TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İSMAİL AKÇAYOĞLU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1950)
Karar Tarihi: 13/9/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 17/10/2017-30213
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
İsmail AKÇAYOĞLU
Vekili
:
Av. Adil AKTAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, işyeri tahsisinin iptal edilmesi nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuya -başvuru formu ve eklerinde belirtilmeyen birtarihte- Tarsus Belediyesince (Belediye) Yeni Hal (meyve sebze hali)kompleksinde 88 numaralı "komisyonevi"tahsis edilmiştir. Belediye Encümeninin 20/8/1992 tarihli kararındananlaşıldığı üzere bu dükkânın tahsis hakkının 1/3 payı başvurucuya aittir.
9. Belediye Meclisi 5/9/2005 ve 1/10/2009 tarihlerinde bu halkompleksi içindeki işyerlerinin satışına karar vermiştir. Yapılan ilk kısmiihalede istekli olmaması üzerine ihale iptal edildikten sonra 2/12/2009tarihinde Belediye Meclisi yeni bir karar almıştır. Buna göre Belediye Meclisi;ihalenin yeniden yapılmasına, ihalede istekli çıkmaması durumunda daha önceyapılan tahsislerin kaldırılmasına, tahsisi kaldırılan yerlerin isekiralanmasına karar vermiştir. Anılan karar doğrultusunda 17/2/2010-19/2/2010tarihlerinde satış için ihale yapılmış ancak istekli çıkmaması ve pazarlıksürecinde de teklif verilmemesi üzerine ihale iptal edilmiştir.
10. Bunun üzerine kiralama yöntemine dönüleceği gerekçesiyleBelediye Encümeninin 17/3/2010 tarihli kararı ile başvurucunun 88 numaralıişyerine ilişkin tahsisi iptal edilmiştir. Başvurucu tahsis işleminin iptalineilişkin bu idari işleme karşı Belediye aleyhine Mersin 1. İdare Mahkemesinde(Mahkeme) 13/7/2010 tarihinde iptal davası açmıştır.
11. Mahkeme 24/12/2010 tarihinde davanın reddine kararvermiştir. Kararın gerekçesinde; belediyelerin toptancı hallerini tahsis, satışveya kiralama yöntemlerinden birini kullanmak suretiyle işletme ya daişlettirme konusunda seçimlik bir takdir yetkisine sahip olduğu belirtilmiştir.Mahkemeye göre Belediyenin mülkiyeti kendisine ait olan iş- yerlerini kiralamayöntemi ile işletebilme hak ve yetkisi bulunduğundan tercih ettiği işletimyöntemi nedeniyle mevcut işyeri tahsislerinin iptali de zorunlu hâle gelmiştir.Mahkeme bu gerekçelerle işyeri tahsisinin iptaline ilişkin idari işleminmevzuat hükümlerine uygun olduğu sonucuna vardığını belirtmiştir.
12. Başvurucu kararı temyiz etmiş, Danıştay Sekizinci Dairesinin(Daire) 4/10/2012 tarihli ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir. Onamailamında kararın usul ve kanuna uygun olduğu belirtilmiştir.
13. Başvurucunun karar düzeltme talebi ise Dairenin 19/11/2013tarihli ilamıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karşıoyyazısında 24/6/1995 tarihli ve 552 sayılı Yaş Sebze ve Meyve TicaretininDüzenlenmesi ve Toptancı Halleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ilebelediyeler yönünden; işyerleri için kiralama, tahsis veya satış yetkileriverilmiş ise de mevcut tahsislerin iptaline yönelik bir hükmün mevcut olmadığıbelirtilmiştir. Ayrıca toptancı halleriyle ilgili düzenlemeler getiren yenikanun ile de tahsis sahiplerinin haklarının korunduğu ifade edilmiştir.
14. Nihai karar, başvurucu vekiline 14/1/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu 13/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 552 sayılı KHK'nın 5/5/2007 tarihli ve 5652 sayılı Kanun'un3. maddesiyle değiştirilmeden önceki hâlinin"Tahsis" kenar başlıklı 21. maddesi şöyledir:
"Toptancı hallerde işyeri tahsisi,üretici birliklerine öncelik verilerek yapılır.
Kamu emlakinden sayılan toptancı hallerdeişyeri tahsisi ilgili belediyece yapılır ve 1580 sayılı Belediye Kanununun 70inci maddesinin (8) numaralı bendine göre ücret tahsil edilir. Bu yerler kirayaverilemez.
Belediyelerin yapacağı işyeri tahsisinin usulve esasları, Bakanlıkça belirlenecek ilkeler çerçevesinde, belediyemeclislerince çıkarılacak yönetmeliklerle düzenlenir."
17. 552 sayılı KHK'nın yürürlükteki hâliyle "Kiralama, satış ve tahsis" kenarbaşlıklı 21. maddesi şöyledir:
“Belediyeler toptancı hallerini tahsis yoluylaişletebilecekleri gibi kiralama veya satış yoluyla da işletir veya işlettirir.
İşyerlerinin kiralanması veya satılmasınailişkin işlemler, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine göre yapılır.
Toptancı hallerinde bulunan işyerlerinin yüzdeonu üretici birliklerine kontenjan olarak ayrılır ve Ankara, İstanbul ve İzmirBüyükşehir belediyesi sınırlarındaki haller hariç, halin bulunduğu ilsınırlarındaki üretici birlikleri arasında yapılacak ihale ile kiraya verilir.Üretici birliklerine kiralanmış işyerlerinin herhangi bir nedenle boşalmasıdurumunda, toptancı halinde işyeri bulunmayan diğer üretici birliklerine tahsisyapılır. Üretici birliklerine ayrılan işyeri sayısı kadar talep olmamasıhalinde, diğer talep sahiplerine kiralama yapılabilir.
Toptancı hallerinde bulunan işyerlerininkiralanması veya satılması durumunda, gerçek ve tüzel kişiler en fazla birişyeri kiralayabilir veya satın alabilir. Doğrudan veya dolaylı olarak birdenfazla işyerinin aynı kişi tarafından kiralandığının veya satın alındığınıntespit edilmesi durumunda, kira sözleşmesi feshedilir, satış işlemi ise iptaledilir. Ayrıca, bu kişilere belediye encümeni kararı ile 25.000 YTL idarî paracezası verilir.
Kira süresi en fazla 10 yıldır. Kira süresisona erenler açılacak kiralama ihalelerine tekrar katılabilir. Kira bedeli heryıl aylık olarak 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerlemekatsayısı oranında artırılarak uygulanır.
Toptancı hallerinin tahsis yoluylaişletilmesine karar verilmesi durumunda, tahsis ücreti, 3/7/2005 tarihli ve5393 sayılı Belediye Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (f)bendine göre belediye meclisince belirlenir. Tahsisin usûlve esasları Sanayi ve Ticaret Bakanlığının görüşü alınarak İçişleriBakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine vekira sözleşmesine aykırı hareket ettikleri tespit edilenler yazılı olarakuyarılır. Tespit edilen eksiklik ve aykırılık en fazla 20 gün içinde giderilmezise kira sözleşmeleri feshedilir.
İlgililer, sözleşmenin fesih bildirimindenitibaren işyerini 30 gün içinde tahliye etmek zorundadır. Tahliye, öngörülensürede yapılmadığı takdirde belediye tarafından yapılır.
Kendilerine işyeri tahsis edilenlerin,yönetmelikte öngörülen şartları taşımadıkları veya sonradan kaybettiklerinintespiti durumunda, belediye encümeni tarafından tahsisin iptaline ve haldekiişyerinden çıkarılmasına karar verilir.
İlgililer kararın tebliği tarihinden itibarenhaldeki yerini 30 gün içinde tahliye etmeye mecburdur. Bu süre sonunda tahliye edilmeyenyerler, belediye zabıtası tarafından tahliye edilir.”
18. 552 sayılı KHK'nın 5652 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile ilgaedilen "Tahsisin iptali" kenarbaşlıklı 23. maddesi şöyledir:
"Bu Kanun Hükmünde Kararnameyedayanılarak çıkarılacak yönetmeliklerdeki şartları taşımadıkları veya sonradankaybettikleri tesbit olunanlar ile yönetmeliklerdegösterilen diğer hükümler gereğince tahsisleri iptal edilenlerin toptancıhallerdeki yerlerinden çıkarılmasına belediye encümenince karar verilir.
İlgililer kararın tebliği tarihinden itibarenhaldeki yerlerini 30 gün içerisinde tahliye etmeye mecburdurlar. Bu süresonunda tahliye edilmeyen yerler belediye zabıtasınca tahliye edilir."
19. 7/7/2012 tarihli ve 28346 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren Sebze ve Meyve Ticareti ve Toptancı HalleriHakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) geçici 1. maddesinin (12) numaralı fıkrasışöyledir:
"1/1/2012 tarihinden önce kurulmuştoptancı hallerindeki tahsisli işyerleri, mevcut tahsis sahiplerine Kanununyürürlüğe girdiği 1/1/2012 tarihinden itibaren hiçbir işleme gerek kalmaksızınon iki yıl süreyle kiralanmış sayılır. Bu şekilde kiralanmış sayılan işyerleriiçin sözleşmeler, bu Yönetmelik hükümleri ile son tahsis ücretleri esasalınarak üç ay içinde yapılır."
20. Anayasa Mahkemesinin 25/2/2010 tarihli ve E.2007/65,K.2010/43 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...
5652 sayılı Yasa'nın 3. maddesiyledeğiştirilen 552 sayılı KHK.'nin 21. maddesininbirinci fıkrasında yer alan '' tahsis yoluyla işletebilecekleri gibi'' ibaresiile belediyelere, belediye sınırları içindeki toptancı hallerini işletmeleribakımından kiralama ve satış yöntemleri yanında 'tahsis yöntemi'nide kullanabilecekleri konusunda yetki tanınmaktadır. Maddenin altıncıfıkrasında toptancı hallerinin tahsis yoluyla işletilmesine karar verilmesidurumunda tahsis ücretinin 3.7.2005 günlü, 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 18.maddesinin birinci fıkrasının (f) bendine göre belediye meclisincebelirleneceği, tahsisin usûl ve esaslarının Sanayi veTicaret Bakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca çıkarılacakyönetmelikle düzenleneceği belirtilmektedir. Dokuzuncu fıkrada ise kendilerinetoptancı hâlinde işyeri tahsis edilenlerin, yönetmelikte öngörülen şartları taşımadıklarınınveya sonradan kaybettiklerinin tespit edilmesi durumunda belediye encümenince,bu tahsisin iptaline ve toptancı halindeki işyerinden çıkarılmasına kararverileceği hükmü getirilmiştir.
Yaş sebze ve meyvelerin toptan alım vesatımının yapıldığı toptancı hallerinin maddenin birinci fıkrası gereğince kamumallarının kullanım yöntemlerinden birisi olan tahsis yoluyla daişletilebilmesi konusunda belediyelere yetki verilmesi, tahsisin usul veesasları ile tahsis ücretinin belirlenmesi konularında temel ilkeler ile bununamaç ve çerçevesi yasama organınca belirlendikten sonra, toptancı hallerininyapı ve işleyişinde başta ekonomik gelişmeler olmak üzere, çevre ve gününkoşullarına uygun olarak ayrıntılı düzenleme yapma yetkisinin yönetmeliğebırakılması, yasama yetkisinin devri ya da idareye Anayasa'dan kaynaklanmayanbir yetkinin kullandırılması şeklinde nitelendirilemez.
Açıklanan nedenlerle dava konusu kurallar,Anayasa'nın 2., 6., 7. ve 8. maddelerine aykırı değildir. İptal isteminin reddigerekir.
Kuralların Anayasa'nın 11. maddesi ile ilgisigörülmemiştir."
21. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 2. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
" 1. İdari dava türleri şunlardır:
...
b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişiselhakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tamyargı davaları,
..."
B. Uluslararası Hukuk
22. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derecemahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak “özerk bir yorum”esas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010,§ 62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz[BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63; Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99,30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya [BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004,§ 129).
23. AİHM, "tahsis" veya bu anlama gelebilecek uzunsüreli kira sözleşmeleri kapsamında kullanılan işyerlerinin oluşturduğu ticariitibar ve müşteri çevresi nedeniyle birçok açıdan şahsi bir hak niteliğitaşıdığı ve ekonomik bir mal varlığı değeri oluşturduğu gerekçesiyle Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesianlamında işyerlerini "mülk" olarak kabul etmektedir (Iatridis/Yunanistan, B. No: 31107/96, 25/3/1999,§§ 51-55). AİHM ayrıca, meslek ünvanının kazandırdığımüşteri çevresini de "mülk" olarak kabul etmektedir (Van Marle vediğerleri/Hollanda [GK], B. No: 8543/79- 8674/79-8675/79-8685/79,26/6/1986, § 41).
24. Stretch/Birleşik Krallık (B. No: 44277/98, 24/6/2003)kararına konu olayda başvurucu, bir yerel yönetimden yirmi iki yıl süreyle birarazi kiralamıştır. Kira sözleşmesi gereğince başvurucu, kira bedeli ödeyecekve bu araziye sanayi işletmesi için altı bina inşa edecektir. Kira sözleşmesiayrıca kira süresinin bitiminde yirmi bir yıllık dönem için kira sözleşmesininyenilenmesi ihtimaline de yer vermektedir. Sürenin sonunda yerel yönetimin kirasözleşmesine yenileme hükmü koymak suretiyle yetkisini aştığı gerekçesiyle kirasözleşmesi yenilenmemiştir. Bu başvuruda AİHM, başvurucunun kira sözleşmesininyenileneceğine olan güvenle yaptığı yatırımlara ve bu sözleşmeninyenilenmesinin geçersizliğinin oldukça geç bir tarihte ileri sürüldüğüne dikkatçekerek sözleşmede yer alan yenilenme seçeneğinin kiralayan başvurucu açısındanmülkiyet hakkı kapsamında en azından “meşru bir beklenti” olarakdeğerlendirilebileceğini kabul etmiştir (Stretch/Birleşik Krallık, § 35).
25. Iatridis/Yunanistan kararına konu olan olay, bavurucunun işlettiği sinemayı tahliye süreci ileilgilidir. Başvurucu, özel şahıs ile devlet arasında mülkiyeti konusundauyuşmazlık bulunan bir sinemayı kiralamış ve 1978 yılından itibaren işletmeyebaşlamıştır. Taşınmazın mülkiyeti ile ilgili davalar ulusal mahkemeler önündesürerken 1984 yılında Maliye Bakanlığının kararı ile sinemanın da yer aldığıtaşınmaz, Hazine adına tapuya tescil edilmiştir. 1985 yılında başvurucudanişgal bedeli istenmiştir. Başvurucu, 1989 yılında sinemadan tahliye edilmiştir.Sinema, Belediye tarafından işletilmeye başlanmıştır. Başvurucu bu işleme karşıaçtığı davayı kazanmış ve tahliye işlemi iptal edilmiştir. Bu karara rağmenBelediye sinemayı tahliye etmemiştir. Bunun üzerine başvurucu, hem sinemanınkendisine devredilmesi hem de uğradığı zararların tazmini için dava açmıştır.Diğer yandan idare, yerel mahkemenin başvurucunun sinemadan tahliyesine ilişkinkararı iptal ettiğini ancak bu kararın sinemanın başvurucuya geri verilmesiniemretmediğini belirterek sinemayı tahliye etmemiştir. Davalar ve idareninsinemayı tahliye etmeme yönündeki tutumu sürerken başvurucu, AİHM’e başvurmuştur (Iatridis/Yunanistan, §§ 6-30).
26. Bu kararda AİHM ilk olarak sinema işletmecisi olanbaşvurucunun Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ünbirinci maddesi çerçevesinde bir mülkiyet hakkının bulunup bulunmadığınıincelemiştir. AİHM, başvurucunun sinemayı kanunlara uygun bir kira akdinedayanarak on bir yıl boyunca işlettiğine ve bu sürede belirli bir müşteriçevresi oluşturduğuna dikkat çekerek başvurucunun mülkiyet hakkının mevcutolduğunu kabul etmiştir (Iatridis/Yunanistan, § 54). Başvurucu, bir sinemaişletmecisi olarak idare tarafından sinemadan tahliye edilmiş ve bu tahliyeişleminin iptaline karşın sinema kendisine iade edilmemiştir. AİHM’e göre başvurucu sinemanın yalnızca işletmecisi olduğuiçin bu müdahale mülkiyetten yoksun bırakma olmayıp mülkiyetin kullanılmasınınkontrolü olarak da değerlendirilemez. Bu sebeple müdahale, birinci kuralçerçevesinde incelenmiştir (Iatridis/Yunanistan, § 55). AİHM, Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesinin,mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin özellikle ve öncelikle hukuki birtemelinin bulunmasını gerektirdiğini ifade etmiştir. Olayda ise tahliye işlemiulusal mahkeme tarafından iptal edilmiş olduğundan bu mahkeme kararındanitibaren bavurucunun tahliye işleminin bütün hukukitemeli ortadan kalkmıştır. Bu gerekçeyle AİHM, kanunilik ölçütü yönündenmülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Iatridis/Yunanistan, §§ 56-62).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
27. Mahkemenin 13/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
28. Başvurucu, Belediye tarafından kendisine tahsis edilenişyerini belirli bir yıllık tahsis bedeli karşılığında uzun bir süre boyuncakesintisiz olarak kullandığını ve bu sayede bir müşteri çevresi ve ticariitibar edindiğini ifade etmektedir. Başvurucu bununla birlikte Belediyenin sözkonusu tahsis işlemini kanunlara aykırı olarak keyfî bir biçimde iptalettiğinden yakınmaktadır. Başvurucuya göre hukuka aykırı olan bu iptal işlemiyüzünden müşteri çevresi ve ticari itibarı zarar görmüş, mevcut alacaklarınıdahi alamayacak duruma düşmüştür. Başvurucu; işyerinin önce yüksek bir fiyattansatışa çıkarıldığını, bu sebeple satılamayınca da yeniden tahsis edilmek yerinebaşka bir kişiye kiraya verildiğini, böylece kazanılmış hakkının gözardı edildiğini belirtmiştir. Başvurucu, sonuç olarak bugerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
29. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
30. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenleöncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektirenmülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukukidurumunun değerlendirilmesi gerekir (CemileÜnlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539,16/5/2013, § 31).
31. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabul edilenmülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bualanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargıiçtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (Hüseyin Remzi Polge,B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31).
32. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyethakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü malvarlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bubağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul vegayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni ve fikrîhakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkınınkapsamına dâhildir (Mahmut Duran vediğerleri, B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).
33. Somut olayda başvurucuya işyerinin tahsis edildiği tarihaçıkça belirtilmemekle birlikte Belediye Encümeninin 20/8/1992 tarihli kararınagöre en azından bu tarihten itibaren dükkânın tahsis hakkının 1/3 payınınbaşvurucuya ait olduğu anlaşılmaktadır. 17/3/2010 tarihinde iptal edildiğinegöre bu tahsis kararı uyarınca başvurucu yaklaşık 17 yıl 8 ay gibi bir süreboyunca kesintisiz olarak ve yıllık belirli bir tahsis ücreti karşılığında buişyerini kullanmıştır. İşyerinin tahsisinin süresi ve kesintisiz oluşu dikkatealındığında somut olay bakımından tahsisin başvurucuya bir müşteri çevresi veticari itibar sağladığı, bunun ise başvurucu açısından ekonomik bir mal varlığıdeğeri ifade ettiği değerlendirilmelidir. Dolayısıyla somut olayın koşullarıaltında işyeri tahsisinin, başvurucu yönünden Anayasa'nın 35. maddesi anlamındamülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği hususunda tereddütbulunmamaktadır.
34. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, semerelerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı verir(Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, §§ 28, 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma,semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerindenherhangi birinin sınırlanması, mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 53).
35. Başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilenişyeri tahsisinin iptal edilmesinin -ticari itibarı ve faaliyeti ile bukapsamda müşteri çevresi ve gelirleri üzerinde gerçekleşebilecek olumsuzetkileri gözetildiğinde- mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiği açıktır.
36. Ancak 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası uyarınca, ihlale neden olduğu ileri sürülen ruhsat verilmeme işlemiiçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.
37. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(b) bendi gereğince, idari eylem ve işlemlerden doğan zararların tazminiamacıyla idare aleyhine tam yargı davası açılması mümkündür.
38. Olayda başvurucunun, mülkiyet hakkına müdahale teşkil edenişyeri tahsisinin iptaline ilişkin işleme karşı sadece iptal davası açtığı,buna karşılık işlem dolayısıyla oluştuğu öne sürülen zararın tazminine yöneliktam yargı davası açmadığı görülmektedir. İdari işleme karşı açılan davanınreddedilmiş olması, söz konusu idari işlemden doğan zararın tazmini istemiyleaçılan davanın da olumsuz sonuçlanacağı anlamına gelmemektedir. Aksine idarehukukuna göre işlem hukuka uygun olsa bile işlemden doğan zararların idarecekarşılanması gerektiği durumlar söz konusu olabilmektedir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, §§ 28-39; Kocaman Balıkçılık İth. İhr. Tic. Ltd. Şti.,B. No: 2014/13827, 23/3/2017, §§ 26-45). Dolayısıyla açılacak tam yargıdavasının sonuçsuz kalacağı söylenemez. Ancak başvurucu, böyle bir davayıaçtığına dair herhangi bir bilgi veya belge sunmamıştır. Bu durumdabaşvurucunun hukuk sisteminde mevcut idari ve yargısal yolları tüketmeksizinbireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
39. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA13/9/2017 tarihinde Engin YILDIRIM'ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucu, yaklaşık 18 yılı aşkın bir süredir kesintisiz veçekişmesiz olarak toptancı halinde bulunan işyerini tahsis suretiyleişletmiştir.
2. Çoğunluk, başvurucunun idareye karşı tam yargı davasıaçmaması nedeniyle başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle kabuledilemezlik sonucuna ulaşmıştır. Başvurucunun yargı sistemindeki mevcut tümyargı yollarını tüketmesini beklemek bireysel başvurunun amacı ve niteliğiyleuyuşmamaktadır. Başvurucu, tahsisin iptaline ilişkin işleme karşı iptal davasıaçmış ve bu yolu tüketmiştir. Bu nedenle, başvurunun kabul edilebilir olduğudüşüncesine varılmıştır.
3. 552 sayılı KHK’nın 21. maddesinin birinci fıkrasıylabelediyelere toptancı hallerinde bulunan işyerlerini tahsis yanında ayrıcakiralama veya satış gibi yollarla işletme hususunda takdir yetkisi verilmiştir.Diğer taraftan bu kadar uzun süreli bir tahsis hakkı oluşturduğu iş ilişkileri,müşteri çevresi ve ticari itibar gibi nedenlerle ekonomik bir değeri ifadeettiğinden mülkiyet hakkı kapsamındadır. Mülkiyet hakkına yapılan birmüdahalenin ölçülü olabilmesi için ise bu müdahalenin keyfî ve öngörülemeznitelikte olmaması gerekir. Somut olay bakımından anılan KHK hükümleriyletahsisin iptali koşulları sınırlı olarak belirlenmiştir. Buna göre tahsiskoşullarının oluşmaması veya bu koşulların sonradan kaybedilmesi durumundatahsisin iptal edilebileceği öngörülmüştür.
4. Başvurucunun tahsis hakkının iptal edilmesinin tekgerekçesinin, Belediyenin yaş sebze ve meyve hallerinde bulunan işyerlerinikanuna göre kiralama, tahsis veya satış gibi yollarla işletmesi hususundatanınan takdir yetkisi olduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin bireyselbaşvuru bakımından görevi bu takdir yetkisinin çerçevesini belirlemek olmayıpbu yetki kullanılırken mülkiyet hakkının korunmasının gerekliliklerine uyulupuyulmadığını denetlemektir.
5. Belediyelerin kanun ile kendilerine verilmiş takdir yetkisidoğrultusunda toptancı hallerinin işletme yöntemini seçebilecekleri kuşkusuzolsa da herhangi bir yöntem seçildikten sonra ise bunun nasıl iptaledileceğinin öngörülebilir olması gerekmektedir. İşyeri tahsisinin kamumakamlarınca tek taraflı olarak istenen bir zamanda iptal edilebileceğini kabuletmek, tahsis sahibi yönünden öngörülemez ve belirsiz bir sonuca yolaçmaktadır. Bu tahsis dolayısıyla ticari itibar sağlayan, müşteri çevresiedinen ve buna dayalı olarak ekonomik yatırımlarda bulunan kişilerin böyle birbelirsizlikle karşılaşması onlar açısından ağır bir külfet ortayaçıkarmaktadır. Diğer bir deyişle tahsisin iptaline ilişkin koşulların öncedenbelirlenmemiş olması veya daha önce belirlenmiş koşulların gerçekleşmediğihâlde bunlar gözetilmeden ve hiçbir makul gerekçe de ileri sürülmeden tahsisiniptal edilmesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olması sonucunudoğurmaktadır.
6. Sonuç olarak, somut olayda kamu makamlarının tahsisiniptaliyle ilgili takdir yetkisinin önceden belirlenmiş ve öngörülebilir birkoşul veya ölçüt dikkate alınmadan kullanılabileceği yönündeki işlemlerimülkiyet hakkı kapsamında korunması gereken bir menfaati olduğu açık olan başvurucuyaöngörülemez bir şekilde şahsi olarak aşırı ve orantısız bir külfet yüklemiştir.Bu sebeple başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında olması gerekenadil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu sonucuna varılmıştır.
7. Açıklanan gerekçelerle, başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kanaatinevarıldığından çoğunluk kararına muhalif kalınmıştır.
Başkan
Engin YILDIRIM