TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞÜKRÜ GÜNDÜZ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/29297)
Karar Tarihi: 8/9/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Fatma Gülbin ÖZCÜRE
Başvurucu
:
Şükrü GÜNDÜZ
Vekili
:
Av. Murat SADAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gazetecilik faaliyeti yürüten başvurucunun birgazetede yayımladığı haber dolayısıyla cezalandırılmasının ifade ve basınözgürlüklerini ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/11/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Muhabirlik görevi yürüten başvurucunun Denizli'nin Buldanilçesinde kaymakam olarak görev yapan A.E. (müşteki) hakkında yaptığı birhaber, ulusal yayın yapan bir gazetenin 19/7/2013 tarihli sayısında ve aynıgazetenin internet haber sitesinde yayımlanmıştır.
9. Başvurucu tarafından söz konusu haberin kaynağı olarakgösterilen A.Y. isimli kişi ile müşteki, Batman'ın Hasankeyf ilçesinde aynızaman diliminde görev yapmışlardır. Tıp doktoru olarak görev yapan A.Y.,kaymakam olarak görev yapan müştekinin kendisini 28 Şubat döneminde başörtüsütakan iki öğretmene sağlık raporu verdiği gerekçesiyle işten atılması talebiile şikâyet ettiğini ve bu sebeple işten atıldığını ileri sürmüştür. A.Y.nin buiddiası www.hurseda.net isimliinternet adresinde 28/2/2010 tarihinde haberleştirilmiştir. Müşteki; haberleştirilenbu iddianın asılsız olduğu, yapılan asılsız isnatlarla kendisinin şeref vehaysiyetine saldırılarak saygınlığının zedelendiği gerekçesi ile A.Y. aleyhine8/10/2012 tarihinde Buldan Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.
10. Yapılan yargılama sonucunda Buldan Asliye Hukuk Mahkemesinin12/7/2013 tarihli kararı ile davanın kabulüne, davalı A.Y.nin 20.000 TL manevitazminat ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmiş; karar davalı A.Y. tarafındantemyiz edilmiştir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyizincelemesi neticesinde ilk derece mahkemesinin kararı manevi tazminat miktarıfazla bulunarak bozulmuştur. Bozma sonrasında ilk derece mahkemesinde yapılanyargılama neticesinde davalı A.Y.nin ödeyeceği tazminat tutarının 10.000 TL'yedüşürülmesi üzerine karar davalı A.Y. tarafından ikinci kez temyiz edilmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesinde Mahkemecehükmedilen 10.000 TL'lik tazminat miktarı da çok bulunarak kararın bozulmasınakarar verilmiştir. Bozma sonrası derece mahkemesinde yapılan yargılamasonrasında davacı taraf lehine 4.000 TL tutarında manevi tazminata hükmedilmiş,karar taraflarca istinaf edilmemesi sebebi ile kesinleşmiştir.
11. Başvuruya konu haber A.Y. ile müşteki arasındaki tazminatdavasının devam ettiği, A.Y.nin 20.000 TL manevi tazminat ödemeye mahkûmedildiği 12/7/2013 tarihinden hemen sonra 19/7/2013 tarihinde yapılmıştır.Habere gazetenin birinci ve on ikinci sayfalarında yer verilmiş olup birincisayfada haberin başlığı ve özeti, on ikinci sayfada ise detaylarıbulunmaktadır. Haberin yer aldığı her iki sayfada da isimleriyle birliktemüştekinin ve A.Y.nin vesikalık fotoğrafına, Batman Sağlık Müdürlüğüne yazılan20/2/2001 tarihli ve 1111/57 sayılı yazının ilk ve son sayfalarının bazısatırlarına yer verildiği görülmektedir. Haberde müştekiden 28 Şubat kaymakamışeklinde bahsedilmektedir. Haber, konu yönünden iki ayrı kısımdan oluşmaktadır.İlk kısımda müştekinin 28 Şubat döneminde Batman'ın Hasankeyf ilçesinde kaymakamolarak görev yaptığı dönemde içlerinde A.Y.nin de bulunduğu dinî hassasiyetleriyüksek bazı kamu görevlilerine karşı baskı ve ayrımcılık yaptığı ilerisürülmekte olup söz konusu iddia bir kısım olay bazlı örneklerle desteklenmeyeçalışılmıştır. Haberin ikinci kısmı ise müştekinin Denizli'nin Buldan ilçesindekaymakamlık yaptığı döneme ilişkindir. Bu kısımda da müştekinin Buldankaymakamı iken öğrencilere içki servisi yaptırdığı, lojman işleri içinkendisine ayrılan ödeneği aşacak şekilde harcamalarda bulunduğu, iptal edilenbir içki ruhsatını verdiği ve Kaymakamlık tarafından sağlanan hayvancılıkteşviklerinde sol görüşlü kişileri gözettiği gibi iddialara yer verilmiştir.Haberin ilgili kısmı şöyledir:
"Hem Görevden Uzaklaştırdı... HemTazminata Mahkum Ettirdi
28 Şubat Kaymakamı
'28 Şubat'ın Kahraman Kaymakamı olarak DenizliBuldan'da nam salan Kaymakam [A.E.],iddialara göre geçmişte başörtülülere rapor verdiği ve İslami hassasiyetliolması gerekçesiyle görevden attırma süreci başlattığı doktoru, şimdi detazminat davasıyla mahkum etme yoluna gitti. Kaymakam [E.], 'Görevden atılmamdan sorumlu bu kaymakamdır.' diyendoktor için tazminat davası açtı. Doktora 20 bin TL para cezası verildi.
Kaymakam - Yargı İşbirliği:
Sen Misin Konuşan?!
Kaymakam [E.], kendisine yönelik yapılanhukuksuzluğu gündeme taşıyan Dr. [A.Y.]e yönelik adeta 'Sen misin konuşan' diyerek tazminat davası açtı. Davasürecindeki aşamalar ise dikkatlerden kaçmadı. Buldan Mülki Amiri Kaymakam[E.], Dr. [Y.] hakkında soruşturma başlatılmasını istedi. Bununüzerine Buldan Cumhuriyet Başsavcısı [Ç.D.] soruşturma başlattı. Savcı [Ç.D.] nin eşi olan dava hakimesi [D.D.] ye cezayı bastı. Bu yaşananlar 'kaymakam, savcı vehakim işbirliği' yorumlarına sebep oldu.
...
Tam 28 Şubat Kaymakamı
"Hem Görevden uzaklaştırdı
Hem de tazminata mahkum ettirdi
İşte 28 Şubat Kaymakamı!
28 Şubat'ın kahraman kaymakamı olarakDenizli/Buldan'da nam salan Kaymakam [A.E.], iddialara göre geçmişte başörtülülere rapor verdiğigerekçesiyle görevden attırdığı doktoru şimdi de tazminat davası ile mağduretme yoluna gitti. Kaymakam [E.],'Beni bu kaymakam attırdı' diyen doktor için mülki amiri olduğu ilçe mahkemesinezdinde tazminat davası açtı. Dava, doktorun 20 bin TL para cezası alması gibiilginç ve korkunç bir rakamla sonuçlandı. Kaymakamla ilgili iddialar sadecebununla sınırlı değil.
...
Bu Kaymakam Kim?
Dr. [A.Y.], 28 Şubat kararlarının en acımasız şekildeuygulandığı 1998 ile 2000 yılları arasında Batman/Hasankeyf'te görev yapanKaymakam [A.E.] tarafındanbaşörtülü iki öğretmene rapor verdiği gerekçesiyle hedefe konuldu. Daha sonraİslami hassasiyeti gerekçesiyle Dr. [A.Y.] cezaevine atıldı. Gerek başörtülülere verdiği raporlar gerekse deİslami hassasiyeti gerekçesiyle Dr. [A.Y.] hakkında başlatılan mahkeme sürec, iddialara göre Kaymakam [E]nin [A.Y.] yi işten attırma sürecinin ilk adımı oldu. Dr. [A.Y.], Kasım 2001'de bir daha dönmemek üzere görevdenatıldı. Bu atılma süreci her ne kadar süreci başlatan Kaymakam [E.] döneminde değil de kendisinden sonraki kaymakamdöneminde gerçekleşmiş olsa da süreç Kaymakam [E.] döneminde başlatıldı ve sonraki gelişmelerde onunhazırlattığı dosya üzerine bina edildi. Kendisine yapılan hukuksuzluğu gündemetaşıdı diye [A.Y.] e aynıkaymakam tarafından 2012 Nisan ayında yeniden dava açıldı. Şu an DenizliBuldan'da görev yapan Kaymakam [A.E.] yapılan haberlerden sonra adeta 'Sen misin konuşan' diyerek[A.Y.] hakkında 20 bin TL para cezası ilesonuçlanan tazminat davsını açtı. Kaymakam [E.]nin isteği ile Buldan Asliye Hukuk Ceza Mahkemesi'ndedavaya bakan hakim de Savcı [Ç.D.]nineşi [D.D] idi.
....
28 Şubat Kahramanı (!) Kaymakam Buldan'da
28 Şubat döneminde Hasankeyf'te yaptığı keyfiuygulamalarla birçok mağduriyete sebep olan [E.]nin şu anda görev yaptığı Buldan'da da hakkında çokçarpıcı iddialar var. İşte 28 Şubat'ın kahraman(!) kaymakamı olarak nam salanKaymakam [A.E.]nin 2009 yılındaBuldan'a geldiği tarihten bugüne kadar yaşanan bazı olaylar, gelişmeler vehakkındaki iddialardan bazıları!
...
İptal Edilen İçki Ruhsatını Kendisi Verdi
Yenicekent Belediye Başkanı [N.S.] nin iptal ettiği içki ruhsatının kaymakam tarafındanverilmesi üzerine çıkan kavgada [N.S.] bıçaklanarak öldürüldü.
İddialara göre özellikle dindar ve muhafazakargörüşlü memurlar hakkındaki şikayetler hemen soruşturma konusu yapılarakbaskılar yapılmakta.
..."
12. Anılan haber üzerine müşteki, başvurucu hakkında iftira vehakaret suçlaması ile 29/7/2013 tarihinde suç duyurusunda bulunmuştur. Buldan CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan 8/10/2013tarihli iddianamenin başvuru ile ilgili kısmında özetle;
i. Habere konu edilen A.Y. isimli doktorun devlet memurluğundandinî hassasiyetleri dolayısıyla çıkarılmasına ilişkin bilginin Batman SağlıkMüdürlüğü tarafından düzenlenen 26/2/2001 havale tarihli yazının baştan birkaçsatırının ve sondan birkaç satırının aktarılmak sureti ile çarpıtılarakverildiği,
ii. Aynı yazının orta kısmında yer alan Dr. A.Y.nin Hizbullah terörörgütüne üye olması ve örgüt adına çalışmalar yürütmesi sebebi ile devletmemurluğundan çıkarılmasına neden gösterilen eylemlere kasti olarak yerverilmediği,
iii. Daha önceden Belediye Başkanı N.S. tarafından iptal edileniçki ruhsatının müşteki tarafından verilmesi sebebi ile çıkan kavgada N.S.ninbıçaklanarak öldürüldüğü şeklindeki habere konu bilginin ise yapılan yazışmalarsonucunda gerçeği yansıtmadığının anlaşıldığı ve bir gazeteci olan başvurucutarafından gerçeğe çok basit bir araştırma ile ulaşılabilmesi mümkün iken sözkonusu yükümlülüğün yerine getirilmediği, müşteki hakkında adli ve idarisoruşturma başlatılmasını sağlama kastı ile habercilik yapıldığı iddia edilmişve başvurucunun iftira suçundan cezalandırılması talep olunmuştur.
13. Başvurucu savunmasında söz konusu haberi A.Y. isimli kişininbeyanlarına dayalı olarak hazırladığını ifade etmiştir. Haksızlığa uğradığınıdile getiren bir kişinin mağduriyetini haberleştirmenin doğrudan gazetecilikfaaliyeti olduğunu, haberin yapıldığı tarihte müşteki tarafından A.Y.ye açılantazminat davasının kesinleşmemesi sebebi ile iddiaların yayım tarihi itibariile geçerliliğini koruduğunu belirten başvurucu, müştekinin haber içeriğindeişlediği iddia olunan haksız eylemleri ika etmediğini kendisinin bilmediğini vehaberi yaparken kötü niyeti olmadığını belirtmiştir.
14. Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 12/7/2016tarihli kararıyla başvurucunun hakaret suçu yönünden beraatine, iftira suçundan10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geribırakılmasına (HAGB) karar verilmiştir. Söz konusu kararın gerekçesinin ilgilikısmı şöyledir:
"İftira suçu yönünden;
Bu ilkeler doğrultusunda, iddia konusu yazıiçeriği incelendiğinde; katılanın Batman ili Hasankeyf ilçesinde kaymakamolduğu dönemde, dava dışı Dr. [A.Y.]ye 28 Şubat sürecinde islami hassasiyetiolduğu ve baş örtülü öğretmenlere rapor verdiği gerekçesi ile hedefe koyduğu,bu nedenle Dr. [A.Y.] yi işten attırdığı, yine iptal edilen içki ruhsatınıkatılanın usulsüz olarak verdiğinden bahisle bir takım iddialarda bulunduğugörülmektedir.
Buna karşın, Yargıtay 4. Hukuk Dairesitarafından onanarak kesinleşen Buldan Asliye Hukuk Mahkemesinin 23/10/2015tarih ve 2015/231- 292 E, K sayılı ilamı ile sanığın yazısına konu olan Dr. [A.Y.] ınusulsüz olarak işten attırıldığı yönündeki iddiaları nedeni ile tazminatamahkum edildiği, ayrıca sağlık Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 01/06/2011tarih, 2001/2-1 sayılı kararından 2000 yılında [A.Y.] ınhizbullah terör örgütüne üye olmak suçundan yargılanması nedeni ile aynızamanda hakkında disiplin soruşturması başlatıldığı ve neticesinde bu YüksekDisiplin kurulunca söz konusu eylemin 657 sayılı Kanunun 125/4 maddesigereğince devlet memurluğundan çıkarılmasına karar verildiği, dolayısıylakatılanın kaymakam olduğu dönemde Dr. [A.Y.] a yönelikiddialarının gerçeği yansıtmadığı, yine sanığın usulsüz olarak içki ruhsatıverdiği şeklindeki iddialarının da ispatlanamadığı, sanığın savunmasınıdestekleyecek herhangi bir delil sunmadığı, sanığın bu kapsamda katılanınkaymakamlık yaptığı dönemde iş ve işlemlerini eleştirmekten ziyade katılanıngörevini kötüye kullandığını iddia ettiği, ayrıca katılan hakkında Batman veDenizli valiliklerinin vermiş olduğu yazı cevaplarından da anlaşılacağı üzere,katılan hakkında herhangi bir soruşturma bulunmadığının belirtilmesi karşısındamasumiyet karinesi ihlal edilmek sureti ile katılan hakkında suç isnadındabulunulduğu, gazeteci olan sanığın objektif özen yükümlülüğüne uygun olarakiddia ettiği olaylar hakkında idari birimlerden habere konu olayın gerçekliğikonusunda herhangi bir araştırma yapmaksızın soyut suçlamalarda bulunduğu, bunedenlerle sanığın iftira suçu bakımından özel bir hukuka uygunluk nedeni olanbasın özgürlüğünden yararlanamayacağı kanaatine varılmış ve sanığın iftirasuçundan cezalandırılmasına karar verilmiştir."
15. Başvurucunun bu karara itirazı Bakırköy 9. Ağır CezaMahkemesince 25/8/2016 tarihinde reddedilmiştir. Ret kararı başvurucuya3/10/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 1/11/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "İftira" kenar başlıklı 267.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Yetkili makamlara ihbar veya şikayettebulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkındasoruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasınısağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldandört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
B. Uluslararası Hukuk
18. İfade özgürlüğünün demokratik toplumdaki önemi ile ifadeözgürlüğü ve itibarın korunmasını isteme hakkı arasındaki ilişkiyle ilgiliuluslararası hukuk kaynakları için bkz. KorayÇalışkan, B. No: 2014/4548, 5/12/2017, §§ 17-19; Mehmet Doğan Uğurlu ve diğerleri, B. No:2015/954, 12/9/2018, §§ 21-23; Nihat Durmuşve Durmuş Ofset Gaz. Bas. Yay. Mat. Kül. ve Spor Etk. ve Tic. Ltd. Şti., B.No: 2014/5761, 10/5/2018, §§ 24-27.
19. Demokratik bir toplumda basının oynadığı temel rol ilebasının görev ve sorumluluklarına ilişkin uluslararası hukuk kaynakları içinbkz. Çetin Doğan [GK], B.No: 2014/3494, 27/2/2019, §§ 31-44.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 8/9/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu;
i. Söz konusu haberi müştekinin işlediği fiiller nedeni ilemağdur olan tanık A.Y.nin beyanlarını esas alarak yaptığını, bir mağduruniddialarını habere konu etmenin gazetecilik görevi olduğunu ifade ederek basınözgürlüğünün ihlal edildiğini,
ii. Haberin yayımlandığı tarihte müşteki hakkındaki iddialarınasılsız olduğunun henüz ispatlanmadığını, başvuruya konu haberi müştekinin adliyahut idari bir soruşturma geçirerek cezalandırılması amacı ile kalemealmadığını ve iftira kastının bulunmaması sebebi ile suçun oluşmayacağınıngözetilmesi gerekirken hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi dolayısıyla suç vecezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiğini;
iii. Hakkında verilen mahkûmiyet kararına karşı itiraz kanunyoluna başvuruda bulunduğunu, itiraz incelemesini yapan Bakırköy 9. Ağır CezaMahkemesinin yalnızca usule ilişkin inceleme yaptığını, iftira suçunun maneviunsurunun oluşmamasına rağmen itiraz mercii tarafından işin esasınagirilmeyerek itirazın reddi kararı verildiğini belirterek adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
22. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde esas alınacak “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” kenarbaşlıklı 26. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes, düşünce vekanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarakaçıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesiolmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar...
Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarınınşöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir…”
23. Anayasa’nın "Basınhürriyeti" kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Basın hürdür, sansür edilemez…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır…”
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının Anayasa'nın 26. ve28. maddeleri kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan ifadeve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
26. Başvurucunun gazetede yayımlanan haber nedeniyle 10 ay hapiscezası ile cezalandırılmasına ve HAGB'ye karar verilmiştir. Söz konusu mahkemekararı ile başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yönelik bir müdahaleyapılmıştır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
27. Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerinegetirmediği müddetçe Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinin ihlalini teşkiledecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler,... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarakve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplumdüzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
28. Yukarıda anılan müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygunluk koşullarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesigerekir.
i. Kanunilik
29. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 5237 sayılı Kanun'un "İftira" kenar başlıklı 267.maddesinin kanunla sınırlamaölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
30. Başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı verilmesinin kamudüzeni ve başkalarının şöhret veya haklarının korunmasına yönelik önlemlerinbir parçası olduğu kabul edilerek meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.
iii. Demokratik ToplumDüzeninin Gereklerine Uygunluk
(1) Genel İlkeler
(a) Demokratik ToplumDüzeninin Gerekleri Kavramı
31. Anayasa Mahkemesi ifade özgürlüğü bağlamında demokratik toplum düzeninin gerekleriifadesinden ne anlaşılması gerektiğini daha önce pek çok kez açıklamıştır. İfadeözgürlüğü; kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçeulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tekbaşına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi,anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamınagelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlüaraçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyigerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve buçabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir.Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşünceninbarışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyiaçıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, §§ 33-35; Mehmet Ali Aydın [GK],B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 42-43; TanselÇölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, §§ 35-38).
32. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıbir müdahale olması gerekir (Bekir Coşkun,§§ 53-55; Mehmet Ali Aydın, §§ 70-72; AYM, E.2007/4, K.2007/81,18/10/2007). Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisinigöstermesi gerekmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 51; Mehmet Ali Aydın, § 68; Tansel Çölaşan, § 51). Orantılılık isebireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarınınhaklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil birdengenin kurulmasına işaret etmektedir (bazı farklılıklarla birlikte bkz. Bekir Coşkun, § 57; Tansel Çölaşan, §§46, 49, 50; Hakan Yiğit, B. No:2015/3378, 5/7/2017, §§ 59, 68).
(b) İfade ve BasınÖzgürlüğünün Demokratik Toplumdaki Önemi
33. Anayasa Mahkemesi; Anayasa'nın 26. maddesinde yer alan ifadeözgürlüğü ile Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan basın özgürlüğünün demokratikbir toplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyingelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çokkez ifade etmiştir (Mehmet Ali Aydın,§ 69; Bekir Coşkun, §§ 34-36).Basın özgürlüğünün kamuoyuna çeşitli fikir ve tutumların iletilmesi ve bunlarailişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birini sağladığı açıktır(İlhan Cihaner (2), B. No:2013/5574, 30/6/2014, § 63).
(c) Başkalarının Şöhretveya Haklarının Korunması
34. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasına göre ifadeözgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden ve bu bağlamda ifade özgürlüğünükullananların uyması gereken görev ve sorumluluklardan biri de başkalarınınşöhret veya haklarının korunmasıdır. Bireyin şeref ve itibarı, kişiselkimliğinin ve manevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur ve Anayasa’nın 17.maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (İlhan Cihaner (2), § 44). Devlet, bireyinşeref ve itibarına keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerinsaldırılarını önlemekle yükümlüdür (NilgünHalloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014, § 41; Adnan Oktar (3), B.No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33; BekirCoşkun, § 45; Önder Balıkçı,B. No: 2014/6009, 15/2/2017, § 44).
(d) Basının Ödev ve Sorumlulukları
35. Anayasa Mahkemesi cezalandırılmasına neden olan yazıda birgazeteci olan başvurucunun ödev ve sorumluluklarına uygun davranıpdavranmadığını inceleyecektir. Gerçekten de Anayasa'nın 26. ve 28. maddelerisınırsız bir ifade özgürlüğünü garanti etmemiştir. Anayasa'nın 12. maddesinin"Temel hak ve hürriyetler, kişinintopluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtivaeder." biçimindeki ikinci fıkrası, kişilerin sahip olduklarıtemel hak ve hürriyetleri kullanırken ödev ve sorumluluklarına da göndermeyapmaktadır. 26. maddenin ikinci fıkrasında yer alan sınırlamalara uymayükümlülüğü, ifade özgürlüğünün kullanımına basın için de geçerli olan bazı görev ve sorumluluklar getirmektedir(basının görev ve sorumluluklarına ilişkin olarak bkz. Orhan Pala, B. No: 2014/2983, 15/2/2017, §46; Erdem Gül ve Can Dündar [GK],B. No: 2015/18567, 25/2/2016, § 89; R.V.Y.A.Ş., B. No: 2013/1429, 14/10/2015, § 35; Fatih Taş [GK], B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 67; Önder Balıkçı, § 43). Bu görev vesorumluluklar başkalarının şöhret ve haklarınınzarar görme ihtimalinin bulunduğu ve özellikle adı verilen bir şahsınitibarının söz konusu olduğu durumlarda özel önem arz eder (Orhan Pala, § 47).
(2) Somut OlayınDeğerlendirilmesi
36. Başvuruya konu gazete haberinde Kaymakam A.E. hakkında çoksayıda iddiaya ve değerlendirmeye yer verilmiş olmakla beraber somut olaydaAnayasa Mahkemesi yalnızca ilk derece mahkemesi tarafından gerekçeli karardagözetilen iki isnat üzerinden değerlendirme yapacaktır. Bu isnatlardan ilkiKaymakam A.E.nin 28 Şubat sürecinde dinî hassasiyeti olduğu ve başörtülüöğretmenlere rapor verdiği gerekçesiyle doktor A.Y.nin kamu hizmetindençıkarılmasına sebebiyet verdiğine ilişkindir. İkinci isnat ise 2013 yılındaDenizli'nin Buldan ilçesinde görev yapan Kaymakam A.E. tarafından içki ruhsatıiptal edilen bir müesseseye usulsüz içki ruhsatı verildiğine dairdir.
37. Haber, kaymakam olarak görev yapan müştekinin 28 Şubatsürecinde ve sonrasında görevini ifa ederken toplumun muhafazakâr kesimlerincetepki çektiği ileri sürülen bazı işlem ve eylemleriyle ilgilidir. 28 Şubatsürecinin yaratmış olduğu toplumsal etki dikkate alındığında geniş yetkilerkullanan bir kamu otoritesinin bu döneme ve sonrasına ilişkin işlem veeylemlerini konu alan haberin kamusal ilgi barındırmadığı söylenemez. Bununlabirlikte haberde müşteki hakkında ileri sürülen iddiaların doğruluğuna ilişkinolarak başvurucunun hiçbir şüphesi bulunmadığı algısı yaratacak şekilde kesinbir dil kullanıldığı (bkz. § 11) görülmektedir. Bu itibarla haberde müştekiyeyöneltilen suçlamaların kullanılan dil nazara alındığında müştekinin kişisel vemesleki itibarına ciddi ölçüde zarar verebileceği açıktır.
38. Anayasa Mahkemesi ifade ve basın özgürlüğünün demokratik birtoplumun zorunlu temellerinden olduğunu, toplumun ilerlemesi ve her bireyingelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturduğunu daha önce pek çokkez ifade etmiştir (Mehmet Ali Aydın,§ 69; Bekir Coşkun, §§ 34-36).Bununla birlikte sosyal görevini yerine getirebilmesi için basının özgür olmasıkadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesi de şarttır (Çetin Doğan, § 56). Basın özgürlüğündebelli ölçüde abartıya hatta tahrik yoluna başvurmak mümkün olsa da bu özgürlükaynı zamanda ilgililerin meslek ahlakına saygı göstererek doğru ve güvenilirbilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareket etmelerini de zorunlukılmaktadır (İlhan Cihaner (2), §60; Orhan Pala, § 48; Medya Gündem Dijital Yayıncılık Ticaret A.Ş.[GK], B. No: 2013/2623, 11/11/2015, § 42; KadirSağdıç, B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 53).
39. Başvurucunun cezalandırılmasına konu edilen ifadelerin ilkderece mahkemesi tarafından olgusal isnat olarak nitelendirildiğigörülmektedir. Bu bağlamda olgusal isnat içeren ifadeler yönünden derecemahkemesi tarafından basının gazetecilik etik ve ilkelerine uygun olarak ve iyiniyetle, topluma doğru ve güvenilir bilgi sağlama ödev ve sorumluluğunu yerinegetirip getirmediği belirlenirken ileri sürülen olgusal iddiaların doğruluğukonusunda yeterli araştırmayı yapılıp yapılmadığı denetlenmelidir (Çetin Doğan, § 58).
40. Haberde Kaymakam A.E.ye yöneltilen isnatlardan ilki A.Y.isimli doktorun 28 Şubat sürecinde dinî hassasiyeti olduğu ve başörtülüöğretmenlere rapor verdiği gerekçesiyle kamu hizmetinden çıkarılmasına A.E.ninsebep olmasıdır. Söz konusu isnadın genel itibari ile A.Y.nin beyanlarınadayanarak haberleştirildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte yazının bulunduğusayfada, Sağlık Bakanlığı ve Batman Valiliği arasında yapıldığı anlaşılan resmîyazışmanın bir kısmına yer verilerek başvurucu tarafından habere konu edilenisnadın desteklenmeye çalışıldığı görülmektedir. Ancak Buldan CumhuriyetBaşsavcılığının başvurucu hakkında tanzim ettiği iddianameden anlaşıldığı üzeresöz konusu resmî yazışmanın habere konu edilmeyen bölümünde A.Y.nin Hizbullahterör örgütüne üyeliğine ilişkin delil ve değerlendirmelere yer verildiği ancakbaşvurucunun bu bilgilerden haberde özellikle söz etmediği anlaşılmaktadır. Tümbunlara ek olarak iddianamedeki anlatımdan, Batman Valiliği ve Sağlık Bakanlığıarasında A.Y. hakkında yapılan yazışmanın haberde yer verilmeyen kısmındadoktor A.Y.nin Hizbullah terör örgütüne üye olması ve örgüt adına çalışmalaryürütmesi sebebi ile devlet memurluğundan çıkarıldığına ilişkin bilgi bulunduğuanlaşılmaktadır. Bu durumda A.Y.nin meslekten çıkarılmasına ilişkin gerçekgerekçenin başvurucu tarafından bilindiği hususunda bir ihtilaf bulunmadığıaçıktır.
41. Bu bağlamda ilk isnat yönünden başvurucunun haberindoğruluğunu araştırma yükümlülüğünü yerine getirmediği ve iyi niyetçerçevesinde hareket etmediği (Orhan Pala,§ 47) sonucuna ulaşılmıştır.
42. İkinci isnat ise A.E.nin 2013 yılında görev yaptığıDenizli'nin Buldan ilçesinde içki ruhsatı iptal edilen bir müesseseye usulsüziçki ruhsatı verildiğine ilişkin olup başvurucu tarafından söz konusu iddiayailişkin haber kaynağına dair hiçbir açıklama yapılmamıştır. Şüphesiz ki haberkaynağının gizliği ilkesi uyarınca somut olayda gazeteci olan başvurucunun sözkonusu bilgiye kimin vasıtası ile ulaştığını açıklamaya zorlayacak şekilde birdenetleme yapmak mümkün değildir. Bununla birlikte haberinin kaynağını açıklayıpaçıklamamak konusunda serbestî sahibi olan gazetecinin tercihini açıklamamaktanyana kullanması hâlinde ileri sürdüğü olgusal isnatların doğruluğunu araştırmakonusundaki sorumluluğu ağırlaşır (ÇetinDoğan, § 66). Başvurucu tarafından söz konusu iddianın gerçekliğikonusunda yargılama sırasında hiçbir delil gösterilmediği ve iddiayı doğrulamakadına gerekli araştırmanın yapıldığı hususunun da ortaya konulamadığıgörülmektedir. Haberin güncel nitelik taşımadığı, gazeteci olan başvurucununsöz konusu iddiayı araştırmak için geniş zaman ve imkânlara da sahip olduğugözetildiğinde başvurucunun bir gazeteci olarak araştırma yükümlülüğünükendisinden beklenildiği şekilde yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
43. İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılamadabaşvurucunun ileri sürdüğü deliller değerlendirilmiş, ceza yargılamasına konuedilen isnatlar etraflıca araştırılmış ve ileri sürülen iddiaların başvurucutarafından delillerle desteklenemediği sonucuna varılarak başvurucununmahkûmiyetine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından yapılanincelemede, gazeteci olan başvurucuya basının ödev ve sorumluluklarını aşacakşekilde bir yükümlülük yüklenmediği tespit edilmiş, başvurucunun ifade ve basınözgürlüklerine yapılan müdahalenin başkalarınınşöhret ve haklarının korunması gibi zorunlu bir ihtiyacı karşıladığıkanaatine ulaşılmıştır.
44. Bununla birlikte bir gazeteci olan başvurucunun yapmışolduğu haber sebebi ile hapis cezası biçiminde bir yaptırıma maruz kalmasıorantılı görülemez. Bu itibarla başvurucu hakkında 10 ay hapis cezası verilmesi-cezaya konu hüküm açıklanmamış olsa dahi- orantılı bir müdahale olarak kabuledilemeyeceğinden başvurucunun ifade ve basın özgürlüklerine yapılanmüdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı sonucunaulaşılmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerindegüvence altına alınan ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
46. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkinşikâyetinin başvuruda ifade ve basın özgürlükleri yönünden ihlal bulunmasınedeniyle ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
Serdar ÖZGÜLDÜR bu sonuca farklı gerekçeyle katılmıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
47. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
48. Başvurucu ihlalin tespiti ve 10.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
49. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadankaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875,7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlalkararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalindevamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiylesonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).
50. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
51. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemeninihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukukikurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılamasonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunuöngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlıolarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanınyenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılamasebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; AligülAlkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
52. İncelenen başvuruda başvurucunun cezalandırılmasınınorantısız bir müdahale olması nedeniyle ifade ve basın özgürlüklerinin ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
53. Bu durumda ifadeve basın özgürlüklerinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yenidenyargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş yeniden yargılamakararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenlerigideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesindenibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereKüçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesigerekmektedir.
54. Diğer taraftan somut olay bağlamında yeniden yargılamayapılmasına karar verilmesi ihlale yol açan yargılama sürecine muhatap olanbaşvurucunun bu sürede uğradığı bütün zararları gidermemektedir. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesindeihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için ifade ve basınözgürlüklerinin ihlali nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle ve yeniden yargılamasuretiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 3.000TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.239,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. İfade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerinde güvence altına alınanifade ve basın özgürlüklerinin İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin ifade ve basın özgürlüklerininihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Küçükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesine (E.2014/395, K.2016/410)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
E. 239,50 TL harç ve 3.000 TL oluşan toplam 3.239,50 TLyargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE8/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
DEĞİŞİK GEREKÇE
Başvurucu, iftira suçundan 10 ay hapis cezasına mahkûm edilmişve bu cezası hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararıverilmiştir. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun (TCK) 267. maddesi uyarınca busuçun cezası bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası olup, derece mahkemesi altsınırdan ceza tayin etmiştir. Çoğunluk gerekçesinde, başvurucu hakkındaki bu kararile başvurucunun ifade ve basın hürriyetine yapılan müdahalenin “başkalarınınşöhret ve haklarının korunması” gibi zorunlu bir ihtiyacı karşıladığı sonucunavarılmış, ancak HAGB kararına rağmen başvurucunun hapis cezasına mahkûmedilmesinin (bu yolla basın özgürlüğüne yapılan müdahalenin) demokratik toplumdüzeninin gereklerine uygun olmadığı değerlendirilmiştir. Diğer bir deyişle,“iftira” gibi nitelikli bir suçtan mahkûmiyeti gerektiren nedenlerin varlığıkabul edilmekle beraber, HAGB kararı verilse bile başvurucunun” hapis cezasıtehdidi altında olması” hali bir ihlâl nedeni olarak kabul edilmiştir. Yanibasın mensubu olmak, iftira suçu bakımından adeta cezayı ortadan kaldıran birhukuki neden olarak değerlendirilmiştir. Oysa hapis cezası tehdidi altındaolmak durumu, derece mahkemesince TCK. nun “Kısa süreli hapis cezasına seçenekyaptırımlar” başlıklı 50 nci maddesinin tatbiki suretiyle adli para cezasına yada anılan maddenin (b-f) bentlerindeki hallerin uygulanmasıyla zaten söz konusuolmayacaktır. Dolayısiyle AİHM’nin bu konudaki içtihatları da dikkate alınarak,derece mahkemesinin başvurucu hakkında temel cezayı tayin ettikten sonra, ifadeve basın özgürlüklerini ve başvurucunun basın mensubu olduğunu dikkate alarak,TCK. 50. Maddesi uyarınca bu cezayı seçenek yaptırımlardan birine çevirmesi veondan sonra HAGB kararı vermesi gerekli ve yeterli bulunmaktadır. Bu durumdabaşvurucu esasen hapis cezası tehdidi altında olmayacaktır. Oysa, çoğunluğungerekçesine göre, hem suç sabit görülecek hem de derece mahkemesince hiç cezaverilmemesi gerekecektir.
Açıklanan nedenlerle, böyle bir gerekçeye katılmam mümkünolmadığından, ihlâl sonucuna belirttiğim gerekçeyle katılıyorum.
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR