TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
SİNAN GÜL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/7628)
Karar Tarihi: 27/2/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 9/4/2020 - 31094
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
Sinan GÜL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kapalı ceza infaz kurumunda bulunan hükümlülerinavukatlarıyla telefonla görüşmelerine izin verilmemesi nedeniyle haberleşmehürriyetinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/4/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlıkgörüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden ulaşılan bilgi ve belgelere göreilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaİnfaz Kurumunda (Ceza İnfaz Kurumu) devletin egemenliği altında bulunantopraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundanhükümlüolarak bulunmaktadır.
9. Başvurucunun avukatı ile telefonla görüşme talebi Ceza İnfazKurumu İdare ve Gözlem Kurulu Başkanlığının (İdare ve Gözlem Kurulu) 26/1/2016tarihli kararıyla reddedilmiştir. Kararın gerekçesinde ilgili mevzuathatırlatıldıktan sonra 6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkında Tüzük'ün (İnfaz Tüzüğü) 88. maddesinde hükümlülerinbelgelendirilmek şartıyla eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derecekayın hısımları, vasisi veya kayyumları ile telefonla görüşme haklarının olduğubelirtilmiştir. Mevzuatta avukat ile telefonla görüşmeye ilişkin düzenlemeolmadığı vurgulanarak başvurucunun sadece mevzuatta sayılan kişilerle telefonlagörüşebileceği ifade edilmiştir.
10. Başvurucu anılan karara yaptığı itirazında; avukatıylatelefonla görüşme hakkının engellendiğini, Ceza İnfaz Kurumunun haksızuygulaması nedeniyle Anayasa'da yer alan haklarının ihlal edildiğini, aynıkonuda Adana ve Adıyaman İnfaz Hâkimliğince verilmiş emsal kararlar olduğunubelirtmiştir. Kırıkkale İnfaz Hâkimliği ilgili mevzuata atıf yaparak Kurulkararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle itirazın reddine kararvermiştir.
11. Başvurucunun bu karara itirazı, Kırıkkale Ağır CezaMahkemesinin 23/3/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
12. Nihai karar 30/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
13. Başvurucu 4/4/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
14. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un başvuru tarihi itibarıyla yürürlükteolan "Hükümlünün telefon ile haberleşmehakkı" kenar başlıklı 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"Kapalı ceza infaz kurumlarındakihükümlüler, tüzükte belirlenen esas ve usullere göre idarenin kontrolündekiücretli telefonlar ile görüşme yapabilirler. Telefon görüşmesi idarece dinlenirve kayıt altına alınır. Bu hak, tehlikeli hâlde bulunan ve örgüt mensubuhükümlüler bakımından kısıtlanabilir."
15. 5275 sayılı Kanun'un"Avukat ve noterle görüşme hakkı" kenar başlıklı 59.maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Hükümlü, avukatlık mesleğinin icrasıçerçevesinde avukatları ile vekâletnamesi olmaksızın en çok üç kez görüşmehakkına sahiptir.
(2) Avukat ve noter ile görüşme, meslekkimliklerinin ibrazı üzerine, tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içinde,bu iş için ayrılan görüşme yerlerinde, konuşulanların duyulamayacağı, ancak güvenliknedeniyle görülebileceği bir biçimde yapılır.
(3) Avukatlar, vekâletnameleri olsa da aynıanda birden fazla hükümlü ile görüşme yapamazlar."
16. 5275 sayılı Kanun'un "Hükümlünün,mektup, faks ve telgrafları alma ve gönderme hakkı" kenarbaşlıklı 68. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenenkısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma veücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.
...
(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veyasavunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbideğildir."
17. 5275 sayılı Kanun'un"Tutukluların yükümlülükleri" kenar başlıklı 116.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Bu Kanunun; yüksek güvenlikli kapalıceza infaz kurumları,.. avukat ve noterle görüşme hakkı... internetolanaklarından yararlanma hakkı, mektup, faks ve telgrafları alma ve göndermehakkı,... ziyaret ve görüşlerde uygulanacak esaslar,... konularında 66 ilâ76inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerin tutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikteolanları tutuklular hakkında da uygulanabilir."
18. 5275 sayılı Kanun'un "Tutukluların hakları" kenarbaşlıklı 114. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
"Tutuklunun müdafii ileolan haberleşmesine ve kurum düzeni çerçevesinde temas ve görüşmelerine hiçbirsuretle engel olunamaz ve kısıtlamalar konulamaz."
19. İnfaz Tüzüğü'nün "Telefonlagörüşme hakkı" kenar başlıklı 88. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"(1) Kapalı kurumda bulunan hükümlüler,belgelendirmeleri koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarıve vasisi ile telefon görüşmesi yapabilir.
(2) Telefonla görüşmeleri aşağıda belirtilenesaslara göre yapılır:
a) Hükümlüler, haberleşmeveya iletişim araçlarından yoksun bırakılma veya kısıtlama cezası ile hücreyekoyma cezasının infazı sırasında olmamak koşuluyla, idarenin kontrolündebulunan ve kurumun uygun yerlerine yerleştirilen telefonlardan yararlandırılır,
...
e) Hükümlüler, telefon görüşmesi hakkına sahipoldukları konusunda bilgilendirilir,
f) Hükümlülerin telefonla görüşme gün vesaatleri, kurumda bulunan telefon adedi, başvuru sırası, kurumun asayiş vegüvenliği dikkate alınarak idare tarafından belirlenir. Hükümlülergörüşebilecekleri yakınlarından bir veya birden fazla kişi ile haftada bir kezve bir telefon numarasıyla bağlantı kurarak kesintisiz görüşme yapabilir.Herhangi bir nedenle görüşme gerçekleşememişse daha önceden bildirilennumaralardan bir diğeriyle görüşebilir. Konuşma süresi görüşme başladığı andanitibaren on dakikayı geçemez. Ancak tehlikeli hükümlü oldukları idare ve gözlemkurulu tarafından belirlenen hükümlüler onbeş günde bir kez olmak ve ondakikayı geçmemek üzere sadece eşi, çocukları, annesi ve babası ilegörüşebilir,
g) Hükümlünün, kurumun güvenliğini tehlikeyedüşüren, suç oluşturan veya bir suça azmettirme ya da yardım etme sonucunudoğurabilecek konuşmalarda bulunduğu dinleme sırasında belirlendiğinde, görüşmederhâl kesilir. Bu hâlde hükümlü hakkında adlî veya idarî soruşturmaya esasolacak işlemler kurum en üst amiri tarafından yapılır,
..."
B. Uluslararası Hukuk
20. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı" kenarbaşlıklı 8. maddesi şöyledir:
"(1) Herkes .... yazışmasına saygıgösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir."
21. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); haberleşmehürriyetine yapılan müdahalelerin demokratik toplumda zorunluluk teşkiletmesine ilişkin kriteri incelediği kararlarda öncelikle ceza infazkurumlarında bulunan kimselerin yazışmalarının belirli ölçüde kontrolünün başlıbaşına Sözleşme'nin ihlaline sebebiyet vermeyeceğini, keza ceza infaz kurumununolağan ve makul gereksinimleri dikkate alınarak bir değerlendirmede bulunmanıngerekli olduğunu belirtmiştir (Mehmet NuriÖzen/Türkiye, B. No: 12672/08, 11/1/2011, § 51; Silver ve diğerleri/Birleşik Krallık, B.No: 5947/72, 6205/73, 7052/75, 7061/75, 7107/75, 7113/75, 7136/75, 25/3/1983, §98).
22. AİHM kararlarına göre haberleşme özgürlüğüne yapılanmüdahale öncelikle kanunla öngörülmelidir. Müdahalenin yasal dayanağınıoluşturan mevzuatın ulaşılabilir,yeterince açık ve belirli bir eylemin gerektirdiği sonuçlar açısından öngörülebilir olması gerekir. İkinciolarak söz konusu sınırlandırma meşru biramaca dayalı olmalıdır. Bunun yanı sıra müdahale demokratik birtoplumda gerekli ve ölçülü olmalıdır. AİHM'e göre demokratik toplumdazorunluluk kavramı, müdahale teşkil eden eylemin acil bir toplumsal ihtiyaçtankaynaklanması ve takip edilen meşru amaç bakımından orantılı olması unsurlarınıiçermektedir (Silver ve diğerleri/BirleşikKrallık, §§ 85-97; Klass vediğerleri/Almanya, B. No: 5029/71, 6/9/1978, §§ 42-55; Campbell/Birleşik Krallık, B. No:13590/88, 25/3/1992, § 34).
23. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular Sözleşme kapsamında kalantemel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Hirst/BirleşikKrallık (No. 2), B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69). AİHM, ceza infaz kurumundatutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanmasıgibi güvenliğin ve düzenin korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerinolması durumunda mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebileceğinikabul etmiştir. Ancak bu durumda dahi hükümlü ve tutukluların haklarına yönelikherhangi bir sınırlama makul ve ölçülü olmalıdır (Silver ve diğerleri/BirleşikKrallık, B. No: 5947/72 ..., 25/3/1983, §§ 99-105).
24. AİHM mahpuslar ve avukatları arasındaki haberleşmeninSözleşme’nin 8. maddesi altında imtiyazlı olduğunu ve avukat ile müvekkilarasındaki iletişimin gizliliği ilkesinin gözetilmesini temel kural olarakkabul etmektedir (Campbell/Birleşik Krallık,§ 48). Öte yandan AİHM hükümlü/tutukluların mektupla haberleşme imkânınayeterince sahip olmaları durumunda ayrıca telefonla görüşme hakkı tanınmasınınzorunlu olmadığını kabul etmektedir. (A.B./Hollanda,B. No: 37328/97, 29/1/2002, § 92). Ancak AİHM'e göre iç hukukta böyle bir haktanınmış ise bu hakkın kullanımına getirilecek sınırlandırmalar Sözleşme'nin 8.maddesine müdahale teşkil edebilir (NusretKaya ve diğerleri/Türkiye, 43750/06, 60915/08, 22/4/2014, § 36).
25. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere AvrupaCezaevi Kuralları Hakkında REC (2006) 2 sayılı tavsiye kararlarının hükümlü vetutukluların hukuki danışmanlık almaları ve dış dünya ile ilişkilerine ilişkinilgili kısımları şöyledir:
“Hukuki Danışmanlık
23.1. Bütün mahpuslara hukuki danışmanlık almahakkı tanınır. Cezaevi yetkilileri onlara bu hakkı kullanmalarında makulkolaylıklar sağlamalıdır.
23.2. Mahpuslar herhangi bir hukuki meselehakkında kendi seçtikleri ve ücretini ödedikleri bir hukuki danışmanabaşvurabilirler.
23.3. Kabul edilmiş ve ücretsiz bir hukukiyardım uygulaması olması halinde, yetkililer bunu tüm mahpusların dikkatinesunmalıdır.
23.4. Mahpuslar ve hukuki danışmanlarıarasında hukuki konularda yapılan görüşmeler, yazışmalar ve diğer iletişimlergizli tutulmalıdır.
23.5. Ciddi bir suçun işlenmesinin önlenmesiya da cezaevi emniyet ve güvenliğinin esaslı bir biçimde ihlal edilmesininengellenmesi için, adli bir merci tarafından istisnai hallerde bu gizliliğekısıtlamalar getirilebilir.
23.6. Mahpuslar, mahkeme işlemleri ile ilgilibelgelere ulaşabilmeli veya bunları yanlarında bulundurmalarına izinverilmelidir.
"Dış Dünya ile İlişki
24.1. Mahpusların mümkün olabilen sıklıktamektup, telefon veya diğer iletişim vasıtalarıyla aileleriyle, başka kişilerleve dışarıdaki kuruluşların temsilcileriyle haberleşmelerine ve bu kişilerinmahpusları ziyaret etmelerine izin verilmelidir.
24. 2 Devam etmekte olan bir cezasoruşturması, emniyet, güvenlik ve düzeninin muhafaza edilmesi, suç işlenmesininönlenmesi ve suç mağdurunun korunması için gerekli görülmesi halinde,haberleşme ve ziyaretlere kısıtlamalar konabilir ve izlenebilir. Ancak adli birmerci tarafından konulan özel kısıtlamalar da dahil olmak üzere, bu türkısıtlamalar yine de kabul edilebilir asgari bir iletişime izin vermelidir.
...
24.5. Cezaevi yetkilileri, dış dünyaylayeterli bir iletişim sürdürmelerinde mahpuslara yardım etmelidirler ve bununiçin onlara uygun destek ve yardım sağlamalıdırlar..."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 27/2/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
27. Başvurucu; ilgili mevzuata göre avukatıyla telefonla görüşmehakkının mevcut olduğunu, bu hakkın kısıtlanmasının yasal dayanaklarının mevcutolmadığını belirtmiştir. Mevzuata göre disiplin cezası hâlinde bile avukat ilegörüşmenin engellenemeyeceğini, bu yönde mahkemelerin verdiği emsal kararlarolduğunu, disiplin cezası bile olmamasına rağmen avukatıyla telefonlagörüşmesinin, dolayısıyla hukuki yardım almasının engellendiğini vurgulayanbaşvurucu adil yargılanma ile kişi hürriyeti ve güvenliği haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
28. Bakanlık görüşünde; başvurucunun haberleşme hürriyetineyapılan müdahalenin Kanun ile öngörüldüğü, kamu düzenin sağlanması ve suçişlenmesinin önlenmesi meşru amacına dayalı olduğu belirtilmiştir. İnfazHâkimliği kararı ile anılan karara itiraz üzerine verilen itirazın reddineilişkin karardaki tespit ve sonuçların mevzuatın uygulanması niteliğindeolduğu, bu anlamda Anayasa'da yer alan hak ve özgürlükleri ihlal eder nitelikteolmadığı veya adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda açık bir keyfîlikiçermediği değerlendirilmesine yer verilmiştir. Ayrıca başvurucunun avukatı iletek görüşme imkânının telefon görüşmesi olmadığını, avukatla belirli günlerdeyüz yüze görüşme imkânın da mevcut olduğu ifade edilmiştir.
29. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında mevzuattahükümlü ve tutukluların avukatıyla telefon vasıtasıyla haberleşmesiniengelleyen bir hüküm olmadığını, kanun tarafından belirlenen bir hakkın idaretarafından keyfî bir şekilde engellenemeyeceğini, mevzuatta lehine olanhükümlerin gözetilmediğini belirtmiştir. Bakanlık görüşünde uygulamanın suçişlenmesinin önlenmesi amacına hizmet ettiğinin belirtildiği ancak telefongörüşmelerinin dinlenip kaydedildiği, idarenin bu iletişim şekli üzerindemutlak denetiminin olduğu hususları gözetildiğinde bir suç işlenmesi hâlineilişkin zaten bir tedbirin söz konusu olduğu, bu nedenle telefon görüşmelerineizin verilmemesinin kabul edilir bir yanının olmadığı ifade edilmiştir.
B. Değerlendirme
30. Anayasa’nın başvurunun değerlendirilmesinde dikkate alınacak"Haberleşme hürriyeti"kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:
"Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.Haberleşmenin gizliliği esastır.
Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarakusulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarakgecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciinyazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğindenkalkar.
İstisnaların uygulanacağı kamu kurum vekuruluşları kanunda belirtilir."
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunan başvurucunun iddialarınınözünün avukatı ile telefonla görüşmesinin engellenerek haberleşmesininkısıtlandığına yönelik olması nedeniyle başvuru, haberleşme hürriyetikapsamında incelenmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
32. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanhaberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
33. Kamu makamlarının bireyin haberleşme özgürlüğüne vehaberleşmesinin gizliliğine keyfî bir şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi,Anayasa ve Sözleşme ile sağlanan güvenceler kapsamında yer almaktadır.Haberleşmenin içeriğinin denetlenmesi, haberleşmenin gizliliğine ve dolayısıylahaberleşme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale oluşturur. Bununla birliktehaberleşme özgürlüğü, mutlak nitelikte olmayıp meşru birtakım sınırlamalaratabidir. Bu kapsamdaki özel sınırlama ölçütleri, Anayasa’nın 22. maddesininikinci fıkrasında sayılmıştır (Mehmet KorayEryaşa, B. No: 2013/6693, 16/4/2015, § 50).
34. Somut olayda başvurucunun telefonla haberleşme hakkınınİdare ve Gözlem Kurulu kararıyla kısıtlanmasının haberleşme hürriyetinemüdahale oluşturduğu sonucuna varılmıştır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
35. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ...demokratik toplum düzeniningereklerine... ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
36. Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme özgürlüğünesahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına alınmıştır.Sözleşme’nin 8. maddesinde de herkesin haberleşmesine saygı gösterilmesiniisteme hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortakkoruma alanı, haberleşme özgürlüğünün yanı sıra içeriği ve biçimi ne olursaolsun haberleşmenin gizliliğini de güvence altına almaktadır. Haberleşmebağlamında bireylerin karşılıklı ve toplu olarak sözlü, yazılı ve görseliletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin sağlanması gerekir. Posta,elektronik posta, telefon, faks ve internet aracılığıyla yapılan haberleşmefaaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin gizliliği kapsamındadeğerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, § 49).
37. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü ve tutuklularınhaberleşme hürriyeti ve aile hayatına saygı hakkının sınırlanması, hukuka uygunolarak ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öteyandan hükümlü ve tutukluların aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, cezainfaz kurumu idaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasınıdevam ettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B. No: 2013/4708,20/4/2016, § 36).
38. Bununla beraber bu yükümlülük yerine getirilirken ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal sonuçlarının gözetilmesigerekmektedir. Bu bağlamda kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi ilehaberleşme hürriyeti arasında adil bir denge sağlanmalıdır. Ancak ceza infazkurumunda bulunmanın doğal sonucu olarak idarenin müdahale konusunda takdiryetkisinin daha geniş olduğu gözetilmelidir (MehmetKoray Eryaşa, § 89).
39. Bu bağlamda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 22. maddesini ihlaledecektir. Bu sebeple sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen vesomut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, meşru amaç taşıma,demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkesine uygunolup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
40. Haberleşme hürriyetinin düzenlendiği Anayasa'nın 22.maddesinin ikinci fıkrasında, söz konusu sınırlama sebeplerine bağlı kalınarak yapılacaksınırlamanın ancak usulüne uygun olarak verilecek hâkim kararıyla mümkünolabileceği belirtildikten sonra üçüncü fıkrasında "İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanundabelirtilir." denilerek bu kuralın da mutlak olmadığı ve bu kuralabazı kurumlar yönünden kanunla sınırlamalar getirilebileceği açıkçadüzenlenmiştir (AYM, E.2014/122, K.2015/123, 30/12/2015, § 71). Bu bağlamdaceza infaz kurumları, Anayasa'nın 22. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaistisnaların uygulanacağı kamu kurumlarındandır (Mehmet Koray Eryaşa, §§ 74-76).
41. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, Anayasa'da temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılması gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülenkonularda kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olmasıgerektiğini ve anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlemesini öngördüğükonularda, yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra uzmanlık ve idaretekniğine ilişkin hususları yürütmeye bırakmasının yasama yetkisinin devriolarak yorumlanamayacağını kabul etmiştir (AYM, 30/10/2014 E.2014/133,K.2014/165). Bu bağlamda temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına yönelikyapılacak kanuni düzenlemelerde kanun koyucunun temel esasları, ilkeleri veçerçeveyi belirledikten sonra diğer ayrıntıların düzenleyici işlemler ilebelirlenebileceği kabul edilmiştir. Aksi bir durumda temel hak ve özgürlüklerinancak kanunla sınırlanabileceğine ilişkin Anayasa’nın 13. maddesi hükmüne deaykırılık oluşturacaktır (Mehmet KorayEryaşa, § 63).
42. Bu bağlamda başvurucunun telefonla haberleşme hürriyetineyönelik kısıtlamanın 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (1) numaralı fıkrasıile İnfaz Tüzüğü'nün 88. maddesinde yer alan hükümlere dayanılarak yapıldığı,bu düzenlemelerin kanunla sınırlamakoşulunu karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
43. Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasındasayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genelsağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerininkorunması sebeplerinden biri veya birkaçına dayanması gerekir (Ahmet Temiz, B.No: 2013/1822, 20/5/2015, § 47).
44. Başvuru konusu olayda haberleşme hürriyetine müdahaleninkamu düzenin ve güvenliğinin sağlanması ile suç işlenmesinin önlenmesikapsamında telefonla görüşme hakkının sınırlandırılması şeklinde uygulandığı veanılan müdahalenin meşru amaç taşıma koşulunu karşıladığı değerlendirilmiştir.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
45. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı olması gerekir. Açıktır ki bu başlıkaltındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzerebaşvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen ölçülülük ilkesindenbağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama biçimindeiki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki kriter bir bütününparçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat Üstündağ, B.No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
46. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamununmenfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğerbireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaretetmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinindiğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaranaçıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesiyönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).
47. Hükümlü veya tutuklular (mahkûmlar), Anayasa'nın 19. maddesikapsamında hukuka uygun olarak bir mahkûmiyet kararına istinaden tutulmanıntabii sonucu olarak kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkından mahrum kalma dışında(İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, §§ 29-33) Anayasa'nın veSözleşme'nin ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamınagenel olarak sahiptirler. Bununla birlikte ceza infaz kurumunda tutulmanınkaçınılmaz sonucu olarak suçun önlenmesi ve disiplinin temini gibi ceza infazkurumunda güvenliğin sağlanmasına yönelik kabul edilebilir makulgerekliliklerin olması durumunda sahip oldukları haklar sınırlanabilir (TuranGünana, B. No: 2013/3550, 19/11/2014, § 35; Mehmet Koray Eryaşa, §§ 50-51).
48. Anayasa'da herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğubelirtilmiştir. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutuklu ve hükümlü bulunankişilerin de haberleşme hürriyetine sahip olduğu hususunda herhangi birtereddüt bulunmamaktadır. Ancak haberleşmenin hangi araçlarla yapılacağıAnayasa açık bir şekilde belirtilmemiştir. Anayasa'nın haberleşme vasıtalarınıntespiti için suskun kalmasının her türlü haberleşmenin bu kapsamda kabuledilebileceği sonucunu doğurduğu söylenebilir. Bununla birlikte ceza infazkurumları açısından haberleşme hürriyetinin belirlenmesi açısından kamumakamlarının takdir yetkisinin daha geniş olması ceza infaz kurumunun niteliğive amacı bağlamında kabul edilebilir bir durumdur. Bu bağlamda ceza infazkurumunda tutulan hükümlü ve tutuklular açısından haberleşme hürriyetininkapsamının her türlü iletişim aracını içermeyeceği açıktır. Hükümlü vetutuklular açısından haberleşme hürriyetini tamamen ortadan kaldıracak boyuttaolmadığı ve ceza infaz kurumunun güvenliği ve düzeni çerçevesinde somutolayların özellikleri incelenerek yapılan müdahalenin haberleşme hürriyetiniihlal edip etmediği değerlendirilecektir. Bu bağlamda temel yaklaşım hükümlü vetutukluların dış dünya ile temaslarının desteklenmesi olmalıdır (Mehmet Koray Eryaşa, § 54).
49. Özellikle diğer haberleşme yollarının kullanılabildiği veyeterli olduğu durumlarda Anayasa’nın 22. maddesinin hükümlü ve tutuklularıntelefonla görüşmesini güvence altına aldığı şekilde yorumlanması mümkündeğildir. Burada dikkat edilecek nokta hükümlü ve tutukluların dış dünya ilehaberleşmesinin sağlanmasında kamu otoritelerinin takdir yetkisinin genişyorumlanması gerektiğidir. Haberleşme yöntemlerinden bir veya birkaçınınkullanılabilmesi ve yeterli olması durumunda hükümlü ve tutukluların telefonlagörüşmesine izin verilmemesi tek başına haberleşme hürriyetinin ihlali olarakdeğerlendirilemez. Ancak Anayasa’nın 22. maddesi kapsamında hükümlü vetutuklulara diğer haberleşme araçları ile birlikte telefonla görüşme imkânıverilmesi hâlinde bu özgürlüğe yapılacak sınırlandırmaların her hâlükardakanunla, meşru bir amaçla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunşekilde yapılması ve ölçülü olması gerekmektedir (Mehmet Koray Eryaşa, § 55).
50. Haberleşme hürriyeti çerçevesinde hükümlü ve tutuklularınavukatları ile görüşmesi ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur. Tümhükümlü ve tutuklular Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin Üye Devletlere AvrupaCezaevleri Kuralları Hakkında REC (2006) 2 Sayılı Tavsiye Kararlarında dabelirtildiği üzere hukuki danışmanlık alma hakkına sahiptirler (bkz. § 25). Buçerçevede hükümlü ve tutuklulara makul kolaylıklar sağlanması ceza infaz kurumuyönetiminin yükümlülüğüdür. Ancak bu yükümlülüğün hangi iletişim araçları ilegerçekleştirileceğine dair anılan tavsiye kararlarında da somut bir yolgösterilmemiştir. Bunun tespiti kamu otoritelerinin sorumluluğundadır (Mehmet Koray Eryaşa, § 57).
51. Ayrıca hükümlü ve tutukluların temel haklarına yapılanmüdahalelere gerekçe olarak gösterilebilecek makul nedenlerin somut olayın tümkoşulları çerçevesi dâhilinde olaya özgü olgu ve bilgilerle gerekçelendirilmesigerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacak değerlendirmede kişinin itham edildiğisuçun ve tutuklama sebeplerinin de dikkate alınması gerekmektedir (Mehmet Zahit Şahin, § 63).
52. Bu bağlamda başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan idari makamlar ve derecemahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin haberleşme hakkınıkısıtlaması bakımından demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygunluk veölçülülük ilkesine uygun olduğunu inandırıcı bir şekilde ortayakoyup koyamadığı olacaktır (Mehmet ZahitŞahin, § 64; Ahmet Temiz,§ 68).
(2) İlkelerin OlayaUygulanması
53. Hükümlü ve tutukluların avukat veya müdafi ile görüşmesi5275 sayılı Kanun’da ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 66.maddesinde hükümlülerin avukat ile görüşmesi düzenlenmiştir. Tutuklularhakkında ise aynı Kanun’un 114. maddesinin (5) numaralı fıkrasında tutuklularınmüdafi ile olan haberleşmesine, kurum düzeni çerçevesinde temas vegörüşmelerine hiçbir suretle engel olunamayacağı ve kısıtlamalar konulamayacağıbelirtilmiştir. Aynı Kanun’un 116. maddesinde belirtilen ve tutukluluk hâliyleuzlaşır nitelikte olması kaydıyla 66. maddede belirtilen hükümlülerinavukatları ile görüşme usulü tutuklular açısından da kabul edilmiştir.
54. Anılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğindetutukluların ve hükümlülerin telefonla görüşme hakkına sahip oldukları, bununlabirlikte tutuklular yönünden 5275 sayılı Kanun'un 114. maddesiyle müdafiylehaberleşmesine ilişkin ek bir güvence sağlandığı anlaşılmaktadır. Anılangüvencenin, devam eden yargılama kapsamında tutukluların savunma haklarınıkullanmalarının kolaylaştırılmasına yönelik olduğu söylenebilir. Bu bağlamdaAnayasa Mahkemesi Mehmet Koray Eryaşa kararında (aynı kararda bkz. §§ 63-68) anılandüzenlemeleri değerlendirerek tutukluların avukatla veya müdafi ile telefonvasıtasıyla haberleşme hakkının olduğuna ve bu hakkı engelleyebilecek yeterliyasal düzenlemenin mevcut olmadığına karar vermiştir .
55. 5275 sayılı Kanun'un 66. maddesinde ise hükümlülerintelefonla haberleşme hakkı açıkça düzenlenmiş ancak bu hakkın esaslarının tüzükile belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Bir başka ifade ile hükümlülerintelefon ile görüşmesi bir hak olarak tanımlanmakla birlikte kimler ile telefonvasıtasıyla görüşme sağlayabileceğinin ve görüşme şartlarının idarenin takdiryetkisi kapsamında düzenlenmesi hüküm altına alınmıştır. İlgili İnfazTüzüğü'nde ise anılan yetki bağlamında yapılan düzenleme ile hükümlülerintelefonla görüşebileceği kişiler eş, üçüncü dereceye kadar kan ve kayınhısımlar ile vasi olarak sayılmış ve avukat ile telefonla görüşmeöngörülmemiştir. Bu bağlamda yukarıda tutuklular yönünden tespit edilen ekgüvencenin hükümlüleri kapsamadığı, hükümlülerin avukat ve müdafi ile telefonvasıtasıyla görüşme hakkının kural olarak mevcut olmadığı söylenebilir. Bununlabirlikte telefonla görüşme hakkının kapsamına ilişkin tutuklu ve hükümlüleryönünden farklı düzenlemeler öngörülmesinin hükümlü ile tutuklunun hukukkarşısındaki statülerinin farklı olması, diğer bir ifadeyle hükümlü hakkındakesinleşen ceza mahkûmiyetinin infazı aşamasına geçilmiş olmasına karşıntutuklunun yargılamasının devam ediyor olması gözetildiğinde demokratik toplumgereklerine uygun olmadığı söylenemez.
56. Öte yandan anılan mevzuatta hükümlünün avukatıyla telefonlagörüşme hakkı olduğuna dair bir düzenleme olmamakla birlikte yukarıdabelirtilen mevzuata göre (bkz.15, 16) tatil günleri dışında ve çalışma saatleriiçinde avukat ile hükümlünün yüz yüze görüşebileceği, ayrıca mektup, faks gibiyollarla avukatıyla iletişim kurmasının mümkün olduğu gözetildiğindehükümlülere avukat ile telefonla görüşme hakkının tanınmamasının haberleşmehürriyetini tamamen ortadan kaldıracak boyutta olmadığı, diğer haberleşmeyollarının avukat ile hükümlü arasındaki iletişimin sağlanması açısındanyeterli olduğu anlaşılmaktadır.
57. Bu bağlamda ceza infaz kurumunda kalan hükümlülerinhaberleşme hürriyetleri kapsamında sayılan telefonla görüşme hakkının,görüşülebilecek kişiler yönünden, bu konuda idareye tanınan geniş takdiryetkiside dikkate alındığında, sınırlandırılmasının mümkün olduğu söylenebilir.Ancak bu durumda hükümlülerin avukatlarıyla iletişim kurabilmelerindekibireysel yarar ile kamu yararı arasında makul bir dengeleme yapılarakhükümlülerin öznel durumları gözetilmek suretiyle belli bir esnekliğinsağlanması gerektiği vurgulanmalıdır. Bu bağlamda hükümlünün avukatıyla telefonvasıtasıyla görüşme talebi, hükümlünün dayandığı nedenler ve somut olayın öznelkoşulları gözetilerek hukuki yardım almanın kolaylaştırılması temelindedeğerlendirmeli ve yeterli gerekçe ile karşılanmalıdır. Öte yandan hükümlününsomut durumu gözetildiğinde haberleşme yöntemlerinden bir veya birkaçınınavukat ile haberleşmede kullanılabildiğinin ve diğer iletişimin araçlarınınavukat ile haberleşme açısından yeterli olduğunun tespit edilmesi hâlindehükümlünün avukatla telefon aracılığıyla görüşmesine izin verilmemesi tekbaşına haberleşme hürriyetinin ihlali olarak kabul edilemez.
58. Somut olayda hükümlü olarak Ceza İnfaz Kurumunda bulunanbaşvurucunun avukatıyla yüz yüze görüşme, mektup, faks ve benzeri yöntemlerleiletişim kuramadığı ya da bu iletişim yollarının yeterli olmadığı yönünde biriddiasının olmadığı, ayrıca avukatıyla telefonlagörüşme talebine ilişkin öznelnedenler de ileri sürmediği görülmüştür. Anılan durum yukarıdaki açıklamalarlabirlikte değerlendirildiğinde, başvurucunun haberleşme hürriyetine yapılanmüdahalenin demokratik toplum gereklerine uygun ve ölçülü olduğu; haberleşmehürriyetine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.
59. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 22.maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğinekarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşmehürriyetinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,
D. Kararın bir örneğinin bilgi için Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 27/2/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.