TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SERKAN KANAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1263)
Karar Tarihi: 6/1/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Serkan KANAK
Vekili
:
Av. Mustafa ERDOĞDU
Av. Havva AKDOĞAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanın tüm Türkiye’de yaptığıgöreve gelmeme çağrısına katılarak görevine gelmediğini, ancak mazeretsizolarak göreve gelmediği gerekçesiyle uyarma cezası verildiğini, sendikalfaaliyetlere katılması nedeniyle ceza verilmesinin Anayasa’nın 10., 36., 40. ve 90. maddeleri ile toplantı ve örgütlenmeözgürlüğüne ilişkin anayasal haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüş, maddi vemanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 30/1/2014 tarihindeMersin 1. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idariyönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 31/3/2014tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 17/4/2014tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 21/4/2014tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 14/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüş başvurucuya 30/5/2014 tarihinde bildirilmiştir.Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİMSEN) üyesi bir kamu görevlisidir.
9. EĞİTİM SEN Yönetim Kurulunun 6/3/2012tarihli kararı ile 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerinde tüm ülke çapında “uyarı grevi” adı altında işe gelmemeeylemi yapılmasına karar verilmiştir.
10. Başvurucu bahsi geçen tarihlerde işe gelmemiştir.
11. Başvurucunun görev yaptığı Tarsus İlçe Milli EğitimMüdürlüğü, eyleme katılan tüm sendika üyeleri hakkında yürüttüğü idarisoruşturma sonucunda 5/9/2012 tarihli kararı ile “28-29 Mart 2012 tarihlerinde mazeretsiz olarak görevegelmediği” gerekçesiyle başvurucuyu uyarma cezası ilecezalandırmıştır.
12. Başvurucunun söz konusu karara yapmış olduğu itirazMersin Valiliğinin 3/10/20012 tarihli kararı ilereddedilmiştir.
13. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasının iptaliistemiyle 20/11/2012 tarihinde idare Mahkemesine iptaldavası açmış, Mersin 1. İdare Mahkemesi, 19/3/2013 tarihli kararı ile davayıkabul ederek işlemin iptaline karar vermiştir.
14. Davalı idare, ilk derece mahkemesinin kararına itirazetmiş, Adana Bölge İdare Mahkemesi 19/9/2013 tarihlikararı ile itirazı kabul ederek İlk Derece Mahkemesinin kararını bozmuş vedavanın reddine karar vermiştir.
15. Başvurucunun karar düzeltme istemi de Adana Bölge İdareMahkemesinin 25/12/2013 tarihli kararı ilereddedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesinin ilamı, başvurucuya, 25/1/2014tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu, 30/1/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 14/7/1965 tarih ve 657 sayılı DevletMemurları Kanunu’nun “Toplu eylem vehareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Devlet memurlarının kamu hizmetleriniaksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veyagörevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelipteDevlet hizmetlerinin ve işlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunudoğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları yasaktır”.
18. 657 sayılı Kanun’un “Disiplincezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenarbaşlıklı 125. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devlet memurlarına verilecek disiplincezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
C - Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından1/30 - 1/8 arasında kesinti yapılmasıdır.
Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil vehaller şunlardır:
…
b) Özürsüz olarak bir veya iki gün görevegelmemek,
…”
19. 657 sayılı Kanun’un 135. maddesi şöyledir:
“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademeilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itirazedilebilir.
İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliğitarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplincezaları kesinleşir.
İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile kararve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarınıvermek zorundadır.
İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirlerikararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamenkaldırabilirler.
Disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunabaşvurulabilir.”
20. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/5/2013 tarih, 2009/63 Esas ve 2013/1998 Karar sayılıilamının ilgili kısmı şöyledir:
“…
Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğusendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003tarihinde 1 gün göreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun125/C-b maddesi kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespitiönem taşımaktadır.
2709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesinin son fıkrasında; “Usulünegöre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalarkanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile AnayasaMahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkinmilletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konudafarklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü yer almıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü”nün düzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişibozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak içinbaşkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahipolduğu, bu hakların kullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirlerniteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamudüzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veyabaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasaylasınırlandırılabileceği, bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlıkuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlarhakkında meşru sınırlamalar konmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.
Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009 tarihli, Kaya veSeyhan - Türkiye kararında (application no. 30946/04); Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, 11/12/2003tarihinde KESK’in çağrısına uyarak, parlamentodatartışılmakta olan kamu yönetimi kanun tasarısını protesto etmek üzeredüzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmaları nedeniyle 11/12/2003 tarihindegöreve gelmedikleri için uyarma cezası verilmesinin, her ne kadar bu ceza çokküçük olsa da, sendika üyelerinin çıkarlarını korumak için meşru grev ya daeylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlereverilen disiplin cezasının “acil bir sosyal ihtiyaca” tekâbületmediği ve bu nedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı sonucunavarmış, bunun sonucu olarak, bu davada, başvuranların AİHS’nin 11. maddesianlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanma haklarınınorantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11.maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Budurumda, davacının, sendikal faaliyet gereği, 11/12/2003tarihinde göreve gelmeme eyleminin özürsüz olarak bir veya iki gün görevegelmemek fiili kapsamında değerlendirilemeyeceği ve sendikal faaliyetkapsamında bir gün göreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulügerektiğinden, disiplin suçu teşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılıKanunun 125/C-b maddesi uyarınca aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin davakonusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamıştır.
…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 6/1/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 30/1/2014 tarih ve 2014/1263 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu, üyesi olduğu sendikanıntüm Türkiye’de yaptığı göreve gelmeme çağrısına katılarak görevine gelmediğini,ancak mazeretsiz olarak göreve gelmediği gerekçesiyle hakkında uyarma cezasıverildiğini, sendikal faaliyetlere katıldığı gerekçesiyle ceza verilmesi veAnayasa’nın 36. maddesinde yer alan hak arama hürriyeti, Anayasa’nın 10.maddesinde yer alan eşitlik hakkı, Anayasa’nın 40. maddesinde yer alan etkilibaşvuru hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 11. maddesi veAvrupa Birliği Temel Hakları Şartı’nın 28. maddesine aykırı olarakcezalandırılması nedeniyle Anayasa’nın 90. maddesi ile toplantı ve örgütlenmeözgürlüğüne ilişkin anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, maddi vemanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
23. Başvurucu, Anayasa’nın10., 36., 40. ve 90. maddeleri ile toplantı veörgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
24. Bakanlıkgörüşünde başvurucunun dile getirdiği şikayetlerin Anayasa’nın 51., 53. ve 54. maddeleri ile Sözleşme’nin 11. maddesindetanımlanan, toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin olduğu belirtilmiştir.
25. Başvurucunun şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerinidile getirme biçimi dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın 51. maddesibağlamında incelenmesi gerekmektedir.
26. Başvurucunun, sendikal faaliyete katıldığı gerekçesiylecezalandırılması nedeniyle Anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
27. Başvurucu, olay tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisindeyapılmakta olan İlköğretim ve Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerininsonlandırılması ve Tasarı’nın geri çekilmesini sağlamak amacıyla, üyesi olduğuEĞİTİM SEN Yönetim Kurulunun 6/3/2012 tarihinde 28/29Mart 2012 günlerinde tüm Türkiye’de 2 günlük işe gelmeme eylemi yapılmasınakarar verdiğini, söz konusu eyleme katılması nedeniyle hakkında disiplin cezasıverilmesinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Başvurucu, AİHM’in daha önce benzer başvurularda ihlal kararıverdiğini ayrıca Danıştay’ın da istikrar kazanmış içtihatlarında sendikalfaaliyet kapsamında göreve gelinmemesi fiilinin mazeret olarak kabul edildiğinihatırlatmıştır. Bunlardan başka başvurucu, sendikal faaliyet çerçevesinde işegelmeyen sendika üyeleri hakkında disiplin cezası verilmemesi gerektiğinibelirten 1999 tarihli Başbakanlık Genelgesi ile Milli Eğitim Bakanlığının 2012tarihli yazısına da dayanmıştır.
28. Başvurucu, iç hukuk ve uluslararası hukukta tanınanhaklara dayanarak, demokratik tepkisini göstermek amacıyla söz konusu etkinliğekatıldığını, kamu görevlilerinin toplu eylem hakkının insan haklarısözleşmeleri, Anayasa ve mahkeme kararları ile kesin biçimde tanındığınıbelirtmiştir. Başvurucu ayrıca Anayasa’nın 2. maddesindedevletin sosyal bir hukuk devleti olduğunun, 51. maddesinde çalışanların veişverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak vemenfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendika veüst kuruluşlar kurma ve bu sendikalara üye olarak bu doğrultuda etkinlik yapmahakkının bulunduğunun, 55. maddesinde çalışanların yaptıkları işe uygunadaletli bir ücret elde etmeleri için gerekli tedbirlerin alınacağının ve 65.maddesinde de devletin sosyal ve ekonomik alanlardaki görevlerini yerinegetireceğinin vurgulandığına işaret etmiştir.
29. Bakanlık görüşünde, AİHM’iniçtihatları hatırlatılarak başvuruya konu müdahalenin demokratik bir toplumdagerekli olup olmadığı yönünde bir değerlendirme yapılması gerektiğibelirtilmiştir.
30. Başvuruya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler 18/9/2014 tarih ve 2013/8463 sayılı bireysel başvurukararında ortaya konulmuştur. Mevcut başvuruda, sözü geçen kararda belirtilenilkelerden ayrılmayı gerektirecek bir yön bulunmamaktadır.
31. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerinikorumak için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek biraraya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. “Örgütlenme”kavramının Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlıolarak ve eşgüdüm içerisinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenmeolarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunluolarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 30).
32. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Demokrasilerde böyle bir “örgüt”,devlet tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklarasahiptir. İstihdam alanında kendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayanörgütler olan sendikalar, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektifoluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenmeözgürlüğünün önemli bir parçasıdır (B. No: 2013/8463, 18/9/2014,§ 31).
33. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendikahakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir arayagelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsızbir hak değil, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarakgörülmektedir (Belçika Ulusal PolisSendikası/Belçika, B.No: 4464/70, 27/10/1975 § 38).
34. Sendika hakkı ve sendikal faaliyetler Anayasa’nın Sosyalve Ekonomik Haklar ve Ödevler bölümünde, 51 ila 54. maddeleri arasındadüzenlenmiştir. Sendika kurma veya sendikalara üye olma özgürlüğü hakkı iseAnayasa’nın 51. maddesinde yer almaktadır.
35. Anayasa’nın “Sendikakurma hakkı” başlıklı 51. maddesi şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
…
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bualandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğineuygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasiesaslarına aykırı olamaz.”
36. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hakve özgürlükler, benzer güvenceler getiren başta Örgütlenme Özgürlüğü Sözleşmesiile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgiliUluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı iletamamlanmaktadır. Anayasa’nın 51-54. maddelerinde düzenlenen sendikal hak veözgürlüklerin kapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgili organlartarafından yorumlanan güvencelerin de göz önüne alınması gerekir.
37. Anayasa’nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem depozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde,bireylerin ve sendikanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yöneliknegatif yükümlülüğü, 51. maddenin ikinci ila altıncı fıkralarında yer alangerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Öte yandan herne kadar sendika hakkının asıl amacı, “bireyi,korunan hakkın kullanılmasında kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşıkorumak ise de, bundan başka, korunan haklardan etkili bir şekilde yararlanmayıgüvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükler de olabilir”(bkz. Wilson, Ulusal Gazeteciler Sendikasıve Diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve 30678/96, 2/10/2002, § 41).
38. Aslında, devletin pozitif ve negatif yükümlülükleriarasında kesin ayrımlar yapmak her zaman olanaklı değildir. Buna karşındevletin bu her iki yükümlülüğüne ilişkin olarak da uygulanacak ölçütlerde debir değişiklik olmamaktadır. Devletin ister pozitif ve isterse de negatifyükümlülüğü söz konusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışanmenfaatleri arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir (bkz. Sorensen ve Rasmussen/Danimarka, B.No: 52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006 § 58).Anayasa Mahkemesi bu adil dengenin kurulup kurulmadığına karar verirken, kamugücünü kullanan organların bu alanda belirli bir takdir marjınasahip olduğunu göz önünde bulunduracaktır.
39. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı Anayasa’da yeralan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 51.maddesinin ikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlamasebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların dabir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmakzorundadır. Bu sebeple sendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetimininAnayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa’nın 51.maddesi kapsamında yapılması gerekmektedir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 38).
40. Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında, başvuru konusuolayda, sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesindeöncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığı ve daha sonra da müdahalenin haklısebeplere dayanıp dayanmadığı değerlendirilecektir.
i. MüdahaleninMevcudiyeti Hakkında
41. Başvurucu, ülke çapında yapılan bir sendika eyleminekatıldığı için kendisi hakkında uyarma cezası verilmesinin sendika hakkınamüdahale teşkil ettiğini iddia etmektedir. Bakanlık görüşünde bu tür cezalarınsendika hakkına müdahale oluşturduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun sendikalfaaliyet kapsamında ülke çapında yapılan bir eyleme katılması nedeniylecezalandırılması ile başvurucunun sendika hakkına yönelik bir müdahaleyapılmıştır.
ii. Müdahalenin Haklı Sebeplere DayanmasıHakkında
42. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 51. maddesininikinci ile altıncı fıkralarında belirtilen haklı sebeplerden bir veya dahafazlasına dayanmadığı ve Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 13. ve 51. maddelerinin ihlalini teşkiledecektir. Bu nedenle, müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen özedokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafındanöngörülme, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâikCumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
1. Müdahalenin Kanuniliği
43. Yapılan müdahalede, Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci,üçüncü ve beşinci fıkralarında yer alan müdahalenin “kanun”la yapılması şartınaaykırılık bulunduğuna ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır. Yapılandeğerlendirmeler neticesinde, 657 sayılı Kanun’un “Toplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağı” kenar başlıklı26. maddesi ile “Disiplin cezalarınınçeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı 125.maddesinin “kanunilik” ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
2. Meşru Amaç
44. İlk Derece Mahkemesi “davacının 28/29 Mart tarihlerinde iki gün süreylekesintisiz işe gitmediği, bu durumun ise kamu hizmetinin devamlılığı vesürekliliği ilkelerine aykırılık teşkil ettiği gibi bu süre zarfındaöğrencilerin temel hak ve hürriyetleri arasında yer alan eğitim ve öğretimhakkından yoksun bırakıldıkları” gerekçesi ile müdahalenin kamudüzeni ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacı güttüğünübelirtmiştir. Başvurucu bu hususta bir görüş bildirmemiştir.
45. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesiiçin bu müdahalenin Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenmillî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genelahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle ve kanunlayapılmış olması gerekir.
46. Başvurucunun mazeretsiz işe gelmemesi nedeniyle verilendisiplin cezasının Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan meşruamaçları hedeflediği kabul edilse bile müdahalenin gerekliliği konusundayapılması gereken değerlendirmeler göz önünde bulundurulduğunda müdahaleninmeşruluğu sorununu çözmenin gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır (bkz. B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 45).
3. Demokratik Bir Toplumda Gerekli Olma veÖlçülülük
47. Başvurucu, AİHM’in, Danıştayın ve derece mahkemelerinin benzer davalardakiiçtihatları ile sendika faaliyetleri çerçevesinde yapılan eylemlere disiplincezası verilmemesine ilişkin 1999 tarihli Başbakanlık Genelgesini ve sendikakararı ile yapılan iş bırakma eyleminin sendikal faaliyet olarak kabul edilmesigerektiği yönündeki Milli Eğitim Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin görüşünühatırlatmıştır. Başvurucu, söz konusu kurallar ile mahkeme içtihatlarıkarşısında sendikal faaliyet çerçevesinde iş bırakma eylemine disiplin cezasıuygulanmasının örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğunu belirtmiştir.
48. Bakanlık görüşünde, sendika hakkına yönelik müdahalelerinvarlığı halinde alınan önlemleri haklı kılacak gerekçelerin olup olmadığının ve“sınırlama amacı ile aracı arasında makulbir dengenin bulunup bulunmadığının” demokratik toplum gerekleriaçısından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
49. Sendika hakkı mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalaratabi tutulabilir. Sendika hakkına ilişkin olarak Anayasa’nın 51. maddesininikinci fıkrasında sayılan sınırlandırmaların (bkz. § 41) Anayasa’nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir.
50. Anayasa’nın 13. maddesinin ilk halinin gerekçesinde hakve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların demokratik rejim anlayışına aykırıolmaması gerektiği hatırlatılmış; Anayasa’nın 3/10/2001tarih ve 4709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı MaddelerininDeğiştirilmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesi ile yapılan değişiklik gerekçesindeise Anayasa’nın 13. maddesinin Sözleşme’deki ilkelerdoğrultusunda düzenlendiği belirtilmiştir (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 92).
51. 1982 Anayasasında belirtilen “demokratik toplum” kavramı, çağdaş ve özgürlükçü biranlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratiktoplum” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile AİHS’inbu ölçütün kullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleriarasındaki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplumölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (benzeryöndeki AİHM kararları için bkz. Handyside/BirleşikKrallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49; Başkaya ve Okçuoğlu/Türkiye, B. No:23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).
52. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarındademokrasilerin, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıp güvencealtına alındığı rejimler olduğu vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlüklerinözüne dokunup tümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplumdüzeni gerekleriyle uyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak veözgürlükler, istisnaî olarak ve ancak özüne dokunmamak koşuluyla demokratiktoplum düzeninin sürekliliği için zorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasaylasınırlandırılabilirler (AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).Başka bir ifadeyle yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak,kullanılmasını durduruyor veya aşırı derecede güçleştiriyorsa, etkisiz halegetiriyorsa veya ölçülülük ilkesine aykırı olarak sınırlama aracı ile amacı arasındakidenge bozuluyorsa demokratik toplum düzenine aykırı olacaktır (B. No: 2013/409,25/6/2014, § 94).
53. Genel olarak örgütlenme özgürlüğü ve özel olarak dasendika hakkı Anayasa’da benimsenen temel değerlerden biri olan siyasaldemokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır ve demokratik toplumuntemel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını meselelerin halkaaçık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesidaha önceki kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirlilik olduğunu vurgulamıştır (B. No: 2013/409, 25/6/2014,§ 95). Buna göre sendika hakkını kullanan bireyler, çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirlilik gibi, demokratik toplumun temel ilkelerinin korumasından yararlanırlar.Başka bir deyişle şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi sözkonusu olmadığı sürece, sendika hakkı çerçevesinde dile getirilen bazı görüşlerveya bunların dile getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilemezolsa dahi, ifade, örgütlenme ve sendikal özgürlükleri ortadan kaldırmayayönelik tedbirler demokrasiye hizmet edemez ve hatta tehlikeye düşürür. Hukukunüstünlüğüne dayanan demokratik bir toplumda, farklı düşüncelerin sendikalözgürlükler veya başka yollarla dile getirilmesine imkan tanınmalıdır (B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 52).
54. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamadadevreye girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrıölçüt olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz birilişki vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul birilişki ve dengenin bulunup bulunmadığını inceler (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 96).
55. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir (B. No: 2012/1051, 20/2/2014,§ 84; B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 97). Bu sebeple sendika hakkına yapılanmüdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli,gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir.
56. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğununinandırıcı bir şekilde ortaya konulup konulamadığı olacaktır (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 98).
57. AİHM, konuyla ilgili ilk kararlarından itibaren,Sözleşme’nin 10. ve 11. maddelerinin ikinci fıkralarında geçen “gerekli” kavramının ne anlama geldiğiniaçıklamıştır. AİHM’e göre “gerekli” kavramı, “zorlayıcıbir toplumsal ihtiyacı” (pressing social need) ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 48). O halde örgütlenme özgürlüğüne ve sendikahakkına yargısal veya idari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç baskısınıkarşılayıp karşılamadığına bakılması gerekecektir. Bu çerçevede bir müdahale,meşru amaçla orantılı bir müdahale olmalıdır; ikinci olarak müdahaleninhaklılığı için kamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla ilgili veyeterli olmalıdır (Stankov ve Ilinden BirleşikMakedonyalılar Örgütü /Bulgaristan, B. No: 29221/95 29225/95, 2/10/2001, § 87).
58. Dolayısıyla, başvurucunun sendika faaliyetleriçerçevesinde işe gelmemek şeklindeki eylemine verilen disiplin cezası nedeniylemüdahale edilen sendika hakkı ile disiplin cezası ile ulaşılmak istenen kamuyararı arasındaki dengenin ölçülü olduğunun kabulü halinde, disiplin cezasıverilmesine ve açılan davanın derece mahkemelerince reddedilmesine ilişkingerekçelerin inandırıcı, başka bir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucunavarılabilir (bkz. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 57).
59. Dava konusu disiplin cezasının, olayların tamamı ışığındaincelenmesi gerekir. Olay tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde devam edenİlköğretim ve Eğitim Kanunu Tasarısı görüşmelerinin sonlandırılması vetasarının geri çekilmesini sağlamak amacıyla, EĞİTİM SEN Yönetim Kurulunun 6/3/2012 tarihli kararı ile 28 ve 29 Mart 2012 tarihlerindetüm ülke çapında işe gelmeme eylemi yapılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar adı geçen Sendika söz konusu eylemi “uyarı grevi” olarak isimlendirmişse de bueylem, Anayasa’nın “grev hakkı ve lokavt”kenar başlıklı 54. maddesinde yer alan ve toplu iş sözleşmesinin yapılmasısırasında uyuşmazlık çıkması halinde işçilerin sahip olduğu grev hakkı ile birilgisi olmayan, sendika üyesi kamu görevlilerinin toplumsal meselelerdeseslerini duyurmayı hedefleyen bir sendikal faaliyettir.
60. Dava konusu eylem günü, tüm ülkede, öncedenbildirilmiştir. Söz konusu eylemin yapılmasına yetkili merciler tarafındanitiraz edildiği de ileri sürülmemiştir. Başvurucu bu eyleme katılarak sendikahakkını kullanmıştır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. (B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 58).
61. Başvurucu, EĞİTİM SEN’indüzenlediği söz konusu işe gelmeme eylemine katılması nedeniyle uyarma cezasıile cezalandırılmıştır. Gerek idarenin olağan uygulamasında ve gerekse de idariyargının yerleşmiş içtihatlarında başvuru konusu olayda olduğu gibi sendikalfaaliyet çerçevesinde işe gelinmemesi halinde kişinin mazeret iznini kullandığıkabul edilmekte ve disiplin soruşturması açılmamaktadır. Ne var ki sendikaüyelerinin sendikal faaliyet kapsamında işe gelmemeleri halinde mazeret izinlisayılacakları yönündeki yerleşik hale gelen idari yargı içtihatlarına rağmen,idarenin ve yargının bir bütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacakmevzuat düzenlemeleri bulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudaki gibidurumlarda sendika hakkını kullanan kişilerin disiplin soruşturması tehdidialtında kaldıklarını not etmek gerekir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014,§ 59).
62. Öte yandan bir sendikal eylemin tümüyle yasaklanması veyagerçekleştirilmesinin ağır koşullara bağlanması hakkın özüne zarar vermesimuhtemel olmakla birlikte mevcut başvurudaki gibi sendika üyelerinin iş bırakmatürü eylemlere katılmasına ilişkin yasal düzenlemeler ve yasal düzenlemelerebağlı olarak genel düzenleyici işlemler yapmak, yasama ve yürütme organlarınıntakdirindedir (B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 60).
63. Başvurucunun bir devlet okulunda öğretmen olduğu gözönüne alındığında devlet memurlarının bu haktan bütünüyle mahrumbırakılamayacaklarını da not etmek gerekir. Bununla birlikte, demokratik birtoplumda gerekliliği tartışılmaz olan durumlarda ordu, emniyet veya başka bazısektörlerde sendikal faaliyetlere sınırlamalar getirilmesi mümkündür (B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 61). Başvurucunun bu türdensınırlamalara tabi tutulmasını gerektirecek bir görevde bulunduğu da ilerisürülmemiştir.
64. Tüm bunlara karşın verilen ceza hafif olsa da, başvurucugibi sendikaya üye kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan meşrusendikal faaliyetlere veya eylem günlerine katılmaktan vazgeçirecek birniteliğe sahiptir (bkz. B. No: 2013/8463, 18/9/2014, §62; aynı yöndeki AİHM kararları için bkz. Kayave Seyhan/Türkiye, B.No: 30946/04, 15/12/2009, § 30;Karaçay/Türkiye, B. No: 6615/03, 27/6/2007, § 37; Ezelin/Fransa, B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 43).
65. Açıklanan nedenlerle, her ne kadar hafif bir ceza olsa daşikâyet edilen uyarma cezasının “zorlayıcıbir toplumsal ihtiyaçtan” kaynaklanmaması nedeniyle “demokratik toplumda gerekli olmadığı”sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun Anayasa’nın 51. maddesindegüvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
66. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceğibelirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
67. Başvurucu hakkında verilen uyarma cezasının sendikahakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucu hakkında tesis edilen disiplincezası işleminin iptaline ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosyanın ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
68. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Başvurucu, 1.076,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevitazminat talebinde bulunmuştur. Başvurucu ayrıca, avukatlık ücretlerini veödenen harç ile yapılan diğer masrafların ödenmesini de talep etmiştir.
69. Adalet Bakanlığı, başvurucu tarafından talep edilentazminat miktarları konusunda herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
70. Başvurucu hakkında tesis edilen disiplin cezası işlemininiptaline ilişkin davada yeniden yargılama yapılmasına karar verildiğinden vebaşvurucunun derece mahkemelerinde yaptığı muhakeme giderleri ile avukatlıkücretinden ibaret maddi zararını yeniden yargılama sırasında isteyebileceğindenmaddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
71. Başvurucunun sendika hakkına yönelik başvuru açısındanihlal tespitinin yeterli tatmin sağladığı değerlendirildiğinden sendika hakkınayapılan müdahale nedeniyle tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
72. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 209,90 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.709,90 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Sendikahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Sendika hakkınayapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Tespit edilen ihlal yönünden,ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılamayapılmak üzere kararın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucunun tazminata ilişkintaleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 209,90TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.709,90 TL yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
6/1/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.