TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞERİF KARAKAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7279)
Karar Tarihi: 22/6/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Şerif KARAKAŞ
Vekili
:
Av. Yılmaz FİDAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 23/3/1990 tarihinde Maliye Hazinesi tarafındanmurisi aleyhine Savur Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itirazdavasının halen devam ettiğini, yargılamanın makul süredesonuçlandırılamadığını, bu sürede taşınmazını kullanamadığını, taşınmazınıngelirlerinden yararlanamadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 27/9/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde Komisyona sunulmasına engel eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 30/9/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 22/1/2015 tarihinde, kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneğigörüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 17/2/2015tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7. Mardin ili, Savur ilçesi, Şenocak köyünde 1984 yılındayapılan kadastro çalışmaları sırasında 162 parsel numaralı taşınmazınbaşvurucunun murisi adına tespit edilmesi üzerine, Maliye Hazinesi tarafındantespitin iptali için 17/9/1984 tarihinde Mardin Kadastro Müdürlüğü TapulamaKomisyonuna itiraz edilmiş, itiraz 12/3/1990 tarihinde reddedilmiştir.
8. Bunun üzerine Maliye Hazinesi, başvurucunun murisialeyhine 23/3/1990 tarihinde Savur Kadastro Mahkemesinde kadastro tespitineitiraz davası açmıştır.
9. Başvurucu, 27/9/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
10. Savur Kadastro Mahkemesi, 2/6/2014 tarih ve E.1990/3,K.2014/183 sayılı kararla davanın reddine ve dava konusu taşınmazın,başvurucunun da aralarında bulunduğu muris ŞeyhmusKarakaş'ın mirasçıları adına tesciline karar vermiştir.
11. Maliye Hazinesinin temyizi üzerine Yargıtay 16. HukukDairesinin 16/4/2015 tarihli ve E.2014/14385, K.2015/4156 sayılı ilamıyla hükümonanmıştır.
12. Onama kararı tebliğ aşamasında olup karar henüzkesinleşmemiştir.
B. İlgili Hukuk
13. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402sayılı Kadastro Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesininbirinci fıkrası, 29. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36.maddesinin birinci fıkrasının son cümlesi (Bkz. B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§16-22).
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
14. Mahkemenin 22/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 27/9/2013 tarih ve 2013/7279 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
15. Başvurucu, 23/3/1990 tarihinde Maliye Hazinesi tarafındanmurisi aleyhine Savur Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itirazdavasının halen devam ettiğini, yargılamanın makul süredesonuçlandırılamadığını, bu sürede taşınmazını kullanamadığını, taşınmazıngelirlerinden yararlanamadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
16. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
17. Başvurucu, 23/3/1990 tarihinde Maliye Hazinesi tarafındanmurisi aleyhine Savur Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itirazdavasının halen devam ettiğini, yargılamanın makul süredesonuçlandırılamadığını, bu sürede taşınmazını kullanamadığını, taşınmazıngelirlerinden yararlanamadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
18. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metniile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi veAİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yeralan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilkeve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somutbaşvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilenilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıcadavaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargınıngörevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nınbütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
19. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
20. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makulsürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda taşınmazmülkiyeti hakkında Savur Kadastro Mahkemesinde açılan kadastro tespitine itirazdavasında, 3402 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerinegöre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konualan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).
21. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başkabir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 23/3/1990 tarihidir.
22. Başvuruya konu dava, başvurucunun miras bırakanındanintikalle takip etmekte olduğu bir uyuşmazlık olup, bu yönüyle makul süredeğerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçınınyargılamaya katıldığı an değil, somut olayda muris açısından değerlendirmeyeesas alınan sürenin başlangıç anıdır (B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).
23. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam edenyargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınıiçeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesiolanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı başvurununkarara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
24. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinden,Maliye Hazinesi tarafından başvurucunun murisi aleyhine 23/3/1990 tarihindeaçılan davada Mahkemece, 2/6/2014 tarihinde davanın reddine ve dava konusutaşınmazın başvurucunun da aralarında bulunduğu muris ŞeyhmusKarakaş'ın mirasçıları adına tesciline karar verildiği, bu kararın temyizincelemesi sonucu Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 16/4/2015 tarihli ilamıylaonandığı, onama kararının tebliğ aşamasında olduğu ve hükmün henüzkesinleşmediği anlaşılmıştır.
25. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruyakonu yargılamanın kadastro mahkemesi önünde sürdüğü görülmekle, 3402 sayılıKanun’da yer alan özel usul hükümleri ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100 sayılı Kanun’a tabi biryargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402 sayılı Kanun’da yer alan özelusul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makulsürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır (bkz. § 13).
26. Kadastro mahkemesi nezdindeki yargılamaların makul süredetamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış veAnayasa Mahkemesi tarafından, özellikle 3402 sayılı Kanun’da yer alan veyargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazaraalınmadığı göz önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B.No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67;2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).
27. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gerekenusul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık niteliğininbulunduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, 3402sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkinsomut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yönbulunmadığı ve yaklaşık yirmi beş yıldır devam eden yargılama sürecinde makulolmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
28. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
29. Başvurucu uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazınıkullanamadığını, taşınmazının gelirlerinden yararlanamadığını, belirterek,Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiş olup, başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiyönünde yukarıda yer verilen tespitler ışığında, mülkiyet hakkının ihlaledildiği yönündeki iddiasının ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
30. Başvurucu, 100.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevitazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
31. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
32. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşıkyirmi beş yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında, yargılamafaaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olanmanevi zararları karşılığında başvurucuya net 4.150,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
33. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasındailliyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat talebininreddine karar verilmesi gerekir.
34. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
35. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık yirmi beş yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanmahakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olanbir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 4.150,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TLyargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararıntebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibarendört ay içinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sonaerdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin SavurKadastro Mahkemesine gönderilmesine,
22/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.