TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
İSMET DÜNDAR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/32750)
Karar Tarihi: 21/10/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Zehra GAYRETLİ
Başvurucu
:
İsmet DÜNDAR
Vekili
:
Av. Murat YILDIRIM
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen birdelile dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi ve yargılamanın makul süredetamamlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 26/10/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. 12/5/2002 tarihinde müştekiler N.K. ve S.K.nın içindebulunduğu araç İstanbul'un Pendik ilçesi Harmandere Mahallesi'nde bulunanKurtköy gişelerinden geçiş yaptıkları sırada aralarında resmî üniformalıjandarma personelinin de bulunduğu bazı şahıslar tarafından durdurulmuştur.
9. Araçtan indirilen müştekilerin gözleri bağlı birşekilde ormanlık alana götürüldükleri, burada silah zoruyla müştekilere ikiadet çek imzalattırıldığı, müştekilerin darbedildiği ve paralarınıngasbedildiği iddia edilmiştir.
10. Olayla ilgili olarak Kartal Cumhuriyet Başsavcılığı(Başsavcılık) tarafından soruşturma başlatılmıştır.
11. 27/5/2002 tarihli teşhis tutanağına göre müştekilerN.K. ve S.K. kollukta kendilerine gösterilen değişik şahıslara ait fotoğraflararasından başvurucunun fotoğrafını seçerek silahlı gasp olayı sırasındakendilerini gasbeden kişilerden biri olduğunu teşhis etmişlerdir. Bu tutanakmüştekiler tarafından imzalanmıştır.
12. Soruşturma kapsamında beyanına başvurulan müştekiS.K., olay tarihinde başvurucu tarafından gözlerinin siyah ve beyaz renkli birbez (puşi) ile bağlandığını ifade etmiştir. 28/5/2002 tarihli teşhis veelkoyma tutanağına göre bahsi geçen bez (puşi), olayakarıştıkları iddia edilen şüphelilerin ikamet adreslerinde yapılan aramalarkapsamında bir şüphelinin ikametgâhında ele geçirilmiş ve müşteki tarafından dateşhis edilen beze el konulmuştur.
13. Soruşturma sonucunda bir kısım şüpheli hakkındasilahlı gasp suçundan cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılmıştır. Davadosyası Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2002/332 sayısına kaydedilmiştir.
14. Başvurucuyla ilgili olarak 25/10/2002 tarihindegıyabi tutuklama kararı verilerek hakkındaki dosya tefrik edilmiştir. Yapılantüm aramalara rağmen başvurucunun yakalanamaması üzerine dosyanın sürüncemedekalmaması için Başsavcılığın 5/11/2002 tarihli iddianamesi ile başvurucuhakkında silahlı gasp suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davasıaçılmıştır.
15. Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen dava fiilîve hukuki irtibat nedeniyle Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2002/332 sayılıdosyasında birleştirilmiştir.
16. Başvurucunun hazır bulunmadığı 14/10/2002 tarihlicelsede müşteki S.K.nın beyanı alınmıştır. S.K. beyanında özetle olay tarihindeüç ayrı noktaya götürüldüklerini, başvurucunun da aralarında bulunduğuşüpheliler tarafından baskı ve şiddet gördüklerini ifade etmiştir.
17. 19/5/2006 tarihinde yakalanan başvurucu, Kartal 2.Sulh Ceza Mahkemesinin aynı tarihli kararı ile tutuklanmıştır.
18. Yargılamanın 15/6/2006 tarihli celsesinde başvurucu,müdafii eşliğinde savunma yapmıştır. Başvurucu savunmasında özetle olay mahalliolan İstanbul Anadolu Yakası'na 2000 yılından itibaren hiç geçmediğini,dolayısıyla atılı suçun işlendiği iddia edilen tarihte olay yerinde bulunmasınınmümkün olmadığını ileri sürmüştür. Aynı celsede hazır bulunan müşteki S.K.,olayın üzerinden uzun süre geçtiğini ve başvurucuyu hatırlayamadığını ifadeetmiştir.
19. Başvurucu, Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 15/6/2006tarihli kararı ile tahliye edilmiştir.
20. Başvurucunun müdafii; esas hakkındaki mütalaaya karşıyaptığı savunmada özetle başvurucu hakkındaki tek delilin 27/5/2002 tarihlifotoğraf teşhis tutanağı olduğunu, teşhis işleminin hukuka aykırı olmasınedeniyle teşhis tutanağını delil olarak kabul etmediklerini beyan etmiştir.Başvurucu müdafii; dosya içinde herhangi bir fotoğraf bulunmadığını,müştekilere 27/5/2002 tarihinde yaptırılan teşhisin hangi fotoğrafa dayanılarakyaptırıldığının belirli olmadığını ileri sürmüştür.
21. Soruşturma aşamasında başvurucu aleyhinde beyandabulunan diğer sanıkların bu beyanlarına ilişkin tutanağı imzalamaktan imtinaettiklerinin gözönünde bulundurulması gerektiğini belirten başvurucu müdafii,yargılamanın 22/9/2011 tarihli celsesinde söz konusu beyanların delil olarakkabul edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
22. Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22/9/2011 tarihlikararı ile başvurucunun müştekiler N.K. ve S.K.ya yönelik nitelikli gasp vehürriyeti tahdit suçlarından hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir.Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Dosyada ayrıntılı ve olayıaydınlatacak tarafsız bir tanık beyanı bulunamamıştır. Sanıklar üzerlerineatılı suçu inkar etmişlerdir.
Dolayısı ile mağdurların sanıklaraiftira atmasını gerektirecek bir neden de bulunamadığından mağdurların olayınbaşından itibaren aşamalarda değişmeyen beyanlarına itibar edilmiş vesanıkların suçu gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır."
23. Başvurucunun talebi üzerine duruşmalı olarak yapılantemyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarihlikararı ile başvurucu hakkında müşteki S.K.ya yönelik yağma ve her iki müştekiyeyönelik özgürlüğü kısıtlama suçlarından kurulan hükmün onanmasına, müştekiN.K.ya yönelik yağma suçundan kurulan hükmün ise bozulmasına karar verilmiştir.
24. İstanbul Anadolu 1. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme)bozma kararına uyularak devam edilen yargılamanın 10/7/2014 tarihli celsesindebaşvurucu müdafii dosya içinde bulunan fotoğraf teşhis tutanağını kabuletmediklerini, bu teşhisin usule uygun olmadığını, daha önce aleyhte beyandabulunan diğer sanıkların başvurucuyu tanımadıklarını ifade ettiklerini vealeyhe de başka bir delil bulunmadığını ileri sürmüştür.
25. Mahkemenin 24/2/2015 tarihli kararı ile başvurucununmüşteki N.K.ya karşı gece vakti birden fazla kişi ile birlikte silahla yağmasuçundan 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Gerekçelikararın ilgili kısmı şöyledir:
"Tüm dosya kapsamı, Yargıtayilamı ve mahkememizin önceki kararı ile, sanıkların mağdurlar [N.K.] ve [S.K.yı],geceleyin orman içersine götürdükleri ve burada her iki mağdurun para veeşyalarını gasp ettikleri ve ayrıca senet aldıkları, senedin bilahare mağdurlaraiade edildiği anlaşılmıştır.
Sanıklar (...) ve İsmet Dündar’ın mağdur[S.K.], yönelikyağma ve özgürlüğü tahdit, mağdur [N.K.ya], yönelik özgürlüğü tahditsuçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri Yargıtay onamasından geçerekkesinleşmiştir. Anılan sanıkların mağdur [N.K.ya], yönelik nitelikliyağma suçundan eylemlerine uyan ve lehlerine olan 5237 sayılı TCK m.149/1-a,c,h uyarınca TCK m.37/1 delaletiyle ayrı ayrı cezalandırılmalarına,birden fazla nitelikli halin aynı olayda gerçekleştiği anlaşılmakla cezamiktarının teşdiden tayinine, sanıkların bu mağdura yönelik zararı soruşturmaaşamasında kısmen gidermiş olmaları ve mağdurun kısmi ödeme nedeniyle etkinpişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakatinin olduğu anlaşılmakla verilencezadan TCK m.168/3 uyarınca ½ oranında indirim yapılmasına, sanıkların mahkemesafahatindeki davranışları lehlerine değerlendirilerek TCK. m 62 uyarıncatakdiri indirim uygulaması yapılmasına karar verilmiştir."
26. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26/9/2018 tarihli kararıile hüküm onanmıştır.
27. Başvurucu 26/10/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
28. Mahkemenin 21/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. HakkaniyeteUygun Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
29. Başvurucu; kollukta yapılan teşhis işleminin usuleuygun olarak yapılmadığını, hukuka aykırı nitelikteki bu delilin belirleyicidelil olarak hükme esas alınması suretiyle mahkûmiyetine hükmedildiğinibelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıcadelillerin doğru değerlendirilmediğini belirterek eşitlik ilkesinin, kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
30. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların iddiaları, adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyeteuygun yargılanma hakkı çerçevesinde incelenmiştir. Başvurucu, N.K.ya yöneliknitelikli yağma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünü şikâyet konusu yapmıştır.
31. Anayasa'nın 36. maddesine " ...ile adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede Türkiye'nintarafı olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adilyargılanma hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupaİnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında hakkaniyeteuygun yargılanma hakkı düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca değerlendirme yaptığı birçok kararında, kanuni bir temeledayanmadan veya hukuka aykırı şekilde elde edilen delillerin yargılamadakullanılmasıyla ilgili olarak ileri sürülen iddiaları -Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi gibi- adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan hakkaniyete uygunyargılanma hakkı kapsamında incelemektedir. Anayasa'nın 36. maddesi kapsamındayapılan değerlendirmelerde Anayasa’nın 38. maddesinin altıncı fıkrası dadikkate alınmaktadır (Orhan Kılıç, B. No: 2014/4704, 1/2/2018, §43).
32. Ancak bireysel başvuruya konu davadaki eylemlerinkanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, delillerin kabuledilebilirliği ve değerlendirilmesi ile uyuşmazlığa derece mahkemeleritarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuruincelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Dolayısıyla somut başvuruylailgili olarak Anayasa Mahkemesinin rolü, derece mahkemelerince yapılandeğerlendirmelerin ve varılan sonuçların hukuka uygunluğunu denetlemekdeğildir. Belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir (Orhan Kılıç, § 44).
33. Bu konuda değerlendirme yapılırken delillerin eldeedildiği koşulların, onların gerçekliği ve güvenilirliği üzerinde şüphe doğurupdoğurmadığının da dikkate alınması gereklidir (Güllüzar Erman, B. No:2012/542, 4/11/2014, § 60). Hakkaniyete uygun bir yargılama, delilleringerçekliği ve güvenilirliği konusundaki kuşkuların giderilmesini ve delilleringüvenilirliğine ve gerçekliğine etkili bir şekilde itiraz etme fırsatınıntanınmış olmasını zorunlu kılmaktadır (Orhan Kılıç, § 47).
34. Anayasa Mahkemesi; delillere yönelik hukuka aykırılıkiddialarıyla ilgili olarak başvuruculara delillerin gerçekliğine itiraz etme vekullanılmalarına karşı çıkma fırsatı verilip verilmediğini, bu konudasilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gözetilipgözetilmediğini, savunmanın menfaatlerinin korunması için yeterli güvencelersağlanıp sağlanmadığını incelemektedir (Orhan Kılıç, § 48).
35. Kanuni bir temeli olmadan elde edildiği veya eldeediliş yöntemi bakımından hukuka aykırı olduğu ilk bakışta anlaşılabilen ya daderece mahkemelerince hukuka aykırı oldukları tespit edilen delillerin kabuledilmesinin yargılamanın hakkaniyetini zedeleyip zedelemediğinin Anayasa'nın36. ve 38. maddeleri açısından değerlendirilmesinde -yargılamanın bütünlüğüiçinde- somut davanın kendine özgü koşulları dikkate alınmalıdır (OrhanKılıç, § 51).
36. Başvuru konusu olayda 21/5/2002 tarihinde meydanagelen yağma olayına ilişkin olarak başlatılan soruşturma kapsamında 27/5/2002tarihinde yapılan teşhis işleminde mağdurlara başvurucunun fotoğrafının daaralarında bulunduğu değişik kişilere ait fotoğrafların gösterildiği vemağdurların kendilerini gasbeden şahıslardan birinin başvurucu olduğunu bufotoğraflar arasından teşhis ettikleri anlaşılmaktadır.
37. Öte yandan başvurucu hakkında 25/10/2002 tarihindegıyabi tutuklama kararı verildiği, uzun süre yakalanamayan başvurucunun19/5/2006 tarihinde yakalanmasını müteakip bozma öncesi yargılamada olayınmağdurlarının hazır bulundukları duruşmada savunmasının alındığı, kovuşturmaaşamasında başvurucu ile yüzleşen mağdurların olayın üzerinden uzun zamangeçmesi nedeniyle başvurucuyu hatırlayamadıklarını beyan ettiklerigörülmektedir.
38. Başvurucu; belirleyici delil olarak hükme esas alınanfotoğraflı teşhis tutanağının hukuka aykırı olduğunu, mağdurlar tarafındankesin olarak teşhis edilemediğini, aleyhine başka delil de bulunmadığı hâldemahkûmiyetine hükmedildiğini ileri sürmektedir.
39. Mahkemece yapılan değerlendirmede ise başvurucuyaiftira atmalarını gerektirir bir neden bulunmadığı gözetilerek mağdurlarınyargılama aşamalarındaki değişmeyen beyanlarına itibar edildiği belirtilmiş vebeyanlarından hareketle başvurucunun atılı suçlardan mahkûmiyetinehükmedilmiştir.
40. Somut olayda başvurucunun yargılandığı davada delilolarak kullanılan fotoğraf teşhis tutanağının hukuka aykırı delil niteliğindeolduğuna dair soyut iddiası dışında herhangi bir somut olgu bulunmamaktadır.Kaldı ki mahkeme gerekçesinde doğrudan teşhis tutanağına dayanılarak hüküm kurulmamıştır.Mahkemece mağdurların yargılama aşamalarında istikrarlı beyanlarda bulunmalarıve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmek suretiyle bir sonuca ulaşıldığıanlaşılmaktadır (bkz. §§ 23, 26).
41. Başvurucunun delillerini sunma ve delillerindeğerlendirilmesi konusunda farklı bir muameleye tabi tutulduğuna dair somutbir olgu bulunmamakta olup mahkûmiyet hükmü, duruşmada başvurucu ve müdafiininhuzurunda tartışılmış delillere dayandırılmıştır. Delillerindeğerlendirilmesinde bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik oluşturanbulguya da rastlanmamıştır. Diğer taraftan başvuru dosyası incelendiğinde silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine aykırı olarak başvurucuyadelillerini sunma, inceletme ve itiraz etme hususlarında uygun olanaklarınsağlanmadığına ilişkin bir delil de bulunmamaktadır.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
43. Başvurucu, bireysel başvuru konusu yargılamanın uzunsürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
2. Değerlendirme
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
44. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
45. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken süreninbaşlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı gibibirtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak suçisnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden davalaryönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
46. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığıdeğerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, taraflarınve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanınsüratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkatealınır (B.E., § 29).
47. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında başvurucuya suç isnadınınbildirildiği 19/5/2006 tarihi ile nihai kararın verildiği 26/9/2018 tarihiarasındaki 12 yıl 4 aylık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmakgerekir.
48. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
50. Başvurucu, ihlalin tespiti ile manevi tazminata kararverilmesi talebinde bulunmuştur.
51. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği sonucuna varılmıştır.
52. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında net 28.000 TL tutarında manevi tazminatın başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
53. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makulsürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 28.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.294, 70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihlerinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Anadolu 1.Ağır Ceza Mahkemesine (E.2012/591, K.2015/40) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 21/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.