TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SERMET GÖKÇE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3736)
Karar Tarihi: 14/10/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Sermet GÖKÇE
Vekili
:
Av. Hikmet GÖKÇE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru,Mahkemece delillerin hatalı değerlendirilerek karar verilmesi nedeniyle adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası hakkındadır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 4/6/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm BirinciKomisyonunca 26/6/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından30/10/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 30/10/2014 tarihinde AdaletBakanlığına (Bakanlık) bildirilmiştir. Balkanlığın5/11/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bukapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konusu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetleşöyledir:
7. Başvurucu 9/9/1997 tarihindegeçirdiği trafik (iş) kazasında, %100 oranında malul olması neticesinde sürekliiş göremezlik aylığı almaya başlamıştır.
8. Başvurucu, 2007 yılındaşirket kurarak ticari faaliyette bulunmaya başlamış; adına BAĞ-KUR kaydı açılmıştır.2012 yılında bu faaliyeti nedeniyle prim borcu olduğunu öğrenince kazasonrasında malulen emekli olduğunu, BAĞ-KUR kapsamında prim borcuçıkarılmasının mümkün olmadığını belirterek Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK)internet üzerinden müracaatta bulunmuştur.
9. SGK, başvurucunun maluliyetaylığı talebinde bulunmadığını, aldığı maaşın sürekli iş göremezlik aylığıolduğunu belirterek talebini reddetmiştir.
10. Başvurucu 1/11/1997 tarihindenitibaren geçerli olmak üzere maluliyet aylığına hak kazandığının tespitiistemiyle Ankara 12. İş Mahkemesine dava açmıştır.
11. Mahkeme, 15/2/2013 tarihlive E.2012/272, K.2013/32 sayılı kararı ile davayı kabul etmiş; başvurucununmaluliyet aylığının başlangıcının 1/12/1997 tarihi olduğunu tespit etmiştir.Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
“...
Tetkik edilen kayıtlardan davacının 506 sayılı yasakapsamında 965 günlük prim ödeme gün sayısı olup ayrıca emekli sandığıkapsamında 2460 gün hizmet süresinin bulunduğu, buna göre toplam 3425 günkesenek ve primli gün sayısı olup SSK kapsamındaki işten 30.11.1997 tarihindeayrıldığı, maluliyet aylığında zorunlu şart işten ayrılmanın olduğu, bu nedenleiş kazası sigortasından sürekli iş göremezlik gelirinin iş akdinin devamısırasında bağlanmış olması maluliyet aylığının da iş akdi devam ederkenbağlanmasının gerektiren bir husus olmadığı anlaşılmıştır.
Hizmetlerin birleştirilmesine ilişkin 2929 sayılı yasanın8/2 maddesi gereğince malullük aylığının ilgilinin en son tabi olduğu kurumcabağlanması gerektiğinden davacının da 30.11.1997 tarihi itibarı ile SSK'na tabiolduğundan talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Alınan 5/11/2012 tarihli bilirkişi raporu ve 28/01/2013tarihli bilirkişi ek raporu, tarafların iddia ve savunmalarını irdelermahiyette olmakla, dosya kapsamına ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygunbulunmakla, bilirkişinin yaptığı tespit ve değerlendirmelere aynen iştirak olunarak,aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.”
12. Temyiz üzerine karar,Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 27/3/2013 tarihli ve E.2013/5141, K.2013/5933sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmış; maluliyet aylığının başlangıcı 1/5/2012tarihi olarak düzeltilmiştir. İlamın gerekçesi şöyledir:
“Dava, maluliyet aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisinde yeralan sürekli iş göremezlik geliri bağlama kararından davacının sürekli işgöremezlik oranının %100 olduğu ancak davacının malullük aylığı bağlanması içinyazılı başvurusunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
506 sayılı Yasa'nın 56. maddesine göre malullük aylığıyazılı istek tarihini takip eden ay başından başlar. Somut olayda davacınındava tarihinden önce yazılı isteğinin bulunmadığı anlaşılmakla, dava tarihininmalullük aylığı bağlanması için istekte bulunulduğu tarih kabul edilerek davatarihini takip eden ay başından itibaren malullük aylığının bağlanmasına kararverilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle 01.12.1997 tarihinden itibarenmalullük aylığı bağlanmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmanedenidir.
Ne var ki buyanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükümbozulmamalı, HUMK 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün 1.bendinde yer alan 01.12.1997 tarihinin silinerek yerine 01.05.2012 tarihininyazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, 27/03/2013 günündeoybirliğiyle karar verildi.”
13. Yargıtay kararı 6/5/2013tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 4/6/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
15. 17/7/1964 tarihli ve 506sayılı mülga Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 56. maddesinin birinci fıkrası şuşekildedir:
“Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılıistekte bulunan ve malullük aylığına hak kazanan sigortalının aylığınınödenmesine, kendisinin yazılı isteğinden, malul sayılmasına esas tutulanraporun tarihi yazılı isteğini takibeden takvimayından sonraki bir tarih ise bu raporun tarihinden sonraki ay başındanbaşlanır.”
16. 31/5/2006 tarihli ve 5510sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 26. maddesişöyledir:
“Malûllük sigortasındansigortalılara sağlanan hak, malûllük aylığıbağlanmasıdır.
Sigortalıya malûllük aylığıbağlanabilmesi için sigortalının;
a) 25 inci maddeye göre malûl sayılması,
b) (Değişik:17/4/2008-5754/14 md.) En az on yıldanberi sigortalı bulunup, toplam olarak 1800 gün veya başka birinin süreklibakımına muhtaç derecede malûl olan sigortalılar için ise sigortalılık süresiaranmaksızın 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölümsigortaları primi bildirilmiş olması,
c) Malûliyeti nedeniyle sigortalı olarak çalıştığı iştenayrıldıktan veya işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra Kurumdan yazılıistekte bulunması,
halindemalûllük aylığı bağlanır. Ancak, 4üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine göre sigortalı sayılanlarınkendi sigortalılığı nedeniyle genel sağlık sigortası primi dahil, prim ve primeilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.”
17. 5510 sayılı Kanun’unuygulamasına yönelik 12/5/2010 tarihli ve 27579 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sosyal Sigortaİşlemleri Yönetmeliği’nin 53. maddesi şöyledir:
“(1) Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasına göre malûlsayılan sigortalının Kanunun 4 üncü maddesinin birincifıkrasının;
a) (a) bendi kapsamında bulunması hâlinde,çalıştığı işten ayrıldıktan sonra,
b) (b) bendi kapsamında bulunanların, işyerini kapattıktan veya devrettikten sonra,
c) (c) bendi kapsamındasigortalı olup, çalışmaya devam edenlerin, çalıştıkları kurumlarınamüracaatları ile kurumlarınca alınacak emekliye sevk onayının ilgili üniteyegönderilmesi, görevinden ayrıldıktan sonra başka bir sigortalılık hâline tabiolarak çalışmamış olanların ise örneği Kurumca hazırlanacak tahsis talepdilekçesi ile ilgili üniteye başvurması şarttır.
(2) Tahsis talepdilekçesine, sigortalının bir adet belgelik fotoğrafı ve Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındakisigortalılardan ilgili döneme ait aylık prim ve hizmet belgesi henüz Kurumaverilmemiş olanlar için sigortalı işten ayrılış bildirgesi eklenir.
(3) Malûllükdurumunu gösteren sağlık kurulu raporu alınmadan doğrudan malûllükaylığı bağlanması talebinde bulunan sigortalılar, öncelikle Kurumcayetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarına sevk edilerek, malûllük durumunun tespitine esas sağlık kurulu raporununtemini yoluna gidilir.”
18.18/6/1927 tarihli ve1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) yürürlükte olan438. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
“Temyiz olunan kararın,esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmişolmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yenidenyargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterekonayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdiryetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 14/10/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 4/6/2013 tarihli ve 2013/3736numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu, idare tarafındankendisine bağlanan aylığın niteliği ile ilgili herhangi bir tebligatyapılmadığını, %100 oranında iş ve güç kaybına uğraması nedeniyle bağlananaylığın maluliyete ilişkin olduğunu düşündüğünü ve bunun için Kuruma ayrı birdilekçe vermediğini, SGK’nın emekli sandığıkapsamındaki 2.460 günlük çalışmasını dikkate almayarak görevini ihmalettiğini, öte yandan Yargıtay tarafından verilen düzelterek onama kararının, mahiyetigereği aslında bozma kararı olduğunu, bu şekilde Mahkemenin direnme hakkınınelinden alındığını ayrıca düzelterek onama ilamındaki görüş kabul edilse bile3/2/2012 tarihinde internet üzerinden Kuruma malulen emeklilik başvurusundabulunduğunu, bu açıdan maluliyet aylığının başlangıç tarihinin 1/3/2012 tarihiolması gerektiğini, bu hususun Yargıtay tarafından göz ardı edildiğini, kararınbu açıdan da hatalı olduğunu, sırf dilekçe vermediği için maluliyet aylığıbağlanmaması nedeniyle hak ettiği maaşları alamadığını, ayrıca Bağ-Kur borcuyla karşı karşıya kaldığını ve sağlıkhizmetlerinden yararlanamadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;mağduriyetinin giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
21. Başvurucu, SGK’nın yaptığı uygulamalar ve Yargıtay kararı nedeniyleanayasal haklarının ihlal edildiğini belirterek idari ve yargısal işlemlertemelinde ayrı ayrı şikâyette bulunmuş ise de SGK’nıntesis ettiği işlemlerin tümünün yargılamaya konu olması nedeniyle başvuru,Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 27/3/2013 tarihli kararı çerçevesinde incelenerekyargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığı iddiası ve düzelterek onama kararıverilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası başlıklarıaltında değerlendirilmiştir.
1. YargıtayTarafından Düzelterek Onama Kararı Verilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkınınİhlal Edildiği İddiası
22. Başvurucu, Ankara 12. İşMahkemesince verilen “maluliyet aylığınınbaşlangıcının 1/12/1997 tarihi olarak tespitine” ilişkin kararıntemyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının, “maluliyet aylığının başlangıcına ilişkin 1/12/1997tarihinin silinerek yerine 1/5/2012 tarihinin yazılmasına” şeklindedüzeltilerek onandığını, Yargıtay kararının esasen bozma niteliğinde olduğunu,bu şekilde Mahkemenin direnme hakkının elinden alındığını belirterek adilyargılanma hakkını ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23. Anayasa'nın 36. maddesininbirinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
24. Anayasa'nın 141. maddesininson fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle vemümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”
25. Anayasa'nın 142. maddesişöyledir:
“Mahkemelerin kuruluşu,görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir.”
26. 30/3/2011 tarihli ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
27. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvurularınMahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. AnayasaMahkemesi, adil yargılanma hakkının ihlaline yönelik açık ve görünür birbelirti bulunmadığı hâllerde açık ve görünür bir ihlalin olmadığı gerekçesiyleaçıkça dayanaktan yoksunluk kararı verebilir.
28. Anayasa’da mahkemelerinkuruluşunun, görev ve yetkilerinin, işleyişinin ve yargılama usullerininkanunla düzenlenmesi öngörülmüştür. Buna göre usul kanunlarının Anayasa’yauygun olmak koşuluyla düzenlenmesi kanun koyucunun takdirine bırakılmıştır (Tufan Şahin, B. No: 2012/799, 26/3/2013, §19).
29. Kanun koyucu, usul ekonomisigereği yeniden yargılamayı gerektirmeyecek nitelikte hatalı olan mahkemekararlarının bir an önce düzeltilerek taraflar arasında icra edilebilir konumagetirilmesi amacıyla 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun (HMK) 370. maddesinde (mülga HUMK’un hâlenyürürlükte olan 438. maddesi) düzelterek onama müessesesini öngörmüştür. Bunagöre temyiz olunan kararın, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasınedeniyle bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yenidenyargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtayınkararı düzelterek onayabileceği hususu düzenlenmiştir. Yine Kanun’da sayılandiğer sebeplerle de bu nitelikteki kararların düzelterek onanabileceği hususuhükme bağlanmıştır. Bu yolun kanun koyucu tarafından öngörülmemesi durumundaYargıtay bu nitelikteki kararları bozarak ilk derece mahkemesine gönderecek,yeniden yapılacak yargılama sonucu şartlar oluştuysa kanun yoluna başvurulacak,böylelikle uzayan yargılama sürecinde gereksiz zaman ve emek sarfına yolaçılarak mahkemelerin iş yükü artmış olacaktır.
30. Nitekim Anayasa ve Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nde (Sözleşme) yer verilen adil yargılanma hakkıkapsamında, temyiz incelemesi sonucunda kararın hukuka aykırılığının tespitedilmesi hâlinde yeniden karar verilmesi için dosyanın mutlaka ilk derecemahkemesine geri gönderilmesine yönelik bir hak bulunmamaktadır (Bayram Özkaptanoğlu, B.No: 2013/1015, 8/4/2015, § 45).
31. Başvuruya konu yargılamasürecinde, Ankara 12. İş Mahkemesince yapılan yargılamada tarafların gösterdiğideliller toplanmış, bilirkişi raporları alınmış, Yargıtaycakararın esas yönünden kanuna uygun olduğu ancak kanunun olaya uygulanmasındahata edilmiş olması nedeniyle bozulması gerektiği ve bu husus hakkında yenidenyargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı değerlendirilerek maluliyet aylığınınbaşlangıç tarihi 1/5/2012 olarak düzeltilmek suretiyle hükmün onandığıanlaşılmıştır.
32. Yargıtay, yargılama sürecinihızlandırma amacına yönelik olarak Kanun’la getirilen kuralı takdir yetkisisınırları içerisinde somut olaya uygulamış; mahkeme kararının, yenidenyargılamayı gerektirmeyecek nitelikte hatalı bir karar olduğunu değerlendirerekhükmü düzelterek onamıştır. Yargıtayın kanununverdiği yetkiye dayanarak gerçekleştirdiği başvuru konusu, yargısal işlemdebaşvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucunu doğuracak birhusus tespit edilmemiştir.
33. Açıklanan nedenlerle başvurukonusu olayda Yargıtay tarafından düzelterek onama kararı verilmesinde adilyargılanma hakkına yönelik açık ve görünür bir ihlalin olmadığı anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. YargılamanınSonucu İtibarıyla Adil Olmadığı İddiası
34. Başvurucu, idare tarafındankendisine bağlanan aylığın niteliği ile ilgili herhangi bir tebligatyapılmadığını, 3/2/2012 tarihinde Kuruma malulen emeklilik hakkı için internetüzerinden başvuruda bulunduğunu, bu açıdan maluliyet aylığının başlangıçtarihinin 1/3/2012 tarihi olması gerektiğini, bu hususun Yargıtay tarafındangöz ardı edildiğini, sırf dilekçe vermediği için maluliyet aylığı bağlanmamasınedeniyle bu şekilde karar verilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunubelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
35. Anayasa’nın 148. maddesinindördüncü fıkraları şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz”
36. 6216 sayılı Kanun’un 49.maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlardainceleme yapılamaz.”
37. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
38. Anılan Anayasa ve Kanunhükümleri ile kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların bireysel başvurudaincelenemeyeceği ve bu çerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Biranayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerininkararlarının yeniden incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktanyoksun ve Anayasa ve Kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışındabırakılan hususlara ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah. Reklam Paz. Yay. San.Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, § 34).
39. Anayasa Mahkemesininbireysel başvurular için benimsediği temel yaklaşım doğrultusunda kural olarakbireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk kurallarınınyorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabuledilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derecemahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmamasıbireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasa’da yeralan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça keyfîlikiçermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalarbireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Bu çerçevede, derecemahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde ve hukuk kuralını yorumlamasındabariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesisöz konusu olamaz (Kenan Özteriş,B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).
40. Başvurucu, Ankara 12. İşMahkemesinde açtığı davada 9/9/1997 tarihinde iş kazası geçirerek %100 oranındamalul kaldığını, 15 yıl süreyle aldığı maaşın bu nitelikte olduğunu, bağlananaylığın sürekli iş göremezlik aylığı olduğuna ilişkin bildirimdebulunulmadığını ileri sürerek 1/11/1997 tarihinden itibaren maluliyet aylığıbağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
41. Başvurucu, kazadan sonra idaretarafından kendisine bağlanan aylığın niteliği ile ilgili herhangi birbildirimde bulunulmadığını belirtmişse de dosya kapsamına göre 506 sayılı mülgaKanun’un 19. maddesine istinaden bağlanan sürekli iş göremezlik gelirine ait12/5/1999 onay tarihli gelir bağlama kararı başvurucuya tebliğ edilmiştir.
42. Mahkemece toplanan delillerve alınan bilirkişi raporları değerlendirilerek davanın kabulüne, davacınınmaluliyet aylığı başlangıcının 1/12/1997 tarihi olarak tespitine kararverilmiştir.
43. Kararın temyiz edilmesiüzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, olay tarihinde yürürlükte olan 506 sayılımülga Kanun’un 56. maddesine göre malullük aylığının yazılı istek tarihinitakip eden ay başından başlayacağını, somut olayda davacının dava tarihinden önceyazılı isteğinin bulunmadığının anlaşıldığını, dava tarihini malullük aylığıbağlanması için istekte bulunulan tarih kabul edilerek dava tarihini takip edenay başından itibaren malullük aylığının bağlanmasına karar verilmesigerektiğini belirterek hükmü bozmuş; karardaki yanlışlığın giderilmesininyeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğini belirterek hüküm fıkrasındaki1/12/1997 tarihini silerek yerine 1/5/2012 tarihi yazılmak suretiyle kararıdüzelterek onamıştır.
44. Nihai karar gerekçesi ve başvurucununiddiaları incelendiğinde iddiaların özünün Yargıtay 22. Hukuk Dairesitarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarınınyorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla yargılamanın sonucunailişkin olduğu anlaşılmaktadır.
45. Açıklanan nedenlerlebaşvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarailişkin olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının açıkça keyfîlikveya bariz bir takdir hatası da içermediği anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargıtay tarafındandüzelterek onama kararı verilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksunolması,
2. Yargılamanın sonucuitibarıyla adil olmadığı iddiasının açıkçadayanaktan yoksun olması
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerininbaşvurucu üzerinde bırakılmasına
14/10/2015tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.