TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
S. T. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/550)
Karar Tarihi: 11/5/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
GİZLİLİK TALEBİ KABUL
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Şermin BİRTANE
Başvurucu
:
S. T.
Vekili
:
Av. İlter AKSOYLU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk SilahlıKuvvetlerinden (TSK) ayırma işlemi tesis edilmesi nedeniyle özel hayatıngizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/1/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylarözetle şöyledir:
8. Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığında astsubay statüsündegörev yapmakta iken ahlak dışı davranışlarda bulunduğuna dair isimsiz bire-posta gönderilmesi üzerine başvurucu hakkında idari tahkikat başlatılmıştır.
9. İstihbarata karşı koyma faaliyeti çerçevesinde 24/2/2010 ve18/6/2012 tarihlerinde Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığıtarafından başvurucunun ifadesi alınmıştır. Söz konusu ifade metnindebaşvurucunun ifadesine hangi kapsamda başvurulduğu hususu belirtilmemiştir.Anılan ifade metnine göre başvurucuya nerelerde görev yaptığı, sanal ortamdakiherhangi bir sosyal paylaşım sitesinde üyeliğinin olup olmadığı, İnternetüzerinden veya yüz yüze tanışmak suretiyle birlikte olduğu kadınların kimler olduğusorulmuştur. Başvurucu, sorulan soruları ayrıntılı olarak yanıtlamış ve ifadetutanağını imzalamıştır.
10. İdari tahkikat sonucunda TSK'nın itibarını sarsacak şekildeahlak dışı hareketlerde bulunduğu gerekçesiyle sıralı sicil üstleri tarafındanbaşvurucu hakkında "Türk SilahlıKuvvetlerinde kalması uygun değildir." ortak kanaatli ayırmasicil belgesi düzenlenmiştir. Başvurucu hakkında 31/1/2014 tarihinde, 27/7/1967tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun 94. maddesiuyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir.
11. Başvurucu TSK'dan ayırma işlemine karşı Askeri Yüksek İdareMahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde;göreviyle ilgisi olmayan -özel yaşantısına ilişkin- soruların sorulduğunu,hukuka aykırı bir sorgu neticesinde elde edilen beyanlarının delil olarakkullanılamayacağını, takdirlerle dolu başarılı bir sicile sahip olmasına rağmenbu durumun dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
12. AYİM, oyçokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM kararında,başvurucunun yaşadığı cinsel birliktelikleri ikrar ettiği, geçmiş sicil vedisiplin durumu itibarıyla başarılı bir personel olmasına karşın başvurucununiyi ahlak sahibi olmak vasfını taşımadığı ve tesis edilen işlemde hukukaaykırılık bulunmadığı şeklinde değerlendirmeler yer almıştır. Ayrıca AYİM,başvurucunun ifadesinin usulsüz ve hukuka aykırı şartlarda alındığı iddialarınıda reddetmiştir. AYİM kararında, başvurucunun ifadesinin ceza soruşturmasıkapsamında değil disiplin soruşturması çerçevesinde alındığı, iradesinin fesadauğratıldığına dair kanıt bulunmadığı belirtilmiştir.
13. Bir hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif üye görüşünde,başvurucunun ifadesinin alınması sürecinde savunma hakkına riayet edilmediği,özel hayata ilişkin -aleni olmayan yaşantısına ilişkin- konularıalenileştirdiğine veya mesleğine yansıttığına dair bir delilin bulunmadığınıbelirtmiştir. Ayrıca başvurucunun sicillerinin çok iyi düzeyde olduğu, bir çok takdirname ile ödüllendirildiği, 2004 yılından buyana hiçbir disiplin cezasının bulunmadığı dikkate alındığında işlemin ölçülüolmadığı kanaatini bildirmiştir.
14. Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemide reddedilmiştir. Nihai karar 14/12/2015 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu vekili tarafından 11/1/2016 tarihinde bireyselbaşvuru yapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
16. Anayasa Mahkemesi daha önceki kararlarında TSK'da görevyapan askerî personel hakkında ahlaki nedenlerle ayırma işlemi tesis edilmesinedayanak oluşturan mevzuata (G.G.[GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, §§ 23-30) ve benzer durumlara ilişkinuluslararası hukuka (Yaşar Türkmen,B. No: 2014/5418, 15/2/2017, §§ 26-33) yer vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
17. Mahkemenin 11/5/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
18. Başvurucu,psikolojikbaskı altında, hukuka aykırı şekilde ve özel hayatın gizliliği ihlal edilereksorgulandığını, idarenin hukuk dışı yollarla ifadesini aldığını ve beyanlarınıçarpıtarak ifade tutanağı düzenlediğini ileri sürmüştür. Başvurucu ifadesialınırken kamera ile görüntülü kayıt yapılmasına rağmen idarenin bunları imhaettiğini, mahkemeye sunmadığını, bu durumun tek başına söz konusu ifade almasürecinin hukuka aykırı olduğunu kanıtladığını belirtmiştir. Bunun yanı sıraözel hayatın gizliliği ihlal edilerek alınan ifadelerin yasal delil kabuledilemeyeceğini, dolayısıyla TSK'dan ilişiğinin kesilmesine dayanakalınamayacağını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca bir çokkeztakdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok iyi derecede olduğunu, özelhayatına ilişkin unsurların hiçbir şekilde görevine yansımadığını belirtmiştir.Başvurucu, bu nedenlerle Anayasa'nın 20. maddesinde yer alan özel hayata saygıhakkının ihlal edildiğini iddia etmiş, yeniden yargılama yapılmasına kararverilmesini talep etmiştir. Başvurucu ayrıca kimliğinin kamuya açık belgelerdegizli tutulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme
19. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın20. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Herkes, özel hayatınave aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın veaile hayatının gizliliğine dokunulamaz."
1. Gizlilik Talebi Yönünden
20. Somut olayın koşulları dikkate alındığında başvurucununşeref ve itibarının korunması bakımından haklı nedenler bulunduğuanlaşıldığından kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebininkabulüne karar verilmesi gerekir.
2. Kabul Edilebilirlik Yönünden
21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
22. Cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle başvurucu hakkında TSK'danayırma işlemi tesis edilmesinin özel hayatının gizliliği hakkına bir müdahaleoluşturduğu açıktır (Ata Türkeri,B. No: 2013/6057, 16/12/2015, § 34; G.G., §43).
23. Anılan müdahalenin ihlal oluşturmaması için Anayasa'nın 13.maddesinde düzenlenen ve somut başvuruya uygun düşen "kanunlar tarafındanöngörülme", "Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenleredayanma", "demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olmama" ölçütlerine uygun olması gerekir.
24. Ayırma işlemine dayanak teşkil eden mevzuat hükümleridikkate alındığında müdahalenin kanunlar tarafından öngörülme ölçütüne uygunolduğu (Ata Türkeri, § 39; G.G., §§ 48-50), askerî disiplinin ve kamuhizmetinin gereği gibi yürütülmesinin sağlanması, bu itibarla millî güvenliğinkorunması şeklinde meşru amaç taşıdığı anlaşılmaktadır (Ata Türkeri, §§ 40-41; G.G., §§ 51-53; Yaşar Türkmen, §§ 50-58).
25. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi Ata Türkeri ve G.G. başvurularında, benzer idari süreçler izlenerek askerîpersonelin cinsel yaşamına ilişkin hususlar gerekçe gösterilerek"disiplinsizlik ve ahlaki durum" sebebiyle TSK'dan ayırma işlemleriniincelemiş ve özel hayatın gizliliğine yapılan müdahalenin demokratik toplumdüzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.Mahkeme, G.G. kararında bu sonucavarırken aşağıdaki gerekçelere dayanmıştır:
"65. Somut olayda başvurucunun söz konusuifadesinin, belirli ve somut fiiller belirtilmeden ve hangi hukuki işleme esasalınacağı konusunda bilgi verilmeden temin edilmiş olması anılan ifadeyi hukukiyönden şüpheli duruma getirmektedir. Ayrıca ifadealmaişlemi esnasında sorulan sorular gözönüne alındığındabaşvurucunun mesleki hayatını değil özel hayatını ilgilendiren iddialara yanıtvermek zorunda bırakıldığı görülmektedir. Bu kapsamda başvurucuya yöneltileniddiaların görevinin ifasıyla değil daha çok mahremiyet alanında gerçekleşenözel yaşam eylemleri ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla ihtilafkonusu ayırma işleminin kapsamı mesleki hayatın sınırlarını aşmaktadır. ...başvuruya konu disiplin işlemi ile yargısal sürece konu edilen davranışlarınesasen mesleki faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşameylemleri olduğu anlaşılmaktadır.
66. Kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıylada bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabitutulabilecekleri açıktır. Ancak hakkındaki tahkikat sonucunda TSK’dan ayırmaişlemi tesis edilmesinin başvurucunun mesleki hayatı üzerinde olduğu kadartemel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle ekonomik geleceği üzerinde deönemli bir etki oluşturduğu, bu nedenle ayırma işleminin daha önemli hâle geldiğianlaşılmaktadır. Bu bağlamda özel hayatın gizliliği hakkı üzerindekisınırlamaların zorunlu ya da istisnai tedbir mahiyetinde olması,başvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olmasıgerekir.
67. AYİM kararında da,başvurucunun ifade alma işleminin usul ve içerik yönünden hukuka aykırıunsurlar taşıdığı iddialarına rağmen anılan ifadenin alındığı koşullarındetaylı şekilde incelenmediği, başvurucunun özel hayatının en mahrem yönünüoluşturan cinsel hayatını ... tüm detaylarıyla anlatmasının nasıl gerçekleştiğihususunun ortaya konulmadığı görülmektedir. AYİM tarafından söz konusu soyutnitelikteki ifadede belirtilen hususlar dayanak alınmak suretiyle TSK'danilişiğin kesilmesi işlemine karşı açılan davanın reddedildiği anlaşılmıştır.Öte yandan Mahkeme kararında başvurucunun özel hayatına ilişkin tutum veeylemlerinin mesleki hayatı üzerindeki etkilerine dair yeterli ve ikna edicigerekçeler ortaya konulmadığı gibi anılan eylemlerin TSK’nın işleyişiüzerindeki etkisi ve risklerinin de detaylı şekilde açıklanmadığı, ayırmaişlemine dayanak olarak kabul edilen delillerin hukuka aykırı şekilde eldeedildiğine ilişkin ileri sürülen iddialar hakkında bir araştırma yapılmadığı... görülmüştür.
68. Bu durumda muhakeme sırasında açık vesomut bir biçimde öne sürülen ve davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteolduğu anlaşılan başvurucunun söz konusu iddialarına Mahkemece makul birgerekçe ile yanıt verilmemesi, başvurucunun özel hayatına ilişkin hususlarınmesleği üzerindeki etkisinin açıklanmaması ve özel hayatın gizliliği hakkınagerekli saygının gösterilmesini adil şartlarda savunabileceği usule ilişkinetkili güvencelerden başvurucunun yararlandırılmaması nedenleriyle AYİMkararının mahremiyet hakkına müdahaleyi haklı kılacak şekilde konuyla ilgili veyeterli gerekçe içermediği kabul edilmelidir. Bunun yanında tesis edilen ayırmaişleminin başvurucunun geçmiş sicili ve başarı durumu dikkate alınarakölçülülük yönünden değerlendirilmediği, sınırlama ile ulaşılabilecek genel yararile temel hak ve özgürlüğü sınırlanan başvurucunun kaybı arasında adil birdenge gözetilmediği, başvurucunun özel hayatının gizliliği hakkı üzerindekisınırlamanın zorunlu ya da istisnai tedbirler niteliğinde olduğu veyabaşvurulabilecek son çare ya da alınabilecek en son önlem niteliğinde olduğuhususunda bir inceleme yapılmadığı ve gerekli özenin gösterilmediği sonucunaulaşılmıştır. "
26. Somut olayda anılan değerlendirmelerden ve ulaşılan sonuçtanayrılmayı gerektirecek bir durum bulunmamaktadır.
27. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. maddesindegüvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
28. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlalive sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
29. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesinitalep etmiştir.
30. Başvuruda Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
31. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere ilgiliyargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
32. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.039,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizlitutulması talebinin KABULÜNE,
B. Özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatıngizliliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere -Anayasa'nın 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesikaldırılmış olduğundan anılan bendin (b) alt bendi gereğince- YETKİLİ İDARİYARGI MERCİİNE GÖNDERİLMESİNE (Karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi BirinciDairesinin E.2014/398 sayılı dosyasıyla ilgilidir.),
E. 239,50 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.039,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE11/5/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.