TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SERCAN PEHLİVAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2561)
Karar Tarihi: 5/11/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Hüseyin TURAN
Başvurucu
:
Sercan PEHLİVAN
Vekili
:
Av. Ali PEHLİVAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, somut delilolmamasına rağmen gerekçesiz olarak tutuklama nedeniyle kişi özgürlüğü vegüvenliği hakkının; tutukluluğun devamının duruşmasız değerlendirilmesi,iddianamede adresin yanlış gösterilmesi dolayısıyla aleyhine açılan kamudavasından haberdar olmaması ve müdafiin iddianamedegösterilmemesi nedenleriyle de adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 11/4/2013tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 31/7/2013 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 22/11/2013 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve başvuru belgelerinin bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Bakanlık tarafından AnayasaMahkemesine 22/1/2014 tarihinde sunulan görüş,başvurucuya 31/1/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 17/2/2014 tarihinde cevabını Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, “örgüt faaliyetiçerçevesinde uyuşturucu ticareti yapma” suçundan 23/3/2012tarihinde yakalanmış, 27/3/2012 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıncaifadesi alınarak tutuklanma talebiyle Mahkemeye sevk edilmiştir.
8. Başvurucu, İstanbul 9. AğırCeza Mahkemesinin 27/3/2012 tarihli ve 2010/30 Sorgusayılı kararıyla “mevcut delil durumu vedosya kapsamına göre” serbest bırakılmıştır.
9. Başvurucuyla birlikte yirmisanık hakkında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 29/6/2012tarihli ve E.2012/452 sayılı iddianamesiyle “uyuşturucuveya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, suç işlemek amacıyla kurulanörgüte üye olma” suçlamasıyla İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/114sayılı dosyasında kamu davası açılmıştır.
10. Savcılığın iddianamesindebaşvurucu adresi olarak başvurucu tarafından beyan edilen adres yerine nüfuskaydında görülen adresin yer alması nedeniyle başvurucu hakkında düzenleneniddianame, başvurucunun beyan ettiği adres yerine nüfus kaydında görünen adresetebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu hakkındahazırlanan iddianame, dosyada vekâletnamesi olmadığı için sanık müdafiine bildirilmemiştir. Başvurucunun müdafiine duruşma günü bildirilmediğinden başvurucunun müdafii duruşmadan haberdar olamamıştır.
12. Başvurucu, adresininiddianamede yanlış gösterilmesi nedeniyle hakkındaki yargılamanın birincioturumundan haberdar olamamıştır. 18/10/2012 tarihindeyapılan birinci duruşmada adresinde bulunamaması üzerine başvurucu hakkında26/9/2004 tarihli ve 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu’nun 98. maddesi gereğince yakalama emri düzenlenmesine kararverilmiştir.
13. Başvurucu hakkında kamudavası açıldığı, müdafii tarafından resen öğrenilmişve askerlik görevini yapmakta olan başvurucuya bildirilmiştir. Bunun üzerinebaşvurucu İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine müdafiiylebirlikte müracaat etmiş ve 4/2/2013 tarihindeMahkemece sorgulanmıştır. İddia makamı tarafından başvurucunun tutuklanmasıtalep edilmiştir.
14. Başvurucu, askerlik göreviniyapmakta olduğunu, bu nedenle duruşmadan haberdar olmadığını, tutuklama kararıverildiği takdirde askerlik hizmetinin yarıda kalacağını belirtmiş ancak iddiamakamının talebi üzerine “sanığın üzerineatılı suçun vasfı, mevcut delil durumu, suç için kanunda öngörülen cezamiktarı, suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösterir olguların varolduğu” gerekçesiyle İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/2/2013 tarihli kararı ile başvurucunun tutuklanmasınakarar verilmiştir.
15. Başvurucu ile birlikte onbir kişi hakkında, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/2/2013tarihli duruşmasında:
“…üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti,sanıklarla ilgili yapılan yasal arama sonucu elde edilen delillerin içerikleri,iletişim tespiti tutanakları, fiziki takip tutanakları ve dosyada mevcut tümdeliler birlikte değerlendirildiğinde kuvvetli suç şüphesini gösteren olgularınsomut olayda bulunması, sanıklar hakkında isnadedilen suçların CMK' nın 100/3-a maddesinde yer alansuçlardan olması, tutuklama nedenlerinin henüz ortadan kalkmamış olması, Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi kararları ile 6352 sayılı Yasa’nın 96 ve devamımaddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK.'nun 100. vedevamı maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların tutukluluk hallerineilişkin makul süreyi aşan bir durumun söz konusu olmaması, sanıkların serbestkalmaları halinde kaçma şüphesinin, sanıkların üzerine atılı suçlarınağırlığına göre karine olarak kabul edilmesinin gerekeceği, yine sanıklarhakkında isnad edilen suçların yasada öngörülenhürriyeti bağlayıcı cezasının alt ve üst sınırları "ölçülülük ilkesi"bağlamında değerlendirildiğinde, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarakyürürlüğe giren 6352 Sayılı Yasa ile değişik hükümler de dikkate alındığındadiğer koruma tedbirlerinin uygulanmasının bu aşamada yeterli olmayacağıanlaşılmakla TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA”
karar verilmiştir.
16. Başvurucu; İstanbul 16. AğırCeza Mahkemesinin5/2/2013 tarihli tutukluluk kararına itiraz etmiş, itirazİstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/2/2013 tarihlive 2013/23 Değişik İş sayılı kararıyla duruşma yapılmaksızın reddedilmiştir.Ret kararı başvurucuya 12/3/2013 tarihinde tebliğedilmiştir.
17. Başvurucu hakkındaki davaİstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/88 sayılı dosyasında devametmektedir.
18. Başvurucu 11/4/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
19. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı TürkCeza Kanunu’nun 220. maddesinin 2. fıkrası ve 188.maddesinin 3 ila 5.fıkraları.
20. 5271 sayılı Kanun’un 100. ve101. maddeleri şöyledir:
“Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenolguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanıkhakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yeralan;
…
8. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde188),
…”
Madde 101 – (1)Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemiüzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığıntutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'senmahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlîkontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlereyer verilir.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97md.)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya buhusustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerekaçıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir,ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus karardabelirtilir.
…”
21. 5271 sayılı Kanun’un 270.maddesi şöyledir:
“İtirazı inceleyecek merci, yazı ile cevap verebilmesiiçin itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafa bildirebilir. Merci, incelemeve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını daemredebilir.”
22. 5271 sayılı Kanun’un 271.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itirazhakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğündeCumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 5/11/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun11/4/2013 tarihli ve 2013/2561 numaralı bireysel başvurusuincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu, hakkında isnatedilen suçlarla ilgili somut delil olmamasına rağmen tutuklandığını ve bututukluluğunun devamına karar verildiğini, tutuklama kararının gerekçesizolduğunu, adli kontrol hükümlerinden yararlandırılmadığını, tutuklulukdurumunun duruşmasız olarak değerlendirildiğini, iddianamede adresinin yanlışgösterildiğini ve bu nedenle aleyhine açılan kamu davasından haberdarolmadığını ve müdafiinin iddianamede gösterilmediğiniileri sürerek Anayasa’nın 19. ve 36. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmiş;tahliye ve tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
25. Başvurucunun, hakkında isnatedilen suçlarla ilgili somut delil olmamasına rağmen tutuklanması vetutukluluğunun devamına karar verilmesi; tutuklama kararının gerekçesiz olmasıve adli kontrol tedbirinin uygulanmaması şikâyetlerinin Anayasa’nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası, tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasızdeğerlendirilmesi şikâyetinin Anayasa’nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası,iddianamede adresinin yanlış gösterilmesi ve bu nedenle aleyhine açılan kamudavasından haberdar olmadığı ve müdafiininiddianamede gösterilmemesi şikâyetlerinin ise Anayasanın 36. maddesi kapsamındaincelenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
1. KuvvetliSuç Şüphesi ve Tutuklama Nedeni Bulunmadığı Hâlde Gerekçesiz Olarak TutuklamaKararı Verildiği İddiaları
26. Başvurucu, hakkında isnatedilen suçlarla ilgili somut delil olmamasına rağmen tutuklandığını ve tutukluluğunundevamına karar verildiğini, tutuklama kararının gerekçesiz olduğunu ve adlikontrol hükümlerinden yararlandırılmadığını ileri sürmüştür.
27. Bakanlık görüş yazısında,başvurucu hakkında verilen ilk tutuklama kararında suçun vasıf ve mahiyeti ilesuçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin bulunmasına vurgu yapıldığı ayrıcaadli kontrol hükümlerinin uygulanmayışına değinildiği, uyuşturucu maddeticareti yapma ve suç işlemek için kurulan örgüte üye olma suçundan iddianameile kamu davası açıldığı, iddianamede başvurucu hakkındaki delillerin ayrıntılıolarak açıklandığının göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.
28. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne katılmadığını belirtmiştir.
29. Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
"Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler,ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemekmaksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilendiğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir. Hakim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veyagecikmesinde sakınca bulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanungösterir.”
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartlarıve incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
31. Anayasa’nın 19. maddesinin birincifıkrasında herkesin kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilkeolarak konduktan sonra, ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanundagösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar,sınırlı olarak sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkınınkısıtlanması ancak Anayasa’nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardanherhangi birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 43).
32. Anayasa’nın 19. maddesininüçüncü fıkrasında, suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin; ancakkaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıylaveya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerdehâkim kararıyla tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinintutuklanabilmesi öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirtibulunmasına bağlıdır. Bu unsur, tutuklama tedbiri için olmazsa olmazniteliktedir. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı delil sayılabilecek olgu vebilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın kendine özgü şartlarına bağlıdır(Hanefi Avcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 46).
33. Buna bağlı olarak yakalamaveya tutuklama anındaki deliller, mutlaka kişinin suçla itham edilmesinisağlayacak düzeyde olmayabilir. Zira tutukluluğun amacı, yürütülen soruşturmave/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini oluşturan şüphelerindoğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli süreci daha sağlıklı birşekilde yürütmek ve ilerletmektir. Buna göre suç isnadına esas teşkil edecekşüpheye dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının sonraki aşamalarındatartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak olguların aynı düzeydedeğerlendirilmemesi gerekir (Mustafa AliBalbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 73).
34. Tutuklamaya ve tutukluluğundevamına ilişkin hususlar 5271 sayılı Kanun’un 100. ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir.Bu düzenlemeye göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüpheninvarlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlindetutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir.Buna göre (a) şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesiniuyandıran somut olgular varsa (b) şüpheli veya sanığın davranışları; 1) delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2) tanık,mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Düzenlemedeayrıca işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlar belirtilmiştir.
35. Diğer yandan, Anayasa’da yeralan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerininkararlarındaki kanun hükümlerinin yorumlanmasına ya da maddi veya hukukihatalara dair hususlar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Tutuklulukkonusundaki kanun hükümlerinin yorumu ve somut olaylara uygulanması da derecemahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır. Ancak kanun veya Anayasa’ya barizşekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık keyfîlikbulunması hâlinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet veren bu tür kararlarınbireysel başvuruda incelenmesi gerekir. Aksinin kabulü bireysel başvurunungetiriliş amacıyla bağdaşmaz (Ramazan Aras,§ 49).
36. Somut olayda başvurucu,hakkında açılan kamu davası kapsamında 4/2/2013tarihinde uyuşturucu madde ticareti yapma ve suç işlemek için kurulan örgüteüye olma suçlarından tutuklanmıştır. Tutuklama kararının gerekçelerinde isnatedilen suçlamaya ilişkin suçun vasfı ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suç içinkanunda öngörülen ceza miktarı ve suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesininbulunması gösterilmiştir. Ayrıca 5/2/2013 tarihliduruşmada tutuklama tedbiri yerine adli kontrol hükümlerinin uygulanmasınınyeterli olmadığına vurgu yapılmıştır.
37. Dolayısıyla başvurucunun,suçla ilgili inandırıcı nedenler bulunmadığı hâlde tutuklandığı iddiasınınyerinde olmadığı, gösterilen deliller ve tutuklama kararlarında yer alangerekçeler dikkate alındığında, tutuklamanın kuvvetli şüphe olgusunukarşıladığı, böylece tutuklama nedenlerinin oluştuğu, isnat edilen suça ilişkinsomut olgular olmadan gerekçesiz olarak tutuklama kararı verildiğine yönelikşikâyetinin dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır.
38. Açıklanan nedenlerlebaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması sebebiyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
39. Başvurucu, iddianamede adresininyanlış gösterildiğini ve bu nedenle aleyhine açılan kamu davasından haberdarolmadığını ve müdafiinin iddianamede gösterilmediğiniileri sürerek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
40. Anayasa’nın 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
41. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
“…Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
42. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“İhlale neden olduğuileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari veyargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
43. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri uyarınca AnayasaMahkemesine bireysel başvuru, “ikincil nitelikte bir kanun yolu” olup bu yolabaşvurulmadan önce kural olarak olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır.
44. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tümorganlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortayaçıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bunedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle idarimerciler ve derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafındandeğerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §16).
45. Buna göre Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddiaedilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlindebaşvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarıncabaşvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle vesüresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bukonuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması ve aynızamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermişolması gerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüptakip edilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, AnayasaMahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§ 17).
46. Somut olayda başvurucu hakkındakiyargılama İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi önünde görülmeye devam etmektedir. Başvurucunun,yargılama aşamasının başlangıcında müdafi yardımından yoksun bırakıldığı veiddianamede adresinin yanlış gösterilmesi nedeniyle yargılamadan geç haberdarolması gibi hususları başvuru tarihi itibarıyla İlk Derece Mahkemesi önünde,karar verildikten sonra ise temyiz incelemesinde ileri sürebilme ve ilerisürülmüş ise temyiz aşamasında inceletme imkânı bulunmaktadır. Oysa başvurucutarafından, kanun yolunda ileri sürülebilecek iddialar ve bu iddialarındeğerlendirileceği Yargıtay süreci beklenmeden yargılama sürecindeki usuleksikliklerinin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
47. Açıklanan nedenlerle derecemahkemeleri önünde usulüne uygun olarak açılmış ve devam eden başvuru yollarıtüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireyselbaşvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Tutukluluğaİtirazın Duruşma Yapılmaksızın Değerlendirildiği İddiası
48. Başvurucu, tutukluluğaitiraz incelemesinin duruşmasız olarak dosya üzerinden gerçekleştirildiğini,çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerine riayet edilmediğini ilerisürmüştür.
49. Bakanlık görüş yazısında, Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararları göz önüne alındığında tutukluluğun devamı konusundaki incelemenin,sanığın makul aralıklarla dinlenilerek gerçekleştirilmesi gerektiğini ancaktutukluluğa ilişkin her incelemede şüpheli ya da sanığın dinlenmesizorunluluğunun -bu türden incelemenin çok kısa sürede karara bağlanmasıgerektiği de göz önüne alındığında- yargı sistemini işlemez hâlegetirebileceği, şüpheli veya sanığın makul aralıklarla dinlenilmesinin yeterliolduğu, tutuklama karar tarihi ile itirazın sonuçlandığı tarih arasındakisürenin göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.
50. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne katılmadığını belirtmiştir.
51. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
“Her ne sebeple olursa olsun,hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir.”
52. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, yakalamaveya tutuklama yoluyla özgürlüğünden yoksun bırakılan kişiye, özgürlüğündenyoksun bırakılmasının yasaya uygunluğunun özünü oluşturan usule ve esasailişkin koşullar ile ilgili olarak yetkili bir yargı merciine başvurma hakkıtanımaktadır. Hürriyeti kısıtlanan kişinin şikâyetleri ile ilgili olarakyetkili yargı merciince yapılacak değerlendirmenin, adli nitelik taşıması veözgürlükten mahrum bırakılan kişilerin itirazları bakımından uygun olanteminatları sağlaması gerekir. Ayrıca tutukluluğun yasaya aykırı olupolmadığının hâkim önünde düzenlenen duruşmalarda etkili olarak incelenmesinitalep etme ve tutukluluk hâlinin gerekli olup olmadığının yetkililer tarafındanhızlı bir şekilde tespit edilmesini isteme hakkını da teminat altınaalmaktadır(Firas Aslan ve Hebat Aslan,B. No: 2012/1158, 21/11/2013, §§ 64-66).
53. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncatutukluluğun devamına ilişkin olarak mahkemelerce verilen kararlara yapılan heritirazda başvurucunun dinlenilmesi gerekli olmamakla beraber tutuklu kişininmakul aralıklarla dinlenilmeyi talep etme hakkı vardır. Tutukluluğunun gözdengeçirilmesi esnasında yapılan incelemede “çelişmeli yargı” ve “silahlarıneşitliği” ilkelerine riayet edilmesi gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 68).
54. 5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralıfıkrasına göre şüpheli veya sanık, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin heraşamasında herhangi bir süre beklemeksizin salıverilmesini talep edebilir. AynıKanun’un 267. maddesine göre ise resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkındaverilmiş tüm kararlar mahkeme önünde itiraza konu olabilirler.
55. Somut olayda itiraz incelemesi sırasında duruşmayapılmamıştır. Başvurucunun ve Cumhuriyet Savcısı’nın tutukluluk hâlinin hukukaaykırı olup olmadığına ilişkin sözlü açıklama yapmak üzere Mahkemeyeçağrılmadığı ve dinlenmediği incelemede, silahların eşitliği ilkesinin ihlaledildiğinden bahsedilemez (Firas Aslan ve Hebat Aslan,§ 71).
56. Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında öngörülenkural dikkate alındığında -hürriyeti kısıtlanan kişinin durumu hakkında kısasürede karar verilmesi esası dâhil olmak üzere- tutukluluk kararına karşıyapılan her itirazda duruşma yapılması, ceza yargılaması sistemini işlemez hâlegetirecektir. Bu nedenle Anayasa’nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yeralan yargılama usulüne ilişkin yükümlülükler, duruşma yapmayı gerektirecek özelbir durum olmadığı sürece, tutukluluğa karşı yapılacak itirazlar için herdurumda duruşma yapılmasını gerektirmez (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 73)
57. Somut olayda, hakkında savunma amaçlı yakalama kararıbulunan başvurucu, İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 4/2/2013tarihli kararı ile savunması alındıktan sonra tutuklanmış, 5/2/2013 tarihliduruşmada ise tutukluluğunun devamına karar verilmiştir. Başvurucu ve müdafii, 4/2/2013 tarihli aracelsede ve 5/2/2013 tarihli celsede tutukluluk hâlleri ile ilgili itirazlarınıduruşmada dile getirme ve mahkeme önünde sözlü savunma yapma fırsatı bulmuştur.Bu nedenle İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan incelemeden 22 gün gibimakul bir süre sonra, 27/2/2013 tarihinde İstanbul 17.Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan itiraz incelemesinin duruşmalı yapılmasıbir zorunluluk olarak kabul edilemez.
58. Açıklanan nedenlerle itiraz incelemesi esnasındabaşvurucu hakkında verilen tutukluluk kararına ilişkin olarak duruşmayapılmamış olmasında, bir ihlal olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmadığı hâlde gerekçesizolarak tutuklama kararı verildiği iddiasının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluğa itirazın duruşma yapılmaksızın değerlendirildiğiiddiasının açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına
5/11/2015tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.