TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞERİF ESEN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3282)
Karar Tarihi: 23/1/2014
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Mehmet ERTEN
Zehra Ayla PERKTAŞ
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Raportör
:
Şebnem NEBİOĞLU ÖNER
Başvurucular
:
Şerif ESEN
Cemil ESEN
Sadun ESEN
Vekili
:
Av. Ali AYDEMİR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, 1978 tarihindealeyhlerine açılan tespite itiraz davasının hâlihazırda ilk derece mahkemesiönünde derdest olduğunu ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdanyararlanamadıklarını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş, ihlalin tespitiyleuğradıkları maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini talepetmişlerdir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 20/5/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesi’ne doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyonasunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölümün BirinciKomisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,dosyaların Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 24/10/2013 tarihindeyapılan toplantıda, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığının 11/11/2013 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru dilekçesi ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Diyarbakır ili Çınar ilçesiKürekli köyü Şark mevkiinde kain 84 parsel sayılı taşınmaz başvurucular adına,aynı yerde kain 79 ve 81 parsel sayılı taşınmazlar ise başvurucuların daaralarında bulunduğu bir kısım şahıslar adına tespit görmüştür.
8. Hazine tarafından 84 parselsayılı taşınmaza ilişkin olarak, Çınar Kadastro Mahkemesinin E.1978/26 sayılıdosyasında tespite itiraz davası açılmıştır.
9. Hazine tarafından 79 parselsayılı taşınmaza yönelik olarak açılan, aynı Mahkemenin E.1978/27 sayılı ve 81parsel sayılı taşınmazı konu alan E.1978/28 sayılı dava dosyaları, E.1978/26sayılı dosya ile birleştirilmiştir.
10. Çınar Kadastro Mahkemesinintespitin kısmen iptaline hükmettiği 11/3/2008 tarih ve E.1978/26, K.2008/2sayılı kararı temyiz edilmekle, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16/10/2010 tarihve E.2010/3190, K.2010/8527 sayılı kararı ile kısmen onama kısmen bozma hükmükurulması neticesinde, bozmaya konu kısım açısından Çınar Kadastro MahkemesininE.2010/2 sayılı dosyası üzerinde yargılamaya devam edildiği ve davanınhalihazırda ilk derece mahkemesi önünde derdest olduğu anlaşılmıştır.
B. İlgiliHukuk
11. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesişöyledir:
“Hâkim, yargılamanınmakul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasınısağlamakla yükümlüdür.”
12. 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun “Genel olarak görev” kenar başlıklı 25. maddesinin birincifıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesi; taşınmazmal mülkiyetine ve sınırlı ayni haklara, tapuya tescil veya şerh edilecekveyahut beyanlar hanesinde gösterilecek sair haklara, sınır ve ölçüuyuşmazlıklarına, kadastroya ve tapu sicilini ilgilendiren benzeri davalara veözel kanunlarca kendisine verilen işlere bakar; Kadastroya veya kadastro ileilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerineveraset belgesi de verebilir.”
13. 3402 sayılı Kanun’un “Kadastro davalarında usul”kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastromüdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastrotutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında davadosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ileuyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgilidairelerden getirtir. Hakim, duruşma gününü taraflaraTebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ eder.”
14. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama usulü” kenarbaşlıklı 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları şöyledir:
“Kadastro mahkemesinde gelmeyen tarafın yokluğunda duruşmayapılır. Taraflardan hiç biri gelmez ise dosyaişlemden kaldırılmaz. Hakim, toplanması mümkün olandelilleri inceler ve 30 uncu madde hükmünce işi karara bağlar.
…
Bu Kanunun tatbikinde ayrıca açıklık bulunmıyanhallerde basit yargılama usulü uygulanır.
Kadastro mahkemeleri adli tatile tabi değildir.”
15. 3402 sayılı Kanun’un “Deliller ve hakimintakdiri” kenar başlıklı 30. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
“Kadastrotutanaklarında beyanlarına başvurulan kişiler, bu beyanlarına gerekçegösterilerek itiraz edilmedikçe, yeniden dinlenmezler. Ancak hakim,kadastro tutanağındaki beyanla, duruşma sırasında topladığı deliller arasındaçelişki görürse, bunu gidermek için tutanakta beyanlarına başvurulan kimseleritanık sıfatıyla yeniden dinleyebilir.
Kadastrokomisyonlarından gönderilen tutanaklar ile mahalli mahkemelerden devredilendosyaların muhtevasından malik tespiti yapılamadığı veya dava açan mirasçınındışında başka mirasçıların da bulunduğu anlaşıldığı takdirde, hakim resen lüzum gördüğü diğer delilleri toplayaraktaşınmaz malın kimin adına tescil edileceğine karar vermekle yükümlüdür. …”
16. 3402 sayılı Kanun’un “Kararların tebliği, kanunyollarına başvurma ve ilamların infazı” kenar başlıklı 32.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kadastro mahkemesikararları Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen taraflara tebliğ olunur.”
17. 3402 sayılı Kanun’un “Yargılama giderleri, kadastroharcı ve tahakkuku” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasınınson cümlesi şöyledir:
“Bu Kanun gereğinceresen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için zaruri giderler,ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenektenkarşılanır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 23/1/2014tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 20/5/2013 tarih ve 2013/3282numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
19. Başvurucular, 1978 tarihindealeyhlerinde açılan tespite itiraz davasının hâlihazırda ilk derece mahkemesiönünde derdest olduğunu, kendilerinin yargılamanın uzamasında herhangi birkusurlarının olmadığını, muhtelif nedenlerle keşiflerin tehiri, dosyanıntetkike alınması, usul işlemlerinde gerekli özenin gösterilmemesi, uzayanyazışmalar ve beklenen müzekkere cevapları nedeniyle yargılama süresininuzadığını, verilen bozma kararı sonrasında da yargılamanın daha uzun bir süresonuçlandırılamayacağının açık olduğunu, ayrıca uzun süren yargılama nedeniyletaşınmazdan yararlanamadıkları gibi taşınmaz nedeniyle sağlanan gelirdesteklerinden de mahrum kaldıklarını belirterek, Anayasa’nın 35. ve 36.maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
20. Başvurucu, somut başvuruya ilişkinolarak ilk derece mahkemesince yapılan yargılamayı sonlandırır nitelikte birkarar mevcut olmadığını belirtmiştir.
21. Başvuru konusu dava, AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlama tarihi olan 23/9/2012’den önceaçılmış olup, başvuru tarihi itibarıyla derdest olduğu anlaşılmakla, başvurununincelenmesi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dâhilindedir. Ayrıca,bireysel başvuruda bulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuruyollarının tamamının tüketilmiş olması gerekmekle birlikte hukuk sistemimizde,yargılamanın uzamasını önleyici etkiye sahip olan veya yargılamanın makulsürede yapılmaması sonucunda oluşan zararları tespit ve tazmin edici niteliktaşıyan bir idari veya yargısal başvuru yolunun bulunmadığı anlaşıldığından,başvuru kanun yollarının tüketilmesi yönünden kabul edilebilir niteliktedir.(B. No.2012/13, 2/7/2013, §§ 21-30).
22. Açıklanan nedenlerle, açıkçadayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmayan başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas İnceleme
23. Başvurucular, 1978 tarihindealeyhlerine açılan hukuk davasının hâlihazırda ilk derece mahkemesi önündederdest olması ve uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazdan yararlanamamalarınedeniyle makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddiaetmişlerdir.
24. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No.2012/1049,26/3/2013, § 18)
25. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıtave yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
26. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en azgiderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
27. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak veyükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsızbir mahkeme tarafından davasının makul birsüre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemehakkına sahiptir.”
28. Sözleşme metni ile AİHMkararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında,ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No.2012/13, 2/7/2013, § 38).
29. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.
30. Makul sürede yargılanmahakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruzkalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması ile adaletingerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup, hukukiuyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılamafaaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olupolmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.No.2012/13, 2/7/2013, § 40).
31. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir. Ancak,belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başınabelirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrıayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangiunsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B.No.2012/13, 2/7/2013, §§ 41, 45, 46).
32. Yargılama faaliyetinin makulsürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığıntürüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesigereklidir.
33. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, iki adet taşınmaz hakkında açılan tespitin iptali ve tescil davasınınsöz konusu olduğu görülmekle, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yeralan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hakve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B.No.2012/13, 2/7/2013, § 49).
34. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, başvuruya konu davada, başvuruculardan Cemil Esen’in 6/3/1978havale tarihli dava dilekçesine istinaden davada yer aldığı, başvurucular SadunEsen ve Şerif Esen’in ise 6/11/1984 tarihli ara karara istinaden davada yeralmayan tespit malikleri olarak yargılamaya dâhil edildikleri anlaşılmakla,belirtilen tarihlerin başvurucular açısından uyuşmazlığın başlangıç tarihiolarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
35. Davanın ikame edildiği tarihile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zamanbakımından yetkisinin başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacaksüre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıçtarihinden itibaren geçen süredir.(B. No.2012/13,2/7/2013, § 51).
36. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinindevamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esasalınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.No.2012/13, 2/7/2013, § 52).
37. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun başlangıçta bir adet taşınmazailişkin tespitin iptali ve tescil talebi olduğu, yargılama sırasında ÇınarKadastro Mahkemesinin E.1978/27 ve 1978/28 sayılı dosyalarının da başvuruyakonu dosyayla birleştirilmesine karar verildiği ve dava dosyası kapsamında davakonusu olan taşınmaz sayısının nihai olarak üç adet taşınmaz olduğu anlaşılmaktadır.Hazine vekili tarafından verilen 6/3/1978 havale tarihli dava dilekçesi üzerineÇınar Kadastro Mahkemesinin E.1978/26 sırasına kaydı yapılan davanın 10/3/1978tarihli tensip zaptı sonrasında, dava konusu taşınmazlara ilişkin tespittutanağı ve krokilerin bölge tapu müdürlüğünden talep edilmesine kararverilerek celsenin günsüz olarak tehir edildiği ve yaklaşık beş yıl dört aysonra talep edilen belgelerin geldiği belirtilmekle yeniden duruşma açıldığı,vergi kaydı, kroki ve mahalli bilirkişi isim listesi gibi evrakın teminihususunda bir yıl üç aylık bir zaman diliminin geçtiği, 6/11/1984 tarihlicelsede başvuruculardan Sadun Esen ve Şerif Esen’in de aralarında bulunduğu birkısım tespit maliklerinin davaya dâhil edilmesine karar verilerek, belirtilenhususun ve bazı yargılama evrakının temini için bir yıl üç aylık bir süreningeçtiği, akabinde beş yıl dokuz aylık bir süreçte defalarca verilen keşif arakararları icra edilmeyerek, dosyanın muhtelif defa keşif günü verilmek üzereveya hâkim değişikliği nedeniyle tetkike alındığı görülmektedir. Verilen keşifara kararlarının icra edilmemesini müteakip, on ay boyunca, vefat eden davalımirasçılarının dâhili dava edilmesine çalışıldığı, takip eden on bir aysüresince yeniden muhtelif celselerde verilen keşif ara kararlarının yerinegetirilmediği ve bu süreçte birçok defa keşif kararı verilmek üzere celselerintehir edildiği, 24/8/1993 tarihli celse itibariyle yeniden, vefat ettiği tespitedilen davalı mirasçılarının davaya dâhil edilmesi işlemlerine başlanıldığı veakabinde bazı yargılama evrakının teminine çalışıldığı, özellikle dava konusutaşınmazlara ait hava fotoğraflarının temininin onu aşkın celse boyuncasağlanamadığı ve belirtilen tebligat ve evrak temini işlemlerinin ikmali içinbeş yıl sekiz aylık bir yargılama süresinin geçtiği anlaşılmaktadır.
38. Devam eden yargılamasürecinde, üç yıl beş ay süreyle, verilen keşif ara kararlarının icraedilmediği, yaklaşık dört ay vefat ettiği tespit edilen davalı mirasçılarınındavaya dâhil edilmelerine ve yargılama evrakı teminine çalışıldığı, verilen ikikeşif ara kararının yerine getirilmemesini takiben 14/5/2003 tarihinde keşificra edildiği, keşfi müteakip on celsenin bilirkişi raporlarının beklenilmesi,raporlara karşı beyanda bulunmak üzere taraflara süre verilmesi, dava konusuparsellere ilişkin başka bir yargılama olup olmadığının tetkiki ve ek raporalınması işlemleriyle geçtiği, akabinde davanın orman işletme müdürlüğüneihbarı, taşınmazların kuru veya sulu tarım arazisi niteliğinin belirlenmesi vekıymet takdir çizelgelerinin temini için ilgili kurumlarla yazışma yapılmasıhususunda üç yıl altı aylık bir sürenin geçtiği ve bu süreçte, birçok celsedetaraf vekillerine dosya hakkında beyanda bulunmak üzere süreler verildiği,taraf vekili mazeretlerinin kabul olunduğu ve dosyanın muhtelif celselerdetetkike alındığı görülmektedir.
39. Belirtilen işlemlerintamamlanmasını müteakip 11/3/2008 tarihinde uyuşmazlık ilk derece mahkemesincekarara bağlanarak, dava konusu 79 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davanınkısmen kabulüne, 81 ve 84 parsel sayılı taşınmazlara yönelik talebin reddinedair hüküm kurulmuştur. Karar temyiz edilmekle Yargıtay 16. Hukuk Dairesinegönderilmiş, belirtilen Dairenin 15/1/2009 tarih ve E.2008/7067, K.2009/108sayılı kararıyla dosya, görevli olduğu belirtilen Yargıtay 20. Hukuk Dairesinegönderilmiştir. İlgili Dairenin 10/2/2009 tarihli kararına istinaden dosya,tespit edilen bir kısım eksikliklerin ikmali için mahalline iade edilmiş vekararda belirtilen hususların tamamlanmasını müteakip 23/2/2010 tarihindetemyiz incelemesi için tekrar Yargıtay 20. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.Dairenin 16/6/2010 tarih ve E.2010/3190, K.2010/8527 sayılı kararıyla, ilkderece mahkemesinin 79 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmünün onanmasına,kararın 81 ve 84 parsellere ilişkin kısmının bozulmasına hükmedilmiştir. Bozmakararı sonrasında 81 ve 84 parseller hakkındaki dosyanın, Çınar KadastroMahkemesinin E.2010/2 sırasına kaydı yapılmıştır. 15/10/2010 tarihli tensipzaptı sonrasında, yaklaşık bir yıl yedi ay taraflara tebligat işlemlerininikmaline çalışıldığı, bu süreçte birçok defa taraf vekillerine vekaletnamesunmaları ve dosya hakkında beyanda bulunmaları hususunda süre verildiği ve beşcelse boyunca ek rapor temini ile uğraşıldığı, ek raporun sunulmasını müteakipyargılamanın son celsesinde dosyanın tetkike alınmasına karar verilerek,duruşmanın 25/12/2013 tarihine tehir edildiği anlaşılmaktadır.
40. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, özellikle yargılama evrakının ilgili kurumlardan kısım kısım talep edildiği, ara karar gereklerinin yerinegetirilmediği muhtelif celselerde taraf vekillerinin mazeretlerinin kabulünedair karar tesisi ile yetinildiği, celse harcı tayini gibi usuliimkânların yargılama makamlarınca kullanılmadığı, bazı usuliişlemlerin ikmali veya dosya hakkında beyanda bulunmak üzere taraflara ve tarafvekillerine defalarca kesin olmayan mahiyette süreler verilerek başka usuli işlem yapılmadığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılıKanun’da yer alan ve yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usulhükümleri nazara alınmaksızın, Mahkemece defalarca taraf vekillerine dâhilidava işlemleri ve masraflarının ikmali hususunda süreler verildiği, verilenonlarca keşif ara kararının müracaat yokluğu, mahkemenin keşif veduruşmalarının yoğun olması ile hava muhalefeti gibi nedenlerle yerinegetirilmediği ve belirtilen bu uygulamanın davada yer alan taraf sayısı danazara alındığında yargılamanın uzaması üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğuanlaşılmaktadır.
41. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu yargılamanın üç adet taşınmazın şahıslar adınayapılan tespitine itiraz ve hazine adına tescili talebine ilişkin biruyuşmazlık olduğu, davanın taraflarında elliyi aşkın kişinin bulunduğu,yargılamanın özellikle taşınmazın aynına ilişkin bir ihtilaf olması nedeniyle,keşif ve bilirkişi incelemesi gibi usul işlemlerini gerektirmesine bağlı olarakkarmaşık bir niteliğe sahip olduğu, ancak yargılama sürecindeki gecikmeperiyotları ayrı ayrı değerlendirildiğinde, özelikle Kadastro Mahkemesindegeçen yargılama sürecinde tatbiki gereken yargılamayı hızlandırıcı niteliğesahip özel usul hükümlerine riayet edilmediği ve verilen ara kararlarınbirçoğunda taraflara usul hükümlerine aykırı şekilde süreler verilerek,yapılması gereken işlemlerin müracaat yokluğu ve masraf ikmal edilmemesi gibinedenlerle yerine getirilmediği, bunun yanı sıra birçok kez dosyanın tetkikealındığı anlaşılmaktadır.
42. 3402 sayılı Kanun’da yeralan özel usul hükümleri ile bu Kanunda hüküm bulunmaması durumunda uygulamaalanı bulacak olan ve medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konualan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usulihükümler içeren 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesi, uyuşmazlıkların makul süredeçözümlenmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
43. Özellikle KadastroMahkemesinde geçen somut yargılama açısından dava malzemesinin taraflarcahazırlanması ilkesinin geçerli olmadığı nazara alındığında, yargılamamakamlarının davayı gerekli süratle yürütme yükümlülüğünün daha dikkatli birşekilde ele alınması gerekmektedir ((B. No.2012/12, § 58, 17/9/2013; Benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. ÜmmühanKaplan/Türkiye, B. No.24240/07, 20/3/2012, § 22; Veli Uysal/Türkiye, B. No:57407/02,4/3/2008; Namlı ve Diğerleri/Türkiye,B. No:51963/99, 05/12/2006; Nalbant/Türkiye,B. No:61914/00, 10/8/2006).
44. Başvuru konusu yargılamadasöz konusu olduğu gibi, verilen birleştirme kararlarının hak ve adaletin tesisiiçin gerekli olduğu değerlendirilebilirse de, bu türkararların yargılamayı uzatacağı göz önünde bulundurularak, yargılamanın diğeraşamalarında sürecin hızlandırılması hususunda daha fazla gayret ve özengösterilmesi gerektiği açıktır.
45. Yargılama sürecindebaşvurucular dışındaki tarafların yargılamayı geciktirici yöndeki işlem vedavranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında taraf kusuru olarak kabuledilmekte ise de, yargılama makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak suretiyle bu girişimleriengelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda, başvurucular vekili de dâhilolmak üzere taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret dilekçelerisunulduğu görülmekle birlikte, yukarıda belirtilen özel usul hükümlerinedeniyle başvurucuların tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisiolduğu tespit edilememiştir.
46. Davada yer alan kişi sayısıve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliğibaşvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davayabütün olarak bakıldığında söz konusu yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
48. Başvurucular tarafındanayrıca, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlardan yararlanamadıkları gibitaşınmazlar nedeniyle sağlanan gelir desteklerinden de mahrum kaldıklarıbelirtilerek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet haklarının ihlaledildiği iddia edilmiş olmakla beraber, somut yargılama bağlamındabaşvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği yönündeyukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiğiyönündeki iddianın ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
49. Başvurucular, yargılamanınmakul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 250.000,00 TL maddi ve başvurucularınher biri için 150.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.
50. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
51. Başvurucular Sadun Esen veŞerif Esen açısından yirmi dokuz, başvurucu Cemil Esen açısından ise yaklaşıkotuz altı yıllık yargılama süreleri nazara alındığında, başvurucularınyargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında her bir başvurucuya takdiren 9.500,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
52. Başvurucular tarafındanmaddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36.maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş olmakla beraber, tespit edilen ihlalleiddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
53. Başvurucular tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucularamüştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
54. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık otuz altı yıl sürdüğü ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkınıihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan biryargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucuların makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğiyönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucular Şerif Esen, Cemil Esen ve Sadun Esen’e ayrı ayrı9.500,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,
D. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin müşterekenBAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeHazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,
23/1/2014tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.