TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ŞÜKRÜ İLCİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/3449)
Karar Tarihi: 18/11/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Duygu KALUKÇU
Başvurucu
:
Şükrü İLCİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukukiolmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişiminkısıtlanması, tahliye taleplerinin incelenmemesi, tutukluluk incelemelerininkanuni süresi içinde yapılmaması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluk incelemelerinde alınan savcılıkgörüşünün bildirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının;hukuka aykırı arama kararları ve vekille görüşlerin kayıt altına alınmasınedeniyle savunma hakkı ile adil yargılanma hakkının; gözaltı sürecinde ve cezainfaz kurumundaki bazı uygulamalar nedeniyle nedeniyle de kötü muameleyasağının, eşitlik ilkesi ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 22/1/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süreci yenidenuzatılmayarak 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargıorganları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çokuzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen biryapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri[GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının dabulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§51, 350).
8. Başvurucu, en son Edirne Cumhuriyet savcısı olarakgörev yapmıştır.
9. Başvurucu, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun(HSYK) 16/7/2016 tarihli kararı ile görevinden uzaklaştırılmış; 24/8/2016tarihli kararı ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihindekesinleşmiştir.
10. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı (Savcılık) tarafındanbaşlatılan soruşturma kapsamında 16/7/2016 tarihinde başvurucu gözaltınaalınmıştır. Savcılık tarafından 17/7/2016 tarihinde başvurucunun ifadesialınmış, ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur.
11. Başvurucu, Savcılık tarafından silahlı terör örgütüneüye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarındantutuklanması istemiyle 17/7/2016 tarihinde Edirne Sulh Ceza Hâkimliğine sevkedilmiştir. Başvurucunun sorgusu Edirne Sulh Ceza Hâkimliğince aynı tarihteyapılmış, sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu,emniyetteki ifadesine benzer şekilde beyanlarda bulunmuştur.
12. Hâkimlik başvurucunun tutuklanması talebinin reddineve adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar vermiş ancak bu kararaSavcılığın yaptığı itiraz üzerine 18/7/2016 tarihinde Edirne Sulh CezaHâkimliği başvurucunun atılı suçlardan tutuklanmasına karar vermiştir.
13. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş ancakitirazı Kırklareli Sulh Ceza Hâkimliğince 21/7/2016 tarihinde kesin olarakreddedilmiştir.
14. Edirne Cumhuriyet Başsavcılığı 31/10/2016 tarihlikarar ile yetkisizliğine ve başvurucu hakkındaki soruşturma dosyasının AnkaraCumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da12/1/2017 tarihli karar ile yetkisizliğine ve başvurucu hakkındaki soruşturmadosyasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermiştir.
15. Başvurucu hakkında devam eden soruşturma sürecindeEdirne Sulh Ceza Hâkimliğinin 17/8/2016, 9/9/2016, 6/10/2016 tarihli; Ankara 9.Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/11/2016 tarihli; Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin5/12/2016 tarihli; Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/1/2017 tarihli; İstanbul14. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/2/2017, 15/9/2017 tarihli; İstanbul 10. Sulh CezaHâkimliğinin 9/3/2017 tarihli; İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 7/4/2017tarihli; İstanbul 13. Sulh Ceza Hâkimliğinin 3/5/2017 tarihli; İstanbul 11.Sulh Ceza Hâkimliğinin 5/6/2017 tarihli; İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin4/7/2017 tarihli; İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 1/8/2017 tarihli; İstanbul9. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24/8/2017 tarihli; İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin6/10/2017 tarihli; İstanbul 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 6/11/2017 tarihli;İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 28/12/2017 tarihli kararları ilebaşvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Başvurucununİstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin kararına karşı yapmış olduğu itiraz İstanbul12. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21/12/2017 tarihli kararı ile kesin olarakreddedilmiştir.
16. Başvurucu 22/1/2018 tarihinde bireysel başvuruyapmıştır.
17. Başsavcılık 28/5/2018 tarihli iddianame ilebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasıistemiyle kamu davası açmıştır.
18. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi 10/7/2018 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve 2018/183 sayılı dosya üzerindenkovuşturma aşaması başlamıştır.
19. Devam eden kovuşturma sürecinde 30/10/2018 tarihliduruşmada başvurucunun tahliyesine ve hakkında adli kontrol tedbiriuygulanmasına karar verilmiştir.
20. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi yaptığı yargılamasonucunda 15/11/2019 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütü üyeliğinden 7yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkûmiyetkararının gerekçesinde başvurucu hakkında ByLock tespiti, aleyhe tanıkbeyanları ile arama ve elkoyma işlemleri neticesinde elde edilen dijitalverilere dayanıldığı anlaşılmıştır.
21. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla istinaf incelemesinde derdesttir.
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi Yönünden
23. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderleriniödeyemeyecek durumda olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
24. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak -UYAPüzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçimini önemli ölçüdegüçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılanbaşvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulünekarar verilmesi gerekir.
B. Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkinİddialar
1. GözaltındaKötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
25. Başvurucu; gözaltında alındıktan sonra adliyekoridorlarında teşhir edilmek suretiyle 14 saat bekletildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
26. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusuşikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüneuygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bumakamlara sunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekliözeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,26/3/2013, § 17).
27. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırıve Anayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanınyapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 25).
28. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesinbelirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsadahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasınınsağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan, § 25).
29. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli ve/veya idari merciyeilettiğine dair bir bilgi ya da belge sunmadığı da gözetildiğinde hukuksisteminde mevcut başvuru yollarını tüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğuanlaşılmaktadır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Ceza İnfazKurumunda Kötü Muamele Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
31. Başvurucu; tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumunda iyileştirmeve sosyal faaliyetlerden faydalanma hakkı ile bilgisayar kullanımı vemektuplaşma hakkı kapsamında ayrımcılık yapıldığını, bu faaliyetlerinyasaklandığını, ayrıca 24/12/2017 tarihli ve 696 sayılı Olağanüstü HalKapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (KHK)ile tek tip kıyafet zorunluluğu getirildiğini, bu düzenlemenin potansiyelmağduru olmasından bahisle masumiyet karinesinin de ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
i. İyileştirmeve Sosyal Faaliyetlerden Faydalanma Hakkı ile Bilgisayar Kullanımı veMektuplaşma Hakkına İlişkin İddia
32. Anayasa'nın 10. maddesi şöyledir:
"Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet,siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırımgözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
...
Devlet organları ve idare makamlarıbütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmekzorundadırlar."
33. Ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinintartışılabilmesi için kural olarak kişinin hangi temel hak ve özgürlüğükonusunda ayrıca hangi temele dayalı olarak ayrımcılığa maruz kaldığınıntespiti gerekir. Ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucununkendisiyle benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisineyapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmesi yeterliolmayıp ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet,din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle ortayakoyması gerekir (Adnan Oktar [2], B. No: 2013/514, 2/10/2013, § 46).
34. Somut olayda başvurucunun hangi nedenle ve hangi hakkapsamında kendisine ayrımcılık uygulandığına dair herhangi bir açıklamayapmadığı gibi somut bir olay ya da olgudan bahsetmediği anlaşıldığındanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
35. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları bakımından incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
ii. 696 SayılıKHK ile Getirilen Tek Tip Kıyafet Zorunluluğu Düzenlemesinin Mağduru Olunduğunaİlişkin İddia
36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 46. maddesine göre AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunulması için başvuruya konu edilen ve ihlaleyol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden başvurucunun kişiselolarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir (Onur Doğanay,B. No: 2013/1977, 9/1/2014, §§ 42-45).
37. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a eklenen hüküm kapsamında olan terörsuçlularına tek tip kıyafet uygulamasına ilişkin ilgili yönetmelik henüzyayımlanmadığından uygulamaya geçilmemiştir. Dolayısıyla somut olayda,başvurucunun ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü kamusal işlem veya eylemdenkişisel olarak etkilenmediği anlaşılmaktadır.
38. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin kişi bakımındanyetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. GözaltıKararının Hukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
39. Başvurucu, gözaltına alınmasının hukuka aykırıolduğunu belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
40. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilenhak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman veCennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
41. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltısüresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğuiddiaları ile olağanüstü hâl şartları altında geçici bir süre için azami olarakotuz güne kadar uygulanan gözaltı süresinin uzunluğunun makul olup olmadığışikâyetlerine ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaasıl dava sonuçlanmamış da olsa 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesigereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar vediğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK],B. No: 2015/144, 14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B.No: 2013/1631, 17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya,B. No: 2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47; Neslihan Aksakal, B. No:2016/42456, 26/12/2017, §§ 30-37). Somut olayda başvurucunun bu kapsamda kalaniddiaları bakımından anılan kararlardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcutdeğildir.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
43. Başvurucu; somut delillere dayalı kuvvetli suçşüphesi ve tutuklama nedenleri olmadan tutuklandığını, tutuklanmasının ölçülüolmadığını, Savcılık görevinden kaynaklanan özel güvencelere riayetedilmeksizin tutuklandığını iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
44. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanınhukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiiddiası yönünden daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucununanılan şikâyetiyle ilgili olarak 2017/14898 sayılı dosya üzerinden BirinciBölüm Birinci Komisyon tarafından yapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğindenbaşvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının mükerrerbaşvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
3. TutukluluğunMakul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
46. Başvurucu; tutukluluğunun şablon gerekçelerledevamına karar verildiğini, tutukluluğunun makul süreyi aştığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
47. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliyeedilmiş veya hükümlü hâle gelmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgiliYargıtay içtihatlarına atıf yaparak- 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515,28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§33-45; Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473, 25/1/2018, § 26). Somutolayda 30/102018 tarihinde tahliyesine, 15/11/2019 tarihinde de mahkûmiyetinekarar verilen başvurucu yönünden anılan içtihattan ayrılmayı gerektiren birdurum olmadığı anlaşılmıştır.
48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmınınbaşvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
4. SoruşturmaDosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
49. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasınıhazırlayamadığını, iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
50. Somut olayda kısıtlama kararının ne zamankaldırıldığı belli değil ise de 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4)numaralı fıkrası uyarınca en geç iddianamenin kabul edildiği 10/7/2018tarihinde kanun gereği kısıtlamanın sona erdiği değerlendirilmiştir.
51. Anayasa Mahkemesi, soruşturma dosyalarına erişimeyönelik olarak verilen kısıtlama kararlarının tutuklu kişilerinözgürlüklerinden mahrum bırakılmalarına karşı itirazda bulunma hakkı üzerindekietkisini birçok kararında incelemiştir. Bu kararlarda, öncelikle yakalanan veyatutuklanan kişiye yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve hakkındakiiddiaların bildirilmesi gerektiği ancak buradaki bildirim yükümlülüğünün isnatedilen suçlamalara esas tüm bilgi ve delilleri kapsamadığı belirtilmiş; bubağlamda başvurucunun tutuklamaya konu suçlamalara ilişkin temel unsurlarıbilip bilmediği dikkate alınmıştır (Günay Dağ ve diğerleri, §§ 168-176; HidayetKaraca, §§ 105-107; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:2015/9756, 16/11/2016, §§ 248-257).
52. Somut olayda ifade ve sorgu tutanakları, tutukluluğailişkin kararlar, başvurucu veya müdafileri tarafından verilen tutukluluğailişkin dilekçeler ile soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler incelendiğindebaşvurucunun tutukluluğa temel teşkil eden bilgi ve belgelerden haberdar vebunların içeriği hakkında yeterli bilgiye sahip olduğu, tutukluluk durumunakarşı itirazlarını sunma konusunda kendisine yeterli imkânın tanındığıgörülmüştür.
53. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
5. Tutuklulukİncelemesinin Kanuni Süresi İçinde Yapılmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
54. Başvurucu, otuz günlük kanuni süre içinde verilmesigereken gözden geçirme kararlarında kanuni süreye riayet edilmediğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
55. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda,5271 sayılı Kanun’un 108. maddesine göre yapılan değerlendirmelerin resenyapıldığını ve bu değerlendirmelerin Anayasa’nın 19. maddesinin sekizincifıkrası ile hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilmehakkı kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiş; bu kapsamdaki şikâyetlerbakımından konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezlikkararları vermiştir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158,21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No: 2013/6160,2/12/2015 § 24, Ali Kavlak, B. No: 2016/8018,10/12/2019, § 120). Somutolayda başvurucunun bu kapsamda kalan iddiaları bakımından anılan kararlardanayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
6. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
57. Başvurucu; makul süre içinde mahkeme huzurunaçıkarılmadığını, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmadan,kendisi ve müdafii dinlenmeksizin yapıldığını belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
58. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği,Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulabilmesi için öncelikle olağankanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§ 16, 17).
59. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasızyapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetiniincelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun inceleme tarihiitibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak verilecekbir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasınısağlamayacağı ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve budurumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgilibir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminatahükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.
60. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu türihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru yollarınıntüketilmediği sonucuna varmıştır.
61. Somut olayda başvurucu 18/7/2016 tarihindetutuklanmış ve tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 10/7/2018tarihinde yapılan duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili birbiçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüneçıkmadığı süre yaklaşık iki yıldır. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılankarardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
62. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
7. Tutukluluğaİtiraz İncelemesinde Alınan Savcılık Görüşünün Bildirilmediğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
63. Başvurucu, tutukluluğun devamı kararlarına karşıyaptığı itirazların incelenmesi sırasında alınan Savcılık görüşlerininkendisine tebliğ edilmediğini belirterek silahların eşitliği ilkesi bağlamındakişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
64. Anayasa Mahkemesi Devran Duran (B. No:2014/10405, 25/5/2017, §§ 106-112) kararında; tutukluluk incelemeleri sırasındaalınan savcılık görüşünün şüpheli veya sanıklara bildirilmemesinin anayasalönem taşımadığını, içeriğinde başvurucunun cevap vermesini gerektirmeyen vedaha önce ileri sürülmemiş yeni bir olgudan bahsedilmeyen durumlarda savcılıkgörüşünün başvurucuya bildirilmemesinin önemli bir zarara neden olmadığınıifade etmiştir.
65. Somut olayda, tutukluluk incelemeleri sırasındaalınan Savcılık görüşünün bildirilmediği ileri sürülmüşse de başvuru formu veeklerinde başvurucu, bu görüş yazısında kendisinin cevap vermesini gereklikılan ve daha önce haberdar olmadığı yeni bir olgu bulunduğunu dilegetirmemiştir. Ayrıca tutukluluğun devamı kararlarının Savcılık görüşünedayanılarak verildiği yönünde bir tespit de bulunmamaktadır. Dolayısıylabaşvurucunun iddiaları bakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren birdurum mevcut değildir.
66. Açıklanan gerekçelerle anayasal ve kişisel önemdenyoksun olması nedeniyle başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
D. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
67. Başvurucu; ceza infaz kurumunda avukatı ile yaptığıgörüşmelerin kayıt altına alındığını, avukatıyla gizlilik içinde görüşme imkânıverilmediğini, arama ve elkoyma işlemlerinin usulüne uygun yapılmadığını,etkili bir savunma yapamadığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
68. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Başvurucununşikâyetinin özü, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.
69. Somut olayda hakkındaki yargılama ilk derecemahkemesinde devam ederken başvurucunun bireysel başvuruda bulunduğu, bireyselbaşvurunun incelendiği tarih itibarıyla da yargılamanın istinaf aşamasındaderdest olduğu görülmektedir (bkz. § 22). Bu kapsamda başvurucunun bu başlıkaltındaki şikâyetlerine ilişkin olarak hukuk sisteminde mevcut yargısal yollarıtüketmeksizin bireysel başvuruda bulunduğu anlaşılmıştır.
70. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. 1. Gözaltındayken bazı uygulamalar nedeniyle kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İyileştirme ve sosyal faaliyetlerden faydalanma hakkıile bilgisayar kullanımı ve mektuplaşma hakkı yönünden kötü muamele yasağı ilebağlantılı olarak eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. 696 sayılı KHK ile getirilen tek tip kıyafetzorunluluğu yönünden kötü muamele yasağı ile bağlantılı olarak eşitlikilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizliknedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Gözaltı kararının hukuka aykırı olduğuna ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
5. Tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin iddianın mükerrerbaşvuru olması nedeniyle REDDİNE,
6. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
7. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlandığına ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
8. Tutukluluk incelemesinin kanuni süresi içindeyapılmadığına ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
9. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemişolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
10. Tutukluluğa itiraz incelemesinde alınan savcılıkgörüşünün bildirilmediğine ilişkin iddianın anayasal ve kişisel önemdenyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA
11. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebikabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAFTUTULMASINA 18/11/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.