TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SETENAY ÇEREREN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/5669)
Karar Tarihi: 16/6/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Kamil KAYA
Başvurucu
:
Setenay ÇEREREN
Vekili
:
Av. İlke ÇANDIRBAY UYAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, iş bırakma eylemine katılma gerekçesiyle iştençıkarılmaya karşı açılan davanın benzer davalarda verilen onama kararlarıylaçelişir biçimde Yargıtay tarafından reddedilmesi ve eksik inceleme ile kararverilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/4/2014 tarihinde Bakırköy 5. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkiledecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 16/7/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 24/10/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 26/12/2014 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş12/1/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 27/1/2015 tarihinde sunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığında uçuş kabinpersoneli olarak çalışmakta iken 1/6/2012 tarihinde iş akdi feshedilerek iştençıkarılmıştır.
9. Başvurucu, feshin geçersizliğine ve işe iadesine kararverilmesi istemiyle Bakırköy 15. İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır.
10. Mahkeme 27/2/2013 tarihli ve E.2012/281, K.2013/138 sayılıkararı ile davanın kabulüne, işverence yapılan feshin geçerli nedenedayanmadığının tespitine ve başvurucunun işe iadesine karar vermiştir.
11. Davalı işverenin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 22.Hukuk Dairesi, 16/5/2013 tarihli ve E.2013/5984, K.2013/11244 sayılı ilamı ilefeshin geçerli sebebe dayandığı gerekçesiyle kararın bozularak ortadankaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Anılan Yargıtayilamından başvurucunun hangi tarihte bilgi sahibi olduğu konusundaki bilgiyedosya kapsamında ulaşılamamamıştır.
12. Başvurucu 29/8/2013 havale tarihli dilekçesiyle Yargıtaykararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek düzeltilmesini talep etmiş,başvurucunun bu talebi aynı Dairenin 28/1/2014 tarihli ve E.2014/151,K.2014/1007 sayılı ilamı ile “temyizincelemesi sonucunda verilen kararda maddi hata saptanamadığı, ayrıca İşMahkemelerinin kararları ile ilgili Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltmeistenemeyeceği” gerekçesiyle reddedilmiştir. Yargıtay ilamışöyledir:
“Davacı Setenay Çereren adına Avukat ... ile davalı Türk Hava Yolları A.O.adına Avukat ... aralarındaki dava hakkında Bakırköy 15. İş Mahkemesindenverilen 27.02.2013 tarihli ve 2012/281 esas, 2013/138 sayılı kararı Dairenin16.05.2013 tarihli ve 2013/5984 esas, 2013/11244 karar sayılı ilamıylaBOZULMASINA karar verilmiştir. Davacı avukatınca kararın maddi hataya dayandığıgerekçesiyle ortadan kaldırılması istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereğikonuşulup düşünüldü:
Dosya içeriğine göre, Dairemizce temyizincelemesi sonucunda verilen kararda maddi hata saptanamadığı gibi, maddihataya dayandığı ileri sürülen hususun hukuki takdire ilişkin olduğu ve 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8. maddesi gereğince İş Mahkemelerininkararları ile ilgili Yargıtay kararlarına karşı karar düzeltme istenemeyeceğide dikkate alınarak davacı vekilinin dilekçesinin REDDİNE, 28.01.2014 günündeoyçokluğu ile karar verildi.”
13. Söz konusu Yargıtay ilamı, başvurucuya 17/3/2014 tarihindetebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 16/4/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Otuz veya daha fazla işçi çalıştıranişyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli işsözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından yada işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebedayanmak zorundadır...”
16. 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesi şöyledir:
“İşveren fesih bildirimini yazılı olarakyapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.
Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadanbir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ileilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralıbendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.”
17. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesi şöyledir:
“İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesihbildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebepolmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ayiçinde iş mahkemesinde dava açabilir. (...) taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlıkaynı sürede özel hakeme götürülür.
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispatyükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddiaettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içindesonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ayiçinde kesin olarak karar verir.
(İptal dördüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin19/10/2005 tarihli ve E.2003/66, K.:2005/72 sayılı Kararı ile.)”
18. 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’na2/3/2005 tarihli ve 5308 sayılı Kanun ile eklenen geçici 1. madde şöyledir:
“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge AdliyeMahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca ResmîGazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkındayapılan temyiz başvuruları, kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafındansonuçlandırılır. Bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunlayapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümleri uygulanır.”
19. 5521 sayılı Kanun’un 5308 sayılı Kanun ile yapılandeğişiklikten önceki 8. maddesi şöyledir:
“İş Mahkemesinin nihai kararları tefhimtarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.
İş Mahkemelerinden verilen kararlar, Yargıtayca iki ay içinde tetkik olunarak karara bağlanır.
Yargıtay’ın bu kararlarına karşı karar tashihiistenemez.”
20. 18/6/1927 tarihli 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü MuhakemeleriKanunu’nun 459. maddesi şöyledir:
“İki tarafın isim ve sıfat ve neticei iddialarına mütaallikhatalar ve esas hükümdeki hesap hataları kendilerinin istimaındansonra mahkeme tarafından tashih olunur. Tashih olunan cihet hüküm zirineyazılır.”
21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 304. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğerbenzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerinedüzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayıdüzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarakkarar verilebilir.”
22. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2/7/2003 tarihli veE.2003/21-425, K.2003/441 sayılı ilamı şöyledir:
“...
Şu duruma göre; sorunun çözümü yönündenöncelikle iş davalarına ilişkin, Yargıtay’ca verilen kararların maddi yanılgıyadayalı düzeltilmelerinin mümkün bulunup bulunmadığı ve maddi yanılgı kavramınınöncelikle ortaya konması gerekir.
İş Mahkemeleri Kanununun 8.maddesi hükmünegöre Yargıtay’ın verdiği kararlara karşı karar düzeltme yolu bulunmamaktadır.Ne var ki, Yargıtay’ın bugüne kadar ki uygulamasında kabul edildiği üzere;maddi yanılgıya dayalı kararlar bu kuralın dışındadır.
Gerçekten; maddi yanılgı kavramından amaç; [h]ukuksal değerlendirme vedenetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğuaçık ve belirgin olup, her nasılsa, inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu türbir yanlışlığın sürdürülmesinin Kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasınınmümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu keztersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi,Yargıtay denetimi sırasında, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda,davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitimtarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzerdurumlarda; yanlış algılanma sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılmasımümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrar edilmesi ve maddi gerçeğin gözardı yapılması, yargıya duyulan güven ve saygınlığısarsacağı gibi, Adalete olan inancı ortadan kaldırır ve yok eder.
Bu nedenledir ki; Yargıtay;bugüne değin maddi yanılgının belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmişbaştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltmesini kabul etmiştir. Bu yöndesayısız daire kararları olduğu gibi çok kısa bir süre önce Yargıtay Hukuk GenelKurulunun 23.10.2002 günlü Esas:2002/10-895, Karar:2002/838 sayılı kararındagösterildiği üzere; maddi yanılgıya dayalı Onama ve Bozma kararlarının karşıtaraf lehine sonuçdoğurmayacağı, iş mahkemelerinceverilen kararlara karşı karar düzeltme yolunun kapalı oluşunun maddi yanılgıyadayalı yargı kararlarının düzeltilmesine engel olamayacağı, hatalı biçimde haksahibi olmanın evrensel hukukun temel ilkelerine ters düşeceği, maddi gerçeğinher zaman için adli gerçekten önce geleceği kabul edilmiştir. Kaldı ki; 5521sayılı İş Mahkemeleri Yasası günün ihtiyaçlarına cevap vermemektedir. Yarımasır önce yapılmış, üstelik önemli maddelerinin Anayasa Mahkemesince iptaledildiği bir Yasal düzenlemenin bütünlüğünün bozulduğu ve bu yönde yenidüzenleme yapılmasının gerçeği de ortadadır. Bu arada ilave edilmelidir ki, işdavalarının nitelik ve nicelik itibariyle alanlarının genişlediği ve yeniboyutlar kazandığı bilinen bir gerçektir.
Sonuç olarak; kimi açık maddi yanılgıya dayalıve yanlışlığı son derece belirgin haksız ve adaletsiz sonuçların giderilmesikamu düzeni açısından zorunludur.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
23. Mahkemenin 16/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
24. Başvurucu, yasa dışı greve katıldığı gerekçesiyle vesavunması alınmadaniş akdinin feshedildiğini, feshinhaklı nedene dayandığının davalı işveren tarafından ispatlanamadığını, iddiaedilen grev tarihinde rahatsızlığı nedeniyle istirahat raporlu olduğunu, grevekatılmadığını gösteren birçok delil bulunduğunu, Mahkemece lehine kararverilmesine rağmen Yargıtay 22. Hukuk Dairesince söz konusu deliller ve sağlıkraporu dikkate alınmadan Mahkeme kararı bozularak aleyhine karar verildiğini,buna karşılık aynı olay nedeniyle iş akdi feshedilen iş yeri arkadaşlarınınaçtıkları işe iade davalarının kabul edildiğini ve bu kararların Yargıtay 9.Hukuk Dairesince onandığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti, yargılamanın yenilenmesi ve tazminattalebinde bulunmuştur.
25. Başvurucu ayrıca maddi hata düzeltme talebinin özellikle işdavalarında olağan kanun yolu işlevi gördüğünü, Yargıtayınmaddi hata düzeltme dilekçelerini kabul ederek kararlarını düzelttiği örnekler bulunduğununitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 10/7/2012 tarihli ve E.2012/1688,K.2012/16331 sayılı kararında, maddi hata düzeltme dilekçesinin kabul edilerek“eksik inceleme” nedeniyle Dairenin önceki kararının ortadan kaldırılmasınakarar verildiğini, oysa “eksik inceleme”nin olağankanun yolu sürecinde değerlendirilebilecek bir husus olduğunu, Yargıtayuygulamasında “maddi hata nedeniyle kararın ortadan kaldırılması” yolununetkili bir başvuru yolu olduğunu belirterek Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin kesinnitelikli kararına yönelik maddi hata düzeltme başvurusunun reddedilmesininardından yaptığı bireysel başvurunun süresinde kabul edilmesi gerektiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
26. Bakanlık görüş yazısında, başvuru konusu davada Mahkemekararının, Yargıtay 22. Hukuk Dairesince ortadan kaldırılarak 16/5/2013tarihinde davanın reddine karar verilmek suretiyle kesinleştiği, başvurucununbu karar üzerine aynı Daireye yaptığı 29/8/2013 tarihli başvurunun karardüzeltme talebi olarak değerlendirilerek dilekçenin reddine karar verildiği,Yargıtay kararının kesin olduğu dikkate alındığında başvurucunun 29/8/2013tarihli talebinin var olmayan kanun yolu başvurusu niteliğinde olduğu, bunedenle başvuru konusu kararın 26/8/2013 tarihinde kesinleşmiş olması nedeniylebaşvuru tarihi itibarıyla otuz günlük bireysel başvuru süresinin geçirildiğiifade edilerek başvurucunun şikâyetleri incelenirken bu hususların gözönünde bulundurulması gerektiği yönünde beyandabulunulmuştur.
27. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki iddialarını tekrar etmiş; maddi hatanın düzeltilerek kararın ortadankaldırılması yolunun yargısal içtihatlarla oluşturulmuş etkili bir başvuru yoluolduğunu ileri sürmüştür.
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
"Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresiiçinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerlebirlikte başvurabilirler."
29. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) "Başvuru süresi ve mazeret"kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireyselbaşvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişseihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir."
30. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de otuz günlük sürekuralıdır. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usulhükmüdür (Deniz Baykal, B. No:2013/7521, 4/12/2013, § 32).
31. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuruyolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içindeAnayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler ya da yurt dışıtemsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, § 19).
32. Hukuk davalarında olağan kanun yolları temyiz ve karardüzeltme yoludur. Karar düzeltme yolu kapalı olan hüküm, temyiz onama karartarihi itibarıyla kesinleşir. Bu durumda temyiz merciinin nihai kararınınbaşvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren otuz günlük sürede bireyselbaşvuruda bulunulması gerekir.
33. Başvuru konusu olayda başvurucu tarafından açılan işe iadedavası Mahkemece kabul edilmiş; ancak davalının temyizi üzerine Yargıtay 22.Hukuk Dairesince 16/5/2013 tarihinde kararın bozularak ortadan kaldırılmasınave davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
34. Başvurucu, Yargıtay 22. Hukuk Dairesince kesin olarakverilen karar üzerine 29/8/2013 havale tarihli dilekçesiyle söz konusu Yargıtaykararının maddi hataya dayandığını ileri sürerek düzeltilmesini talep etmiş isede başvurucunun bu talebi aynı Daire tarafından “temyiz incelemesi sonucunda verilen kararda maddi hata saptanamadığı,ayrıca İş Mahkemelerinin kararları ile ilgili Yargıtay kararlarına karşı karardüzeltme istenemeyeceği” gerekçesiyle reddedilmiştir. Başvurucunundavanın esasına ilişkin iddiaları temyizen incelenmişve Yargıtay 22. Hukuk Dairesince davanın esası hakkında 16/5/2013 tarihindekesin olarak karar verilmesiyle bu tarihte başvuru yolları tüketilmiştir.
35. Başvurucu, Yargıtay uygulamasında “maddi hata nedeniylekararın ortadan kaldırılması” yolunun etkili bir başvuru yolu olduğunu belirterekmaddi hata düzeltme talebinin reddedilmesininardından yaptığı bireysel başvurunun süresinde kabul edilmesi gerektiğini ilerisürmüştür.
36. Bu noktada hukuk davalarında olağan kanun yollarından geçipkesinleşen kararlara karşı maddi hatanın düzeltilmesi talebiyle yapılanbaşvuruların bireysel başvuru süresinin başlangıç tarihine bir etkisi olupolmadığının irdelenmesi gerekmektedir.
37. Mahkeme kararlarındaki maddi hatanın düzeltilmesi yolu 6100sayılı Kanun'un 304. maddesinde “hükmüntashihi” başlığı altında düzenlenmiştir. Benzer düzenleme 1086sayılı mülga Kanun'un 459. Maddesinde de yer almıştır. Anılan hükümler uyarıncadavanın taraflarının isim, sıfat ve netice-italeplerine ilişkin maddi hatalar ve esas hükümde yapılmış hesap hatalarımahkeme tarafından düzeltilebilir.
38. Özellikle 5521 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince işmahkemelerinin kararlarına ilişkin olarak temyiz incelemesi sonucunda Yargıtayilgili Dairesinin verdiği kararlara karşı karar düzeltme yolu kapalı olduğundanDaire kararlarında maddi hata tespit edilmesi hâlinde söz konusu kararlarınaynı Daire tarafından ortadan kaldırılarak yeniden karar verilebildiğigörülmektedir.
39. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca maddi hata (yanılgı) kavramı“hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilkbakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup her nasılsa inceleme sırasındagözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanıyönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüdeetkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açıkyanılgı” olarak tarif edilmektedir (bkz. § 22).
40. Öte yandan Yargıtay uygulamasına göre uyuşmazlık konusunailişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde,uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakamve olgularda ve bunlara benzer durumlarda yanlış algılama sonucu, açık ve belirginyanlışlıklar yapılması durumunda bu tür açık hatalarda ısrarla maddi gerçeğin gözardı edilmesinin yargıya duyulan güven ve saygınlığı,adalete olan inancı sarsacağı, hatalı biçimde hak sahibi olmanın evrenselhukukun temel ilkelerine ters düşeceği, maddi gerçeğin her zaman önde gelmesigerektiği düşüncesiyle Yargıtay denetimi sırasında da baştan yapılmış açıkmaddi yanlışlığın düzeltilmesi yolu kabul edilmiştir (bkz. § 22; Yargıtay HukukGenel Kurulunun 13/4/2011 tarihli ve E.2011/9-101, K.2011/128 sayılı, 19/6/2015tarihli ve E.2013/21-2361, K.2015/1728 K sayılı ve 11/11/2015 tarihli veE.2014/21-521, K.2015/2586 sayılı kararları).
41. Hükmün tashihi yoluyla karardaki açık hataların (maddi hata)düzeltilmesi talebi için 6100 sayılı Kanun'da herhangi bir süre sınırıdüzenlenmediği gibi yargısal uygulamada da bu konuda bir sınırbenimsenmemiştir. Bunun sonucu olarak kararlardaki maddi hataların düzeltilmesiyoluna her zaman başvurulabileceği ve kesinleşmiş hükümde bu yolla her zamandeğişiklik yapılabileceği anlaşılmaktadır.
42. Buna karşılık 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinde bireyselbaşvurular için otuz günlük başvuru süresi öngörülmüştür. Bireysel başvurununsüre koşuluna bağlanmasıyla başvuruculara bireysel başvuruda bulunmak içinimkân tanımanın yanında hukuki belirlilik de sağlanmaktadır (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013,§ 27).
43. Bu tespitler ışığında yapılan değerlendirmede maddi hatakavramının, hukuksal değerlendirme ve denetim dışında tamamen maddi olgularayönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup her nasılsa incelemesırasında gözden kaçmış açık yanılgı olarak tarif edildiği; maddi hatanındüzeltilmesi yolunun kararın tüm yönleriyle yeni bir incelemeden geçirildiğibir kanun yolu olmadığı, sınırlı bazı hatalar hakkında uygulanan istisnai biryol olarak kabul edildiği gözönündebulundurulduğunda, etkili bir başvuru yolu olmadığı anlaşılan maddi hatanındüzeltilmesi yoluna başvurulmuş olmasının bireysel başvuru süresinin başlangıçtarihine bir etkisi olmayacağı sonucuna varılmıştır.
44. Öte yandan maddi hatanın düzeltilmesi yoluna her zamanbaşvurulabileceği dikkate alındığında, bu yolun tüketilmesinden sonra bireyselbaşvuru süresinin başlayacağının kabul edilmesi hâlinde, otuz günlük bireyselbaşvuru süresinin başlangıcıyla ilgili objektif birtarihortaya konması mümkün olamayacağı gibi bireysel başvurular için öngörülen sürekoşulu da uygulanamaz hâle gelecektir. Süresiz bireysel başvuru yapabilmeyolunu açabilecek böylesi bir uygulamanın hukuki belirlilik ilkesi ve bireyselbaşvurunun mahiyetiyle bağdaştığı söylenemez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi dekesin bir süre sınırı bulunmayan hukuk yollarının belirsizlik yaratacağını veAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 35. maddesinde yer alan altı aylık sürekuralını işlevsiz kılacağını içtihatlarında belirtmiştir (Williams/Birleşik Krallık (k.k.), B. No: 32567/06, 17/2/2009).
45. Başvuruya konu davada Yargıtay 22. Hukuk Dairesince davanınesası hakkında 16/5/2013 tarihinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere kesinkarar verilmesiyle bu tarihte başvuru yolları tüketilmiştir. Anılan Yargıtaykararının başvurucuya tebliğ tarihi dosya kapsamından anlaşılmamakla birliktebaşvurucunun, maddi hatanın düzeltilmesi talepli dilekçesinin havale tarihiolan en geç 29/8/2013 tarihinde Yargıtay kararını öğrendiğinin kabul edilmesigerekir. Başvurucu, bu tarihten itibaren otuz günlük başvuru süresi içindebireysel başvuruda bulunması gerekirken bu sürenin geçmesinden sonra 16/4/2014tarihinde başvuruda bulunmuştur. Karar düzeltme yolu açık olmayan hükme yönelikolarak maddi hata düzeltme talebinde bulunması, başvurucuya bireysel başvuruiçin yeni bir süre kazandırmaz. Dolayısıyla başvuruda süre aşımı bulunduğusonucuna varılmaktadır.
46. Açıklanan nedenlerle ihlale neden olduğu iddia edilen kararailişkin olarak otuz gün geçtikten sonra yapılan başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun süre aşımınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
16/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.