TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞENOL COŞKUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/10093)
Karar Tarihi: 11/3/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Murat GÜVEN
Başvurucu
:
Şenol COŞKUN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması, tutukluluğa ilişkinkararların bağımsız ve tarafsız olmayan sulh ceza hâkimliklerince kararabağlanması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,resen yapılan tutuklulukincelemelerinin ve/veya itiraz değerlendirmelerinin duruşma yapılmadan kararabağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; el koyma kararınedeniyle mülkiyet hakkının, savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle adilyargılanma hakkının; gözaltı sürecindeki bazı uygulamalar nedeniyle kötümuamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/3/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvurucu bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılamaimkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelindeolağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması(PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
11. Vergi hâkimi olarak görev yapmakta olan başvurucu, MersinCumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY üyesi olma suçundan yürütülen birsoruşturma kapsamında 16/7/2016 tarihinde Mersin Emniyet Müdürlüğünde gözaltınaalınmıştır.
12. Başvurucunun ifadesi 20/7/2016 tarihinde Başsavcılıktaalınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle; eğitim hayatı boyunca ve meslekhayatına başladıktan sonra FETÖ/PDY ile hiçbir bağının olmadığını, örgüte aitevlerde ya da yurtlarda kalmadığını, örgütün yayınlarına abone olmadığını,örgütün güçlü olduğu dönemlerde unvanlı görev almadığını ve darbe teşebbüsü ilehiçbir ilgisi olmadığını beyan etmiştir.
13. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Mersin2. Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk edilmiştir. Başvurucunun sorgusuHâkimlik tarafından aynı gün yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafiide hazır bulunmuştur. Başvurucu sorguda Savcılıkta verdiği ifadeye benzerbeyanlarda bulunmuştur.
14. Hâkimlik 21/7/2016 tarihli sorgu sonucunda başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüsetme suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Kararınilgili kısmı şöyledir:
"...[diğerleri] ve Şenol Coşkun'un üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma veanayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarının vasıf ve mahiyeti,haklarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin vetutuklama nedenlerinin bulunması, aleyhlerine mevcut adli bulgular, delillerintamamen toplanmamış olması, suçun kanundaki ceza miktarı, suçun CMK.nın 100.Maddesinde sayılan katalog suçlardan olması, verilmesi beklenen ceza iletutuklamanın ölçülü olması ve adli kontrolün yetersiz kalacağının anlaşılması nedenleriile CMK.nın 100 ve devamımaddeleri uyarınca ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [kararverildi.]"
15. Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, itirazı inceleyenMersin 3. Sulh Ceza Hâkimliği 26/7/11/2016 tarihli kararıyla itirazıreddetmiştir.
16. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı 23/8/2016 tarihindeyetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma bu tarih itibarıyla Ankara CumhuriyetBaşsavcılığında devam etmiştir.
17. Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği 7/12/2016 tarihinde yaptığıresen tutukluluk incelemesi sonunda, başvurucunun tutukluluk hâlinin devamınakarar vermiştir.
18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 12/1/2017 tarihinde görevyönünden yetkisizlik kararı vermiş ve soruşturma bu tarih itibariyle AntalyaCumhuriyet Başsavcılığında (Savcılık) devam etmiştir.
19. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, Antalya 3. Sulh CezaHâkimliği kararı yerinde bularak itirazı 1/2/2017 tarihinde itirazı kesinolarak reddetmiştir.
20. Başvurucu itirazın reddine dair kararı 7/2/2017 tarihindeöğrendiğini beyan etmiş ve 8/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
21. Savcılığın 15/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucununsilahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yerağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır.
22. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleribakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Busuçlamalara esas olarak başvurucunun ByLockkullanıcısı olduğu, tanık beyanlarında başvurucunun örgüt üyesi olduğuyönündeki ifadeler ve başvurucunun Yargıçlar ve Savcılar Birliği Derneğine(YARSAV) üyelik kaydının bulunduğu olgularına dayanılmıştır.
23. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkinhukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:
"...tüm soruşturma kapsamında elde edilendeliller gözetildiğinde, yine FETÖ/ PDY silahlı terör örgütünün örgüt yapısıile çalışma sistemi düşünüldüğünde şüphelinin suçsuzluğuna ilişkin savunmasınaitibar edilemeyeceği, dolayısıyla şüphelinin FETÖ/ PDY silahlı terör örgütüneorganik bağ kurduğu, hakim olan hiyerarşik ilişki içerisinde örgütün amacınabilerek ve isteyerek yardımda bulunduğu, böylelikle devletin güvenliğine,anayasal düzene ve hukuki düzenin işleyişine karşı suç işlemek için kurulmuşsilahlı terör örgütüne üye olmak suretiyle üzerine atılı olan 'silahlı terörörgütüne üye olma’ suçunu işlediği anlaşılmıştır."
24. Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 26/7/2017tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/244 sayılı dosyaüzerinden kovuşturma başlamıştır.
25. Mahkeme 8/5/2018 tarihli birinci celsede başvurucununsilahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.
26. Başvurucu anılan karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
27. Başvurucu hakkındaki yargılama bireysel başvurunun incelendiğitarih itibariyle istinaf aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
28. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 33-56.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 11/3/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi Yönünden
30. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödeyemeyecekdurumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
31. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak -UYAP üzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçiminiönemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücündenyoksun olduğu anlaşılan, bireysel başvuru tarihi itibarıyla tutuklu olarak cezainfaz kurumunda bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adliyardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
32. Başvurucu; nezarethanede kötü şartlarda tutulduğunu,adliyeye götürülürken ters kelepçe takıldığını ve avukat yardımındanyararlandırılmadığını belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
33. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin biraçıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
34. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincilniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No:2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
35. Somut olayda başvurucu, gözaltı sürecindeki kötü muameleiddiaları konusunda genel olarak gözaltında iken kamu görevlileri tarafındankötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan gözaltı koşullarında kastibir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu bölümdeki iddialar bir bütünolarak değerlendirildiğinde başvurucunun yakalandığı andan itibaren kamugörevlilerinin kendisine kötü muamelede bulunduğundan şikâyetçi olduğugörülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma koşullarının yetersizliğindenbahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri sürdüğü kötü muamelenin kamugörevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa salt tutulma koşullarından mıkaynaklandığını açıkça belirtmemiştir. Dolayısıyla söz konusu iddialarınAnayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi için yeterli bilgi ve belgebulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın koşullarının başvurucununanılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden kaynaklanıpkaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir soruşturmayla ortaya konmasıgerekmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 249).
36. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu konudakikanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilereiletmeden hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini,çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
38. Başvurucu; soruşturma evresinde kendisine suçlamalarailişkin genel sorular yöneltildiğini, hakkındaki somut isnatların ve delillerinaçıklanmadığını, böylelikle suçlamalara ve bunların dayanaklarına karşı savunmayapma imkânının kısıtlandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
39. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin biraçıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
40. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman veCennet Yeşilyurt, §§ 16, 17). Somut olayda başvurucu, soruşturmasüreci devam ederken bireysel başvuruda bulunmuş ve sonrasında hakkında kamudavası açılmıştır. Anayasa Mahkemesince bireysel başvurunun karara bağlandığıtarih itibarıyla başvurucu hakkındaki kovuşturmanın devam ettiği görülmektedir.Başvurucunun başvuru formunda dile getirdiği bu tür şikâyetlerini yargılamadave sonrasında istinaf/temyiz aşamalarında ileri sürebilme, bu aşamalardainceletme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede derece mahkemelerinin yargılama veistinaf/temyiz süreçleri beklenmeden soruşturma sürecindeki adil yargılanmahakkı ihlali şikâyetlerinin başvurucu tarafından bireysel başvuruya konuedildiği görülmüştür.
41. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
42. Başvurucu mal varlığına konulan tedbir kararı nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
43. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin biraçıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
44. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun141. maddesinde düzenlenen yol, bir yandan başvurucunun maruz kaldığı elkoymaişleminin hukuka aykırılığının tespitini, diğer yandan da uğradığı zararıntazmini imkânını sağlamaktadır. Bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesiile öngörülen hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından erişilebilir veelverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı sunmaktadır (Mehmet Ali Aslan, B. No: 2013/2429,30/3/2016, § 28).
45. Somut olayda, başvurucu hakkında FETÖ/PDY üyeliğisuçlamasıyla yürütülen ceza soruşturması kapsamında başvurucunun taşınır vetaşınmaz mal varlığına tedbir konulmuş ve UYAP üzerinden yapılan incelemede sözkonusu tedbir işleminin Ankara 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/11/2016 tarihindekaldırıldığı anlaşılmıştır. Bu doğrultuda başvurucunun mülkiyet hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddialarını 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi ile öngörülenhukuk yolunda ileri sürmeden bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
46. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mal varlığına tedbirkonulmasına ilişkin şikâyetinin başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
E. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltı KararınınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
47. Başvurucu, suç şüphesi olmaksızın gözaltına alınması vegözaltı süresinin makul olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
48. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin biraçıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
49. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
50. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı süresininaşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu iddialarınailişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla asıl davasonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; HidayetKaraca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No:2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahimSönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).
51. Somut olayda, başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin hukukiolmadığına ilişkin iddiayla ilgili olarak yukarıda anılan kararlarda varılansonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
53. Başvurucu; üzerine atılı suç ile bir ilgisininbulunmadığını, suç işlediğine dair hiçbir delilin olmadığını, buna rağmen keyfîbir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini, bu kararda tutuklama nedenlerineilişkin yeterli bir gerekçeye yer verilmediğini, bu durumda tutukluluksüresinin de makul olamayacağını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
54. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin biraçıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
55. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir. Öte yandan başvurucu, başvuru formundatutukluluğa ilişkin kararların gerekçesiz olmasına dayanarak süresi ne kadarkısa olursa olsun tutukluluğun makul süreyi aştığını belirtmiş ise de, dilegetirilen şikayetlerin niteliği itibarıyla eldeki başvuruda Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklamanın hukukiliği ile sınırlı birinceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, § 155).
i. UygulanabilirlikYönünden
56. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirinekonu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılansuçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunudeğerlendirmiştir (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
57. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgilimaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek;aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
ii. Genel İlkeler
58. Genel ilkeler için bkz. NeslihanAksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 47-53.
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
59. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
60. Diğer taraftan başvurucu bir hâkim olarak mesleğindenkaynaklanan güvencelerin hiçbirine riayet edilmeksizin tutuklandığını iddiaetmektedir.
61. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsünden sonraki dönemde buteşebbüsün arkasındaki yapılanma olduğu kabul edilen FETÖ/PDY ile bağlantılısuçlardan yürütülen soruşturmalar kapsamında yargı mensupları hakkındauygulanan tutuklama tedbirlerinin hukukiliğine ilişkin bireysel başvurularıincelediği birçok kararında, başvurucu yargı mensuplarının mesleklerinden veyagörevlerinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandıkları ve bunedenle tutuklamanın kanuni dayanağının bulunmadığı iddialarını incelemiştir.Bu inceleme sonucunda gerek yüksek mahkeme üyeleri gerekse diğer yargımensupları bakımından tutuklamaya konu olaylara ilişkin olarak soruşturmamercilerince veya tutuklamaya karar veren yargı organlarınca isnat edilen vetutuklamaya konu olan suçların kişisel suç olduğu, ayrıca ağır cezayıgerektiren suçüstü hâlinin bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin olgusal vehukuki temellerinin bulunduğu, dolayısıyla tutuklama tedbirlerinin kanunidayanaktan yoksun olduğunun söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır (diğerleriarasından bkz. Adem Türkel, B.No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 52-59; ErdemDoğan, B. No: 2017/25955, 7/3/2019 §§ 50-57). Kaldı ki -yüksekmahkeme üyelerinden farklı olarak- hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağırceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâli bulunmasa da kişisel suçlarınailişkin olarak soruşturma yürütülmesi için bir izin şartı bulunmadığı yargısaliçtihatlarda belirtilmiştir (Mustafa Özterzi[GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, § 93). Somut başvuruda anılankararlardan yer alan değerlendirmelerden ve varılan sonuçtan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
62. Başvurucunun 15/7/2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün dedevam eden darbe teşebbüsünün savuşturulması sonrasında gözaltına alınıp darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarıncasilahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY üyesi olma suçundantutuklandığı dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlı terör örgütüüyesi olma suçu yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturmamercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun vekeyfî olduğunun kabulü mümkün görülmemiştir (MustafaÖzterzi, § 94).
63. Dolayısıyla somut olayın koşullarında, başvurucunun hâkimolması nedeniyle Anayasa veya 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler veSavcılar Kanunu'ndan kaynaklanan güvenceler uygulanmaksızın, kanuna aykırıolarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucu hakkındauygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
64. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
65. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, iddianamede vemahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındakiiletişimi sağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir (bkz. § 22).
66. Anayasa Mahkemesi, ByLockuygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının somutolayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetlibelirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleriitibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).
67. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardıedilmemelidir.
68. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüslebağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlarailişkin soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu olabileceğini ifade etmiştir.Ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasındaortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma imkânının ve bu dönemdedelillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamanda işlenen suçlara göre çokdaha fazla olduğuna dikkat çekilmiştir (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 271, 272; SelçukÖzdemir, §§ 78, 79).
69. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedenivarsayılabilen suçlar arasındadır (GülserYıldırım (2), § 148).
70. Somut olayda Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken delillerin tamamen toplanmamış olmasına,işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkinkanunlarda öngörülen yaptırımın ağırlığına, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına veadli kontrol kararının yetersiz olacağına dayanıldığı görülmektedir.
71. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Mersin 2. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle suçun niteliğine ve ağırlığına atfen, dolaylıolarak kaçma şüphesine ve delillere etki edilmesi ihtimaline yönelen tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
72. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (GülserYıldırım (2), § 151).
73. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiği üzere terörsuçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıyabırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar vegüvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla vesuçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye nedenolabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz.Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri,§ 214; Devran Duran, § 64).Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmalarınkapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipiyapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat veteslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate alındığında busoruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 350).
74. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Mersin 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
75. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
76. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19. maddelerinde yeralan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden, 15. maddesinde yer alanölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
3. Soruşturma Dosyasına Erişimin Kısıtlandığınaİlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
77. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasınıhazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
78. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin biraçıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
79. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizincifıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
80. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
i. UygulanabilirlikYönünden
81. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararınınverildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenlekısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanınAnayasa'nın 19. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespitedilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindekiölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195,242).
ii. Genel İlkeler
82. Genel ilkeler için bkz. GünayDağ ve diğerleri [GK], §§166-179.
iii. İlkelerin OlayaUygulanması
83. Başvuru formunda soruşturma dosyasını incelemeye izinverilmediği ileri sürülmüş, ancak iznin verilmemesine neden olan kararınsavcılık ya da hangi mahkeme tarafından hangi tarihte verildiğine ilişkin biraçıklamada bulunulmamıştır.
84. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha sonrakaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaklabirlikte Antalya 10. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edildiği26/7/2017 tarihi (bkz. § 24) itibarıyla kısıtlılık 5271 sayılı Kanun'un 153.maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermişbulunmaktadır.
85. Soruşturma aşamasında başvurucuya yöneltilen suçlamaların,başvurucunun FETÖ/PDY üyesi ve bu örgütün yargıdaki yapılanmasında yer aldığıiddiası olduğu anlaşılmaktadır. Bu suçlamaların içeriğinin Mersin CumhuriyetBaşsavcılığınca yapılan ifade alma işlemi sırasında başvurucuya sorulansorularda açıklandığı ve başvurucunun ifadesinde anılan suçlamalarla ilgilibeyanda bulunduğu görülmektedir (bkz. § 12).
86. Öte yandan başvuru formunda belirtilen, başvurucununtutukluluğa itiraz dilekçesinde de usul ve esasa ilişkin ayrıntılı bir biçimdebeyanda bulunulmuştur. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilensuçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesindegerekse sorgu sonrasında erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.
87. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların vetutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin başvurucuyaveya müdafilerine bildirilmiş, başvurucuya bunlara karşı savunma veitirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında soruşturmaaşamasında dosyanın incelenmesine izin verilmemesi nedeniyle başvurucununtutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümküngörülmemiştir (Salih Sönmez, §153).
88. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun dosyayı incelemeye izinverilmemesi nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itirazda bulunamadığıiddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bukısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
89. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi suretiyleyapıldığı belirtilen müdahalenin Anayasa'da ve özellikle 19. maddenin sekizincifıkrasında yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
4. Tutuklamaya Karşıİtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
90. Başvurucu; tutuklama kararını ve tutukluluğa itirazın reddikararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili birbaşvuru mercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
91. Bakanlık görüşünde bu bölümdeki iddialara ilişkin biraçıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
92. Anayasa Mahkemesince sulh ceza hâkimliklerinin doğal hâkimgüvencesini sağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları vetutukluluğa itirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyettenyoksun bırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâlegetirdiğine ilişkin iddialar birçok kararda incelenmiş; bu kararlarda sulh cezahâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusu iddialarınaçıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231,17/5/2016, §§ 64-78, 94-97).
93. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
94. Başvurucu, ayrıca tutukluluğa karşı yaptığı itirazın etkiliolmayan merci tarafından makul sürede incelenmediğini ileri sürmüştür. Ancakbuna ilişkin herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır. Dolayısıyla soyut buşikayet yönünden ayrıca bir değerlendirme yapmak mümkün görülmemiştir.
95. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarına ilişkinolarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
96. Başvurucu, tutukluluğa itiraz ile tutukluluk hâlinin gözdengeçirilmesine ilişkin incelemelerin dosya üzerinden değerlendirildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
97. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin benzer şikâyetlerdeihlal olmadığı sonucuna vardığı kararlara atıf yapılarak somut olaydabaşvurucunun tutukluluk incelemelerinin süresinde yapıldığı ve başvurucununhâkim önüne çıkmadığı zaman diliminin olağanüstü hâl koşullarında makul olduğuileri sürülmüştür.
98. Başvurucu Bakanlığın görüşüne karşı özetle yaklaşık yirmiiki ay mahkeme önüne çıkartılmadığını ve tutukluluk incelemelerinin Bakanlıkgörüşünde beyan edildiği gibi tam zamanında yapılmadığını belirtmiştir.
b. Değerlendirme
99. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
100. Anayasa Mahkemesi SalihSönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018) kararında tutuklulukincelemelerinin duruşmasız yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüneçıkarılmama şikâyetini incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan karardabaşvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olmasıhususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkimönüne çıkarılmasını sağlamayacağı ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağınıbelirtmiş ve bu durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüneçıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli birmiktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.
101. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür ihlaliddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
102. Somut olayda başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklanmış vetutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 8/5/2018 tarihinde yapılanduruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürmefırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkmadığı süre yaklaşıkyirmi iki aydır. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılan karardan ayrılmayıgerektiren bir durum söz konusu değildir.
103. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B.1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Gözaltının ve gözaltı süresinin hukuki olmaması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Tutuklamaya karşı itiraz hakkının etkin olarakkullanılamaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 11/3/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.