TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞEMSETTİN ÖZMEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10683)
Karar Tarihi: 17/11/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Tuğba YILDIZ
Başvurucu
:
Şemsettin ÖZMEN
Vekili
:
Av. Sevil ARACI BEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, jandarma tarafından gözaltına alınarak ağır işkencegördüğü ve yaralandığı hâlde bu durumu dikkate alınmaksızın 17/7/2004 tarihlive 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların KarşılanmasıHakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddedilmesi nedeniyle hakkaniyeteuygun yargılanma ve mülkiyet haklarının; ret işlemine karşı açılan davayailişkin yargılama işlemlerinin adil olmaması ve makul süredesonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/6/2014 tarihinde Adana 2. İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 25/12/2014 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu; Siirt ili Pervari ilçesi Okçular köyünde ikamet etmekteyken1994 yılında terör olaylarının yoğun yaşanması nedeniyle can ve mal güvenliğikalmadığı için yerleşim yerinin boşaltıldığını, kendisine iftira atıldığını vejandarma tarafından gözaltına alınarak işkence gördüğünü ve yaralandığını iddiaetmiştir.
8. Başvurucu 6/7/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararlarının karşılanması talebiyle Siirt Valiliği Zarar TespitKomisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
9. Komisyon 5/5/2010 tarihli ve 2010/1-4541 sayılı kararında;dosyada yer alan bilgi ve belgeler uyarınca Pervari ilçesi Okçular köyününboşaltılmadığı, köyde nüfus istikrarının sürekli korunduğu, her beş yılda birköyde muhtarlık seçiminin yapıldığı, köyde korucuların bulunduğu ve korucularındışında da vatandaşların ikamet ettiği, idarece boşaltılan köy, mezra ya dabeldenin olmadığı, köy okulunun 1989’dan itibaren eğitime açık olduğu, kadroludin görevlisinin bulunduğu ve 1990 yılında 753, 1997 yılında 899, 2000 yılındaise 1.002 kişinin köyde yaşadığı belirtilerek talebin reddine karar vermiştir.
10. Başvurucu tarafından belirtilen ret işlemi aleyhineDiyarbakır 2. İdare Mahkemesinde açılan dava yetkisizlik kararıyla Batman İdareMahkemesine devredilmiştir.
11. Batman İdare Mahkemesinin 23/8/2012 tarihli ve E.2012/2882,K.2012/5070 sayılı kararı ile davanın reddine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesişöyledir:
“...Olayda, Batman İdare Mahkemesi'nin E:2012/1429,1266,1277 sayılıdava dosyasında ve Mahkememizin bu köye ait muhtelif dava dosyalarındayeralan bilgi ve belgelerden; Pervari İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 28.01.2010tarih ve 417 sayılı yazısı ekinde bulunan Pervari İlçe Jandarma Komutanlığı'naBağlı Köy ve Mezralara Ait Çizelgede Siirt İli Pervari İlçesi Okçular Köyü'nüntamamen boşalan/boşaltılanköyler arasında yeralmadığı, köyün durumunun dolu olarak ifade edildiği, genel nüfus sayımları vetespitlerine göre Okçular Köyü’nde 1990 yılında 753, 1997 yılında 899, 2000yılında ise 1002 kişinin yaşadığı, köyde 1989, 1994, 1999, 2004 ve 2009yıllarında muhtarlık seçiminin düzenli olarak yapıldığı, köyde geçici köykoruculuğu sisteminin getirildiği görülmektedir.
Ayrıca, Mahkememizin E.2012/1429 esasınakayıtlı dosyasında 13.01.2011 tarihli ara kararı ile davalı idareden köykorucusu (ve ailesi) ve asker (ve ailesi) olanlar dışında köyde yaşayanlarınbulunup bulunmadığı, varsa sayısına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği,ara kararına cevaben gönderilen 02.02.2011 tarihli Jandarma Tutanağında 1990yılına ait istenilen belgelere ulaşılamadığı, 1997 yılında köyde 90 korucununbulunduğu, bunlar dışında 20 hanenin korucu olmadığı ve korucu olmayanların iseyaklaşık 250 kişi olduğu, 2000 yılında ise köyde 85 adet korucunun bulunduğu,korucu hariç köyde 13 hanenin, yaklaşık 100 kişinin yaşadığının belirtildiğianlaşılmaktadır.
Bu durumda, asgari güvenlik düzeyinin varolduğu sonucuna ulaşılan Siirt İli, Pervari İlçesi Okçular Köyü'nde köyhalkının bir kısmının subjektif güvenlik kaygısıylaya da ekonomik ve sosyal sebeplerle göç etmelerinden dolayı uğradıklarızararın, 5233 sayılı Yasa hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanakbulunmadığından, davacının isteminin reddi yönünde tesis edilen dava konusuişlemde hukuka aykırılık görülmemiştir...”
12. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 20/6/2013 tarihli ve E.2013/5712, K.2013/4905 sayılı ilamı ilekararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiznedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek onanmasına karar verilmiştir.
13. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 3/4/2014tarihli ve E.2014/2039, K.2014/2411 sayılı ilam ile reddedilmiştir. Karardüzeltme kararı, başvurucuya 27/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 26/6/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 17/11/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin veakabinde açtığı davanın reddedildiğini, köylerinin terör nedeniyleboşaltıldığını, köy halkına köy korucusu olmaları için baskı yapıldığını,korucuların kendisi hakkında asılsız iddiaları neticesinde jandarma tarafındangözaltına alınarak ağır işkence ve eziyetler gördüğünü, gözaltındayaralanmasının ardından altı ay yatalak kaldığını, sonra köyden Adana'yakaçtığını, Adana'da iki kez ameliyat geçirdiğini, yine de tek gözünü vetestislerini kaybettiğini, buna neden olan devlet yetkililerinin zararınıtazmin etmediğini, ret kararına ilişkin açmış olduğu davanın gereksiz şekildeuzatıldığını, yargılamanın dokuz yıl sonra sonuçlandığını, bunun makul bir süreolmadığını, talebinin reddine ilişkin kararın hukuksuz olduğunu, temyiz vekarar düzeltmede davasının yeterince incelenmediğini, bu başvuru yollarınınetkili bir hukuk yolu olmadığını, ayrıca devletin kişilerin işkence görmesiniengellemek ve özgürlük ve güvenliğini sağlamak durumunda olduğunu ancakdevletin yükümlülüğünü yerine getirmemesi sonucu ağır yaralandığını belirterekAnayasa’nın 17., 19., 35., 36. ve 40.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlaledildiğini iddia etmiş; 1.000.000 TL maddi ve manevi tazminat talebindebulunmuştur.
B. Değerlendirme
18. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın17., 19., 35., 36. ve 40. maddelerindetanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucunun diğer ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar altındaincelenmiştir:
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı başvurununve açtığı davanın korucuların kendisi hakkında asılsız iddiaları neticesindejandarma tarafından gözaltına alınarak ağır işkence ve eziyetler gördüğü,gözaltında yaralanmasının ardından altı ay yatalak kaldığı noktasındaki özeldurumu nazara alınmaksızın kendisine yönelik bir terör tehdidi ya dasaldırısının bulunmaması gerekçesiyle reddedildiğini belirterek Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
20. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır."
21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
22. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veyaeylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olmasıgerekir.
23. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınuyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygun davranılmadığı takdirde ortayaçıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilere ve derece mahkemelerinebaşvurulmalıdır.
24. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte birkanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının önceliklegenel yargı mercilerinde, olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulmasıesastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağandenetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §18).
25. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle hukuk sistemindedüzenlenen başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir (Bayram Gök, §19).
26. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarakolağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialarAnayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemeleresunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök, § 20).
27. Başvuru konusu olayda başvurucunun dava dilekçesi, temyiztalebi ve karar düzeltme talebi incelendiğinde başvurucunun temyiz ve karardüzeltme dilekçesinde jandarma tarafından gözaltına alınarak ağır işkence veeziyetler gördüğüne dair herhangi bir husustan bahsetmediği, iddialarını köyünboşaltılmış olduğuna ve köyde yaşayan diğer kişilerin yaşadıklarını iddiaettiği terör olaylarına dayandırdığı, kendisinin yaralanmasına ilişkin hiçbirhusustan bahsetmediği tespit edilmiştir. Temyiz ve karar düzeltme yolunabaşvuran başvurucunun sadece dava dilekçesinde yaralandığını ileri sürmesiyeterli görülmeyerek, anılan iddiasını etkili bir iç hukuk yolu olarakbaşvurduğu temyiz ve karar düzeltme aşamasında ileri sürmemiş olmasıneticesinde iddiaların Anayasa Mahkemesince incelenmesi bireysel başvurununikincillik ilkesi gereği mümkün değildir.
28. Açıklanan nedenlerle anılan ihlal iddialarının başvuruyolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığıanlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Çelişmeli Yargılama veSilahların Eşitliği İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
29. Başvurucu; zarar tespitinde sadece adli, idari ve askerîmakamlar tarafından düzenlenen belgelerin kullanıldığını ve bu belgelerin İlkDerece Mahkemesi tarafından hükme esas alındığını, bölge genelinde vekendisinin zararına neden olan olay özelinde hiçbir adli tahkikatınyapılmadığını yahut yapılmış olsa dahi sonucundan haberdar edilmediğinibelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.Başvurucunun anılan şikâyetlerinin çelişmeli yargılama ve silahların eşitliğiilkeleri kapsamında değerlendirmeye tabi tutulması uygun görülmüştür.
30. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda çelişmeliyargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddiası daha öncebireysel başvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiğikararlarında, başvurulara konu tazminat taleplerinin 5233 sayılı Kanunkapsamında karşılanıp karşılanmayacağı noktasında Danıştay tarafından ihdasedilen içtihadi kriter olan “yerleşim yerinin tamamenboşalmış/boşaltılmış olması” ölçütünden yararlanıldığı, bu hususun tespiti içinde bir kısım idari birimden gelen tahkikat sonuçlarına dayanıldığı, bubelgelerin ve içeriklerinin Komisyon ya da İlk Derece Mahkemesi kararlarınaaktarıldığı, bu suretle ilgili belgeler ve içeriklerine en geç İlk DereceMahkemesi kararıyla başvurucuların vakıf olduğu tespit edilmiştir.Başvurucuların, temyiz ve karar düzeltme talep dilekçelerinde bu belgelerışığında yapılan tespitlere karşı itiraz ve savunmalarını ileri sürmeimkânlarının bulunduğu, başvurucular tarafından ibraz edilen delil ve beyandilekçeleri kapsamında Mahkemelerce idare ve başvurucular tarafından sunulanbelgelerin değerlendirilerek başvuruculara dava malzemesine ilişkin olaraktetkik ve beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvuru dosyalarıkapsamından başvurucuların yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin birimkândan mahrum bırakılmadığı anlaşıldığından başvuruların bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014,§§ 74-76; Cahit Tekin, B. No:2013/2744, 16/7/2014, §§ 70-72).
31. Somut başvuruda, yukarıda değinilen ilkeler ışığında yapılanincelemelerde başvurucunun usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı vebaşvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön bulunmadığısonucuna varılmıştır.
32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiği iddialarının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla AdilOlmadığına İlişkin İddia
33. Başvurucu, Komisyonca verilen kararın akabinde açtığıdavadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal varlığınınzarara uğradığını ve mallarına ulaşamadığını, anılan zararlara köy boşaltmaeylemleri ile sebebiyet verilmiş olmasına rağmen zararlarının tazminedilmediğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş;yargılama sürecinde yapılan incelemeler ve lehine olmayan yargı kararı temelinedayandırıldığı tespit edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamındadeğerlendirilmesi uygun görülmüştür.
34. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkinincelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabitutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında iseaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir (Necati Gündüzve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).
35. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvurukapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yoluşikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdirhatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe AnayasaMahkemesince esas yönünden incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, § 26).
36. Başvurucu, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdirineticesinde davasının reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemesincedelillerin takdirinin hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunubelirtmekte olup başvurucunun iddialarının özünün Derece Mahkemesincedelillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabetolmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğuanlaşılmaktadır.
37. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, Batman İdareMahkemesinin E.2012/1429, 1266, 1277 sayılı dava dosyalarında ve Mahkemenin buköye ait muhtelif dava dosyalarında yer alan bilgi ve belgelerden Pervari İlçeJandarma Komutanlığının 28/1/2010 tarihli ve 417 sayılı yazısı ekinde bulunanPervari İlçe Jandarma Komutanlığına bağlı köy ve mezralara ait çizelgede Siirtili Pervari ilçesi Okçular köyünün tamamen boşalan/boşaltılanköylerarasında yer almadığı, köyün durumunun dolu olarak ifade edildiği, genel nüfussayımları ve tespitlerine göre Okçular köyünde 1990 yılında 753, 1997 yılında899, 2000 yılında ise 1.002 kişinin yaşadığı, köyde 1989, 1994, 1999, 2004 ve2009 yıllarında muhtarlık seçiminin düzenli olarak yapıldığı, köye geçici köykoruculuğu sisteminin getirildiği görülmektedir. Ayrıca Mahkemenin E.2012/1429esasına kayıtlı dosyasında 13/1/2011 tarihli ara kararı ile davalı idareden köykorucusu (ve ailesi) ve asker (ve ailesi) olanlar dışında köyde yaşayanlarınbulunup bulunmadığı, varsa sayısına ilişkin bilgi ve belgelerin istenildiği,ara kararına cevaben gönderilen 2/2/2011 tarihli jandarma tutanağında 1990yılına ait istenilen belgelere ulaşılamadığı, 1997 yılında köyde 90 korucununbulunduğu, bunlar dışında 20 hanenin korucu olmadığı ve korucu olmayanların iseyaklaşık 250 kişi olduğu, 2000 yılında ise köyde 85 korucunun bulunduğu, korucuhariç köyde 13 hanenin, yaklaşık 100 kişinin yaşadığının belirtildiği tespitedilmiştir.
38. Bu durumda asgarigüvenlik düzeyinin var olduğu sonucuna ulaşılan Siirt ili Pervari ilçesiOkçular köyünde köyhalkının bir kısmının subjektif güvenlik kaygısıylaya da ekonomik ve sosyal sebeplerle göç etmesinden dolayı uğradığı zararın,5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukuki olanakbulunmadığından başvurucunun isteminin reddi yönünde tesis edilen dava konusuişlemde hukuka aykırılık görülmediğibelirtilerekdavanın reddine karar verilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz merciince deincelenip reddedilmek suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmıştır. Başvurucununanılan iddialarına yönelik olarak bu çerçevede Derece Mahkemesinin kararındaaçık bir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
39. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
d. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
40. Başvurucu, temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ilerisürdüğü taleplerin üstünkörü bir incelemeye tabi tutularak yeterli gerekçeyeyer verilmeden reddedildiğini iddia etmiş; bu nedenle anılan başvuru yollarınınetkili olmadığından şikâyetçi olmuştur. Anılan şikâyetlerin gerekçeli kararhakkına ilişkin olduğu tespit edildiğinden bu iddiaların Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
41. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda gerekçelikarar hakkının ihlal edildiği iddiası daha önce bireysel başvuruya konu olmuşve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarında, başvurucularınhakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında olan özel durumlarınındeğerlendirilmesi hariç olmak üzere başvurucular tarafından ileri sürülen vehüküm sonucunu etkilediği iddia edilen taleplerinin derece mahkemelerikararlarında denetlenerek reddedildiği gerekçesiyle başvuruların bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğu sonucuna varılmıştır (MesudeYaşar, §§ 79-82; Cahit Tekin,§§ 75-77).
42. Somut başvurunun incelenmesi neticesinde başvurucununtaleplerinin 5233 sayılı Kanun kapsamında kabul edilip edilmeyeceği noktasındayerleşim yerinin tamamen boşalmış/boşaltılmış olup olmadığının çeşitli idarikurumlar tarafından tanzim edilen tutanak ve belgeler kapsamında DereceMahkemesince değerlendirildiği, başvurucu tarafından ileri sürülen ve hükümsonucunu etkilediği iddia edilen istemlerin tartışılarak reddedildiği (bkz. §11), İlk Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygunbulunmak suretiyle kanun yolu denetiminden geçerek (bkz. §§ 12, 13)kesinleştiğianlaşılmıştır. Bu bakımdan başvurucunun, hakkaniyete uygun yargılanma hakkıkapsamında olan özel durumunun değerlendirilmesi hususu dışında gerekçeli kararhakkının ihlal edildiğine yönelik iddiaları hakkında farklı karar verilmesinigerektiren bir yön bulunmamaktadır.
43. Açıklanan nedenlerle başvurucunun gerekçeli karar haklarınınihlal edildiği iddialarının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
e. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
44. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurucunun makul süredeyargılanma hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Esas Yönünden
45. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğügiderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılamaprosedürlerinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
46. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarda, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler iledavanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecindeKomisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesinolarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumunbaşvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§46-70).
47. Başvuruya konu uyuşmazlıkla ilgili sürece bir bütün olarakbakıldığında Komisyona başvuru tarihi (6/7/2005)ile nihai karar tarihi olankarar düzeltme isteminin reddine dair karar tarihi (3/4/2014) arasında geçen vetoplam süresi 8 yıl 8 ay olan yargılamada başvurucu açısından farklı kararverilmesini gerektiren bir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama süresindemakul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
48. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
49. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
50. Başvurucu,makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin tespitini ve bu nedenletazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
51. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızcaihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuyanet 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
52. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 6.000 TL manevitazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE 17/11/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.