TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞENOL ARSLAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/40261)
Karar Tarihi: 15/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucu
:
Şenol ARSLAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, yargılama devam ederken kamu görevinden ihraçedilme sebebiyle davanın konusunun kalmadığından bahisle uyuşmazlığın esasınayönelik talebin karara bağlanmasının engellenmesi nedeniyle karar hakkınınihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 28/12/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 2. sınıf emniyet müdürü kadrosunda görevyaptığı dönemde 2014 yılı performans değerlendirme puanının 3,17 (iyi) olarakbelirlenmesine ilişkin işlemin iptali ile parasal ve özlük haklarının iadesitalebiyle Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme10/3/2017 tarihli ve E.2015/298, K.2017/414 sayılı kararıyla davaya konuişlemin iptaline, tazminat isteminin ise reddine karar vermiş; başvurucualeyhine yargılama masraflarına hükmetmiştir.
10. Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusuüzerine Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi 5/10/2017 tarihlive E.2017/1357, K.2017/1217 sayılı kararıyla, yargılama devam ederkenbaşvurucunun 29/10/2016 tarihli ve 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında BazıTedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname gereğince kamu görevindenihraç edildiği ve dava konusunun ortadan kalktığı gerekçesiyle kesin olmaküzere davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına kararı vermiştir.
11. Nihai karar başvurucuya 14/12/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
12. Başvurucu 28/12/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. İlgili Kanun
13. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinin (a) bendi şöyledir:
" İdarî işlemler hakkında yetki,şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarındandolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan iptaldavaları"
14. 2577 sayılı Kanun'un "Dilekçeler üzerine ilkinceleme" kenar başlıklı 14. maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"Dilekçeler,
...
c) Ehliyet,
...
yönlerinden sırasıyla incelenir."
15. 2577 sayılı Kanun'un "İlk inceleme üzerineverilecek kararlar" kenar başlıklı 15. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Danıştay veya idare ve vergimahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanunaaykırılık görülürse, 14 üncü maddenin;
...
b) 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılıhallerde davanın reddine,
...
Karar verilir."
16. 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin “Kamupersoneline ilişkin tedbirler” kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"(1) Terör örgütlerine veya MilliGüvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğunakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakıyahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamugörevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilereayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerinegöre işlem tesis edilir."
17. 1/2/2018 tarihli ve 7075 sayılı Olağanüstü Halİşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde KararnameninDeğiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un “Komisyonun oluşumu” kenarbaşlıklı 1. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Anayasanın 120 nci maddesikapsamında ilan edilen ve 21/7/2016 tarihli ve 1116 sayılı Türkiye Büyük MilletMeclisi Kararıyla onaylanan olağanüstü hal kapsamında, terör örgütlerine veyaMilli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyettebulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti,aidiyeti, iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğu gerekçesiyle başka bir idariişlem tesis edilmeksizin doğrudan kanun hükmünde kararname hükümleri ile tesisedilen işlemlere ilişkin başvuruları değerlendirmek ve karara bağlamak üzereOlağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu kurulmuştur."
18. 7075 sayılı Kanun'un “Komisyonunun görevleri”kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Komisyon, olağanüstü halkapsamında doğrudan kanun hükmünde kararnameler ile tesis edilen aşağıdakiişlemler hakkındaki başvuruları değerlendirip karar verir.
a) Kamu görevinden, meslekten veya görevyapılan teşkilattan çıkarma ya da
ilişiğin kesilmesi.
..."
19. 7075 sayılı Kanun'un "Yargı denetimi" kenarbaşlıklı 11. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Komisyon kararlarına karşıHâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenecek Ankara idare mahkemelerindeilgilinin en son görev yaptığı kurum veya kuruluş aleyhine iptal davasıaçılabilir. Bu davalarda ayrıca Cumhurbaşkanlığına ve Komisyona husumetyöneltilemez."
2. Danıştayİçtihadı
20. Danıştay İkinci Dairesinin 3/11/2008 tarihli veE.2008/3586, K.2008/4247 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava,davacı tarafından ... Lisesi Müdürü olarak görev yaptığı dönemde hakkında 70puanla orta düzeyde düzenlenen 2006 yılı sicil raporunun iptali istemiyleaçılmıştır.
İstanbul 5. İdare Mahkemesince davacının yargılama devam ederkenemekliye ayrıldığı, sicil raporunun iptalini isteme konusunda güncel birmenfaat ilişkisinin kalmadığı gerekçesiyle ... davanın ehliyet yönünden reddinekarar verilmiştir.
...
2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanununun 2. maddesinin 1/a bendinde iptal davaları, "idari işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafındanaçılan" davalar olarak tanımlanmaktadır.
Maddede öngörülen menfaat ihlali koşulu,bu tür davaların kabulü ve dinlenilebilmesi için aranılan koşullardan biridir.Gerek doktrin gerekse yargısal içtihatlarda bu şart, subjektif ehliyet şartıolarak kabul edilmekte, ancak ne tür bir menfaat ihlalinin gerçek ve tüzelkişilere iptal davasını açma hakkı sağladığını gösterecek kesin bir ölçü ortayakonulamamakta ve bu ilişki kural olarak iptal davasına konu olan kararınniteliğine göre saptanmaktadır.
Genelde kişisel, meşru ve güncel birmenfaatin varlığı ve bunların ihlali, menfaat ilişkisinin kurulmasında yeterlisayılmakta ve bu husus davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargımercilerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi vemanevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyetinin varlığıiçin yeterli sayılmaktadır.
...
Bu durumda, 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun emeklilerin yeniden kamu hizmetine alınmasını düzenleyen 93. maddesive Devlet memurlarından 6 yıllık sicil notu ortalaması 90 ve daha yukarıolanların aylık derecelerinin yükseltilmesinde dikkate alınmak üzere bir kademeilerlemesi uygulanacağını hüküm altına alan 64. maddesi uyarınca davacıhakkında düzenlenen sicil raporu ve sicil notunun önem kazandığı ve davacınınmenfaatini doğrudan ilgilendirdiği gibi, sicil amirlerince olumsuz düşüncelerleorta düzeyde düzenlenen uyuşmazlık konusu sicil raporu ile davacı arasındamanevi ilişkinin de devam etmesi karşısında, uyuşmazlığın esası incelenerekhüküm kurulması gerekirken, davacının güncel bir menfaat ilişkisinin kalmadığıgerekçesiyle davanınreddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, kararınbozulmasına..."
21. Danıştay Beşinci Dairesinin 15/12/2014 tarihli veE.2012/2143, K.2014/9343 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava, koruma ve güvenlik görevlisiolarak görev yapmakta iken tutukluluk hali nedeniyle görevden uzaklaştırılandavacının, memuriyet görevine başlatılması ve 1/3 oranında kesilen maaşınınödenmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin 05.01.2010 tarihliişlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İstanbul 8. İdare Mahkemesince ...davacının,03.02.2010 tarihinde hizmetli kadrosunda göreve başlatıldığı,16.04.2010 tarihinde de malulen emekli olduğu anlaşılmakla, memuriyet görevinedönmek istemiyle yaptığı başvurunun reddinden kaynaklanan uyuşmazlık yönündendavanın konusunun kalmadığı; ... davacının memuriyet görevine başlatılmamasınailişkin kısmı yönünden davanın konusunun kalmaması nedeniyle uyuşmazlığın bukısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, maaşından yapılan kesintilerinödenmesi talebinin reddine dair kısmı yönünden de davanın reddine kararverilmiştir.
...
İptal davalarında, idari işlemlerinkuruldukları tarih itibariyle yargısal denetime tabi tutulmaları gerektiğikuşkusuzdur. İdare Hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesi için,davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığı yeterli olup,ayrıca bu işlemle menfaat ilişkisinin davanın sonuçlanmasına kadar devam etmesiaranmamaktadır.
Davacının idari işlemle ilişkisinindavanın sonuçlanmasına kadar devam etmesini zorunlu tutmak, iptal davalarınısadece davacılar yönünden ortaya koyduğu sonuçlarla değerlendirmek ve budavaların amacını ihmal etmek anlamını taşır. Bunun sonucu olarak, davagörülmeden önce alınacak yeni idari kararlarla davacının iptali istenilenişlemle ilişkisini kesmek ve böylece hukuka aykırılığı ileri sürülen işlemiyargısal denetim dışında bırakmak yolu açılmış olur.
Bu durumda, yargısal denetimden amaç"hukuka uygunluk" denetimi olduğuna, yargısal denetim işleminkurulduğu tarih itibariyle gerçekleştiğine ve yeni işlem tesis edilene kadarhukuki sonuç doğurduğuna göre, Mahkemece dava konusu işlemin hukukauygunluğunun denetlenerek bir karar verilmesi gerekmekte iken dava konusuişlemden sonra kurulan 16.04.2010 günlü bir başka işlem ile davacının malulenemekli edildiği ve davanın konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yerolmadığına ilişkin olarak verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir.
...
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulmasına..."
22. Danıştay Onikinci Dairesinin 28/10/2015 tarihli veE.2015/1273, K.2015/5657 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava;... İl Özel İdaresi'ndegenel sekreter olarak görev yapmakta iken 12 Haziran 2011 tarihinde yapılacakolan ... milletvekili genel seçimlerine katılmak için ... tarihinde istifaederek görevinden ayrılan davacının, seçimler sonucunda eski görevine atanmakistemiyle yaptığı başvurusu üzerine İl Özel İdaresinde uzman kadrosunaatanmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince, ... davacının,seçimler sonucunda tekrar görevine dönebilmek amacıyla yapmış olduğu başvurusuneticesinde genel sekreterlik kadrosunun dolu olması nedeniyle İl Özelİdaresinde 1. dereceli uzman kadrosuna atanmasına ilişkin dava konusuişlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine kararverilmiştir.
...
Davalı idarece her ne kadar davacının... tarihinde emeklilik isteminde bulunduğu ve bu isteği üzerine emekliyeayrıldığı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının ... tarihli yazısındananlaşıldığından, iş bu davanın davacı yönünden hukuki bir yararının bulunmadığıgibi, davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüş ise de; iptal davası açılabilmesiiçin davacının dava konusu işlem nedeniyle menfaatinin ihlal edilmiş olmasıyeterli olup, bu işlemle menfaat ilişkisini dava sonuna kadar sürdürmesigerekmediğinden, davalı idarenin davacı emekli olduğundan davanın konusuzkaldığı yolundaki iddiasına da itibar edilmemiştir.
... davacının, görevine dönme talebindebulunduğu tarihte durumuna uygun eşdeğer görevlerin bulunup bulunmadığıhususunda gerekli ve yeterli inceleme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken... davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetbulunmamaktadır."
23. Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2018 tarihli veE.2018/3781, K.2018/18569 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"... Kanun HükmündeKararnamelerin eki listesinde isimlerine yer verilmek suretiyle başka birişleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevinden çıkartılan personelin açmışolduğu davalarda idare mahkemelerince, genellikle anılan Kanun HükmündeKararnamelerde söz konusu kamu görevinden çıkarılma konusunda idareye herhangibir değerlendirme yapma ya da başka yönde işlem kurma yetki ve göreviverilmediği, kanun niteliğini taşıyan hukuki bir düzenleme ile kamu görevindençıkarılma işlemi gerçekleştirildiği, dolayısıyla davalı idarece tesis edilmiş,idari davaya konu olabilecek bir idari işlemin bulunmadığı ve davanın esasınınincelenmesine hukuken olanak bulunmadığı gerekçesiyle "davalarınincelenmeksizin reddi yönünde" kararlar verilmiştir. Buna karşın, KanunHükmünde Kararnamelerde belirlenen usul ve esaslara göre personelin kendikurumunda oluşturulan kurullar tarafından tesis edilen kamu görevindençıkartılmaya ilişkin işlemlere karşı açılan davalarda, idare mahkemelerinceuyuşmazlığın esasının incelenmesine devam edilmiştir.
Bu arada, personelin kendi kurumundaoluşturulan kurul tarafından tesis edilen kamu görevinden çıkartılmaya ilişkinişlemlere karşı açılan davaların incelemesi devam ederken, aynı personelin bukez Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu personeline İlişkin Alınan Tedbirlere DairKanun Hükmünde Kararnamelerin eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamugörevinden çıkarıldığı hallerde, yasa hükmünde olan Kanun Hükmünde Kararnameile kamu görevinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın doğrudan sonlandırılmışolması karşısında, idare tarafından oluşturulan Kurulun tesis ettiği kararınkendiliğinden ortadan kalktığı ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle kimiidare mahkemelerince dava hakkında "karar verilmesine yer olmadığı"yönünde kararlar verilmiştir.
Bir idari işlem açıkça idare tarafındangeri alınmadığı veya bir başka işlemle yürürlükten kaldırılmadığı ya da idaremahkemesince iptal edilmediği sürece hukuk aleminde varlığını sürdürecektir. Bunedenle, Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listelerde ismine yer verilmeksuretiyle hiçbir idari işleme gerek kalmaksızın doğrudan kamu görevininsonlandırılmasına karşıaçılan davalarda idare mahkemelerince, Kanun HükmündeKararnamelerin kanun niteliği taşıdığı gerekçesiyle "incelenmeksizinret" kararları verildiği de göz önünde bulundurulduğunda, personellerinkendi kurumunda oluşturulan kurullar tarafından kamu görevinden çıkarılmasınailişkin işlemlere karşı açılan davaların (idari işlemden sonra çıkartılan KanunHükmünde Kararnamenin eki listesinde aynı personelin ismine yer verilmeksuretiyle ikinci kez görevine son verilmiş olsa bile idari işlemin hukukenyürürlükte olması nedeniyle) esastan sonuçlandırılması gerektiği açıktır.
...
Bu nedenle, anılan her iki işleme karşıaçılan davalarda yargı yerlerince verilecek kararların uygulanması aşamasındaortaya çıkabilecek hukuki sorunların da önlenmesi amacıyla Mahkemece; önceliklepersonelin ilgili Kanun Hükmünde Kararnamenin ekli listesinde isminin yeralması nedeniyle kamu görevinden çıkartılması işlemine karşı dava açıpaçmadığı, dava açmış ise 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun hükümleri gereğince dava dosyasının İnceleme Komisyonunagönderilip gönderilmediği, Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevindençıkarılmasına karşı dava açmamış (ya da dava açmış) olsa bile Komisyonabaşvurma hakkını da kullanabileceğinden, personelin Olağanüstü Hal İşlemleriİnceleme Komisyonuna başvuruda bulunup bulunmadığı ve Komisyonca başvuruhakkında bir karar verilip verilmediği veya Kanun Hükmünde Kararnamenin ekilistesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmasının iptaliistemiyle açılmış dava nedeniyle 7075 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İncelemeKomisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek KabulEdilmesine Dair Kanun gereğince Komisyona gönderilmesi gereken bir dosyasınınmevcut olup olmadığı (Komisyonca verilecek karar hem personelin hukuki durumunuhem de davacının çalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul tarafındanverilen kamu görevinden çıkarma işlemine karşı açtığı davada yargı mercilerinceverilecek kararın hukuki sonucunu etkileyeceğinden) araştırılmalı, Komisyonabaşvurusu var ise, bu başvurunun sonucu beklenmeli, Komisyon kararına karşıdava açılmış ise, yukarıda açıklandığı üzere söz konusu iki davada verilecekkararlar birbirini etkileyeceğinden, öncelikle 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 38 ve devamı maddelerinde yer alan "bağlantılı davalara ilişkinhükümler" dikkate alınarak değerlendirme yapılmalı, şayet personelinherhangi bir davası veya Komisyona başvurusu yok ise Anayasanın 36. maddesiylede koruma altına alınan hak arama hürriyetinin engellenmemesi adına, davacınınçalıştığı kurum bünyesinde oluşturulan Kurul kararı ile ihraç edilmesiişleminin iptaline konu uyuşmazlığın esasının incelenerek bir karar verilmesigerekmektedir."
B. UluslararasıHukuk
1. Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi
24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Herkes davasının, medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... birmahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsanHakları Mahkemesi İçtihadı
25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göreSözleşme'nin 6. maddesinin medeni hukuk alanına giren konulardauygulanabilirliği ilk olarak bir uyuşmazlığın varlığına bağlıdır. İkinci olarakuyuşmazlık en azından savunulabilir bir şekilde iç hukukta tanınmış olduğusöylenebilecek hak ve yükümlülükler ile ilgili olmalıdır. Son olarak ise bu hakve yükümlülükler -her ne kadar bizzat 6. madde bu hak ve yükümlülüklereSözleşmeci devletlerin hukuk sistemi içinde belirli bir anlam atfetmese de-Sözleşme anlamında medeni nitelikte olmalıdır (James vediğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, § 81).
26. AİHM; Sözleşme'nin 6. maddesinin Sözleşmecidevletlerin iç hukukunda geçen bir hak için belirli bir anlamöngörmediğini, bir hakkın var olup olmadığını karara bağlamada ilke olarak içhukuka başvurulacağını, ulusal mahkemelerin bu konudaki değerlendirmelerindenfarklı bir sonuca ulaşılması için de güçlü gerekçelere sahip olunmasıgerektiğini, yetkililerin belli bir başvuran tarafından talep edilen tedbirinkabul edilip edilmemesine karar vermede takdir hakkını kullanıp kullanmadığınındikkate alınabileceğini hatta bu durumun belirleyici olabileceğini, bununlabirlikte salt bir kanun hükmünün lafzında bir takdir unsurunun bulunmasının birhakkın varlığını tek başına hükümsüz kılmayacağını, benzer durumlarda iddiaedilen hakkın yerel mahkemelerce tanınması veya yerel mahkemelerin başvuranıntalebinin esasını incelemesi hususunun da gözönüne alınması gerektiğinibelirtmiştir (Boulois/Lüksemburg [BD], B. No: 37575/04, 3/4/2012, §§91-94).
27. AİHM; mahkeme hakkının görünümlerinden biri olankarar hakkı ile ilgili Kutic/Hırvatistan (B. No: 48778/99, 1/3/2002)davasında yaptığı değerlendirmede ise Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasının hukuki uyuşmazlıkların tespiti için mahkemeye erişim hakkını güvencealtına aldığını yinelemekte ancak bu hakkın yalnızca dava açma hakkı ilesınırlı olmadığını, aynı zamanda mahkemenin uyuşmazlık konusundaki kararını eldeetme hakkını da kapsadığını belirtmektedir. AİHM'e göre bir taraf devletin içhukuk sistemi uyarınca bir birey tarafından açılan davaya ilişkin yürütülenyargılamalar neticesinde davanın nihai bir karara bağlanacağı garanti edilmedenbu kişinin bir mahkeme önünde hukuk davası açmasına izin verilmesi yanıltıcıolur. AİHM, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının davacılaratanınan usule ilişkin güvenceleri -adil, aleni ve hızlı yargılama-uyuşmazlıklarının nihai bir çözüme kavuşturulacağını garanti etmeksizin detaylıolarak açıklamasının anlamsız olacağına dikkat çekmektedir (Kutic/Hırvatistan§ 25).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
28. Mahkemenin 15/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu, Bölge İdare Mahkemesinin kamu görevindenihraç edilmesini gerekçe göstererek davayı esasa girmeksizin reddetmesinin adilyargılanma hakkını ihlal ettiğini ifade etmiştir.
30. Bakanlık görüşünde; başvurucunun açmış olduğu iptaldavası sırasında bulunan menfaat bağının davanın sonuna kadar bulunmasıgerektiği, başvurucunun kamu görevinden ihraç edilmesi ile bu menfaatin ortadankalktığı ifade edilmiştir. Bakanlık bu şartlarda davaya devam edilmesininbaşvurucu açısından davanın manevi haz boyutunda kalacağını, bu sebeple Bölgeİdare Mahkemesi tarafından davanın esasına girilmeksizin verilen kararınmahkemeye erişim hakkını ihlal etmediğini belirtmiştir.
31. Başvurucu; performans notu değerlendirmesi kararınınhukuka aykırı bir şekilde alındığını, idarenin kendisini önce terörist ilanedip sonra da bu isnadını delil olarak kullandığını vurgulamıştır.
2. Değerlendirme
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun yukarıda yer verilen şikâyetlerinin özü, idari işlemin iptalitalebiyle açtığı davanın dava konusu işlemle olan menfaat bağının ortadankalktığından bahisle uyuşmazlığın konusunun kalmadığı gerekçesiyle esasınınincelenmemesidir. Bu itibarla başvurucunun ihlal iddialarının adil yargılanmahakkının güvencelerinden biri olan karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
a. UygulanabilirlikYönünden
33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre AnayasaMahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamugücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa'da güvence altınaalınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye'nin taraf olduğu ekprotokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve Sözleşme'ninortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
34. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında;herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğalsonucu olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvencealtına alınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.maddesinin birinci fıkrasına adil yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin 14.maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti'nin taraf olduğuuluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkınınmetne dahil edildiği" belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36.maddesine söz konusu ibarenin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adilyargılanma hakkını anayasal güvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır (YaşarÇoban [GK], B. No: 2014/6673, 25/7/2017, § 54). Bu itibarla Anayasa'da güvencealtına alınan adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriği belirlenirkenSözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin vebuna ilişkin AİHM içtihadının da gözönünde bulundurulması gerekir (OnurhanSolmaz, § 22).
35. Anayasa Mahkemesi; Sözleşme'nin adil yargılanmahakkını düzenleyen 6. maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medenihak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasınınkarara bağlanması esnasında geçerli olduğunu belirterek hakkın kapsamının bukonularla sınırlandırıldığını, hak arama hürriyetinin ihlal edildiğigerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuyayönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiğini belirtmiştir(Adnan Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).
36. Anayasa Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının medeni hak ve yükümlülüklerin karara bağlanmasıyla ilgilibir yargılama usulünde uygulanabilmesi için öncelikle ortada bir uyuşmazlığınbulunması gerektiğini belirterek AİHM ile benzer ilkeleri benimsemiştir (İsmailTaşpınar, B. No: 2013/3912, 6/2/2014, § 21).
37. Bireysel başvuruya konu olayda idari işlemin iptaliistemiyle açılan davanın başvurucunun kamu görevinden ihraç edildiğindenbahisle dava konusunun ortadan kalktığı gerekçesiyle reddedildiğigörülmektedir.
38. 2577 sayılı Kanun hükümlerine göre davanın davaaçmakta menfaati bulunmayan kişi/kişilerce açılması durumunda davanınehliyetsiz kişi/kişilerce açıldığı gerekçesiyle davanın esas incelemesinegeçilmeksizin usulden reddedilmesi öngörülmektedir. Yerleşik idari yargıiçtihadında iptal davalarının kabulü ve dinlenilebilmesi için aranankoşullardan birinin davacının menfaatinin davaya konu işlem ile ihlal edilmişolması gerektiği kabul edilmektedir (bkz. § 21). Bu itibarla davacınınmenfaatini ihlal etmeyen idari işlemlerin esasen herhangi bir uyuşmazlığasebebiyet verme imkân ve kabiliyeti bulunmayan nitelikte işlemler olduğusöylenebilir.
39. Buradaki asıl meselenin davanın açıldığı sırada varolan menfaat bağının yargılamanın sonuna kadar bulunmasının gerekipgerekmediğidir. Hâl böyle olunca somut olayda bir uyuşmazlığın bulunupbulunmadığının ortaya konulması, Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti bakımından önem arz etmektedir.
40. Bir idari işlemin davacının menfaatini yargılamanınsonuna kadar ihlal edip etmediğine ilişkin değerlendirmenin bu husustaki kanunhükmünü uygulayacak olan idari yargı mercii tarafından tespit edileceğiaçıktır.
41. Bununla birlikte ilgili kanun hükmünü uygulayan yargımerciinin idari işlemin dava konusu edilemeyeceği yönünde bir tespit vedeğerlendirmede bulunmuş olması tek başına ve her zaman ortada bir uyuşmazlığınbulunmadığı sonucuna ulaşılması için yeterli değildir. Bireysel başvurukapsamında yapılan incelemelerde Sözleşme'nin 6. maddesininuygulanabilirliğinin tespiti için aynı mahiyetteki idari işlemlere ilişkinolarak iç hukukta kabul görmüş bir uyuşmazlık olgusu bulunup bulunmadığının dadeğerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmenin yapılmasında ise yerelmahkemelerce aynı mahiyetteki idari işlemlerin dava konusu edilebileceğininkabul edilmesi ve bu tip işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelenmesiönemli bir ölçüttür. Özellikle içtihat mahkemesi olan Danıştayın yorum veuygulamalarının bu hususta belirleyici bir role sahip olduğu söylenebilir (AliDiren, B. No: 2015/13108, 18/4/2018, § 42).
42. Bu bağlamda bir kısım Danıştay içtihadına (bkz. §§21, 22) göre idari işlemlerin kuruldukları tarih itibarıyla yargısal denetimetabi tutulmaları gerektiği, idare hukukunun genel ilkelerine göre iptal davası açılabilmesiiçin davacı ile dava konusu işlem arasında menfaat ilişkisinin varlığınınyeterli olduğu, ayrıca dava konusu işlemle menfaat ilişkisinin davanınsonuçlanmasına kadar devam etmesi koşulunun aranmadığı değerlendirilerek bunitelikteki işlemlerden doğan uyuşmazlıkların esasının incelendiğigörülmektedir. Bir kısım Danıştay içtihadında ise (bkz. § 20) menfaatilişkisinin davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı mercilerincebelirleneceği ifade edilmiştir.
43. Somut başvuruda başvurucunun kamu görevindençıkarılmasına ilişkin işleme karşı yargı yolunun açık olması sebebiyle kamugörevine dönme ihtimalinin varlığı değerlendirildiğinde iç hukukta en azındansavunulabilir bir biçimde dava konusu edilebilir olduğu ileri sürülebilecek biruyuşmazlığın bulunduğu sonucuna varılmıştır. Bu nedenle ihlal iddialarınınkonusunun Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanının kapsamında yeraldığının kabulü gerekir.
b. KabulEdilebilirlik Yönünden
44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Esas Yönünden
i. Genelİlkeler
45. Anayasa’nın 36. maddesinin ikinci fıkrasında hiçbirmahkemenin görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacağıbelirtilmiştir. Bu bağlamda Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı, kişilere davanın görüldüğü mahkemeden uyuşmazlığa ilişkin birkarar verilmesini isteme güvencesini de sağlar. Öte yandan Sözleşme'yiyorumlayan AİHM de Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemehakkı şeklinde genel bir hakkı düzenlediğini kabul etmekte ve bu hakkın kararhakkını da içerdiğini ifade etmektedir (İbrahim Demiroğlu, B. No:2017/15698, 26/7/2019, § 54).
46. Adil yargılanma hakkının güvencelerinden biri olanmahkeme hakkı; mahkemeye erişim hakkı, karar hakkı ve kararın icrası haklarınıiçerir. Karar hakkı genel itibarıyla mahkeme önüne getirilen uyuşmazlığınkarara bağlanmasını isteme hakkını ifade eder. Zira dava hakkını kullananbireyin asıl amacı, davanın sonunda uyuşmazlık konusu ettiği talebinin esasıylailgili olarak bir karar elde edebilmektir. Bir başka ifadeyle dava sonucundaşayet bir karar elde edilemiyorsa dava açmanın da bir anlamı kalmayacaktır. Öteyandan karar hakkı bireylerin sadece yargılama sonucunda şeklî anlamda birkarar elde etmelerini güvence altına almaz. Bu hak aynı zamanda dava konusuedilen uyuşmazlığa ilişkin esaslı taleplerin yargı merciince bir sonucabağlanmasını da gerektirir (İbrahim Demiroğlu, § 55).
47. Kuşkusuz söz konusu dava, yargılama usulü kurallarıgereğince uyuşmazlığın esasının incelenemediği birtakım kararlarla daneticelenmiş olabilir (düşme/açılmamış sayılma/karar verilmesine yerolmadığı/süre aşımı vb.). Bu durum kural olarak karar hakkı yönünden bir sorunteşkil etmez. Zira söz konusu hakkın sağladığı güvence bakımından önemli olanhusus; açıldığı sırada davanın -usule ilişkin sorunlar hariç-uyuşmazlığın esasını çözüme kavuşturma potansiyeline sahip, bir başka ifadeyledava açılmasındaki asıl amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasıdır (İbrahimDemiroğlu, § 56).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
48. Somut olayda başvurucunun hakkında tesis edilen 3,17(iyi) performans notunun iptali talebiyle açtığı davada Mahkeme tarafından davakonusu işlemin iptaline karar verilmesine rağmen istinaf incelemesi sonucundaBölge İdare Mahkemesi tarafından başvurucunun kamu görevinden ihraç edilmişolduğu gerekçesiyle davanın konusunun kalmadığından bahisle davanın esasıincelenmemiştir. Başvurucu istinaf dilekçesinde tazminat talebi olmadığı hâldeMahkemenin yargılama masrafları bakımından aleyhe hüküm kurduğunu dabelirtmiştir.
49. Yukarıda yer verilen Danıştay içtihatlarında (bkz. §§21-23) ortaya konulduğu üzere iptal davalarının ilk inceleme aşamasında kabuledilebilirlikleri için, başka bir deyişle davanın esasının incelenebilmesi için2577 sayılı Kanun kapsamında aranan menfaat şartının davanın açıldığı sıradabulunması yeterli olmakta, menfaatin davanın sonuna kadar devam etmesi şartıaranmamaktadır. Anılan içtihatlardaki yaklaşımın kamu görevlileri hakkındatesis edilen işlemler hakkında açılan davaların yargılama sırasında kamugörevlisi statülerinin herhangi bir nedenle sona ermesi durumunda dahi idariişlemle olan menfaat bağının ortadan kalkmayacağı yönünde olduğu görülmektedir.Böylece alınacak yeni bir idari kararla davacının iptalini istediği işlemleilişkisini kesmek suretiyle dava konusu işlemin yargı denetimi dışınaçıkarılması engellenmiş olacaktır. Buna göre Danıştayın söz konusuiçtihatlarındaki çıkarımın dava şartı olarak kabul edilen menfaat ihlaliyorumundan hareketle dava konusu edilebilirliğinin tespitinde kamu yararı ile bireyinmenfaatleri arasındaki adil dengeyi gözeten, objektif ve hukuken kabuledilebilir ölçütler içerdiği görülmektedir.
50. Anılan içtihattaki yaklaşımın öz itibarıyla statühukukuna göre çalışan kamu görevlilerinin kamu personel hukuku kapsamında haklarındatesis edilen idari işlemlerin onların aktif meslek yaşamları haricinde maddi vemanevi varlıkları üzerinde de birtakım etki ve sonuçlar gösterebilmesi, öteyandan meri mevzuatın emeklilik/istifa/ihraç vb. sebeplerle kaybedilen kamugörevliliği statüsünün belirli koşullar altında yeniden kazanılmasına imkânsağlaması karşısında böyle bir durumda idari işlemin kişi üzerinde etkilerinidevam ettirecek olması gibi gerekçelere dayandığı anlaşılmaktadır (LeventTütüncü, B. No: 2015/3690, 18/7/2018, § 59).
51. Danıştay içtihadında benimsenen bu yaklaşıma göresomut olayda başvurucunun Olağanüstü Hal İşlemlerini İnceleme Komisyonuna (OHALKomisyonu) başvurabileceği, OHAL Komisyonu kararlarına karşı yargı yolunun açıkolduğu tespit edilmiştir. Bu durumda başvurucunun yeniden kamu görevlisistatüsünü kazanabileceği ihtimalinde dava konusu performans notuna ilişkinişleminin başvurucu üzerinde bir etkisinin bulunmayacağı söylenemez. Buitibarla başvurucunun performans notunun iptali talebiyle açtığı davanın yargılamasıdavam ederken kamu görevinden ihraç edilmesinin davaya konu idari işlem ileihlal edilen menfaatinin ortadan kalkmadığı, bu durumda davanın esasınınincelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
52. Bireysel başvuruya konu Bölge İdare Mahkemesi kararındaise Danıştay içtihadında belirtilen ölçütler kapsamında herhangi bir irdelemeyegidilmeksizin salt kamu görevinden ihraç edilme sebebiyle dava konusununortadan kalktığı yönünde şekilci bir yaklaşımla hareket edilerek davanınesasının incelenmediği, başka bir deyişle davaya konu idari işlemin esasıhakkında karar verilmediği görülmektedir.
53. Bölge İdare Mahkemesinin somut olayda davanınesasının incelenebilmesine ilişkin değerlendirmesi konusunda 2577 sayılıKanun'da düzenlenen usul kurallarının uygulanmasıyla ilgili bu şekilciyorumunun -başvurucunun hukuksal durumunu etkileyen idari işlemden doğanuyuşmazlık hakkında karar verilmemesi sebebiyle- başvurucuya ağır bir külfetyüklediği, bu sebeple başvurucunun karar hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Diğer İhlalİddiaları
55. Başvurucu; dava dilekçesinde tazminat istemindebulunmamış olmasına rağmen Mahkemenin tazminat talebi varmış gibi aleyhe hükümkurarak yargılama masraflarına hükmettiğini, resen emekliye sevk edildiğini, budurumun performans notunun haksız olarak düşük verildiğine bir gösterge olduğunu,Bölge İdare Mahkemesinin bağımsız ve tarafsız olmadığını, kararının gerekçesizolduğunu, masumiyet karinesini ihlal ettiği gibi özel hayata ve aile hayatınıihlal eder nitelikte olduğunu, performans notuna ilişkin değerlendirmeninmülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
56. Somut başvuruya konu mahkeme kararının Anayasa’nın36. maddesi kapsamında karar hakkını ihlal ettiği sonucuna varıldığındanbaşvurucunun ileri sürdüğü diğer şikâyetler hakkında ayrıca değerlendirmeyapılmasına gerek görülmemiştir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
57. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yenidenyargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındaaçıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosyaüzerinden karar verir.”
58. Başvurucu, manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
59. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No:2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
60. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
61. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
62. İncelenen başvuruda başvurucunun açtığı dava hakkındakarar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması sebebiyle Anayasa'nın36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki kararhakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
63. Bu durumda karar hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari DavaDairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
64. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçtanoluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması içinGaziantep Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesine (E.2017/1357,K.2017/1217) gönderilmek üzere Diyarbakır 3. İdare Mahkemesine (E.2015/298,K.2017/414) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 294,70 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödemetarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 15/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.