TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İSMET SARICI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/1304)
Karar Tarihi: 25/2/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Raportör
:
Esat Caner YILMAZOĞLU
Başvurucu
:
İsmet SARICI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu,ihale suretiyle satın aldığı ve akabinde kamulaştırılmış olduğunuöğrendiğitaşınmazın tapusunun iptal edildiğini, ancak uğradığı zararın karşılanmadığını,uyuşmazlıkla ilgili olarak yürütülen yargılamanın adil olmadığını ve makulsürede sonuçlandırılmadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarınınihlal edildiğiniileri sürmüş, ihlalin tespitiyle uğradığı maddi ve manevizararın tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 28/12/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi'ne doğrudanyapılmıştır. İdariyönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasınaengel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 8/3/2013 tarihinde kabuledilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekararverilmiştir.
4. Bölüm tarafından 26/3/2013tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için 1/4/2013tarihinde Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığının 3/6/2013 tarihligörüş yazısı başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığıcevabına karşı beyanlarını yasal süresi içerisinde 21/6/2013 tarihinde ibrazetmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, Samsun ili Çarşamba İlçesi, Kuşhane Köyü 442 parsel sayılıtaşınmazı, 14/03/2008 tarihli ihaleye katılarak satın almıştır.
8. Başvurucunun 1/7/2008 tarihlidilekçesine istinaden yazılan, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 7. BölgeMüdürlüğünün 30/7/2008 tarihli cevabi yazısında, belirtilen taşınmazın ÇarşambaOvası Sulaması ve Drenajı D9-A inşaatı nedeniyletaraflarından kamulaştırıldığı ve taşınmaza 25/4/2000 tarihinde geçici şerh,26/6/2000 tarihinde ise kesin kamulaştırma şerhi konulduğu bildirilmiştir.
9. Başvurucu tarafindan ÇarsambaTapu Sicil Müdürlüğü ve Emlak Bankası A.Ş. aleyhine Samsun 1. Asliye HukukMahkemesine 100,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevitazminat istemiyle dava açılmıştır.
10. Mahkemece, 31/5/2010 tarih veE.2008/332, K.2010/257 sayılı karar ile başvurucunun ıslah suretiyle 5.100,00TL'ye yükselttiği maddi tazminat istemi ile maddi ve manevi tazminatistemlerinin kabuliü halinde taşınmazın tapusunu devretmeyi kabul ettiği yönündekibeyanı nazara alınarak, başvurucunun 5.100,00 TL'lik maddi tazminat talebininkabulüne, manevi tazminat talebinin reddine ve dava konusu taşınmazın tapusununiptali ile önceki maliki adina tesciline karar verilmiştir.
11. Başvurucu 2/11/2010 tarihindemahkeme kararı ile lehine hükmedilen tazminatın tahsili için Çarşamba TapuSicil Müdürluğü ve Tasfiye Halinde Emlak Bankası aleyhine icra takibibaşlatmış, ancak bireysel başvurunun karara bağlandığı 25/2/2015 tarihiitibarıyla icra dosyasına herhangi bir ödeme yapılmamıştır.
12. Kararın temyiz edilmesi üzerine,İlk Derece Mahkemesi kararı Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 12/3/2012 tarih veE.2011/20858, K.2012/6035 sayılı kararı ile, başvurucunun ıslah dilekçesi iletalebini satış bedeline hasretmiş olduğu ve Mahkemece bu taleple bağlıkalınarak karar verildiği belirtilerek onanmıştır.
13. Başvurucu tarafından ilerisürülen karar düzeltme talebi Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 5/12/2012 tarih veE.2012/15410, K.2012/27768 sayılı kararı ile reddedilmiştir.
14. Bu karar başvurucu vekiline26/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu tarafından 28/12/2012tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgiliHukuk
15. 22/4/1926tarih ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu'nun 96. maddesi şöyledir:
"Alacaklı hakkınıkısmen veya tamamen istifa edemediği takdirde borçlu kendisine hiç bir kusurunisnat edilemiyeceğini ispat etmedikçe bundan mütevellit zararı tazminemecburdur.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 25/2/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun28/12/2012 tarih ve 2012/1304 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, ihaleyekatılarak satın aldığı taşınmazın ihale ilanında tarla vasfındaolduğubilgisinin bulunduğunu, akabinde taşınmazın kamulaştırılmış olduğunu öğrendiğini,bu süre zarfında satın aldığı taşınmaza besiciliktesisi yaptırmak üzere projeler hazırlattığını, ancak taşınmazınkamulaştırılmış olduğunu öğrenmesi üzerine bu girişimlerinin akimkaldığını,uğradığı maddi ve manevi zararın tahsili talebiyle dava açtığını, ancakMahkemecetaşınmazın tapusunun iptaline karar verilmesine karşın zararın tamolarak giderilmediğini,mahkeme kararına dayalı alacağı için icra takibibaşlatmasına rağmen bunu tahsiledemediğini, ayrıca yürütülen yargılamanın adilolmadığını ve makul süredesonuçlandırılmadığını belirterek, Anayasa'nın 35 ve36. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
B. Değerlendirme
18. Başvuru formu ve ekleriincelendiğinde başvurucunun, açmış olduğu tazminatdavasının mahkemece madditazminat talepleri yönünden kabulüne, manevi tazminat talepleri yönündenreddine dair verilen kararın Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından onanmasısuretiyle, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmış ise de,bu iddiaların özü, söz konusu kararın adil olmadığı hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi olaylarınbaşvurucu tarafindan yapılan hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeplebaşvurucunun belirtilen ihlal iddiaları adil yargılanma hakkı çerçevesindedeğerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığıİddiası
19. Başvurucu ihale suretiyle satın aldığı ve akabindekamulaştırılmış olduğunu öğrendiği taşınmazın tapusunun iptal edildiğini, ancakuğradığı zararın karşılanmadığını ve uyuşmazlıkla ilgili olarak yürütülenyargılamanın adil olmadığını ileri sürmüştür.
20. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuruda, kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."
21. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiyenin taraf olduğu protokoller kapsamindaki herhangi birinin kamu gücüitarafindan, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”
22. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvurularin kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenarbaşlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Mahkeme ,... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğinekarar verebilir."
23. 6216 sayılı Kanun'un “Esashakkındaki inceleme” kenar başlıklı 49. maddesinin(6) numaralıfıkrası şöyledir:
"Bölümlerin,bir mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilşkin incelemeleri,bir temel hakkın ihlal edilip edilmedigi ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır.Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda incelemeyapılamaz."
24. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216sayılı Kanun'un 49.maddesinin (6) numaralı fıkrasında bireysel başvurularailişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeyetabi tutulamayacağı, 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.
25. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasını içermeyen, yalnızcaderece mahkemelerininkararların yeniden incelenmesi talep edilen başvurularınaçikça dayanaktan yoksun veAnayasa ve Kanun tarafından Mahkemenin yetkisikapsamı dışında bırakılan hususlarailişkin olduğu açıktır. (B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 25).
26. Anılan kurallar uyannca, ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusuyapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukukkurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgilivarılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel basvuru incelemesine konuolamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti vesağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfilik içermesi ve bu durumunkendiliğindenbireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürliikleri ihlal etmiş olmasıdır.Buçerçevede, kanun yolu şikayeti niteliğindeki başvurular, bariz takdir hatasıveya açık keyfilikbulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (B. No:2012/1027, 12/2/2013, § 26).
27. Başvurucu her ne kadar derece mahkemeleri tarafındandosya içerisindeki kayıt vebelgelerin, bilirkişi raporlarının hatalıyorumlandığını ve bir kısmının dikkate alınmadığınıiddia etmiş ise de,başvurucunun ileri sürdüğü bu iddiaların derece mahkemelerinindelillerideğerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk kurallarının mahkemelertarafındanyorumlanmasına ilişkin olduğu, nihai olarak kısmen lehe olmayanmahkeme kararının sonucundan şikayet edildiği, bununlabirlikte başvurucunun ileri sürdüğü iddiaların ve delillerin derece mahkemeleritarafından değerlendirilerek karşılandığı anlaşılmaktadır.
28. Somut olayda Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, kararabağladığı tazminat davasında, başvurucunun taleplerini dikkate alarak madditazminat yönünden davanın kabulüne, mala gelen zararlar nedeniyle manevitazminata hükmedilmesine hukuken olanak bulunmaması nedeniyle manevi tazminattalebinin reddine karar vermiştir. Mahkemece 818 sayılı Kanun hükümleri dikkatealınarak oluşan vicdani kanaate ve değerlendirmeye göre hukuki bir sonucaulaşılmış olup, verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiştir.Derece Mahkemesince başvurucu tarafından açılan davanın hangi nedenlerle kısmenreddedildiğine hüküm gerekçelerinde yer verilmiş olup, söz konusu karardatarafların iddia ve savunmaları, dosyaya sundukları deliller değerlendirilerek,ilgili hukuk kurallarını da yorumlanmak suretiyle bir sonuca ulaşılmıştır. Buçerçevede, Derece Mahkemesi kararlarında bariz takdir hatası veya açıkçakeyfilik bulunmadığı anlaşılmaktadır.
29. Açıklanan nedenlerle, başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararınınbariz takdir hatası veya açıkça keyfilik de içermediği anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin "açıkça dayanaktanyoksun olması" nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul SüredeTamamlanmadığı İddiası
30. Başvurucu tarafından, tarafı olduğuyargılama sürecinin makul süreyi aştığı ve Mahkemece hükmedilen alacağınıtahsil edemediği belirtilerek makul sürede yargılanma ve mahkemeye erişimhaklarının ihlal edildiği iddia edilmekle birlikte, yargılamaya konu davanındavalı tarafında yer alan kişiler de nazara alındığında, makul süredeyargılanma hakkı açısından gözönünde bulundurulacak olan sürenin bitiştarihinin, icra aşamasını kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihiolarak değerlendirilmesi uygun görülerek, söz konusu iddialar bütün halindemakul sürede yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığıve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden debulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının, kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
c. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
31. Başvurucunun, Mahkeme kararıyla hükmedilen tazminatın ödenmemesinedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi, bu şikayet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bukısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2.Esas Yönünden
a. Yargılamanın Makul SüredeTamamlanmadığı İddiası
32. Başvurucu, açılan tazminat davasında yargılama süresininuzun olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvuru formu ve eklerinin yapılan incelemesi neticesinde,başvurucunun 22/9/2008 tarihinde Samsun 2. AsliyeHukuk Mahkemesinde açtığı davanın makul sürede tamamlanmamış olduğunu ilerisürdüğü anlaşıldığından incelemenin bu dosyaya münhasıran yapılması gerektiği sonucunavarılmıştır.
33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncüfıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasıhükümlerine göre Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasınınincelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilenhakkın Anayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye'nin taraf olduğu ek protokollerininkapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme'nin ortak korumaalanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18).
34. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birincifıkrası-şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir."
35. Anayasa'nın "Duruşmalarınaçık ve kararların gerekçeli olması" kenar başlıklı 141.maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir. "
36. Sözleşme'nin "Adil yargılanma hakkı" kenarbaşlıklı 6. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafindan davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir."
37. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan veadil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasenAnayasa'nin 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkınında unsurlarıdır.Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesiuyarınca inceleme yaptığı birçokkararında ilgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sozlesme'nin lafzi içeriğinde yer alan veAİHM içtihadiylaadil yargılanma hakkının kapsamına dahil edilen ilke ve haklara,Anayasa'nin36. maddesi kapsamında yer vermektedir.(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
38. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkınınkapsamına dahil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa'nın 141. maddesinin de, Anayasa'nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektigi açıktır. (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).
39. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandinlmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013,§§41-45).
40. Ancak, belirtilen kriterlerdenhiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir.Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrıayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangiunsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır. (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).
41. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşipgerçekleşmediğinin saptanması için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göredeğişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gerekir.
42. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,uyusmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, somutbaşvuru açısından ise, başvurucu tarafından bireysel başvuruya konu edilentazminat davasının açıldığı 22/9/2008 tarihidir.
43. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını dakapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Başvurucu lehinehükmedilen tazminatın ödenmesine ilişkin icra aşamasının halen devam ettiğinazara alındığında, makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesindenazara alınacak bitiş tarihi, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruyu kararabağladığı tarihtir.
44. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, 22/9/2008 tarihinde, Tasfiye Halindeki Türkiye Emlak Bankasıtarafından 14/3/2008 tarihinde yapılan ihalede tarla vasfı ile satışı yapılantaşınmazın tapuda kanal ve servis ulaşım yolu olarak kayıtlı olması nedeniyleÇarşamba Tapu Sicil Müdürlüğü ve banka aleyhine maddi ve manevi tazminat ödenmesiiçin açılan tazminat davasında, İlk Derece Mahkemesince davanın maddi tazminattalebi yönünden kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden ise reddine kararverildiği, anılan kararın Yargitay 13. Hukuk Dairesinin 12/3/2012 tarihli ilamıile onandığı, başvurucunun karar düzeltme talebinin ise 5/12/2012 tarihindereddedildiği, mahkeme kararının icrası amacıyla İzmir 17. İcra Müdürlüğündebaşlatılan ilama dayalı icra takibine rağmen hükmedilen alacağın ödenmediği,başvurucunun bireysel başvurusu hakkında karar verilen tarihe kadar, 6 yıl 5ayı aşkın bir sürenin geçtiği anlaşılmaktadır.
45. İlgili yargılama evrakınınincelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin asliye hukuk mahkemesiönünde sürdüğü görülmekle, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyusmazlıklarıkonu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 6100sayılı Kanun'a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 6100 sayılıKanun'un 30. maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesigerekliliğini ortaya koyduğu anlaşılmaktadır.
46. 6100 sayılı Kanun'un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesitarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet eden özel usulhükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiş olup (B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 54-64), başvuruya konu alacak davası,hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmşıklığı, delillerintoplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler dikkatealındığında karmaşık olmaktan uzaktır. Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla veusuli haklarını kullanırken özensiz davranmasıyla yargılamanın uzamasına önemliölçüde sebep olduğu da söylenemez. Söz konusu davanın niteliği, başvurucuaçısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati dikkate alındığında,6 yıl 5 ayı aşkın yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğusonucuna varılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
b. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
48. Başvurucu, ihale yoluyla satınalınan taşınmazın vasfının ihale ilanındakinden farklı olması nedeniyle maddive manevi zarara uğradığı iddiasıyla Tasfiye Halindeki Türkiye Emlak Bankası veTapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan dava sonucunda Mahkemece 5.100,00 TLtazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesine ve Mahkeme kararının icrasıamacıyla İzmir 17. İcra Müdürlüğünde başlattığı ilama dayalı icra takibinerağmen, herhangi bir sebep gösterilmeden ödeme yapılmadığını ve alacağınıtahsil edemediğini belirterek, Mahkeme tarafından hüküm altına alınan ve icraedilebilir aşamaya gelmiş olan tazminat alacağının ödenmemesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
49. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, başvurucunun,kesinleşmiş ve infaz edilebilir mahkeme kararının infazının sağlanamadığınadair ihlal iddiasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Ek 1 No.lu Protokol’ün1. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesi ve Anayasa’nın 35. maddesiçerçevesinde değerlendirmesi gerektiği bildirilmiştir.
50. Adalet Bakanlığının görüşüne karşı başvurucu, mülkiyethakkının ihlal edildiğini belirterek, başvuru dilekçesindeki hususları tekrarettiğini bildirmiştir.
51. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırıolamaz."
52. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenarbaşlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararınauygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkılarınveya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasalarıuygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."
53. Bu kapsamda öncelikle mülkiyet hakkının kapsamına dâhilolabilecek malvarlığı değerlerinin belirlenmesi gerekir. Anayasa'nın 35.maddesi ile 1 No.lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin koruma alanı içinde yer alanmenfaatlerin kapsamına, mevcut bir mülk girebileceği gibi kesin bir şekildetanımlanmış alacak hakları da girebilir (AYM, E.2000/42, K.2001/361, K.T. 10/12/2001; AYM, E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008).
54. Bir mahkeme hükmünden doğan alacak, icra edilebilir olduğununkanıtlanması durumunda mal ve mülk olarak kabul edilebilir (bkz. Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40).
55. Başvuruya konu olayda başvurucununihale suretiyle satın aldığı ve sonradan kamulaştırıldığını öğrendiği taşınmaznedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açtığı İlk Derece Mahkemesince5.100,00 TL tazminata hükmedildiği ve başvurucunun ilamlı icra yoluna başvurmuşolmasına rağmen alacağını tahsil edemediği açık olup, bu durum başvurucununhükme bağlanmış ve icra yolu ile tahsil edilememiş bir alacak hakkının olduğunugöstermektedir. Bu durumda başvurucunun mahkemeceverilen bir eda hükmü ile nihai olarak belirlenmiş, kesinleşmiş ve ilamlı icrayolu ile tahsil edilebilecek bir aşamaya gelmiş, güncel ve icra edilebilirnitelikte koşula bağlı olmayan bir “alacakhakkının” doğduğu ve bunun mülkiyet hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi gerektiği açıktır.
56. Anayasa'nın 35. maddesi ve Ek 1 No.lu Protokol'ün 1.maddesi paralel düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir.
57. Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi üç temelkuraldan oluşmaktadır. Birinci kural, genel olarak mülkiyetten barışçılyararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. Bu husus, birinci fıkranın ilkcümlesinde düzenlenmiştir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayı düzenlerve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Bu da aynı fıkranın ikinci cümlesindedüzenlenmiştir. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygun olarak ve buamacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla mülkiyetin kullanımınıkontrol etme yetkisini tanır, bu ise ikinci fıkrada yer almaktadır (bkz. Sporrong ve Lönnroth/İsveç, B. No: 7151/75,7152/75, 23/9/1982, § 61).
58. Anayasa'nın 35. maddesi de Sözleşme'ye Ek 1 No.luProtokol'ün 1. maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birinci fıkrasındamülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyet hakkınınsınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir (B. No:2013/711, 3/4/2014, § 59).
59. Somut olayda olduğu gibi, ihale suretiyle satın alınangayrimenkulun sonradan kamulaştırılması üzerine açılan dava sonucundahükmedilen alacağın veya tazminatın ödenmemesi, mülkiyetten barışçıl yararlanmaveya mülkiyete saygı ilkesi kapsamında değerlendirilmelidir.
60. AİHM de yargı kararlarının icrasının gecikmesini, "mülkten barışçıl yararlanma" hakkınamüdahale olarak kabul etmekte (bkz. Burdov/Rusya, B. No:59498/00, 7/5/2002, § 40) vedemokratik bir toplumda hukukun üstünlüğü ilkesine atıfla, alacak hakkıbulunduğunu gösteren yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini kabul etmektedir (bkz. Süzer ve Eksen Holding A.Ş./Türkiye, B. No:6334/05,23/10/2012, § 155).
61. Sözleşme'nin 6. maddesi ile Protokol'ün 1. maddesi,devlete, yargı kararlarının uygulanması bakımından etkili bir sistem kurmayükümlülüğü getirmektedir (bkz.Fuklev/Ukrayna, B. No:71186/01, 30/11/2005, § 84). Aynı yükümlülük Anayasa’nın 35. ve 36. maddeleri bağlamındada geçerli olup, bir mahkeme kararını uygulamakla görevli kamu makamları, bukararın uygulanmasını engellemekte ya da kararın uygulanması için gerekli özenigöstermemekteyse bu durum Anayasa'nın 35. maddesinin ilali anlamına gelir (B.No: 2013/711, 3/4/2014, § 66).
62. Somut başvuru açısından, başvurucunun 2/11/2010tarihinde başlattığı ilamlı icra takibine rağmen, Mahkeme kararına dayalı vemülkiyet hakkı kapsamında güvencelendiği kabul edilen alacağının halenödenmemiş olduğu görülmektedir (§ 11). Bu kapsamda başvurucunun alacağınıntahsili amacıyla yaptığı icra takibinin uzun sürmesi ve alacağa ulaşmadabelirsizlik bulunması, Mahkemece verilen kararı, etkili sonuçları bakımındankonusuz bırakmıştır.
63. Açıklanan gerekçelerle; Mahkemece hükmedilen tazminatınyapılan icra takibine rağmen uzun süredir ödenmemiş olması nedeniyle,başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkınınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3.6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
64. Başvurucu, mülkiyet ve adilyargılanma hakkının ihlal edilmiş olması nedeniyle 2.500.000,00TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
65. 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkinda Kanun’un “Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tespit edilenihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadankaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. "
66. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin 6 yıl 5 ayı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net 4.150,00 TL,mülkiyet hakkının ihlali sebebiyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecekolan manevi zararı karşılığında net 8.250,00 TL olmak üzere, toplam net12.400,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
67. Başvurucu tarafindan maddi tazminattalebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilenmaddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından başvurucununmaddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
68. Başvurucu tarafından yapılan vedosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 172,50 TLharçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Yargılamanınsonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması" nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makulsürede yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarınınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa'nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
4. Anayasa'nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya makul sürede yargılanma hakkının ihlalinedeniyle net 4.150,00 TL, mülkiyet hakkının ihlali nedeniyle net 8.250,00 TLolmak üzere toplam net 12.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE, başvurucununtazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucutarafından yapılan 172.50 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununMaliye Bakanlığına başvurutarihinden itibaren dört ay içinde yapilmasına;ödemede gecikme olmasi halinde, bu süreninsona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
25/2/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.