TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SERKAN SERTÇAKAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15607)
Karar Tarihi: 19/4/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Gökçe GÜLTEKİN
Başvurucu
:
Serkan SERTÇAKAN
Vekili
:
Av. Mustafa KÖRPE
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir kısım tanık beyanı esas alınarak hukuka aykırıkarar verilmesi, lehe olan delillere itibar edilmemesi ve makul süredeyargılama yapılamaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 19/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylarözetle şöyledir:
8. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 18/1/2006 tarihliiddianamesiyle 30/5/2005 tarihinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunuişlediği iddiasıyla başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır.
9. Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/12/2006 tarihlikararıyla başvurucunun 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına kararvermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"Sanık Serkan mahkememizde verdiğiifadesinde atılı suçlamayı tevil yoluyla kabul ederek, kız arkadaşı S. hakkındadedikoduların çıkarıldığını, bunu sanık H. ile müştekinin yaptığınıöğrendiğini, müşteki A.nın dedikoduyu kendisininçıkardığını söylediğini, bunun üzerine ikisinin kavga ettiğini beyan etmiştir.
Sanık A.R. Mahkememizde verdiği ifadesinde,atılı suçlamayı tevil yoluyla kabul ederek Serkan'la okul çıkışı kaldıkları evegittiklerini, müştekinin de geldiğini, sanık H. ve E.ninde eve geldiğini, E. ile H.nin müştekiye sen yaptındiye isnatta bulunduğunu, müştekinin kabul ettiğini, Serkan ile müştekinin kavgaettiğini araya girip ayırdığını ifade etmiştir.
...
İddia savunma ve delillere göre; sanıklarlamüştekinin öğrenci oldukları, sanık S.nin sanıkSerkan'ın kız okulda arabaya zorla bindirerek evlerine götürdükleri, bu evdedaha sonra sanıklar H.R. arkadaşı olduğu, S. Hakkında müdahilin dedikoduçıkarması bakımından duyum aldığı, bu dedikodunun müdahil tarafındançıkarıldığı kastı ile sanık Serkan'ın sanık A.R. ile birlikte müdahile müdahile ve A.T.K.'nın dageldiği, sanık Serkan'ın müdahile bu evde hürriyetinden altı saat kadar birsüre yoksun bıraktığı, sehpa ayağıyla ve sanık A.R. ile birlikte dövüp tehditettikleri, sanıklar A.T.K. Ve H.R.nin de busanıkların yanlarında yer alarak yardım ettikleri anlaşıldığından, sanık Serkanve AR.nin atılı suçu birlikte işledikleri, diğersanıklar H. ve A.T.nin de atılı suçun işlenmesine5237 sayılı TCK'nın 39/2-c maddesine uyar şekilde yardım etmek suretiyleiştirak ettikleri anlaşıldığından bu sanıkların müsnetsuçtan cezalandırılmaları yoluna gidilmiştir. Sanıklar S. ve H.Ç.nin atılı suçu işlediklerine yeterli delilbulunmadığından hem de sanık H.nin de müdahilleyüzleştirme bakımından eve geldiği, suça iştirak etmediği anlaşıldığındansanıklar H. ve S.nin atılı suçtan beraatlerinekarar verilmiştir."
10. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 27/6/2014tarihli kararıyla başvurucu yönünden onamıştır.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
11. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gerekçeli KararHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
12. Başvurucu, yargılandığı ceza davasında lehe tanıkbeyanlarının hükme esas alınmadığını, olay sırasında üniversitede olduğunugösteren belgelere itibar edilmediğini, suç ve cezaların kanuniliği ve şüphedensanık yararlanır ilkesi ile gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının gerekçeli karar hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
13.Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılamahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyeteuygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğuAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır. DolayısıylaAnayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının gerekçeli kararhakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir.
14. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerekmahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nınbütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkınındeğerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmalıdır.
15. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
16.Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardananlaşılmalıdır.
17.Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiğidavanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
18. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarıncevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).
19. Somut olayda, yapılan yargılama sonunda tarafların davanınsonucuna etkili olabilecek tüm iddia ve savunmaları ile dosya kapsamı dikkatealınarak verilen kararda yeterli gerekçeye yer verildiğinin görüldüğü,gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğuanlaşılmaktadır.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
23. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltıgibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarakise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam edendavalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
24. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
25. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık dokuz yıllıkyargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
26. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
28. Başvurucu, manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
29. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
30. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
31. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 9.600 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Konya 8. Asliye Ceza Mahkemesine(E.2006/48, K.2006/1029) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.