TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SERHAT ALTINKÖK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/10628)
Karar Tarihi: 28/12/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Serhat ALTINKÖK
Vekilleri
:
Av. İbrahim Halil UZUN
Av. Aylin ONURSEV
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; avukatla ve aile bireyleriyle ceza infazkurumunda yapılan görüşmelerin teknik araçlarla kayda alınması, infaz memurunungörüşmeleri izlemesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 6/1/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyon tarafından bu kararda incelenen şikâyetharicindeki şikâyetlerin kabul edilemez olduğuna karar verilmiş, bu şikâyetyönünden ise başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına ve başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde sona ermiştir. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının dabulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§51, 350).
10. Başvurucu, eski Sayıştay denetçisi olup 15 Temmuz2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe girişimi sonrası 15/8/2016 tarihli ve 672sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan TedbirlereDair Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden ihraç edilmiş; AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY'ye üye olma suçundanyürütülen bir soruşturma kapsamında 19/10/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
11. Başvurucu 20/10/2016 tarihinde Ankara EmniyetMüdürlüğünde ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafiide hazır bulunmuştur. Başvurucuya ifadesi sırasında; FETÖ/PDY'ye üye olupolmadığı, bu örgüte mali destek sağlayıp sağlamadığı, ByLock ve benzeriuygulamaları kullanıp kullanmadığı, Bank Asyada hesabının bulunup bulunmadığı,cep telefonu numaraları, öz geçmişi, örgüt toplantılarına katılıp katılmadığı,darbe girişimi gecesi nerede olduğu, işe yerleşirken referanslarının kimlerolduğu, kapatılan dergi ve gazetelere abone olup olmadığı, girmiş olduğusınavlarda soruları önceden alıp almadığına ilişkin sorular sorulmuştur.
12. Başvurucu ifadesinde özetle öğrencilik dönemindeailesiyle birlikte kaldığını, 2011 yılında Anayasa Mahkemesinde raportör olarakgöreve başladığını, darbe girişiminden sonra Anayasa Mahkemesindekigörevlendirmesinin sonlandırıldığını ve Sayıştaydaki görevine geri gönderildiğini,birkaç gün sonra ise açığa alınıp ihraç edildiğini, ByLock ve benzeri herhangibir uygulama kullanmadığını, FETÖ/PDY ile herhangi bir bağlantısınınolmadığını, örgütsel toplantılara da katılmadığını, örgüte herhangi bir parasalyardımda bulunmadığını, Anayasa Mahkemesine mesleki yeterliliği ve akademikçalışmaları nedeniyle kabul edildiğini, Sayıştaya girerken o dönemin genelsekreteri ve bir uzman denetçiyi referans gösterdiğini, darbe girişimiyle deherhangi bir bilgisi ve ilgisinin bulunmadığını, herhangi bir yayınaaboneliğinin ve Bank Asya hesabının olmadığını belirtmiştir.
13. Başvurucu, Başsavcılık tarafından üzerine atılısilahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 27/10/2016tarihinde Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucusorgusunda, Başsavcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunarak suçlamalarıkabul etmemiş ve tutuklanması hâlinde ailesinin mağdur olacağını söylemiştir.
14. Başvurucu, Hâkimlikçe yapılan sorgusunun ardından27/10/2016 tarihinde terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklamakararının ilgili kısmı şöyledir:
"CMK'nın 100 ve devamı maddelerigereğince suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçma şüphesialtında olduğunu gösteren somut olguların bulunması, delilleri yok etme gizlemedeğiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması ve şüphelilere isnat edilensuçun niteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan oluşuve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini taşımasıdikkate alınarak tüm şüphelilerin isnat edilen silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan ayrı ayrı tutuklanmasına... [karar verildi.]"
15. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, itirazıinceleyen Ankara 9. Sulh Ceza Hâkimliği 9/11/2016 tarihinde itirazın reddinekarar vermiştir. Başvurucu bu kararın kendisine tebliğ edilmediğini belirtmişve 6/1/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Başsavcılık 23/10/2017 tarihinde soruşturmanıngeldiği aşama, mevcut delil durumu itibarıyla başvurucunun ByLockkullanıcısı olduğuna dair tespit bulunmaması ve tutuklu kaldığı süregözetilerek tutuklama tedbirinin devamının artık gereksiz olduğu gerekçesiylebaşvurucunun adli kontrol altına alınarak serbest bırakılmasına karar verilmesitalebinde bulunmuştur.
17. Bu talep üzerine Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği23/10/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Tahliyekararının ilgili kısmı şöyledir:
"Cumhuriyet Başsavcılığının 23/10/2017tarih ve 2017/172343 soruşturma sayılı yazıları gözönünde bulundurularakşüphelinin tutuklu kalmasının bu aşamada gereksiz olduğu ve adli kontroltedbiri uygulanarak serbest bırakılmasının yeterli olacağı kanaatine varılmışve talep hususunda aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. ... Ankara 8. Sulh CezaHâkimliği tarafından 27/10/2016 tarih ve 2016/492 sorgu sayılı kararı ilesilahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli Serhat Altınkök'üntahliyesine, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değil ise derhal serbestbırakılmasına ... [kararverildi.]"
18. Başsavcılık tarafından 8/6/2020 tarihli iddianameylebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasıistemiyle hakkında kamu davası açılmıştır.
19. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genelbilgiler verilmiş, daha sonra ise başvurucuya yönelik suçlama ve delillere yerverilerek başvurucunun terör örgütü üyesi olduğu iddia edilmiştir.
20. Bu bağlamda iddianamede yer verilen olay ve olgularözetle şöyledir:
i. Başvurucunun ikametgâhında ve işyerinde yapılanaramalar neticesinde ele geçirilen dijital materyallerde Sızıntı dergisinden veFetullah Gülen'e ait kitaplardan alıntıların yapıldığına rastlanıldığıbelirtilmiştir.
ii. Sayıştay Başkanlığı tarafından gönderilen yazı veekindeki belgelerde; başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğuna dair yapılanbazı tespitlere ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığı tarafından yapılansoruşturmalar kapsamında dinlenen bir kısım tanığın beyanına dayanılarak 672sayılı KHK ile meslekten çıkartıldığı belirtilmiştir.
iii. Başvurucuyla ilgili tanık beyanlarına dadayanılmıştır. Bu kapsamda "Tanık-4" kod isimli gizli tanıkifadesinde "...Ben Anayasa Mahkemesinin eski raportörlerindenim veFetullah Gülen cemaati olarak bilinen yapıyla ilişkiliydim... Mahkemedeçalıştığım dönemde Anayasa Mahkemesi'nin eski üye ve raportörlerinden ...Serhat Altınkök... isimli kişilerin cemaat üyesi olduğunu biliyorum...Diğergrupta ise Serhat Altınkök... vardı. Emin olmamakla beraber bu grubun başındaSerhat Altınkök'ün olacağını tahmin ediyorum. Daha önce de söylediğim gibibunlar benim bildiğim gruplardı. Bunlar dışında da gruplar vardı fakat hangigruba kimin dahil edildiğini bilmiyorum..." şeklinde beyandabulunmuştur.
iv. "Tanık-5" kod isimli gizli tanıkifadesinde "...Ben HSYK’nın 16 Temmuz 2016 tarihli açığa alma işleminekadar Anayasa Mahkemesinde raportör olarak görev yapıyordum ve MahkemedeFetullah Gülen Cemaati olarak bilinen yapıya mensup idim...Raportörlerden ise...Serhat Altınkök'ün... aynı yapı içerisinde olduğunu biliyorum...Mahkemedekiyapılanma son haliyle şöyleydi: Uyuşmazlık Mahkemesi raportörleri U.Y., İ.S. veS.Ş.K., İ.Ç.nin sorumlu olduğu grubu, A.R.Ç., H.T.G. ve Serhat Altınkök,M.S.nin sorumlu olduğu grubu oluşturuyordu." şeklinde beyandabulunmuştur.
v. "Defne" kod isimli gizli tanıkifadesinde "...Anayasa Mahkemesinde görev yaptığım dönemde doğrudangözlemlerim, ilişkilerim, raportörlerden cemaat üyesi tanıdıklarımın söylem vetutumlarına dayanarak söyleyebilirim ki. Anayasa Mahkemesi eski üye veraportörlerinden ... Serhat Altınkök... üyesidir...Anayasa Mahkemesi'nden dahasonra bazı cemaat üyesi raportörlerin gönderilmesinden sonra gruplar kıdemdenziyade üyelerin ikamet yakınlıkları dikkate alınarak yeniden oluşturuldu. Busüreçte birinci grupta, İ.Ç., S.Ç. dışında Uyuşmazlık Mahkemesi raportörleriU.Y., İ.S. ve S.Ş.K. bulunmakta idi. Diğer grup ise Serhat Altınkök, Ö.D.,C.Ş.,R.Ü., B.Y.den oluşmakta idi. Bu grupların abiliğini İ.Ç. ve emin olmamaklabirlikte Serhat Altınkök yapmakta idi..." şeklinde beyandabulunmuştur.
vi. R.Ü. ifadesinde "...Örgüt üyesi olarakbildiğim Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi raportörlerini daha detaylıolarak yeniden bilgilerinize arz etmek istiyorum...Yeniler grubunda olduğunubildiğim raportörler...Serhat Altınkök...idi...Benim bulunduğum grubun abisiE.T. oldu ve grupta C.Ş., Serhat Altınkök ve Ö.D. yer alıyordu..."şeklinde beyanda bulunmuştur.
vii. Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanyürütülen bir soruşturma kapsamında dinlenen E.D. ifadesinde "...A.A.beni o dönem Ankara Üniversitesinde Siyasal Bilimler Fakültesinde okuduğunubildiğim, o dönem yani 1997 yılında 22-25 yaşlarında Serhat Altın veya Altınkökisimli şahıs ile tanıştırdı, hatta A.A. o dönem benimle aynı okulda okumayan veyaşıtım olan soy isimlerini hatırlamadığım şahısları da benimle beraber Serhatisimli şahısla tanıştırmıştı, Serhat Altın veya Altınkök isimli şahıs ilkolarak bizi Cebeci semtinde bulunan bir Etüt merkezine götürerek bizi sınavyapmıştı, daha sonra bizleri yine Cebeci semtinde bulunan bir öğrenci evinegötürdü, bu evde kalan başka kişilerde vardı fakat bu kişiler iletanıştırılmadık, evde sadece Serhat'ı tanıyorduk, evde ilk zamanlar sadece dersçalışıyorduk, bu eve 2 veya 3 haftada bir gidiyorduk, Serhat isimli şahıs bizidaha sık çağırıyordu fakat evlerimizin gitmiş olduğumuz öğrenci evine uzakolması sebebiyle gidemiyorduk, daha sonraları namaz kılmaya akabinde deFetullah Gülen'in kitaplarını okumaya başladık, Serhat Altın veya Altınkök isimlişahıs Fetullah Gülen'in bir din alimi ve hocalarının olduğunu söylüyordu, bendede bu dönem namaz kılmaya başladığım için dine biraz daha eğilmeye başlamıştım,ailem zaten muhafazakar bir yapıdaydı ve zorluk da çekmemiştim. Ortaokulsonlarında yani 1997 yılında girmiş olduğum sınavlardan Astsubay HazırlamaOkulunu yedekten kazandım, kazandıktan sonra Serhat ile görüşme yapmıştık,Balıkesir ilinde okurken yanıma gelirdi zaman aralıkları ile geleceğini, ayrıcabana bir yer söyleyerek 2 ay sonra haftasonu burada buluşacağımızı söyledi, benokula giderek başlamamı yaptım, okula başladıktan 2 ay kadar sonra Serhat'ınsöylediği yere gittim, görüşmemiz 5 dakika kadar sürdü. Ayaküstü görüştük,görüşmemizde bana sadece hal hatır sordu ve bir sonraki görüşmenin yine 2 aysonra aynı yerde olacağını söyledi, daha sonra ayrıldık, okulda bu ara annetarafından akrabam olduğunu öğrendiğim ve meslektaşım olan A.A. ile tanıştım,birlikte zaman geçirmeye başladık, Serhat isimli şahıs ile de 2 veya 3 aylıkperiyotlarla 1. sınıfın sonuna kadar görüşmelere gittim, görüşmelerimiz yinedışarıda ve kısa süreli hal hatır sorma şeklinde oldu. Balıkesir AstsubaylıkHazırlama Okulu 2. Sınıfa geçtiğimde Serhat ile görüşmelere devam ettim, birgün yine buluşmaya gittiğim gün A.A.nın da Serhat ile görüşmeye geldiğiniöğrendim, o güne kadar A.A.nın bu yapı içerisinde olduğunu bilmiyordum, Serhatartık görüşmelere birlikte geleceğimizi söyleyerek bizi bir grup yaptı, okulbitene kadar da bu şekilde A.A. ile birlikte Serhat ile görüşmelere gittik.2000 yılında Balıkesir Astsubay Hazırlama Okulundan mezun olduktan sonra benİstanbul Piyade Sınıf Okuluna, A.A. ise Ankara Zırhlı Birlikler Sınıf Okulunaatandı, bu dönem Serhat isimli şahıs ikimizle ayrı olarak görüşme yaptı ve banaİstanbul'da tekrar görüşeceğimizi söyledi, İstanbul'da Sınıf Okulunabaşladığımda Serhat isimli şahıs ile görüştük, fakat İstanbul ilinde Serhat ilegörüşmelere devam edip etmediğimi veya başka birine devredilip devredilmediğimihatırlamıyorum, İstanbul sınıf okulundayken yapı ile de bağım zayıflamıştı,çünkü arkadaş çevrem ile sosyal bir hayatım vardı, bu yüzden bu dönemi fazlahatırlamıyorum, bu dönem hatırladığım sigara içtiğim için Serhat banakızıyordu..." şeklinde beyanda bulunmuştur. E.D. kendisine gösterilenfotoğraftan başvurucuyu kesin ve net olarak teşhis etmiştir.
21. İddianame 10/6/2020 tarihinde Ankara 17. Ağır CezaMahkemesi (Mahkeme) tarafından kabul edilerek E.2020/155 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
22. Gülhane Askerî Tıp Akademisinde (GATA) tabip albaylıkyapan E.U., hakkında yürütülen soruşturma kapsamında etkin pişmanlıkhükümlerinden yararlanmak istemiş ve bu kapsamda Başsavcılık tarafından7/2/2020 tarihinde E.U.nun ifadesine başvurulmuştur. E.U. fotoğraftan yaptığıteşhiste FETÖ/PDY'nin GATA yapılanması adı altındaki toplantılarda başvurucuyugördüğünü, örgüt içindeki konumunu ve görevini ise bilmediğini ifade etmiştir.
23. Başsavcılık 10/6/2020 tarihinde bu İfade ve TeşhisTutanaklarını başvurucunun yargılandığı dosyaya sunmuştur.
24. Mahkeme 18/3/2021 tarihinde başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınakarar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Sanığın,672 sayılı KHK ile kamugörevinden çıkarıldığı, sanığa ait dijital materyallerde Sızıntı dergisinden veFethullah Gülen'e ait kitaplardan alıntıların yapıldığına rastlanıldığı, gizlitanık 5'in 27/9/2016 tarihli bilgi alma tutanağında beyanında, sanığın yapıiçerisinde olduğunu bildiğini, Ö.D., C.Ş., R.Ü.nün aynı grupta olduğunu,tahminine göre sanığın grubun başında olduğunu ifade ettiği, tanık R.Ü.nünbeyanlarında, Anayasa Mahkemesi'ndeki yapılanmada yeniler grubunda sanığın dabulunduğunu, sanığın söylemlerinden zaman zaman farklı meslek gruplarındankişiler ile toplantıya katıldığını beyan ettiği, gizli tanık Defne'ninbeyanında, 2014-2015 yıllarında A. bey isimli birinin olduğunu, kendisininAnayasa Mahkemesi'nden ayrılmasından sonra grupların yenidenşekillendirildiğini, sanığın da yeni grubun içerisinde olduğunu, sanığınöncesinde de yapı içerisinde olduğunu bildiğini, toplantıların genel olarakgruptaki kişilerin evlerinde yapıldığını, sanığı ortak toplantıda gördüğünü,toplantılarda örgüt liderinin videolarının izletildiğini, video olmadığı zamanörgüt liderinin talimat notlarının okunduğunu beyan ettiği, tanık E.D. sanıkhakkında yapıya ait öğrenci evlerine gittiğim dönem içerisinde sanığınkendileri ile ilgilendiğini, sanığın kendisini Cebeci semtinde öğrenci evinegötürdüğünü, eve iki üç haftada bir gittiklerini, başlarda ders çalıştıklarını,daha sonra namaz kılıp Fethullah Gülen'in kitaplarını okumaya başladıklarını,sanığın Fethullah Gülen'in din alimi ve hocalarının olduğunu söylediğini, 1997yılında Astsubay Hazırlama Okulu'nu kazandıktan sonra da sanık ile görüşmeyaptıklarını, 2 ya da 3 aylık periyotlarla 1. Sınıfın sonuna kadar görüşmeleregittiğini, 2. Sınıfta da A.D. ile kendilerini bir grup yaptığını ve sanık ilegörüşmeye devam ettiklerini, mezun olduktan sonra Serhat'ın ikisi ile degörüştüğünü, İstanbul'da Piyade Sınıf Okulu'na başladığında da Serhat ilegörüştüğünü beyan ettiği, gizli tanık 4 ve gizli tanık 5'in, sanığın örgüt ilebağlantılı olduğunu beyan ettiği, E.U. isimli şahsın 7/2/2020 tarihlifotoğraftan teşhis tutanağında ' ...o dönemdeki cemaatin GATA yapılanması adıaltındaki toplantılarda kendisini gördüğüm, örgüt içindeki konumunu ve görevinibilmediğim şahıstır.' şeklinde teşhiste bulunduğu, sanığın aksi yöndekisavunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın, örgütün sivil imamlarıkontrolünde sohbet adı altındaki toplantılarına katıldığı ve bu durumun yıllariçerisinde süreklilik arz ettiği, toplantılarda örgüt liderinin kitaplarınınokutulup videolarının izletildiği, belirtilen hususlar karşısında sanığınsilahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve eylemlerininçeşitlilik, süreklilik ve yoğunluk içerdiği anlaşıldığından üzerine atılısilahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği mahkememizce kabul edilerekeylemine uyan 5237 sayılı TCK.'nun 314/2 maddesi gereğince cezalandırılmasınadair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."
25. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davaistinaf aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
26. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. YıldırımTuran [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 27-82.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Anayasa Mahkemesinin 28/12/2021 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
28. Başvurucu; somut bir delil olmaksızın gerekçesiz birkararla tutuklanmasına karar verildiğini, tutuklama kararında delillerikarartma ihtimalini gösterir olguların neler olduğunun açıklanmadığını, dosyadasomut bir delilin de olmadığını, bakmakla yükümlü olduğu küçük çocuklarının,felçli babasının ve kayınbiraderinin bulunduğunu belirtmesine rağmen kaçmaşüphesini azaltan bu durumun dikkate alınmadığını, pasaportunun iptal edilmiş olmasınında kaçma şüphesini azaltan bir olgu olduğunu, üzerine atılı suçun katalog suçolmasına atıf yapılmasının tek başına yeterli olmayacağını, adli kontroltedbirlerinin neden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, bu yönüyletutuklamanın ölçüsüz olduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
29. Bakanlık görüşünde öncelikle 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen tazminatdavası açılmadan başvuru yapıldığından başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemezlik kararı verilebileceği ileri sürülmüş; AnayasaMahkemesi tarafından esastan inceleme yapılacak olması durumunda ise tutuklamakararında kuvvetli suç şüphesinin ortaya konulduğu ileri sürülerek tutuklamakararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın özel koşulları ilesulh ceza hâkimlikleri tarafından verilen kararların içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesineyönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığının söylenemeyeceğibelirtilmiştir.
30. Bakanlık görüşünde ayrıca soruşturma konusu suç içinöngörülen yaptırımın ağırlığı, işin niteliği ve önemi de gözönünde tutulduğundabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varılmasının keyfî olduğununsavunulamayacağı ileri sürülmüştür. Bakanlık görüşünde, bu hususlar dikkatealınarak başvurucunun tutuklanmasında herhangi bir keyfiyetin bulunmadığı hususunavurgu yapılmış ve tutuklamanın hukuki olmadığına dair şikâyetin açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilmez bulunması gerektiği ifadeedilmiştir.
31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanındaBakanlığın kuvvetli şüphe ve tutuklama nedenleri yönünden soruşturma dosyasındayer alması gereken somut delil ve olguların ne olduğuna ilişkin bir cevapvermediğini, tutukluluğun hukukiliğine ilişkin somut, bireyselleştirilmiş birdeğerlendirme yapılmadığını belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşıbeyanında Komisyonca verilen kısmi kabul edilemezlik kararında suç ve cezalarınkanuniliği ilkesi bağlamında (terör suçlarının öngörülemez şekilde genişyorumlanması) nitelendirilebilecek iddialarının değerlendirilmediğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
32. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncüfıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının tutuklamanın hukuki olmadığınayönelik olduğu değerlendirilmiş ve Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğisonucuna varılmıştır. Başvurucu, Komisyonca verilen kısmi kabul edilemezlikkararında suç ve cezaların kanuniliği ilkesi bağlamında nitelendirilebilecekiddialarının değerlendirilmediğini belirtmiş ise de başvuru formunda bunitelikte bir şikâyetin bulunmadığı görüldüğünden bu kapsamda bir incelemeyapılmamıştır.
a. UygulanabilirlikYönünden
34. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191).
35. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen vetutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır.Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılanolaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir [GK], B. No:2016/49158, 26/7/2017, § 57).
36. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).
b. KabulEdilebilirlik Yönünden
i. Genel İlkeler
37. Genel ilkeler için bkz. Mustafa Özterzi [GK],B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 85-90; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,9/1/2020, §§ 38-45.
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
38. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, FETÖ/PDYile bağlantısının bulunduğu iddiasıyla terör örgütüne üye olma suçundan 5271sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
40. Başsavcılığın tutuklama talep yazısında veya Ankara8. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında, kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren somut olguların bulunduğu genel olarak ifade edildiktensonra kuvvetli belirtinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.
41. Bu bağlamda soruşturma dosyasında yer alan veiddianamede yer verilen olgular ise şöyledir:
- Gizli tanık (Defne) beyanında; başvurucunun yapı içindeolduğunu bildiğini, Ö.D., C.Ş. ve R.Ü. adlı kişilerle aynı grupta olduğunu, tahmininegöre başvurucunun grubun başında olduğunu ifade etmiştir.
- Tanık R.Ü.; Anayasa Mahkemesindeki yapılanmada "yenilergrubu" olarak ifade ettiği grubun içinde başvurucunun da bulunduğunu,söylemlerinden zaman zaman farklı meslek gruplarından kişilerle de toplantıyakatıldığını anladığını ifade etmiştir.
- Gizli tanık Defne 2014-2015 yıllarında AnayasaMahkemesinde A. isimli birinin olduğunu, kendisinin Anayasa Mahkemesindenayrılmasından sonra grupların yeniden şekillendirildiğini, başvurucunun da yenigrubun içinde olduğunu, başvurucunun öncesinde de yapı içinde olduğunubildiğini, toplantıların genel olarak gruptaki kişilerin evlerinde yapıldığını,başvurucuyu ortak toplantıda gördüğünü, toplantılarda örgüt liderininvideolarının izletildiğini, video olmadığı zaman örgüt liderinin talimatnotlarının okunduğunu beyan etmiştir.
- Tanık E.D. yapıya ait öğrenci evlerine gittiği dönemdebaşvurucunun kendileri ile ilgilendiğini, başvurucu tarafından Cebeci semtindebir öğrenci evine götürüldüğünü, bu eve iki üç haftada bir gittiklerini,başlarda ders çalıştıklarını, daha sonra namaz kılıp Fetullah Gülen'inkitaplarını okumaya başladıklarını, başvurucunun Fetullah Gülen'in din alimi vehocalarının olduğunu söylediğini, 1997 yılında Astsubay Hazırlama Okulunukazandıktan sonra da başvurucu ile görüşme yaptıklarını, iki ya da üç aylıkperiyotlarla birinci sınıfın sonuna kadar görüşmelere gittiğini, ikinci sınıftada başka bir şahısla bir grup hâlinde başvurucuyla görüşmeye devam ettiklerini,İstanbul'da Piyade Sınıf Okuluna başladığında da başvurucuyla görüştüğünü beyanetmiştir.
- E.U. isimli kişi 7/2/2020 tarihinde fotoğraftan yaptığıteşhiste o dönemde FETÖ/PDY'nin GATA yapılanması adı altındaki toplantılardabaşvurucuyu gördüğünü ancak başvurucunun örgüt içindeki konumunu ve görevinibilmediğini beyan etmiştir.
42. Söz konusu tanık anlatımları yer, zaman, kişi veeylem bilgileri ihtiva etmekte ve bu anlamda yargı makamlarına denetim yaparaksöz konusu beyanları doğrulama ya da çürütme imkânı tanımaktadır. Bu doğrultudabaşvurucunun tutuklanmasında söz konusu tanık anlatımlarının yargı makamlarıncakuvvetli bir belirti olarak kabul edilmesi yönündeki değerlendirmelerin keyfîya da temelsiz olduğu söylenemeyecektir. Nitekim Anayasa Mahkemesi SelçukÖzdemir (aynı kararda bkz. § 75) kararı ve sonrasında verdiği birçok kararda,başvurucuların FETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna, bu yapılanmaya mensupolduğuna yönelik somut olgular içeren tanık anlatımlarını suç şüphesinidoğrulayan kuvvetli bir belirti olarak kabul etmiştir (örneğin bkz. MetinEvecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52, Recep Uygun, B. No: 2016/76351,12/6/2018, § 43; Yusuf Erdoğan, B. No: 2017/11828, 10/2/2021, § 46; MustafaOnuk, B. No: 2016/21484, 9/7/2020, §§ 49-52; İbrahim Okur, B. No: 2016/50394,27/2/2020, § 82; Y.G., B. No: 2017/5933, 9/1/2020, § 55; İsmail Çıtak, B. No:2016/78629, 28/11/2019, § 52).
43. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.Darbe teşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlarailişkin soruşturmalarda, delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
44. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlıterör örgütüne üye olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474,3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasındayer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır.
45. Somut olayda Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken delilleri etkileme ve kaçmaihtimalinin bulunmasına, başvurucunun üzerine atılı suçun tutuklama nedenivarsayılabilen suçlardan olmasına dayanıldığı görülmektedir. Dolayısıyla tutuklamakararının verildiği andaki genel koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilenözel koşulları ile Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararıniçeriği birlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden dayanılan tutuklamanedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
46. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm özellikleridikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), B. No: 2016/40170, 16/11/2017,§ 151). Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddizorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlarolmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırıderecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Devran Duran, § 64). Özellikle darbeteşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğerceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
47. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç içinöngörülen yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
49. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da (13. ve 19.maddelerde) bu hakka dair yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığıgörüldüğünden Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca birinceleme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
B. Özel Hayatave Aile Hayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
50. Başvurucu; avukatıyla ve aile bireyleriylegörüşmesinin teknik araçlarla kayda alınması ve bu sırada üçüncü bir kişiningörüşmeyi izlemesi, mektuplarının okunması nedeniyle özel hayata ve ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
51. Bakanlık, ilgili kurumlardan elde edilen bilgi vebelgelere göre somut olayda başvurucunun avukatıyla görüşmelerinin kayıt altınaalınması hususunda adli makamlar tarafından alınan herhangi somut bir kararkaydına rastlanmadığını, yine ilgili kurumlardan alınan bilgi ve belgelere görebaşvurucunun çeşitli tarihlerde farklı avukatlarla görüştüğünü, söz konusugörüşmelerin kaydedilmesine dair adli makamlarca verilmiş herhangi bir dinlemeveya kayıt kararı olmadığından dinleme-kayıt işlemi yapılmadığını vedolayısıyla özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğini belirtmiştir.
52. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında avukatlayaptığı görüşmelerin kaydedilip kaydedilmediğine ilişkin olarak adli makamlarayazılmış bir yazı ya da bu yazılara verilmiş cevapların Bakanlık görüşünde yeralmadığını, soyut nitelikteki açıklamalara cevap vermesinin mümkün olmadığını,ailesiyle yaptığı görüşmelerin kayda alınmasıyla ilgili ise Bakanlığın hiçbiraçıklamada bulunmadığını, görüşmelerin kayda alınmasının Sözleşme'ye açıkçaaykırı olduğunu belirtmiştir.
2. Değerlendirme
53. Anayasa Mahkemesi 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonrailan edilen olağanüstü hâl döneminde çıkarılan 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun HükmündeKararname'nin 6. maddesi uyarıca terör suçları dâhil olmak üzere bazı suçlardantutuklanan kişiler hakkında uygulanan avukatla görüşmelerin kayda alınması veceza infaz kurumu görevlileri aracılığıyla izlenmesi tedbirine ilişkin olarak-ilgili kanun hükümleri ve ülke genelinde derece mahkemelerinin karar veuygulamalarından hareketle- infaz hâkimliklerine şikâyet yolunun tüketilmesigereken ulaşılabilir ve etkili bir başvuru yolu olduğu sonucuna varmıştır (İsmailSolmaz, B. No: 2017/15251, 12/2/2020, §§ 102-106; Emre Ayhan, B. No:2016/80704, 13/2/2020 §§ 132-136). Somut olayda terörle (FETÖ/PDY) bağlantılıbir suçtan tutuklu bulunan başvurucu yönünden anılan bu kararlardaki değerlendirmeve sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
54. Öte yandan başvurucu, aile bireyleriyle yaptığıgörüşmelerin de kayıt altına alındığından ve bir görevli tarafındanizlendiğinden de şikâyet etmektedir. Bu bağlamda 16/5/2001 tarihli ve 4675sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4., 5. ve 6. maddeleri uyarınca başvurucu,anılan şikâyet yönünden de uygulamanın hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle infazhâkimliğine başvurabilecek ve verilen karara karşı ilgili ağır ceza mahkemesineitiraz edebilecektir. Bireysel başvuru dosyası incelendiğinde ise başvurucununbu şikâyetlerine ilişkin olarak infaz hâkimliğine başvuruda bulunduğu hususundaherhangi bir bilgi ya da belgeye rastlanmamıştır. Dolayısıyla başvurucununhukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal başvuru yollarını tüketmeksizinbireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu durum bireysel başvurununikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuka uygun olduğu sonucuna varılmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Ceza infaz kurumunda avukatla ve aile bireyleriyleyapılan görüşmelerin kayda alınması dolayısıyla özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyete neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 28/12/2021 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.