TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SİNAN CEM ÖZTÜRK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/13477)
Karar Tarihi: 9/1/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Burak FIRAT
Başvurucu
:
Sinan Cem ÖZTÜRK
Vekili
:
Av. Sercan ARAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, bir protesto eylemi sırasında afiş astığı içinbaşvurucuya idari para cezası verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 20/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Arka Plan Bilgisi
8. Türkiye'de 2015 yılının ikinci yarısından başvuruya konueylemin yapıldığı tarihe kadar çok sayıda terör saldırısı ile birliktetoplumsal infial yaratan bazı olaylar yaşanmıştır. Bunlardan bazıları, açıkkaynaklardan edinilen bilgiler ışığında kronolojik olarak aşağıda sıralanmıştır.
i. 5/6/2015 tarihinde Halkların Demokratik Partisinin (HDP)Diyarbakır'daki seçim mitingine bombalı saldırı düzenlenmiştir. 7/6/2015tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimi'nden iki gün önce düzenlenensaldırıda beş kişi ölmüş, dört yüzün üzerinde kişi de yaralanmıştır.
ii. 20/7/2015tarihinde Şanlıurfa'nın Suruç ilçesinde canlı bomba saldırısı düzenlenmiştir.Saldırıda otuz dört kişi ölmüş, yüzden fazla kişi de yaralanmıştır.
iii. 10/8/2015 tarihinde İstanbul Sultanbeyli Fatih PolisMerkezine bomba yüklü araçla saldırı düzenlenmiştir. Saldırının ardından çıkançatışmada bir polis memuru şehit olmuştur.
iv. 10/10/2015 tarihinde Ankara'da gerçekleştirilen BarışMitingi'nin toplanma yeri olan Ankara Garı'nın önünde patlatılan iki bomba ileyapılan saldırıda yüz üç kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmıştır.
v. 12/1/2016 tarihinde İstanbul Sultanahmet Meydanı'nda Suriyekökenli bir saldırgan, turist kafilesinin arasına karışarak üzerindeki bombayıpatlatmıştır. Patlama sonucunda on üç kişi ölmüş, on altı kişi deyaralanmıştır.
vi. 17/2/2016 tarihinde Genelkurmay, Türkiye Büyük MilletMeclisi ve Kuvvet komutanlıklarının yakınındaki mevkide askerî servisaraçlarının geçişi sırasında bomba yüklü araç patlatılmıştır. Saldırıda yirmisekiz kişi ölmüş, altmış bir kişi yaralanmıştır.
vii. 13/4/2016 tarihinde Kızılay'da bomba yüklü araçladüzenlenen saldırıda otuz dört kişi ölmüş, yüz yirmi beş kişi yaralanmıştır.
viii. 19/4/2016 tarihinde İstiklal Caddesi'nde Beyoğlu Kaymakamlığıönünde intihar saldırısı düzenlenmiştir. Saldırıda beş kişi ölmüş, otuz yedikişi de yaralanmıştır.
B. Somut Olaya İlişkin Bilgiler
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
10. Başvurucu, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi (Fakülte)öğrencisidir.
11. 21/3/2016 tarihinde saat 13.00 civarında aralarındabaşvurucunun da bulunduğu bir grup öğrenci ülkede 2016 yılında gerçekleşenbombalı saldırıları protesto etmek amacıyla Fakültenin bahçesinde toplanarak ikiağaç arasına pankart asmıştır. Pankartın üzerinde şunlar yazmaktadır:
"Sarayın İstikrarı / 5 Haziran 2015 HDPDiyarbakır Mitingi / 20 Temmuz 2015 Suruç/ 10 Ekim 2015 Ankara Barış Mitingi /12 Ocak 2016 Sultanahmet Meydanı / 6 Şubat 2016 Cizre Bodrum Katı / 17 Şubat2016 Genelkurmay Önü / 13 Mart 2016 Güvenpark / 19 Mart 2016 İstiklal Cddesi /Katliam, Kan, Yayın Yasağı, Gözyaşı Öğrenci Kolektifleri"
12. Anılan pankartın indirilmesi için Fakültenin özel güvenlikgörevlileri gruba gerekli ikazları yapmış ancak pankart grup tarafındanindirilmemiştir.
13. Fakülte yönetimi karşıt görüşlü öğrenciler arasında meydanagelmesi muhtemel olayları önlemek ve eğitimin aksamadan devam edilmesinisağlamak amacıyla okula polis çağırmış ve okula gelen polisler saat 14.40'taFakültenin orta bahçesine girerek pankartı indirmişlerdir.
14. Başvurucunun da aralarında bulunduğu sekiz kişi gözaltınaalınmış ve ifadelerinin ardından serbest bırakılmıştır.
15. 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 42. maddesiuyarınca Çankaya İlçe Emniyet Müdürlüğünün 22/3/2015 tarihli işlemiylebaşvurucuya 219 TL idari para cezası uygulanmıştır.
16. Başvurucu idari para cezasına karşı Ankara 5. Sulh CezaHâkimliğine (Hâkimlik) itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraz dilekçesinde,protestonun barışçıl olduğu dikkate alınarak eylemin ifade özgürlüğü kapsamındakaldığı ve itiraz konusu cezanın caydırıcı etkisinin gözetilmesi gerektiğisavunulmuştur.
17. Hâkimlik, idari yaptırım kararı ile verilen idari paracezasının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiş ve 20/6/2016 tarihindeitirazın reddine kesin olarak karar vermiştir.
18. Anılan karar, başvurucu vekiline 29/6/2016 tarihinde tebliğedilmiş; başvurucu 20/7/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
19.5326 sayılı Kanun’un "Afişasma" kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) ... cadde veya sokak kenarlarındakikamuya ait ... alanlara, rızası olmaksızın özel kişilere ait alanlara bez,kâğıt ve benzeri afiş ... asan kişiye, yüz Türk Lirasından üçbin Türk Lirasınakadar idarî para cezası verilir. Aynı içerikteki afiş ve ilânlar, tek fiilsayılır.
(2) Birinci fıkra hükmü, yetkili makamlardanalınan açık ve yazılı izne dayalı olarak asılan afiş ve ilânlar açısından uygulanmaz....
...
(4) Bu kabahatler dolayısıyla idarî paracezasına, kolluk veya belediye zabıta görevlileri karar verir.
..."
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve bu hak kapsamında ifade özgürlüğünündemokratik toplumun en temel değerleri arasında olduğu ve demokrasinin özündeaçık bir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücünün yer aldığıvurgulanmaktadır. Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırmadurumları dışında toplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelikönleyici nitelikli radikal tedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılanifadeler ve bakış açılarını şaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiğiya da eylemlerin yasa dışı olduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar vermektehatta demokrasinin varlığını sık sık tehlikeye atmaktadır. Hukukun üstünlüğünedayalı demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve barışçılyöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin, toplantı özgürlüğüve diğer yasal araçlarla kendisini ifade edebilmesi imkânı sunulmalıdır (Gün ve diğerleri/Türkiye, B. No: 8029/07,18/6/2013, § 70; Güneri ve diğerleri/Türkiye,B. No: 42853/98, 43609/98 ve 44291/98, 12/7/2005, § 76).
21. AİHM'in Akarsubaşı veAlçiçek/Türkiye (B. No: 19620/12, 23/1/2018) kararında da eldekimevcut başvuruya benzer bir başvuru ele alınmıştır.
i. AİHM'in kararına konu olayda Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası üyesi başvuruculara, gerçekleştirilen grev kapsamında bir okulbinasının dış cephesine üzerinde "Bu iş yerinde grev vardır" yazılıafiş astıkları gerekçesiyle 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesi uyarınca idaripara cezası verilmiştir. AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)11. maddesinde güvence altına alınan barışçıl olarak toplanma özgürlüğükapsamında incelediği başvuruda değerlendirilmesi gereken başlıca konunun idaripara cezasının demokratik toplumda gerekli olup olmadığı hususu olduğunu ifadeetmiştir(Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye,§ 28).
ii. AİHM, gösterinin tamamen barışçıl olarak sürdürüldüğünü,gösteride idari makamların veya polisin kamu düzenini korumak için müdahaleetmesini gerektirecek taşkınlıklar yaşanmadığına dikkat çekmiştir (Akarsubaşı ve Akçiçek/Türkiye, § 29). AİHM'egöre başvuranlar görsel bir kirliliğe sebebiyet veren, şiddet içeren bir afişasmamışlar ve binanın dış cephesine veya herhangi bir kamu malına zararvermemişlerdir. Söz konusu afişin asılmasının barışçıl olarak toplanmaözgürlüğünün kullanımına bağlı bir unsur olarak değerlendirilmesi gerektiğiifade edilmiştir (Akarsubaşı veAlçiçek/Türkiye, § 33).
iii. AİHM; sulh ceza mahkemesi tarafından yapılan denetimin çokkısıtlı olduğunu, ilgililere isnat edilen fiillerin gerçekliğini doğrulamaklasınırlı kaldığını vurgulayarak itiraz incelemesinde bir yandan barışçıltoplanma hakkının başvurucularca kullanılması ve diğer taraftan kamu düzenininsağlanması ve başkasının hak ve özgürlüklerinin korunması gibi mevcut farklımenfaatlerin dengelenmeye çalışıldığını gösteren hiçbir unsur bulunmadığınıbelirtmiştir (Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye,§ 34). AİHM, afişin binada eğitimi herhangi bir şekilde engellediğine dair birdurumun olmadığını söyleyerek ihtilaf konusu para cezalarının barışçıl olaraktoplanma hakkının kullanımı üzerinde caydırıcı bir etkisi olduğu tespitindebulunmuştur (Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye,§ 36). AİHM sonuç olarak başvuruculara verilen idari para cezasının demokratikbir toplumda zorunlu olmadığı kanaatini açıklamıştır (Akarsubaşı ve Alçiçek/Türkiye, § 37).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 9/1/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23.Başvurucu; son zamanlarda yaşanan bombalı saldırıları vekatliamları protesto etmek istediğini, afişin bu yaşananların siyasisorumluluğunun saray iktidarı olduğunu belirtmek amacı taşıdığını belirtmiştir.Başvurucu pankartın herhangi bir şiddet çağrısı içermediğini, Fakültedeöğrencilerin siyasi düşüncelerini paylaştığı afişlerin her zaman bulunduğunu,toplantı ve gösteri hakkının Anayasa ve Sözleşme tarafından korunduğunu ifadeetmiştir.
24. Söz konusu idari para cezasının anılan hak üzerindecaydırıcı etkisi bulunduğuna dikkat çeken başvurucu, benzer konuda verilenMahkeme kararlarının dikkate alınmadığını, hakkında verilen kararın gerekçedenyoksun olduğunu belirterek toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ileadil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru hakkında izinsiz afiş asılmasınedeniyle 5326 sayılı Kanun'a göre işlem yapıldığı, afiş içeriğiyle ilgiliherhangi bir yaptırım uygulanmadığı ve somut olayda asılan afişin toplanmaözgürlüğünün kullanımına bağlı bir unsur olduğu dikkate alındığındabaşvurucunun iddialarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıkapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
26. Anayasa’nın"Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı" kenarbaşlıklı 34. maddesi şöyledir:
"Herkes, önceden izin almadan, silahsızve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
28. Fakülte bahçesinde gerçekleştirilen protesto amaçlıtoplantıda asılan afişin emniyet görevlileri tarafından indirilmesi vesonrasında başvurucunun izinsiz afiş astığı gerekçesiyle idari para cezası ilecezalandırılmasının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelik birmüdahale olduğu kabul edilmelidir.
b. Müdahalenin İhlal OluşturupOluşturmadığı
29. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesininihlalini teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, ...yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeninin ...gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
30. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nınilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum düzeniningereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
31. 5326 sayılı Kanun’un 42. maddesinin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucunavarılmıştır.
ii. Meşru Amaç
32. Başvurucunun idari para cezasıyla cezalandırılmasına ilişkinkararın Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden kamu düzeninin korunmasına yönelikönlemlerin bir parçası olduğu ve meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genel İlkeler
(a) Demokratik ToplumdaToplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının Önemi
33. Anayasa Mahkemesi demokratiktoplum düzeninin gerekleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinidaha önce pek çok kez açıklamıştır. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkı, demokratik toplumun en temel değerleri arasında yer almakta olupbireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak ve başkalarına duyurmak için biraraya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır. Kolektif bir şekildekullanılan ve düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddeti dışlayanyöntemlerle düşüncelerini açıklama imkânı veren bu hak çoğulcu demokrasileringelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması veyayılmasını güvence altına almaktadır (DilanÖgüz Canan [GK], B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 36; Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No:2013/3924, 6/1/2015, § 115; Eğitim ve BilimEmekçileri Sendikası ve diğerleri [GK], B. No: 2014/920,25/5/2017, § 79; Osman Erbil, B. No: 2013/2394, 25/3/2015,§ 45).
34. Bu hak, ifade özgürlüğünün özel bir biçimidir. Anayasalhaklar içinde kendine has özerk rolünün ve özel uygulama alanının varlığınarağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı aynı zamanda ifadeözgürlüğü ışığında değerlendirilmelidir. İfade özgürlüğünün demokratik veçoğulcu bir toplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı içinde geçerlidir (Dilan Ögüz Canan, §34; Ali Rıza Özer ve diğerleri, §115; Osman Erbil, §§ 31, 45; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 72; Gülşah Öztürk ve diğerleri,B. No: 2013/3936, 17/2/2016, § 66; ÖmerFaruk Akyüz, B. No: 2015/9247, 4/4/2018, § 52).Sonuç olaraktoplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl birşekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır (DilanÖgüz Canan, § 35; Ömer FarukAkyüz, § 55).
35. İfade özgürlüğünde olduğu gibi toplantı ve gösteri yürüyüşühakkı da sadece toplumun geneli tarafından savunulan ve kabul gören görüş vefikirleri korumakla yetinmez. Bunun haricinde toplumun genelini rahatsızedebilecek, endişelendirecek hatta şoke edecek veya onların belirli düzeydetepkilerini çekebilecek bazı fikirleri savunma amacıyla da toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenlenebilir (Yılmaz Güneş ve YusufKaradaş, B. No: 2015/10676, 26/12/2018, § 33).
36. Toplantının veya gösteri yürüyüşünün hangi amaçlayapıldığının bir önemi yoktur. Bununla birlikte -ifade özgürlüğünde olduğugibi- siyasal ve kamusal meseleler söz konusu olduğunda toplantı hakkına yapılanmüdahaleler daha dar yorumlanmalıdır (DilanÖgüz Canan, § 36; Ali Rıza Özerve diğerleri, § 115; Eğitim veBilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 79; Osman Erbil, § 45; Ömer Faruk Akyüz, § 53).
(b) Müdahalenin DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
37. Buna göre toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınayapılan bir müdahale zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa (bazıfarklılıklarla birlikte toplantı hakkı bağlamında bkz. Dilan Ögüz Canan § 32; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§ 73; Tayfun Cengiz, B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 56; Adalet MehtapBuluryer, B. No: 2013/5447, 16/10/2014, §§ 103-105; grev hakkıbağlamında bkz. Kristal-İş Sendikası[GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 70) ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşılamakla birlikte orantılı değilse (bazı farklılıklarla birlikte toplantıhakkı bağlamında Dilan Ögüz Canan§§ 33, 56; sendika hakkı bağlamında bkz. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 74) demokratik toplum düzeninin gereklerineuygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(c) Barışçıl Toplantı Hakkı
38. Anayasa’nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız, başka bir ifadeile barışçıl bir şekilde ortaya konabilmesi için toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkını güvence altına almıştır. Dolayısıyla toplantı hakkının amacı,şiddete başvurmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerinhaklarının korunmasıdır. Demokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden vebarışçıl yöntemlerle mevcut düzenin değiştirilmesi gerektiğini savunanlara dahitoplantı özgürlüğü ve diğer yasal araçlarla bu fikirlerini ifade edebilmeimkânı sunulmalıdır (Dilan Ögüz Canan,§ 37; Ali Rıza Özer ve diğerleri,§§ 117, 118; Eğitim ve Bilim EmekçileriSendikası ve diğerleri, § 80; OsmanErbil, § 47; Gülşah Öztürk vediğerleri, §§ 67, 68; Ömer FarukAkyüz, § 54).
(d) Müdahalenin Gerekçesi
39. Keyfî uygulamalardan ve usulsüz sınırlandırmalardankaçınılması için barışçıl bir toplantıya tedbir almak veya alınan tedbirlereaykırı davrananlara ceza vermek suretiyle yapılan müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun olduğununderece mahkemelerince ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulması, kamudüzeni ve başkalarının haklarının korunması ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının kullanılması arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir(Dilan Ögüz Canan, § 53; Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, §83; Ömer Faruk Akyüz, § 61).
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
40. 2015 yılının ikinci yarısından 2016 yılının ikinci yarısınakadar geçen bir yıl içerisinde Türkiye'nin değişik yerlerinde çok sayıdabombalı terör eylemi meydana gelmiştir. Gayrıresmî raporlara göre Türkiye’ninbu bir yılı içerisinde on yedi kez canlı bomba ve bombalı araçla saldırıdüzenlenmiş ve saldırılarda polis, asker ve sivil olmak üzere toplam iki yüzdoksan sekiz kişi hayatını kaybetmiştir. Bine yakın insanın da yaralandığıtespit edilmiştir.
41. Bir üniversite öğrencisi olan başvurucu, bombalısaldırıların devam ettiği günlerde ülkede meydana gelen terör saldırılarınıprotesto etmek amacıyla okul içerisinde diğer öğrenci arkadaşlarıyla birliktebir toplantı düzenlemiş ve bu toplantıda başvuruya konu afiş okul duvarınaasılmıştır. Başvurucuya, izinsiz afiş astığı gerekçesiyle 219 TL idari paracezası verilmiştir. Afiş içeriği nedeniyle başvurucu hakkında kamu makamlarıncaherhangi bir adli veya idari soruşturma açılmamıştır.
42. Yaşanan terör saldırılarına dikkat çeken ve saldırılardaölenlerin unutulmaması çağrısında bulunan afişin asılmasının bir düşünceaçıklaması mahiyetinde olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır. Öte yandanbaşvuruya konu afiş aracılığıyla düşünce açıklaması, öğrencilerinden oluşan birtopluluğun protesto eylemi sırasında asıldığından Anayasa'da düzenlenentoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına ilişkin güvencelerdenyararlanır.
43. Anayasa Mahkemesi daha önce afiş asma yoluyla yapılandüşünce açıklanmalarının anayasal güvencelerden yararlanmasının, afiş asmanınbazı ön biçim koşullarına bağlanmasına engel teşkil etmeyeceğine karar vermişti(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AbdulvahapCan ve diğerleri, B. No: 2014/3793, 8/11/2017, § 53).
44. Kanun koyucu 5326 sayılı Kanun'un 42. maddesinde kamuya aitalanlarda afiş asılmasını yetkili makamın, özel alanlarda ise malikinin izninebağlı kılmış ve izin koşulu yerine getirilmeden afiş asılmasını idari paracezası yaptırımına tabi tutmuştur. Bu konuda kanun koyucunun takdir yetkisinihaiz olduğunun kabulü gerekir. Sırf afiş asmanın izin şartına bağlanmış olmasınedeniyle başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiği düşünülemez (Neslihan Albayrak,B. No: 2015/19611, 13/9/2018, § 21).
45. Öte yandan tek başına izin koşulunun ihlal edilmiş olması,yaptırım uygulanmasının haklılaştırılması bakımından yeterli görülmeyebilir.Nitekim eldeki somut başvuruya konu olayda cezalandırmanın kamu düzenininbozulmasını önlemek amacıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu noktada izinsiz afişasılması nedeniyle kamu düzeninin bozulup bozulmadığı veya bozulma tehlikesininbulunup bulunmadığı ya da böyle bir tehlikenin ortaya çıkıp çıkmadığı ehemmiyetarz etmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri,§§ 88, 89; Abdulvahap Can ve diğerleri,§ 55).
46. Somut olayda Fakülte yönetiminin ya da Hâkimliğin Fakültebahçesinde gerçekleştirilen toplantının barışçıl olmadığına, kamu düzenininbozulduğuna veya bozulma tehlikesinin ortaya çıktığına, eğitimin işleyişininaksadığına ya da yaptırım konusu afişin asılı kaldığı -yaklaşık- üç saatboyunca herhangi bir gerginliğe sebebiyet verdiğine dair bir tespiti vedeğerlendirmesi bulunmamaktadır. Dolayısıyla somut olayın koşullarında barışçılbir protesto gösterisi sırasında başvuruya konu afişin asılması nedeniylebaşvurucunun idari para cezası ile cezalandırılmasının zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşıladığı ilgili ve yeterli gerekçe ile ortaya konulamamıştır.
47. Unutulmamalıdır ki barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşünekatılan ve bir gösteride yasaklanmamış davranışlarda bulunan kişilerin toplantıhakkı, herhangi bir kınanabilir olaya karışmadıkları sürece en hafif kabuledilecek cezanın dahi uygulanmamasını gerektirir. Zira bu tip soruşturmalarveya cezalandırmalar caydırıcı etki doğurma potansiyeli taşımaktadır (Osman Erbil, §§ 51, 71; Ömer Faruk Akyüz, § 60).
48. Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, somut olayınkoşullarında başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılanmüdahalenin demokratik toplum gereklerine uygun olmadığı Anayasa’nın 34.maddesinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Serdar ÖZGÜLDÜR bu görüşe katılmamıştır.
Kadir ÖZKAYA farklı gerekçeyle bu görüşe katılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50.Maddesi Yönünden
49. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı ve (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararındaaçıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosyaüzerinden karar verir.”
50. Başvurucu, maddi tazminat olarak para cezasının iadesine ve5.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
51. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir(AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin, yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
53. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileİçtüzük’ün 79. maddesinin 1 numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşanmahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir. (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59,66-67).
54. İncelenen başvuruda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin idarenineyleminden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte derece mahkemeleride ihlali giderememişlerdir. Bu açıdan ihlal aynı zamanda mahkeme kararındankaynaklanmıştır.
55. Bu durumda toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruyaözgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralıfıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bukapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek AnayasaMahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararındabelirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeplekararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 5. Sulh CezaHâkimliğine gönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
56. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebininreddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
57. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Serdar ÖZGÜLDÜR'ünkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğine (Değişik İş 2016/1940)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE9/1/2020 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
5326 Sayılı Kanunun 42 nci maddesi uyarınca, kamuya ait alana(Üniversite bahçesine) afiş astığı anlaşılan başvurucuya 219 TL. İdari paracezası verilmiş; bu cezaya karşı vaki itiraz da yetkili yargı yerincereddedilmiştir. Anayasa’nın 34. maddesinin koruması altında bulunan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkı bakımından olayda idarenin doğrudan bir müdahalesiolmadığı gibi, kanun emrini yerine getirmekten ibaret idari yaptırımla anılanhak arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı, içeriği itibariyle de hakkındacezai işlem yapılmayıp kamu düzeninin bozulması nedeniyle sadece idariyaptırımla yetinildiği gözetildiğinde, sözkonusu idari para cezasının zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşıladığı ve ölçülü olduğu, dolayısiyle toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlâl edilmediği kanaatine vardığımdan;çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılmıyorum.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
FARKLI GEREKÇE
Başvuruya konu olayda, bir protesto eylemi sırasında fakültebahçesinde bulunan iki ağaç arasına başkalarıyla birlikte bir afiş asanbaşvurucu adına, 5326 sayılı kabahatler Kanununun 42. maddesi uyarınca 219 TLidari para cezası uygulanmıştır. Başvurucu, cezanın iptal edilmesi istemiyle yaptığıitirazın reddi üzerine de bireysel başvuruda bulunmuştur.
Mahkememiz çoğunluğunca, olayda, fakülte yönetiminin ya daHâkimliğin, Fakülte bahçesinde gerçekleştirilen toplantının barışçılolmadığına, kamu düzeninin bozulduğuna veya bozulma tehlikesinin ortayaçıktığına, eğitimin aksadığına ya da yaptırım konusu afişin asılı kaldığı süreboyunca kamu düzeninin bozulmasına yol açabilecek bir gerginliğe sebebiyetverdiğine dair bir tespit ve değerlendirmelerinin bulunmaması nedeniyle sözkonusu afişin asılması eylemi için başvurucunun idari para cezası ilecezalandırılmasının zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmediğigerekçesiyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğinekarar verilmiştir.
Mahkememiz çoğunluğunca kabul edilen ihlal gerekçesine,kabahatler hukukuna ilişkin olarak 21.03.2019 günlü ve 2015/1051 başvurunumaralı kararda kullandığım karşı oyumda belirttiğim nedenlerle katılmamaklabirlikte, başvurunun karara bağlandığı tarih itibarıyla, aynı veya benzerkonulara ilişkin olarak yapılan başvurularda Anayasa Mahkemesince istikrarlıbir biçimde ihlal kararları veriliyor olması, dolayısıyla bu konudaki AnayasaMahkemesi görüşünün yerleşik hale gelmiş olması nedeniyle ihlal kararına sonucuitibarıyla katılıyorum.
Üye
Kadir ÖZKAYA