TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İSMAİL ASLAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/7197)
Karar Tarihi: 8/9/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucular
:
İsmail ASLAN
Yılmaz KARLIDAĞ
Muhammet Azat ERSOY
Vekilleri
:
Av. Salih EKİZLER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; başvurucuların, üyesi oldukları sendikanınaldığı karar doğrultusunda bir gün işe gelmemeleri nedeniyle verilen kınamacezasının, toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 17/9/2013 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvuruda, Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 25/7/2014 tarihinde,kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Başvurucu Yılmaz Karlıdağ tarafından yapılan 2013/7198numaralı bireysel başvuru dosyası ve başvurucu Muhammet Azat Ersoy tarafındanyapılan 2014/40 numaralı bireysel başvuru dosyası ile başvurucu İsmail Aslantarafından yapılan 2013/7197 numaralı bireysel başvuru dosyası, konu bakımındanaralarındaki hukuki irtibat nedeniyle birleştirilmiş, incelemeye 2013/7197numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden devam edilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından 24/10/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Adalet Bakanlığına (Bakanlık), başvuru konusu olay veolgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin bir örneği görüş için gönderilmiştir.Bakanlığın 12/11/2014 tarihli görüş yazısı başvuruculara tebliğ edilmiş;başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamışlardır.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılamadosyası içeriğinden tespit edilen olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucular, Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası(Sendika) üyesidirler ve Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları (TCDD) GenelMüdürlüğüne bağlı 6. Bölge Müdürlüğü Urfa İli Akçakale İstasyon Şefliğinde, 399sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye (KHK) tabi tren teşkil memuru olarakçalışmaktadırlar. Tren teşkil memurları, istasyonlardaki manevra işlemleriniyapmak, istasyonlara gelen trenlere sinyal vererek trenlerin yola alınmasınısağlamak, işle ilgili emniyet tedbirleri almak, tren dizisi teşkil etmek vetrenin istasyona giriş ve çıkışını sağlamakla görevlidirler.
9. Sendikanın bağlı olduğu Kamu Emekçileri SendikalarıKonfederasyonunun (KESK veya Sendika) çağrısı üzerine, 25/11/2009 tarihinde işbırakma eylemi yapılmış ve iş bırakma eylemine katılan TCDD çalışanı on altısendika üyesi, görevlerinden uzaklaştırılmışlardır.
10. Başvurucuların da kayıtlı olduğu Sendikanın yöneticileri,Sendika üyelerinin tekrar işe başlatılmaları için bir dizi girişimde bulunmuşancak sonuç alamamıştır. Bunun üzerine Sendika yönetimi, 12/12/2009 tarihinde görevlerindenuzaklaştırılan kişilerle dayanışma sağlamak, bu kişilerin tekrar işebaşlatılmalarını temin etmek ve idareyi uyarmak amacıyla ülke genelinde birgünlük iş bırakma eylemi yapılmasına karar vermiştir. Söz konusu eylem16/12/2009 tarihinde yapılmış ve başvurucular, bu tarihte iş bırakma eyleminekatılmışlardır.
11. Başvurucular eylem tarihinde işe gelmemişler ve işegelmediklerinden bahisle haklarında disiplin soruşturması açılmıştır.
12. TCDD Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu, iş bırakmaeyleminin, TCDD Personel Yönetmeliğinin 26. maddesinde yer alan “kuruluş personelinin hizmetlerini aksatacak şekildememurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veya görevlerine gelip dekuruluş hizmetlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylemve hareketlerde bulunmalarının yasak olduğu” hükmüne aykırı olduğugerekçesiyle anılan eyleme katılmaları nedeniyle başvurucuların kınamacezasıyla cezalandırılmalarına karar vermiştir.
13. Başvurucuların, söz konusu disiplin cezalarının iptaliistemiyle açtıkları davalar, Şanlıurfa İdare Mahkemesinin 2012 yılında verdiğikararlar ile reddedilmiştir. Başvurucular hakkında verilen mahkeme kararlarınıngerekçeleri aynı olup ilgili kısımları şöyledir:
“Davadosyasının incelenmesinden, 25.11.2009 tarihinde yapılan bir günlük iş bırakmaeyleminden ötürü görevden uzaklaştırılan 16 personelin görevlerine iadeedilmeleri için TCDD Genel Müdürlüğü'ne bağlı 6.Bölge Müdürlüğü Akçakaleİstasyon Şefliğinde tren teşkil memuru olarak görev yapan davacının, üyesiolduğu Sendikanın aldığı karar doğrultusunda 16.12.2009 tarihinde 1 günlük işbırakma eylemine katıldığı, TCDD Teftiş Kurulu Müfettişliğince söz konusueyleme katıldığı tespit edilen personel hakkında başlatılan disiplinsoruşturması sonucu düzenlenen 10.02.2010 tarihli ve 2010/241-1 sayılısoruşturma raporunda, söz konusu eyleme, 6.Bölge Müdürlüğü Merkezi ile Yol,Hareket ve Tesisler Müdürlüğü işyerlerinde toplam 253 personelin katıldığı, bupersonelden büro hizmetlerinde çalışanların bazılarının izinsiz ve mazeretsizolarak mesaiye gelmediği, mesaiye gelenlerin de görev yapmadıkları, trenlerdegörevlendirilen personelin 15.12.2009 tarihinde saat 24:00'a kadar görevyaparak bu saatten sonra görevli olduğu treni, merkezi gar ve istasyonlardabırakarak trafiğini devam ettirmedikleri, bazı personelin görevlendirildiğitrene gelmediği, gelenlerin de trenlerde görev almadıkları, görevi kabuletmedikleri, istasyon, gar ve depo manevraları ile nezaret görevleri veistasyon, gar ve depo nöbetine tefrik edilen personelden de 15.12.2009tarihinde nöbet görevine gelenlerin saat 24:00'a kadar çalıştıkları, bu saattensonra çalışmadıkları, görevi bıraktıkları, bazı personelin 16.12.2009 tarihindegörevine ve nöbetine gelmediği, bazılarının da görevine ve nöbetine gelmeklebirlikte çalışmadığı, bu personelin işyeri amirlerinin tüm ısrarlarına rağmen,sendikalarının aldığı karar gereğince eylemde olduklarını beyan ederek görevikabul etmediklerinin tespit edildiği, iş bırakma eylemine katılan personelin ifadelerinde,16 sendika üyesinin işine iade edilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 2., 51. ve 90.maddeleri, 87 ve 151 sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin 11.maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları gerekçegösterilerek değinilen iş bırakma eylemine katıldıklarını beyan etmiş olsalarda, eyleme katılan personelin, büro hizmetlerinde çalışanların izinsiz vemazeretsiz olarak işe gelmemeleri sonucu büro hizmetlerinin aksamasına nedenoldukları, istasyon, gar, atölye ve depo nöbetine gelmeyen veya gelip de15.12.2009 tarihinde saat 24:00'dan itibaren görev yapmayan personelin, kuruluşfaaliyetlerinin yürütülmesini engelledikleri, görevli oldukları treni, merkezigar ve istasyonlarda bıraktıkları ve bu yolla trendeki yolcuların mağduriyetinesebep oldukları, kuruluş hizmetlerinin durmasına, aksamasına, ayrıca yazılı vegörsel basında itibarının zedelenmesine neden oldukları, bu şekilde TCDDPersonel Yönetmeliği'nin 26.maddesine aykırı davrandıkları, eylem nedeniyle yükve yolcu taşıma faaliyetlerinin aksadığı, 11 yolcu treninin merkezi gar veistasyonlarda bırakılarak devamının temin edilmediği, trendeki yolcularınmağdur edildiği, 56 yolcu treni seferinin de personel temin edilememesisebebiyle iptal edildiği, gar ve istasyonlarda bırakılan trenlerdeki yolcularınotobüslerle varış yerlerine ulaştırılmaları için anlaşma yapılan otobüsfirmalarına yolcu taşıma ücreti ödendiği, yine eylem nedeniyle 15.12.2009tarihinde saat 24:00'dan sonra trafikte bulunan 17 adet yük treninin muhtelif garve istasyonlarda bırakıldığı, 16.12.2009 tarihinde trafiği planlanan toplam 35yük treninin de seferlerinin iptal edildiği belirtildikten sonra 16.12.2009tarihinde iş bırakma eylemine katıldığı belirlenen davacının, Yönetmeliğin 100.maddesinin 5. fıkrası uyarınca aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasının,ancak disiplin cezasının tayininde hizmet süresi ve olumlu sicilinin dikkatealınmasının uygun olacağı kanaatine varıldığı, TCDD Yüksek Disiplin Kuruluncadavacı hakkında söz konusu soruşturma raporu ile disiplin yönünden getirilenteklifin uygun görülerek 14.10.2011 tarihli ve 11/51 sayılı kararla, davacınıntoplu eylem ve hareketlerde bulunma yasağını ihlal ettiğinden bahisle TCDDPersonel Yönetmeliği'nin 100. maddesinin 5. fıkrası gereğince ve aynıYönetmeliğin 105. maddesi uyarınca bir alt cezanın tatbiki suretiyle kınamacezası ile cezalandırıldığı, bu kararın 05.03.2012 tarihinde davacıya tebliğiüzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta,davacının kendi beyanı ile hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucudüzenlenen soruşturma raporu ve ekinde yer alan bilgi ve belgelerden, üyesiolduğu Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası ile bu Sendikanın bağlıbulunduğu Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun almış olduğu karargereğince 16.12.2009 tarihinde bir günlük iş bırakma eylemine katıldığı sabitolup, yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ile olayın meydana geliş şeklidikkate alındığında söz konusu eylemin sendikal faaliyet olarak nitelendirilmesineimkân bulunmadığı açıktır.
Nitekim,davacının TCDD Personel Yönetmeliği'nin 100. maddesinin 1.fıkrasında belirtilenözürsüz olarak 1 veya 2 gün göreve gelmemek fiilinden ötürü değil, aynımaddenin 5. fıkrasında düzenlenen; kanun, tüzük, yönetmelik, karar, talimat veemirlerde yazılı olan görevleri haklı veya zorlayıcı bir sebep olmaksızınyerine getirmemek veya eksik olarak yerine getirmek veya mevzuatınuygulanmasını zorunlu kıldığı hususları yapmamak veya yasakladığı işleriyapmak, fiilini işlediğinden bahisle disiplin cezası ile tecziye edildiği, sözkonusu eylemin ise, gerek 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 19. maddesi,gerekse TCDD Personel Yönetmeliğinin 26. maddelerinde belirtilen"yasaklanan işler" kapsamında olduğu, davacının sözü edilen mevzuathükümlerine aykırı şekilde hareket ederek demiryolu ulaşım hizmetlerininaksamasına ve kişilerin seyahat özgürlüğünün önemli ölçüde engellenmesinesebebiyet verdiği açıktır.
Budurumda, TCDD Genel Müdürlüğü'ne bağlı 6.Bölge Müdürlüğü Akçakale İstasyonŞefliğinde tren teşkil memuru olarak görev yapan davacının, 16.12.2009tarihinde bir günlük iş bırakma eylemine katılmakla mevzuat hükümlerine aykırışekilde hareket ederek demiryolu ulaşım hizmetlerinin aksamasına ve kişilerinseyahat özgürlüğünün önemli ölçüde engellenmesine sebebiyet verdiğianlaşıldığından, eylemine uyan disiplin cezasının bir alt cezası olan kınamacezası ile cezalandırılması yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılıkbulunmadığı sonucuna varılmaktadır.”
14. Başvurucuların itirazları üzerine, Gaziantep Bölge İdareMahkemesi 2013 yılında verdiği kararlar ile ilk derece mahkemesi kararlarınıonamıştır.
15. Başvurucuların karar düzeltme talepleri, Gaziantep Bölgeİdare Mahkemesinin 2013 yılında verdiği kararlarla reddedilmiştir.
16. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesinin nihai kararları,başvurucular İsmail Aslan ve Yılmaz Karlıdağ’a 20/8/2013 tarihinde, MuhammetAzat Ersoy’a 10/12/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
17. Başvurucular İsmail Aslan ve Yılmaz Karlıdağ, 17/9/2013tarihinde; başvurucu Muhammet Azat Ersoy 24/12/2013 tarihinde AnayasaMahkemesine (Mahkeme) bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
18. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu’nun 26. maddesi şöyledir:
“Devlet memurlarının kamu hizmetleriniaksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarak birlikte çekilmeleri veyagörevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de Devlet hizmetlerinin ve işlerininyavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerdebulunmaları yasaktır.”
19. 657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“Devlet memurlarına verilecek disiplincezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:
…
B - Kınama: Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazıile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil ve hallerşunlardır:
…
C - Aylıktan kesme: Memurun, brüt aylığından 1/30 - 1/8 arasında kesintiyapılmasıdır.
Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil vehaller şunlardır:
…
b) Özürsüz olarak bir veya iki gün görevegelmemek,
…”
20. 657 sayılı Kanun’un 135. maddesi şöyledir:
“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademeilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itirazedilebilir.
İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliğitarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplincezaları kesinleşir.
İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile kararve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarınıvermek zorundadır.
İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirlerikararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamenkaldırabilirler.
Disiplin cezalarına karşı idari yargı yolunabaşvurulabilir.”
21. 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kamu İktisadiTeşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun HükmündeKararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun HükmündeKararname’nin 19. maddesi şöyledir:
“Sözleşmeli personelin, teşebbüs veya bağlıortaklığın hizmetlerini aksatacak şekilde kasıtlı olarak birlikte çekilmeleriveya görevlerine gelmemeleri veya göreve gelip de hizmetlerin yavaşlatılmasıveya aksatılması sonucunu doğuracak eylem ve hareketlerde bulunmaları, topluolarak söz veya yazı ile müracaat ve şikâyetleri yasaktır.”
22. 9/2/1993 tarihli TCDD Personel Yönetmeliği’nin (Yönetmelik)26. maddesi şöyledir:
“Birden fazla personelin toplu olarak aynıkonuda söz ve yazı ile müracaatları ve şikâyetleri yasaktır. Kuruluşpersonelinin, hizmetlerini aksatacak şekilde memurluktan kasıtlı olarakbirlikte çekilmeleri veya görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip deKuruluş hizmetlerinin yavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylemve hareketlerde bulunmaları yasaktır.”
23. Yönetmelik’in 100. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Aşağıda yazılı fiil ve hallerde aylıktankesme cezası verilir.
…
5) Kanun, tüzük, yönetmelik, karar, talimat veemirlerde yazılı olan görevleri haklı veya zorlayıcı bir sebep olmaksızınyerine getirmemek veya eksik olarak yerine getirmek veya mevzuatınuygulanmasını zorunlu kıldığı hususları yapmamak veya yasakladığı işleriyapmak, Bu yüzden Kuruluş zararı meydana gelmişse birüst derece ceza verilir.”
24. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 22/5/2013 tarihlive E.2009/63, K.2013/1998 sayılı ilamının ilgili kısmı şöyledir:
“…
Uyuşmazlıkta, davacının, üyesi bulunduğusendikanın yetkili kurullarınca alınan karara uyarak 11/12/2003 tarihinde 1 güngöreve gelmeme eyleminin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125/C-b maddesikapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespiti önem taşımaktadır.
2709sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrasında;“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalarkanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile AnayasaMahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 07/05/2004 - 5170S.K./7.mad) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkinmilletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konudafarklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmü yer almıştır.
Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü”nündüzenlendiği 11. maddesinde; herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak,dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalarkurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahip olduğu, bu haklarınkullanılmasının, demokratik toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak,ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suçişlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlandırılabileceği,bu maddenin, bu hakların kullanılmasında silahlı kuvvetler, kolluk mensuplarıveya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalarkonmasına engel olmadığı kuralına yer verilmiştir.
Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi 15/09/2009 tarihli, Kaya ve Seyhan - Türkiye kararında(application no. 30946/04);Eğitim-Sen üyesi öğretmenlere, 11/12/2003 tarihinde KESK’inçağrısına uyarak, parlamentoda tartışılmakta olan kamu yönetimi kanuntasarısını protesto etmek üzere düzenlenen bir günlük ulusal eyleme katılmalarınedeniyle 11/12/2003 tarihinde göreve gelmedikleri için uyarma cezasıverilmesinin, her ne kadar bu ceza çok küçük olsa da, sendika üyelerininçıkarlarını korumak için meşru grev ya da eylem günlerine katılmaktanvazgeçirecek bir nitelik taşıdığı, öğretmenlere verilen disiplin cezasının“acil bir sosyal ihtiyaca” tekâbül etmediği ve bunedenle “demokratik bir toplumda gerekli” olmadığı sonucuna varmış, bununsonucu olarak, bu davada, başvuranların AİHS’in 11.maddesi anlamında gösteri yapma özgürlüğünü etkili bir şekilde kullanmahaklarının orantısız olarak çiğnendiği gerekçesiyle Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin 11. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.
Budurumda, davacının, sendikal faaliyet gereği, 11/12/2003 tarihinde görevegelmeme eyleminin özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek fiilikapsamında değerlendirilemeyeceği ve sendikal faaliyet kapsamında bir güngöreve gelmemek fiilinin mazeret olarak kabulü gerektiğinden, disiplin suçuteşkil etmeyen eylem nedeniyle davacıya 657 sayılı Kanun’un 125/C-b maddesiuyarınca aylıktan kesme cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukukauyarlık bulunmamıştır.
…”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
25. Mahkemenin 8/9/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucuların 17/9/2013 tarihli ve 2013/7197 numaralı bireysel başvurularıincelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucuların İddiaları
26. Başvurucular, üyesi oldukları Sendikanın tüm ülke çapındayaptığı göreve gelmeme çağrısına katıldıklarını ancak TCDD PersonelYönetmeliği’nin 26. maddesine aykırı olarak göreve gelmedikleri gerekçesiylehaklarında kınama cezası verilmesinin; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin(Sözleşme) 11. maddesine, Danıştayın ve Avrupa İnsanHakları Mahkemesinin (AİHM) yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu iddiaetmişlerdir. Başvurucular, sendikal faaliyetleri nedeniyle cezalandırılmalarınıntoplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ilişkin anayasal haklarını ihlal ettiğiniileri sürmüşler ve haklarında verilen disiplin cezalarının iptali talebindebulunmuşlardır.
27. Başvurucular, iç hukuk ve uluslararası hukukta tanınanhaklara dayanarak demokratik tepkilerini göstermek amacıyla söz konusuetkinliğe katıldıklarını, kamu görevlilerinin toplu eylem hakkının Sözleşme,Anayasa ve mahkeme kararları ile kesin biçimde tanındığını belirtmişlerdir.Başvurucular ayrıca, Anayasa’nın 2. maddesinde devletin sosyal bir hukukdevleti olduğunun, 90. maddesinde de usulüne uygun yürürlüğe konulmuşuluslararası antlaşmaların kanun hükmünde olduğunun vurgulandığına işaretetmişlerdir.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
28. Başvurucular, Sözleşme’nin11. maddesi ile Anayasa’nın 90. maddesi ve toplantı ve örgütlenmeözgürlüğüne ilişkin anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
29. Bakanlıkgörüşünde, başvurucuların dile getirdiği şikâyetlerin Anayasa’nın 51. maddesiile Sözleşme’nin 11. maddesinde tanımlanan, toplantı ve örgütlenme özgürlüğüneilişkin olduğu belirtilmiştir.
30. Başvurucuların şikâyet ettiği koşullar ve şikâyetlerinidile getirme biçimleri dikkate alınarak şikâyetlerin, Anayasa’nın 51. maddesibağlamında incelenmesi gerekmektedir.
31. Başvurucuların, sendikal faaliyete katıldıklarıgerekçesiyle cezalandırılmaları nedeniyle anayasal haklarının ihlal edildiğineilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığı için başvurunun kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
32. Başvurucular; AİHM’in, Danıştayın ve derece mahkemelerinin, benzer davalardakisendika kararı ile yapılan iş bırakma eyleminin sendikal faaliyet olarak kabuledilmesi gerektiği yönündeki içtihatlarını hatırlatmışlardır. Başvurucular, sözkonusu mahkeme içtihatları karşısında sendikal faaliyet çerçevesinde iş bırakmaeylemine disiplin cezası uygulanmasının örgütlenme özgürlüğüne aykırı olduğunubelirtmişlerdir.
33. Bakanlık görüşünde, AİHM’iniçtihatları hatırlatılarak başvuruya konu sendika hakkına yönelik müdahaleninvarlığı hâlinde bu müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli olupolmadığı ve “sınırlama amacı ile aracıarasında makul bir dengenin bulunup bulunmadığı” yönünde birdeğerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.
34. Başvurudakine benzer olaylarda uygulanacak ilkeler,Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında ortaya konulmuş (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/214)ve söz konusu ilkeler daha sonra istikrarlı olarak devam ettirilmiştir (Hasan Çakar, B. No: 2013/8758, 6/1/2015; Elif Kızıl, B. No: 2013/8812, 6/1/2015; Semihat Karakaya, B. No: 2014/941, 6/1/2015; Dilek Kaya Çakır, B. No: 2014/1949,6/1/2015).
35. Anayasa Mahkemesinin görevi, iç hukuktaki bir kural veyaönlemin kamu gücünü kullanan organlarca yorumlanışını, Anayasa’nın amacı vekonusu ile bağdaşır olup olmadığı yönünden ele almaktır. Bu sebeple de AnayasaMahkemesi, mahkemelerin veya kamu gücünü kullanan diğer organların kurallarailişkin yorumunu dikkate almakla birlikte anayasal hakların etkili ve gerçekbir korunmasının sağlanmasını amaçlamakta ve kendisine gelen şikâyetleriincelerken başvuruya özgü koşulları göz önünde bulundurmaktadır (Yücel Yaşar, B. No: 2013/7199, 25/3/2015,§ 33).
36. Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerinikorumak için kendilerini temsil eden kolektif bir oluşum meydana getirerek biraraya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir. “Örgütlenme”kavramının, Anayasa çerçevesinde özerk bir anlamı vardır ve bireylerin devamlıolarak ve eş güdüm içerisinde yürüttükleri faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenmeolarak tanınmaması Anayasa hükümleri kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunluolarak gündeme gelmeyeceği anlamına gelmez (TayfunCengiz, § 30).
37. Demokrasilerde, vatandaşların bir araya gelerek ortakamaçları izleyebileceği örgütlerin varlığı, sağlıklı bir toplumun önemli birbileşenidir. Demokrasilerde bu tür “örgüt”ler, devlet tarafından saygıgösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir. İstihdam alanındakendi üyelerinin menfaatlerinin korunmasını amaçlayan örgütler olan sendikalar,bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif oluşumlar meydanagetirerek bir araya gelebilme özgürlüğü olan örgütlenme özgürlüğünün önemli birparçasıdır (Tayfun Cengiz, § 31).
38. Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal,kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendikahakkı da çalışanların, bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir arayagelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsızbir hak değil, örgütlenme özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarakgörülmektedir (Belçika Ulusal PolisSendikası/Belçika, B.No: 4464/70, 27/10/1975 § 38).
39. Sendika hakkı ve sendikal faaliyetler Anayasa’nın “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler”bölümünde, 51 ila 54. maddelerinde düzenlenmiştir. Sendika kurma veyasendikalara üye olma özgürlüğü hakkı ise Anayasa’nın 51. maddesinde yeralmaktadır.
40. Anayasa’nın 51. maddesi şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmekiçin önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlaraserbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir. Hiç kimsebir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.
Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ilebaşkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunlasınırlanabilir.
Sendika kurma hakkının kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.
…
İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bualandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğineuygun olarak kanunla düzenlenir.
Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasiesaslarına aykırı olamaz.”
41. Anayasa’nın 51 ila 54. maddelerinde düzenlenen sendikalhak ve özgürlükler, benzer güvenceler getiren başta Örgütlenme ÖzgürlüğüSözleşmesi ile Örgütlenme ve Toplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgiliUluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı iletamamlanmaktadır. Anayasa’nın 51 ila 54. maddelerinde düzenlenen sendikal hakve özgürlüklerin kapsamı yorumlanırken bu belgelerde yer alan ve ilgiliorganlar tarafından yorumlanan güvencelerin de göz önünde bulundurulmasıgerekir.
42. Anayasa’nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem depozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde,bireylerin ve sendikanın örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yöneliknegatif yükümlülüğü, 51. maddenin iki ila altıncı fıkralarında yer alangerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Öte yandan herne kadar sendika hakkının asıl amacı; “bireyi,korunan hakkın kullanılmasında kamu makamlarının keyfî müdahalelerine karşıkorumak ise de bundan başka, korunan haklardan etkili bir şekilde yararlanmayıgüvence altına almaya yönelik pozitif yükümlülükler de olabilir.” (Wilson, Ulusal Gazeteciler Sendikası vediğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve 30678/96, 2/10/2002, § 41)
43. Aslında devletin pozitif ve negatif yükümlülükleriarasında kesin ayrımlar yapmak her zaman olanaklı değildir. Buna karşındevletin bu her iki yükümlülüğüne ilişkin olarak uygulanacak ölçütlerde de birdeğişiklik olmamaktadır. Devletin ister pozitif ister negatif yükümlülüğü sözkonusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışan menfaatleri arasındaadil bir denge kurulması gerekmektedir (Sorensen ve Rasmussen/Danimarka, B. No: 52562/99 ve 52620/99, 11/1/2006 § 58). Anayasa Mahkemesi, bu adildengenin kurulup kurulmadığına karar verirken kamu gücünü kullanan organlarınbu alanda belirli bir takdir yetkisine sahip olduğunu göz önündebulunduracaktır.
44. Sınırlanabilir bir hak olan sendika hakkı, Anayasa’da yeralan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 51. maddesininikinci ve izleyen fıkralarında sendika hakkına yönelik sınırlama sebeplerineyer verilmiştir. Ancak bu özgürlüklere yönelik sınırlamaların da bir sınırınınolması gerektiği açıktır. Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasındaAnayasa’nın 13. maddesindeki ölçütler göz önüne alınmak zorundadır. Bu sebeplesendika hakkına getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa’nın 13.maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve Anayasa’nın 51. maddesi kapsamındayapılması gerekmektedir (Tayfun Cengiz, §38).
45. Yukarıda anlatılan ilkeler ışığında, başvuru konusuolayda sendika hakkının ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesindeöncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığı, daha sonra da müdahalenin ihlaloluşturup oluşturmadığı değerlendirilecektir.
a. Müdahalenin Mevcudiyeti
46. Başvurucuların, sendikal faaliyet kapsamında ülke çapındayapılan bir eyleme katılmaları nedeniyle cezalandırılmaları ile başvurucularınsendika haklarına yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
47. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin Anayasa’ya uygunolabilmesi için 51. maddenin iki ila altıncı fıkralarında belirtilen haklısebeplerden bir veya daha fazlasına dayanması ve Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olması gerekir. Bu nedenle müdahalenin, Anayasa’nın13. maddesinde öngörülen; öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesindebelirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
48. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 657 sayılı Kanun’un26. maddesi ile 125. maddesinin, 399 sayılı KHK’nın 19. maddesi ile birlikteele alınmak şartıyla Yönetmelik’in 26. maddesi ve 100. maddesinin “kanunilik” ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
ii. Meşru Amaç
49. Sendika hakkına yapılan bir müdahalenin meşru olabilmesiiçin bu müdahalenin Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenmillî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genelahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle yapılmışolması gerekir.
50. Başvurucular hakkında, Yönetmelik’in 26. maddesine aykırıolarak göreve gelmedikleri gerekçesiyle verilen disiplin cezalarının,Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan “kamu düzeni”ninsağlanması meşru amacını taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olmave Ölçülülük
51. Sendika hakkı mutlak olmadığından bazı sınırlandırmalaratabi tutulabilir. Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sendika hakkınailişkin olarak sayılan sınırlandırmalar (bkz. § 49), Anayasa’nın 13. maddesiningüvencesinde olan hakkın özüne dokunmamalı, demokratik toplum düzeniningereklerine uygun ve ölçülü olmalıdır.
52. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüdesağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup tümüyle kullanılamaz hâle getirensınırlamalara yer verilemez. Anayasa’nın, temel hak ve hürriyetlerinsınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve özgürlüklerin,özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’da öngörülen sebeplerle ve ancakkanunla sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan dokunulamayacak öz,her temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir. Bununla birliktekanunla getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının kabulü için temelhakların kullanılmasını ciddi surette güçleştirip amacına ulaşmasına engelolmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması gerekir.
53. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızınyapılan sınırlamalar yönünden ise bu sınırlamaların, demokratik toplumdüzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir.Bir başka deyişle, öze dokunan sınırlamalar, “demokratiktoplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük”ilkelerine evleviyetle aykırı olacağından, anayasa koyucu, temel hakve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalar yönünden “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve“ölçülülük” ilkeleri bakımındanayrıca inceleme yapılmasına gerek görmemiştir.
54. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönündengözetilmesi öngörülen “demokratik toplum düzeniningerekleri” kavramı, öncelikle sendika hakkı üzerindekisınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir niteliğinde olmalarınıgerektirmektedir. 1982 Anayasası’nda belirtilen “demokratik toplumun gerekleri” kavramı, çağdaş ve özgürlükçübir anlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratiktoplum” ölçütü, Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin bu ölçütünkullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleri arasındaki paralelliği açıkçayansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü veaçık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları içinbkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,7/12/1976, § 49; Başkaya veOkçuoğlu/Türkiye, B. No: 23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61).
55. Genel olarak örgütlenme özgürlüğü ve özel olarak dasendika hakkı Anayasa’da benimsenen temel değerlerden biri olan siyasaldemokrasiyi somutlaştıran özgürlükler arasında yer alır ve demokratik toplumuntemel değerlerinden birini oluşturur. Demokrasinin esasını, meselelerin halkaaçık olarak tartışılması ve çözümlenmesi yeteneği oluşturur. Anayasa Mahkemesidaha önceki kararlarında demokrasinin temellerinin çoğulculuk, hoşgörü ve açıkfikirlilik olduğunu vurgulamıştır (EbruAslan, B. No: 2013/8464, 30/12/2014, § 51).
56. Buna göre sendika hakkını kullanan bireyler; çoğulculuk,hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerininkorumasından yararlanırlar. Başka bir deyişle şiddete teşvik etme veyademokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece, sendika hakkıçerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile getirilme biçimiyetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi ifade, örgütlenme vesendikal özgürlükleri ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler demokrasiye hizmetedemez hatta demokrasiyi tehlikeye düşürür. Hukukun üstünlüğüne dayanandemokratik bir toplumda, farklı düşüncelerin sendikal özgürlükler veya başkayollarla dile getirilmesine imkân tanınmalıdır (Tayfun Cengiz, § 52).
57. “Demokratik toplumdüzeninin gerekleri”ndenolma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsalihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göresınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya dabaşvurulabilecek en son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bu konudaki AİHM kararıiçin bkz. Handyside/Birleşik Krallık, § 48).
58. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamadadevreye girecek bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleri iki ayrı kriter olarak düzenlenmişolmakla birlikte bu iki kriter arasında sıkı bir ilişki vardır. Temel hak veözgürlüklere yönelik herhangi bir sınırlamanın, demokratik toplum düzeni içingerekli nitelikte, başka bir ifadeyle güdülen kamu yararı amacını gerçekleştirmeklebirlikte, temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlamaniteliğinde olup olmadığının incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81,K.T. 18/10/2007).
59. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (Bekir Coşkun, B. No: 2014/12151, 4/6/2015,§ 54).
60. Belirtilen nitelikleri gereği, Anayasanın 13. maddesindeyer alan ve aralarında sıkı bir ilişki bulunan “temel hak ve hürriyetlerin özü”, “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve “ölçülülük ilkesi” kavramları, bir bütününparçaları olup “demokratik bir hukuk devleti”ninözgürlükler rejiminde gözetilmesi gereken temel ölçütlerini oluşturmaktadır.
61. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye ilişkin derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin, sendika hakkını kısıtlama bakımından “demokratik toplum düzeninin gerekleri” ve“ölçülülük” ilkelerine uygunolduğunu inandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (Bekir Coşkun, § 56).
62. Dolayısıyla öncelikle başvurucuların sendikalfaaliyetleri çerçevesinde iş bırakmak şeklindeki eylemlerine verilen disiplincezaları ile sendika haklarına yapılan müdahalenin demokratik toplum düzenindegerekli bir müdahale olup olmadığı incelenmeli, müdahalenin gerekli olduğununtespiti hâlinde, müdahale edilen sendika hakları ile disiplin cezalarısonuncunda ulaşılmak istenen kamu yararı arasındaki dengenin ölçülü olupolmadığı değerlendirilmelidir.
63. Dava konusu disiplin cezalarının, olayların tamamıışığında incelenmesi gerekir. Olay tarihinde Birleşik Taşımacılık ÇalışanlarıSendikasının bağlı olduğu KESK’in kararı ile görevlerindenuzaklaştırılan on altı TCDD personelinin görevlerine iade edilmelerini sağlamakamacıyla tüm ülke çapında 16/12/2009 tarihinde bir günlük iş bırakma eylemiyapılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar adı geçen Sendika, söz konusueylemi “uyarı grevi” olarakisimlendirmişse de bu eylem, Anayasa’nın “Grevhakkı ve lokavt” kenar başlıklı 54. maddesinde yer alan ve toplu işsözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde işçilerin sahipolduğu grev hakkı ile bir ilgisi olmayan, sendika üyesi kamu görevlilerinintoplumsal meselelerde seslerini duyurmayı hedefleyen bir sendikal faaliyettir.
64. Pek çok iş koluna ilişkin olarak gerek idarenin olağanuygulamasında gerekse de idari yargının yerleşmiş içtihatlarında, başvurukonusu olayda olduğu gibi sendikal faaliyet çerçevesinde işe gelinmemesihâlinde kişinin mazeret iznini kullandığı kabul edilmekte ve disiplinsoruşturması açılmamaktadır. Ne var ki sendika üyelerinin sendikal faaliyetkapsamında iş bırakmaları hâlinde mazeret izinli sayılacakları yönündekiyerleşik hâle gelen idari yargı içtihatlarına rağmen idarenin ve yargının birbütün olarak yeknesak hareket etmesini sağlayacak mevzuat düzenlemeleribulunmamaktadır. Bu sebeple mevcut başvurudaki gibi durumlarda sendika hakkınıkullanan kişilerin, disiplin soruşturması tehdidi altında kaldıklarınıbelirtmek gerekir (Tayfun Cengiz,§ 59).
65. Başvuru konusu olayda, KESK tarafından 12/12/2009tarihinde bir günlük iş bırakma eylemi yapılması kararı alınmış, bu karar tümülkede duyurulmuştur. Eylem, 16/12/2009 tarihinde yapılmış ve alınan karargereği bir gün sürmüştür. Söz konusu eylemin yapılmasına yetkili mercilertarafından özel olarak itiraz edilmediği belirlenmiştir. Eylem tarihinden dörtgün önce eylem kararı duyurulmasına rağmen idare tarafından eylem günüoluşabilecek aksaklıkları gidermeye yönelik herhangi bir önlem alındığı tespitedilememiş ancak eylemin başlamasından sonra tren garlarında ve istasyonlardabekleyen yolcuların idare tarafından temin edilen otobüslerle varış yerlerineulaştırıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince bu hususlara ilişkin birdeğerlendirme yapılmamış, yalnızca iş bırakma eylemi nedeniyle mevzuathükümlerine aykırı hareket edilerek demiryolu ulaşım hizmetlerinin aksadığınave kişilerin seyahat özgürlüğünün engellendiğine yönelik sınırlı bir incelemeile karar verilmiştir.
66. Devlet memurlarının sendika hakkından bütünüyle mahrumbırakılamayacaklarını belirtmek gerekir. Bir sendikal eylemin tümüyleyasaklanması veya gerçekleştirilmesinin ağır koşullara bağlanması, hakkın özünezarar vermesi muhtemel olmakla birlikte mevcut başvurudaki gibi sendikaüyelerinin iş bırakma türü eylemlere katılmasına ilişkin yasal düzenlemeler vebunlara bağlı olarak genel düzenleyici işlemler yapmak, yasama ve yürütme organlarınıntakdirindedir (Tayfun Cengiz, §60). Dolayısıyla demokratik bir toplumda gerekliliği tartışılmaz olandurumlarda ordu, emniyet veya diğer bazı sektörlerde sendikal faaliyetleresınırlamalar getirilmesi mümkündür (TayfunCengiz, § 61).
67. Anayasa’da düzenlenen sendikal hak ve özgürlüklerinkapsamı yorumlanırken başta Örgütlenme Özgürlüğü Sözleşmesi ile Örgütlenme veToplu Pazarlık Hakkı Sözleşmesi olmak üzere ilgili ILO Sözleşmeleri ve AvrupaSosyal Şartı dikkate alınmaktadır. AİHM de sendikal haklara ilişkin verdiğikararlarda, Avrupa Sosyal Şartı ve ILO Sözleşmeleri ile tavsiye kararlarınaatıf yapmaktadır. ILO’nun 87, 98 ve 151 numaralı Sözleşmeleri, özellikle kamusektöründe çalışan personelin sendikal haklarını korumayı amaçlamakta ise deILO bazı durumlarda belli iş kollarındaki çalışanların bu haklarınınsınırlandırılmasını meşru görebilmektedir. Örneğin güvenlik güçleri, itfaiyeçalışanları, ulaşım hizmetlerinde çalışan bazı görevliler, olağanüstü hâl devamettiği sürece olağanüstü hâl durumlarında görev yapan çalışanlar bu iş kollarıkapsamında değerlendirilmektedir.
68. AİHM’e göre de sendika hakkının kullanımıbazı koşullara bağlı olabilir ve söz konusu hakka yönelik birtakım kısıtlamalargetirilebilir. Devlet memurlarına yönelik olarak getirilen bu koşullar vekısıtlamaların tek başına sendikal özgürlük ilkesini ihlal ettiğinden sözedilemez. Her ne kadar AİHM, genel olarak tüm kamu görevlilerine yönelikkısıtlamaların sendika hakkının ihlali niteliğinde olabileceğini vurgulasa da bazıalanlarda görev yapan memurlara yönelik getirilebilecek kısıtlamaların,gerekliliği ortaya konulduğu müddetçe devletin takdir aralığı içindedeğerlendirilebileceğini belirtmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Enerji Yapı-Yol Sen/Türkiye, B. No:68959/01, 21/4/2009).
69. Başvuru konusu olayda, Sendika üyesi olan başvurucular,TCDD Genel Müdürlüğüne bağlı 6. Bölge Müdürlüğü Urfa İli Akçakale İstasyonŞefliğinde 399 sayılı KHK ve buna bağlı Yönetmelik hükümlerine tabi tren teşkilmemuru olarak çalışmaktadırlar. Tren teşkil memuru, diğer adıyla makasçı;istasyonlardaki manevra işlemlerini yapmak ve istasyonlara gelen trenleresinyal vererek yola alınmasını sağlamak, işle ilgili emniyet tedbirleri almak,tren dizisi teşkil etmek ve trenin istasyona giriş ve çıkışını sağlamaklagörevlidir. Başvurucuların, toplum yaşantısının vazgeçilmez bir parçası olanulaşım ve ulaştırma sistemindeki rolü göz önünde bulundurulduğunda sendikahakkı kapsamında bu görevlilere yönelik birtakım kısıtlamalar getirilmesi mümkündür.
70. Ancak ulaşım alanında bu tür önemli görevlerde bulunankişilerin sendika haklarına yönelik getirilecek kısıtlamaların yasaldüzenlemelerle belirli ilkelere bağlanması gerekir. 399 sayılı KHK’nın 19.maddesi ile Yönetmelik’in 26. maddesinde personelin, işletmenin hizmetleriniaksatacak şekilde görevlerine gelmemeleri veya görevlerine gelip de hizmetlerinyavaşlatılması veya aksatılması sonucunu doğuracak eylemlerde bulunmalarıyasaklanmıştır. Anılan hükümlerin, görev alanlarına ilişkin herhangi bir ayrımyapılmaksızın tüm TCDD personelini kapsadığı ve bu hükümlerde hakkınkullanımına yönelik ilkelerin belirlenmediği görülmektedir.
71. Başvurucuların eylem yaptıkları 16/12/2009 tarihindendört gün önce, 12/12/2009 tarihinde KESK Yönetim Kurulunca eylem kararıalındığı ve eylem günü tüm ülkede duyurulduğu hâlde idare tarafından herhangibir önlem alınmamıştır. İş bırakma eylemi nedeniyle bazı tren seferleri aksamışve yolcuların mağduriyetine yol açılmışsa da eylemin başlamasından sonra tren garlarındave istasyonlarda bekleyen yolcular idare tarafından temin edilen otobüslerlevarış yerlerine ulaştırılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların katıldığı eylemnedeniyle yaşanan mağduriyetin idare tarafından telafi edildiği vebaşvurucuların sendika haklarına göre daha ağır basan bir mağduriyetinyaşanmadığı belirlenmiştir. Eylem kararının bir gün için alındığı ve eyleminuzun süre işin aksamasına yol açmadığı göz önünde bulundurulduğunda idaretarafından, önceden ilan edilen bir günlük eylem nedeniyle ortaya çıkanmağduriyetlerin telafi edilmesinin, idareye katlanılması mümkün olmayan veorantısız bir yükümlülük getirdiği de söylenemez.
72. Öte yandan bir günlük iş bırakma eylemi şeklindegerçekleştirilen sendikal faaliyetin amacının, oluşturulacak toplumsal birrahatsızlık ile idare nezdinde farkındalık yaratmak olduğu dolayısıylatoplumsal işleyişi önemli ölçüde bozmadığı takdirde birtakım rahatsızlıklarakatlanmak gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu itibarla, iş bırakmaeylemi başladıktan sonra ortaya çıkan aksaklıkların giderildiği ve toplumsalaçıdan telafi edilemeyecek zararların da doğmadığı somut olayda, başvurucularaverilen kınama cezalarının demokratik toplum düzeninde gerekli olmadığısonucuna varılmıştır.
73. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların Anayasa’nın 51.maddesinde güvence altına alınan sendika haklarının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
74. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmişancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğindekarar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
75. Başvurucular hakkında verilen kınama cezalarının sendikahakkını ihlal ettiği gözetilerek başvurucular hakkında tesis edilen disiplincezası işlemlerinin iptali istemine ilişkin davalarda yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar görülmüştür. Sendika hakkına ilişkin ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere kararınilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
76. Başvuruda Anayasa’nın 51. maddesinin ihlal edildiğisonucuna varılmıştır. Başvurucular, avukatlık ücretlerini ve ödenen harç ileyapılan diğer masrafların ödenmesini de talep etmişlerdir.
77. Başvurucular hakkında tesis edilen disiplin cezasıişlemlerinin iptali istemine ilişkin davalarda yeniden yargılama yapılmasınakarar verildiğinden ve başvurucuların derece mahkemelerinde yaptıkları muhakemegiderleri ile avukatlık ücretinden ibaret maddi zararlarını yeniden yargılamasırasında isteyebileceklerinden maddi tazminat taleplerinin reddine kararverilmesi gerekir.
78. Başvurucular tarafından ayrı ayrı yapılan ve dosyadakibelgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvuruculara ayrı ayrı ödenmesine ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinin isebaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucuların;
1. Sendikahaklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Yapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinde güvencealtına alınan sendika haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Tespit edilen ihlal yönünden,ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılamayapılmak üzere kararın Şanlıurfa İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
C. Başvurucuların tazminata ilişkintaleplerinin REDDİNE,
D. Başvurucular tarafından ayrı ayrıyapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCULARA AYRI AYRIÖDENMESİNE ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinin ise BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
8/9/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.