TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
SHERAPAT YAGMYROVA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/11905)
Karar Tarihi: 21/7/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 15/10/2020-31275
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
Sherapat YAGMYROVA
Vekilleri
:
1. Av. Müslüm YILDIZ
2. Av. Ali DURMAZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, sınır dışı edilme kararı nedeniyle özel ve ailehayatına saygı hakkının, eşitlik ilkesinin, kötü muamele ve işkence yasağının;idari gözetim altında tutulma nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/3/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Türkmenistan uyruklu olup 16/4/1964 doğumludur.Başvurucunun 2/4/1991 ve 3/1/1990 doğum tarihli iki kızı bulunmaktadır.Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Batum'a gitmek üzere İstanbul AtatürkHavalimanı'nda iken yapılan pasaport kontrolünde başvurucunun daha öncekisoyadının Yagmurova olduğunun anlaşıldığı, hakkında vize ihlali ve ikamettezkeresinin geçersiz olması nedeniyle 28/7/2012 tarihinde yurda giriş yasağıkonulduğu, buna rağmen illegal yollardan Türkiye'ye gelmiş olduğu tespitedilmiştir. Ayrıca yapılan sağlık kontrolünde başvurucunun TPHA testlerinin pozitifçıktığı, sifilis bulaşıcıhastalığı olduğu anlaşılmıştır. Bunun üzerine İstanbul Valiliği tarafından20/7/2016 tarihinde Türkiye'ye giriş kurallarını ihlal ettiği, kamu düzenini vesağlığını tehdit ettiği, kaçma ve kaybolma riski bulunduğu gerekçesiylebaşvurucu hakkında sınır dışı ve idari gözetim kararı alınmıştır.
9. Başvurucu 20/7/2016 tarihinde sınır dışı edilmek üzereİstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü Geri Gönderme Merkezine yerleştirilmiştir.Başvurucunun idari gözetim kararına karşı yaptığı itiraz İstanbul 2. Sulh CezaHâkimliğinin 2/8/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Söz konusu karar2/8/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Bununla birlikte İstanbul İl Göç İdaresiMüdürlüğünce başvurucunun mide rahatsızlığı olması ve düzenli olarak ilaçtedavisi görmesi dikkate alınarak on beş günde bir imza vermesi koşuluyla 22/8/2016tarihinde salıverilmesine karar verilmiştir.
10. Başvurucu 28/7/2016 tarihinde sınır dışı kararına karşıİstanbul 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) iptal davası açmıştır. Başvurucu davadilekçesinde iki kızının Türkiye'de üniversite eğitimi aldığını, sınır dışıedilmesi hâlinde aile birliğinin bozulacağını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca ekbeyan dilekçesi vererek özel bir hastaneden temin ettiği raporu sunmuştur. Buraporda test sonucunun geçirilmiş eski hastalığı gösterdiği, başvurucunun aktifbulaşıcı hastalığı olmadığı belirtilmiştir.
11. Davalı idarenin 27/9/2016 tarihli birinci savunmadilekçesinde; başvurucu hakkında Ahıska Türkü olmadığı hâlde Ahıska Türklerineverilen 14/4/2010 tarihli ikametgâh belgesi düzenlediğinden bahisle tahditkaydı bulunduğu, ayrıca 30/7/2009 tarihli İçel Pasaport Yabancılar ŞubeMüdürlüğünce konulmuş semti meçhul tahdit kaydı ve 30/12/2011 tarihli İçişleriBakanlığınca konulmuş N-99 (istizanlı vize) tahdit kaydı bulunduğubelirtilmiştir. Başvurucu hakkında Ahıska Türklerine verilen ikametgâh belgesidüzenlediğinden bahisle resmî belgede sahtecilik suçundan Mersin 2. Asliye CezaMahkemesinde kamu davası açıldığı ifade edilmiştir. Başvurucunun 28/7/2012tarihinde Sherapat Yagmurova ismine tanzimli pasaport ile Türkiye'den çıkışyaptığı, girişi yasak olmasına rağmen 6/4/2014 tarihinde Sherapat Yagmyrovaismine kayıtlı pasaport ile Türkiye'ye giriş yaptığı vurgulanmıştır.Başvurucunun İstanbul Lepra Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesinde yapılanmuayenesinde TPHA testlerinin pozitif çıktığı, sifilisbulaşıcı hastalığı olduğu, başvurucunun kamu düzenini ve kamu sağlığını tehditettiği ifade edilmiştir. N-99 istizanlı vize kararının bazı yabancıların ülkemizeİçişleri Bakanlığının ön izniyle girebileceğini ifade eden bir tedbir kararıolduğunu, başvurucu hakkında 30/12/2011 tarihinde istizanlı vize tahdit kodukonulmasına rağmen ön izin alınmadan 6/4/2014 tarihinde ülkeye giriş yaptığıanlaşıldığından legal yollardan geldiğinin kabul edilemeyeceği savunulmuştur.
12. Mahkeme 26/12/2016 tarihinde davayı kesin olarakreddetmiştir. Karar gerekçesinde; başvurucu hakkında konulan tahditlerinmevzuat uyarınca 2012 yılında süresinin dolmuş olduğu, bu nedenle Türkiye'yegirişinin illegal sayılamayacağı, dolayısıyla tahdit kayıtları sebepgösterilerek sınır dışı kararı alınmasının hukuka uygun olmadığı ancak hakkındaTPHA (+) sifilis tanısıbulunduğundan kamu sağlığı açısından tehdit oluşturduğu sabit görülerek sınırdışı edilmesine ilişkin işlemin hukuka aykırı olmadığı ifade edilmiştir.
13. Karar başvurucuya 27/2/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 21/3/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
15. Başvurucunun sınır dışı işlemine yönelik tedbir kararıverilmesi istemi, Anayasa Mahkemesinin 23/3/2017 tarihli kararı ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 73. maddesi uyarınca reddedilmiştir.
16. UYAP üzerinden yapılan inceleme neticesinde başvurucuhakkında Ahıska Türklerine verilen ikametgâh belgesi düzenlediğinden bahisleresmî belgede sahtecilik suçundan Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesinde açılandava sonucunda 15/12/2017 tarihinde başvurucunun beraatine karar verildiğianlaşılmıştır. Kararın gerekçesinde; sanıkların sahtecilik suçundancezalandırılabilmesi için öncelikle suça konu bir belgenin olması gerektiği,başvurucunun da aralarında bulunduğu sanıklar bakımından suça konu herhangi birbelgenin bulunmadığı, bu nedenle yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığıbelirtilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve UluslararasıKoruma Kanunu’nun "Sınır dışı etmekararı alınacaklar" kenar başlıklı 54. maddesi şöyledir:
"(1) Aşağıda sayılanyabancılar hakkında sınır dışı etme kararı alınır:
a) 5237 sayılı Kanunun 59 uncu maddesikapsamında sınır dışı edilmesi gerektiği değerlendirilenler
b) Terör örgütü yöneticisi, üyesi,destekleyicisi veya çıkar amaçlı suç örgütü yöneticisi, üyesi veyadestekleyicisi olanlar
c) Türkiye’ye giriş, vize ve ikamet izinleriiçin yapılan işlemlerde gerçek dışı bilgi ve sahte belge kullananlar
ç) Türkiye’de bulunduğu süre zarfında geçiminimeşru olmayan yollardan sağlayanlar
d) Kamu düzeni veya kamu güvenliği ya da kamusağlığı açısından tehdit oluşturanlar
e) Vize veya vize muafiyeti süresini on gündenfazla aşanlar veya vizesi iptal edilenler
f) İkamet izinleri iptal edilenler
g) İkamet izni bulunup da süresinin sonaermesinden itibaren kabul edilebilir gerekçesi olmadan ikamet izni süresini ongünden fazla ihlal edenler
ğ) Çalışma izni olmadan çalıştığı tespitedilenler
h) Türkiye’ye yasal giriş veya Türkiye’denyasal çıkış hükümlerini ihlal edenler
ı) Hakkında Türkiye’ye giriş yasağı bulunmasınarağmen Türkiye’ye geldiği tespit edilenler
i) Uluslararası koruma başvurusu reddedilen,uluslararası korumadan hariçte tutulan, başvurusu kabul edilemez olarakdeğerlendirilen, başvurusunu geri çeken, başvurusu geri çekilmiş sayılan,uluslararası koruma statüleri sona eren veya iptal edilenlerden haklarındaverilen son karardan sonra bu Kanunun diğer hükümlerine göre Türkiye’de kalmahakkı bulunmayanlar
j) İkamet izni uzatma başvurularıreddedilenlerden, on gün içinde Türkiye’den çıkış yapmayanlar
(2) Başvuru sahibi veya uluslararası korumastatüsü sahibi kişiler hakkında, sadece ülke güvenliği için tehlikeoluşturduklarına dair ciddi emareler bulunduğunda veya kamu düzeni açısındantehlike oluşturan bir suçtan kesin hüküm giymeleri durumunda sınır dışı etmekararı alınabilir."
18. 6458 sayılı Kanun’un “Sınırdışı etmek üzere idari gözetim ve süresi” kenar başlıklı 57. maddesişöyledir:
“(1)54 üncü madde kapsamındaki yabancılar,kolluk tarafından yakalanmaları hâlinde, haklarında karar verilmek üzere derhâlvaliliğe bildirilir. Bu kişilerden, sınır dışı etme kararı alınması gerektiğideğerlendirilenler hakkında, sınır dışı etme kararı valilik tarafından alınır.Değerlendirme ve karar süresi kırk sekiz saati geçemez.
(2) Hakkında sınır dışı etme kararıalınanlardan; kaçma ve kaybolma riski bulunan, Türkiye’ye giriş veya çıkışkurallarını ihlal eden, sahte ya da asılsız belge kullanan, kabul edilebilirbir mazereti olmaksızın Türkiye’den çıkmaları için tanınan sürede çıkmayan,kamu düzeni, kamu güvenliği veya kamu sağlığı açısından tehdit oluşturanlarhakkında valilik tarafından idari gözetim kararı alınır. Hakkında idari gözetimkararı alınan yabancılar, yakalamayı yapan kolluk birimince geri göndermemerkezlerine kırk sekiz saat içinde götürülür.
(3) Geri gönderme merkezlerindeki idarigözetim süresi altı ayı geçemez. Ancak bu süre, sınır dışı etme işlemlerininyabancının iş birliği yapmaması veya ülkesiyle ilgili doğru bilgi ya dabelgeleri vermemesi nedeniyle tamamlanamaması hâlinde, en fazla altı ay dahauzatılabilir.
(4) İdari gözetimin devamında zaruret olupolmadığı, valilik tarafından her ay düzenli olarak değerlendirilir. Gerekgörüldüğünde, otuz günlük süre beklenilmez. İdari gözetimin devamında zaruretgörülmeyen yabancılar için idari gözetim derhâl sonlandırılır. Bu yabancılara,belli bir adreste ikamet etme, belirlenecek şekil ve sürelerde bildirimdebulunma gibi idari yükümlülükler getirilebilir.
(5) İdari gözetim kararı, idari gözetimsüresinin uzatılması ve her ay düzenli olarak yapılan değerlendirmelerinsonuçları, gerekçesiyle birlikte yabancıya veya yasal temsilcisine ya daavukatına tebliğ edilir. Aynı zamanda, idari gözetim altına alınan kişi biravukat tarafından temsil edilmiyorsa, kendisi veya yasal temsilcisi kararın sonucu,itiraz usulleri ve süreleri hakkında bilgilendirilir.
(6) İdari gözetim altına alınan kişi veyayasal temsilcisi ya da avukatı, idari gözetim kararına karşı sulh ceza hâkiminebaşvurabilir. Başvuru idari gözetimi durdurmaz. Dilekçenin idareye verilmesihâlinde, dilekçe yetkili sulh ceza hâkimine derhâl ulaştırılır. Sulh cezahâkimi incelemeyi beş gün içinde sonuçlandırır. Sulh ceza hâkiminin kararıkesindir. İdari gözetim altına alınan kişi veya yasal temsilcisi ya da avukatı,idari gözetim şartlarının ortadan kalktığı veya değiştiği iddiasıyla yenidensulh ceza hâkimine başvurabilir.
(7) İdari gözetim işlemine karşı yargı yolunabaşvuranlardan, avukatlık ücretlerini karşılama imkânı bulunmayanlara,talepleri hâlinde 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu hükümlerinegöre avukatlık hizmeti sağlanır.”
B. Uluslararası Hukuk
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutunave yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması,suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusuolabilir.”
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) öncelikle uluslararasıyerleşik hukuk çerçevesinde ve Sözleşme'ye dâhil diğer antlaşmalardan doğanyükümlülüklerine dayalı olarak Sözleşmeci devletlerin yabancıların ülkeyegiriş, ülkede ikamet ve ülkeden sınır dışı edilmelerini denetlemek hakkınasahip olduğunu teyit etmektedir (Vilvarajahve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 13163/87, 13164/87...,30/101991, § 102; Ahmut/Hollanda,B. No: 21702/93, 28/11/1996, § 67-b).
21. Sözleşme, bir yabancının ülkeye giriş yapma veya oradaikamet etme hakkını yahut bir kişinin aile yaşamını belirli bir ülkede kurmahakkını güvence altına almamaktadır (Abdulaziz,Cabales and Balkandali/Birleşik Krallık [GK], B. No: 9214/80..., 28/5/1985, § 68; Ahmut/Hollanda, § 67-c).
22. Bunun yanı sıra aile hayatına saygı hakkının kamusalmakamlara yüklediği mükellefiyetin çiftlerin evlenme suretiyle ikametedecekleri ülkeyi seçmeleri ve aynı ülke vatandaşı olmayan eşlerin bu ülkeyeyerleşmelerini kabul etmek şeklinde genel bir yükümlülüğü kapsadığı söylenemez(Biao/Danimarka [BD], B. No:38590/10, 24/5/2016, § 117).
23. Sözleşme yabancıların ülkeye girişi veya orada yerleşmelerihususundaki bir hakkı güvence altına almamakla birlikte kişinin yakın ailebireylerinin bulunduğu bir ülkeden ayrılmak zorunda olması belirli koşullaraltında aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmesine neden olabilir (Boultif/İsviçre, B. No: 54273/00,2/8/2001, § 39).
24. Aile hayatına saygı hakkının yalnızca vatandaşlar tarafındandeğil hukuka uygun şekilde ikamet eden yabancılar tarafından oluşturulan ailebirliklerini de koruduğunun kabulü gerekir. AİHM'in sınır dışı etme vesuçluların iadesi tedbirlerine ilişkin içtihadında aile hayatı yönünden Sözleşmeci devletin hâkimiyet alanındayasal olarak ikamet eden yabancıların Sözleşme'nin sağladığı güvencelerdenyararlanabileceğine vurgu yapılmaktadır. Bu anlamda aile hayatı çekirdek aileile sınırlı olarak anlaşılır. Bununla birlikte AİHM Sözleşme'nin bir kişininbelirli bir ülkede aile kurma gibi bir hakkı içermediğine hükmetmiştir. Bununyanı sıra belirli koşullar altında ülkede hukuka aykırı olarak bulunanyabancıların aile yaşamının da belirtilen güvenceden yararlanması söz konusuolabilir. Ancak göç kontrolü ve kamu düzeninin korunması için söz konusu olangereklilikler aile hayatına saygı hakkının sınırlandırılmasında devletleregeniş takdir yetkisi verir. Bu bakımdan AİHM içtihadında aile yaşamının gelişimgösterdiği koşullar, aile hayatındaki ilişkilerin ne ölçüde kesildiği ya dakesileceği, Sözleşmeci devletteki bağların ne ölçüde olduğu, başka bir yerdeaile yaşamını sürdürmek için aşılamaz nesnel engeller olup olmadığı, göçkontrolünün gereklerinin veya sınır dışı edilmenin ağır bastığı kamu düzenineilişkin değerlendirmelerin olup olmadığı gibi kriterler dikkate alınmaktadır (Slivenko/Letonya [BD], B. No: 48321/99,9/10/2003, § 94; Amara/Hollanda(k.k.), B. No: 6914/02, 5/10/2004).
25. AİHM tarafından, sınır dışı etme ve ülkeye kabul ileSözleşme'nin 8. maddesi bağlantısı kurularak değerlendirme yapılan davalardaaile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındaki ilişkilerle ebeveynve küçük çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacak şekilde ele alındığı,yetişkin çocukların ise aileye bağımlı ve muhtaç olduklarının ispatedilebildiği ölçüde aile kavramına dâhil edildiği, bu suretle aile kavramınınbu alanda oldukça dar yorumlanmasının tercih edildiği anlaşılmaktadır (Slivenko/Letonya, § 94; A.A/Birleşik Krallık, B. No: 8000/08,20/9/2011, § 49; Bousarra/Fransa,B. No: 25672/07, 23/9/2010, §§ 38,39).
26. Sınır dışı kararı alınması ile ülkeden fiilen çıkarılmaişlemleri arasında belirli bir zaman aralığı söz konusu olabilir. Bu zamanaralığı içinde kişilerin özel ve aile hayatlarında birtakım değişikliklerinolması mümkün olup bir aile yaşamının mevcut olup olmadığının hangi tarihe görebelirleneceği sorunu ortaya çıkmaktadır. AİHM, sınır dışı gibi tedbirlerin sözkonusu olduğu başvurularda Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamında bir ailehayatının mevcut olup olmadığını hangi tarihe göre belirleyeceğini kararlarındagöstermiştir. Buna göre AİHM, aile hayatına müdahale oluşturan tedbirinkesinleştiği ve nihai hâle geldiği tarihte mevcut bir aile hayatı olupolmadığını dikkate almaktadır (Maslov/Avusturya [B.D], B. No: 1638/03,23/06/2008, § 61; Ezzouhdi/Fransa, B. No: 47160/99, 13/2/2001, § 25;Yıldız/Avusturya, B. No:37295/97, 31/10/2002, § 34 ; Mokrani/Fransa, B. No:52206/99, 15/7/2003, § 34).
27. AİHM birçok içtihadında belirli suçları işlemiş olmalarınedeniyle kamu düzeni açısından tehlike oluşturduğu kanaatiyle sınır dışıedilmesine karar verilen başvurucular tarafından aile hayatına saygı hakkıbağlamında ileri sürülen ihlal iddialarını değerlendirmiş ve sınır dışı etme,zorla çıkartma, ülke topraklarına girmeyi yasaklama gibi kamu makamlarınınişlemlerinin kişilerin aile hayatına müdahale oluşturduğunu belirtmiştir (Nasri/Fransa, B. No: 19465/92, 13/07/1995,§ 34; Berrehab/Hollanda, B. No:10730/84, 21/06/1988; § 23; Boultif/İsviçre,§ 40; Maslov/Avusturya[BD], B. No: 1638/03, 23/06/2008, § 61). AİHM, kamu makamlarının oturma iznivermeme gibi hareketsiz kaldığı durumlarda ise aile hayatına saygı hakkıbakımından pozitif yükümlülüklerinin gündeme geleceğini ifade etmiştir (Jeunesse/Hollanda, B. No: 12738/10,3/10/2014, § 105; Butt/Norveç, B.No: 47017/09, 4/12/2012, § 78).
28. AİHM; bulaşıcı hastalık ve kamu sağlığı nedenleriyle sınırdışı edilme veya ikamet izni verilmemesi konusunda kategorik olarak yasaklamagetirilmesi, kişilere özgü durumların dikkate alınmasını veya insanimülahazalarla istisnalar tanınmasını tümüyle engelleyen düzenlemelerçıkarılmasını Sözleşme'nin 8. ve 14. maddelerinin ihlali kabul etmiştir (Kiyutin/Rusya, B. No: 2700/10, 10/3/2011,§§ 68-74). AİHM yabancıların ülkeye girişleri, ülkeden sınır dışı edilmeleriveya ikamet izni verilmemesi gibi kısıtlamaların kolera, sarı ateş ya da ağırnefes darlığı sendromu (SRAS) ve bazı grip türlerinde olduğu gibi kısa birkuluçka dönemi olan ve ciddi anlamda bulaşıcı olan hastalıklara karşı etkiliolabileceğini kabul etmektedir. AİHM'e göre bu tip hastalıklara yakalanmışkişilerin bir ülkeye girişlerine getirilen kısıtlamalar, bu hastalıklarınyayılmasını, söz konusu yolcuların ülkede bulunmaları, basit temasları ya dahava parçacıklarının dışa atılması nedeniyle yayabilecekleri hastalığın bukişilerin ülkeye alınmayarak engellenmesine katkıda bulunabilir. Ancak bu şekildebulaşıcı olduğu kanıtlanmayan hastalıklara sahip yabancılara getirilenkısıtlamalar bakımından kişilerin kamu sağlığına oluşturduğu risklerin somut vebireysel durumlar gözetilerek gerekçelendirilmesi gereklidir (Kiyutin/Rusya, § 68).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 21/7/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Özel Hayata ve AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu; Türkiye'de iki kızıyla birlikte yaşadığını,kızlarının çalışma ve öğrenci ikamet izinlerinin bulunduğunu, sınır dışıedilerek Türkmenistan'a gönderilmesi hâlinde çocuklarıyla bağının kopacağını,aile bütünlüğünün bozulacağını belirtmiştir. Başvurucu bu nedenlerle özelhayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. Genel İlkeler
31. Anayasa’nın "Özel hayatın gizliliği" kenarbaşlıklı 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes ... aile hayatına saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahiptir. ... aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
32. Anayasa’nın “Aileninkorunması ve çocuk hakları” kenar başlıklı 41. maddesinin birinci veikinci fıkraları şöyledir:
“Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasındaeşitliğe dayanır.
Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikleananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasınısağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar.”
33. Aile hayatına saygı hakkı, Anayasa’nın 20. maddesininbirinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Anayasa'nın 41. maddesinde iseaile, Türk toplumunun temeli olarak tanımlanmış; ailenin birey ve toplumhayatındaki önemine işaret edilmiş ve devlete, ailenin korunması için gereklidüzenlemeleri yapması ve teşkilat kurması konusunda ödevler yüklenmiştir.
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı,48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün 59. maddesinin (2),(3) ve (4) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusuolaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını vedayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalardabulunarak hukuki iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer. Zikredilen kurallaragöre başvurucunun kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmali nedeniyle ihlaledildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük ile dayanılan Anayasa hükümlerini,ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülenişlem veya kararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır.Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylemya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireyselbaşvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve bunailişkin gerekçeler ve deliller açıklanmalıdır (Veli Özdemir, B. No: 2013/276,9/1/2014,§§ 19, 20; Ünal Yiğit, B. No: 2013/1075, 30/6/2014, §§ 18, 19; SabahYıldızı Radyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret AnonimŞirketi, [GK], B. No: 2014/12727, 25/5/2017, § 19).
35. Yukarıda belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirdeAnayasa Mahkemesi, başvuruyu açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksun olmadığı konusunda AnayasaMahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafından ortaya konulan somut bilgi vebelgelerin niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuru hakkındakabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu ve eklerindeiddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamaları yapmasızorunludur (Veli Özdemir, § 23; Ünal Yiğit, § 22).
36. Anayasa Mahkemesine yapılan bireysel başvurularda, başvurucularınbaşvurularını titizlikle hazırlama ve takip etme yükümlülükleri vardır. AnayasaMahkemesi, başvurucunun soyut şekilde Anayasa hükümlerine atıfta bulunmasınıniddiaların ispatlandığı anlamına gelmeyeceğini birçok kez vurgulamıştır.Başvurucu; başvuru formunu özenle doldurmak, ihlal iddiasının dayanağı olan tümolayları göstermek, başvuruyu aydınlatacak ve hükmün esasını etkileyecekargümanları destekleyici tüm belgeleri başvuru dilekçesine eklemek ve bir bilgiveya belge elde edilememişse bunun da nedenlerini açıklamak zorundadır (şerefve itibarın korunması hakkının ihlal edildiği iddiasının kanıtlanamadığınailişkin bir karar için bkz. Ünal Yiğit,§§ 25, 26; ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasının kanıtlanamadığınailişkin bir karar için bkz. Sabah YıldızıRadyo ve Televizyon Yayın İletişim Reklam Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi, §§22-26).
b. İlkelerin OlayaUygulanması
37. Anayasa'nın 20. maddesiyle güvence altına alınan aile hayatı, hâlihazırda mevcut, gerçek,fiilen yakın ve kişisel bağların kurulmuş olduğu aile birliktelikleriniiçermektedir (Oksana Chicheishvili, B.No: 2014/19023, 20/12/2017, § 31).
38. Sınır dışı edilme kararı nedeniyle özel hayata ve ailehayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddialarını içeren başvuruların incelenmesindeçözümlenmesi gereken ilk husus sınır dışı işleminin tesis edildiği tarihteyabancı kişinin bulunduğu ülkede bir özel ve/veya aile hayatının mevcut olupolmadığının ortaya konulmasıdır (Peri Kırık,B. No:2015/19795, 9/1/2019, § 32).
39. Anayasa'da aile hayatı kapsamında korunan aile ilişkileritemel olarak anne, baba ile çocuk arasındaki ilişkilerdir. Anayasa’nın 20. ve41. maddeleri, anne-baba ve çocuk arasındaki bağın devamlılığını sağlamak üzeretedbirler alınmasını isteme hakkını ve kamusal makamların bu tür tedbirlerialma konusunda pozitif yükümlülüğünü içermektedir (Serpil Toros, B. No: 2013/6382, 9/3/2016, § 67; Selim Adıyaman, B. No: 2013/8846,9/3/2016, § 45). Bu doğrultuda sınır dışı etme ve ülkeye kabul ile ilgilibaşvurularda aile kavramının çekirdek aile olarak yani çiftler arasındakiilişkiler ile ebeveyn ve küçük çocuklar arasındaki ilişkileri kapsayacakşekilde ele alınması gerekmektedir. Yetişkin çocukların ise aileye bağımlı vemuhtaç olduklarının ispat edilebildiği ölçüde aile kavramına dâhiledilebilmeleri mümkündür.
40. Somut olayda başvurucu; iki kızıyla birlikte yaşadığını,sınır dışı edilerek Türkmenistan'a gönderilmesi hâlinde çocuklarıyla bağınınkopacağını, aile bütünlüğünün bozulacağını ileri sürmüş ise de başvurucunun2/4/1991 ve 3/1/1990 doğum tarihli olan kızlarının başvuru tarihi (21/3/2017)itibarıyla 26 ve 27 yaşlarında yetişkin kişiler oldukları anlaşılmaktadır.Başvurucu, başvuru formunda ev hanımı olduğunu belirtmiş olup herhangi bir işteçalıştığını bildirmediği gibi kızlarının eğitim ve bakım masraflarınıüstlendiği yahut kızlarının kendisinin bakım ve yardımına muhtaç olduğukonusunda hiçbir iddiada bulunmamış, herhangi bir somut bilgi vermemiştir. Budurumda başvurucunun yetişkin çocukları ile duygusal bağları bulunduğu kuşkusuzise de yetişkin çocukların aileye bağımlı ve muhtaç olduğunun ispatlanamadığıhâllerde sadece aile olmaktan kaynaklı olağan duygusal bağların Anayasa’nın 20.ve 41. maddeleri öngörülen güvencelerin harekete geçmesi bakımından yeterli olmadığısonucuna varılmıştır. Bunun yanı sıra başvurucu, özel hayata saygı hakkıçerçevesinde korunması gerekli bir durumu olduğunu da iddia etmemiştir.Başvurucu, Türkiye'de uzun yıllardır yasal olarak bulunduğunu ortaya koyamadığıgibi Türkiye'de özel hayata saygı hakkı kapsamında korunması gereken kişisel,sosyal ve ekonomik güçlü bağlar kurduğunu da kanıtlamamıştır.
41. Bu bağlamda somut olayda başvurucu, ihlal iddiasına ilişkindelillerini sunma ve temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkinaçıklamalarda bulunma yönündeki yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.Başvurucunun iddialarına delil olarak ileri sürdüğü hususların iddianındoğruluğunu destekleyecek ve ortaya koyacak nitelik ve yeterlilikte olmadığıgözönüne alındığında söz konusu iddiaların temellendirilmemiş şikâyetkapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucunun İddiaları
43. Başvurucu; güncel laboratuvar sonuçlarına göre TPHA (+)bulgusunun yeni gelişmiş sifilisideğil eskiden geçirilmiş sifilisigösterdiğini, aktif bulaşıcı hastalığı olmadığını iddia etmiştir. Başvurucu;İstanbul 1. İdare Mahkemesi kararının önceki kararıyla ve AİHM kararlarıylaçeliştiğini belirtmiştir. İstanbul 1. İdare Mahkemesinin hepatit B hastalığıolan bir kişi hakkında verdiği emsal kararı belirterek bu hastalığın kamusağlığı için tehdit oluşturmayacağı sonucuna varıldığını, AİHM'in Kiyutin/Rusya kararının da bu doğrultudaolduğunu ifade etmiştir. Başvurucu aktif bulaşıcı hastalığı olduğu kabul edilsebile hastalığı nedeniyle sınır dışı edilmesine karar verilmesinin ayrımcılıkoluşturduğunu ifade etmiştir.
2. Değerlendirme
44. Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi veSözleşme'nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğineyönelik iddiaların soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlakaAnayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerlebağlantılı olarak ele alınması gerekir (OnurhanSolmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33).
45. Ayrımcılık iddiasının incelenebilmesi için başvurucununkendisiyle benzer durumdaki kişilere yönelik farklı uygulamaların meşru birtemeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedenedayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir (Adnan Oktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 50).
46. Somut olayda başvurucu, kendisiyle aynı durumda olanlardanfarklı bir uygulamaya maruz kaldığına ilişkin bir açıklama yapmadığı gibiiddialarını olasılıklara dayandırarak hangi nedenle ayrımcılık yapıldığınailişkin somut bir bilgi sunmamıştır. Dolayısıyla başvurucu tarafından ilerisürülen iddiaların temellendirilemediği sonucuna ulaşılmıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Kötü Muamele ve İşkence Yasağının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu, başvuru formunda bu başlıkla ilgili olarak sadecekendisinin durumuna benzer vakalarda Türkmenistan'da işkenceler yapıldığıyönünde raporlar olduğunu ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
49. Sınır dışı etme işlemi sonucunda yabancının gönderileceğiülkede kötü muamele yasağının ihlal edileceğinin iddia edilmesi hâlinde idarive yargısal makamlar tarafından söz konusu ülkede gerçek bir ihlal riskininbulunup bulunmadığı ayrıntılı şekilde araştırılmalıdır. Anılan usulgüvencelerinin bir gereği olarak idari makamlar tarafından alınan sınır dışıkararlarının bağımsız bir yargı organı tarafından denetlenmesi, bu denetimsüresince sınır dışı kararlarının icra edilmemesi ve yargılama sürecinetarafların etkili katılımının sağlanması gerekir (A.A. ve A.A. [GK], B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 62).
50. Kötü muameleye karşı koruma yükümlülüğü, her sınır dışı işlemindeyukarıda belirtilen şekilde bir araştırma yapılmasını gerektirmez. Buyükümlülüğün ortaya çıkabilmesi için öncelikli olarak başvurucu tarafından savunulabilir(araştırılabilir/tartışılabilir/ araştırmaya değer/makul şüphe uyandıran) biriddia ortaya konmalıdır. Bu doğrultuda başvurucu; geri gönderileceği ülkede varolduğunu iddia ettiği kötü muamele riskinin ne olduğunu makul şekildeaçıklamalı, (varsa) bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeleri sunmalı, buiddialar belirli bir ciddilik seviyesinde olmalıdır. Ancak savunulabiliriddianın ortaya konması somut olayın özelliğine göre farklılıkgösterebileceğinden her olayda ayrıca değerlendirme yapılmalıdır (AA. ve A.A., § 63).
51. Somut olayda başvurucu soyut olarak Türkmenistan'daişkenceler yapıldığı yönünde raporlar olduğunu ileri sürmüşse de başvurucunungeri gönderileceği ülkede var olduğunu iddia ettiği riski makul şekildeaçıklayamadığı, bu iddiayı destekleyen bilgi ve belgeler sunmadığıgörülmektedir. Dolayısıyla sınır dışı kararının uygulanması hâlindebaşvurucunun ülkesinde kötü muameleye maruz kalacağına dair savunulabilir biriddiasının bulunmadığı anlaşılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
53. Başvurucu 19/7/2016-22/8/2016 tarihleri arasında idarigözetimde tutulmak suretiyle hürriyetinin kısıtlandığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
54. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesi idari işlem veya eylem türleri yönünden herhangi birayrım yapılmaksızın idari fonksiyona giren her türlü işlem veya eylem sebebiyleoluşan zararın tazmininin idari yargıda açılacak tam yargı davasıylaistenebilmesi için yeterli bir yasal zemin oluşturmaktadır (B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, § 54).
55. Herhangi bir idari gözetim kararı olmaksızın özgürlüğündenyoksun bırakılanlar bakımından idari gözetim altına alınmış olmaktan doğanzararlar için doğrudan idari yargı mercilerinde tam yargı davası açılabileceğikonusunda tereddüt bulunmamaktadır (B.T., §74).
56. Hakkında idari gözetim kararı alınanlar için de sulh cezahâkiminin idari gözetim kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle itirazıkabul etmesi hâlinde tam yargı davası açılmasını engelleyici bir düzenlemebulunmadığından bu yol tüketilmeden Anayasa Mahkemesine bireysel başvurudabulunulamaz (B.T., § 73). Aynıdeğerlendirme idari gözetimin idarece sonlandırılması durumunda da geçerlidir (A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, §37).
57. Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde idari gözetimi sonaerdirilen başvurucunun uğradığını öne sürdüğü maddi ve manevi zararınınkarşılanması bakımından başarı şansı sunma, yeterli giderim sağlamakapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılan başvurununincelenmesinin bireysel başvurunun ikincilniteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır (Daygınat Magomedzhamılova ve diğerleri, B.No: 2015/516, 20/3/2019, § 30).
58. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
59. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle eldekibaşvuru yönünden bu kararın ardından açılması muhtemel idari davanın süresineilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.
60. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacakdavaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresindeaçılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öteyandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de yayımlandığı16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden doğrudan AnayasaMahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez bulunmasını müteakiben açılacak davalarda dava açma süresininderece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim haklarının ihlaline nedenolmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de işaret edilmelidir (B.T., § 59).
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.1. Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Kötü muamele ve işkence yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
C. Kararın bir örneğinin İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi GenelMüdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE 21/7/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.