TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
İSMET ZEYNEP CANTAŞ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/847)
Karar Tarihi: 22/6/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Aliye YILDIZ VARSIN
Başvurucular
:
1. İsmet Zeynep CANTAŞ
2. Ayşe Nursan ÖZBİNGÖLLÜ
3. Selma BAHÇEEVLİ
4. Zehra Günsel ÖZEN
5. Fatma Evin SÖNMEZ
6. Ahmet Naci EKŞİOĞLU
7. Yasemin GÖKSU
8. Hatice Kıvanç ÇUMRALI
9. Rabia ÖZTAŞ
10. Hatice Meral EKŞİOĞLU
11. Fatma Nihal EKŞİOĞLU
12. Reşit KESKİN
13. Mehmet Fatih EKŞİOĞLU
14. Hulusi TÜZÜN
15. Mustafa Kamil Güngör GÖKSU
16. Aydan KİNGİR
17. Gülgün KARAHAN
18. Hatice Demet ENGÜR
19. Afife BAL
20. Sami SOYLU
21. Şerife GÜR
22. Hatice Rezan ÖZTAŞ
23. Ayşe Sevim GÖKALP
24. Mehmet SOYLU
25. Hatice KARADENİZ
Vekilleri
:
Av. Emine Bilge AKKAYAGİL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucular, malikioldukları taşınmazın kamulaştırılması nedeniyle açılan bedel tespiti ve tescildavasında araziye gerçek değerinden düşük bir bedel tayin edilmesi, faizehükmedilmemesi ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesi nedenleriyle adilyargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminattalebinde bulunmuşlardır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 29/1/2013 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğinbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca, 30/6/2014 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından24/10/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 27/10/2014tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamdasunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. OLAYLAR
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucuların murisleriadına tapuda kayıtlı taşınmazın da bulunduğu Ermenek ilçesinde, Enerji ve TabiiKaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarih ve 1572 sayılı tasdikli projesikapsamında Ermenek Barajı ve Hidroelektrik Santrali (HES) tesisleri projesi vegöl sahası inşaatı yapılması planlanmış ve 13/7/2006 tarihinde Devlet Su İşleriGenel Müdürlüğünce (İdare) kamu yararı ve kamulaştırma kararı alınmıştır.Bakanlar Kurulunun baraj ve HES projesine ilişkin 2009/14599 sayılı acelekamulaştırma kararı 31/1/2009 tarih ve 27127 sayılı ResmiGazete'de yayımlanmıştır.
8. İdare, başvuruculara aittaşınmaza acele kamulaştırma yoluyla el konulması ve kamulaştırma bedelinintespiti talebiyle dava açmıştır. Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesi, 6/5/2009 tarihve E.2009/322, K.2009/388 sayılı kararı ile bilirkişi raporuna dayanarak elkoyma bedelini 6.889,27 TL olarak belirleyerek bedelin başvuruculara ödenmesineve taşınmaza acele el konulmasına karar vermiştir.
9. İdare tarafından 13/5/2010tarihinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasındaMahkeme, mahallinde keşif yapmış, bilirkişiler, taşınmazın özelliklerinigözeterek ve 2010 yılı fiyat, masraf ve verim verilerini kullanarak taşınmazıntoplam değerini 25/11/2011 tarih ve E.2010/628, K.2011/782 sayılı kararı ile255.320,69 TL olarak belirlemiş, bakiye 248.431,42 TL'nin başvurucularaödenmesine karar vermiştir.
10. Temyiz üzerine karar,Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 10/7/2012 tarih ve E.2012/7145, K.2012/8967sayılı ilamı ile onanmıştır. Daire, 3/12/2012 tarih ve E.2012/12623,K.2012/13628 sayılı ilamı ile karar düzeltme talebini reddetmiştir.
11. Anılan karar, başvuruculara31/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
12. Başvurucular 29/1/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
B. İlgiliHukuk
13. 4/11/1983 tarih ve 2942sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırmabedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili”kenar başlıklı 10. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halindeidare, … asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırmabedelinin tespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibaren en geç otuzgün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malın malikine …bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye de tebliğ olunur.
…
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içindekeşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddedesayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malındeğerini tespit için mahallinde keşif yapar…
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerin beyanını dadikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmaz malın değerinibelirten raporlarını onbeş gün içinde mahkemeyeverirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflara tebliğ eder.Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veya vekillerinive bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişi raporlarına varsaitirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşı beyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halinde gerektiğinde hakim tarafından onbeş gün içindesonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir ve hakim,tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarındanyararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkınınkamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adınayatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idareadına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilirve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescilhükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md) Kamulaştırmabedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamamasıhâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faizişletilir.
…
14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırmaişlemine karşı hak sahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması veidari yargı mahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halindemahkemece, idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucunagöre işlem yapılır.
…”
14. 2942 sayılı Kanun’un24/4/2001 tarih ve 4650 sayılı Kanunla değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrasışöyledir:
“Taşınmaz malın değerinin tespitinde, kamulaştırmayıgerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ileilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkatealınmaz.”
15. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usulekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 22/6/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucuların 29/1/2013 tarih ve 2013/847numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
17. Başvurucular, malikioldukları taşınmazın idarece kamulaştırılması işlemleri sırasında idarenintaşınmaza hemen ihtiyacı olduğunu belirterek 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarıncadeğer tespiti yapılması ve el konulması talebiyle açtıkları davada taşınmazındeğerinin tespit edildiğini, buna karşın idarenin, yasal süresi içerisinde 2942sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca kamulaştırma davasını açmadığını, AİHMkriterlerine göre bedel tespiti ile kamulaştırma işlemi arasında geçmesigerekli makul sürenin aşıldığını, bilirkişice kamulaştırma bedeli tespitedilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçenin verileri dikkate alınarak hesapyapılması gerekli olduğu halde, komşu ilçelerin tarım müdürlüğü verileri dedikkate alınarak hesap yapıldığını, kamulaştırma işlemi nedeniyle mülkiyethaklarına yapılan müdahalenin ve tespit edilen bedelin orantılı olmadığını,uygulanması gerekli faizin düşük hesaplandığını, aynı mahkemenin benzer kararlarındayerleşik Yargıtay uygulamasını da dikkate alarak bedel tespiti yaptığı halde,kendilerine ait taşınmazın değerini eksik hesap ettiğini, acele kamulaştırmasonrasında taşınmaz su altında kaldığından delillerin yok edildiğinibelirterek, Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerinde tanımlanan haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüş ve maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
B. Değerlendirme
18. Başvurucular, somutbaşvuruya konu bedel tespiti ve tescil davasıyla ilgili yukarıda sıralananşikâyetleri nedeniyle Anayasa’nın 35., 36. ve 46. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir. Anayasa Mahkemesi,başvurucuların ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp,somut dava ve buna bağlı olayların özelliklerine göre olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder.
19. Başvurucular, diğerilçelerde kamulaştırma bedelinin tespitinde sadece ilçe tarım müdürlüğüverileri dikkate alınıp bedel tespiti yapılırken Ermenek ilçesindeki taşınmazlardaErmenek ilçesiyle birlikte çevre ilçeler ile Karaman ili tarım müdürlükleriverilerinin ortalamasının “mevki”olarak değerlendirilip bedel tespitinde kullanılmasının mülkiyet ve adilyargılanma haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüşlerse de başvurucuların bahsekonu şikâyetinin özünün mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik şartınıihlal ettiği iddiası olduğu anlaşıldığından bu konuda ayrıca adil yargılanma(hakkaniyete uygun yargılanma) hakkı yönünden inceleme yapılmasına gerekgörülmemiştir.
20. Başvurucuların kamulaştırmabedeline faiz uygulanmadığı yönündeki şikâyetleri mülkiyet hakkında ölçülülükilkesi yönünden, yargılamanın olması gerekenden uzun sürmesine dair şikâyetlerimakul sürede yargılanma hakkı yönünden incelenecektir. Başvurucularındelillerin yok edilmesine yönelik şikâyetleri ise ayrıca incelenecektir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. YargılamanınMakul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası
21. Başvurucular, 2942 sayılıKanun’un 10. maddesine göre 105 günde tamamlanması gereken kamulaştırmabedelinin tespiti davasının daha uzun sürede tamamlandığını belirterek makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
22. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyleyargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adilyargılanma hakkına sahiptir.”
23. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılması, yargının görevidir.”
24. Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanmahakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgiliuyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusundakarar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
25. Makul sürede yargılanmahakkı adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, davaların makul süredesonuçlandırılması da yargının görevidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 39).
26. Makul süre incelemesinde;yargılamaya intikal eden maddi vakıalar ve ispat araçlarından oluşan davamalzemesinin veya uygulanacak hukuk kurallarının karmaşık olması; taraflarıngenel olarak yargılama sürecindeki tutumları; yargılama sürecinin uzamasındakietkileri ve usuli haklarını kullanırken gerekendikkat ve özeni gösterip göstermedikleri; yargı makamları yanında davasüreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet organlarına atfedilebiliryapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden kaynaklanan bir gecikme olupolmadığı ve yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özeningösterilip gösterilmediği; başvurucu için hukuki korumanın bir an öncegerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi davanın niteliği ve niceliğineilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekmektedir(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 58).
27. Taraflar için 2942 sayılıKanun’un 10. maddesinde kamulaştırma bedelinin tespiti davalarınınsonuçlandırılması için öngörülen süreler mahkemelere yönelik süreler olduğundandüzenleyici nitelikte olup, mahkemeler bu sürede davayı sonuçlandıramasalar dadaha sonra verdikleri kararların geçerli olduğunda şüphe yoktur. 2942 sayılıKanun’un gereği yapılması gereken duruşmalar ve duruşma aralıkları, bilirkişiraporlarının beklenmesi ve tebligat işlemleri göz önünde bulundurulduğunda, busürelerin aşılabileceği görülmektedir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 47- 48).
28. Nitekim AİHM de, benzer şekildeki düzenleyici sürelerin yargılamasüresini kısaltma amacı taşıdığını vurgulamaktadır. AİHM, ulusal mahkemelerinyasal süreye riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl yorumladıklarını veuyguladıklarını denetlemenin görevi olmadığını belirterek davaların “makul süre” içerisinde sonuçlanıpsonuçlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü ele almaktave bu sürenin Sözleşme’nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasına uygun olupolmadığıyla sınırlı bir inceleme yapmaktadır. (Bkz., Çalık/Türkiye, B. No: 3675/07, 31/8/2010; Dildirim ve Diğerleri/Türkiye, B. No: 42927/10,12/3/2013).
29. Başvuru konusu olayda, idaretarafından 13/5/2010 tarihinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescildavasında Mahkeme, yaklaşık 18 ay sonra 25/11/2011 tarihinde davanın kabulünekarar vermiş, taraflarca temyiz edilen karar Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin10/7/2012 tarihli ilamı ile onanmış, karar düzeltme talebi ise aynı Dairenin3/12/2012 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Başvuruya konu kamulaştırmabedelinin tespiti davasında ilk derece mahkemesi ve temyiz mahkemesinin ihtilafkonusu olayla ilgili tutumunun özel bir karmaşıklık göstermediği, yargılamanıniki dereceli yargılama prosedüründe toplam 30 ay sürdüğü, ilk derecemahkemesinin bu süre zarfında, başvurucunun ve idarenin iddialarına ilişkinkarar vermek için davanın esasını incelediği, bedel tespitine esas verileritopladığı, bilirkişi görüşüne başvurduğu, taraflara itiraz için süre verdiği,tarafların itirazlarını dikkate aldığı, davanın temyiz ve karar düzeltmeincelemesinin 12 ayda tamamlandığı görülmüş ve yargılama süresinin bütünüdikkate alındığında mahkemeler nezdinde başvurucunun haklarını ihlal edecekşekilde gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
30. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının "açıkça dayanaktan yoksun olması"nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Delillerin Yok Edilmesine Yönelik Şikâyetler
31. Başvurucular taşınmazınbaraj gölü altında kalması nedeniyle delillerin yok edildiğini belirterek, adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
32. 6216 sayılı Kanun'un, 'Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartlarıve incelenmesi' kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
33. 6216 sayılı Kanun'un 47.maddesinin (3) numaralı, 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ileİçtüzüğün 59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurukonusu olaylarla ilgili delilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındakiiddialarını ve dayanılan Anayasa hükmünün kendilerine göre ihlal edildiğinedair açıklamalarda bulunarak iddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (B. No: 2013/276,9/1/2014, § 19).
34. Başvurucunun, kamu gücünün işlem,eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük iledayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ileihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veya kararların neler olduğunu başvurudilekçesinde belirtmesi şarttır. Başvuru dilekçesinde kamu gücünün ihlale nedenolduğu iddia edilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasınagöre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklerdenhangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delilleraçıklanmalıdır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).
35. Yukarıda belirtilen koşullaryerine getirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktanyoksun olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktanyoksun olmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucutarafından ileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucununbaşlangıçta, başvuru hakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek içinbaşvuru formu ve eklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması, kamugücünün ihlale neden olduğunu iddia ettiği hak ve özgürlüklere ilişkin gerekliaçıklamaları yapması zorunludur (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).
36. Somut başvuruda acelekamulaştırma kararı ile başvuruculara ait taşınmazda baraj yapımına başlanmışve taşınmaz baraj gölünün baraj gölü altında kalmıştır. Mahkeme acelekamulaştırma davasında taşınmazda bilirkişiler eşliğinde keşif yapmış vehazırlanan bilirkişi raporu doğrultusunda acele kamulaştırma bedelini tayinetmiştir. Aynı Mahkeme bedel tespiti davasında da keşif yapmış, ancaktaşınmazın baraj gölü sularının altında kaldığı tespit edilmiştir. Her ikidavayı da aynı Mahkeme karara bağladığından ve Mahkeme acele kamulaştırmadavasında keşif yaparak delilleri (taşınmazın özelliklerini) tespit ettiğindendelillerin Mahkemece değerlendirilememesi söz konusu değildir. Ayrıca bedeltespiti davalarında dava tarihine göre taşınmazın özellikleri göz önündebulundurularak taşınmazın bulunduğu bölgenin (mevkinin)tarımsal getiri verilerine göre bedel tespiti yapıldığından delil olarak kabuledilen verilerin yok edilmesi mümkün de değildir. Başvurucular delillerin yokedildiği iddialarını taşınmazın su altında kalmasına bağlamakta, ancak bedeltespiti davasında davanın sonucunu etkileyecek hangi delilin yok edildiğiniaçıklamamaktadırlar.
37. Anayasa Mahkemesine yapılanbireysel başvurularda başvurucuların, ihlal edildiğini iddia ettikleri Anayasahükmü ile somut başvuruya konu olaylar arasında ilişki kurarak açıklamalardabulunmaları ve iddialarını delillendirerekkanıtlamaları gerekmektedir. Somut başvuruda başvurucuların yukarıda sayılankoşulları yerine getirmeyerek iddialarını temellendirmediği anlaşılmaktadır.
38. Açıklanan nedenlerle,başvurucular tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının başvuruculartarafından kanıtlanamamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmıyla ilgiliolarak, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin "açıkça dayanaktan yoksun olması"nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Mülkiyet Hakkınınİhlali İddiası
i. Bedel Tespitiyleİlgili Şikâyetler Yönünden
39. Başvurucular, kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescili davasında taşınmazın rayiç değerinin, 2942 sayılıKanun’un 11. maddesinin (f) bendine aykırı şekilde taşınmazın bulunduğu Ermenekilçesi yanında komşu ilçeler ile Karaman ili tarım müdürlükleri verilerininortalaması kullanılarak olması gerekenden düşük belirlendiğini, başka ilçelerdeyapılan kamulaştırmalarda ilçe verileri kullanılırken Ermenek ilçesinde çevreilçelerin ve bağlı olunan ilin verilerinin de kullanılması nedeniyle eşitlikilkesine aykırı hüküm tesis edildiğini belirterek, mülkiyet hakkının ve hakarama hürriyetlerinin ihlal edildiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular,kendilerine Anayasa’nın 10. maddesinin ilk fıkrasında sayılan hangi nedenedayalı olarak veya hangi sebeple ayrı muamele yapıldığından bahsetmemişlerdir.Başvurucular esas olarak diğer ilçelerde kamulaştırma bedelinin tespitindesadece ilçe tarım müdürlüğü verileri dikkate alınıp bedel tespiti yapılırkenErmenek ilçesindeki taşınmazlarda Ermenek ilçesiyle birlikte çevre ilçeler ileKaraman ili tarım müdürlükleri verilerinin ortalamasının “mevki” olarak değerlendirilip bedeltespitinde kullanılmasından şikâyetçi olmaktadır. Bu durumda başvurucularınşikâyetinin özünün mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik şartını ihlalettiği iddiası olduğu anlaşıldığından konu mülkiyet hakkı kapsamında incelenmişve hak arama hürriyeti ile eşitlik ilkesi yönünden ayrıca inceleme yapılmasınagerek görülmemiştir.
40. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
41. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan kamulaştırılan taşınmazın gerçek değerinin ödenmesi talebi,Anayasa’nın 35. maddesinde yer alan mülkiyet hakkının kapsamına dâhildir.Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hak olmadığı ve kamuyararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir. Anayasa’nın 13. maddesitemel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genel ilkeleri tespit ederken Devletve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunan taşınmazları kamulaştırmayetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyen Anayasa’nın 46. maddesimülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özel hükümler içermektedir.Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, başvurucuların bahsedilen talebinindeğerlendirilmesinde Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte 13. ve 46.maddelerinin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir (B. No: 2013/817,19/12/2013, § 28).
42. 2942 sayılı Kanunun 11.maddesinin (f) bendinde “mevki”kelimesi kullanılmıştır. Mevki kelimesinin benzer iklim koşulları ve araziyapısı nedeniyle benzer özelliklere sahip geniş toprak parçaları anlamındakullanıldığı anlaşılmaktadır. Mevki veya diğer adıyla mahal kelimesi her zamanilçe düzeyinde bir alan anlamına gelmeyebilmektedir. Bazı toprak, iklim vecoğrafi koşullarda bulunan bölgelerde mevkii veya mahal, ilçe düzeyinden deküçük bir arazi alanı olabileceği gibi bazı durumlarda da daha geniş toprakparçaları bir mevki veya mahal olarak tanımlanabilir. Bunun yanında mevki veşartlar sadece değerlendirmeye alınacak alanın il veya ilçe düzeyinde olmasıylabağlantılı olmayıp, toprağın yapısı, arazinin sulanıp sulanmadığı, arazinin eğimigibi pek çok faktör, mevki ve şartlar kavramı çerçevesinde değerlendirmeye tabitutulmaktadır (B. No: 2012/1246, 6/2/2014, § §64, 65-70).
43. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi,25/5/2006 tarih ve E.2006/3897, K.2006/4360 sayılı kararıyla, Ermenek ilçesindeEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 10/4/2002 tarihinde onaylanan projekapsamında Ermenek’te baraj, HES tesisleri ve göl sahası inşaatı yapılması ilanedildikten sonraki dönemde tarım ilçe müdürlüğünün önceki yıllarda sabit birseyir izleyen tarımsal getiri verilerinin günlük hayatın olağan akışıylabağdaşmayacak şekilde ve anlaşılamayacak derecede arttırıldığını dile getirerek2003 yılı sonrasında kamulaştırmalarda bu ilçe verileri yanında çevre ilçelerile Karaman İlinin kullanıma uygun verilerinin ortalamasının bedel tespitindekullanılmasını içtihat olarak benimsemiştir.
44. 2006 yılından beriistikrarlı olarak uygulanan bu yöntem bireyler için erişilebilir ve bilinebilirolup başvuru konusu olayda 2010 yılında açılan kamulaştırma bedelinin tespitidavasında başvurucu açısından bahsedilen yerleşik içtihat öngörülebilirdurumdadır.
45. Açıklanan nedenlerle,başvurucuların bedel tespitiyle ilgili şikâyetler yönünden mülkiyet haklarınınihlal edildiği iddialarının açık ve görünür bir ihlalin bulunmaması nedeniyle “açıkça dayanaktan yoksun” olduğuna kararverilmesi gerekir.
ii. Kamulaştırma Bedeline Faiz Ödenmemesi Şikâyeti Yönünden
46. Başvurucuların kamulaştırmabedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altınaalınan mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarının, açıkça dayanaktanyoksun olmadığına, başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas İnceleme
47. Başvurucular, dava tarihinegöre belirlenen bedele faiz ödenmemesi nedeniyle almaları gereken bedelindeğerinde azalma olduğundan şikâyet etmekte ve geç ödenen kamulaştırma bedelineAnayasa’nın 46. maddesinde yer alan kamu alacaklarına uygulanan en yüksekfaizin (gecikme faizinin) uygulanması gerektiğini iddia etmektedirler.
48. Anayasa’nın “Mülkiyet hakkı” kenar başlıklı 35.maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamuyararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkınınkullanılması toplum yararına aykırı olamaz.”
49. Anayasa'nın “Kamulaştırma” kenar başlıklı 46. maddesişöyledir:
“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararının gerektirdiğihallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunantaşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas veusullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmayayetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedelinakden ve peşin olarak ödenir. … Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği buhallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşitolarak ödenir.
…
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi birsebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen enyüksek faiz uygulanır.”
50. Anayasa'nın “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” kenarbaşlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.”
51. Anayasa’nın 46. maddesindekidüzenlemeye göre; kamulaştırma bedeli nakden ve peşin olarak ödenmelidir. Ancaktarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskânprojelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyılarınkorunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenmesitaksitlendirilebilmektedir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerdeve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde devlet alacaklarınauygulanan en yüksek faiz işletilebilir. Yargıtayınistikrar kazanan içtihatlarına göre de Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülenfaiz oranı ancak kesinleşip de ödenmeyen kamulaştırma bedelleri içinişletilebilir (Bkz. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E.2002/7971, K.2002/9752,15/10/2002). Dolayısıyla dava sonunda tespit edilen kamulaştırma bedelinin davatarihinden itibaren devlet alacaklarına uygulanan en yüksek faizle ödenmesitalebinin yasal bir dayanağı veya yargı kararlarıyla oluşmuş ve istikrar kazanmışbir uygulaması bulunmamaktadır (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 50).
52. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve11. maddeleri gereğince tarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedelhususunda anlaşamamaları halinde taşınmazın bedeli adil ve hakkaniyete uygunbir şekilde mahkemece dava tarihi itibarıyla tespit edilmelidir. Değertespitinin dava tarihine göre yapılması, Kanun gereği olduğu gibi davasürecinde taşınmazın değerinde meydana gelecek artış veya azalışların bedeleetki etmemesi ve bu şekilde bedel tespitine belirlilik kazandırmanın dagereğidir. Aksi hâlde taşınmazın değeri uzun süren davalarda artabileceği gibiazalabileceğinden, idare veya vatandaşlara olumsuz etkide bulunabilir. Ancak budurum taşınmazın gerçek değerinin enflasyon karşısında korunması için davatarihine göre belirlenen bedele faiz işletilmesine manideğildir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 52).
53. Nitekim kanun koyucubahsedilen husustaki yasal eksikliği gidermek ve kamulaştırma bedelinin tespitidavalarında davanın zamanında sonuçlandırılamaması halinde yargılama sürecindekamulaştırma bedelinin enflasyon etkisiyle uğrayacağı değer kaybını telafiederek benzer mağduriyetlerin önlenmesi maksadıyla 11/4/2013 tarih ve 6459sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesine ek fıkraekleyerek “Kamulaştırma bedelinin tespitiiçin açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilenbedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir.”hükmünü getirmiş ve zamanında sonuçlandırılamayan kamulaştırma bedelinintespiti davalarında ödemenin yapıldığı tarihe kadar kamulaştırma bedeline faizödenmesi imkânını tanımıştır (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 53).
54. Somut başvuruya konukamulaştırma işleminde ise dava, bahsedilen kanun hükmünün yürürlüğe giriştarihinden önce sonuçlandığından yasal faiz ödemesi yapılmamıştır. Bu durumdakamulaştırma sürecinde kamu yararına ulaşmak için kullanılan yöntemler ileizlenen amaç arasında makul bir orantılılığın ve mülkünden mahrum bırakılanbaşvurucuların üzerine orantısız ve aşırı bir yük yüklenip yüklenmediğininaraştırılması gerekmektedir.
55. Somut olayda, başvurucularıntaşınmazının Ermenek Barajı ve HES yapılması amacıyla DSİ kararıylakamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin 2942 sayılı Kanun’a göresürdürülerek sonuçlandırıldığı görülmektedir. Bu durumda mülkiyetten yoksunbırakmanın meşru amacının bulunduğu ve kanuna uygun olarak yapıldığıanlaşıldığından başvurucunun faiz ödenmemesine yönelik şikâyeti Anayasa’nın 35.maddesi kapsamında ölçülülük ilkesi yönünden incelenecektir. Başvurucununmülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olabilmesi için ödenen tutarlarınenflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi, yani kamulaştırmatarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafiedecek biçimde faiz uygulanması gerekir. (Scordino/İtalya (no:1), B. No: 36813/97, 29/3/2006, § 258).
56. Başvuru konusu davadaMahkeme tarafından belirlenen kamulaştırma bedeli başvurucu adına bankahesabına peşin olarak yatırılmıştır. Bu durumda başvurucunun kamulaştırmabedeline devletin alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanmasıtalebinin Anayasa’nın 46. maddesi kapsamında yasal dayanağı bulunmamaktadır.(Benzer yönde AİHM kararı için bkz., Yetiş/Türkiye,B. No: 40349/05, 6/7/2010, § 44).
57. Bununla birlikte kamukurumları uzun süren kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında faiz ödemeyerekbireylerin almaları gereken bedelin enflasyon karşısında aşınmasına neden olmaktadırlar.Bu durumda taşınmazı kamulaştırılan kişilere ödenen kamulaştırma bedelininkişinin uğradığı zararı telafi edebilmesi için taşınmazın gerçek karşılığıolması yanında ayrıca ödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödemetarihi arasında geçen dönemde gerçekleşen enflasyona nispetle hissedilirderecede değer kaybetmemiş olması gerekir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59).
58. Bir eşyanın devirtarihindeki bedelinin daha sonra ödenmesi durumunda arada geçen süredeenflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetingerçek değeri azaldığı gibi bu bedelin tasarruf veya yatırım aracı olarakgetirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyethaklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58,K.2011/37, 10/2/2011).
59. Bu çerçevede AİHM,Türkiye’de kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelindeğerinde aşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumuntelafi edilmemesi veya ödenen faizin enflasyonun oldukça altında olması sonucutespit edilen bedelin değerini koruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçokdavada başvuranların üzerinde meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecekorantısız ve aşırı bir yük bindiği ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğisonucuna varmıştır (Aka/Türkiye,B. No: 19639/92, 23/12/1998, § 48-50; Akkuş/Türkiye,B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 28-31; Yetiş/Türkiye,B. No: 40349/05, 6/7/2010, § 57-60).
60. Devlet tarafından ödenecekbir bedelin enflasyon karşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrımagitmektedir. Mahkemelerce belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi halindedaha katı bir tutum sergileyerek %5’e kadar değer kayıplarını hesaplamafaktörlerindeki değişkenlerle ilgili kabul etmektedir (bkz., Arabacı/Türkiye, B. No: 65714/01,7/3/2002). Çünkü burada ödemelerin geç yapılması, mahkeme kararlarının icraedilmesi ile ilgili bir sorundur. Bunun yanında mahkemelerde geçen yargılamasüresindeki enflasyon nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybında isemeydana gelen farkın tazminatın belirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bukonuda ulusal yargıcın belirli bir takdir imkânı olduğu gerekçesiyle daha esnekyorumlamakta bu farkın başvurucular açısından aşırı bir yük getiripgetirmediğini inceleyerek karar vermektedir. Örneğin bahsedilen şekildeincelediği bir davada AİHM, %10,74’lük bir değer kaybının aşırı bir yükgetirmediğine karar vermiştir (bkz. Güleç veArmut/Türkiye, B. No: 25/969/09, 16/11/2010).
61. Başvuru konusu davada10/5/2010 tarihi değerlerine göre tespit edilen 255.320,69 TL kamulaştırmabedeli, iki aşamada ödenmiştir. İlk aşamada açılan acele el koyma davasındaMahkeme tarafından 6/5/2009 tarihinde taşınmaza davacı idare adına acele elkonulmasına ve 6.889,27 TL’nin başvuruculara ödenmesine karar verilmiştir.İkinci aşamada ise 10/5/2010 tarihinde açılan bedel tespiti ve tescil davasısonunda aynı Mahkeme tarafından 25/11/2011 tarihli kararla dava tarihine göretespit edilen 255.320,69 TL kamulaştırma bedelinin, daha önce el atma kararısonrasında başvuruculara ödenen kısmının mahsup edilerek kalan 248.431,42TL’nin başvuruculara ödenmesine karar verilmiştir.
62. Yapılan incelemedebaşvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olup olmadığıhususunda bir sonuca varmak için mahkemece tespit edilen gerçek değer ilebaşvuruculara yapılan ödemelerin enflasyon etkisi arındırılmış sonuçlarınınkarşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenen kamu yararı ilebaşvurucuların mülkünden mahrum kalması arasında makul dengenin sağlanıpsağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmede önemli olan,yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden başvurucununmaruz kaldığı yükü belirlemektir. Bunun yerine değer kaybını her bir ödeme içinayrı ayrı hesaplamak yanıltıcı sonuçlara neden olabilmektedir.
63. Bedel tespiti sonrası, elkoyma kararıyla ödenmiş olan bedel mahsup edilerek ödenen 248.431,42 TL’nindava tarihi ile ödeme tarihi arasındaki enflasyon nedeniyle değer kaybı %12,17 olmaklabirlikte bu değer kaybının gerçek bedel olan toplam kamulaştırma bedeline oranıise %11,8’dir. Başvuruculara dava tarihine göre belirlenerek ödenen 248.431,42TL kamulaştırma bedelinin ödeme tarihinde Merkez Bankası verileri kullanılarakenflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 278.655,00 TL’dir. Birdiğer ifadeyle kamulaştırma bedelinin uğradığı değer kaybını telafi edecek fark30.223,58 TL’dir.
64. Yukarıdaki unsurlarabakarak, kamulaştırma bedelinin dava açıldığı tarihteki değeri ile ödendiğitarihteki değeri arasında gözlemlenen farkın kamulaştırma bedeline faizeklenmemesinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Ödenmeyen bu fark, bireyinmülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında olması gereken adildengeyi bozarak, Anayasa’da yer alan ölçülülük ilkesine aykırı bir şekildebaşvurucu üzerine orantısız ve aşırı bir yük binmesine sebep olarakbaşvurucuların mülkiyet hakkını ihlal etmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararıiçin bkz. Yetiş/Türkiye, B. No:40349/05, 6/7/2010, § 56).
65. Başvurunun değerlendirilmesineticesinde, başvuruya konu kamulaştırma bedelinin tespiti davasının 13/5/2010tarihli dilekçeyle açıldığı ve Mahkeme tarafından bu tarih esas alınarakbelirlenen bedelin 18 ay sonra Mahkemenin 25/11/2011 tarihli kararıylabaşvuruculara faiz işletilmeksizin ödendiği, bu süre zarfında Merkez Bankasıverilerine göre enflasyonda meydana gelen artışın toplam bedele oranla uğradığıdeğer kaybının % 11,83 olduğu, bahsedilen değer kaybı oranı dikkatealındığında, başvurucuların üzerine idarenin ulaşmak istediği meşru kamu yararıile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı yük yüklediği sonucunaulaşılmıştır.
66. Belirtilen nedenlerle,kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle başvurucuların Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. maddesiYönünden
67. Başvurucular, kamulaştırılantaşınmazlarının bedelinin dava tarihi esas alınarak belirlenmesi ve faize hükmedilmemesinedenleriyle 248.431,42 TL’ye kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek bankamevduat faizi üzerinden hesaplanacak bedelin maddi tazminat olarak ödenmesinitalep etmişlerdir.
68. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
69. Başvurucular tarafındanyalnızca maddi ve manevi tazminattalebinde bulunulmuş olup, başvuruda Anayasa’nın 35. maddesinin ihlal edildiğitespit edilmiştir.
70. Dava dilekçesinin verildiğitarihe göre belirlenen kamulaştırma bedelinin 18 ay süren dava sonunda faizişletilmeden başvuruculara ödenmesi sonucu kamulaştırma bedelinde bu süredetoplam bedele oranla %11,83 oranında enflasyon nedeniyle ciddi bir değer kaybıoluştuğu, bu durumun başvurucular üzerine idarenin ulaşmak istediği meşru kamuyararı ile haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı yük binmesineneden olduğu dikkate alınarak bahsedilen maddi değer kaybını telafi edebilmekiçin kamulaştırma bedeline enflasyon oranında faiz işletilerek başvuruculara 30.223,58TL maddi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
71. Başvurucular tarafındanyapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucularamüştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V.HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucuların,
1.Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanmahaklarının ihlal edildiği iddiasının "açıkçadayanaktan yoksun olması"
2. Delillerinyok edilmesine yönelik şikâyetlerinin, "açıkçadayanaktan yoksun olması"
3.Bedel tespitiyle ilgili şikâyetler yönünden mülkiyet haklarının ihlal edildiğiiddiasının "açıkça dayanaktan yoksunolması"
NedenleriyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4.Kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvuruculara net 30.223,58 TL madditazminatın müştereken ÖDENMESİNE,
D. Başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucular tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
G. Kararın bir örneğinin Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinegönderilmesine,
22/6/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.