TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
S. S. BATMAN KÜÇÜK SANAYİ SİTESİ YAPI KOOPERATİFİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2792)
Karar Tarihi: 23/2/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 24/3/2017 - 30017
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Derya ATAKUL
Başvurucu
:
S. S. Batman Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi
Vekili
:
Av. Hüseyin AKÇARA
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kamulaştırmasız el atma gerekçesiyle açılan tazminatdavasında yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının,lehe hükmedilen nispi vekâlet ücretinin karar düzeltme aşamasında maktu olarakdeğiştirilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkı ile silahların eşitliğiilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 27/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu 16/9/2004 tarihinde kamulaştırmasız el atma nedeniyletazminat davası açmıştır. Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 18/1/2008tarihli kararı ile davanın kabulüne karar vermiştir. Karar, Yargıtay 5. HukukDairesince (Daire) 29/11/2011 tarihinde bozulmuştur. Karar düzeltme talebi,Daire tarafından 9/4/2012 tarihinde reddedilmiştir. Bozma üzerine dava,Mahkemenin E.2012/360 sayılı dosyasına kaydedilmiştir.
9. Başvurucu 30/10/2012 tarihinde kamulaştırmasız el atmanedeniyle tazminat davası açmış, dava Batman 3. Asliye Hukuk MahkemesininE.2012/485 sayılı dosyasına kaydedilmiştir. Anılan dava, Batman 2. Asliye HukukMahkemesinin E.2012/360 sayılı dosyası ile birleştirilmiş ve yargılamaya budosya üzerinden devam edilmiştir.
10. Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 13/2/2013 tarihli kararıile asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL tazminatın dava tarihindenitibaren yasal faizi ile birlikte başvurucuya ödenmesine, başvurucu tarafındanyapılan yargılama giderleri ile karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunanAvukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) gereğince hesaplanan 440 TL vekâletücretinin davalıdan alınarak başvurucuya verilmesine karar vermiştir.Mahkemece, birleşen dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 101.950 TLtazminatın 16/9/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birliktebaşvurucuya ödenmesine, başvurucu tarafından yapılan yargılama giderleri ileAAÜT gereğince hesaplanan 10.206 TL vekâlet ücretinin davalıdan alınarakbaşvurucuya verilmesine karar verilmiştir. Davalı idarenin temyizi üzerinekarar, Daire tarafından 28/5/2013 tarihinde onanmıştır.
11. Davalı idare karar düzeltme talebinde bulunmuş, Dairenin23/12/2013 tarihli ilamı ile "... 2942sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesinde değişiklik yapan ve11/6/2013tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile'kamulaştırmasız el atmadan kaynaklanan tazminat davalarında mahkeme ve icraharçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülenşekilde maktu olarak belirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda dauygulanır.' hükmünün getirilmiş olduğu gözetildiğinde, vekâlet ücretinin maktuolarak hüküm altına alınması gerektiği" gerekçesiyle İlk DereceMahkemesi kararında 10.206 TL olarak belirlenen vekâlet ücreti 1.320 TL olarakdüzeltilmiş ve hükmün bu hâliyle onanmasına karar verilmiştir. Karar 6/2/2014tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
12. Mahkemenin 23/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
14. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
15. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,2/7/2013, §§ 50, 52).
16. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
17. Anılan ilkeler doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda 9 yıl 3 aylıkyargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
18. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkıile Silahların Eşitliği İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
19. Başvurucu, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açtığı tazminatdavasında lehine hükmedilen nispi vekâlet ücretinin yargılama devam ederkenyapılan kanun değişikliği ile maktu olarak değiştirilmesi nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca, 4/11/1983 tarihlive 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesinin iptal edilmesi içinbaşvuru yapıldığını, iptal davasının bekletici mesele yapılması gerektiğiniiddia etmiştir.
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, lehinehükmedilen nispi vekâlet ücretinin kanun değişikliğiyle maktuya çevrilmesinedeniyle mağdur olunduğuna ilişkin olup yargılama giderleri içinde yer alanvekâlet ücretinin maktuya çevrilmesi ve devam eden davaya uygulanması konusuadil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkı ve silahların eşitliğiilkesi çerçevesinde değerlendirilecektir.
21. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
22. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelmektedir. Taraflardan birine tanınan, diğerine tanınmayan avantajın fiilenolumsuz bir sonuç doğurduğuna dair delil bulunmasa da silahların eşitliğiilkesi ihlal edilmiş sayılabilir. Devletin davanın taraflarından birinidiğerine nazaran önemli ölçüde avantajlı hâle getiren kanuni düzenlemeleryapması, silahların eşitliği ilkesi ve dolayısıyla yargılamanın hakkaniyeteuygun yürütülmesi kuralına aykırılık oluşturur. Bunun için yargısal sürecietkilediği iddia edilen düzenlemenin taraflardan birinin davadaki başarışansını önemli ölçüde azaltması, ortaya çıkan bu sonuç ile kanuni düzenlemearasında bir illiyet bağı bulunması ve bu illiyet bağını kesen veya zayıflatanbaşka etken ortaya çıkmamış olması gerekir (MürselMalkoç, B. No: 2013/9466, 27/10/2015, §§23, 24).
23. Somut başvuruya konu düzenleme ile yapılan değişiklik,davanın esasını etkileyen veya bir tarafın başarı şansını değiştiren nitelikteolmayıp bir yargılama gideri olan vekâlet ücretine ilişkindir. Vekâlet ücretiise usul hukukuna ilişkin olup yapılan yasal değişiklikler derhâl uygulanmaniteliğini haizdir. Ayrıca bahsedilen düzenleme davanın her iki tarafı içinvekâlet ücretini maktu hâle getirdiğinden ve davayı her iki tarafın da kazanmaimkânı bulunduğundan düzenlemenin silahların eşitliğine aykırı bir düzenlemeolduğundan bahsedilemez. Keza benzer davalarda, davayı kazanan davacıların kamukurumlarından alacakları vekâlet ücreti düşerken kaybeden davacıların ödemekzorunda kaldıkları vekâlet ücretleri de düşmekte ve söz konusu düzenleme kamukurumları için bazen lehe bazen aleyhe sonuç doğurmaktadır (Mürsel Malkoç, § 25).
24. Diğer taraftan vekâlet ücreti, davayı vekille takip eden vedavası kabul edilen lehine hükmedilen bir ücrettir. Dava aşamasında kiminlehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücret yükümlülüğü birusul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38). Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olduğundan kural olarak bu türgiderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksizbaşvurular önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemeleringereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesiamacıyla başvuruculara belli yükümlülükler öngörülebilir. Bu yükümlülüklerinkapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülenyükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya da aşırı derecedezorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez (Mürsel Malkoç, § 29).
25. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin vekâlet ücreti yönünden ilkderece mahkemesi kararını değiştiren hükmünün 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılıKanun’la 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinde değişiklik yapan düzenlemeyedayandığı, bahsedilen düzenleme usule ilişkin olduğundan derhâl uygulanmaniteliğini haiz olduğu, ayrıca bahsedilen geçici 6. maddenin onuncu fıkrasındayapılan değişikliklerin henüz kesinleşmeyen davalara da uygulanacağı hükmününyer aldığı görülmektedir. Bu nedenle Yargıtay kararının kanuni olduğu açıktır (Mürsel Malkoç, § 33).
26. Kanun koyucu; süregelen mülkiyet ihlallerini gidermek,idarenin bireylerin taşınmazlarına haksız el koymasından doğan uyuşmazlıklarıtasfiye etmek, uyuşmazlıkların çözülmesini kolaylaştırmak ve hızlandırmakamacıyla 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesiyle çeşitli mekanizmalaröngörmüştür. Bu kuralla, kanun koyucunun takdir yetkisini idarelerin vekâletücreti yükünü hafifletmek yönünde kullanmasında kamu yararı ve hukuk devletiilkesine aykırılık görülmemektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).Ayrıca bahsedilen değişiklikle kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılantazminat davalarında davayı kazanan tarafın vekâlet ücreti maktuyadönüştürülürken davacılardan tahsil edilen harçlar da bedel tespiti davalarındaolduğu gibi nispiden maktuya çevrilerek davacıüzerinde olan dava yükünü hafifletecek şekilde düzenleme yapılmıştır (Mürsel Malkoç, § 45).
27. Ayrıca, alınacak hukuki yardımın niteliği ve maliyetininvekil ile müvekkil arasındaki vekâlet sözleşmesine bağlı bir ilişki olduğu vealınan hukuki yardımın maliyetinin buna göre ciddi miktarda farklılıklargöstereceği açıktır. Kanun koyucunun vekâlet ücretini karşı tarafayüklemesindeki amaç, haksız yere dava açılmasına neden olanlara yargılamagiderlerinin yükletilmesi olup davanın niteliğine göre makul ve kabuledilebilir bir ücretin belirlenmesi hakkaniyete uygun bir yargılama ve mahkemeyeerişim sağlamak için yeterli kabul edilmelidir. Mahkemelerce hüküm verilendendaha yüksek ücret öngören vekâlet sözleşmeleri vekil ile müvekkilibağlayacağından hükmedilen ücret bireylerin mahkemeye erişim haklarınıengellemedikçe Anayasa Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Mürsel Malkoç, § 47).
28. Sonuç olarak başvurucunun lehine hükmedilen tazminat miktarıve lehe hükmedilen yargılama giderleri gözönündebulundurulduğunda maktuya çevrilen vekâlet ücretinin başvurucunun vekille davaaçmasını imkânsız hâle getirmediği ya da aşırı derecede zorlaştırmadığı,başvurucu üzerinde ağır bir yüke sebep olmadığı ve başvurucunun mahkemeyeerişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığı kanaatineulaşılmıştır (Mürsel Malkoç, §48).
29. Bu hâle göre 2942 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikuyarınca kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davasının, vekâletücreti yönünden nispi yerine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ilesonuçlandırılmasının mahkemeye erişim hakkı ile silahların eşitliği ilkesineyönelik bir ihlal oluşturmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.
30. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
Celal Mümtaz AKINCI bu görüşe katılmamıştır.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
31. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir…”
32. Başvurucu, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
33. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
34. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında dava konusu hukuki menfaatin miktarı da dikkate alınarakbaşvurucuya net 6.700 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
35. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
2. Mahkemeye erişim hakkı ile silahların eşitliği ilkesininihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Celal Mümtaz AKINCI'nınkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C. Başvurucuya net 6.700 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Batman 2. Asliye Hukuk Mahkemesine(E.2012/360, K.2013/103) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE23/2/2017 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
1- Başvuru, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminatdavasında, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkınınve lehe hükmedilen nispi vekalet ücretinin karar düzeltme aşamasında maktuolarak değiştirilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve silahlarıneşitliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
2- Başvurucunun Batman 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminatdavası sonucunda kabul edilen miktara göre davacı/başvuruculehine10.206.- TL vekalet ücretine hükmolunmuştur. Yargıtay tarafından kararınonanmasından sonra davalı idarenin karar düzeltme talebi üzerine, Yargıtayilgili dairesi 23/12/2013 tarihli ilamı ile "... 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu'nun geçici 6. maddesinde değişiklik yapan ve 11/6/2013tarihindeyürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 'kamulaştırmasız elatmadan kaynaklanan tazminat davalarında mahkeme ve icra harçları ile her türlüvekâlet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarakbelirlenir. ... açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır.' hükmününgetirilmiş olduğu gözetildiğinde, vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altınaalınması gerektiği" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararında 10.206.-TL olarak belirlenen vekâlet ücretini 1.320.- TL olarak düzeltmiş ve hükmün buhâliyle onanmasına karar vermiştir.
3- Vekâlet ücretininyargılama giderleri arasında yer aldığında ve yargılama giderlerinin mahkemeyeerişim hakkı kapsamında bulunduğunda tereddüt yoktur (Serkan Acar, 2013/1613). Öte yandan, AİHM,başvuranların aleyhine hükmedilen yargılama giderlerinin yanı sıra, devletintaraf olduğu davalarda başvuranların lehine hükmedilmeyen yargılama giderlerinide mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirebilmektedir (Stankiewicz/Polonya,46917/2006).
4- Konunun, usulkurallarının yargılama sırasında başvurucu aleyhine sonuçlar verecek şekildedeğiştirilmesi ile de ilgisi vardır. AİHM, National and Provincial Building Society/BirleşikKrallık, 117/1996 davasında, devletin taraf olduğu yargılamanınbaşlamasından sonra devlet lehine usuli değişiklikleryapılabileceğini, ancak bunun erken bir safhada yapılıp yapılmadığının vebaşvurucu için davayı "kazanılamaz" hale getirip getirmediğinin,mahkemeye erişim hakkı bakımından değerlendirilmesi gerektiğine kararvermiştir. Usul kurallarının, hukuki güvenliğin sağlanması ve yargılamanındüzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine hizmet etmekyerine, kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafından görülmesibakımından bir çeşit engel haline gelmeleri durumunda, mahkemeye erişim hakkıihlal edilmiş olacaktır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Efstathiou veDiğerleri/Yunanistan, B. No: 36998/02, 27/7/2006, § 24).
5- Yargılamasonuçlanmadan gerçekleştirilen ve vekalet ücretini başvurucu aleyhine etkileyenusul kurallarının Anayasaya aykırılığı konusunda, Anayasa Mahkemesinin 7.2.2008tarihli ve Esas:2005/128, Karar:2008/54 sayılı kararı bulunmaktadır. AnayasaMahkemesi, itiraz yoluyla başvuran Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin, 1136 sayılıAvukatlık Kanunu'nun 5043 sayılı Yasa ile eklenen Geçici 21. maddesinin "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte kesin hükmebağlanmamış bütün ihtilaflarda bu Kanunun değişik hükümleri uygulanır"kuralının Anayasaya aykırılığına şu gerekçelerle hükmetmiştir:
"1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile buKanunda değişiklikler yapan 4667 ve 5043 sayılı Kanunlarda, avukatlık ücreti veavukatlık ücretinden doğan uyuşmazlıklara ilişkin farklı hükümler yer almaktaiken itiraz konusu kuralla, 5043 sayılı Yasa öncesinde ortaya çıkan ve kesinhükme bağlanmamış uyuşmazlıkların 5043 sayılı Yasa hükümlerine göreçözümleneceğinin öngörülmesi, anılan Yasanın geriye yürümesi sonucunudoğurmaktadır.
5043 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanacağıuyuşmazlıkların kapsamına, avukatlık ücretine ilişkin olarak taraflar arasındaakdedilen bir ücret sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar da girmektedir. Hukukdevletinde hukuk güvenliğinin sağlanması, öncelikle hukuki işlemlerinsonuçlarının öngörülebilir olmasına bağlı bulunduğundan, bir sözleşmeninyapıldığı tarihte mevcut olmayan bir yasa hükmünün daha sonra geriye yürürşekilde bu sözleşmeden doğan bir ihtilafta uygulanmasının öngörülmesi, hukukgüvenliği ilkesine aykırıdır.
Bu durum, aynı zamanda, Anayasanın 48.maddesinde düzenlenen sözleşme özgürlüğüne de aykırılık oluşturur.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralAnayasa'nın 2. ve 48. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir."
6- Yargılama sonucunda,yargılama giderlerinin haksız çıkan tarafa yüklenmesi yasa gereğidir. Bukuralın bir amacı da haksız olduğu halde dava açmak isteyenleri caydırmak,haksız olduğunu bilerek dava açanları da cezalandırmaktır. Somut olayımızda, bugenel ilkenin dışına çıkılarak, taşınmaza kamulaştırmasız el atan ve hukukaaykırı davranan kamu gücü,dahadüşük harç ve vekalet ücreti ödemekle yükümlü kılınarak ve ayrıca bu hükümmevcut davalara da uygulanarak ödüllendirilmekte, taşınmazına el atılan kişiise bir anlamda cezalandırılmaktadır. Kamu gücü tarafından hukuka aykırı olarakyapılan işlem ve eylemlere dolaylı olarak meşruiyet ve kolaylık sağlanırken,devlet karşısında güçsüz olan kişi korunmak yerine mağdur edilmektedir.
7- Başvurucunun lehinehükmedilen tazminat miktarı ve lehine hükmedilen yargılama giderleri göz önündebulundurulduğunda vekalet ücretinin maktuya çevrilmesinin, zaten açılmışbulunan bir dava yönünden, vekille dava açılmasını imkânsız hâle getirmediğisöylenebilirse de, başvurucu üzerinde ağır bir yükesebep olmadığı, hukuki güvenlik hakkını ihlal etmediği ve başvurucununmahkemeye erişim hakkına yönelik orantısız bir müdahale oluşturmadığısöylenemeyecektir.
8- Sonuç olarak davaaçılırken bulunmayan ve öngörülemeyen bir kuralın davanın devamı sırasındabaşvurucu aleyhine, kamu gücü lehine değiştirilerek, nispi olan vekaletücretinin maktu hale getirilmiş olmasını başvurucunun hukuki güvenlik vemahkemeye erişim haklarını ihlal eder mahiyette gördüğümden çoğunluk görüşünekatılmadım.
Üye
Celal Mümtaz AKINCI