TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SERKAN BAŞER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/15410)
Karar Tarihi: 30/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Muzaffer KORKMAZ
Başvurucu
:
Serkan BAŞER
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ceza infaz kurumunda uygun olmayan şartlardatutulma nedeniyle kötü muamele yasağının; ceza infaz kurumunda açık görüş,kapalı görüş ve telefonla görüş haklarının sınırlandırılması ve haberleşmearaçlarının kullanımının yasaklanması nedenleriyle özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin; ceza infaz kurumunda sınavlaragirilememesi nedeniyle eğitim hakkının; gözaltı tedbirinin hukuki olmaması,kanuni gözaltı süresinin aşılması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması vetutukluluğa itirazların değerlendirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 17/1/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyon tarafından başvurucunun ceza infaz kurumundatecrit altında tutulma nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğineyönelik iddiasının kabul edilemez olduğuna, diğer temel hak ve özgürlüklerinihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilebilirlik incelemesinin ise Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FetullahçıTerör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) içinde yer aldığı iddiasıylaöğretmen olan başvurucu hakkında soruşturma başlatılmıştır.
9. Başvurucu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınıntalimatıyla 2/5/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
10. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundantutuklanması istemiyle Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
11. Hâkimlik başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan 5/5/2016 tarihinde tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"...Şüpheliler A.D., F.T. ve SerkanBaşer'in üzerlerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçunu işlediklerinedair şüpheli A.D. isimli şahsın telefonda Fikret bey T ismiyle kaydı geçenyazışma içerikleri, H.K. isimli kişinin evinde ele geçen ve söz konusu derneğeait bilgisayarların kırık hard diskleri, şüpheli Serkan'ın beyanında söz konusuhard disklerin birinin yanlışlıkla kırıldığını diğerlerinin ise öğrencibilgilerinin bilinmemesi için kırdığını beyan etmesi, ancak şüphelinin dernekteöğretmen olmasına rağmen tek başına alacağı bir insiyatifle bilgilerin elegeçirilmemesi için kırmasının hayatın olağan akışına aykırı oluşu, şüpheli H.K.isimli kişinin hakimlik ve savcılık ifade beyanları, şüpheli M.Ö.'ün beyanı,müştekiler E.G. ve K.U.'nun beyanları, teşhis tutanakları, kuvvetli suçşüphesinin varlığını gösteren somut delillerin mevcudiyeti ve yukarıdaaçıklanan beyanlara göre şüphelilerin delilleri ortadan kaldırma uğraşlarıdikkate alındığında delillerin karartılma ihtimali, atılı suçun CMK 100/3-a -11hükmünde sayılan suçlardan olması sebebiyle var sayılan kaçma saklanma ihtimalidikkate alınarak bu aşamada adli kontrol tedbirlerine başvurulmasının yetersiznitelik taşıyıp şüphelinin alması muhtemel cezaya nazaran tutuklama tedbirininölçülü olacağı değerlendirilmesi ile CMK 100 ve devam hükümleri uyarıncayapılan değerlendirme neticesinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının vakitalebinin kabulü ile şüphelilerin ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]"
12. Başvurucu; tutuklama kararına ve tutukluluğundevamına yönelik kararlara müteaddit defa itiraz ettiğini, son olarak Antalya2. Sulh Ceza Hâkimliğinin tutukluluk hâlinin devamına dair 29/12/2016 tarihlikararına karşı süresinde itirazda bulunduğunu ancak Sulh Ceza Hâkimliğinceherhangi bir cevap verilmediğini belirtmiştir.
13. UYAP üzerinden yapılan incelemede Antalya 2. SulhCeza Hâkimliğince 29/12/2016 tarihinde başvurucu hakkında verilen tutuklulukhâlinin devamına dair karara karşı başvurucunun 4/1/2017 tarihli dilekçesiyleitiraz ettiği görülmektedir. Buna karşılık anılan itiraza ilişkin olarakherhangi bir karar verildiği tespit edilememiştir.
14. Başvurucu 17/1/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
15. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 6/2/2017 tarihli iddianameile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davasıaçmıştır.
16. İddianamede, başvurucunun ByLock isimliprogramı kullandığına yönelik tespite ve örgütün Antalya yapılanmasında yeraldığına ilişkin tanık beyanlarına dayanıldığı görülmüştür.
17. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) iddianameyikabul etmiş ve E.2017/117 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşamasınabaşlamıştır.
18. Mahkeme 25/4/2018 tarihinde, başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasınave tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
19. Başvurucunun istinaf talebi, Antalya Bölge AdliyeMahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir.
20. Başvurucu bu karara karşı temyiz yoluna başvurmuşolup yargılama temyiz aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
21. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No:2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Fatih Dokur, B. No: 2017/32217,24/5/2018, §§ 14-16; Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, §§ 19,20.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü MuameleYasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
23. Başvurucu; tutukluluğunu geçirdiği ceza infazkurumunda koğuş kapasitesini aşan sayıda kişiyle beraber tutulduğunu ve koğuştasağlıklı bir ortam bulunmadığını belirterek uygun olmayan bu koşullar nedeniyleyaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
24. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun ceza infaz kurumunda uygun olmayan şartlarda kalmaya dairşikâyetlerinin özü, kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin olup bunedenle mezkûr iddialar kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilmiştir.
26. Bununla birlikte 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılıİnfaz Hâkimliği Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fıkrası uyarınca infazhâkimliklerinin görevleri arasında hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarıve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri, buralardabarındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerininsağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene vetedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlemveya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak dasayılmıştır. Bahsi geçen bu hukuk yolu, başvurucunun şikâyetleri açısındanerişilebilir ve elverişli bir çözüm olanağı ile makul ölçüde bir başarı imkânısunmaktadır (Kamil Erdoğan, § 51; İlker Deniz Yücel, B. No: 2017/16589, 28/5/2019,§ 142).
27. Somut olayda başvurucunun 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesindeöngörülen kanun yolunu tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu görülmüştür.
28. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
B. Ceza İnfaz KurumundakiUygulamalar Nedeniyle Haberleşme Hürriyeti ile Özel Hayata ve Aile HayatınaSaygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumundaaçık ve kapalı görüş ile telefonla görüşme haklarına kısıtlamalargetirildiğini, ayrıca mektup, faks gibi haberleşme araçlarının kullanımınınyasaklandığını belirterek bu nedenlerle haberleşme hürriyeti ile özel hayata veaile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
31. Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını kanıtlamak vedayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak hukuki iddialarını ortaya koymak başvurucuya düşer. Başvurucunun kamugücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hakve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılandeliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların nelerolduğunu başvuru dilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamugücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dairolayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındakihak ve özgürlüklerden hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği, buna ilişkingerekçe ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276,9/1/2014, §§ 19, 20).
32. Somut olayda başvurucu, özel hayata ve aile hayatınasaygı hakkı ile haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği iddialarını bilgi vebelge sunmadan soyut bir şekilde ileri sürmüş; anılan şikâyetlerle ilgiliolarak herhangi bir hukuki sürecin yaşanıp yaşanmadığını da belirtmemiştir.
33. Bu nedenlerle başvuruya konu ihlal iddialarıylailgili deliller sunarak iddialarını kanıtlamak ve hangi Anayasa hükmünün ihlaledildiğine ilişkin açıklamalarda bulunmak suretiyle iddialarını ortaya koymakyükümlülüğü başvurucuya ait olmasına rağmen somut olayda bu yükümlülüğünbaşvurucu tarafından yerine getirilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
C. EğitimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucu, kamu görevine girmek istediğini ancak6/2/2018 tarihli ve 7083 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı TedbirlerAlınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'adayalı olarak tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda merkezî sınavlara girişineizin verilmediğini belirterek bu nedenle eğitim hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
36. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
2. Değerlendirme
37. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında eğitimhakkının; yükseköğrenim seviyesini de kapsadığına (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 28; İhsan Asutay, B. No: 2012/606,20/2/2014, § 36), belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına etkili birbiçimde erişimin sağlanmasını güvence altına aldığına (Mehmet Reşit Arslanve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 68) ve kamu otoritelerinebireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe şeklinde bir negatif ödevyüklediğine (Adem Öğüt ve diğerleri, B. No: 2014/20527, 22/11/2017,§ 44;Yüksel Baran, B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 36) karar vermiştir.
38. Tutuklu ve hükümlülerin eğitim hakkına yönelikdeğerlendirmelerde tutuklu ve hükümlüler açısından ceza infaz kurumundabulunmanın doğal ve kaçınılmaz sonuçları gözönünde tutulmalıdır. Ceza infazkurumlarının işlevi ve amacı kapsamında tutuklu ve hükümlülerin hakları cezainfaz kurumuna girmekle zaten sınırlanmıştır. Eğitim hakkı için de aynıdeğerlendirme mümkündür (Mehmet Reşit Arslan ve diğerleri, § 73).
39. Öte yandan Anayasa'nın 42. maddesi de devlete cezainfaz kurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere eğitim öğrenim imkânısağlanması yönünde pozitif bir yükümlülük yüklememiştir (Mehmet Reşit Arslanve diğerleri, § 71). Anayasa'da anılan şekilde bir pozitif yükümlülükbulunmamasına karşın ilgili mevzuatta yer verilen düzenlemeler çerçevesindedevlet, ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerin birtakım eğitimfaaliyetlerine devam edebilmesine imkân tanımıştır. Bu kapsamda 7083 sayılıKanun öncesi dönemde tüm tutuklu ve hükümlüler için geçerli olan yasal rejimçerçevesinde, ceza infaz kurumlarındaki tutuklu ve hükümlülerin bazı merkezîsınavlara katılabilmelerine imkân verecek düzenlemeler yapılmıştır (FatihDokur, § 24).
40. Ancak kanun koyucu, 7083 sayılı Kanun ile yaptığı düzenlemeyleterör suçları sebebiyle tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumundabulunanların olağanüstü hâl süresince ve ceza infaz kurumlarındabarındırıldıkları süre boyunca ülke genelinde uygulanan merkezî sınavlaragirişlerini yasaklamıştır (Fatih Dokur, § 25). Başvurucu da buyasaklayıcı hükme dayalı işlemler nedeniyle merkezî sınavlara katılamamıştır.
41. Anayasa’nın 42. maddesinin devlete ceza infazkurumlarında bulunan tutuklu ve hükümlülere eğitim öğrenim imkânı sağlanmasıyönünde pozitif bir yükümlülük yüklemediği de gözönünde bulundurulduğunda cezainfaz kurumlarında terör suçlarından tutuklu ve hükümlü olarak bulunankişilerin merkezî sınavlara katılmalarına imkân tanıyıp tanımamak kanunkoyucunun takdirinde olan bir husustur (Fatih Dokur, § 27).
42. Bu nedenle mevcut başvurunun kendine has koşullarıaltında terör suçlarından tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunanbaşvurucunun merkezî sınavlara girmesine izin verilmemesinin başvurucununeğitim hakkını ihlal ettiğinden söz etme olanağı yoktur (benzer yöndekideğerlendirme için bkz. Fatih Dokur, § 28).
43. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
D. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. GözaltıTedbirinin Hukuka Aykırı Olduğuna ve Kanuni Gözaltı Süresinin Aşıldığınaİlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
44. Başvurucu, şartları oluşmadığı hâlde gözaltınaalınmasının hukuki olmadığını ve kanuni gözaltı süresinin aşıldığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
45. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
46. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltısüresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğuiddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaasıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde öngörülentazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğusonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061,8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631, 17/12/2015, §§141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No: 2013/3193, 15/10/2015,§§ 34-47).
47. Somut olayda başvurucunun gözaltı tedbirinin hukukiolmadığına ve kanuni gözaltı süresinin aşıldığına ilişkin iddialarıyla ilgiliolarak anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. SoruşturmaDosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
49. Başvurucu, tutuklanmasına dayanak teşkil edensoruşturma dosyası üzerinde gizlilik kararı bulunduğunu ve bu nedenletutukluluk durumuna etkili bir şekilde itiraz edemediğini belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
50. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
51. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasışöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun,hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
52. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın19. maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
53. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması durumlarının kişilerin özgürlüklerinden mahrum bırakılmalarınakarşı itirazda bulunma hakkı üzerindeki etkisini incelemiş ve soruşturmasürecinde, tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurların başvurucuyabildirilmiş olması durumunda bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir (Günay Dağ ve diğerleri,§§ 168-176; Hidayet Karaca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık vediğerleri, B. No: 2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257). Somut olay bakımındansoruşturma dosyası incelendiğinde tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temelunsurların başvurucuya bildirildiği ve tutukluluk durumuna karşı itirazlarınısunma konusunda yeterli imkânın tanındığı anlaşıldığından anılan kararlardanayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
3. TutuklamanınHukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
55. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını belirterek bunedenlerle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
56. Bakanlık görüşünde; başvurucu yönünden suç şüphesininvarlığını doğrulayan belirtilerin soruşturma dosyası kapsamında bulunduğu,tutuklama nedenlerinin varlığı ve tutuklamanın ölçülü olduğu yönündekideğerlendirmelerin de temelsiz olmadığı belirtilmiştir.
b. Değerlendirme
57. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
58. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti vegüvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncüfıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
59. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (bkz. § 25). Bu itibarla başvurucunun bubölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındakikişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. Genelİlkeler
60. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkatealınacak genel ilkeler için bkz. Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No:2016/40170, 16/11/2017, §§ 110-124.
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
61. Başvurucu, FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıylayürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıylabaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
62. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
63. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ve ilkderece mahkemesinin mahkûmiyet kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendiaralarındaki iletişimi sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasınıkullandığı belirtilmiştir (bkz. § 16).
64. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasınınözellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veyakullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturmamakamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarakdeğerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 106, 267; M.T. [GK], 2018/10424,4/6/2020, §§ 112-116). Bu itibarla somut olayda soruşturma makamlarınca vetutuklama tedbirine karar veren yargı mercilerince FETÖ/PDY üyesi olmaklasuçlanan başvurucunun bu yapılanma tarafından örgütsel iletişimin sağlanmasıiçin oluşturulan bir haberleşme ağı olan ByLock uygulamasını mobiltelefon hattı üzerinden 26/8/2014 tarihinden 19/2/2016 tarihine kadar toplamda 22.879internet bağlantı iletişim sorgu kaydı oluşturacak şekilde kullanmasının somutolayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarakkabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî birtutum olarak değerlendirilemez. Öte yandan başvurucunun örgütün Antalyayapılanmasında yer aldığına ilişkin tanık beyanlarının somut olayın koşullarınagöre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi de temelsizve keyfî bir tutum olarak görülemez (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 75).
65. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.
66. FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir. Yine FETÖ/PDY'nin yüzelliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararasıittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olarak soruşturmaya tabitutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyükölçüde kolaylaştıracaktır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. YıldırımAtaş, B. No: 2014/4459, 26/10/2016, § 60; Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).
67. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlıterör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirme için Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), § 148).
68. Somut olayda Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliğincebaşvurucunun tutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlıterör örgütüne üye olma suçunun niteliğine, kaçma şüphesine ve delillerinkarartılması ihtimaline, suça ilişkin kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığınave suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alankatalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 11).
69. Dolayısıyla somut olayın yukarıda belirtilen özelkoşulları ile Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriğibirlikte değerlendirildiğinde başvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığınaatfen- kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerininolduğu söylenebilir.
70. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).
71. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişihürriyeti ve güvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin-özellikle organize olanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili birşekilde mücadelesini aşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekildeyorumlanmamalıdır (aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. SüleymanBağrıyanık ve diğerleri, § 214; Devran Duran, § 64). ÖzellikleFETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri (gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi)de dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
72. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülenyaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarakbaşvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adli kontroluygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz olduğusöylenemez.
73. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanınhukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açıkolduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. TutukluluğunMakul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
74. Başvurucu, uzun süre tutuklu kalması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
75. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
76. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise -hüküm kesinleşmemiş olsa da- 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (AhmetKubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
77. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra25/4/2018 tarihinde mahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğun makulsüreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamındaaçılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna görebaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağanbaşvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireyselbaşvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.
78. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
5. Tutukluluğaİtirazların Değerlendirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
79. Başvurucu; tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkinkararlara yasal süreleri içinde yaptığı itirazlara cevap verilmediğini,itirazları hakkında herhangi bir kararın kendisine tebliğ edilmediğini ilerisürmüştür.
80. Bakanlık görüşünde, başvurucunun bu bölümdekiiddialarına ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir.
b. Değerlendirme
81. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklamaişlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamalarıdurumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerineimkân sağlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla tahliyesine karar verilmiş ya da hükümlü hâle gelmiş başvurucularyönünden asıl dava sonuçlanmamış da olsa anılan yolun tüketilmesi gerekenetkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (tahliye olmuş başvurucularyönünden bkz. Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 37-40; YaşarSaçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40;hükümlü hâle gelmişbaşvurucular yönünden bkz. Özgür Arıbaş, B. No: 2015/2394, 31/10/2018,§§ 57-60). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımındananılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
82. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1.Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
4. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Gözaltı tedbirinin hukuka aykırı olması ve kanunigözaltı süresinin aşılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
8. Tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Tutukluluğa itirazların değerlendirilmemesi nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 30/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.