TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İSMAİL AKSOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15194)
Karar Tarihi: 23/2/2017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Leyla Nur ODUNCU
Başvurucu
:
İsmail AKSOY
Vekili
:
Av. Erdem KAYA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucunun iki çocuğunun terör örgütü üyesi olarakçatışmada ölmesi sonrasında kolluk görevlilerinin baskısı sebebiyle yerleşimyerinin terk edildiği iddiası ile 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör veTerörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındayapılan başvurunun ve akabinde açılan davanın reddedilmesi nedenleriylemülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının; yapılan başvurunun makul süredesonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 20/1/2015 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, terör örgütü ile güvenlik güçleri arasında çıkançatışmalarda iki çocuğunun terör örgütü üyesi olarak öldüğünü beyan etmiş;Diyarbakır ili Çınar ilçesi Yukarımollaali köyü Doluçanak mezrasında ikamet etmekte iken ölüm olaylarınedeniyle kolluk görevlilerinin baskısına maruz kalması sonucunda 1992 yılındayerleşim yerini terk etmek zorunda kaldığını iddia etmiştir.
9. Başvurucu 30/6/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamınagiren zararlarının karşılanması talebiyle Diyarbakır Valiliği Zarar TespitKomisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.
10. Komisyon 30/5/2008 tarihli kararında başvurucunun terör veterörle mücadele kapsamında herhangi bir zararının bulunmadığından, jandarmaaraştırma raporuna göre söz konusu köyde terör olayının olmadığından bahisletalebin reddine karar vermiştir.
11. Belirtilen ret işlemi aleyhine başvurucu tarafındanDiyarbakır 2. İdare Mahkemesinde iptal davası açılmıştır.
12. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 27/5/2009 tarihli veE.2008/1811, K.2009/949 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:
"... 1992 yılına kadar Diyarbakır Çınarİlçesi Yukarımollaali Köyü DoluçanakMezrasında ikamet eden davacının güvenlik güçlerinin baskısı nedeniyle köyüterk etmek zorunda kaldığı belirtilerek, bu nedenle uğranılan zararın 5233sayılı Kanun kapsamında tazmin edilmesi istemiyle yaptığı başvuru üzerinemahallinde 11.04.2006 tarihinde keşif yapıldığı, keşif sırasında davacıya ait107 m2 ev, 08 m2 ahır, 78 dekar kıraç arazi tespiti yapıldığı, ev ve ahırınınyıkık olduğunun belirtildiği, jandarma tarfından Doluçanak Mezrasında herhangi bir terör olayı meydanagelmediği, köyün boşaltılan köylerden olmadığı, davacının tüm eşyalarını daalarak 1993 yılında Diyarbakır'a göç ettiği tespiti üzerine başvurunun davakonusu işlem ile reddine karar verilmesi üzerine bakılan davanın açıldığıanlaşılmaktadır.
İfadesine başvurulan köy muhtarı beyanındadavacının göç etmeden önce Doluçanak Mezrasındaikamet etiğini, ancak ne zaman ve ne şekilde göç ettiğini bilmediğini, sağlıklıbilginin (R.B.)'tan alınabileceğini beyan etmiş, ifadesine başvurulan (R.B.)ise beyanında davacının baskılardan dolayı göç ettiğini ve bu baskılardandolayı geri dönüş yapamadığını, köyden başka kimsenin göç etmediğini, eviningöç etmesi nedeniyle sahipsizlikten yıkıldığını, 20-25 hayvanının olduğunu,arazilerinin ise hiç boş kalmadığını beyan etmiştir.
Görüldüğü üzere davacı köyden tek göç edenkişi durumundadır. Ancak göç etmesinin nedeninin baskılar olduğu ifadetutanağından anlaşılmaktadır. Ancak davacının başvuru dilekçesinde beyan ettiği300 adet hayvana sahip olmadığı ve arazilerinin de boş kalmadığı yine ifadetutanaklarından anlaşılmaktadır.
Bu durumda köyden uğradığı baskılar nedeniylegöç eden davacının ev ve ahırının zarar görmesi nedeniyle uğradığı zararlarıntazminine karar verilmesi gerekirken başvurunun tümüyle reddedilmesine ilişkinişlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. ..."
13. Danıştay Onbeşinci Dairesinin20/3/2012 tarihli ve E.2011/6281, K.2012/1242 sayılı ilamı ile Diyarbakır iliÇınar ilçesi Yukarımollaali köyü Doluçanakmezrasının terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle idarece ya da köy halkı tarafından tamamenboşaltılmadığından, başvurucunun yerleşim yerini terk etmesi nedeniyle uğradığızararlarının 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukukiolanak bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasınahükmedilmiştir.
14. Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinin 27/9/2012 tarihli ve E.2012/770,K.2012/1157 sayılı kararı ile bozma ilamına uyularak davanın reddine kararverilmiştir.
15. Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay OnbeşinciDairesinin 28/11/2013 tarihli ve E.2013/5210, K.2013/9473 sayılı ilamı ilekararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiznedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğibelirtilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.
16. Başvurucunun karar düzeltme istemi, aynı Dairenin 19/6/2014tarihli ve E.2014/3991, K.2014/5599 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Karardüzeltme isteminin reddi kararı, başvurucu vekiline 18/8/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
B. İlgili Hukuk
17. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı BakanlarKurulu kararı eki kararın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay OnuncuDairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 15-28).
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 23/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, bir kızı ve bir oğlunun terör örgütü üyesi olarakçatışmalarda öldüğünü, Diyarbakır ili Çınar ilçesi Yukarımollaaliköyü Doluçanak mezrasında ikamet etmekte iken ölümolayları sonucunda kolluk görevlilerinin baskısına maruz kalması nedeniyleyerleşim yerini terk etmek zorunda kalarak 1992 yılında Diyarbakır iline göçettiğini, 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptığı talebin ve akabinde açtığıdavanın reddedildiğini, yerleşim yerini terk etmesinin nedeninin görmüş olduğubaskılar olmasına rağmen Komisyonun ve Derece Mahkemelerinin yaptığı hatalıdeğerlendirme nedeniyle zararlarının tazmin edilmediğini, ayrıca yaptığıbaşvuru hakkında yürütülen işlemlerin makul sürede sonuçlandırılmadığınıbelirterek Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlaledildiğini iddia etmiş; maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233sayılı Kanun kapsamında idareye yapmış olduğu başvurunun ve açtığı davanınreddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi,olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıpolay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucu, çocuklarının terör örgütü mensubu olarak çatışmada ölmesisonucunda kolluk görevlilerinden görmüş olduğu baskı nedeniyle yerleşim yeriniterk etmek zorunda kalması sonucu oluşan zararlarının, 5233 sayılı Kanunkapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin uyuşmazlığın sebebiolduğunu, Mahkemece verilen ret kararı neticesinde mülkiyet hakkından yoksunkalma durumu karşısında bir giderim sağlanması imkânının kendisinetanınmadığını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyethakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Anılan ihlal iddiaları, adilyargılanma hakkının ihlali iddiasının incelenmesi sonucu verilen karara bağlıolarak değerlendirileceğinden bu ihlal iddiası yönünden ayrıca incelemeyapılmamıştır.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
a. Tazminat TalebininReddedilmesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
21. Başvurucu; iki çocuğunun terör örgütü üyesi olaraköldürülmesi nedeniyle kolluk kuvvetlerinin baskısına maruz kalarak yerleşimyerini terk ettiğini; terk nedeniyle ortaya çıkan zararlarının, 5233 sayılıKanun kapsamında tazmin edilmesi için yaptığı başvuru reddedilmekle birlikteaçtığı davada zararlarının, 5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun kabuledildiğini; fakat temyiz merciinin bozma kararı sonrasında zararlarının 5233sayılı Kanun kapsamında görülmeyerek davasının reddedildiğini, uyuşmazlıktatemel sorunun zararlarının 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilipdeğerlendirilemeyeceği olduğunu, açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36.maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
22. Esasen taleplerin yapıldığı bölge itibarıyla özellikleekonomik ve sosyal nedenlerle yaşanan göç olayları ve bundan kaynaklananzararların yoğunluğu karşısında 5233 sayılı Kanun kapsamında tazminedilebilecek zararların tespitinde temel alınacak objektif bir ölçütün ihdasedilmesi zorunlu görünmektedir. Bu kapsamda güvenlik kaygısının yerleşimyerinde sürekli yaşayan kişilere ve sözü edilen kaygı nedeniyle aynı yerleşimyerini terk eden kişilere göre değişmemesi gereğinden, terör olayları nedeniyletoplumda oluşan korku ve endişe karşısında her bireyin farklı tepkigöstermesinin mümkün olduğu gerçeğinden hareket eden yargısal makamlar, kişidenkişiye değişebilen bir duygu olan güvenlik kaygısının “köyün ya da mezranıntamamen boşalmış/boşaltılmış olması veya anılan yerleşim yerlerinde sadecegeçici köy korucularının kalması” şeklindenesnel bir ölçüte dayandırılmasını zorunlu görerek ve güvenlik kaygısınadayanılarak bir yerleşim yerinin kısmen boşalmış olması hâlinde o yerleşimyerinde güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan asgari güvenlikşartlarının idarece oluşturulduğundan hareket ederek 5233 sayılı Kanunkapsamında maddi zararların idarece ödenmesine yasal olanak bulunmadığıilkesini benimsemişlerdir (Mesude Yaşar,B. No: 2013/2738, 16/7/2014, §§ 89, 90; CahitTekin, B. No: 2013/2744, 16/7/2014, §§ 84, 85).
23. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerinbelirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu veKanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ilebu hususta içtihadi bir ölçütün belirlenmesi ve somutolayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir, esasen derecemahkemelerine ait olup 5233 sayılı Kanun’un uygulanması bağlamında daha öncebireysel başvuru konusu yapılmış olan taleplere ilişkin olarak AnayasaMahkemesi tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde de belirtilenhususlara ilişkin iddiaların maddi olayın ve hukuk kurallarının yorumlanması veuygulanması bağlamında kanun yolu mahkemelerince değerlendirilmesi gerekenhususlara ilişkin olduğu belirtilerek, açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucunavarılmıştır (Sabri Çetin, §§45-50). Bu konudaki takdir esasen derece mahkemelerine ait olmakla beraberderece mahkemesi kararlarının bariz takdir hatası içermesi durumunda, anayasalbir temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasındafarklı bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir (Mesude Yaşar, § 93; CahitTekin, § 88).
24. Başvurucunun, güvenlik güçleri ile terör örgütü mensuplarıarasında çıkan çatışmalarda iki çocuğunun terör örgütü üyesi olaraköldürüldüğünü, bu nedenle kolluk kuvvetlerinin baskısına maruz kaldığındanyerleşim yerini terk ettiğini, terk nedeniyle ortaya çıkan zararlarının, 5233sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, 5233sayılı Kanun kapsamında başlattığı maddi tazminat prosedüründe maddizararlarının karşılanmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
25. 5233 sayılı Kanun’un 1. maddesinde bu Kanun’un amacınınterör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetlernedeniyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının karşılanmasına ilişkinesas ve usulleri belirlemek olduğu, Kanun’un 2. maddesinde bu Kanun’un12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 1., 3. ve 4.maddeleri kapsamına giren eylem veya terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle zarar gören gerçek kişiler ile özel hukuk tüzelkişilerinin maddi zararlarının sulhen karşılanmasıhakkındaki esas ve usullere ilişkin hükümleri kapsadığı ifade edilmiş; zararın5233 sayılı Kanun kapsamında olduğunun tespitinin yapılması, akabinde Kanun’un7. maddesinde belirtilen zarar kalemleri üzerinden yapılacak hesaplama iletespit edilen tazminat miktarının başvurucuya ödenmesine karar verileceği hükmebağlanmıştır.
26. Somut olayda tazminat talebi ile Komisyona başvuru yapanbaşvurucunun 5233 sayılı Kanun kapsamında bir zararının bulunmadığı,başvurucunun terk ettiğini belirttiği köyde terör olaylarının olmadığıgerekçesi ile Komisyonca talebin reddine karar verilmiştir. Komisyonun retkararı aleyhine başvurucu tarafından iptal davası açılması üzerine Diyarbakır2. İdare Mahkemesince başvurucunun uğradığı baskılar nedeniyle yerleşimyerinden göç ettiği değerlendirilerek başvurucunun ev ve ahırının zarar görmesinedeniyle uğradığı zararların tazminine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ileönce iptal kararı verilmiş (bkz. § 12); Danıştay OnbeşinciDairesinin bozma kararı (bkz. § 13) akabinde aynı Mahkemece Diyarbakır iliÇınar ilçesi Yukarımollaali köyü Doluçanakmezrasının terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülenfaaliyetler nedeniyle idarece ya da köy halkı tarafından tamamenboşaltılmadığından, başvurucunun yerleşim yerini terk etmesi nedeniyle uğradığızararlarının, 5233 sayılı Kanun hükümlerine göre idarece karşılanmasına hukukiolanak bulunmadığı değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir (bkz. §14). Bu karar kanun yolu aşamalarından geçerek kesinleşmiştir. Başvurucu kollukgörevlilerinden görmüş olduğu baskılar nedeniyle yerleşim yerini terk etmekzorunda kaldığını iddia etmiş ise de başvuru formu ve eklerinin incelenmesinde,başvurucunun bu iddiasının soyut beyanlardan ibaret olduğu, başvurucunun anılaniddiasına ilişkin herhangi bir delil sunmadığı tespit edilmiştir.
27. Her ne kadar başvurucu, yerleşim yerini terk etmek zorundakalması nedeniyle uğramış olduğu zararlarının, 5233 sayılı Kanun kapsamındatazmin edilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de, 5233 sayılı Kanun kapsamındayaptığı müracaat ile başlattığı maddi tazminat prosedüründe, anılan iddialarınincelenmesi neticesinde, iddialar hakkında değerlendirmede bulunan DereceMahkemelerinin kararlarında açık bir keyfîlikbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
28. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bukısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
29. Başvurucu, ayrıca yerleşim yerini terk etmek zorunda kalmasınedeniyle oluşan zararlarının, 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilipdeğerlendirilmeyeceğinin uyuşmazlığın sebebi olduğunu ve Derece Mahkemelerincezararlarının, 5233 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmemesi neticesindezararlarının tazmini imkânının kendisine tanınmadığını belirterek mülkiyethakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
30. Başvurucu tarafından, mülkiyet hakkının ihlal edildiğihususundaki iddiânın yargılamanın sonucunadayandırıldığı ve yargılama sürecine ilişkin olarak yukarıda yapılandeğerlendirmeler neticesinde, başvurucunun delillerini ve iddialarını sunmafırsatı bulamadığına ve yargılamaya etkin olarak katılma imkânlarının elindenalındığına dair bir bulgu da saptanmadığından somut yargılama faaliyetininDerece Mahkemelerince adil yargılanma hakkının gereklerine uygun şekilde yerinegetirildiği tespit edilmiş olduğundan mülkiyet haklarının ihlal edildiğiyönündeki iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek görülmemiştir (Ülkü Özgür, B. No: 2013/2263, 26/6/2014, §43).
.
b. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
31. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
32. Başvurucu 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen giderimtalebinin değerlendirilmesinin makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyleAnayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan makul sürede yargılanma haklarının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
33. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idariyargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bukonuda verdiği kararlarda, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler iledavanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama sürecindekomisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarakuyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikleyargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekizyılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul süredeyargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; MehmetGürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,§§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha uzun bir süredegerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdankaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır (İsmet Kaya,B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).
34. Somut davaya bir bütün olarak bakıldığında Komisyona başvurutarihi (30/6/2005) ile nihai karar tarihi (19/6/2014) arasında geçen ve toplam8 yıl 11 ay olan sürede başvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektirenbir yön bulunmadığı ve söz konusu yargılama sürecinde makul olmayan birgecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
35. Açıklanan gerekçelerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
37. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
38. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
39. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
40. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Diyarbakır 2. İdare Mahkemesine(E.2012/770, K.2012/1157) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE23/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.