TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İSMAİL TORLAR VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/7671)
Karar Tarihi: 11/12/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucular
:
1.İsmail TORLAR
Vekili
:
Av. Deniz ATMACA
2. Ahmet ÖZDİL
Vekili
:
Av. Deniz ATMACA
3. Ramazan Orkun ALTINIŞIK
Vekili
:
Av. Fatih ŞAHİNLER
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tahliye kararının uygulanmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 8/5/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru Ramazan Orkun Altınışık veAhmet Özdil yönünden başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir.
6. Başvurucular Ramazan Orkun Altınışıkve Ahmet Özdil, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesinesunmuştur.
7. Yapılan incelemede 2015/7681 ve 2015/7682 numaralıbaşvuruların konu bakımından aynı nitelikte olması nedeniyle 2015/7671 numaralıbaşvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasınakarar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Tutuklamaya İlişkinSüreç
9. Kamuoyunda 17-25 Aralık soruşturmalarıolarak bilinen soruşturmalar esnasında (anılan soruşturmalara ilişkin bilgileriçin bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 30) İstanbul ve Edirne Emniyet Müdürlükleriİstihbarat Şube Müdürlüğü bünyesinde yapılan -önleme amaçlı- iletişime müdahaleişlemlerinin usulsüz olduğu iddiasına ilişkin olarak başvurucuların daaralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığınca (Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır.
10. Başvurucular, anılan soruşturma kapsamında gözaltınaalınmışlardır. Başsavcılık 25/7/2014 tarihinde başvurucular İsmail Torlar veRamazan Orkun Altınışık'ı tutuklanmaları istemiyleİstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. İstanbul 1. Sulh CezaHâkimliği 25/7/2014 tarihinde başvurucular İsmail Torlar ve Ramazan Orkun Altınışık'ın resmî belgede sahtecilik ve kişilerinarasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarındantutuklanmalarına karar vermiştir. Başvurucu Ahmet Özdil yönünden iseBaşsavcılık 14/11/2014 tarihinde tutuklanması istemiyle başvurucuyu İstanbul 4.Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği bubaşvurucu yönünden tutuklama talebinin reddine karar vermiştir. Talebin reddiüzerine Başsavcılık itirazda bulunmuş, itirazı değerlendiren İstanbul 5. SulhCeza Hâkimliğince itirazın kabulü ile başvurucu Ahmet Özdil hakkındatutuklamaya yönelik yakalama emri çıkarılmasına karar verilmiştir. Yakalamakararı üzerine hâkim önüne tekrar çıkarılan başvurucu Ahmet Özdil, İstanbul 3.Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/11/2014 tarihli kararı ile resmî belgede sahteciliksuçundan tutuklanmıştır.
B. Serbest Bırakılmamayaİlişkin Süreç
11. Başvurucuların da aralarında olduğu şüphelilerin müdafileritarafından İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesine -nöbetçi asliye ceza mahkemesiolduğu- 20/4/2015 tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10.(bütün) sulh ceza hâkimlerinin reddi ile tahliye taleplerini içerir dilekçelerverilmiştir.
12. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 21/4/2015tarihinde, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliklerinin tümüne yazı yazılarak-dilekçelerde ileri sürülen- hâkimin reddi sebepleri konusunda yazılı olarakgörüş bildirmeleri istenmiştir.
13. İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliği, İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesinin görüş bildirme istemine cevap vermemiş; diğer sulh cezahâkimlikleri ise görüş bildirilmesi istemine 22/4/2015 tarihinde cevapvermiştir. Hâkimliklerin cevap yazılarında özetle sulh ceza hâkimlerinin redditaleplerini inceleme, bu konuda karar verme yetki ve görevinin yine sulh cezahâkimliklerine ait olduğu, hâkimin reddi müessesesinin kovuşturma aşamasına aitbir işlem olduğu, hâkimin reddi sebepleri mevcut olsa dahi bu talebin öncelikleilgili mahkeme veya hâkimliğe yapılması gerektiği ve sulh ceza hâkimlerinintamamının bu şekilde reddedilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
14. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından21/4/2015 tarihinde,Başsavcılığayazı yazılarak tahliye talepleri hakkındaki görüşleriyle birlikte ilgilisoruşturma dosyalarının gönderilmesi istenmiştir. Başsavcılık, asliye cezamahkemelerinin tahliye talepleriyle ilgili olarak karar verme yetkisininbulunmadığını belirterek görüş bildirmemiş ve soruşturma dosyalarınıgöndermemiştir.
15. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi "mahkemece hâkimin reddi talepleri ile ilgili yapılandeğerlendirmenin dosyanın esası ile ilgili bir değerlendirme olmadığı,şüphelilerin tamamının tutuklu bulunduğu, dolayısıyla işin acele işlerdenolduğu, dolayısıyla soruşturma dosyaları ve reddi hâkim talepleri konusundagörüşlerin istenilmesine rağmen gönderilmemesinin reddi hâkim taleplerikonusunda incelemeye ve bir karar vermeye hukuken engel teşkil etmediği"gerekçesiyle incelemesini "şüphelilermüdafilerinin dilekçeleri, yazılı ve CD ortamındaki dilekçe ekleri, ilgilisavcılıklardan ve Sulh Ceza Hâkimliklerinden gelen yazı cevapları vegörüşleri" üzerinden gerçekleştirmiştir. Mahkeme 24/4/2015tarihinde İstanbul 1., 2., 3., 4., 5., 6., 7., 8., 9. ve 10. (bütün) sulh cezahâkimlerinin reddi taleplerinin kabulüne, şüphelilerin tahliye taleplerikonusunda karar verilmek üzere 24/4/2015 tarihinde nöbetçi olan İstanbul 32.Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi M.B.ningörevlendirilmesine karar vermiştir.
16. Başsavcılık tarafından talepte bulunulması üzerine İstanbul10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2015 tarihinde, İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesinin hâkimlerin reddi isteminin kabulüne ve görevlendirmeye ilişkinkararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar vermiştir.
17. İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği, aynı tarihte İstanbul 32.Asliye Ceza Mahkemesine bir yazı yazarak tahliye taleplerine bakma görev veyetkisinin kendilerinde bulunduğunu belirtmiş ve ilgili talepleringönderilmesini istemiştir.
18. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi, Başsavcılıkça soruşturmadosyalarının gönderilmemesi ve tahliye talepleri konusunda görüş bildirilmemesiüzerine tutukluluğun devamı yönündemütalaada bulunulduğunu değerlendirerek tahliye taleplerikonusundaki incelemesini "işin tahliyeyönünden değerlendirilmesinde bir sakınca olmadığı"gerekçesiyle şüpheli müdafilerinin sunduğu bazı belge ve CD'ler üzerindengerçekleştirmiştir. Mahkeme 25/4/2015 tarihinde başvurucuların da aralarındaolduğu tüm şüphelilerin tahliyesine karar vermiştir.
19. Diğer taraftan Başsavcılık tarafından talepte bulunulmasıüzerine İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği 25/4/2015 tarihinde, İstanbul 32.Asliye Ceza Mahkemesinin tahliyeye ilişkin kararlarının yok hükmünde olduğununtespitine ve şüphelilerin tutukluluk hâllerinin devamına karar vermiştir.Kararda "İstanbul Adliyesindeki tümSulh Ceza Hâkimliklerinin reddine ve tutuklu şüphelilerin tahliye istemineilişkin taleplerin Asliye Ceza Mahkemesi veya Ağır Ceza Mahkemelerincedeğerlendirilmesinin ve bu değerlendirmeler neticesinde tahliye talebinin reddiveya kabulü yönünde bir karar verilmesi halinde verilen bu kararların hukukenyasal mevzuatımıza göre mümkün olmadığı, verilen bu kararların da hukukengeçersiz, uygulanabilirliği olmayan ve mutlak butlan ile batıl olan veya diğerbir anlatımla yok hükmünde sayılan kararlar niteliğinde olduğu"ifade edilmiştir.
20. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 26/4/2015 tarihindetahliye müzekkerelerini Başsavcılığa göndermiştir. Başsavcılıkça İstanbul 10.Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararına atıf yapılarak şüphelilerhakkında düzenlenen tahliye müzekkereleri İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesineiade edilmiştir.
21. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihindeşüphelilerin tahliyesine ilişkin müzekkereleri yeniden Başsavcılığa göndermiş,Başsavcılık bunları yeniden İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine iade etmiştir.
22. Tahliye müzekkerelerinin ikinci kez iade edilmesi üzerineİstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015 tarihinde, tahliye müzekkerelerininyeniden Başsavcılığa gönderilmesine dair bir karar vermiştir.
23. Öte yandan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 27/4/2015tarihinde, İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğinin 25/4/2015 tarihli kararlarınınyok hükmünde olduğunun tespitine karar vermiştir.
24. İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi 29/4/2015 tarihinde;önceki kararlarda görevsiz olunmasına rağmen dilekçelerin değerlendirilereksoruşturma aşamasında olan işlerle ilgili hâkimin reddi taleplerinin kabulünekarar verildiğini, hukuki yanılgıya düşülerek verilmiş olan bu kararların usulve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin görevine girmeyen bir hususta kararverildiğini belirterek önceki kararlarının yok hükmünde sayılmasına kararvermiştir.
25. İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi de 28/4/2015 tarihinde "... hazırlık soruşturmalarında hâkimtarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak, bunlara karşıyapılan itirazları incelemek yetkisinin münhasıran Sulh Ceza Hâkimliğine aitolduğu, Asliye Ceza Mahkemelerinin soruşturma aşamasındaki işler ile ilgiliolarak tutuklama ve tahliye kararı verme yetkilerinin olmadığı, Mahkememizceverilen 25/04/2015 tarihli ... karar ile mahkememizce verilen tahliye kararı[nın] mahkememizingörevsiz bulunması nedeniyle yok hükmünde sayılması gerektiği ..."gerekçesiyle tahliyeye ilişkin kararlarının yok hükmünde sayılmasına kararvermiştir.
26. Başvurucular, nihai kararı 26/4/2015 tarihindeöğrendiklerini bildirmişlerdir.
27. Başvurucular 8/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
C. Sonraki Süreç
28. Başsavcılıkça başvurucuların da aralarında olduğuşüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya göreviniyapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme,silahlı terör örgütüne üye olma, devletin gizli kalması gereken bilgilerinisiyasal veya askerî casusluk amacıyla temin etme, görevi kötüye kullanma,iftira, resmî belgede sahtecilik, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, kişilerarasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetme, hukuka aykırı olarak kişiselverileri kaydetme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme suçlarınıişlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır CezaMahkemesinde kamu davası açılmıştır.
29. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/371 sayılıdosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır.
30. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
D. İlgili Süreç
31. Başvurucuların da aralarında bulunduğu şüphelilerin İstanbulsulh ceza hâkimlerinin tümünün reddi taleplerini kabul eden İstanbul 29. AsliyeCeza Mahkemesi Hâkimi M.Ö. ile bu kişilerin tümünün tahliye taleplerini kabuleden İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi M.B. hakkında disiplin ve cezasoruşturması başlatılmıştır. Bu kapsamda anılan hâkimler 27/4/2015 tarihindegörevden el çektirilmişler -sonrasında meslekten de çıkarılmışlar- 30/4/2015 ve1/5/2015 tarihlerinde tutuklanmışlardır.
32. Hâkimler M.Ö. ve M.B. hakkında kamu davası açılmış; Yargıtay16. Ceza Dairesi 24/4/2017 tarihinde, adı geçen kişilerin söz konusu kararları-üyesi oldukları- FETÖ/PDY liderinin ve yöneticilerinin talimatıylaverdiklerini belirterek silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan 9 yıl hapis vegörevi kötüye kullanma suçundan 1 yıl hapis cezalarıyla cezalandırılmalarınakarar vermiştir. Dairenin görevi kötüye kullanma suçu yönünden yaptığıdeğerlendirmelerin ilgili kısımları şöyledir:
"... Türk Ceza Muhakemesi Hukukuyönünden, gerek mülga 1402 sayılı CMUK'un 21 vd.maddelerindegerekse mer'i 5271 sayılı CMK'nın 22 ve devamımaddelerinde yer alan düzenlemeler subjektiftarafsızlıkla ilgili olup hakimin reddi hakkına ilişkindir.Bunedenle şüpheli/sanık,müşteki/katılan ya daCumhuriyet savcısının hakimi reddetmesi mümkün ise de mahkeme veya hakimliğibir kurum olarak reddetmesi mümkün değildir.Kezaheyet halinde çalışan bir mahkemenin veya bir adliyede veya yargı çevresindebulunan tüm mahkemelerin veya hakimlerinin toplu reddi usulü de yoktur ...
...
5271 sayılı CMK'nın22 vd.maddelerinde yer alanhakimin reddi müessesesinin, kural olarak kovuşturma aşaması ile ilgili olduğugörülse de, gerek ilgili madde metinlerinde açıkça 'şüpheli' kavramına yerverilmesi gerekse yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafındanyargılanma hakkını teminat altına alan AS'nin 6. veAnayasanın 36.maddelerinin emredici düzenlemeleri karşısında soruşturmasafhasında da hakimin reddinin mümkün olduğunun kabulünde zorunlulukbulunmaktadır. Zira red, hakimintarafsızlığını temin bakımından getirilmiş bir kurumdur.
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545sayılı Kanunla, sulh ceza mahkemeleri kaldırılmış ve münhasıran soruşturmaaşamasında görevli sulh ceza hakimlikleri kurulmuştur. Adından da anlaşılacağıüzere bu hakimlikler, “mahkeme” niteliği taşımazlar, çünkü dava görmezler,sadece soruşturma aşaması ile ilgili tedbir taleplerini ve itirazları inceleyipkarara bağlarlar.
Soruşturma aşamasında tarafsızlığından şüpheduyulan sulh ceza hakiminin, gerek kişisel gerekse olgusalolarak somutlaştırılmak suretiyle reddi mümkündür. Ancak objektif tarafsızlıkgerekçesiyle tüm sulh ceza hakimleri reddedilemez.
6545 sy.kanunlaSulh Ceza Hakimlerinin reddine dair özel bir usul getirilmediğine göre bukonuda genel hükümlerin uygulanması gerektiğinde şüphe olmamalıdır.
Budurumda red, reddedilen hakimliğe yapılacak yazılıbaşvuru ile yapılmalıdır.Reddiistenen hâkim, ret sebepleri hakkındaki görüşlerini yazılı olarak bildirerek(CMK m.26/1-3) evrakı yargı çevresi içinde bulunduğu asliye ceza mahkemesine(CMK m.27/2) (Prof.Dr.Yener Ünver-Prof.Dr.HakanHakeri Ceza Muhakemesi Hukuku 12.baskı sh.191) gönderir.Ret isteminin kabulü halinde, davaya bakmakla birbaşka hâkim veya mahkeme görevlendirilir.. (CMK m.27/4).
Red talebini kabul eden Asliye Ceza Mahkemesi hakiminin tahliyetaleplerini değerlendirmek üzere her hangi bir hakimigörevlendirip görevlendiremeyeceğine gelince;
5235 sayılı Kanunun değişik 10. maddesi ileCMK m.101/1, 103, 108/1 ve 268/3 incelendiğinde, soruşturma aşamasındatutuklama ve tahliye kararlarını yalnızca sulh ceza hakimliği ve hakimi verebilir. Tutukluluğa itirazı ise, CMK m.268/3uyarınca sadece bir başka sulh ceza hakimliği ve hakimi inceleyebilir.Soruşturma aşamasında tutuklama vetahliye konusunda asliye ceza mahkemesine ve hakimine yetki verilmemiştir.Asliye ceza mahkemesi, ancak kabul ettiği iddianamenin kovuşturmasınıyürütürken tutuklama tedbiri ile ilgili kararlar verebilir. Bunun dışındaAnayasa ve kanunlar asliye ceza mahkemelerine, doğrudan veya dolaylı olaraksoruşturma aşamasına müdahale etme yetkisi vermemiştir.(Prof.Dr.Ersan ŞEN yorumluyorum 13 syf.313-315) Bu nedenle Asliye Ceza Mahkemesi redtalebini yerinde görürse ancak aynı yer ya da yargı çevresinde bulunan birbaşka sulh ceza hakimini görevlendirebilir.
...
... Somut olayda, İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesi hakimi sanık M.Ö.nün mutaduygulama gereğince taleple ilgili dilekçe ve eklerini 5271 sy.CMK’nın24.maddesi gereğince görüş yazıları da eklenerek iade edilmek üzere reddedilenhakimlere göndermesi, evrakın tekrar gelmesi durumunda ise yukarda açıklandığıüzere Türk Ceza Muhakemesi hukukunda uygulanma yeri bulunmayan ve esasen haklıbir gerekçeye de dayanmadığı Anayasa Mahkemesincetespitedilen 'objektif tarafsızlık' iddiasına müstenit taleplerin reddine kararvermesi gerekirken hiç birisi ilgili Cumhuriyet savcılarınıngörüşyazılarında belirtilen gerekçelerle gönderilmemiş ve bu şekilde söz konususoruşturma dosyaları kendisi tarafından incelenmemiş olmasına vetamamı toplu olarak reddedilmiş durumdaki İstanbul SulhCeza Hakimlerinin, kendilerine yönelik olarak yapılan bu toplu reddi hakimtaleplerini inceleme yetkisinin bulunmadığına yönelik olumsuz görüş yazılarınarağmen, talep dilekçelerini CMK’nın 8 vd. maddelerindeöngörülen şartları da taşımadığı halde birleştirerek 32. Asliye Ceza hakimisanık M.B.yi görevlendirmesi ve buna ilişkinmüzekkereyi 24/04/2015 günü mesai bitiminden sonra saat 17:28’de imzalamasıylaUYAP üzerinden, fiziken de aynı gün İstanbul 32. AsliyeCeza Mahkemesi personelinin kalemi kapatıp adliyeden ayrılmasından sonra Hakim M.B.nin doğrudan kendisine, hakim odasında 29. Asliye CezaMahkemesi zabıt katibi Ö.A. marifetiyle göndermesi ... sanık Hakim M.B.nin ... 5235 sayılı Kanun'un, 6545 sayılı Kanunladeğişik 10. Maddesi gereğince soruşturma aşamasında tutukluluğa ilişkin tümkararları verme yetkisinin Sulh Ceza Hakimliğine ait olduğu ve asliye cezamahkemelerinin soruşturma evresindeki işlemlerle ilgili bir yetkisininbulunmamasına rağmen, 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi M.Ö.nünkanuna aykırı şekilde görevlendirme kararına dayanarak, toplam 594 adetklasörden oluşan belgeleri incelemeden ... gece saat 22.00-22.30 sıralarındakararların yazımını bitirerek, koridorda bekleyen avukatlara tebliğ ettirmesi... karşısında;
Suç tarihi itibariyle hakim olan sanıklarınverdikleri kararların esasen de sorunlu oldukları görülmekle birlikte, budurumun müsnet suç yönünden yargısal faaaliyet kapsamında değerlendirilmesi ve verilen kararlarakarşı kanun yollarına başvurulabileceği ileri sürülse de yukarda izah edildiğiüzere, kamu düzenine ilişkin görevle ilgili kuralları görmezden gelip yargılamahukukuna ilişkin işleyiş ve düzeni yok sayarak, 'mahkemeler üstü' bir tavırlaörgüt liderinin talimatı üzerine kurgulandığında şüphe bulunmayan plandoğrultusunda tam bir örgütsel organizasyon, gizlilik ve adanmışlık haliiçerisinde, fiil ve eylem birliği ile, aynı örgüt mensubu olmaktan soruşturulanaltmışüç şüpheli ile ilgili hakimin reddi ve tahliyetaleplerini, mutad işleyiş ve uygulama dışına çıkıp,mesai saati dışında, verilecek kararlarla ilgilidenetim mekanizmalarını bertaraf edecek, olayı bir oldu bitti fırsatçılığıiçerisinde sonuçlandıracak bir gizlilikle ve eşgüdümle hareket ederek görevliolmadıkları halde kabul eden sanıkların, karar verme süreci ile ilgili hukukaaykırı eylemleriyle görevlerinin gereklerine aykırı davrandıklarında şüpheyoktur..."
33. Anılan mahkûmiyet hükmü, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca26/9/2017 tarihli kararla onanarak kesinleşmiştir. Kararın ilgili kısımlarışöyledir:
"... İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıncayürütülmekte olup beş yüz doksan dört klasörden oluşan yedi ayrı soruşturmadosyasında biri gazeteci, diğerleri emniyet görevlisi olan altmış üç şüphelininFETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetiniortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeyeteşebbüs, devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casuslukamacıyla temin etme gibi çok sayıda suçtan tutuklu bulunduğu, bu şüphelilerinmüdafilerinin farklı tarihlerdeki tahliye istemlerinin İstanbul Sulh CezaHakimliklerinin kararlarıyla reddedildiği, keza altmış üç şüpheliden otuzaltısının, haklarında tutuklama nedeni bulunmadığını ileri sürerek yaptıklarıbireysel başvurunun Anayasa Mahkemesince 08.04.2015 tarihinde kabul edilemezbulunduğu,
Bu süreç sonunda, FETÖ/PDY silahlı terörörgütü lideri Fethullah Gülen'in "www.he.o"isimli internet sitesinde yayınlanan "Mukaddes Çile ve İnfakKahramanları" başlıklı vaaz/sohbet görünümlü kriptolu/örgütselkonuşmasıyla altmış üç tutuklu şüphelinin serbest bırakılmasının sağlanmasıiçin talimat verdiği, bunun üzerine 20.04.2015 tarihinde şüphelilerinmüdafileri olan yirmi avukat tarafından İstanbul Adliyesindeki tüm sulh cezahakimliklerinde görevli hakimlerin reddiyle şüphelilerin tahliye edilmesiistemli elli bir adet dilekçeden oluşan evrakın uygulanan prosedüre aykırıolarak tarama ve kayıt işlemlerinden geçirilmeksizin günün muhabere nöbetçisiİstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi sanık M.Ö.ye odasında teslimedildiği, sanık M.Ö.nün reddi hakim taleplerini kabulederek, muhabere nöbetçisi İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi sanık M.B.yi tahliye istemleri konusunda karar vermek üzere24.04.2015 tarihinde görevlendirdiği, sanık M.B.ninde 25.04.2015 tarihinde talepleri kabul ederek tutuklu bulunan şüphelilerintamamının tahliyesine karar verdiği olayda;
Silahlı terör örgütü üyesi olma suçubakımından;
Terör örgütlerinin; amaç suçun işlenmesiyolunda güven, disiplin ve sıkı irtibata önem veren, iş bölümüne dayalı,hiyerarşik düzene sahip yapılar olarak istihbarat, gizlilik, güvenlik vedenetim konularında duyarlı oldukları, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayan,irtibat halinde olmadıkları, güvenilir bulmadıkları, denetleyemedikleri,gizlilik ve güvenlik kurallarıyla hiyerarşiye uymayan kişilerin faaliyetlerineizin vermeyecekleri, bu kapsamda FETÖ/PDY silahlı terör örgüt lideri Fethullah Gülen'in 19.04.2015 günü örgütün yayınorganlarından "www.herkul.org" isimli internet sitesinde yayınlanantalimatı doğrultusunda, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği ve bu örgütünfaaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin yedi ayrı soruşturma dosyasındatutuklu olan altmış üç şüphelinin müdafiliğini yapan yirmi avukatın, örgütliderinin talimatından bir gün sonra 20.04.2015 tarihinde toplu haldeverdikleri elli bir adet dilekçeye istinaden dosyaları kısmen dahi olsaincelemeden ve delillere temas etmeksizin, altmış üç şüphelinin tamamınınistisnasız olarak tahliyelerini sağlamak için örgüt tarafından verilen göreviyerine getirmek üzere birlikte harekete geçen ve ancak "adanmış" birörgüt mensubunca yapılabilecek bir yöntem ve üslupla, hukuka açıkça aykırı birzeminde bulunduklarını bilerek önceden tasarlanmış, amaç ve örgütselfaaliyetleri yönünden bilinçli olarak söz konusu usulsüz ve hukuka aykırıkararları veren sanıkların FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün amaçlarınıgerçekleştirmesine hizmet ettikleri ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütümensuplarının kullanımı için oluşturulmuş ve münhasıran bu terör örgütününmensupları tarafından kullanıldığı bilinen ByLockiletişim sistemini kullanmak suretiyle örgütün hiyerarşik yapısına dahiloldukları ve böylelikle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerianlaşılmaktadır.
...
Görevi kötüye kullanma suçu bakımından ise;
Sanıkların inceleme konusu davada yaptıklarıağır hukuka aykırılıkların, mesleki kıdemleri ve yetkili çalıştıklarımahkemelerdeki görev süreleri dikkate alındığında, beşeri hata ve meslekitecrübesizlik kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması, reddi hakimtaleplerinin kabul edilip tahliye kararları verildiği anda şüphelilere haksızbir menfaat sağlanması karşısında; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünce organizeedilen tahliye planını hayata geçiren sanıklar M.Ö. ve M.B.nin,verilecek kararlarla ilgili denetim mekanizmalarını bertaraf edecek şekilde tambir örgütsel organizasyon, gizlilik ve adanmışlık hali içerisinde, iştirakhalinde söz konusu soruşturma evrakını incelemeden verdikleri hukuka aykırıkararlarla şüphelilerin tamamının tahliye edilmesine karar vererek, aynıörgütün mensubu olmaktan haklarında soruşturma yürütülen altmış üç şüpheliyemenfaat sağladıkları ve bu şekilde sanıkların, görevlerinin gereklerine aykırıhareket etmek suretiyle FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında... görevi kötüye kullanma suçunu ayrı ayrı işledikleri kabul edilmelidir..."
IV. İLGİLİ HUKUK
34. İlgili hukuk için bkz.Hüseyin Korkmaz, B. No: 2014/16835, 18/7/2018, §§ 42-50.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
35. Mahkemenin 11/12/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucular; İstanbul sulh ceza hâkimlerinin tümününreddine ve tahliyeye ilişkin talepte bulunduklarını, İstanbul 29. Asliye CezaMahkemesince hâkimlerin reddi isteminin kabul edildiğini ve tahliye taleplerinikarara bağlamak üzere İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesiningörevlendirildiğini, bu Mahkeme tarafından da tahliye kararı verildiğini ve bukarardan sonra İstanbul 29. ve 32. Asliye Ceza Mahkemeleri hâkimlerinin hukukaaykırı bir şekilde görevlerinden uzaklaştırılıp haklarında soruşturma açılarak,verilen tahliye kararlarının uygulanmasının imkânsız hâle getirildiğini ifadeetmişlerdir.
37. Başvurucular ayrıca tahliye kararlarının uygulanmamasıamacıyla siyasi iradenin yargı erki üzerinde baskı kurduğunu, tahliyetaleplerini değerlendirmek üzere İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesincegörevlendirilen İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin tahliyelerine kararverdiğini, ancak yetkisiz bir makam olan İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliğinintahliyeye ilişkin kesin nitelikteki İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi kararınıhukuka aykırı bir şekilde yok hükmünde saydığını, tahliyeye ilişkin aynı kararıaynı Mahkemenin daha sonra görevlendirilen hâkiminin de hukuka aykırı birşekilde yok hükmünde saydığını, tüm bu sebeplerle tahliye kararlarına rağmenserbest bırakılmalarının hukuka aykırı bir şekilde engellendiğini belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
38. Başvurucu Ramazan Orkun Altınışıkve Ahmet Özdil yönünden bildirilen Bakanlık görüşünde; hâkimin reddi ilehâkimin davaya bakamayacağı hâllere ilişkin düzenlemelerin kovuşturma aşamasınailişkin düzenlemeler olduğu ancak sulh ceza hâkimliklerinin sadece soruşturmaaşamasına ilişkin iş ve işlemleri yaptıkları, bu nedenle sulh ceza hâkimlikleriyönünden bu düzenlemelerin uygulanamayacağı, bu düzenlemelerin sulh cezahâkimlikleri açısından uygulanması ihtimali olsa dahi bu durumda talebinmutlaka sulh ceza hâkimliklerine yapılması gerektiği, ayrıca tüm sulh cezahâkimliklerinin toplu hâlde reddinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Bakanlıkgörüşünde ayrıca şikâyet konusu hâkimlerin reddine ve tahliye taleplerininkabulüne dair verilen kararların görevli olmayan mahkemelerce verildiği ve bunedenle ortada hukuken geçerli bir tahliye kararının bulunmadığıbelirtilmiştir.
39. Başvurucu Ramazan Orkun Altınışık,Bakanlık görüşüne karşı beyanında; hâkimin reddi ile hâkimin davayabakamayacağı hâllere ilişkin düzenlemelerin kanun hükümlerinden de açıkçaanlaşılacağı üzere soruşturma aşamasını da kapsadığını, hâkimlerin reddine dairtaleplerin tüm sulh ceza hâkimliklerince uzunca bir süre görmezden gelinmesisebebiyle doğrudan asliye ceza mahkemesine başvurduklarını, siyasilerinsöylemleri ve sulh ceza hâkimliklerinin yaptığı uygulamalar nedeniyle tüm sulhceza hâkimliklerinintarafsızlığını ve bağımsızlığınıyitirdiğini, bu nedenle tüm sulh ceza hâkimliklerini toplu olarakreddettiklerini ifade etmiştir. Başvurucu, bakanlık görüşüne karşı beyanındaayrıca İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin hâkimin reddi taleplerini veİstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin ise tahliye taleplerini değerlendirmedegörevli olduklarını belirtmiştir.
40. Başvurucu Ahmet Özdil, Bakanlık görüşüne karşı beyanında;hâkimin reddine ilişkin düzenlemelerin kanun hükümlerinden de açıkçaanlaşılacağı üzere soruşturma aşamasını da kapsadığını, bu nedenle sulh cezahâkimlerinin de reddedilebileceğini belirtmiştir.
B. Değerlendirme
41. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve sekizinci fıkralarışöyledir:
"Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.
...
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların serbest bırakılmalarınailişkin mahkeme kararının uygulanmadığına ve bu karara rağmen hürriyetlerininkısıtlanmasına devam edildiğine yönelik iddialarının mahkemeye erişim hakkıylailgili genel ilkeler ışığında Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü ve sekizincifıkraları bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerekir.
43. Anayasa Mahkemesi HüseyinKorkmaz (§§ 88-109) kararında; benzer bir soruşturma kapsamındaİstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesince verilen tahliye kararına rağmen serbestbırakılmanın hukuka aykırı bir şekilde engellendiği yönündeki iddianıntahliyeye ilişkin İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi kararının yetkili biryargı mercii tarafından verilmiş bir karar olduğunun kabulünün mümkünolmadığını ve başvurucunun söz konusu tahliye kararı sonrasındaki tutulmasınınhukuki bir temelinin bulunmadığının söylenemeyeceğini de belirterek açıkçadayanaktan yoksun olduğu sonucuna varmıştır.
44. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmamaktadır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucu Ramazan Orkun Altınışık'ıngizlilik talebinin REDDİNE,
B. Tahliye kararına rağmen serbest bırakılmama nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
C. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA11/12/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.