TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SEMİH KOVANCI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/20050)
Karar Tarihi: 10/5/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Semih KOVANCI
Vekili
:
Av. İsmet EROĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk SilahlıKuvvetlerinden (TSK) ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatıngizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 29/12/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, 2008 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığındaastsubay olarak göreve başlamıştır.
9. Başvurucu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 2010 yılındabaşlatılan ve kamuoyunda "askericasusluk soruşturması" adıyla anılan soruşturma üzerine açılankamu davasında, zincirleme olarak kişisel verilerin kaydedilmesi ve suç işlemekamacıyla kurulmuş örgüte üye olma suçunu işlediği isnadıyla sanık olarakyargılanmıştır. Başvurucu, İzmir 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/2/2016 tarihlikararıyla isnat edilen suçları işlemediğinin sabit görüldüğü gerekçesiyleberaat etmiştir. Anılan karar Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 21/10/2016 tarihlikararıyla onanmıştır.
10. Başvurucunun söz konusu soruşturmada sanık olarak yer almasıüzerine hakkında Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından disiplin soruşturmasıaçılmış, 8/10/2012 tarihinde İstihbarat Başkanlığı tarafından İstihbarata KarşıKoyma (İKK) zafiyeti konusunda ifadesi alınmıştır.
11. Başvurucu ifadesinde aynı davada, TSK personeline ilişkinkişisel ve gizli verileri toplayan bir örgütün yöneticisi olduğu suçu isnadıylasanık olarak yargılanan bayanı tanıdığını, bu kişiyle iki üç yıl öncearkadaşlarıyla gittiği bir kafede tanıştığını, söz konusukişininbir kez kendi evine geldiğini ancak aralarında cinsel ilişki olmadığınıbelirtmiştir. Ayrıca ifade tutanağına göre başvurucu, söz konusu kişiyle dahasonra irtibatının olmadığını, bu kişinin kendisinden hiçbir talebi deolmadığını söylemiştir. Bunun yanı sıra başvurucuya bugüne kadar İnternetüzerinden veya yüz yüze tanışmak suretiyle birlikte olduğu bayanların kimlerolduğu sorulmuştur. Başvurucu, İnternet'ten veya sosyal çevresinden tanıştığıbazı bayanlarla ilişkisi olduğunu, bu bayanların kendisinin Hava KuvvetleriKomutanlığında astsubay olduğunu bildiklerini söylemiştir.
12. Tahkikat sonucunda hazırlanan raporda, başvurucunundavranışlarının TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranışkapsamında olduğu belirtilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklifigetirilmiştir.
13. Bu teklif doğrultusunda başvurucu hakkında 2/4/2014tarihinde, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri PersonelKanunu'nun 94. maddesi uyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir.
14. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır.
15. Başvurucu dava dilekçesinde, sırf askerî casusluk davasındayargılanıyor olması nedeniyle ahlaksız kabul edilerek görevine son verildiğini,istihbarat görevlileri tarafından psikolojik baskı altında ifadesininalındığını, ifade tutanağını okumadan imzaladığını belirtmiştir. Başvurucuifade tutanağının hukuka aykırı şekilde elde edilen delil olduğunu, bubeyanları teyit eden başka hiçbir hukuka uygun delil bulunmadığını ilerisürmüştür. Başvurucu, çok sayıda takdir belgesinin bulunduğunu, isnat edileneylemlerle ilgili hiç bir disiplin cezasıbulunmadığını, çok başarılı çalışmaları olduğunu, özel yaşamına ait unsurlarınkurum disiplin ve düzenini tehdit eden bir yönü bulunmadığını iddia etmiştir.
16. Yargılama sırasında AYİM Başsavcılığı görüşlerini sunmuş,devam eden ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi gerektiğini ifade etmiştir.
17. AYİM, oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM kararındaistihbarat görevlileri tarafından alınan ifadeler dikkate alındığındabaşvurucunun, TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı hareketlerdebulunduğu, tavır ve hareketlerini hizmetin gerektirdiği şekilde düzenleyemediğisonucuna varıldığı, söz konusu davranışları nedeniyle TSK'daki görevini devamettirmesinin uygun olmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca AYİM, başvurucununifadesinin usulsüz ve hukuka aykırı şartlarda alındığı iddialarını dareddetmiştir. AYİM kararında başvurucunun ifadesinin ceza soruşturmasıkapsamında değil disiplin soruşturması kapsamında alındığı, iradesinin fesadauğratıldığına dair kanıt bulunmadığı da belirtilmiştir.
18. Bir hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif üye görüşünde;ceza davasının sürmekte olduğunu, henüz başvurucu hakkında kesin bir hüküm verilmediği,ceza yargılaması sonucu beklenmeden ayırma işlemi tesis edilmesinin hukukaaykırı olduğunu belirtmiştir. Ayrıca başvurucunun istihbarat başkanlığıgörevlilerince alınan ifadesinde yer alan hususların ise başvurucunun kendiifadesinden elde edilen salt bilgiler olduğu belirtilmiş, özel hayatına ilişkin-aleni olmayan yaşantısına ilişkin- başvurucunun beyanlarının başka olgu vebulgularla teyit edilmediği görüşü vurgulanmıştır.
19. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemide reddedilmiştir. Nihai karar 3/12/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu vekili tarafından 29/12/2015 tarihinde bireyselbaşvuru yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
21. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görevyapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesinedayanak oluşturan mevzuata (G.G.[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkinuluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 10/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayatın GizliliğiHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, askerî casusluk davasında yargılanıyor olmasınedeniyle ahlaksız kabul edilerek görevine son verildiğini belirtmiştir.Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı istihbarat görevilerincehukuka aykırı şekilde ve özel hayatın gizliliği ihlal edilerek sorgulandığını,idarenin hukuk dışı yollarla ifadesini aldığını, beyanlarını çarpıtarak ifadetutanağı düzenlediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca bir çokkez takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çokiyi derecede olduğunu, özel hayatına ilişkin unsurların hiçbir şekilde görevine yansımadığınıbelirtmiştir.Bunun yanı sıra özel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınan ifadelerin yasaldelil kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla TSK'dan ilişiğinin kesilmesine dayanakalınamayacağını ileri sürmüştür.Bununyanı sıra başvurucu, mecburi hizmet yükümlülüğünü bitirmeden TSK'dan ayrılmasınedeniyle idarenin eğitim-öğretim giderini de kendisinden talep ettiğini, maddiyönden büyük zarara uğradığını ifade etmiştir. Başvurucu, bu nedenlerleAnayasa'nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği hakkının ihlaledildiğini iddia etmiş, yeniden yargılama yapılmasına ayrıca 79.859,26 TL maddive 250.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
2. Değerlendirme
24.İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 20.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, özel hayatınave aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın veaile hayatının gizliliğine dokunulamaz."
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
26. Cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle başvurucu hakkında TSK'danayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatının gizliliği hakkına bir müdahaleoluşturduğu açıktır (Ata Türkeri,B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §43).
27. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen "kanunlar tarafındanöngörülme", "Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma","demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama" ölçütlerine uygun olması gerekir.
28. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleridikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygun olduğu(Ata Türkeri, § 39; G.G., §§ 48-50), askerî disiplinin ve kamuhizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğinkorunması şeklinde meşru amaç taşıdığı (AtaTürkeri, §§ 40-41; G.G.,§§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§50-58) anlaşılmaktadır.
29. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Ata Türkeri ve G.G. başvurularında, benzer idari süreçler izlenerek askerîpersonelin cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle TSK'dan ayırma işlemleriniincelemiş ve özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.Mahkeme, G.G. kararında bu sonucavarırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:
"65. Somut olayda başvurucunun söz konusuifadesinin, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esasalınacağı konusunda bilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi hukukiyönden şüpheli duruma getirmektedir. Ayrıca ifadealmaişlemi esnasında sorulan sorular gözönüne alındığındabaşvurucunun mesleki hayatını değil özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıtvermek zorunda bırakıldığı görülmektedir. Bu kapsamda başvurucuya yöneltileniddiaların görevinin ifasıyla değil daha çok mahremiyet alanında gerçekleşenözel yaşam eylemleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihtilafkonusu ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. ...başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışlarınesasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşameylemleri olduğu anlaşılmaktadır.
66. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıylada bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabitutulabilecekleri açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırmaişlemi tesis edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadartemel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde deönemli bir etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâlegeldiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindekisınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olmasıgerekir.
67. AYİM kararında da,başvurucunun ifade alma işleminin usul ve içerik yönünden hukuka aykırıunsurlar taşıdığı iddialarına rağmen anılan ifadenin alındığı koşullarındetaylı şekilde incelenmediği, başvurucunun özel hayatının en mahrem yönünüoluşturan cinsel hayatını ... tüm detaylarıyla anlatmasının nasıl gerçekleştiğihususunun ortaya konulmadığı görülmektedir. AYİM tarafından söz konusu soyutnitelikteki ifadede belirtilen hususlar dayanak alınmak suretiyle TSK'danilişiğin kesilmesi işlemine karşı açılan davanın reddedildiği anlaşılmıştır.Öte yandan Mahkeme kararında başvurucunun özel hayatına ilişkin tutum veeylemlerinin mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edicigerekçeler ortaya konulmadığı gibi anılan eylemlerin TSK’nın işleyişiüzerindeki etkisi ve risklerinin de detaylı şekilde açıklanmadığı, ayırmaişlemine dayanak olarak kabul edilen delillerin hukuka aykırı şekilde eldeedildiğine ilişkin ileri sürülen iddialar hakkında bir araştırma yapılmadığı... görülmüştür.
68. Bu durumda muhakeme sırasında açık vesomut bir biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteolduğu anlaşılan başvurucunun söz konusu iddialarına Mahkemece makul birgerekçe ile yanıt verilmemesi, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususlarınmesleği üzerindeki etkisinin açıklanmaması ve özel hayatın gizliliği hakkınagerekli saygının gösterilmesini adil şartlarda savunabileceği usule ilişkinetkili güvencelerden başvurucunun yararlandırılmaması nedenleriyle AYİMkararının mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili veyeterli gerekçe içermediği kabul edilmelidir. Bunun yanında tesis edilen ayırmaişleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarakölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genelyarar ile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adilbir denge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindekisınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veyabaşvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğuhususunda bir inceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucunaulaşılmıştır. "
30. Somut olayda anılan değerlendirmelerden ve ulaşılan sonuçtanayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
B. Diğer İhlal İddiaları
32. Başvurucu, ayırma işlemine dayanak alınan eylemler hakkındadevam eden ceza yargılaması kesinleşmemesine rağmen iptal davasınınreddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Bilindiği üzere, ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplinhukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinler olup kamu görevlisinindavranışı, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu dagerektirebilir. Böyle durumlarda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrıyürütülür ve ceza muhakemesi sonucunda kişinin isnat edilen eylemi işlemediğinedair hükümler dışında ceza mahkemesi hükmü disiplin makamları açısındandoğrudan bağlayıcı değildir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 30).
34. Ayrıca askerî disiplin gerekleri dikkate alındığındamasumiyet karinesinin disiplin hukukunun uygulanabilmesi için mutlaka cezadavalarının sonucunun beklenmesini gerektirdiği söylenemez. Kişinin suçluluğunuima eden ya da kabul eden bir yargı söz konusu olmadıkça sadece soruşturmaaçılmış olması da disiplin işlemlerinin başlatılması veya disiplin yaptırımıuygulanması için yeterli görülebilir (RamazanTosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 65).
35. İdari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil etmesi bakımındankişi beraat etmiş olsa dahi yargılanmış olması olgusundan veya buna ilişkinkarardan söz edilmesi; kişinin suçlu muamelesi gördüğünden, dolayısıylamasumiyet karinesinin ihlal edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterlideğildir. Bunun için kararın gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması venihai kararın münhasıran kişinin yargılandığı ve sonuçta beraat ettiği fiilleriişlediği kabulüne dayanıp dayanmadığının incelenmesi gerekir (Kürşat Eyol,§ 29).
36. Somut olayda AYİM kararında disiplin tahkikatındabaşvurucunun istihbarat görevlilerine verdiği ifade tutanağı esas alınmaksuretiyle karar verildiği, kamu davası açılmasına konu olan eylemlerin suçteşkil ettiğine ilişkin olarak kararda herhangi bir değerlendirme yapılmadığıgörülmektedir. Bu çerçevede AYİM kararının gerekçesinin bütünü dikkatealındığında masumiyet karinesine yönelik bir müdahale olmadığı sonucunaulaşılmıştır. Bu nedenle Anayasa’nın 38. maddesinde tanımlanan masumiyetkarinesi ilkesinin ihlal edildiği yönündeki iddiaların daha fazladeğerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
37. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
38. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına ayrıca 79.859,26 TLmaddi ve 250.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talepetmiştir.
39. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
40. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereilgili yargı merciine gönderilmesine karar verilmesigerekir.
41. Başvurucu tazminat talep etmişse de yeniden yargılamayapılmak üzere dosyanın yetkili idari yargı merciine gönderilmesine kararverilmesinin ihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturduğuanlaşıldığından başvurucunun tazminat taleplerinin reddine karar verilmesigerekir.
42. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.026,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesikaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİYARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi BirinciDairesinin E.2014/230 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.026,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikmeolması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süreiçin yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE10/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.