TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SERKAN GÜNGÖR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/20224)
Karar Tarihi: 30/10/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Serkan GÜNGÖR
Vekili
:
Av. Ercan KANAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk vetutukluluğa ilişkin itiraz incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması ve buincelemeler sırasında alınan savcılık görüşünün bildirilmemesi nedenleriylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/12/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına vebu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağınıbildirmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen birsoruşturma kapsamında 25/6/2010 tarihinde gözaltına alınmış ve terör örgütüneüye olma suçundan 29/6/2010 tarihinde İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesincetutuklanmıştır.
9. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 10/11/2011 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve resmî belgedesahtecilik suçlarından cezalandırılması istemiyle kamu davası açmıştır.
10. İddianamede başvurucunun ve diğer şüphelilerin TürkiyeCumhuriyeti Anayasası'nı zorla değiştirip yerine Marksist-Leninist ilkeleredayalı bir sistem getirme amacında olan Maoist Komünist Partisi (MKP) veTürkiye İşçi Köylü Kurtuluş Ordusu (TİKKO) terör örgütünün üyesi oldukları,yakalama öncesinde bu örgüt içerisinde Tunceli kırsalında silahlı faaliyetyürüttükleri, örgütsel eylem ve faaliyetlerini yurt dışında sürdürmeye kararvermeleri üzerine yurt dışına illegal yollardan çıkmaya çalıştıkları, bu amaçlagöçmen kaçakçılığını kendisine iş ve meslek edinen ve geçimini bu yollasağlayan şüpheli H.Ö. ile anlaştıkları, bu amaçla İstanbul Silivri'de birbenzin istasyonunda buluştukları esnada kolluk görevlilerince yakalandıkları veüzerlerinde başkaları adına düzenlenmiş sahte kimliklerin ele geçirildiğibelirtilmiştir.
11. Dava, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/339 sayılıdosyasında görülmeye başlamıştır.
12. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesince 22/11/2010 tarihindetensip incelemesi yapılmış ve yapılan inceleme sonucunda diğer şüphelilerlebirlikte başvurucunun "Suç vasfı, delildurumu, isnad edilen suçun mahiyeti, suçun CMK 100. maddesinde gösterilensuçlardan olduğu" gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamınakarar verilmiştir.
13.Başvurucu, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/339sayılı dosyasında tutuklu iken Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğübaşka bir soruşturma kapsamında Tekirdağ 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 11/1/2011tarihli kararı ile başvurucunun Malatya'da hazır edilmek üzere tutuklanmasınakarar verilmiştir.
14. Başvurucunun ifadesi Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca10/3/2011 tarihinde alınmıştır.
15. İfade alma işlemi sırasında 9/1/2000 tarihinde Tunceli iliOvacık ilçesi Yenikonak isimli köyde Türkiye Komünist Partisi/Marksist-Leninist(TKP ML/TİKKO) örgüt üyelerinin bulunduğu evde meydana gelen ve altı güvenlikgörevlisinin şehit olduğu, altı güvenlik görevlisinin de yaralandığı olaya veyine 30/1/1999 tarihinde Tunceli ili Hozat ilçesi Aliboğazı mevkiinde meydanagelen ve bir güvenlik görevlisinin şehit olduğu, beş güvenlik görevlisinin deyaralandığı olaya ilişkin başvurucunun da anılan eylemlere katıldığına dairtanık ifadeleri başvurucuya okunmuş ve bunlarla ilgili savunması istenmiştir.
16. Başvurucu ifadesinde yasadışı yollardan Yunanistan'ın Atinaşehrine gitmek isterken İstanbul Silivri'de bir dinlenme tesisinde durduğusırada kolluk görevlilerince yakalandığını, hâlen İstanbul'da MKP terörörgütüne üye olmak suçundan yargılandığını, üzerine atılı suçu işlemediğinibeyan etmiştir.
17. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmakapsamında başvurucu 11/3/2011 tarihinde "...üzerineatılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suç için kanundaöngörülen cezanın üst sınırı, delillerin tamamının toplanmamış olması, kuvvetlisuç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması..."gerekçeleriyle anayasal düzeni zorla değiştirmeye kalkışma suçundantutuklanmıştır.
18. Malatya Cumhuriyet Başsavcılığının 7/5/2011 tarihliiddianamesiyle başvurucu hakkında "Devletinanayasal düzenini zorla değiştirmeye teşebbüs" suçundan Malatya3. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede olaytutanaklarından ve eylemlere katılan diğer örgüt üyelerinin beyanlarından yolaçıkılarak başvurucunun iki eyleme de katıldığı belirtilmiştir.
19. Bu dava (CMK mülga 250. madde ile görevli) Malatya 3. AğırCeza Mahkemesinin E.2011/49 sayılı dosyasında görülmeye başlamıştır.
20. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 3/6/2011 tarihli ilkduruşmada "...atılı suçun niteliği,mevcut delil durumu, tutuklulukta geçirdiği süre, tutuklamadan beklenen gayeninadli kontrol hükümleri ile karşılanamayacak olması..."hususlarını dikkate alarak başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir.
21. 22/9/2011 tarihli duruşmada bu gerekçelere ek olarakbaşvurucunun yakalandığı koşullara ve kaçma şüphesine dayanılarak tutuklulukhâlinin devamına karar verilmiştir.
22. E.2010/339 sayılı dosyada İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi16/11/2011 tarihinde başvurucu yönünden dosyanın tefrikine karar vermiştir.Tefrik edilen dosya İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/181 sayılı esasınakaydedilmiştir.
23. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi 18/11/2011 tarihinde E.2011/181sayılı dosyanın Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/49 sayılı dosyasıylabirleştirilmesine karar vermiştir.
24. 18/10/2012 tarihli duruşmada Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi "...sanığın üzerine atılı suçun niteliği,sanığın üzerine atılı suçun cezasının yasadaki alt ve üst sınırı, tanıklarınkolluk ve aşama beyanları ile tanık Ö.A.nın beyanları ve tüm dosya içeriği ilemevcut delil durumu nazara alınarak kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenolguların bulunması, tutuklulukta geçirdiği süre, tutuklamadan beklenen gayeninadli kontrol hükümleri ile karşılanamayacak olması, sanığın yakalanarakgözaltına alındığı hususu da dikkate alındığında ve sanığın üzerine atılı suçunyasadaki cezasının alt ve üst sınırlarına göre kaçma şüphesi hususları dikkatealınarak..." başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir.
25. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 13/3/2014 tarihine kadar aynıgerekçelerle başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
26. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesi 13/3/2014 tarihinde 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun mülga 250. madde ile görevlimahkemelerin kapatılması üzerine dava dosyasının Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinedevredilmesine karar vermiştir.
27. Dosyanın devredildiği Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi 14/5/2014tarihli ilk duruşmada "...tüm dosyaiçeriğine göre, sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinigösteren delillerin bulunması, sanığın dosyaya yansıyan eylemi, kaçma,delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkalarıüzerinde baskı yapma olasılığının bulunması nedeniyle tutuklama nedenlerininvarlığı, sanığın eylemi için öngörülen ceza miktarı, sanığın CMK'nun 100/3.maddesinde sayılan suçlardan birini işlediği hususunda yoğun şüphenin varlığınedeniyle de tutuklama nedenlerinin bulunması, sanığın hakkında CMK'nun 109.maddesinde belirtilen adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz kalacağı,tutuklama şartlarının oluştuğu ve halen devam ettiği, tutuklamanın bu aşamadaölçülü olduğu" gerekçeleriyle başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına karar vermiştir.
28. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi 11/6/2014, 2/7/2014, 6/8/2014,3/9/2014, 1/10/2014, 21/11/2014 tarihli duruşmalarda aynı gerekçelerlebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
29. 11/6/2014, 2/7/2014, 6/8/2014, 3/9/2014, 1/10/2014tarihlerinde tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararlara yapılan itirazlarErzincan Ağır Ceza Mahkemesinin sırasıyla 7/7/2014, 22/8/2014, 16/9/2014,14/10/2014 tarihli kararlarıyla reddedilmiştir.
30. Başvurucu son olarak 21/11/2014 tarihli duruşmada verilentutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara itiraz etmiş, itirazı Erzincan AğırCeza Mahkemesinin 28/11/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
31. Ret kararı 18/12/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
32. Başvurucu 26/12/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
33. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi 19/12/2014, 22/12/2014 tarihliduruşmalarda da ilk duruşmada gösterdiği gerekçelerle tutukluluğun devamınakarar vermiştir.
34. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi 9/1/2015 tarihli kararı ilebaşvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir kısmını tağyirve tebdil veya ilgaya ve bu kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük MilletMeclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüse yönelik vahimnitelikli eylemlerinden dolayı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası,resmîevrakta sahtecilik suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınavetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
35. Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararı Yargıtay16. Ceza Dairesinin 17/3/2016 tarihli ilâmıyla onanmıştır.
IV.İLGİLİ HUKUK
36. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamanedenleri" kenar başlıklı 100. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk CezaKanununda yer alan;
...
10. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde302, 303, 304, 307, 308),
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
37.5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1), (2) ve (5) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlakagerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirtenhukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2)Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye istemininreddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularlagerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığasözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerineverilir ve bu husus kararda belirtilir.
...
(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğinceverilen kararlara itiraz edilebilir."
38. 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheliveya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı 104.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerininher aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2)Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkimveya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir."
39.5271 sayılı Kanun'un "Usul"kenar başlıklı 105. maddesi şöyledir:
"103 ve 104 üncü maddeler uyarıncayapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veyamüdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veyaadlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.)103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemlerhariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından busüre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyetsavcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir."
40. 5271 sayılı Kanun'un"Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı 108. maddesişöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıylatutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyetsavcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümlerigöz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle kararverilir.
(2)Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içindeşüpheli tarafından da istenebilir.
(3)Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamınıngerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlararasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen kararverir."
41. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışındayakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
...
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâldemakul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkındahüküm verilmeyen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını,Devletten isteyebilirler."
42. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatisteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Karar veya hükümlerinkesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veyahükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat istemindebulunulabilir.
(2)İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağırceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka birağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde kararabağlanır."
43.5271 sayılı Kanun’un "İtirazınCumhuriyet savcısına ve karşı tarafa tebliği ile inceleme ve araştırmayapılması" kenar başlıklı 270. maddesi şöyledir:
"(1) İtirazı inceleyecek merci, yazı ilecevap verebilmesi için itirazı, Cumhuriyet savcısı ve karşı tarafabildirebilir. Merci, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğündebunların yapılmasını da emredebilir.
(2)(Ek: 11/4/2013-6459/20 md.) 101 ve 105 inci maddeler uyarınca yapılan itirazüzerine Cumhuriyet savcısından görüş alınması durumunda, bu görüş şüpheli,sanık veya müdafiine bildirilir. Şüpheli, sanık veya müdafii üç gün içindegörüşünü bildirebilir."
44. 5271 sayılı Kanun'un "Karar"kenar başlıklı 271. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmaküzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekligörüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
45. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Tutukluluk ve Tutukluluğa İtirazİncelemelerinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
46. Başvurucu; davanın görüldüğü mahkemede yapılan tutuklulukincelemeleri sırasında ve tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazlarınınincelemesi sırasında alınan savcılık görüşünün kendisine bildirilmediğini,dolayısıyla bu görüşleri değerlendirme imkânından yoksun bırakıldığını,böylelikle tutukluluk ve tutukluluğa itiraz incelemeleri sırasında silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine riayet edilmediğini belirterekAnayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
47. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
48. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
i. Tutuklulukİncelemeleri Yönünden
49. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesinive bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasınısağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıylahürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıratutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşıyapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir(Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122-123).
50. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göreşüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesidurumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkıkapsamında bir değerlendirme yapılmadığından, bu incelemeler Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No:2013/6160, 2/12/2015 § 24).
51. Başvurucunun Anayasa Mahkemesine sunduğu belgelerdentutuklulukla ilgili incelemelerin yapıldığı mahkeme kararlarına ilişkinşikâyetinin resen yapılan tutukluluk incelemelerine yönelik olduğu sonucunavarılmıştır.
52. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca mahkemelertarafından resen yapılan tutukluluk incelemeleri, Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamınadâhil değildir.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk incelemelerisırasında alınan Savcılık görüşünden haberdar edilmediği iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Tutukluluğa İtirazİncelemeleri Yönünden
54. Başvurucu, başvuru dilekçesinde spesifik olarak hangitutukluluğa itirazın reddi kararından şikâyetçi olduğunu belirtmemiştir. AncakAnayasa Mahkemesine sunmuş olduğu belgelerde 8/4/2014, 7/7/2014, 22/8/2014,16/9/2014, 14/10/2014, 28/11/2014 tarihlerinde itirazın reddi kararları yeralmaktadır. Bu nedenle başvurucunun şikâyetleri bu kararlarla sınırlı olarakincelenecektir.
(1) 8/4/2014,7/7/2014, 22/8/2014, 16/9/2014 ve 14/10/2014 Tarihlerinde Tutukluluğa İtirazınReddi Kararları Yönünden
55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 47. maddesinin (5) numaralıfıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrasıgereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yoluöngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içindeyapılması gerekir.
56. Tutukluluğa itirazın incelenmesi sırasında alınan Savcılıkgörüşünün bildirilmediği şikâyeti, itirazın reddi kararının öğrenilmesindensonra otuz günlük başvuru süresi içinde bireysel başvuruya konu edilebilir.Ancak itirazın reddedilmesine bağlı şikâyetlerin her bir itirazın reddi kararıaçısından ayrı ayrı süre yönünden incelenmesi gerekir. Zira bu durumda devameden bir müdahale söz konusu değildir. İtirazın reddedilmesiyle birliktemüdahale sona ermektedir. Bu durumda bireysel başvurunun her bir itirazın reddikararının tebliğ edilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.
57. Somut olayda 8/4/2014 tarihli itirazın reddi kararı15/4/2014 tarihinde,7/7/2014 tarihli itirazın reddi kararı 14/7/2014 tarihinde,16/9/2014 tarihli itirazın reddi kararı 23/9/2014 tarihinde, 14/10/2014 tarihliitirazın reddi kararı 22/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.22/8/2014 tarihli itirazın reddi kararının ne zaman tebliğ edildiği tespitedilememişse de bu itirazın reddi kararının da en geç 16/9/2014 tarihliitirazın reddi kararının tebliğ edildiği 23/9/2014 tarihinde öğrenildiğininkabul edilmesi gerekir. Başvurucunun bu tarihlerden itibaren otuz günlükbaşvuru süresi geçtikten sonra 26/12/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunduğu anlaşılmıştır.
58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
(2)28/11/2014 Tarihli İtirazın Reddi KararıYönünden
59. Tutukluluk hâline itirazda bulunulan bir davada Cumhuriyetsavcısı ve tutuklunun davaya katılma hakkı bulunmaktadır. Ayrıca tutuklulukhâline itiraz başvurusunda Cumhuriyet savcısı ve tutuklu arasında silahlarıneşitliği ilkesinin gözetilmesi gerekir (FirasAslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 76).
60. Silahların eşitliği, başvurucunun soruşturma dosyasınaulaşabilmesine imkân verilmesini gerektiren bir ilkedir. Cumhuriyet savcısınıngörüşlerine etkili bir şekilde cevap verebilme imkânı, kural olarakbaşvurucunun söz konusu belgelere ulaşması hâlinde mümkün olabilir. Bugerekliliğin hangi şekilde yerine getirileceğini belirlemek kanun koyucuya aitolmakla beraber tarafların beyanlarının birbirlerine bildirilmesi ve bubeyanlara cevap verebilme imkânına sahip olmaları gerekir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, § 77).
61. Somut olayda başvurucu Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin21/11/2014 tarihli tutukluluk hâlinin devamına dair kararınaitiraz etmiştir.İtiraz mercii olan Erzincan Ağır Ceza Mahkemesi 28/11/2014 tarihli kararıylabaşvurucunun itirazını reddetmiştir. Başvuru formu ve eklerinde MahkemeninCumhuriyet savcısından görüş sorduğuna ya da Savcılık tarafından Mahkemeyegörüş bildirildiğine dair bilgi ya da belge sunulmamıştır. Ayrıca itirazınreddine ilişkin kararda Savcılıktan görüş sorulduğu veya Savcılığın Mahkemeyegörüş bildirildiği yönünde bir ifadeye yer verilmemiştir. Dolayısıyla anılankararın verilmesi sürecinde Savcılıktan görüş alındığı ve bu görüşünbaşvurucuya bildirilmediği yönünde bir olgu tespit edilememiştir.
62. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Tutukluluk ve Tutukluluğaİtiraz İncelemelerinin Duruşmasız Olarak Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
63. Başvurucu; hakkındaki davanın görüldüğü mahkemede yapılantutukluluk incelemeleri sırasında duruşma açılmadığını ve tutukluluğun dosyaüzerinden yapılan incelemeler sonucunda verilen kararlarla devam ettirildiğini,ayrıca tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazların incelemesi sırasındaduruşma yapılmadığını ve itirazların dosya üzerinden gerçekleştirilen incelemesonunda reddedildiğini, böylelikle tutukluluk ve tutukluluğa itirazincelemeleri sırasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerineriayet edilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
64.Başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.
i. Tutuklulukİncelemeleri Yönünden
65. Başvurucunun tutuklulukla ilgili incelemelerin yapıldığımahkeme kararlarına ilişkin şikâyetinin resen yapılan tutukluluk incelemelerineyönelik olduğu sonucuna varılmıştır.
66. 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesi uyarınca Mahkemelertarafından resen yapılan tutukluluk incelemeleri, Anayasa'nın 19. maddesininkapsamına dâhil değildir.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk incelemeleriduruşmasız olarak yapıldığı iddiasının konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
ii. Tutukluluğa İtirazİncelemeleri Yönünden
68. Başvurucu, başvuru dilekçesinde spesifik olarak hangi tutukluluğaitirazın reddi kararından şikâyetçi olduğunu belirtmemiştir. Ancak AnayasaMahkemesine sunmuş olduğu belgelerde 8/4/2014, 7/7/2014, 22/8/2014, 16/9/2014,14/10/2014, 28/11/2014 tarihli itirazın reddi kararları yer almaktadır. Bunedenle başvurucunun şikâyetleri bu kararlarla sınırlı olarak incelenecektir.
(1) 8/4/2014,7/7/2014, 22/8/2014, 16/9/2014, 14/10/2014 Tarihli Tutukluluğa İtirazın ReddiKararları Yönünden
69. Tutukluluğa itirazın incelenmesinin duruşmasız olarakgerçekleştirildiği şikâyeti, itirazın reddi kararının öğrenilmesinden sonraotuz günlük başvuru süresi içinde bireysel başvuruya konu edilebilir. Ancakitirazın reddedilmesine bağlı şikâyetlerin her bir itirazın reddi kararıaçısından ayrı ayrı süre yönünden incelenmesi gerekir. Zira bu durumda devameden bir müdahale söz konusu değildir. İtirazın reddedilmesiyle birliktemüdahale sona ermektedir. Bu durumda bireysel başvurunun her bir itirazın reddikararının tebliğ edilmesinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.
70. Somut olayda 8/4/2014 tarihli itirazın reddi kararı15/4/2014 tarihinde,7/7/2014 tarihli itirazın reddi kararı 14/7/2014 tarihinde,16/9/2014 tarihli itirazın reddi kararı 23/9/2014 tarihinde, 14/10/2014 tarihliitirazın reddi kararı 22/10/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.22/8/2014 tarihli itirazın reddi kararının ne zaman tebliğ edildiği tespitedilememişse de bu itirazın reddi kararının da en geç 16/9/2014 tarihliitirazın reddi kararının tebliğ edildiği 23/9/2014 tarihinde öğrenildiğinin kabuledilmesi gerekir. Başvurucunun bu tarihlerden itibaren otuz günlük başvurusüresi geçtikten sonra 26/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmıştır.
71. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
(2)28/11/2014 Tarihli İtirazın Reddi Kararı Yönünden
72. Başvurucu, Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada22/11/2014 tarihinde yapılan duruşmaya müdafii ile birlikte bizzat katılmış;başvurucu müdafii, tutukluluğa ilişkin itirazlarını ve tahliye talebini sözlüolarak mahkemeye bildirmiştir. Duruşma sonunda tahliye talebi kabul edilmeyerekbaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş; anılan karara yönelikitiraz Erzincan Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda28/11/2014 tarihinde verilen kararla reddedilmiştir.
73. Dolayısıyla Tunceli Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanbaşvurucunun ve müdafiinin katıldığı, tahliyeye ilişkin beyan ve taleplerininsözlü olarak alındığı, başvurucunun yüzüne karşı tutukluluğun devamına kararverildiğinin açıklandığı tarih (22/11/2014) ile Erzincan Ağır Ceza Mahkemesincebaşvurucunun tutukluluğa yönelik itirazının duruşmasız olarak incelendiği tarih(28/11/2014) arasında yalnızca altı günlük bir zaman dilimi bulunmaktadır.
74. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği kararlarda tutukluluğaitiraz incelemesinin başvurucuların dinlenilmesinden bir ay iki gün sonra(Hikmet Yayğın, § 35); bir ay yirmi sekiz gün sonra (Mehmet Haberal, § 128) duruşmasız olarak yapılmasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrasını ihlal etmediği sonucuna varmıştır.
75. Resen ya da talep üzerine tutukluluk hakkında verilmiş tümkararların bir başka mahkeme önünde itiraza konu edilebildiği ceza usulsisteminde, başvuruya konu dava bakımından tüm itirazların duruşmalıincelenmesi tutukluluk bakımından yargılamanın itiraz merciinde tekrar edilmesianlamına gelecektir. Bu durumda başvurucunun ve müdafiinin sözlü olarakdinlenilmesinden ve tutukluluğun devamına ilişkin kararın tefhim edilmesindenaltı gün sonra yapılan itiraz incelemesinin duruşmasız olmasının silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal ettiği söylenemez.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğa itirazincelemesinin duruşmasız olarak yapıldığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalinbulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
77. Başvurucu; tutukluluğun devamına karar veren Mahkemenin herseferinde aynı matbu gerekçelerle tahliye taleplerini reddettiğini,tutukluluğun makul süreyi aştığını, ret kararlarında somut gerekçeleringösterilmediğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
78. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
79. Başvurucunun bu başlık altındaki iddiaları Anayasa'nın 19.maddesinin yedinci fıkrası kapsamında değerlendirilmiştir.
i. Kabul EdilebilirlikYönünden
80. Tutukluluk hâli sona ermiş olan başvurucuların (devam edentutukluluk hâlinden farklı olarak) tutukluluğun kanunda öngörülen azami süreyiya da makul süreyi aştığı şikâyetleri yönünden iddia edilen ihlalin tespitinive tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir hukuk yolu mevcut ise öncelikle buyolu tüketmeleri gerekir. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrası ile öngörülen tazminat yolu, bir yandan başvurucuların maruz kaldığıtutukluluk nedenleri ve süresinin uzunluğunun tespiti, diğer yandan dauğranılan zararın tazmini imkânını sağladığından anılan şikâyetler açısındanerişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı olanağısunmaktadır (Hamit Kaya, B. No:2012/338, 2/7/2013, §§ 46-48).
81. Somut olayda Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunulduktan sonra ilk derece mahkemesince 9/1/2015 tarihinde başvurucuhakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmiş ve hükümle birlikte tutukluluğundevamına karar verilmiştir. Anılan mahkûmiyet hükmü, bireysel başvuru henüzsonuçlanmadan Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 17/3/2016 tarihli ilamı ile onanarakkesinleşmiştir. Başvurucu, mahkûmiyet hükmünün kesinleştiği 17/3/2016tarihinden itibaren kural olarak 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesine dayanaraktazminat talebinde bulunma imkânına sahiptir. Bununla birlikte başvuru konusuolayın özelliği dikkate alındığında başvurucu açısından bireysel başvurununkarara bağlandığı tarih itibarıyla tazminat talebinde bulunmak için Kanun'daöngörülen süre (bkz. § 45) geçmiş bulunmakta ve bu sürenin geçirilmesindebaşvurucuya herhangi bir kusur izafe edilememektedir. Kaldı ki başvuru tarihiitibarıyla başvurucunun mağduriyetini giderebilecek nitelikte tüketilmesigereken bir başvuru yolunun bulunmadığı da açıktır (Benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Abdullah Akyüz[GK], B. No: 2013/9352, 2/7/2015, §§ 48, 49).
82. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan tutukluluğunmakul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. Esas Yönünden
83. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasında bir cezasoruşturması kapsamında tutuklanan kişilerin, yargılamanın makul süredebitirilmesini ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayıisteme haklarına sahip olduğu güvence altına alınmıştır.
84. Tutukluluk süresinin makul olup olmadığı her davanın kendiözelliklerine göre değerlendirilmelidir. Anayasa'nın 38. maddesinde “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlusayılamaz.” şeklinde ifadesini bulan masumiyet karinesi, yargılamasüresince kişinin hürriyetinin esas, tutukluluğun ise istisna olmasınıgerektirmektedir. Masumiyet karinesine rağmen tutukluluğun devamı ancak kişihürriyetine nazaran daha ağır bir kamu yararının mevcut olması durumunda haklıgörülebilir. Bu nedenle bir davada tutukluluğun makul süreyi aşmamasınıgözetmek öncelikle derece mahkemelerinin görevidir. Bu amaçla belirtilen kamuyararı gereğini etkileyen tüm olayların derece mahkemeleri tarafındandeğerlendirilmesi ile serbest bırakılma taleplerine ilişkin kararlarda bu olguve olayların ortaya konması gerekir (MuratNarman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 61, 62).
85. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıylayapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı tutukluluğun hukukaaykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan neden veya nedenlerin bulunmadığınıntespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak ilgilinin tutuklulukhâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki nedenlerin varlığı sonaerecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu açılabilecektir. Bu amaçlayapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolunda çelişmeli yargılama ve/veyasilahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak bir inceleme yapılıp yapılmadığıda dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbestbırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireyselbaşvuruların -olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla- tutukluluk hâli devamettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (KorcanPulatsü, B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).
86. Kişilerin suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmasınınyanı sıra bu kişilerin kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla tutuklama tedbirine başvurulabilir.Başlangıçtaki bu tutuklama nedenleri belli bir süreye kadar tutukluluğun devamıiçin yeterli görülebilirse de bu süre geçtikten sonra uzatmaya ilişkinkararlarda tutuklama nedenlerinin devam ettiğinin gerekçeleriyle birliktegösterilmesi gerekir. Bu gerekçeler ilgilive yeterli görüldüğü takdirdeyargılama sürecinin özenli yürütülüp yürütülmediği de incelenmelidir. Davanın karmaşıklığı,organize suçlara dair olup olmadığı veya sanık sayısı gibi faktörler sürecinişleyişinde gösterilen özenin değerlendirilmesinde dikkate alınır. Tüm buunsurların birlikte değerlendirilmesiyle sürenin makul olup olmadığı konusundabir sonuca ulaşılabilir (Savaş Çetinkaya,B. No: 2012/1303, 21/11/2013, § 53).
87. Dolayısıyla Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrasınınihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde esas olarak serbest bırakılmataleplerine ilişkin kararların gerekçelerine bakılmalı ve tutuklu bulunankişiler tarafından yapılan tutukluluğa itiraz başvurularında sunulan belgelerçerçevesinde kararların yeterince gerekçelendirilmiş olup olmadığı dikkatealınmalıdır. Öte yandan hukuka uygun olarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediğiyönünde kuvvetli belirti ve tutuklama nedeninin varlığı devam ettiği süreceilke olarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesigerekir (Murat Narman,§§ 63, 64).
88. Hukuka uygunolarak tutuklanan bir kişinin, suç işlediği yönünde kuvvetli belirti vetutuklama nedenlerinden biri veya birkaçının varlığı devam ettiği sürece ilkeolarak belli bir süreye kadar tutukluluk hâlinin makul kabul edilmesi gerekir.Diğer taraftan özgürlük hakkı adli makamlarla güvenlik görevlilerinin özellikleorganize suçlarla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeyeneden olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (HanefiAvcı, B. No: 2013/2814, 18/6/2014, § 69).
89. Makul sürenin hesaplanmasında sürenin başlangıcı,başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudantutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarakkişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiğitarihtir (Savaş Çetinkaya, § 56).
90. Tutukluluk süresinin hesabında ilk derece mahkemesi önündeyargılama aşamasında geçen sürelerin dikkate alınması gerekir. Zira kişiyargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm edilmişse bukişinin hukuki durumu bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma kapsamındançıkmakta ve tutmanın nedeni ilk derece mahkemesince verilen hükme bağlı olaraktutma hâline dönüşmektedir (Ramazan Aras,B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 67).
91. Somut olayda başvurucu 25/6/2010 tarihinde gözaltınaalınması ile ilk derece mahkemesinin 9/1/2015 tarihli kararı ile hapis cezasıile cezalandırılmasına karar verilmesi arasında 4 yıl 6 ay 15 gün bir suçisnadına bağlı olarak tutulmuştur. Bu durumda makul süre açısından dikkatealınması gereken tutukluluk süresi 4 yıl 6 ay 15 gündür.
92. Başvurucu resmî evrakta sahtecilik ve terör örgütüne üyeolma suçlarını işlediği iddiasıyla tutuklanmış hakkında bu suçlardan kamudavası açılmıştır. Başvurucu daha sonra başka bir soruşturma kapsamında "Devletin anayasal düzenini zorla değiştirmeye teşebbüs"suçundan tutuklanmış ve bu suçtan da hakkında kamu davası açılmıştır. Başvurucuhakkındaki bu davalar daha sonra birleştirilmiştir. Başvurucunun isnat edilensuçlar yönünden kuvvetli suç şüphesi altında olduğu tutukluluğa ilişkinkararlarda açıkça belirtilmiştir. Başvurucu hakkında tutuklama ve tutukluluğundevamı kararlarında atıf yapılan ve iddianamede gösterilen delillerin (§ 10,18)içeriği dikkate alındığında tutukluluğun ön şartı olan kuvvetli suç şüphesiyönünden Mahkeme kararlarının açıklayıcı ve yeterli olduğu görülmektedir.
93. Tutukluluğun devamı kararlarının gerekçelerinde yer alantutuklama nedenlerine ilişkin açıklamalar incelendiğinde kaçma şüphesine,yakalanma koşullarına, delillerin karartılması ihtimalinin bulunmasına, isnatedilen suça ilişkin yaptırımın ağırlığına ve suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve Kanun gereği "tutuklama nedeni varsayılabilen" suçlararasında olmasına, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağına ve tutuklamatedbirinin ölçülü olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §§ 20, 24, 27, 28).Başvurucunun yurtdışına kaçmak isterken sahte kimlikle yakalanmış olmasıdikkate alındığında yakalama koşullarına atıf yapılması kaçma şüphesi açısındanyeterli bir gerekçe oluşturmaktadır. Öte yandan isnat edilen suçlamanınniteliği ile bir bütün olarak soruşturma/kovuşturma konusu edilen olaylarınözellikleri dikkate alındığında tutukluluğun devamı kararlarındakigerekçelerin, tutukluluğun devamının hukuka uygunluğunu ve tutulmanın meşruluğunuhaklı gösterecek özen ve içerikte olduğu; dolayısıyla tutukluluk hâlinindevamına ilişkin bu gerekçelerin tutukluluk süresi itibarıyla ilgili ve yeterliolduğu sonucuna varılmıştır.
94. Somut olayda başvurucunun 25/6/2010 tarihinde göz altına alındığı,29/6/2010 tarihinde tutuklandığı, 10/10/2011 tarihinde hakkında iddianamedüzenlendiği, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama süresindebaşvurucu ve diğer beş sanığın savunma yapmak için süre talep ettiği,başvurucunun ikinci duruşmada hazır edilemediği için savunma yapamadığı, üçüncüduruşmada başvurucunun dosyanın Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyaylabirleştirilmesini ve savunmasını anılan mahkemede yapmak istediği, üçüncüduruşmada davanın başvurucu yönünden Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesindekidosyayla birleştirilmek üzere tefrikine karar verildiği anlaşılmıştır. Malatya3. Ağır Ceza Mahkemesindeki yargılama sürecinde on yedi duruşma yapıldığı, ilkduruşmada başvurucu ve müdafiinin dosyaya gelen belgeler ve katılma talepleri hakkındasavunma yapmak için süre istediği, ikinci duruşmada başvurucunun savunmasınıyaptığı, mahkeme tarafından başvurucu aleyhinde beyanda bulunan tanıklar içintalimat yazıldığı, üçüncü duruşmada bazı tanıklar yönünden talimat cevabınınverildiği, bazı tanıklar yönünden adreslerinin tespit edilememesi nedeniylecevap verilemediği, bunun üzerine tekrar talimat yazıldığı, daha sonrakicelselerde bu talimatların cevabının beklendiği, altıncı duruşmada bazıtalimatların ikmal edildiği, başvurucunun talimatla alınan tanık beyanlarınailişkin savunma yaptığı ve bir tanığın ifadesinin çelişkili olduğunu ifadeetmesi üzerine bu tanığın ayrıntılı ifadesinin alınması için tekrar talimatyazıldığı, sonraki duruşmalarda talimatların cevabının beklendiği, ikmal edilentalimatlarda başvurucu tarafından ileri sürülen eksiklikler için müzekkereleryazıldığı ve bunların cevabının beklendiği, on dördüncü duruşmada savcılığınesas hakkındaki mütalaasını sunduğu, başvurucunun esas hakkındaki mütalaayakarşı savunma yapmak için süre istediği, on beşinci duruşmada savcılığın ekmütaala sunduğu, başvurucunun da tanık dinletme talebinde bulunduğu ve ekmütaalaya karşı savunma için süre istediği, on altıncı duruşmada başvurucunungösterdiği tanıkların dinlendiği, gerekli usul işlemleri yapılmasına rağmentalimatı ikmal edilemeyen bir tanığın dinlenmesinden vazgeçilmesine kararverildiği, on yedinci duruşmada başvurucunun esas hakkında savunma yapmak içinsüre istediği anlaşılmıştır. Dosyanın devredilmesinden sonra Tunceli Ağır Ceza Mahkemesindeon duruşma yapıldığı, bu duruşmalarda yazılan müzekkerelerin cevabınınbeklendiği başvurucuya talebi üzerine savunma yapmak için süre verildiği,dördüncü duruşmada başvurucu müdafiinin tevsii tahkikat talebinde bulunduğu,dinlenemeyen bazı tanıkların dinlenmesini istediği, mahkemece taleplerininreddedildiği, beşinci duruşmada başvurucu müdafiinin taleplerini yenilediğitaleplerin reddedilmesi üzerine başvurucu müdafiinin reddi hakkim talebindebulunduğu, bu nedenle dosyanın red istemi hakkında karar vermek için ErzincanAğır Ceza Mahkemesine gönderildiği, sonraki duruşmalarda başvurucunun savunmayapmak için süre talep ettiği, sekizinciduruşmadamahkemece esas hakkındakisavunmalarınıbildirmemeleri durumunda bu haklarından vazgeçmiş sayılacaklarınınbaşvurucu müdafilerine bildirilmesine, başvurucunun müdafilerinin duruşmayakatılmamalarıdurumunda;zorunlu müdafi görevlendirilmesine karar verildiği,dokuzuncu duruşmada, başvurucu müdafilerinin katılmaması nedeniyle başvurucuyazorunlu müdafi tayin edildiği, bu müdafiye savunma yapması için süre verildiği,onuncu duruşmada da başvurucunun mahkumiyetine karar verildiği tespitedilmiştir. Bu tespitler gözönünde bulundurulduğunda yargılamayı yapanMahkemelerce genel olarak davanın yürütülmesinde bir özensizlik gösterildiğitespit edilmemiştir. Bu itibarla genel olarak soruşturma ve kovuşturmasüreçlerinin yürütülmesinde bir özensizlik olduğu söylenemez.
95. Başvurucu hakkındaki tutukluluğun devamına ilişkinkararların gerekçelerinin hürriyetten yoksun bırakılmanın meşru nedenlerininbelirtilmesi bakımından ilgili ve yeterli olması ve soruşturma/kovuşturmasüreçlerinin yürütülmesinde bir özensizliğin tespit edilmemiş olması dikkatealındığında yaklaşık 4 yıl 6 ay 15 günlük tutukluluk süresinin makul olduğu sonucunavarılmıştır (Benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§§ 50-64; Yıldırım Ataş, B. No: 2014/4459,26/10/2016, §§50-64).
96. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinde güvencealtına alınan kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine kararverilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
97. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
98. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
99. Ferat Yüksel (B.No: 2014/13828, 12/9/2018) kararındaAnayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı ya da yargıkararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediği iddiasıyla31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurulara ilişkin olarakTazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkin yolu, ulaşılabilirolma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesinin bulunupbulunmadığı yönlerinden inceleyerek etkililiğini tartışmıştır (Ferat Yüksel, § 26).
100. Anılan kararda özetle; anılan başvuru yolunun kişileri malikülfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlaması nedenleriyleulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarına makul birbaşarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminat ödenmesine imkântanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafi olanakları sunmasınedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlama imkânına sahip olduğuhususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (FeratYüksel, §§ 27-34). Bu gerekçeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesi,ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunmave yeterli giderim sağlama kapasitesi olduğu görülen Tazminat Komisyonunabaşvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurununikincil niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35,36).
101. Mevcut başvurularda söz konusu karardan ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır.
102. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluk incelemeleri sırasında alınan savcılıkgörüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluğa itiraz incelemesi sırasında alınan savcılıkgörüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın 8/4/2014, 7/7/2014, 22/8/2014, 16/9/2014,14/10/2014 tarihlerindeki tutukluluğa itirazın reddi kararları yönünden süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutukluluğa itiraz incelemesi sırasında alınan savcılıkgörüşünün bildirilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın 28/11/2014 tarihli itirazın reddi kararı yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
4. Tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarak yapılmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapılmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın 8/4/2014, 7/7/2014, 22/8/2014, 16/9/2014, 14/10/2014 tarihlerindekitutukluluğa itirazın reddi kararları yönündensüre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Tutukluluğa itiraz incelemesinin duruşmasız olarak yapılmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın 28/11/2014 tarihli itirazın reddi kararı yönünden açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
7. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
8. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği haklarının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.