TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞÜKRÜ ESAT ERKUŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/14577)
Karar Tarihi: 19/7/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Volkan SEVTEKİN
Başvurucu
:
Şükrü Esat ERKUŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, karar düzeltme talebinin süre yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 2/9/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 30/5/2017tarihinde Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşsunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilen Egebank'ın(Banka) genel müdürü ve yönetim kurulu üyesi olarak görev yapan başvurucuhakkında kanuna aykırı karar ve işlemleriyle Bankayı zarara uğrattığı gerekçesiile 24/1/2003 tarihinde şahsi iflas davası açılmıştır.
9. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin (Mahkeme) 28/12/2009tarihli ve E.2003/132, K.2009/887 sayılı kararı ile davanın reddine kararverilmiştir.
10. Temyiz üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 14/7/2010tarihli ve E.2010/5057, K.2010/8897 sayılı kararıyla hüküm bozulmuştur.
11. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynı Dairenin 25/1/2011tarihli ve E.2010/12155, K.2011/633 sayılı kararıyla süre yönündenreddedilmiştir. Kararın ilgili kısmı şu şekildedir:
"1-İflas davaları HUMK.nun 176/9. maddesi hükmü uyarınca adli tatildegörülebileceğinden temyiz ve karar düzeltme süreleri adli tatilde işlemeyedevam eder. İflas davalarında temyiz ve karar düzeltme süresi 10 gündür(İİK.m.164,366). Yargıtay ilamı davalı Şükrü Esat Erkuş vekiline 17.08.2010tarihinde, davalı R. Z. vekiline 20.08.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olmasınarağmen 10 günlük süre geçtikten sonra karar düzeltme talep edilmiştir.Süresinde yapılmayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir.
2-...
SONUÇ: Yukarıda (1) nolubentte açıklanan nedenlerle Ş.Esat Erkuş ve R. Z.’nın karar düzeltme isteminin süreden reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı A. S.’in HUMK.nun 440.maddesindesayılan sebeplerden hiçbirine girmeyen karar düzeltme istemininREDDİNE..."
12. Bozma sonrası yapılan yargılama sonunda Mahkemenin 17/7/2012tarihli ve E.2011/168, K.2012/147 sayılı kararı ile davanın başvurucu yönündenkabulü ile şahsen iflasına karar verilmiştir. Kararın hüküm kısmı şöyledir:
“1-...
2-Davalılardan R. Z. ve Şükrü Esat Erkuşhakkında açılan davanın kabulü ile bu davalıların 25.233.532,77.TL nin 22.12.1999 tarihinden iflas tarihine kadar işleyecekdeğişen oranlarda yasal faiziyle müştereken ve mütelelsilentahsili ile sınırlı olmak üzere şahsen iflaslarına,
...
Davacı TMSF vekili ile Davalı R. Z. vekili veDavalı Esat Erkuş vekillerinin yüzlerine karşı Yargıtay yolu açık olmak üzerekarar verildi. 17/07/2012 ”
13. Temyiz üzerine bu defa Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin (Daire)15/1/2014 tarihli ve E.2013/6241, K.2014/137 sayılı kararıyla başvurucununtemyiz itirazları reddedilerek hüküm onanmıştır.
14. Dairenin 15/1/2014tarihli onama kararında kanun yolu ve süresiyle ilgili olarak "...tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunanhükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerdenalınmasına, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yoluaçık olmak üzere, ... oybirliğiyle karar verildi." ibaresi yazılmıştır.
15. Onama kararı 7/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,başvurucu 21/3/2014 tarihinde anılan karara karşı karar düzeltme istemindebulunmuştur.
16. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 12/5/2014 tarihli veE.2014/4245, K.2014/3699 sayılı kararıyla süre yönünden reddedilmiştir. Karargerekçesi şu şekildedir:
"Mahkemece davalılarınşahsi iflâsı talebi hakkında verilen karara ilişkin Dairemizin 15.01.2014 tarihve 2013/6241 E., 2014/137 K. sayı ilamı karar düzeltme isteminde bulunandavalılardan R. Z. vekiline 05.03.2014 tarihinde, Esat Erkuş vekiline ise07.03.2014 tarihinde tebliğ edildiği halde, karar düzeltme dilekçeleri İİK’nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük yasal süregeçirildikten sonra sırasıyla 20.03.2014 ve 21.03.2014 tarihlerindeverilmiştir. Süresinden sonra yapılan karar düzeltme istemleri hakkındamahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da kararverilebileceği kabul edilmiş olmakla, karar düzeltme itirazının reddigerekmiştir."
17. Ret kararı 4/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,2/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile değiştirilen 164. maddesinin ilgilikısmı şöyledir:
“Ticaret mahkemesince verilennihaî kararlar, 160 ıncı maddenin son fıkrasına görealınan masraftan karşılanmak suretiyle mahkemece re'sentaraflara tebliğ olunur.
Bukararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yolunabaşvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğ tarihindenitibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyizincelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır.
...”
19. 2004 sayılı Kanun’un 164. maddesinin 5311 sayılı Kanun ileyapılan değişiklikten önceki hâli şöyledir:
“Ticaret mahkemesince verilen nihai kararlartebliğden itibaren on gün içinde temyiz edilebilir. Kararlar 160 ıncı maddenin son fıkrasına göre alınacak masraftankarşılanmak suretiyle mahkemece resen taraflara tebliğ olunur.
...”
20. 2004 sayılı Kanun’a 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesiyleeklenen geçici 7. maddesi şöyledir:
“Bölge adliye mahkemelerinin,26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge AdliyeMahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca göreve başlama tarihinden önce verilenkararlar hakkında, kesinleşinceye kadar İcra ve İflâs Kanununun bu Kanunlayapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar düzeltmeye ilişkin hükümleriuygulanır.”
21. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 297. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:
“Hüküm "Türk MilletiAdına" verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
…
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri iletaraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları vesüresini.
…”
22. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi şöyledir:
"(1) Bölge adliyemahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk DereceMahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve YetkileriHakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devamolunur.
(2) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlamatarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında,kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılıKanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerininuygulanmasına devam olunur.
(3) Bu Kanunda bölge adliye mahkemelerinegörev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."
23. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk UsulüMuhakemeleri Kanunu’nun dava tarihi itibarıyla yürürlükte olan 432. maddesininbirinci fıkrası şu şekildedir:
“Temyiz süresi on beş gündür. Temyiz süreleri,ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.”
24. 1086 sayılı mülga Kanun’un 440. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"Yargıtay kararlarına karşı tefhim veyatebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki sebeplerden dolayı karardüzeltilmesi istenebilir:
..."
25. 1086 sayılı mülga Kanun'un geçici 2. maddesi şöyledir:
"Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılıAdlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş,Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 ncimaddesi uyarınca Resmî Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden öncealeyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadarHukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunlayapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasınadevam olunur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
1. Başvurucunun İddiaları
27. Başvurucu; Dairenin 15/1/2014 tarihli onama kararında karardüzeltme süresinin on beş gün olarak gösterildiğini, kararın kendisine 7/3/2014tarihinde tebliğ edildiğini, kararda belirtilen süre içerisinde 21/3/2014tarihinde karar düzeltme talebinde bulunmasına rağmen Yargıtay Dairesince karardüzeltme talebinin süre yönünden reddedildiğini ayrıca temyiz talebinin gerekçegösterilmeksizin reddedildiğini ve kanunun hatalı uygulanarak haksız şekildeiflasına karar verildiğini belirterek Anayasa'nın 2., 36., 37. ve 40.maddelerinde güvence altına alınan ilkerin vehakların ihlal edildiğini ileri sürmüştür..
2. Değerlendirme
28. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü karar düzeltmetalebinin Yargıtayca incelenmemesine yönelikolduğundan inceleme adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkıyönünden yapılmıştır.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılanmahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı
31. Anayasa'nın 36. maddesinin biricifıkrasında, herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiadabulunma ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeyeerişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak aramaözgürlüğünün bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine "adilyargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafolduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanmahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni(Sözleşme) yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin (1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğinibelirtmektedir.
32. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin enetkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM,E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).
33. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini, kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veyamahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararınıönemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamaların mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceğini (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52), ilk derece mahkemesine dava açma hakkının yanındaitiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarına başvurma imkânı tanınmış iseanılan yollara başvurma hakkının da bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini (Ali Atlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, §49) belirtmiştir.
34. Süre yönünden karar düzeltme itirazının reddedilmesininmahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
35. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
36. Yukarıda anılan müdahale Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir.
37. Bu sebeple müdahalenin, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülenve somut başvuruya uygun düşen; kanun tarafından öngörülme, haklı bir sebebedayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
38. Başvuru konusu olayda, Yargıtay Dairesinin karar düzeltmetalebini 2004 sayılı Kanun'un 164. maddesinde öngörülen sürede yapılmadığıgerekçesiyle reddettiği anlaşılmaktadır.
39. Yargıtay Dairesinin bu hükmü esas alarak verdiği retkararına göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülme ölçütünükarşıladığı sonucuna varılmıştır.
(2) Meşru Amaç
40. Başvurucunun karar düzeltme itirazlarının incelenmemesisonucunu doğuran ret kararının, Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi,davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşıhukuk düzenine karşı olan güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla verildiği, buaçıdan meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır.
(3) Ölçülülük
41. Karar düzeltme talebinin reddedilmesi nedeniyle başvurucununmahkemeye erişimine getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığı ve başvurucuyaağır bir yük getirip getirmediği hususlarının değerlendirilmesi gerekir.
42. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletinişlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağı vebaşvuru sürelerini belirtmek zorunda oldukları ifade edilmiştir. Kanun koyucu,devlet organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları, hangi mercilerebaşvuracağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibiolmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğinibilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklıbir şekilde kullanmalarını amaçlamıştır (Kommersan Kombassan Mermer Maden İşletmeleri Sanayi veTicaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114, 20/1/2016, § 50).
43. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkçahukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarakyanlış uygulanması ya da hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya dakanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini kabul etmek gerekir (GarantiBankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).
44. Başvurucu; onama kararında karar düzeltme süresinin on beşgün olarak açıklanmasına ve açıklanan bu sürede (14. gün) Yargıtayabaşvurmasına rağmen Dairenin kararında gösterdiği süre yerine Kanun kapsamındaöngörülen karar düzeltme süresini dikkate alarak karar düzeltme hakkınınelinden alındığını belirtmiştir.
45. Kanun yoluna başvuru kapsamında yargısal sistem açısındanolaya bakıldığında, başvurucunun Dairenin onama kararında kendisine tanınan onbeş günlük süreye güvenerek hareket ettiği, kararda belirtilen bu süreninbaşvurucuyu yanılttığı ve hukuki belirsizlik yarattığı sabittir. Kanun yolunuve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü dikkate alındığında karardüzeltme süresinin on gün olduğunu kabul ederek karar düzeltme istemini süreyönünden reddine karar veren Yargıtay Dairesinin değerlendirmesinin mevzuathükümleri çerçevesinde ve öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabuledilemeyeceği, aşırı şekilci (katı) yapılan yorum ile başvurucunun karardüzeltme hakkını kullanmasının engellediği anlaşılmaktadır. Yaratılanbelirsizliğin sonuçlarına başvurucunun katlanması ölçülü olmadığından karardüzeltme talebinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını zedelemiştir.
46. Yukarıda açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1)Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
48. Başvurucu, ihlalin tespitine karar verilmesi talebindebulunmuştur.
49. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucunaulaşılmıştır.
50. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin Yargıtay ilgili Dairesine gönderilmek üzere İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
51. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıylailgili Yargıtay Dairesine gönderilmek üzere İstanbul 1. Asliye TicaretMahkemesine (E.2011/168, K.2012/147) GÖNDERİLMESİNE,
D. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşantoplam yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.