TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SİNAN BARAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/11494)
Karar Tarihi: 11/6/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Recep KAPLAN
Başvurucu
:
Sinan BARAN
Vekili
:
Av. Kenan MAÇOĞLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, siyasetçiye yönelik eleştirilerden dolayı adli paracezasına hükmedilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/7/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu 1989 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedir.
10. Kamuoyunda kürtaj konusunda yoğun tartışmalar yaşanan birdönemde, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Melih Gökçek (müşteki)27/5/2012 tarihinde sosyal medya sitesi Twitter'dakiG.S. isimli bir kadın kullanıcıyla aralarında geçen tartışma sonucu "Sen çok mu kürtaj yaptırdın. Bu kadar bağırmanınnedeni bu mu?" şeklinde G.S.ye doğrudan mesaj atmıştır.
11. G.S. kendi Twitter hesabındanmüştekinin anılan mesajını herkes tarafından görülecek şekilde paylaşmıştır. Bupaylaşım üzerine Twitter'da "EdepsizsinMelihGökçek"ve "TerbiyesizsinMelihGökçek"isimli konu başlıkları (hashtag)açılmıştır.
12. Başvurucu, kendi Twitterhesabından "Twitterdaki#EdepsizsinMelihGökçek hastaginebile tahammül edemeyip sansürlettiğin için #EdepsizsinMelihGökçek"şeklinde paylaşım yapmıştır.
13. Müşteki bu paylaşımla kendisine hakaret edildiğigerekçesiyle şikâyette bulunmuştur. Şikâyet sonucunda düzenenleneniddianameyle başvurucunun hakaret suçundan cezalandırılması istenmiştir.
14. Yargılamayı yapan Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesi 4/5/2015tarihinde; başvurucunun www.twitter.comisimli sosyal paylaşım sitesi hesabından "edepsizsin"sözcüğünün yer aldığı mesajı yazmak suretiyle müştekiye hakaret ettiğigerekçesiyle başvurucunun hakaret suçundan 1.500 TL para cezası ilecezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) kararvermiştir.
15. Başvurucunun bu karara itirazı Ankara 2. Ağır CezaMahkemesince 25/5/2015 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı 15/6/2015 tarihindebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 10/7/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Kanun
17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Hakaret" kenar başlıklı 125.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkralarışöyledir:
“(1) Bir kimseye onur, şerefve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnateden (...) (1) veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığınasaldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ilecezalandırılır...
(2) Fiilin, mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü biriletiyle işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkrada belirtilen cezaya hükmolunur.”
2. Yargıtay Kararı
18. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin konuyla ilgili 16/5/2017tarihli ve E.2015/29159, K.2017/5842 sayılı kararı şöyledir:
"...İnceleme konusu somut olayda; suçasürüklenen çocuğun, twitter isimli sosyal paylaşımsitesinde, EdepsizsinMelihGökçek adlı konu başlığıaltında iki adet yorumda bulunduğu ve bu şekilde katılana hakaret ettiğiiddiası ile dava açılıp, suçun maddi unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiştir...
Sonuç olarak, suça sürüklenen çocuğunyorumlarının yazıldığı yer ve zaman unsurları da gözetildiğinde, katılanınonur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, eleştiriniteliğindedir. Aksi düşünce, suçla korunmak istenen değeri ölçüsüz bir şekildegenişletmek ve ifade özgürlüğünü ön plana çıkaran evrensel hukuk düşüncesiylebağdaşmayan bir yorum anlamına gelebilecektir. Bu itibarla, hakaret suçunununsurlarının somut olayda oluşmadığından tebliğnamedekidüşünceye iştirak edilmemiştir.
Eylemeve yükletilen suça yönelik, katılan İbrahim Melih Gökçek vekilinin temyiziddiaları yerinde görülmediğinden, tebliğnameyeaykırı olarak, temyiz davasının esastan reddiyle hükmün onanmasına,16/05/2017tarihinde oy birliğiyle karar verildi."
B. Uluslararası Hukuk
19. İlgili uluslararası hukuk kaynaklarının derli topluverildiği bir karar için Koray Çalışkan(B. No: 2014/4548, 5/12/2017, §§ 17-23) kararına bakılabilir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
21. Başvurucu; bir siyasetçiye yönelik eleştiri mahiyetindekipaylaşımlarından dolayı mahkûm edilmesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
22. Bakanlık görüşünde;
i. Anayasa Mahkemesi veAvrupa İnsan Hakları Mahkemesinin konuya ilişkin içtihatlarından hareketlesomut başvuruda değerlendirilmesi gereken hususun başvurucunun ifade özgürlüğüile müştekinin şeref ve itibar hakkı arasında adilbirdengenin gözetilip gözetilmediği olduğunu,
ii. Bu değerlendirmeyapılırken genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı, hedef alınan kişinintanınmışlık seviyesi, açıklamanın konusu, ilgili kişinin olaydan önceki tutumu,yayımın içeriği, şekli ve sonuçları ile somut olayın koşulları gibi hususların gözönünde bulundurulması gerektiğini,
iii. Somut başvurukapsamında başvurucunun sözlerinin o dönemde kamuoyunun ciddi manada ilgisiniçeken ve üzerinde birçok tartışma yaşanan bir olay kapsamında söylendiğini, bukapsamda paylaşımda kullanılan konu başlığının başvurucu tarafından açılıpaçılmadığı, konu başlığının kullanılış biçimi, hedeflenen gaye, olayın gelişimive tarafların tutumunun da dikkate alınmasının yerinde olacağını,
iv. Ayrıca mevcut başvurudaşikâyete konu yaptırım kararının orantılılık açısından da incelenmesigerektiğini ifade etmiştir.
B. Değerlendirme
23. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenarbaşlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce vekanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarakaçıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesiolmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,...başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıylasınırlanabilir…
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
24. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeözgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
25. Başvurucunun bir siyasetçiye yönelik paylaşımları nedeniyle1.500 TL para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilmiştir. Söz konusu Mahkeme kararı ile başvurucununifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale yapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
26. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak vehürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratiktoplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
27. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesindedüzenlenmiş olan kanun tarafından öngörülme, Anayasa’nın 26. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanma,demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
28. 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığısonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
29. Başvurucunun adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkinkararın başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerin birparçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
(a) Demokratik Toplum DüzenininGerekleri Kavramı
30. Anayasa Mahkemesi demokratiktoplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinidaha önce pek çok kez açıklamıştır. Buna göre temel hak ve özgürlüklerisınırlayan tedbir, toplumsal bir ihtiyacı karşılamalı ve başvurulabilecek enson çare niteliğinde olmalıdır. Bu koşulları taşımayan bir tedbir, demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun bir tedbir olarak değerlendirilemez (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, § 51; Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; TanselÇölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51). Derece mahkemelerininböyle bir ihtiyacın bulunup bulunmadığını değerlendirmede belirli bir takdiryetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinindenetimindedir.
(b) Ölçülülük
31. Öte yandan temel hak ve özgürlüklere yönelik herhangi birsınırlamanın -demokratik toplum düzeni için gerekli nitelikte olmakla birlikte-temel haklara en az müdahaleye olanak veren ölçülü bir sınırlama niteliğindeolup olmadığının da incelenmesi gerekir (AYM, E.2007/4, K.2007/81, 18/10/2007; Kamuran Reşit Bekir [GK], B. No:2013/3614, 8/4/2015, § 63; Bekir Coşkun §§53, 54; ölçülülük ilkesine ilişkin açıklamalar için ayrıca bkz. Tansel Çölaşan, §§ 54, 55;Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72).
(c) İfade ÖzgürlüğününKapsamı
32. Diğer taraftan Anayasa’nın 26. maddesinin birinci fıkrası,ifade özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama getirmemiştir. İfadeözgürlüğü; siyasi, sanatsal, akademik veya ticari düşünce ve kanaataçıklamaları gibi her türlü ifadeyi kapsamına almaktadır (Ergün Poyraz (2) [GK], B. No: 2013/8503,27/10/2015, § 37; Önder Balıkçı, B.No: 2014/6009, 15/2/2017, § 40).
(d)Temel Hak ve Özgürlüklerin Kullanımında Ödev veSorumluluklar
33. Demokratik bir toplumda siyasetçileri eleştirme ve onlarhakkında yorum yapma hakkı tanınmış olmakla birlikte Anayasa'nın 26. maddesitamamen sınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Somut başvuruylabağlantılı olarak söylenecek olursa siyasetçilere yönelik eleştirilerinkişilerin itibarlarına zarar verir boyuta ulaşmaması gerekir. Bu, kişilerinsahip oldukları temel hak ve hürriyetleri kullanırken sahip oldukları ödev vesorumluluklara gönderme yapan "Temelhak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev vesorumluluklarını da ihtiva eder." biçimindeki Anayasa'nın 12.maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur. Anayasa'nın 26. maddeninikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uyma yükümlülüğü, ifade özgürlüğününkullanımına herkes için geçerli olan bazı görevve sorumluluklar getirmektedir (Örnek kararlar için bkz. Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y. A.Ş., B.No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih Taş[GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67;Önder Balıkçı, § 43). Söz konusu sorumlulukların kapsamı,başvurucunun koşullarına ve ifade özgürlüğünü kullandığı vasıtalara göredeğişir. Anayasa Mahkemesi, bir cezanın demokratikbir toplumda gerekli olup olmadığını incelerken meselenin bu yönünügörmezlikten gelmeyecektir.
(e) Başkalarının Şöhret veya HaklarınınKorunması
34. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifadeözgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünükullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarınınşöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişiselkimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17.maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İhan Cihaner (2), B. No: 2013/5574,30/6/2014, § 44) Devlet, bireyinşeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerinsaldırılarını önlemekle yükümlüdür (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; AdnanOktar (3), B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; Bekir Coşkun, § 45; Önder Balıkçı, § 44). Bununla beraberelbette siyasetçilerin de şöhretlerini koruma hakları vardır.
35. Buna ilave olarak Anayasa Mahkemesi; siyasetçilerin,kamuoyunca tanınan kişilerin ve kamusal yetki kullanan görevlilerin gördükleriişlev nedeniyle daha fazla eleştiriye katlanmak durumunda olduklarını vebunlara yönelik eleştirinin sınırlarının çok daha geniş olduğunu her zamanvurgulamıştır(Siyasetçilerle ilgili olarak bkz. Ergün Poyraz (2), § 58; kamusal yetki kullanan görevlilerleilgili olarak bkz. Nilgün Halloran, § 45; tanınan bir Cumhuriyetbaşsavcısı ile ilgili olarak bkz. İlhan Cihaner (2), § 82; tanınan ve siyasetehazırlanan bir kamu görevlisi ile ilgili olarak bkz. Önder Balıkçı, § 42).
(f)İfade Özgürlüğü ileİtibarın Korunmasını İsteme Hakkı Arasında Adil Denge
36. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında başvurucunun müdahaleedilen ifade özgürlüğü ile başvurucunun ifadeleri nedeniyle davacının müdahaleedilen şeref ve itibar hakkının korunması arasında adil bir dengenin gözetilipgözetilmediğini değerlendirmiştir. (Nilgün Halloran, § 27; İlhanCihaner (2), § 49). Bu, soyut birdeğerlendirme değildir. Çatışan haklar arasında dengeleme yapılabilmesi içinbaşvurucunun kullandığı ifadelerin türünün, kamusal tartışmalara katkı sunmakapasitesinin, ifadelere yönelik kısıtlamaların niteliğinin ve kapsamının,ifadelerin kimin tarafından dile getirildiğinin, kime yöneldiğinin, taraflarınünlülük derecelerinin ile ilgili kişilerin önceki davranışlarının ve kamuoyuile diğer kişilerin kullanılan ifadeler karşısında sahip oldukları haklarınağırlığının değerlendirilmesi gerekir (NilgünHalloran, § 44; Ergün Poyraz (2), § 56; KadirSağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 58-66; İlhan Cihaner (2), §§66-73). Bunun için başvurucu tarafından söylenen sözlerin, yapılan konuşmanıntamamı ve söylendiği bağlamdan kopartılmaksızın olayın bütünselliği içindedeğerlendirilmesi gerekir (Nilgün Halloran, § 52;Önder Balıkçı, § 45).
37.Söz konusu değerlendirmelerde derece mahkemelerinin belirli birtakdir yetkisi bulunmaktadır. Ancak bu takdir payı, Anayasa Mahkemesinindenetimindedir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, bir kısıtlamanın ifade özgürlüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığıhususuna karar vermede yetki sahibi olan iç hukuktaki son mercidir.
38. Anayasa Mahkemesinin görevi, bu denetimi yerine getirirkenderece mahkemelerinin yerini almak değildir fakat söz konusu yargı mercilerinintakdir yetkilerini kullanarak verdikleri kararların Anayasa'nın 26. maddesiaçısından doğruluğunu denetlemektir. Anayasa Mahkemesi, başvuru konusu olanmüdahalenin gözetilen meşru amaçla orantılıolup olmadığını ve bunu haklı göstermek için ulusal makamlar tarafından ortayakonan gerekçelerin ilgili ve yeterligörünüp görünmediğini tespit edebilmek amacıyla söz konusu müdahaleyi davanınbütününe bakarak değerlendirecektir.
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
39. Başvuru konusu olayda sade bir vatandaş olan başvurucu,tanınmış bir siyasetçi olan müştekiye yönelik ifadeleri nedeniyle adli paracezası ile cezalandırılmış ve hakkında HAGB kararı verilmiştir. Başvurucu,cezalandırılmasına neden olan paylaşımında müştekinin açıklamalarına "Twitterdaki #EdepsizsinMelihGökçek hastagine bile tahammül edemeyip sansürlettiğin için #EdepsizsinMelihGökçek" şeklindekiifadelerle müştekinin paylaşımını eleştirmiştir.
40. Eldeki başvurunun çözümlenmesinde gözönündetutulması gereken ilk hususmüştekinin toplumsalkonumudur. Müşteki kamuoyu tarafından yakından tanınan ve takip edilen,olayların yaşandığı tarihte Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı olan birsiyasetçidir.
41. Başvuru konusu olaydaki paylaşım kamuoyu tarafından tanınanbir siyasetçiye yönelik olduğu için kabul edilebilir eleştiri sınırları,sıradan bir kimse ile karşılaştırıldığında daha geniştir. Bu sebeple eldekibaşvuruya konu olayın taraflarından biri olan müştekinin kendisine yönelikeleştirilere sıradan insanlara göre daha fazla hoşgörü göstermesi gerekir.
42. Öte yandan başvuruya konu olay, tarafların yaşamının diğerbireylere kapalı ve mahrem alanına ilişkin değildir. Başvurucunun paylaşımı,basında ve kamuoyundaKürtaj konusuyla ilgili devameden tartışmalarla ilgili olarak müştekinin paylaşımı üzerine yapılmıştır.
43. Başvuru konusu olayın şartları ve arka planı dikkatealındığında başvurucu tarafından yapılan paylaşım ve paylaşımda kullanılanifadeler olgusal bir temele sahiptir. Şöyle ki anılan paylaşım kamuoyundakürtaj tartışmalarının süregeldiği bir dönemde ve müştekininG.S.isimli bir kadın kullanıcıya yönelik"Sen çok mu kürtaj yaptırdın. Bu kadar bağırmanın nedeni bu mu?"şeklindeki doğrudan mesajının sosyal medyada yayılması üzerine yapılmıştır.Başvurucu, paylaşımıyla müştekinin paylaşımına yönelik eleştirileri ifadeetmiştir. Nitekim Yargıtay da başvuru konusu olayı ilgilendiren bir kararında, "EdepsizsinMelihGökçek" adlı konu başlığı altında yapılanbazı yorumları değerlendirmiş ve hakaretsuçunun oluşmadığına karar vermiştir (bkz. § 18).
44. Yukarıdaki tespitlere karşın ilk derece mahkemesi, başvurucutarafından yapılan paylaşımın yapıldığı koşullara ve paylaşımda yer verilendiğer ifadelere temas etmeksizin başvurucunun paylaşımında geçen "edepsizsin" sözcüğünün hakaretsuçunu oluşturduğu sonucuna varmış ve başvurucuyu mahkûm etmiştir. İlk derecemahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelerde başvurucunun paylaşımı olayınkoşulları ve paylaşımın bütünlüğü gözetilmeksizin değerlendirme konusuyapılmıştır. Bu sebeple ilk derece mahkemesinin başvurucunun mahkûmiyetibakımından ileri sürdüğü gerekçeler, başvurucunun ifade özgürlüğü hakkınayapılan müdahale için ilgili ve yeterli bir gerekçelendirme sayılamaz.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
46. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
1. Genel İlkeler
47. 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasınagöre esas inceleme kapsamında, bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği vevarsa ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı belirlenmektedir. Aynı Kanun’un 50.maddesinin (1) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 79.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ise ihlal kararı verilmesi hâlinde,gerekli görüldüğü takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir. Buna göre ihlal sonucuna varıldığında ilgilitemel hak ve hürriyetin ihlal edildiğine karar verilmesinin yanında “ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağınınbelirlenmesi”, diğer bir ifadeyle “ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedil[mesi]” de gerekir.
48. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hak ve hürriyetinihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararın veya işleminve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebepolduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülendiğer tedbirlerin alınması gerekmektedir.
49. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1)numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Bkz. Şahin Alpay (2)[GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, § 57).
50. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesi gerekir. Bunagöre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veya yasamaişlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygun giderimyolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır.
51. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda 6216sayılı Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca kural olarak ihlalive sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilir.
52. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesiyle işaret edilen yeniden yargılama kavramı, ilgili usulkanunlarında düzenlenen yargılamanınyenilenmesi kurumundan belli yönlerden farklılık taşımaktadır.Kuşkusuz ki Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılamaya hükmettiği durumlarda daderece mahkemesi kesin hükme bağlanmış bir uyuşmazlığı yeniden ele almaktadır.Bu yönüyle ilgili usul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesimüessesesi ile Anayasa Mahkemesince yeniden yargılamaya hükmedilmesi arasında birfarklılık bulunmamaktadır. Ancak Anayasa Mahkemesinin, tespit edilen ihlalingiderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hallerde, ilgiliusul kanunlarında düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarakyargılamanın yenilenmesi sebebinin varlığının kabulü ve önceki kararınkaldırılması hususunda derece mahkemesinin herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Zira ihlal kararı verilen hallerde yargılamanın yenilenmesiningerekliliği hususundaki takdir derece mahkemelerine değil ihlalin varlığınıtespit eden Anayasa Mahkemesine bırakılmıştır. Derece mahkemesi AnayasaMahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultuda ihlalin sonuçlarını gidermeküzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür.
53. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapması gerekenşey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlar tarafındanbir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi, kararınkaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilenihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır. Buçerçevede ihlal, yargılama sırasında gerçekleştirilen usule ilişkin birişlemden veya yerine getirilmeyen usuli bireksiklikten kaynaklanıyorsa söz konusu usul işleminin, hak ihlalini giderecekşekilde yeniden (veya daha önce hiç yapılmamışsa ilk defa) yapılması icapetmektedir. Buna karşılık ihlalin, idari işlem veya eylemin kendisinden ya da(derece mahkemesince yapılan veya yapılmayan usul işlemlerinden değil de)derece mahkemesi kararının sonucundan kaynaklandığının Anayasa Mahkemesitarafından tespit edildiği hallerde derece mahkemesinin, usule dair herhangibir işlem yapmadan doğrudan mümkün olduğunca dosya üzerinden önceki kararınınaksi yönünde karar vererek ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırması gerekir.
2. İlkelerin Olaya Uygulanması
54.Başvurucu; ihlalin tespiti ile birlikte yeniden yargılamayapılmasını istemiştir.
55. Anayasa Mahkemesi başvurucunun, sosyal medya paylaşımlarınedeniyle mahkeme tarafından hakaret suçundan 1.500 TL para cezası ilecezalandırılmasına ve HAGB'ye karar verilmesinindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun düşmediği ve bu nedenlebaşvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıylasomut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
56. Bu durumda ifade özgürlüğü ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır.Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılması gereken iş, öncelikleihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması ve nihayet ihlalsonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın birörneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 9. Asliye Ceza Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,10 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğünün ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara9. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2015/442, K.2015/527)GÖNDERİLMESİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.