TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
S.S. BOĞAZİÇİ SİTESİ KONUT YAPI KOOPERATİFİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/15154)
Karar Tarihi: 2/12/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Eren Can BENAKAY
Başvurucu
:
S.S. Boğaziçi Sitesi Konut Yapı Kooperatifi
Vekili
:
Av. Attila SAATÇIOĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, Hakem Kurulu kararına karşı açılan iptaldavasının Hakem Kurulu kararına karşı yapılan temyiz başvurusunun sonucununbeklenerek dava şartı yokluğu sebebiyle reddedilmiş olmasının iptal davasınıetkisiz kılması nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 27/2/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu ile T. İnşaat Ticaret Sanayi A.Ş.(yüklenici) arasında 26/4/2002 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmeimzalanmıştır. Söz konusu sözleşmenin 27. maddesi ile tüm ihtilafları tahkimdeçözümleneceği ve tahkim yerinin Zonguldak olduğu kararlaştırılmıştır. Dahasonra "Ek Sözleşme -1" başlıklı 28/1/2005 tarihli sözleşmeimzalanmıştır. Bunu takiben "Protokol" başlıklı 3/7/2006tarihli bir sözleşme daha imzalanmıştır. Sonra "Ek Sözleşme-2"başlıklı 15/11/2007 tarihli sözleşme imzalanmıştır. En son ise "EkSözleşme-3" başlıklı 22/1/2010 tarihli sözleşme imzalanmıştır. Yapılanbu sözleşmeler ile yüklenici başvurucunun taşınmazı üzerine inşaat yapma veteslim etme, başvurucu da buna karşılık taşınmaz devretme borcu altınagirmiştir. Yapılan inşaatın %60'ı yüklenici firmaya, %40'ı ise başvurucuya aitolacaktır. Ayrıca anılan sözleşme anahtar teslimi koşulu ile yapılmıştır.
9. Yüklenici fazla inşaat bedeli, konut iyileştirmebedeli, başvurucunun isteği ile yapılan peyzaj ve bahçe düzenleme bedeli,iyileştirme bedeli ve ödemelerin gecikmesinden kaynaklanan fiyat farkı, yenieklenen işler nedeniyle oluşan iyileştirme bedeli, yapı ruhsatına ilişkinmasraflar, erken teslim nedeniyle oluşan kullanım bedeli ve zamanında inşaatruhsatı alınmaması nedeniyle ödenen cezai şart bedelinin tazminine kararverilmesi istemiyle 24/5/2012 tarihinde Hakem Kuruluna (Hakem) başvurudabulunmuştur.
10. Başvurucu ise sözleşmenin geriye etkili feshine,yapılan ödemelerin tarafına ödenmesine, nama ifaya izin verilmesine, eksik veayıplı iş bedelinin tahsiline, geç tasfiye nedeniyle oluşan zararın ödenmesineve tapu iptali ve tescil istemiyle 20/9/2012 tarihinde Hakeme, karşı başvurudabulunmuştur. Hakemdeki süreci sırasında tapu iptali ve tescili istemindenferagat etmiştir.
11. Hakemin 27/5/2014 tarihli kararıyla başvurucunun veyüklenicinin taleplerinin kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.Kararda, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde karara karşı iptal davasıaçılabileceği belirtilmiştir.
12. Hakem kararı tasdik edilmek üzere 16/6/2014 tarihindeZonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. Anılan Mahkemenin16/6/2014 tarihli kararıyla Hakem kararının aslı ve dosyanın 12/1/2011 tarihlive 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 436. maddesinin üçüncü fıkrasıuyarınca mahkemede saklanmasına karar verilmiştir. Ayrıca kararda, 6100 sayılıKanun'un 439. maddesi uyarınca Hakem kararının tebliğinden itibaren 1 ay içindeHakem kararına karşı iptal davası açılabileceği belirtilmiştir.
A. Hakem Kararına Karşı Açılan İptal Davası Süreci
13. Yüklenici 9/7/2014 tarihinde Hakem kararının iptaliistemiyle Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmıştır. Davadilekçesinde özetle Hakem kararının başvurucu lehine yorum için çabaladığı,iskân ruhsatı alınmamasında başvurucunun da kusurunun bulunduğu, cezai şartınbaşvurucuyu korumaya yönelik olarak Hakemce yanlış değerlendirildiği,ödemelerin yanlış tespit edildiği ve eksikliklerin giderilmesi gerektiği,ileriye yönelik fesih talebi bulunmamasına rağmen Hakem heyetince bu konudakarar verildiği ve ileriye yönelik fesih talebinin yanlış değerlendirildiği,masraf ve vekâlet ücreti hesaplamasının hatalı olduğu belirtilmiştir.
14. Başvurucu tarafından da 24/7/2014 tarihinde Hakemkararına karşı Zonguldak 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmıştır. Davadilekçesinde özetle yüklenicinin onaylı projelere uygun olarak inşaatyapmadığı, kendi tasarladığı proje ile inşaat yaptığı, taşınmaz üzerindeki aynihaklardan dolayı tahkime gidilemeyeceği, bu sebeple Hakem kararının hukukaaykırı olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme 24/12/2014 tarihli kararıylabaşvurucunun açmış olduğu davanın yüklenicinin Zonguldak 2. Asliye HukukMahkemesinde açmış olduğu dava ile birleştirilmesine karar vermiştir.
15. Zonguldak 2. Asliye Hukuk Mahkemesi asliye ticaretmahkemesi sıfatıyla bakmış olduğu davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usuldenreddetmiştir. Mahkeme kararında taraflar arasındaki tahkim şartını da ihtivaeden sözleşmenin maddi hukuk işlemi olduğu, bu sebeple taraflar arasındakiuyuşmazlıkta 6100 sayılı Kanun'un 439. maddesinde yer alan Hakem kararlarınakarşı sadece iptal davası açılabileceği hükmünün uygulanamayacağı ifadeedilmiştir. Bu nedenle Hakem kararına karşı temyiz yolunun açık olduğu, temyizedilen Hakem kararının Yargıtay tarafından hukuka uygun bulunduğu, taraflarıntemyiz yolu açık iken Hakem kararının iptali için dava açmasında hukuki yararolmadığı belirtilmiş; asıl ve birleşen davada dava şartı yokluğu bulunmadığısonucuna varmıştır.
16. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 22/3/2018 tarihlikararıyla mahkeme kararı onanmıştır.
B. HakemKararının Temyiz Süreci
17. Yüklenici 30/6/2014 tarihli dilekçe ile Hakemkararını temyiz etmiştir. Dilekçede özetle Hakem kararının başvurucu lehineyorum için çabaladığı, iskân ruhsatı alınmamasında başvurucunun da kusurununbulunduğu, cezai şartın başvurucuyu korumaya yönelik olarak Hakemce yanlışdeğerlendirildiği, ödemelerin yanlış tespit edildiği ve eksiklikleringiderilmesi gerektiği, ileriye fesih talebi bulunmamasına rağmen Hakemheyetince bu konuda karar verildiği ve ileriye fesih talebinin yanlışdeğerlendirildiği, masraf ve vekâlet ücreti hesaplamasının hatalı olduğubelirtilmiştir.
18. Başvurucu tarafından 31/7/2014 tarihli dilekçe ileyüklenicinin temyiz dilekçesine cevap vermek suretiyle kararı temyiz etmiştir.Anılan dilekçede Tahkim Kurulu kararına karşı sadece iptal davasıaçılabileceği, bu sebeple temyiz talebinin reddedilmesi gerektiği ifadeedilmiştir.
19. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 15/1/2016 tarihlikararıyla Hakem kararı onanmıştır. Kararda, tarafların sözleşmeyi imzaladığıtarihte 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nunyürürlükte bulunduğu belirtildikten sonra maddi hukuk alanında yürürlüğe girenyeni kanunların eski kanuna göre geçerli olarak yapılmış olan sözleşmelerihükümsüz hâle getirmedikleri gibi usul sözleşmelerine ilişkin yeni kanunhükümlerinin dahi eski kanun zamanında yapılmış usul sözleşmeleriningeçerliliğini etkileyemeyeceği ifade edilmiştir. Yine istisnai bir yol olantahkimde taraf iradeleri asıl olduğu ve tarafların iradesinin de 1086 sayılıKanun hükümlerini yansıttığı belirtilmiştir. Hakem kararında hukuka aykırı birhusus bulunmadığı ifade edilerek yüklenicinin temyiz talebi reddedilmiştir. Öteyandan başvurucunun temyiz isteminin de kararın esasına ilişkin olup 1086sayılı Kanun kapsamında yer almaması nedeniyle reddedilmiştir. Tarafların karardüzeltme talebi aynı Dairenin 28/12/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
20. Nihai karar başvurucuya 16/2/2017 tarihinde tebliğedilmiştir.
21. Başvurucu 27/2/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. İlgiliKanunlar
22. 1086 sayılı Kanun'un 516. maddesi şuşekildedir:
"İki taraf aralarındaki nizaıhal için hakem tayin edebilirler. Tahkim hususi bir mukavele ile yapılabileceğigibi herhangi bir mukaveleye bundan tahaddüs etmesi muhtemel nizaın hakemlervasıtasiyle halline dair bir şart da dercolunabilir."
23. Aynı Kanun'un 533. maddesi şu şekildedir:
"Hakemlerin kararı ancak aşağıdakihallerde temyizen nakzolunur:
1 – Tahkim müddetinin inkızasından sonrakarar verilmiş olması,
2 – Talep edilmemiş bir şey hakkındakarar verilmesi,
3 – Hakemlerin salahiyetleri dahilindeolmıyan meseleye karar vermeleri,
4 – Hakemlerin, iki tarafıniddialarından her biri hakkında karar vermemeleri,
Karar son üç sebepten birine binaentemyizen nakzedilirse hakemler ve müddet yeniden intihap ve tayin olunur."
24. Aynı Kanun'un 536. maddesi şöyledir:
"Hakemlerin verdiği karar temyizmüddeti geçince mahkeme reisi veya hakim tarafından tasdik olunur. Tasdikkeyfiyeti karar zirine ve zaptı mahsusuna yazılır. Hakem kararları ancak busuretle kabili icradır."
25. 6100 sayılı Kanun'un "İptal davası"kenar başlıklı 439. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Hakem kararına karşı yalnızcaiptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri bölge adliye mahkemesindeaçılır; öncelikle ve ivedilikle görülür.
....
İptal davası, bir ay içinde açılabilir.Bu süre, hakem kararının veya tavzih, düzeltme ya da tamamlama kararınıntaraflara bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Hakem kararına karşıiptal davası açılması kararın icrasını durdurmaz. Ancak taraflardan birinintalebi üzerine hükmolunan para veya eşyanın değerini karşılayacak bir teminatgösterilmek şartı ile kararın icrası durdurulabilir.
...
İptal davası hakkında verilen kararlarakarşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz
incelemesi, bu maddede yer alan iptalsebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. Temyiz,kararın icrasını durdurmaz."
B. Yargıtayİçtihadı
26. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 26/10/2015 tarihli veE.2015/3406, K.2015/5374 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Sözleşmenin yapıldığı tarihteyürürükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 516 ve devamı maddelerinde bu kanunagöre verilecek hakem kararına karşı temyiz kanun yoluna başvurabileceği kabuledilerek bozma sebepleri düzenlenmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren6100 sayılı HMK'nın 439. maddesinde hakem kararına karşı yanlızca iptâl davasıaçılabileceği hükmü getirilmiş ve iptâl sebepleri tahdidi olarak sayılmıştır.Tahkim şartını düzenleyen sözleşmenin 24.2. maddesinde uyuşmazlıklarıniyiniyetle çözülememesi halinde hakeme gidileceği, kabul edilmiştir. Budüzenleme dışında tahkimle ilgili taraflar arasında yeni bir sözleşme ve ihtilâfınHMK'ya göre çözümlenmesini kabul ettiklerine dair bir anlaşmanın varlığı daileri sürülmemiştir. Hakem kararında 6100 sayılı HMK'nın 448. maddesindedüzenlenen derhal uygulanır kuralı gereğince aynı Kanun'un 439. maddesindeöngörülen kanun yolu açık olmak üzere karar verildiği belirtilmiş ise de buhakemin yorumu olup tek başına hakem kararına karşı iptâl davası açılabileceğisonucunu doğurmaz.
Her ne kadar tahkim şartı ya dasözleşmesi yargılamanın devlet mahkemelerinde mi yoksa hakemde mi görüleceğineilişkin olduğundan usul sözleşmesi niteliğinde ise de, bu sözleşmenindüzenlenmesi ve geçerliliği maddi hukuk işlemidir. Tahkim şartı ya dasözleşmesi yapılması maddi hukuk işlemi olduğundan sonradan çıkartılan yenikanunlar, düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan kanuna göre geçerli olarakkurulan sözleşmeleri ve sözleşme hükümlerini geçersiz hale getirmez. Maddihukuk sözleşmelerinin geçerliliklerinin yapıldığı tarihteki yasa hükümlerinetabi olduğu doktrin ve Yargıtay içtihatlarında tartışmasız kabul edilmektedir.
Bu durumda tahkim şartını da ihtiva edenyanlar arasındaki sözleşmenin maddi hukuk işlemi olduğu, taraflarcauyuşmazlığın hakemde çözüleceği denilmek suretiyle, sözleşmenin yapıldığıtarihte o kanun yürürlükte ve geçerli olduğundan HUMK'ya göre çözümünü kabulettikleri ve bu sözleşme halen geçerli ve taraflar için bağlayıcı bulunduğundansözleşme tarihindeki maddi ve usul hukuku kurallarının uygulanması gerekir.Somut olayda 6100 sayılı HMK'nın 439. maddesiyle getirilen hakem kararlarınakarşı sadece iptâl davası açılabileceği hükmünün uygulanması olanağıbulunmamaktadır. Tarafların iradesiyle uygulanmasını kabul ettikleri TürkKanunları arasında olan HUMK'nın 516 ve devamı maddelerinde iç tahkim davasısonucu verilen hakem kararına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kabuledildiğinden, iptâl davasının bu sebeple reddi gerekirken belirtilen hususgözden kaçırılarak yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, bozulması uygunbulunmuştur."
27. Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 7/7/2015 tarihli veE.2015/1428, K.2015/4010 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Sözleşmeninyapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1086 sayılı HUMK'nın 516 ve devamımaddelerinde hakem kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulabileceği kabuledilerek, bozma sebepleri düzenlenmiştir. 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100sayılı HMK'nın 439. maddesinde ise hakem kararına karşı yalnızca iptâl davasıaçılabileceği hükmü getirilmiş ve iptâl sebepleri sayılmıştır.
Taraflar arasındakisözleşmenin 7. maddesinde tarafların anlaşmazlık halinde hakeme başvurmayıkabul ettikleri belirtilmiştir. Bu düzenleme dışında tahkimle ilgili taraflararasında yeni bir sözleşme ve ihtilâfın HMK'ye göre çözümleneceğini kabulettiklerine dair bir anlaşmanın varlığı da ileri sürülmemiştir.
Her ne kadar tahkimşartı ya da sözleşmesi yargılamanın kimin tarafından yapılacağına ilişkinolduğundan usul sözleşmesi niteliğinde ise de, bu sözleşmenin kurulması vegeçerliliği maddi hukuk işlemidir. Buna göre maddi hukuk alanında yapılan yenikanunlar, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan kanuna göre geçerli olarakkurulan sözleşmeleri hükümsüz hale getirmez. Maddi hukuk sözleşmelerininyapıldıkları tarihteki kanun hükümlerine tabi olduğu doktrin ve Yargıtayİçtihatları ile kabul edilmektedir.
Bu durumda tahkimşartını ihtiva eden yanlar arasındaki sözleşme maddi hukuk işlemi olup,sözleşme tarihindeki maddi ve usul hukuku kurallarının uygulanmasıgerektiğinden, somut olayda 6100 sayılı HMK'nın 439. maddesinde hakemkararlarına karşı sadece iptâl davası açılabileceği hükmünün uygulama olanağıbulunmadığından mahkemece iptâl davasının bu nedenle reddi gerekirken bu hususüzerinde durulmadan işin esasına girilerek yazılı şikelde hüküm tesisi doğruolmamış, kararın bozulması gerekmiştir. "
V. İNCELEME VEGEREKÇE
28. Mahkemenin 2/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu; kararın verildiği tarihte 6100 sayılıKanun'un yürürlükte bulunduğunu, bu Kanun uyarınca Tahkim Kurulu kararlarınakarşı yalnızca iptal davası açılabileceğini, Tahkim Kurulu kararında da yargıyolu olarak yalnızca iptal davasının gösterildiğini, buna rağmen Yargıtaytarafından temyiz istemi esastan değerlendirilerek karar verilmesi ve bunabağlı olarak iptal davasının incelenmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
30. Taraflar arasındaki uyuşmazlıkların yargı mercileriönüne götürülmeden Hakem tarafından çözümlenmesi mümkündür. Uyuşmazlığın çözümüiçin tahkime başvuran taraflar, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usuleilişkin güvencelerin tahkim aşamasında uygulanmadığını ileri süremeyecek iselerde Hakem kararına karşı kanun yolunun açık olduğu durumlarda verilen kararakarşı kanun yoluna başvuru imkânına sahiptir.
31. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biriolan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsızhâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştirensınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
32. Mahkemeye erişim hakkı, ilk derece mahkemesine davaaçma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarınabaşvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (AliAtlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).
33. Mahkemeye erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusundaetkili bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeyeulaşmada açık, pratik ve yeterli fırsatlara sahip olmasını gerektirir.Özellikle hukuki ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin mahkemeye erişimhakkını ihlal edebilir (Aktif Elektrik Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.,B. No: 2012/855, 26/6/2014, § 34). Bu nedenle mahkemelerin usul kurallarınıuygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar getirecek ölçüde katı şekilciliktenkaçınmaları gerektiği gibi kanunla öngörülmüş usul şartlarının ortadankalkmasına neden olacak ölçüde aşırı esneklikten de kaçınmaları gerekir (KamilKoç, B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 65).
34. 1086 sayılı Kanun'unda tahkim kararlarına karşıtemyiz kanun yolu öngörülmüş iken 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100sayılı Kanun'da temyiz yerine iptal davası açılması öngörülmüştür. Tahkimleilgili uyuşmazlıklarda Yargıtay 15. Hukuk Dairesi -ilgili hukukta yer verileniçtihadında da görüldüğü üzere- uygulanacak kanunu belirlerken tahkim sözleşmesininimzalandığı tarihi esas almaktadır. Buna göre Yargıtay Dairesi 1086 sayılıKanun yürürlükte iken imzalanan sözleşmelerde tahkim kararı üzerine temyizebaşvurulabileceğini, 6100 sayılı Kanun döneminde imzalanan sözleşmelerde isetahkim kararına karşı iptal davası açılabileceğini belirtmektedir.
35. Başvurucu uyuşmazlığın Yargıtay 11. Dairesinin ya daYargıtay 13. Dairesinin önüne gelseydi farklı sonuçlanacağını, mahkemekararları arasındaki içtihat farklılığı nedeniyle hakkaniyete uygun yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşse de başvuru dilekçesine bahsetmişolduğu Yargıtay kararlarının örneklerinden koymayarak başvuru konusu olaylailgili delilleri sunarak olay hakkındaki iddialarını kanıtlama ve dayanılanAnayasa hükmünün kendisine göre ihlal edildiğine dair hukuki iddialarını ortayakoyma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olduğundan anılan iddia için ayrıcadeğerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
36. Başvuru konusu olayda 26/4/2002 tarihinde imzalanansözleşmeye göre taraflar Hakeme başvurmuş, Hakem kararının ardından yüklenicifirma Hakem kararına karşı Yargıtaya temyiz başvurusunda bulunmuştur. YargıtayDairesi 26/4/2002 tarihinde imzalanan sözleşmede anılan -içtihadıdoğrultusunda- 1086 sayılı Kanun hükümlerini uygulayarak tahkim kararına karşıyapılan temyiz başvurusunu esastan incelemiştir. Başvurucu temyiz başvurusununesastan incelenmiş olması nedeniyle iptal davasının ekili şekildeincelenmediğini ve bu nedenle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüşse de Yargıtay Dairesinin anılan içtihadı doğrultusunda temyizen incelemeyapmasının mahkemeye erişim hakkına bir müdahale olarak değerlendirilemez.Başvurucunun medeni hakkının esasıyla ilgili olarak başka bir yargısal süreçteinceleme yapıldığı ve hüküm kurulduğu gözetildiğinde bireysel başvuruya konudavanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle esasının incelenmemesinde mahkemeyeerişim hakkı yönünden bir ihlalin olmadığının açık olduğu sonucuna varılmıştır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerindeBIRAKILMASINA 2/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.