 4.maddesi dışında kalan 'Kapalı/Açık yer toplantıları, gösteri yürüyüşleri, stantaçma (ticari stantlar hariç), oturma eylemi, çadır kurma, basın açıklaması vb.tarzdaki bildirimli veya bildirimsiz her türlü eylem ve etkinliklerin'TAMAMININ Olağanüstü Hal Süresince Valiliğimizin ve Kaymakamlıklarımızın İZNİNEBAĞLANMASI ve izinsiz yapılacak her türlü faaliyetlerin tümünün İL GENELİNDEYASAKLANMASI ..."
B. Somut Olaya İlişkinBilgiler
12. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
13. Başvurucu, öğretmen olup Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası (Sendika) üyesidir.
14. Sendika, Valiliğin 4/11/2016 tarihli kararının geçerliolduğu süreçte yetkili idari mercilerden izin almaksızın 19/1/2017 tarihindeAntalya Millî Eğitim Müdürlüğü (Millî Eğitim Müdürlüğü) önünde Sendika üyesi veaynı zamanda şube yürütme kurulu üyesi olan H.T.ninmeslekten ihraç edilmesini kınamak amacıyla basın açıklaması düzenlemiştir.Başvurucu da Sendika tarafından düzenlenen söz konusu basın açıklamasınakatılmıştır.
15. Başvurucu hakkında izinsiz olarak yapılan basın açıklamasınakatılarak emre aykırı davranışta bulunduğu gerekçesiyle 30/3/2005 tarihli ve5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca idari para cezasıuygulanmıştır. Yaptırım kararı 23/3/2017 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 29/3/2017 tarihinde idari para cezasına karşıAntalya 3. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) itirazda bulunmuştur.
17. Hâkimlik 20/4/2017 tarihli kararı ile itirazı kesin olarakreddetmiştir. Karar gerekçesinde; Valiliğin etkinliklerin yasaklanmasınailişkin 4/11/2016 tarihli yazısına atıf yapılarak başvurucunun izinsiz basınaçıklamasına katıldığının tutanaklarla tespit edildiği, 5326 sayılı Kanun'un32. maddesi kapsamında emre aykırı davranış eylemi nedeniyle başvurucu hakkındadüzenlenen idari para cezasının usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmiştir.
18. Hâkimliğin kararı başvurucu vekiline 26/4/2017 tarihindetebliğ edilmiştir. Başvurucu 22/5/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. İlgili hukuk için bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No:2014/920,25/5/2017, §§ 22-31; Rıza Gökçen Erus ve diğerleri, B. No: 2014/17391, 19/4/2018,§§ 24-30 kararları ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 15.maddesinin yorumuna ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı içinbkz. Aydın Yavuz ve diğerleri, §§148-160).
A. Ulusal Hukuk
20. 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu'nun11. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Bu Kanunun 3 üncümaddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince olağanüstü hal ilanında;genel güvenlik, asayiş ve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarınınyaygınlaşmasını önlemek amacıyla 9 uncu maddede öngörülen tedbirlere ek olarakaşağıdaki tedbirler de alınabilir:
...
(m)Kapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini yasaklamak,ertelemek, izne bağlamak veya toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yerve zamanı tayin, tespit ve tahsis etmek, izne bağladığı her türlü taplantıyı izletmek, gözetim altında tutmak veyagerekiyorsa dağıtmak,..."
B. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi İçtihadı
21. AİHM, toplantı öncesi bildirim yükümlülüğüne ilişkin olarakverdiği Skiba/Polonya ((k.k.),B. No: 10659/03, 7/7/2009) kabul edilemezlik kararında toplantıyı organize ettiğianlaşılan başvurucuya bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyleverilen idari para cezasını orantılı bulmuş ve başvurunun açıkça dayanaktanyoksun olduğuna karar vermiştir. Söz konusu karar özet olarak şu şekildedir:
i. Başvurucu, Hristiyan değerlerini savunmak amacıyla kurulanbir derneğin başkan yardımcısıdır. 2002 yılında ilgili derneğe, iki gün sonrabir sanat galerisinde Katolik çevrelerce dine aykırı kabul edilen bir sergidüzenleneceği bilgisi ulaşmıştır. Sergi başladığında başvurucunun da aralarındaolduğu otuzdan fazla kişi galeri önünde toplanmıştır. Grup 45 dakika boyuncaprotesto konularına ilişkin pankart taşımış ve el ilanları dağıtmıştır.Gösteriyi yöneten başvurucu, gruba yönelik olarak yüksek sesle konuşma yapmışve protesto sonuna kadar gruba dua ettirmiştir. Bir polis memuru başvurucuyayaklaşarak kimliğini kontrol etmiştir. Daha sonra başvurucuya, bildirimdebulunmaksızın toplantı düzenlediği gerekçesiyle 100 Avro para cezasıverilmiştir.
ii. Başvurucu karara itiraz etmiş ve itirazında sergiden iki günönce haberdar olduklarını, oysa en az üç gün öncesinde bildirimde bulunma şartıbulunduğunu öne sürmüştür. Ayrıca başvurucu, serginin halk nezdinde öfkeye yolaçtığı ve dernek üyelerince dine hakaret niteliğinde olduğunundeğerlendirildiğini ileri sürmüştür. Yine başvurucu başka yer ve zamandayapılması hâlinde toplantının anlamsız hâle geleceğini iddia etmiştir. Bölgemahkemesi davanın toplantı sırasında söylenenlerle ilgili olmadığını, paracezasının salt bildirim yapılmaması nedenine dayandığını belirtmiştir.
iii. AİHM, başvurucunun para cezasıyla cezalandırılmasınıntoplantı hakkına bir müdahale oluşturduğunu, ancak bu başvuruda cezanınbaşvurucunun toplantıya katılması ya da toplantı sırasındaki ifadelerindendolayı değil toplantının düzenleyicisi olarak bilinçli bir şekilde bildirimverme yükümlülüğüne ilişkin iç hukuk düzenlemelerine uygun davranmamış olmasınedeniyle verildiğini belirtmiştir. AİHM; iç hukuk normlarının amacının keyfîolarak toplantı hakkını sınırlamak olmadığını, aksine otoritelerin barışçıltoplantı haklarını kullanan kişilerle başkalarının haklarını bağdaştırmakamacıyla gerekli adımları atmalarını sağlamak olduğunu ifade etmiştir.
iv. AİHM, dosyada, başvurucunun serginin yapılacağı bilgisinin kendilerinegeç ulaştığı ve bildirim için yeterli zamanları kalmadığı iddiasına ilişkinolarak kamu otoritelerinin bu konuda sorumlu tutulmasını gerektirir herhangibir bilgi olmadığını, başvurucunun bildirim için sergiyi öğrendiği tarihtentoplantı başlayana kadar yeterli süresinin bulunduğunu ancak böyle birgirişimde bulunmadığını, muhtemelen başvurucunun toplantıya izin verilemeyeceğikorkusuyla bildirimde bulunmadığını belirtmiş; başvurucunun bu korkusunutemellendirmeye yönelik herhangi bir delili yerel mahkemelere ya da AİHM'e sunmadığını ifade etmiştir.
v. Ayrıca AİHM, derneklerin veya toplantı düzenleyenlerinsavunulmasına yardım ettikleri demokratik kurallara uygun davranmaları veyürürlükteki düzenlemelere saygı duymaları gerektiğinin altını çizmiştir. AİHM;somut olayda bildirimde bulunulmamış, olay merkezî bir alanda gerçekleşmiş vediğer insanların hareket özgürlüğü engellenmiş olmasına rağmen yetkililerinhoşgörü gösterdiğini belirterek başvurucu ve gruptakilerin istedikleri gibitoplantı hakkını kullandıklarına dikkat çekmiştir.
vi. AİHM sonuç olarak başvurucunun sabıka kaydınınbulunmadığını, gösterinin barışçıl nitelikte olduğunu ve en hafif cezanınuygulandığını tespit ederek yetkililerin gerekli itidali gösterdiğinibelirtmiştir. AİHM ayrıca, yetkililerin bu davranışının başvurucu üzerindeherhangi bir caydırıcı etkiye yol açmayabileceğini, zira cezanın toplantıyakatılmak ya da dile getirilen görüşler dolayısıyla verilmediğini, yerelmahkemelerin de cezanın amacını net bir şekilde ortaya koyduklarını ifadeederek cezanın izlenen meşru amaçlarla orantısız olmadığına karar vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 4/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
23. Başvurucu, toplantı ve gösteri düzenleme hakkının anayasalve uluslararası güvencelerine değinmiş; barışçıl amaçlarla bir araya gelmişkişilerin toplantı hakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlikeoluşturmayan, şiddet içermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörügöstermesinin demokrasinin bir gereği olduğunu belirtmiştir. Barışçıl gösterisırasında veya sonrasında katılımcılara yönelik soruşturma ve cezalandırmalarıntoplantı ve gösteri düzenlenme hakkını sınırlandığını belirten başvurucu,kendisine uygulanan idari para cezasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkını ihlal ettiğini iddia etmiştir.
24. Ayrıca başvurucu; ilgili idari para cezasının Valiliktarafından değil Kaymakamlık tarafından düzenlendiğini, bu durumun 5326 sayılıKanun'un 32. maddesine aykırı olduğunu, Kanun'a göre ilgili cezanın ancak valitarafından verilebileceğini iddia etmiştir. Başvurucu, aynı basın toplantısınakatılan ve idari para cezası yaptırımı ile karşılaşan sendika üyelerininitirazı sonucu bir başka sulh ceza hâkimliğinin cezanın Valilik yerineKaymakamlık tarafından verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğugerekçesi ile idari para cezasının kaldırılmasına karar verdiğini belirtmiştir.Başvurucu, aynı olay hakkında yargı organlarının farklı kararlar vermesininadil yargılanma hakkı kapsamında hukuki belirlilik ve güvenlik ilkesini ihlalettiğini iddia etmiştir.
25. Bakanlık görüşünde, 2935 sayılı Kanun'un 11. maddesindekapalı ve açık yerlerde yapılacak toplantı ve gösteri yürüyüşlerini iznebağlamak hususunda idareye yetki verildiği ve Valiliğin 4/11/2016 tarihli İzne Bağlama ve Yasaklama Kararının yasal dayanağının bulunduğubelirtilmiştir. Bakanlık görüşünde; itiraz üzerine verilen mahkeme kararındakitespit ve sonuçların yasanın uygulanması niteliğinde olduğu, bu anlamda kararınAnayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikte olmadığı veyaadaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlikiçermediği ifade edilerek uygulanan tedbirin demokratik toplum düzenindegerekli olduğu değerlendirilmiştir.
26. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurudilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.
B. Değerlendirme
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının özü katıldığıbasın açıklaması sonrasında kendisine idari para cezası uygulanmasınailişkindir. Belirtilen nedenlerle başvurucunun şikâyetinin bir bütün olaraktoplantı ve gösteri düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
28. Anayasa’nın "Toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenar başlıklı 34. maddesişöyledir:
"Herkes, önceden izin almadan, silahsızve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir."
1. UygulanabilirlikYönünden
29. Anayasa'nın 15. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Savaş, seferberlik... veya olağanüstühallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla,durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veyatamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırıtedbirler alınabilir. ..."
30. Olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı dönemlerde alınantedbirlere ilişkin bireysel başvurular incelenirken Anayasa'nın 15. maddesindeortaya konulan temel hak ve özgürlüklerle ilgili güvence rejimi dikkate alınır(Aydın Yavuz ve diğerleri, §§187-191). Valilik tarafından 4/11/2016 tarihinde verilen ve OHAL süresincedüzenlenecek her türlü toplantı ve gösteri yürüyüşlerini Valiliğin vekaymakamlıkların iznine bağlayan karar ile bu karardaki emre uygun hareketetmediği gerekçesiyle başvurucuya uygulanan idari yaptırımın olağanüstü hâlilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğu açıktır.
31. Başvurucu hakkında uygulanan para cezasının Anayasa'daöngörülen temel hakları ihlal edip etmediğinin incelenmesi Anayasa'nın 15.maddesi kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucuyapara cezası uygulanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 34. maddeleri olmak üzerediğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (toplantı hakkına ilişkinolarak Erdal Karadaş,B. No: 2017/22700, 28/5/2019, § 49; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıbağlamında bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 193-195, 242; eğitim hakkı bağlamında bkz.Mehmet Ali Eneze, B. No: 2017/35352, 23/5/2018, § 31; aile hayatınasaygı hakkı ve haberleşme hürriyeti bağlamında bkz. Bayram Sivri, B. No: 2017/34955, 3/7/2018, § 47; dinözgürlüğüne ilişkin bkz. Murat Kalkan,B. No: 2017/21904, 11/12/2018, § 41).
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
33. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının sadecekullanılması sırasında değil kullanılmasından sonraki işlemlerin de haküzerinde sınırlayıcı etkisibulunmaktadır (Dursun Soydan ve diğerleri, B. No:2015/2948, 14/11/2018, § 39; Erdal Karadaş, § 46;sendikahakkına ilişkin olarak bkz. Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, § 48). Bu sebeple başvurucununSendikanın düzenlemiş olduğu basın açıklamasına katılmasına kolluk kuvvetleriherhangi bir müdahalede bulunmamış olsa bile daha sonra idari para cezası ilecezalandırılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik birmüdahale olduğu kabul edilmelidir (DursunSoydan ve diğerleri, § 39).
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
34. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilensebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar,...demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
35. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
36. 5326 sayılı Kanun'un 32. maddesinin kanunla sınırlamaölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (5326 sayılı Kanun'un 32. maddesineilişkin kanunilik değerlendirmesi için bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §§ 52-69).
37. Öte yandan Anayasa’nın 34. maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, önceden izin almadan, silahsız vesaldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir”denilmek suretiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izin almakoşuluna bağlanamayacağı açıkça ifade edilmiştir. Toplantı ve gösteriyürüyüşlerinin önceden izin alma şartına tabi tutulamayacağı hususu bu hakkailişkin olarak Anayasa’nın 34. maddesiyle getirilen ve Anayasa’nın 13.maddesinde belirtilenlere ek bir güvence mahiyeti taşımaktadır (AYM,E.2014/101, 2017/142, 28/9/2017, § 85).
38. 2935 sayılı Kanun'un 11. maddesinde genel güvenlik, asayişve kamu düzenini korumak, şiddet olaylarının yaygınlaşmasını önlemek amacıylaOHAL dönemlerinde toplantı hakkının kullanılmasının önceden izin alınmasışartına bağlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Somut olayda Valilik buKanun'a dayanarak toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesini OHAL süresinceizin şartına bağlamıştır. Başvurucuya uygulanan para cezası da bu izin şartınınyerine getirilmemiş olması sebebine dayandırılmıştır. Dolayısıyla olaydabaşvurucuya uygulanan idari para cezasının Anayasa’nın 34. maddesinin birincifıkrasında yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenlenmesinin izin şartına bağlanamayacağı güvencesine aykırılıkteşkil ettiği açıktır.
39. Bununla birlikte bu güvenceye aykırı tedbirin olağanüstü dönemlerdetemel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasınıdüzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığı hususuaşağıda incelenecektir.
ii. Meşru Amaç
40. Başvurucunun idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkinkararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelikönlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır (Dursun Soydan ve diğerleri,§ 43).
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genelİlkeler
(a) DemokratikToplumda Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi
41. Anayasa Mahkemesi demokratiktoplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinidaha önce pek çok kez açıklamıştır. Kolektif bir şekilde kullanılan vedüşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerledüşüncelerini açıklama imkânı veren ve ifade özgürlüğünün özel bir biçimi olantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı; çoğulcu demokrasileringelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması veyayılmasını güvence altına almaktadır (FerhatÜstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 40; Dilan Ögüz Canan[GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § § 34, 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015,§ 115; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 79; Osman Erbil,B. No: 2013/2394, 25/3/2015, § § 31, 45).
(b)Müdahalenin Demokratik Toplum Düzeninin Gereklerine UygunOlması
42. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınayapılan bir müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa (Dilan Ögüz Canan§ 32; sendika hakkı bağlamındabkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası vediğerleri, § 73; Tayfun Cengiz,B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 56; AdaletMehtap Buluryer, B. No: 2013/5447,16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkı bağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, §70) ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse(Dilan Ögüz Canan,§§ 33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74) demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(c) BarışçılToplanma Hakkı
43. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifadeile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerinhaklarının korunmasıdır. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığıveya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışındadır (Dilan Ögüz Canan,§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri, § 80; OsmanErbil, § 47; Gülşah Öztürk vediğerleri, §§ 67, 68; Ömer FarukAkyüz, B. No: 2015/9247, 4/4/2018,§ 54).
(d) BildirimUsulü ve Sınırlamanın Niteliği
44. Anayasa Mahkemesi, toplantı hakkının bildirim usulünebağlanabileceğine daha önce karar vermiştir. Söz konusu bildirimin amacıtoplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasınıgüvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânısağlamak olduğu sürece genel olarak hakkın özüne dokunmaz. Bildirim usulününuygulanmasının amacı, toplantı hakkının etkin şekilde kullanılması imkânınısağlamaktır (Dilan ÖgüzCanan, § 39; Ali Rıza Özer vediğerleri, § 122; Osman Erbil,§ 52).
45. Ayrıca derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özeldurumlarda ve barışçıl nitelikte toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılması hâlindesadece bildirim yükümlülüğüne uyulmamış olması nedeniyle yapılacak müdahalelerölçüsüz bir sınırlama olarak kabul edilmelidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, §§ 121, 122; katılımcılaraçısından derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlara ilişkin olarakayrıca bkz. Osman Erbil, §§ 65,67; Sevinç Hocaoğulları,B. No: 2015/271, 15/11/2018, § 48).
46. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamudüzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkili makamlarbu tehditleri bertaraf etmek amacıyla tedbirler alabilirler. Bu tedbirlereaykırı toplantılar düzenlenmesi, bu tür toplantılara katılınmasıveya bu tür toplantılarda suçlar işlenmesi hâlinde de ceza verilebilir (Dilan Ögüz Canan,§ 40; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 81). Bu tedbir ve cezalar barışçıl toplantı hakkınadolaylı sınırlamalara dönüşmemelidir. Toplantı hakkını kullanırken kamuotoritelerinin keyfî müdahalelerine karşı da bireyin korunması gerekir (Dilan Ögüz Canan,§ 42; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikasıve diğerleri, § 82; Gülşah Öztürkve diğerleri, § 76; Erdal Karadaş,§ 61).
47. Bireyin bu şekilde korunması ihtiyacı nedeniyle toplantıöncesi bildirim yükümlülüğüne uyulmaması hâlinde idare ve mahkemeler şuilkeleri gözetmelidir:
i. Toplantı barışçıl ise veya herhangi bir şiddet tehlikesibulunmuyorsa yalnızca bildirim yükümlülüğüne uyulmadığı gerekçesiyledağıtılmamalıdır.
ii. Bununla birlikte bildirim usulü öngörülmesini anlamsızkılacak şekilde hareket edilmemeli ve bu yükümlülüğün yaptırımsız bir emirdenibaret olduğu düşünülmemelidir. Bu nedenle bildirim usulüne uyulmaması hâlindebu yükümlülüğü yerine getirmekle mükellef olanlara ölçülü bir yaptırımuygulanabilmelidir. Ancak bildirim yükümlülüğünün ihlali nedeniyle uygulanacakceza yalnızca toplantıyı organize edenlere ya da yönetenlere yönelik olmalıdır.İzin veya bildirime ilişkin prosedürlerin tamamlanıp tamamlanmadığındantoplantıyı organize edenler ya da yönetenler sorumlu olup sözü edilenkişilerden olmayan katılımcıların bu süreçlerden haberdar olmalarınınbeklenemeyeceği dikkate alınmalıdır.
iii. Toplantıyı organize edenlere ya da yönetenlere yaptırımuygulanabilmesi için bu kişilerin bildirim prosedürüne başvurma imkânlarınınbulunması ve buna rağmen başvurmamış olmaları gereklidir.
iv. Toplantı, derhâl tepki verilmesini gerektiren olaylarailişkin olmamalıdır (bkz. § 45). Zira bu durumda bildirim şartına uyulmasınıbeklemek hakkın özüne dokunabilir.
v. Ceza, izlenen meşru amaçlarla orantılı olmalıdır. Barışçılbir gösteri veya basın açıklaması nedeniyle ilke olarak bu gösteri ya datoplantıya katılan kişilere kınanabilir bir olaya karışmadıkları sürece enhafif kabul edilecek cezai bir yaptırım da uygulanmaması gerekir. Zira barışçılgösteriye katılanlar hakkında gösteri sonrasında idari para cezaları verilmesigibi yaptırımlar kişilerin haklarını kullanmalarında caydırıcı etkiye nedenolabilir (Rıza Gökçen Erusve diğerleri, § 55; Erdal Karadaş, § 68).
vi. İdare ve derece mahkemeleri para cezasının salt prosedürel yükümlülüklere uyulmaması nedeniyle verildiğini,toplantıda dile getirilen görüşler ya da toplantıya katılmaktankaynaklanmadığını somut olayla ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koymalıdır.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
48. Anayasa Mahkemesi daha önce 5326 sayılı Kanun'un 32.maddesinde yer alan emre itaatsizlikkabahatinin barışçıl gösterilere dolaylı müdahale edilmesinde kullanılma riskibulunduğuna işaret etmiştir (Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri, § 87; Erdal Karadaş, § 65). Dolayısıylaincelenen başvuruda yapılacak değerlendirmelerde bu husus diğer şartlarlabirlikte dikkatli bir şekilde gözetilecektir. Anayasa Mahkemesinin incelemesisomut olaya ve Valilik kararının bu olaya etkisine özgü olup Valiliğin OHALdöneminde düzenlenecek basın açıklamaları ve diğer etkinliklere ilişkin4/11/2016 tarihli kararı bu başvurunun ve incelemenin doğrudan konusu değildir.
49. Valiliğin İzne Bağlama veYasaklama Kararının gerekçelerinde terör örgütlerinin eylemlerine,çok farklı yol ve yöntemler kullanarak saldırıda bulunduklarına dikkatçekilmiştir. Kararda bu örgütlerin daha önce Anayasa ve yasalarla güvencealtına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşleri gibi temel hak ve hürriyetleri deistismar ettikleri belirtilmiştir. Yine kararda darbe teşebbüsü ile Doğu veGüneydoğu Anadolu Bölgelerinde yaşanan gelişmeler dikkate alındığında terörörgütlerinin millî hassasiyetleri kötüye kullanmak suretiyle Antalya'da kargaşave kaos ortamı oluşturabileceklerinin değerlendirildiği ifade edilmiştir (bkz.§ 11).
50. Hâkimlik kararının gerekçesinde ise başvurucunun izinsizolarak basın açıklaması yaptığı ve Valiliğin buna ilişkin 4/11/2016 tarihlikararına aykırı hareket ettiğinin tutanak ile tespit edildiği belirtilerekcezanın usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmiştir. Somut olayda Hâkimlik,başvurucunun şiddet eylemlerine karıştığına ve basın açıklamasının barışçılolmadığına ilişkin bir değerlendirmeye kararında yer vermemiştir (bkz. § 17).Ayrıca idari para cezasına ilişkin polis tutanağında da bu hususlarda birtespit yer almamaktadır. Valilik kararına bakıldığında ortaya konulangerekçelerin OHAL ilan edilmesine neden olan gerekçelerle doğrudan bağlantılıve daha önce ülkede yaşanmış olaylara ilişkin genel gerekçeler olduğuanlaşılmaktadır. Dolayısıyla somut olayda yaptırım konusu eylemlere özgü vesomut bir gerekçenin söz konusu olmadığı görülmektedir (aynı yönde Erdal Karadaş, §74). Bu çerçevede başvurucunun kınanabilir bir olaya karışmadan, sadece emreaykırı davranış dolayısıyla cezalandırıldığı açıktır.
51. Buna göre ilk olarak somut olayda dosya içeriğindetoplantıyı organize eden ya da yönetenler tarafından herhangi bir bildirim veyaizin prosedürüne başvurulduğuna yönelik bir bilginin mevcut olmadığıgörülmektedir. İkinci olarak başvurucunun başvuruya konu toplantıyı organizeedenler ya da yönetenler arasında yer aldığı yönünde bir tespite de rastlanmamıştır(bkz. § 47). Bu nedenle başvurucunun sadece katılımcı olması nedeniyle idaripara cezası ile cezalandırılmasının toplantı hakkını kullanmasında dolaylı vecaydırıcı bir etkisi olduğu değerlendirilmiş, başvurucuya verilen idari paracezasının kamu düzeninin sağlanması ile başkalarının haklarının korunması içinzorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediği ve demokratik toplumgereklerine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle müdahalenin toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına ilişkin olarak olağandönemde Anayasa'nın 34. maddesine aykırı olduğu sonucunavarılmıştır.
53. Bununla birlikte anılan müdahalelerin olağanüstü dönemlerdetemel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasınıdüzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
c. Anayasa'nın 15.Maddesi Yönünden
54. Anayasa'nın 15. maddesine göre yapılacak inceleme, bireyselbaşvuruya konu müdahalenin anılan maddenin ikinci fıkrasında sayılan hak veözgürlüklere dokunup dokunmadığı, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklereaykırı bulunup bulunmadığı ve durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığınıntespitiyle sınırlı olacaktır (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 192-211, 344; ErdalKaradaş, § 77).
55. Başvurucuya verilen idari para cezasının yaptırımuygulanmasına neden olan toplantının izin şartına bağlanması sebebiyleAnayasa'nın 34. maddesinin birinci fıkrasında yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izinşartına bağlanamayacağı güvencesine, başvurucunun toplantıyıorganize eden veya yöneten sıfatını haiz olduğunun ortaya konulmamış olmasısebebiyle de toplantı hakkına yapılanmüdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmasıgüvencesine aykırılık teşkil ettiği saptanmıştır.
56. Bu aşamada belirtilen anayasal güvencelere aykırı olduğusaptanan, başvurucuya idari para cezası uygulanması yolundaki tedbirinAnayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığı incelenecektir.
57. OHAL döneminde izin sisteminin öngörülmesinin amacıyetkililere kamu düzenini bozabilecek olayların engellenebilmesi ve gereklitedbirlerin önceden alınabilmesi imkânını sağlamaktır. Belirtilen amaçlarlaOHAL dönemlerinde Anayasa'nın 34. maddesinin birinci fıkrasında yer alan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenmesinin izinşartına bağlanamayacağı güvencesine aykırı olarak izin sistemininuygulanmasının durumun gerektirdiği bir sınırlama olarak kabulü gerektiğideğerlendirilmiştir.
58. Somut olayda başvurucunun müdahale konusu olan basınaçıklamasına katılma eylemi 15 Temmuz darbe teşebbüsünden yaklaşık altı aysonra gerçekleşmiş ve söz konusu basın açıklaması OHAL dönemi içindeyapılmıştır. Bu kapsamda müdahalenin konusunu oluşturan idari para cezası vemüdahalenin nedenini oluşturan Valiliğin ilgili yazısı birliktedeğerlendirildiğinde toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınkullanımının tamamen durdurulmadığı, sadece idarenin iznine bağlandığı, busınırlamanın OHAL süresince geçici bir uygulama olduğu görülmektedir.Dolayısıyla OHAL süresince de kişilerin idareden izin almak suretiyle haklarınıkullanabilecekleri açıktır.
59. Yine OHAL sürecinde izin alma yükümlülüğüne uyulması,idarenin tedbir alabilmesi için olağan dönemlere göre daha fazla önem arzetmektedir. Bununla birlikte barışçıl nitelikte olan toplantılarda izin almayükümlülüğünün -tıpkı bildirim yükümlülüğünde olduğu gibi- ilgili basınaçıklamasını organize edenlere ait olduğunun kabul edilmesi gerekir (bkz. §§21, 47). Zira basın açıklaması veya toplantı ve yürüyüşlere katılanlarıntamamından ayrıca bireysel bir izin başvurusu yapmaları beklenemeyeceği gibiorganize edilen herhangi bir toplantıya yalnızca katılan kişilerin söz konusutoplantının yetkili mercilere bildirildiğini veya gerekli ise izin alındığınıbilmesi çoğu zaman mümkün değildir.
60. Buna göre somut olayda başvurucunun basın açıklamasıöncesinde izin yükümlüğünün bulunduğunun kabulüyle ve barışçıl nitelikte biretkinliğe sadece katılması dolayısıyla idari para cezasıyla cezalandırılması -durumun gerektirdiği ölçüde hakkınsınırlanması gerekliliği karşısında- OHAL döneminde de izlenen amaçla orantılıbir sınırlama olarak kabul edilemez.
61. Bu itibarla OHAL döneminde temel hak ve özgürlüklerinkullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyen Anayasa'nın 15.maddesinin başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelikAnayasa'nın 34. maddesinde belirtilen güvencelere aykırı bu müdahaleyi meşrukılmadığı değerlendirilmiştir.
62. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde- başvurucunun Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altınaalınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
4. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
63. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
64. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin uygulanmasına ilişkinolarak kabul edilen ilkeler için bkz. MehmetDoğan ([GK)] B. No: 2014/8875, 7/6/2018, §§ 54-60) başvurusunailişkin karar.
65. Başvurucu, ihlal tespiti ile 10.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
66. Anayasa Mahkemesi, başvurucuya yönelik idari para cezasışeklindeki müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunlukkoşulunu sağlamadığından başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
67. Bu durumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmaktadır. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılması kapsamında Antalya 3. Sulh CezaHâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekir. Bu doğrultuda ihlalsonucuna uygun olarak idari para cezasının iptali talebinin reddine ilişkinmahkeme kararının ortadan kaldırılmasına ilgili Hâkimlikçe karar verilmesigerekmektedir.
68. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinedeniyle yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinin yeterli giderimsağladığı değerlendirildiğinden tazminat talebinin reddine karar verilmesigerekir.
69. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ile 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.732,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere Antalya 3. Sulh Ceza Hakimliğine (D. İş 2017/1973)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.732,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE4/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.