TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SEYFULLAH ÇAKMAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/14529)
Karar Tarihi: 15/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucu
:
Seyfullah ÇAKMAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Hâkimler ve Savcılar Kurulu GenelSekreterliği tarafından tesis edilen işleme karşı açılan davanınincelenmeksizin reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 7/5/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, savcı olarak görev yapmakta iken FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanmasıyla (PDY) irtibatlıolduğu gerekçe göstererek 24/8/2016 tarihli Hâkimler ve Savcılar Kurulu(HSK/Kurul) kararı ile meslekten ihraç edilmiştir.
9. Başvurucu hakkında ceza kovuşturması dabaşlatılmıştır. Ceza yargılaması süreci kapsamında başvurucu 20/7/2016tarihinde tutuklanarak ceza infaz kurumuna konmuştur. Başvuru formunda, başvurutarihi itibarıyla ceza yargılamasının ve ihraç kararına ilişkin Danıştaynezdinde açılan davanın devam ettiği ifade edilmiştir.
10. Başvurucu 1/8/2016 tarihinde, 2011 yılından itibarenhakkında düzenlenmiş olan sicil fişlerinin, terfi raporlarının, performans vedeğerlendirme formlarının örneklerinin tarafına verilmesi istemiyle Kurulnezdinde başvuruda bulunmuştur.
11. Başvurucunun bu talebi Kurul Genel Sekreterliğitarafından 17/8/2016 tarihli işlemle reddedilmiştir. İşlemde ayrıca,tebliğden itibaren altmış gün içinde idari yargı yoluna başvurulabileceğibaşvurucuya bildirilmiştir.
12. Başvurucu bu ret işlemi üzerine Kurul nezdindetalebini yenilemiş ise de Kurul Genel Sekreterliği tarafından 22/8/2016tarihinde, talebin tekrar mahiyetinde olduğu belirtilerek işleme konulmadığıbildirilmiştir.
13. Başvurucu bu sürecin ardından Başbakanlık BilgiEdinme Değerlendirme Kuruluna itirazda bulunmuştur. İtiraz 16/3/2017 tarihindesüre aşımı nedeniyle reddedilmiştir. Gerekçede başvurucunun 17/8/2016 tarihindetebellüğ ettiği cevaba karşı yasal süre olan on beş gün içinde itirazbaşvurusunda bulunmadığı ifade edilmiştir.
14. Başvurucu 17/8/2016 tarihli işleme karşı iptal davasıaçmıştır.
15. Ankara 17. İdare Mahkemesi 27/9/2017 tarihli kararıile davayı incelemeksizin reddetmiştir. Gerekçede öncelikle Anayasa'nın Kurulailişkin hükümleri ile 11/12/2010 tarihli ve 6087 sayılı Hakimler ve SavcılarKurulu Kanunu'nda yer alan düzenlemeler hatırlatılarak meslekten çıkarma cezasıhariç Kurul kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu ifade edilmiştir.Başvurucunun sicil, terfi raporu gibi gizli belgelerin örneğinin tarafınaverilmesi isteminin Kurul tarafından reddedildiği, söz konusu ret işleminekarşı da yargı yolunun kapalı olduğu ve bu nedenle davanın esasınınincelenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
16. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 12. İdari Dava Dairesi15/3/2018 tarihli kararı ile ret hükmünü onamıştır. Başvurucu nihai kararı5/4/2018 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 7/5/2018 tarihinde bireyselbaşvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat
17. 6087 sayılı Kanun'un "Kurulun görevleri"kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:
"(1) Kurulun görevleri şunlardır:
a) Bakanlığın, bir mahkemeninkaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerinikarara bağlamak.
b) Hâkim ve savcılarla ilgili olarak;
1) Mesleğe kabul etme,
2)Atama ve nakletme,
3) Geçici yetki verme,
4) Her türlü yükselme ve birinci sınıfaayırma,
5) Kadro dağıtma,
6) Meslekte kalmaları uygungörülmeyenler hakkında karar verme,
7) Disiplin cezası verme,
8) Görevden uzaklaştırma,
işlemlerini yapmak.
c) Aşağıdaki alt bentlerde belirtilenhâkim ve savcılar hariç olmak üzere, hâkim ve savcıların görevlerini; kanun vediğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarak yapıpyapmadıklarını denetlemek; görevlerinden dolayı veya görevleri sırasında suçişleyip işlemediklerini, hâl ve eylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyupuymadığını araştırmak ve gerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturmaişlemlerini yürütmek.
1) Bakanlık merkez, bağlı ve ilgilikuruluşları ile uluslararası mahkemeler veya kuruluşlarda görev yapan hâkim vesavcılar.
2) Geçici yetki veya görevlendirme ilebaşka bir kurum, kurul veya kuruluşta çalışan hâkim ve savcılar.
3) İdarî görevleri yönünden savcılar.
4) Komisyon işlerine yönelik görevleriyönünden adalet komisyonu başkan ve üyeleri.
ç) (Değişik: 15/2/2014-6524/22 md.) Adlive idari yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme,geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslektekalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme,görevden uzaklaştırma ile hâkim ve savcılar hakkında denetim, araştırma,inceleme ve soruşturma yapılması konularına münhasır olmak üzere genelgedüzenlemek.
d) Yargıtay ve Danıştaya üye seçmek.
e) Anayasa ve kanunlarla verilen diğergörevleri yerine getirmek.
(2) Kanunlarda açıkça Bakanlığaverilenler dışında, hâkim ve savcıların tüm özlük işleri Kurul tarafındanyerine getirilir"
18. 6087 sayılı Kanun'un "Kurulun teşkilatı"kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
"(1)Kurul; Başkanlık, Genel Kurul,daireler ve hizmet birimlerinden oluşur.
(2)Kurulun hizmet birimleri GenelSekreterlik ve Teftiş Kuruludur. "
19. 6087 sayılı Kanun'un "Genel Kurulun oluşumuve görevleri" kenar başlıklı 7. maddesi şöyledir:
"(1) Genel Kurul, Kurul üyelerindenoluşur.
(2) Genel Kurulun görevleri şunlardır:
a) Başkanvekilini ve daire başkanlarınıseçmek.
b) Dairelerin kararlarına karşı yapılanitirazları inceleyip karara bağlamak.
c) Daireler arasında çıkan görev veişbölümü uyuşmazlıklarını kesin olarak karara bağlamak.
ç) Kurulun görevine giren, fakat GenelKurul veya dairelerin görevleri arasında gösterilmeyen konularda karar merciinibelirlemek.
d) Hâkim ve savcıların uymaları gerekenetik davranış ilkelerini belirlemek.
e) Kurul üyeleri hakkındaki suçsoruşturması ile disiplin soruşturma ve kovuşturma işlemlerine ilişkin buKanunla verilen görevleri yerine getirmek.
f) Bakanlığın, bir mahkemeninkaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerinikarara bağlamak.
g) Yargıtay ve Danıştaya üye seçmek.
ğ) Genel Sekreterin atanması içinBaşkana üç aday teklif etmek.
H) Teftiş Kurulu Başkanını, TeftişKurulu başkan yardımcılarını, Kurul başmüfettişlerini, Kurul müfettişlerini veKurulda geçici veya sürekli olarak görev yapacak tetkik hâkimleriniatamak.(2)(3)
ı) Adli ve idari yargı hâkim vesavcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselmeve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenlerhakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma ile hâkim vesavcılar hakkında denetim, araştırma, inceleme ve soruşturma yapılmasıkonularına münhasır olmak üzere yönetmelik çıkarmak ve genelge düzenlemek.
i) Kurulun stratejik plânını onaylamakve uygulamasını takip etmek.
j) Görev alanını ilgilendiren kanun vediğer mevzuat taslakları hakkında görüş bildirmek.
k) Kanunlarla verilen diğer görevleriyapmak."
20. 6087 sayılı Kanun'un "Dairelerin görevleri"kenar başlıklı 9. maddesi şöyledir:
"(1) Birinci Dairenin görevlerişunlardır:
a) Hâkim ve savcılarla ilgili olarak;
1) Atama ve nakletme,
2)Geçici yetki verme,
3) Kadro dağıtma,
4) Müstemir yetkileri düzenleme,
5) Yıllık ve mazeret izinleri dışındaher türlü izin verme,
6) Eğitim programlarına katılmayailişkin izin verme,
işlemlerini yapmak.
b) Hâkim ve savcıların görevlerini;kanun ve diğer mevzuata (hâkimler için idarî nitelikteki genelgelere) uygun olarakyapıp yapmadıklarına ilişkin denetleme işlemlerini Teftiş Kuruluna yaptırmak.
c) Hâkim ve savcılar hakkındaki ihbar veşikâyetleri inceleyip gereğini yapmak.
ç) Hâkim ve savcıların görevlerindendolayı veya görevleri sırasında suç işleyip işlemediklerini, hâl veeylemlerinin sıfat ve görevleri icaplarına uyup uymadığını Kurul müfettişleriveya müfettiş yetkilerini haiz kıdemli hâkim veya savcı eliyle araştırma vegerektiğinde haklarında inceleme ve soruşturma işlemleri ile inceleme vesoruşturma yapılmasına yer olmadığına ilişkin işlemler için teklifte bulunmak.
d) İlgili kanunlarda verilen görevlerinyerine getirilmesi bakımından en yakın mahkeme veya hâkimlikleri belirlemek.
e) Meslek öncesi eğitimde stajmahkemelerini belirlemek.
f)Bölge adliye ve bölge idare mahkemesidaireleri arasındaki iş bölümü ile ilk derece mahkemeleri arasındaki işdağılımını karara bağlamak.
g) Genel Kurul tarafından verilen diğerişleri yapmak.
(2) İkinci Dairenin görevleri şunlardır:
a) Hâkim ve savcıların;
1) Her türlü yükselme ve birinci sınıfaayırma işlemlerini yapmak,
2) Görevlerinden dolayı veya görevlerisırasındaki suç soruşturması ile disiplin soruşturma ve kovuşturması sonucuhakkında karar vermek,
3) Disiplin veya suç soruşturma vekovuşturması nedeniyle geçici yetkiyle yer değiştirmesine veya görevdenuzaklaştırılmasına karar vermek,
4) Meslekte kalmaları uygungörülmeyenler hakkında karar vermek,
5) Diğer kurumların geçici görevlendirmeve nakil taleplerine ilişkin izin işlemlerini yürütmek.
b) Hâkim ve savcı adaylarını mesleğekabul etmek.
c) Hâkimlik ve savcılık görevine tekraratanma ile diğer hizmetlerden mesleğe atanma talepleri hakkında karar vermek.
ç) Meslekten çekilme, çekilmiş sayılmave görevin sona ermesi hakkında karar vermek.
d) Genel Kurul tarafından verilen diğerişleri yapmak. "
21. 6087 sayılı Kanun'un "Genel Sekreterliğinoluşumu ve görevleri" kenar başlıklı 10. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"(2) Genel Sekreterliğin görevlerişunlardır:
a) Kurulun büro işlemlerini yürütmek.
b) Kurulun taraf olduğu adlî ve idarîdavalar ile icra takiplerinde avukatlar vasıtasıyla
Kurulu temsil etmek, davaları takipetmek, ettirmek, hukukî hizmetleri yürütmek.
c) Hâkim ve savcıların sicilleri ileşahsî dosyalarını tutmak.
ç) Kurulun arşiv hizmetlerini yürütmek.
d) Kanunlarla malî hizmet ve stratejigeliştirme birimlerine verilen görevleri yapmak.
e) Hâkim ve savcıların izin ve emeklilikişlemlerini yürütmek.
f) Kurul üyeleri ile Kurulda görevyapanların özlük işlemlerini yürütmek.
g) Kurulun görev alanıyla ilgilihususlarda Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin (UYAP)
kullanılmasını sağlamak.
ğ) Kanunlarda gösterilen veya Başkanlık,Genel Kurul veya daireler tarafından verilen
diğer işleri yapmak."
22. 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesinin (5) numaralıfıkrasının ilk cümlesi şöyledir:
"Genel Kurulun veya dairelerin,meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargımercilerine başvurulabilir; diğer kararları yargı denetimi dışındadır. "
B. Yargı Kararları
23. Ankara 13. İdare Mahkemesinin Kurul GenelSekreterliği işlemine karşı açılan davayı incelenmeksizin reddeden 23/10/2018gün ve E.2018/522, K.2018/1892 sayılı kararını istinaf yoluyla inceleyerekkaldıran Ankara Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesinin 10/10/2019tarihli ve E. 2019/663, K.2019/1657 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
" ...
Anayasa ve6087 sayılı yasada geçen kurulkararları tabirinden anlaşılması gereken Hakimler ve Savcılar Kurulununüyelerinden müteşekkil Hakimler ve Savcılar Kurulunun Genel Kurul Kararları ileDaire kararlarıdır.
Hakimlerve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliği kanunda belirtildiği üzere bir hizmetbirimi olup, Genel Sekreterliğin iş ve işlemlerinin yargı denetimine kapalıidari işlemler olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.
Dava konusu olayda, Hakimler ve SavcılarYüksek Kurulu 3.Dairesinin davacının şikayetine ilişkin gerekçeli kararının tebliğedilmeyeceği yönünde herhangi bir kararı bulunmamaktadır.
Hakimler ve Savcılar Kurulu GenelSekreterliği tarafından tesis edilen dava konusu idari işlem, 4982 sayılı BilgiEdinme Hakkı Kanunu kapsamında tesis edilmiş bir idari işlem olup, idari davayakonu olabilecek nitelikte bir işlem olduğunda kuşku yoktur. ..."
24. HSK bünyesinde yer alan ve Genel Sekreterlik gibihizmet birimi olan Teftiş Kurulu tarafından bir hakim hakkında düzenlenen performansdeğerlendirme ve geliştirme formunun iptali için açılan dava, Ankara9. İdare Mahkemesinin 11/10/2013 tarih ve E:2012/1752, K:2013/1438 sayılıkararı ile esastan incelenerek işlem hukuka uygun bulunmuştur. Ankara 9.İdare Mahkemesinin ret kararı, Danıştay İkinci Dairesinin 11/11/2014 tarih veE:2014/786, K.2014/9762 sayılı kararı ile dava konusu HSK Teftiş Kuruluişleminin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur. Danıştay BeşinciDairesinin 21/3/2019 tarih ve E.2016/18720, K.2019/2150 sayılı kararı ile KonyaBölge İdare Mahkemesi 1.Dava Dairesinin 9/4/2019 tarih ve E.2018/1527,K.2019/561 sayılı kararları da HSK Teftiş Kurulu işlemine dair benzer bir esasincelemesine ilişkindir.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
25. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
26. Başvurucu, uzun süredir tutuklu olmasınedeniyle bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılayacak gelirininolmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
27. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
28. Başvurucu, Kurul Genel Sekreterliği işlemine karşıaçılan davanın esasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
29. Bakanlık, Anayasa ve 6087 sayılı Kanun uyarınca Kurulkararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğunu ve yargı yolu kapalı olanişlemlere ilişkin olarak bireysel başvuru yapılamayacağı yönünde görüşbildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
2. Değerlendirme
30. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
31. Anayasa'nın 125. maddesinin ilk cümlesi şöyledir:
"İdarenin her türlü eylem veişlemlerine karşı yargı yolu açıktır."
32. Anayasa’nın "Hâkimler ve Savcılar Kurulu"kenar başlıklı 159. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
" ...
Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim vesavcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselmeve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenlerhakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemleriniyapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinindeğiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa vekanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.
...
Kurulun meslekten çıkarma cezasınailişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı
mercilerine başvurulamaz.
Kurula bağlı Genel Sekreterlik kurulur.Genel Sekreter, birinci sınıf hâkim ve savcılardan Kurulun teklif ettiği üçaday arasından Kurul Başkanı tarafından atanır. Kurul müfettişleri ile Kuruldageçici veya sürekli olarak çalıştırılacak hâkim ve savcıları, muvafakatlerinialarak atama yetkisi Kurula aittir.
...
Kurul üyelerinin seçimi, dairelerinoluşumu ve işbölümü, Kurulun ve dairelerin görevleri, toplantı ve karar yetersayıları, çalışma usul ve esasları, dairelerin karar ve işlemlerine karşıyapılacak itirazlar ve bunların incelenmesi usulü ile Genel Sekreterliğinkuruluş ve görevleri kanunla düzenlenir. "
33. 7/5/2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun'un Anayasa'nın159. maddesine ilişkin değişiklik getiren ve bu değişikliklerle HSK tarafındanverilen meslekten çıkarma kararlarına karşı yargı yolunu açan, HSK GenelSekreterliğinin de kurulmasını öngören 22. maddesinin gerekçesinin ilgili kısmışöyledir:
"Yürürlükteki düzenlemede, Kurulkararları tamamen yargı denetimine kapalı iken, yapılan değişiklikle meslektençıkarma cezalarına ilişkin kararlar yargı denetimine açılmaktadır. Kurulundiğer kararları için ise etkili iç itiraz sistemi öngörülmektedir.
Mevcut düzenlemede, Kurulun kendisekreteryasının olmaması, bu işlemlerin Adalet Bakanlığı tarafından yapılması,yine bina ve bağımsız bütçesinin bulunmaması eleştiri konusu yapılmaktaydı.Getirilen düzenlemeyle Kurula bağlı bir Genel Sekreterlik kurulmaktadır. GenelSekreterlik, Kurulun tüm sekreterya işlemlerini yürütecektir. Yine Anayasahükmü olarak yazılmamışsa da ilgili kanunlarda yapılması düşünülendeğişikliklerle, Kurulun binasının ve bütçesinin olmasının sağlanmasıöngörülmektedir. Kurul Genel Sekreterinin birinci sınıf hâkim ve savcılararasından, Kurulun teklif ettiği üç aday arasından Kurul Başkanı tarafındanatanması hükme bağlanmaktadır. Yukarıda da değinildiği gibi Kurul müfettişleriile Kurulda çalışacak hâkim ve savcıların atanması, muvafakatleri alınmakkoşuluyla, Kurul tarafından yapılacaktır."
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruhakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
"Yasama işlemleri ile düzenleyiciidari işlemler aleyhine doğrudan bireysel başvuru yapılamayacağı gibi AnayasaMahkemesi kararları ile Anayasanın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemler debireysel başvurunun konusu olamaz."
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
35. 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (3) numaralıfıkrası gereğince Anayasa'nın yargı denetimi dışında bıraktığı işlemlerbireysel başvuru konusu olamaz. Anayasa'nın 159. maddesinin onuncu fıkrası ilede Kurulun meslekten çıkarma cezası dışındaki kararları yargı denetimi dışındabırakılmıştır. Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, Ankara 6. İdare MahkemesininKurul Genel Sekreterliği işlemine karşı açılan bir davayı temel alarak 4/2/1983tarihli ve 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun Yargutay üyesi seçilmek için gerekenkıdem yılını belirleyen 29. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıylayaptığı itiraz başvurusunu mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddetmiştir.13/3/2014 tarihli ve E.2014/54, K.2014/53 sayılı kararın gerekçesinde "KurulGenel Sekreterliğinin, Kurulun idarî ve malî işleri ile sekreterya hizmetleriniyerine getirmek üzere kurulmuş olan ve Kurul bünyesinde yer alan bir birimolduğu; bu bağlamda bakılmakta olan davada iptali istenilen Kurul GenelSekreterliği işleminin Kurulun bir işlemi olduğu ve bu işleme karşı Anayasa'nın159. maddesinin onuncu fıkrası uyarınca yargı yoluna başvurulamayacağı,dolayısıyla bakılmakta olan davanın, itiraz başvurusunda bulunan Mahkemeningörev alanına girmediği" ifade edilmiştir. Söz konusu karara temelolan uyuşmazlık HSK Genel Sekreterliğinin Yargıtay üyeliği için aday listesiniyayımlanmasına ilişkindir. Yargıtay üyelerinin seçimi 6087 sayılı Kanun'un7.maddesi uyarınca HSK Genel Kuruluna verilmiş bir görevdir. Dolayısıyla HSKGenel Sekreterliğinin söz konusu işlemi Genel Kurulun görev alanı içindebulunan bir tasarrufa yönelik hazırlık işlemi niteliğindedir. Bir başkaifadeyle Yargıtay üyelerinin seçim sürecine ilişkin bulunan işlemin, salt GenelSekreterliğin tek başına idari hizmet birimi olarak gerçekleştirdiği birtasarruf olarak kabul edilemeyeceği açıktır. Bu bağlamda anılan norm denetimikararının sahip olduğu arka planın, HSK Genel Sekreterliğinin bir hizmet birimiolarak HSK daireleri ya da Genel Kurulunun görev alanına girmeyen bir alandatesis ettiği işlemi konu edinen somut başvurudaki arka plan ile farklılık arzettiğinin altı çizilmelidir.
36. Başvuruda başka bir kabul edilemezlik nedenibulunmamakla birlikte, uyuşmazlık konusu Kurul Genel Sekreterliği işlemininAnayasa ile yargı denetimi dışında tutulup tutulmadığının bir başka ifadeylebaşvurunun konu bakımından Anayasa Mahkemesinin yetki alanı içinde bulunupbulunmadığının -konu bakımından yetki kriterinin- değerlendirilmesigerekir. Ne var ki yapılacak bu değerlendirme, Kurulun sekretarya hizmetleriniyürüten Genel Sekreterliğin işlemlerine karşı yargı yolunun açık olupolmadığının tespitine bağlıdır. Anılan tespit de işin esasını incelemeyigerektirmektedir. Bu nedenle konu bakımından yetki meselesinin esas incelemesidahilinde değerlendirilmesi uygun bulunmuştur.
b. EsasYönünden
i. HakkınKapsamı ve Müdahalenin Varlığı
37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Sözleşme'nin 6. maddesinin (1)numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (ÖzbakımÖzel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,20/4/2017, § 34).
38. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafındangörülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerdenfaydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânınıntanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkınınsağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33). Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamındayaptığı değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkemeönüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
39. Somut olayda bir idari işleme karşı açılan davanın incelenmeksizinreddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelik birmüdahalenin bulunduğu görülmektedir.
ii. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
40. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olanmahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılmasımümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken Anayasa'nıntemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen 13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
41. Anayasa'nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... ölçülülük ilkesine aykırıolamaz."
42. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
43. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı birsebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
44. Bu bakımdan öncelikle başvurucunun mahkemeye erişimhakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının bulunup bulunmadığınınincelenmesi gerekir.
45. Hak ve özgürlüklerin, bunlara yapılacak müdahalelerinve sınırlandırmaların kanunla düzenlenmesi bu haklara ve özgürlüklere keyfîmüdahaleyi engelleyen, hukuk güvenliğini sağlayan demokratik hukuk devletininen önemli unsurlarından biridir (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014, § 60).
46. Müdahalenin kanuna dayalı olması öncelikle şeklîmanada bir kanunun varlığını zorunlu kılar. Şeklî manada kanun, Türkiye BüyükMillet Meclisi (TBMM) tarafından Anayasa'da belirtilen usule uygun olarak kanunadı altında çıkarılan düzenleyici yasama işlemidir. Hak ve özgürlükleremüdahale edilmesi ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılandüzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan bir hükmün bulunması şartınabağlıdır. TBMM tarafından çıkarılan şeklî anlamda bir kanun hükmününbulunmaması hakka yapılan müdahaleyi anayasal temelden yoksun bırakır (AliHıdır Akyol ve diğerleri [GK], B. No: 2015/17510, 18/10/2017, § 56).
47. Kanunun varlığı kadar kanun metninin ve uygulamasınında bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadar hukuki belirliliktaşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi de kanunilik koşulununsağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (Necmiye Çiftçi vediğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahalenin kanuna dayalıolması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir ve öngörülebilirkuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş Bankası A.Ş. [GK],B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).
48. Bir uyuşmazlıkta uygulanacak hukuk kurallarının veözellikle müdahalenin kanuni dayanağını oluşturan kanun hükümlerininyorumlanması derece mahkemelerinin takdirindedir. Derece mahkemelerincemahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağını oluşturduğuifade edilen hükümlerle ilgili olarak geliştirilen yorumların isabetli olupolmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birliktederece mahkemelerinin yorumlarının kanunun açık lafzıyla çelişki içinde olduğuveya kanun metni dikkate alındığında bireyler tarafından öngörülmesinin mümkünolmadığı sonucuna ulaşıldığı hâllerde mahkemeye erişim hakkına yapılanmüdahalenin kanuni dayanağının bulunmadığı kanaatine varılması mümkündür (ZiyaÖzden, B. No: 2016/67737, 19/11/2019, § 59).
49. Başvurucunun 2011 yılından itibaren hakkındadüzenlenmiş olan sicil fişlerinin, terfi raporlarının, performans vedeğerlendirme formlarının örneklerinin tarafına verilmesi istemiyle yaptığıbaşvuru, Kurul Genel Sekreterliği tarafından reddedilmiştir. Açılan iptaldavası ise Anayasa ve 6087 sayılı Kanun temel alınarak işlemin yargı denetiminetabi olmadığı gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmiştir.
50. Yukarıda alıntılanan normatif düzenlemelerden (bkz.§§ 17-28) anlaşıldığı üzere Kurul, mesleğe kabullerinden görevdenuzaklaştırılmalarına, terfilerine ve yüksek yargı üyesi seçilmelerine kadarmeslek mensuplarına ve mesleğin yürütümüne ilişkin karar alan bir anayasalkurumdur. Kurul Genel Sekreterliği ise 2010 yılında yapılan anayasa değişikliğiile ihdas edilen ve (Anayasa'nın 159. maddesi hükmü, 6087 sayılı Kanun ve 5982sayılı Kanun'un gerekçesinden anlaşıldığı üzere) Kurulun idari ve mali işleriile sekreterya hizmetlerini yürüten bir hizmet birimidir. Bununla birliktegenel sekreterliğin genel kurul veya dairelerin kararına dayalı olarak tesisedilen işlemleri söz konusu olabileceği gibi daire veya genel kurul kararınahazırlık mahiyetinde işlemler de tesis etmesi mümkün olabilir.
51. Kurul kararlarına karşı yargı yolunun (meslektençıkarma kararları dışında) kapalı olduğunu belirleyen Anayasa'nın 159. maddehükmünü yasal düzeyde somutlaştıran 6087 sayılı Kanun'un 33. maddesinde,meslekten çıkarma dışında kararlarına karşı yargı yolunun kapalı olduğubelirtilen birimler Genel Kurul ve daireler olarak ifade edilmiştir. Kurulkararlarına karşı yargı yolunun bir istisna dışında kapalı olduğunu belirleyenbu hükümde Genel Sekreterlik zikredilmemiştir. Bu bağlamda gerek Kurula ilişkingörev, yetki ve teşkilatı düzenleyen hükümler gerekse Kurul kararlarına dairyargı yoluna ilişkin istisnayı belirleyen kurallar dikkate alındığındakategorik olarak Genel Sekreterlik tarafından tesis edilen her türlü işlemekarşı yargı yolunun kapatılmadığı Genel Kurul veya dairelerin kararına dayalıolarak tesis edilen işlemler ile Genel Kurul veya dairelerin kararlarınahazırlık mahiyetinde olan işlemlerin yargı denetimine kapalı olduğuanlaşılmaktadır.
52. Başvuru konusu olayda dava konusu işlem, evraktanörnek verilmesi talebinin Genel Sekreterlik tarafından reddine ilişkin birtasarruftur. Genel Sekreterlik makamı tarafından talebin reddine dair işlembaşvurucuya bildirilirken, işleme karşı idari yargı yoluna başvurabileceği dahiifade edilmiştir. Bu süreçte başvurucunun evrak talebine dair karar organlarıolan Genel Kurul veya daireler tarafından bir karar alınmadığı görülmektedir.Ancak Mahkeme, ortada Kurul (Genel Kurul veya daireler) tarafından alınmış birkarar bulunmamasına ve salt Genel Sekreterlik tarafından tesis edilen idariişlemlerin yargı denetimine kapalı olduğunu belirleyen açık bir kanun hükmübulunmamasına karşın davayı incelenmeksizin reddetmiştir.
53. Bu bağlamda; Mahkemenin verdiği incelenmeksizin retkararı ile mahkemeye erişim hakkına yaptığı müdahalenin kanunilik unsurunutaşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
c. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındaaçıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosyaüzerinden karar verir.”
56. Başvurucu, yeniden yargılama yapılması ve tazminattalebinde bulunmuştur.
57. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
58. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir(Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
59. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlardaAnayasa Mahkemesi 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklıolarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),§§ 57-59, 66, 67).
60. İncelenen başvuruda Ankara 17. İdare Mahkemesitarafından yapılan yargılama sonucu mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
61. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alanbenzer kurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılamasürecinde mahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açanmahkeme kararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesigerekir.
62. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Ankara 17. İdare Mahkemesine (E.2017/1738, K.2017/2522) GÖNDERİLMESİNE,
E. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.