TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SERKAN KILIÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/2771)
Karar Tarihi: 20/10/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 24/11/2020-31314
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucu
:
Serkan KILIÇ
Vekili
:
Av. Cavit ÇALIŞ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, bedensel zararın tazmini talebiyle açılandavada davanın sonucuna etkili iddiaların kararda karşılanmaması nedeniylegerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 12/2/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılanön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiası yönünden kısmi kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunundiğer iddialar yönünden kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafındanyapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, subay olarak görev yapmaktayken 15/4/2011tarihinde lav silahı ile atış yaptığı sırada silahın patlaması sonucundayaralanmış ve işitme kaybı yaşamıştır.
9. Başvurucu 40.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminattalebiyle 8/1/2013 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesi İkinci Dairesinde(Daire) Millî Savunma Bakanlığına (İdare) karşı tam yargı davası açmıştır.
10. Daire tarafından başvurucunun meslekte kazanma gücükayıp oranının tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp AnaBilim Dalından rapor alınmasına karar verilmiştir. 14/8/2014 tarihli rapordabaşvurucunun çalışma ve meslekte kazanma gücünden kayıp oranının %4 olduğubelirtilmiştir.
11. Daire, başvurucunun uğradığı maddi zararınhesaplanması için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar vermiştir.
12. 12/1/2015 tarihli bilirkişi raporunda, başvurucununtoplam maddi zararının 38.447 TL olduğu belirtilmiş; 29.702 TL toplam ödemenindüşülmesi sonucunda bakiye olan 8.745 TL'ye Kurulca öngörülen %85 bünyeselzayıflığın uygulanması sonucunda 1.312 TL maddi zarar hesaplanmıştır.
13. Daire 29/4/2015 tarihli kararıyla 1.312 TL maddi,1.000 TL manevi tazminata hükmetmiş ve fazlaya ilişkin istemin reddine kararvermiştir. Daire ayrıca başvurucu aleyhine maddi tazminat yönünden 4.511,68 TL,manevi tazminat yönünden 1.000 TL olmak üzere toplam 5.511,68 TL vekâletücretine hükmetmiştir. Karar gerekçesinde, bilirkişi raporu doğrultusunda vebaşvurucunun ağır bünyesel rahatsızlığı gözönüne alınarak uygulama yapıldığıvurgulanmıştır. Ayrıca başvurucunun olay nedeniyle duyduğu acıyı azaltmak amacıylaolayın gerçekleşme şekli, tarihi, uğranılan zararın derecesi ve başvurucununağır bünyesel rahatsızlığı da dikkate alınarak manevi tazminata hükmedildiğibelirtilmiştir. Kararda, Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu GörevlileriEmeklilik Daire Başkanlığının 24/4/2014 tarihli yazısına yer verilmiştir.Anılan yazıda; başvurucunun mahkeme kararı ile görevine resen son verildiğinin,toplam hizmetinin 25 yılın altında olması nedeniyle kendisine aylıkbağlanamadığının, 7 yıl 2 ay 23 gün fiilî hizmetine karşılık 20.662,12 TLtoptan ödeme ile 9.039,68 TL toptan ödeme ikramiyesi tahakkuk ettirildiğinin vesöz konusu bedelin emanet hesabına alınarak başvurucunun hizmetinin tasfiyeedildiğinin ifade edildiği belirtilmiştir.
14. Dairenin kararı üzerine taraflar karar düzeltmeisteminde bulunmuştur. Başvurucu karar düzeltme dilekçesinde; Sosyal GüvenlikKurumu (SGK) tarafından ödenmiş olan 29.702 TL'nin kendisinin SGK'ya ödediğiprimler olduğunu ve söz konusu bedelin 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı BorçlarKanunu'nun 55. maddesi gereğince maddi tazminat miktarından indirim konusuyapılamayacağını çünkü sigorta priminin ifa amacını taşıyan bir ödemeolmadığını ileri sürmüştür. Başvurucu; dava tarihinde ıslah imkânının olmamasısebebiyle dava konusu miktarın yüksek tutulduğunu, reddedilen kısım için aleyhehükmedilen vekâlet ücretinin yüksek olduğunu belirtmiştir.
15. Karar düzeltme talepleri Dairenin 6/1/2016 tarihlikararıyla reddedilmiştir.
16. Nihai karar başvurucuya 25/1/2016 tarihinde tebliğedilmiştir.
17. Başvurucu 12/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
18. Başvurucu 9/8/2016 tarihinde ek beyan dilekçesivermiştir. Başvurucu, heyetlerinde yer alan ve hâkimlik teminatındanfaydalanmayan iki kurmay subay üyenin varlığı sebebiyle kuruluş ve yapısıitibarıyla Dairenin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını, kararda adıgeçen bir kısım hâkimin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) ile bağlantıları nedeniyle haklarında soruşturma açıldığınıileri sürmüştür.
IV. İLGİLİHUKUK
A. İlgiliMevzuat
19. 6098 sayılı Kanun'un 55. maddesi şöyledir:
"Destekten yoksun kalma zararlarıile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerinegöre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleriile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesindegözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktaresas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.
Bu Kanun hükümleri, her türlü idarieylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücutbütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlızararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır."
B. İlgili Yargı Kararları
1. Yargıtay İçtihadı
20. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun (YİBGK)6/3/1978 tarihli ve E.1978/1, K.1978/3 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Gerçekten, haksız eylem sonucu ölenkişi, yaşamı süresince çalışmış ve maaşından düzenli olarak belirli bir miktarpara kesilerek sandığa yatırılmıştır. Zarar verenin bu paradan yararlanması sözkonusu olamaz. O halde zarar veren, verdiği zararın tamamını açılan davadaödemelidir. Esasen 129. madde zarar verenden tazminatın tamamının alınacağıhükmünü getirmiş ve Emekli Sandığı davaya katılmış veya doğrudan doğruya davaaçmış olduğu takdirde alınacak tazminatın zarara uğrayanlar ile Sandık arasındanasıl bölüşüleceğini saptamıştır. Bu itibarla tazminat ödemekle yükümlü olankişi bu maddeye dayanarak tazminatın indirilmesini isteyemez."
21. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 15/1/2008 tarihli veE.2007/10817, K.2008/85 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Somut olayda; destek, vatani görevinijandarma asteğmen olarak yaparken vefat etmiş olup ölmeden önce yedek subaymaaşı almaktadır. Emekli Sandığı tarafından davacıya bağlanan aylık desteğininhayatta iken maaşından Emekli Sandığı tarafından kesilen miktarlarınkarşılığıdır. O halde Emekli Sandığı tarafından bağlanan aylıklar 5434 sayılıEmekli Sandığı Kanunu gereğince rücuya tabi olmayıp destekten yoksun kalmatazminatının hesabında gözetilmemesi gerekir..."
2. Danıştayİçtihadı
22. Danıştay Onuncu Dairesinin 8/10/2015 tarihli veE.2012/4747, K.2015/4139 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Dava; polis memuru olarak görevyapan davacılar murisi Ö.D.'nin 10.08.2010 tarihinde meydana gelen olaydahayatını kaybetmesi sonucunda uğranıldığı ileri sürülen 500.000,00 TL maddi(destekten yoksun kalma tazminatı) ve 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam600.000,00 TL zararın yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesiistemiyle açılmıştır.
...
Prim ödemek suretiyle kapsamındabulunulan sosyal güvenlik sisteminin doğal sonucu olarak ilgililere bağlananaylıklar ve yapılan ödemeler, idarenin tazmin sorumluluğunu doğuran olaynedeniyle sağlanan yarar niteliğinde bulunmamaktadır. Bu nedenle, primkarşılığında ilgililere bağlanan aylıklar ile yapılan her türlü ödemenin, aktifve pasif dönemde hesaplanacak maddi tazminat tutarından hiçbir şekilde yararolarak kabul edilip indirilmemesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, vazifemalullüğü aylığının içinde adi malullük aylığının da bulunduğu gözetilerekaktif ve pasif dönemde adi malullük aylığının yarar olarak kabul ediliphesaplamaya dâhil edilmesine olanak bulunmamaktadır.
...
Esasen, aktarılan yöndeki hesaplama,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine de uygun bulunmaktadır. Zira,ilgililere ödedikleri prim karşılığı bağlanacak adi malullük aylıkları, 'rücuedilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri' kapsamında yer almakta iken; 3713 sayılıYasanın yukarıda alıntısı yapılan hükmünden de anlaşılacağı üzere, adi malullükaylığını aşan vazife maluliyetine ilişkin tutarlar, sosyal güvenlik kuruluşuncaHazineden tahsil edilmekle, 'rücu edilen sosyal güvenlik ödemeleri'nioluşturmaktadır. Yine, nakdi tazminat ödemeleri, ilgilinin olay nedeniyleuğradığı zararı, Yasada öngörülen sınırlar çerçevesinde kısmen dahi olsakarşılamayı amaçladığından, 'ifa amacını taşıyan ödemeler' kapsamında yeralmakta; buna karşılık, sosyal yardım sandıklarından yapılan ödemeler ise, 'ifaamacını taşımayan ödemeler' niteliğinde bulunmaktadır. Böylelikle, vazifemalullüğü aylığının adi malullük aylığını aşan tutarı ile nakdi tazminat yararolarak kabul edilirken, adi malullük aylığı ile sosyal yardımlar yarar hesabınadâhil edilmemektedir.
...
Buna göre, özetlenen bilirkişi raporu,yukarıda aktarılan nitelikte ve mahkeme kararına dayanak alınacak mahiyettegörülmemektedir. Bu itibarla, Mahkemece yeniden yaptırılacak bilirkişiincelemesinde, öncelikle, aktif ve pasif dönem zararları hesabında kullanılacakverilerin (davacının emsali polis memurunun alacağı görev ve emekliaylıklarının, vazife malullüğü ve adi malullük aylıklarının, emekli ikramiyesiile tütün ikramiyesinin peşin sermaye değerlerinin) yeniden düzenlenecek raportarihi itibariyla değerlerinin ilgili idarelerden sorulması; alınacak cevapüzerine, yukarıda 3 madde hâlinde aktarılan ilkeler çerçevesinde bilirkişiincelemesi yaptırılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Daha açık biranlatımla, düzenlenecek yeni raporda, özellikle,
...
2. Davacıya bağlanan vazife malullüğüaylığı peşin sermaye değeri ile adi malullük aylığı peşin sermaye değeriarasındaki farkın, tütün ikramiyesi peşin sermaye değerinin (Sosyal GüvenlikKurumu Başkanlığından sorularak) aktif ve pasif dönem zararlarındandüşülmesi,... gerekmektedir."
23. Danıştay Onuncu Dairesinin 1/2/2018 tarihli veE.2014/4462, K.2018/306 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
Prim ödemek suretiyle kapsamındabulunulan sosyal güvenlik sisteminin doğal sonucu olarak ilgililere bağlananaylıklar ve yapılan ödemeler, idarenin tazmin sorumluluğunu doğuran olaynedeniyle sağlanan yarar niteliğinde bulunmamaktadır. Bu nedenle, primkarşılığında ilgililere bağlanan aylıklar ile yapılan her türlü ödemenin, aktifve pasif dönemde hesaplanacak maddi tazminat tutarından hiçbir şekilde yararolarak kabul edilip indirilmemesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, vazifemalüllüğü aylığının içinde adi malüllük aylığının da bulunduğu gözetilerekaktif ve pasif dönemde adi malüllük aylığının yarar olarak kabul ediliphesaplamaya dahil edilmesine olanak bulunmamaktadır.
..."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 20/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. GerekçeliKarar Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
25. Başvurucu; SGK tarafından yapılan bir ödemenintazminat hesabında indirim nedeni olabilmesi için zarar verene rücu edilebilenveya ifa amacını taşıyan bir ödeme olması gerektiğini, kendisine yapılanödemenin ise prim karşılığı yapılan bir ödeme olduğunu iddia etmektedir.Dairenin yorumunun bu yönüyle bariz takdir hatası içerdiğini öne sürenbaşvurucu, bu durumun hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkesine aykırıolduğundan şikâyet etmektedir. Başvurucu ayrıca elde etme yönünde meşrubeklenti içine girdiği ekonomik bir değerden yoksun bırakıldığını, bünyeselzayıflığı sebebiyle yapılan %85 oranındaki indiriminin keyfî olduğunu, konu ileilgili uzman raporu alınmadan karar verildiğini belirtmektedir. Başvurucu;farklı yargı kolları arasındaki söz konusu içtihat farklılığından dolayıtazminat talebinin kısmen reddedilmesi nedeniyle eşitlik ilkesininzedelendiğini, hak arama hürriyetinin, mahkemeye erişiminin ve etkili başvuruhakkının engellendiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir.
2. Değerlendirme
26. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçelikarar hakkı bakımından incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
28. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. Genelİlkeler
29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) metni ileAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasenAnayasa'nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının daunsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca incelemeyaptığı birçok kararında ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadıışığında yorumlamak suretiyle gerek Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alangerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke vehaklara Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun vediğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
30. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli kararhakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin düzenlemeningerekçesinde, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce güvencealtına alındığı hususuna atıfta bulunularak adil yargılanma hakkının maddemetnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim AİHM'in birçok kararında,gerekçeli karar hakkının Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında yer aldığı belirtilmiştir.Dolayısıyla gerekçeli karar hakkının Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir (AbdullahTopçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
31. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilerekmahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nınbütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).
32. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800,18/6/2014, §§ 31, 34).
33. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ilerisürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değillerse de (Yasemin Ekşi,B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) gerekçeli karardan davanın esas sorunlarınınincelenmiş olduğu anlaşılmalıdır.
34. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunmasıgerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açıkve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkiliolması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunmasıhâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçeile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).
35. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkiliolduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıtvermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddialarıncevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat vediğerleri, § 39).
36. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapanmahkemenin kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak yada bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus; temyizmerciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunugöstermesidir (Yasemin Ekşi, § 57).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
37. Başvurucu, kararda maddi tazminat hesabında indirimkonusu yapılan bedelin sigorta primleri olduğunu oysa sigorta primlerinintazminat miktarından indirim konusu yapılamayacağını ileri sürmüştür.
38. Daire kararında yer alan Emeklilik Hizmetleri GenelMüdürlüğü Kamu Görevlileri Emeklilik Daire Başkanlığı yazısında belirtilen20.662,12 TL toptan ödeme ile 9.039,68 TL toptan ödeme tazminatının toplamının29.701,8 TL olduğu tespit edilmiştir. Daire, tazminat hesabında bilirkişiraporunun esas alındığını belirtmiş; anılan raporda hesaplanan toplam maddizarardan 29.702 TL toptan ödeme miktarının düşüldüğü görülmüştür.
39. 6098 sayılı Kanun'un 55. maddesinde bedensel zararailişkin tazminat hesabında kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenliködemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin zarar ve tazminattanindirilemeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla bedenî zarar gören kişiye yapılanbir ödemenin sorumlu aleyhine açılacak tazminat davasında indirim konusuyapılıp yapılamayacağının tespitinde zarar görene yapılan ödemenin ifa amacıtaşıyıp taşımadığı hususu belirleyici bir niteliğe sahiptir. Başvurucuya SGKtarafından ödenen 29.702 TL, başvurucunun ödediği sigorta primlerininkarşılığında yapılan bir ödemedir. Başvurucu bu ödemenin ifa amacı taşımadığınıileri sürmektedir. Nitekim Yargıtay ve Danıştayın bedensel zarara ilişkin madditazminat hesabı ile ilgili içtihatlarında (bkz. §§20-23) prim ödemeksuretiyle kapsamında bulunulan sosyal güvenlik sistemi tarafından ilgililerebağlanan aylıkların ve yapılan ödemelerin maddi tazminat tutarından indirimkonusu yapılamayacağı belirtilmiştir.
40. Bu durumda başvurucunun SGK tarafından yapılan toptanödemenin ifa amacı taşımadığı ve dolayısıyla maddi tazminatın hesaplanmasındaindirim konusu yapılamayacağı yolundaki iddiası temelsiz olmayıp uyuşmazlığınsonucunu etkileyebilecek niteliktedir. Bu nedenle başvurucunun iddiasının Dairetarafından ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılanması gerekmekte iken sözkonusu iddianın karşılanmadığı görülmektedir.
41. Bununla birlikte başvurucunun maddi tazminatauygulanan %85 oranındaki bünyesel zayıflık indirimine ilişkin herhangi birrapor alınmadığına ve dosya kapsamında buna ilişkin bir uzman raporubulunmadığına yönelik iddialarının Daire kararında karşılanmadığı tespitedilmiştir.
42. Buna göre başvurucunun ayrı ve açık bir yanıtverilmesini gerektiren, uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan iddiaların Dairekararında değerlendirilmediği, dava koşullarında bu taleple ilgili olarak hangigerekçelerle ret kararı verildiğinin makul ve kabul edilebilir ölçüde ortayakonulmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu sebeple yargılama süreci bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
B. MahkemeyeErişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
44. Başvurucu; davanın kısmen reddedilmesi sonucundatazminat miktarına göre toplam 5.511,68 TL vekâlet ücretine hükmedildiğini oysadavayı açtığı 8/1/2013 tarihinde askerî idari yargıda henüz ıslah müessesesibulunmadığından olası hak kayıplarının önüne geçmek için tazminat miktarınınyaklaşık bir değer üzerinden belirlendiğini, aleyhe yüklenen vekâlet ücretininhükmedilen tazminatın iki buçuk katı olduğunu, bu durumun adil yargılanmahakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
45. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucununiddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkıbakımından incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
46. Başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmış ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasına karar verilmiştir. Bu kapsamda yeniden yargılama kararıile birlikte Daire kararı ortadan kalkmış olacaktır.
47. Bu nedenle hükmedilen vekâlet ücretinin yüksek olmasısebebiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden bu aşamadainceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
C. Diğer Hakİhlallerine İlişkin İddialar
1. Başvurucununİddiaları
48. Başvurucu, takdir edilen manevi tazminat miktarınınçok düşük olduğunu ve Dairenin keyfî bir şekilde karar verdiğini iddiaetmiştir.
49. Başvurucu 9/8/2016 tarihinde ek beyan dilekçesinde,heyetlerinde yer alan ve hâkimlik teminatından faydalanmayan iki kurmay subayüyenin varlığı sebebiyle kuruluş ve yapısı itibarıyla Dairenin bağımsız vetarafsız bir mahkeme olmadığını, kararda adı geçen bir kısım hâkimin FETÖ/PDYile bağlantıları nedeniyle haklarında soruşturma açıldığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
50. Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakişilerin davalarının hakkaniyete uygun olarak görülmesini isteme haklarıgüvence altına alınmıştır. Hakkaniyete uygun bir yargılama için yargılama makamları,taraflarca ileri sürülen iddiaları ve gösterilen delilleri gereği gibiincelemek zorundadır (Mehmet Çelikkıran, B. No: 2013/9648, 20/1/2016, §28).
51. Bu çerçevede mevcut yargılamada geçerli olan delilsunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığınıdenetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Anayasa Mahkemesiningörevi, başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığınıdeğerlendirmektir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt MadencilikGıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., B. No: 2013/1213,4/12/2013, § 27).
52. Başvurucunun açtığı davada Dairenin olay nedeniyleduyulan acıyı azaltmak amacıyla, olayın gerçekleşme şekli, tarihi, uğranılanzararın derecesi ve ağır bünyesel rahatsızlığın dikkate alınması suretiylemanevi tazminata hükmettiği görülmüştür.
53. Dolayısıyla söz konusu şikâyete ilişkin incelemesonucu yargılamaya bir bütün olarak bakıldığında Daire tarafından yapılandeğerlendirmenin başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkına yönelik birihlal oluşturmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.
54. Başvurucunun bireysel başvuru tarihi olan 12/2/2016tarihinden çok sonra 9/8/2016 tarihinde ek beyan dilekçesiyle yapmış olduğuşikâyetlerin 12/2/2016 tarihli başvuru formunda belirttiği şikâyetlerinidestekleyecek ve geliştirecek beyan veya hukuki argümantasyon niteliğinde değilyeni bir şikâyet kapsamında olduğu tespit edildiğinden bireysel başvuru süresiiçinde ileri sürülmeyen bu şikâyetlerin değerlendirilmesi uygun görülmemiştir.
55. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
56. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
57. Başvurucu yeniden yargılama yapılmasına, maddi vemanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
58. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
59. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
60. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
61. İncelenen başvuruda, gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
62. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
63. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
3. Diğer ihlal iddialarının açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınangerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere -Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b)alt bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİMİkinci Dairesinin 29/4/2015 tarihli ve E.2013/552, K.2015/719 sayılı kararınaait dava dosyası ile ilgilidir.),
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 239,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 20/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.