TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞÜKRÜ KAYA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/1832)
Karar Tarihi: 12/3/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Şükrü DURMUŞ
Başvurucu
:
Şükrü KAYA
Vekili
:
Av. Emrullah BEYTAR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, tutukluluğunkanuni ve makul süreyi aşması ve yargılamanın makul sürede bitirilmemesinedeniyle Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliğihakkı ile 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 12/2/2014 tarihindeAnayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca 25/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından19/06/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği 19/6/2014 tarihinde görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir.
6. Adalet Bakanlığının23/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bukapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağıbildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Muş CumhuriyetBaşsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında 19/4/2007 tarihinde gözaltınaalınmış, 20/4/2007 tarihinde ise tutuklanmıştır.
9. Muş CumhuriyetBaşsavcılığınca 28/8/2007 tarihinde düzenlenen iddianame ile başvurucu dâhil 18şüpheli hakkında "töre saiki ile adam öldürme, sayı ve nitelik bakımından vahimolan silah veya mermileri satın alınması, taşınması ve bulundurulması”suçlarından kamu davası açılmıştır.
10. Davanın görüldüğü Muş AğırCeza Mahkemesi, 28/7/2008 tarih ve E.2007/234, K.2008/240 sayılı kararlabaşvurucunun mahkûmiyetine karar vermiştir. Anılan kararın temyiz incelemesisonucu Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 12/4/2010 tarihli kararı ile bozulmasısonrası yeniden başlayan yargılamada Mahkeme, 22/12/2010 tarih ve E.2010/171,K.2010/294 sayılı kararla başvurucunun mahkûmiyetine ve tutukluluk halinindevamına karar vermiştir.
11. Söz konusu kararın temyiziüzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi 14/11/2011 tarihli kararla hükmün bozulmasınakarar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir: “2. a) Dairemizin 12/04/2010 tarih ve 2961/2210 sayılıbozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde, bozma ilamı uyarınca aynımaktullere yönelik kan gütme saikiyle tasarlayaraköldürme suçunun failleri olarak yargılanan ve aralarında menfaat çatışması bulunansanıklar … 'nın ayrı ayrı müdafiilertarafından temsil edilmeleri sağlanmaksızın, aynı müdafiitarafından temsil edilmeleri suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Yasasının 38 ve5271 sayılı CMK.nun 152 maddelerine aykırıdavranılması,
b) Sanıklar … veŞükrü Kaya hakkındaki kamu davasına konu kan gütme saikiyletasarlayarak öldürme suçlarının kanundaki cezasına göre; CMK.nun188/1 maddesi uyarınca duruşmaya gelmeyen sanıklar müdafilerinin duruşmadahazır bulunarak görevlerini yapmaya zorlanmaları, katılmadıkları oturumlardakibilgi, belge ve işlemlere karşı savunma yapmaya davet edilmeleri, gerektiğinde CMK.nun 150/3 maddesi uyarınca zorunlu müdafiigörevlendirilmesi yoluna gidilerek savunmada oluşan boşluk ve kısıtlılığıngiderilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
c) Kolluk tarafındandüzenlenen 13/07/2009 tarihli olay yeri görgü ve tespit tutanağı ilesanıklardan A.K.'nın yakalandığında üzerinde serinumarası bulunmayan 9 mm çaplı tabanca ile aracında 7.62 mm çaplı 75 DT 1783seri nolu kaleşnikof markatüfeğin elde edildiği anlaşılmakla; olay yerinde bulunan boş kovanlar ve mermiçekirdeklerinin sanık yakalandığında elde edilen silahlardan atılıpatılmadığına dair ekspertiz raporu aldırılması gerektiği düşünülmeden eksikincelemeyle hüküm kurulması, … bu nedenlerle ve irtibatnedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin … BOZULMASINA …”
12. Bozma ilamı sonrası tekrarbaşlayan yargılamada Muş Ağır Ceza Mahkemesi 30/1/2013 tarih ve E.2011/337,K.2013/71 sayılı kararla başvurucunun toplam 4 kez müebbet hapis cezası ilecezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Karar,başvurucunun yüzüne karşı tefhim etmiştir.
13. Başvurucu tutukluluğundevamı kararına karşı kanuni süresi içerisinde itiraz kanun yoluna başvurduğunadair her hangi bir bilgi ve belge sunmamış, buna karşın 2/7/2013 tarihindeYargıtay 1. Ceza Dairesinden tahliye talebinde bulunulmasına karşın cevapverilmediğini belirtmiştir.
14. Mahkeme kararı temyizedilmekle Yargıtay 1. Ceza Dairesi 25/6/2014 tarihli kararla başvurucununmaktul Y.’a yönelik tasarlayarak ve kan gütme saikiyle öldürme suçundan kurulan hükmün onanmasına, diğerhükümlerin ise bozulmasına karar vermiştir. Yargıtay kararının bozmaya yönelikkısmın gerekçesi özetle şu şekildedir: Başvurucunun da dahil olduğu bir kısımsanıklar ile ilgili kurulan kasten insan öldürme suçuna ilişkin hükümde suçunvasfının doğru tayin edilmemesi, bir sanık hakkında kurulan hükümde yeterligerekçe gösterilmemesi ile bir sanık hakkında isnat edilen suçla ilgili olarakberaat kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesi bozmayıgerektirmiştir.
15. Bozulan hükümler yönündentekrar başlayan yargılamada Mahkeme, 8/1/2015 tarih ve E.2014/333, K. 2015/6sayılı kararla başvurucunun kasten insan öldürme suçlarından toplam 75 yılhapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiş, söz konusu karara karşıbaşvurucu haricindeki bir kısım sanıklar tarafından temyiz talebindebulunulmuştur.
16. Başvurucu, 12/2/2014tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
17. 4/12/2004 tarih ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi şöyledir:
“(1) Kuvvetli suç şüphesininvarlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde,şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheliveya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somutolgular varsa.
b) Şüpheliveya sanığın davranışları;
1.Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık,mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,
Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a)26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
…
2. Kasten öldürme(Madde 81, 82, 83),
…”
18. Aynı Kanun’un 104.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasındaşüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.”
19. 26/9/2004 tarih ve 5237sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82. maddenin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“1) Kasten öldürmesuçunun;
...
j) Kan gütme saikiyle,
k) Töre saikiyle,
İşlenmesi hâlinde, kişi ağırlaştırılmışmüebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
20. Mahkemenin 12/3/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 12/2/2014 tarih ve 2014/1832numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
21. Başvurucu, 19/4/2007tarihinden beri tutuklu bulunduğunu, davanın karmaşık bir dava olmamasınarağmen sonuçlandırılamadığını, yargılamanın özenli yürütülmediğini, iki defaYargıtay tarafından yerel mahkeme kararının usulden bozulduğunu, bundan dolayıyargılamanın makul sürede bitirilmediğini ve tutukluluk süresinin aşıldığınıbelirterek, Anayasa'nın 19., 36. ve 141. maddelerinde belirtilen haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüş ve ihlalin tespiti ile manevi tazminattaleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
22. Başvurucunun uzun tutuklulukşikayeti Anayasa'nın 19.maddesi, uzun yargılama şikayeti ise 36. maddeninsağladığı haklar kapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği HakkıYönünden
23. Başvurucu kanuni tutukluluksüresinin aşıldığını ve ayrıca tutukluluğun makul süreyi de aştığını iddiaetmiştir.
24. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir. …”.
25. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün “Başvurusüresi ve mazeret” kenar başlıklı 64. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiğitarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibarenotuz gün içinde yapılması gerekir.”
26. Bireysel başvurunun kabuledilebilirlik koşullarından olan başvuru süresine riayet edilmesi şartı,bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında resen nazara alınması gereken birbaşvuru koşuludur (B. No: 2013/1582, 7/11/2013, § 19).
27. Yukarıda belirtilen hükümleruyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yoluöngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmasıgerekmektedir. Bu yönüyle başvuru yollarının tüketilmesi ve başvuru süresineilişkin koşullar arasında yakın bir bağlantı bulunmaktadır. Ancak belirtilenhükümlerde yer verilen olağan başvuru yolları ibaresinin, başvurucununşikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözümsağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili başvuru yolları olarakanlaşılması gerekir. Olağan başvuru yollarının tamamının tüketilmesi ibaresininkatı bir şekilde yorumlanması, bir takım başvurular açısından bireyselbaşvurunun amacıyla bağdaşmayan neticelere yol açabilecektir. Bu nedenle,olayın özel şartları içinde etkisiz ve yetersiz olan bir kanun yolununtüketilmesi şartı aranmaksızın, her bir başvuru yolunun somut başvurularaçısından etkili olup olmadığının münferiden denetlenmesi gerekmektedir (B. No:2013/1582, 7/11/2013, § 20).
28. Devam eden tutukluluğunhukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerintemel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılansebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde bunabağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarak gösterilenhukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasınınyolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolundaçekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak birinceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilennedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıylayapılacak bireysel başvuruların, olağan kanun yolları tüketilmek şartıyla,tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).
29. Kişi serbest bırakılmadanyargılanmakta olduğu davada ilk derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa,mahkûmiyet tarihi itibarıyla tutukluluk hali sona erer. Çünkü bu durumdakişinin hukuki durumu "bir suç isnadınabağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bireyselbaşvuru incelemesi açısından, tutuklamanın şartları ile mahkûmiyetehükmedilmesi arasındaki esaslı fark da bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete kararverilmesi, şüphenin yenildiği anlamına gelmekte; isnat olunan suçun işlendiği,bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği kabul edilmekte ve bu nedenlesanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya ve/veya para cezasınahükmedilmektedir. Bir başka ifadeyle tutuklu sanığın hukuki statüsü değişmekte,tutuklanmasına neden olan (kuvvetli) şüphe yerini, her türlü şüpheden uzak birkabulü ifade eden "kanaat"ebırakmaktadır. Bu nedenle mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesininve bir tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk halinin sona erdiğinin kabulügerekir. Bu bakımdan, mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez.(B. No: 2013/6398, 3/4/2014, § 32).
30. Bu nedenle mahkûmiyeteilişkin nihai kararla birlikte, sanığın tutukluluğa ilişkin hukuki statüsü vedolayısıyla tabi olduğu rejim değiştiğinden, 30 günlük başvuru süresinin,itiraz yoluna başvurulmayan durumlarda, tutukluluğun hükümle birlikte devamınadair kararın başvurucu tarafından öğrenildiği tarihten itibaren hesaplanmasıgerekir (B. No: 2013/6398, 3/4/2014, § 33).
31. Somut olayda başvurucu isnatedilen suç nedeniyle 20/4/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında MuşAğır Ceza Mahkemesi 30/1/2013 tarihinde mahkûmiyetine ve tutukluluk halinindevamına karar vermiştir.
32. Buna göre ilk derecemahkemesinin 30/1/2013 tarihli mahkûmiyet ve tutukluluğun devamı kararı ilebaşvurucunun tutukluluk hali bu anlamda sona ermiştir. Bu karar, başvurucununyüzüne karşı tefhim edilmiştir.
33. Başvurucunun, İlk DereceMahkemesinin 30/1/2013 tarihli tutukluluğun devamı kararına karşı kanuni süreiçerisinde itiraz talebinde bulunduğuna dair belge ve bilgi sunulmamıştır.Başvurucunun dosyası temyiz incelemesinde iken yaptığı 2/7/2013 tarihli tahliyetalebinin bireysel başvuru süresi üzerinde etkisi bulunmamaktadır.
34. Bu belirlemeler karşısında,kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin şikayetleri içeren bireysel başvurunun,Muş Ağır Ceza Mahkemesinin 30/1/2013 tarihli tutukluluğun devamı kararındanitibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken 12/2/2014 tarihinde yapılanbireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.
35. Açıklanan nedenlerle,başvurunun “kişi hürriyeti ve güvenliğinin”ihlal edildiği yönündeki kısmının “süreaşımı” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekmiştir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığı İddiası
36. Başvurucunun yargılamanınuzunluğuyla ilgili şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyetiçin diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bunedenle, başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararıverilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
37. Başvurucu, yargılamasınınmakul olmayan bir süredir devam ettiğinden şikâyetçi olmuştur.
38. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
39. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
40. Anayasa’nın 36. veSözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ileilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alanda yöneltilen suç isnatlarınınmakul sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, birkişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi olup,kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suç isnadı niteliğinde olup olmadığınıntespitinde; iddia olunan suçun pozitif düzenlemelerdeki tasnifinin, suçungerçek niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ile ağırlığınındeğerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suçolarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kurallarıuygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın, adilyargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B. No: 2012/625,9/1/2014, § 31).
41. Başvuru konusu olayda,başvurucu, 19/4/2007 tarihinde gözaltına alınmış, 28/8/2007 tarihinde ise töre saikiyla kasten insan öldürme suçundan cezalandırılmasıtalebiyle hakkında kamu davası açılmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındakisuç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamınagirdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).
42. Cezai alanda yöneltilen suçisnatları ile ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkilimakamlar tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği aramaveya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığı an olup, somut başvuru açısından butarih, başvurucunun gözaltına alındığı ve böylece isnattan haberdar olduğuanlaşılan 19/4/2007 tarihidir. Sürenin bitiş tarihi ise, suç isnadına ilişkinnihai kararın verildiği tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvurularınyargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan,değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun kararabağlandığı tarihtir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).
43. Başvuru konusu olaydabaşvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 19/4/2007 tarihindegözaltına alınmış, 20/4/2007 tarihli karar ile tutuklanmıştır. Muş CumhuriyetBaşsavcılığı 28/8/2007 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu on sekizşüpheli hakkında kamu davası açmıştır. Başvurucu, dört kişinin kastenöldürülmesi suçlarını işlediği iddiasıyla yargılanmakta, maktullerden birineyönelik kasten öldürme suçuna ilişkin hüküm kesinleşmiş, diğer üç maktulleyönelik kasten öldürme suçuna ilişkin yargılamada ise Mahkeme, 8/1/2015tarihinde hüküm vermiş ancak kararın temyiz aşamasında olduğu anlaşılmıştır.Dolayısıyla başvurucu hakkındaki dava, Anayasa Mahkemesince yapılan bireyselbaşvuru incelemesi sırasında hala derdesttir. Başvurucuya bir suçun isnatedildiği 19/4/2007 tarihi ile bireysel başvurunun karara bağlandığı tariharasında geçen süre yaklaşık 7 yıl10 aydır.
44. Başvurucunun yargılandığıdosya kapsamında yargılamanın genel olarak ifadelerin alınması, haklarındayakalama kararı bulunan bir kısım sanıkların yakalama kararlarının infazınınbeklenmesi ve derece mahkemesinin verdiği kararların üç kez Yargıtay tarafındanbozulmasına karar verilmiş olması nedeniyle uzadığı, buna karşın başvurucununyargılamanın uzamasına neden olacak eyleminin olmadığı tespit edilmiştir.
45. 5271 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği yönünde karar verilmiştir (B. No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 23-44).
46. Başvuruya konu davada yeralan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerininniteliği başvuruya konu yargılamanın nispeten karmaşık olduğunu ortaya koymaklabirlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı birkarar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu yaklaşık yediyıl on aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
47. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğinekarar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
48. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
49. Başvurucu,20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
50. Başvurucununtarafıolduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık yedi yıl on aylık yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlaltespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 4.400,00 TL manevi tazminatödenmesine karar verilmesi gerekir.
51. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
52. Başvuruya konu yargılamanınyaklaşık yedi yıl on aydır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanmahakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olanbir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğüzararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısasürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın birörneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönündeki şikayetinin “süre aşımı” nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 4.400,00 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL başvuru harcı ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
F. Kararın bir örneğinin Muş Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine,
12/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.